bugün
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği20
- herkesi seven insan9
- uludağ sözlüğün saçmalığı4
- allah'ın yasakladığı cinsel ilişkiler10
- hard sevmeyen bir kızı harda nasıl ikna edersiniz7
- sözlüğe renk katan yazarlar hangi rengi katıyor23
- true nickli yazar15
- ikizler burcu kadını olmak7
- kadir inanır'ın kendi ailesine miras birakmaması4
- götünden tanırım seni8
- sarı poşet kudurtması15
- erkeklerin bir kızda aradığı kriterler9
- true'yi evlendiriyoruz3
- çok hastayım sözlük5
- tai lung12
- sözlükte her gün bir yazarı şımartıyoruz25
- sözlüğe renk katan yazarlar7
- sürekli birilerine cevap yetiştirmek10
- ai otomatik silme kalksın2
- et döner dürüm2
- en çok ihanet eden burçlar7
- evliliği ayakta tutan güçler13
- her konuda bilgisi olanı ukala diyerek hor görmek6
- manisada okul saldırısı17
- 22 eylül 2026 istanbul sağanak uyarısı3
- celal şengör'ün burç yorumu6
- türkiye de muhalefet var mı10
- iş hayatında takılan maskeler6
- afrikalılar gariban avrupa emperyalist yalanı17
- ai singularity2
- tas kafa traşlı hırt sorunu12
- bik bik'in neden bu kadar tatlı olması7
- ekonomi7
- y o r u l d u m5
- iyiliğin yan etkileri4
- siyaset üstü yazarlar9
- kova burçlari bakar misiniz5
- arkadaşlar grup açıyorum gelmek ister misiniz5
- kış geliyor6
- oğlak burcu kadını4
- kutsi3
- pkk lılar ermeni dölüdür deyince hırttıran hırt9
- hava burçları3
- z kuşağı9
- inşaat mühendislerindeki dayanılmaz çekicilik4
- türkiye medeni bi ülkeyse neden hristiyan yok29
- odam kireç tutmuyor2
- husiler yüzünden gemilerin 15 gün gecikmesi8
- betray me5
- sözlüğümde siyaset istemiyorum kampanyası8
lakabı papillon olan * henri charriere isimli kişinin Fransız sömürgesi olan bir adadaki hapishaneden kaçmasını konu alan otobiyografisi ve aynı zamanda steve mcqueen ve dustin hoffmann'ın başrollerini paylaştığı aynı adlı filmin ismi. Filmde de oyunculuk ve senaryo çok başarılı. izlense çok iyi olur dedirten filmlerden.
fransızca bir kelime olup türkçe meali kelebektir.
filmin sonundaki "beni öldürmeyi başaramadınız, hala burdayım piç kuruları" diyen steve mcqueen in anlatabildiği herşeydir.
kitabının * devamı da vardırdır. *
ayrıca, ankara da bir bar ismidir.
kitabının * devamı da vardırdır. *
ayrıca, ankara da bir bar ismidir.
son derece başarılı bir otobiyografi uyarlaması olan filmdir. özellikle steve mcquenn performansı ile ön plana çıkmaktadır. bu filmin senaryosu da ayrıca bir övgüyü haketmektedir.
Steve McQueen'in başrolünü oynadığı film.
umudun ve sabretmenin ne demek olduğunu gösteren en çarpıcı baş yapıtlardan biri...
steve mcqueen'in kelebek isimli bir katili, dustin hoffman'ın ise louis dega isimli bir kalpazanı canlandırdığı, dostluğu, fransız guiana'sındaki sabır dolu mahkumiyet yıllarını ve hayata hala sıkı sıkı bağlanmayı anlatan franklin j. schaffner'in yönettiği 1973 yılı yapımı klasik sinema filmi.
fransızca kelime; erkek giyiminde bir tür boyunbağı. kelebeğe benzediği için "papyon" denir.
(bkz: özgürruh)
lakabı "papillon" olan henri charriere isimli mahkumun fransız guyane adalarının hapis olarak kullanılan en ıssız adası cayenne'den nasıl kaçtığını anlatan autobiografi. 1973'te steve mcqueen ve dustin hoffman'ın başrol aldıkları önemli bir film. kayda değer sahneleri arasında dalgaların geliş gedişini uzun inceledikten sonra bir hindistan cevizi torbasının ardından steve mcqueen'in okyanusa atlayışı. dustin hoffman'ın dürbün kalınlığındaki gözlükleri ile hayatını riske atmamayı ve orada elde ettiği yaşamla yetinmeyi seçmesi. etkileyici bir cüzam sahnesi ile beraber steve mcqueen'in canlandırdığı kahramanın zindanın en kötüsünde kapalı kaldığında kendini antreman yapmaya ve protein alma uğruna karafatma yemeye zorlama sahnesi unutulmaz.
kitabın yazılma öyküsü çok ilginçtir:
kitabın yazarı henri charriere hapisten çıktıktan sonra birgün kitapçıda çok satan kitaplar arasından hapishanede yaşadıklarını anlatan birinin kitabını görür ve bu kitabı okur.okuduktan sonra hayretler içinde kalan yazar kendi yaşadıklarını anlatan bir kitap yazsa çok daha fazla satacağını düşünerekten kitabını yazmaya başlar ve kitabı basıldıktan birkaç ay sonra gerçekten dediği olur. henri charriere 'in kitabı tüm dünyada çok büyük satış rekorları kırar. gerçekten de kitap çok kalın olmasına rağmen okunmaya başlandığında sürükleyiciliği ile elinizden düşüremeyeceğiniz bi parçanız oluyor.
kitabın yazılma öyküsü çok ilginçtir:
kitabın yazarı henri charriere hapisten çıktıktan sonra birgün kitapçıda çok satan kitaplar arasından hapishanede yaşadıklarını anlatan birinin kitabını görür ve bu kitabı okur.okuduktan sonra hayretler içinde kalan yazar kendi yaşadıklarını anlatan bir kitap yazsa çok daha fazla satacağını düşünerekten kitabını yazmaya başlar ve kitabı basıldıktan birkaç ay sonra gerçekten dediği olur. henri charriere 'in kitabı tüm dünyada çok büyük satış rekorları kırar. gerçekten de kitap çok kalın olmasına rağmen okunmaya başlandığında sürükleyiciliği ile elinizden düşüremeyeceğiniz bi parçanız oluyor.
devam kitabı türkçeye çevrilmiş olup banko adını taşır.
dustin hoffmann ile steve mcquenn'in oyunculuklarıyla göz doldurdukları, kelebek'in hücrede geçen sahneleri akla kazınan harika bir film; ancak insan kitabı okumadan filmi izlediğine pişman oluyor, çünkü kitabın içinde o hikayeye dahil olmanın tadı bir başka olurdu kesinlikle. hadi bakalım.
fr. kelebek
(le)
(le)
Büyük bir özgürlük mücadelesi, gerçek bir hayat hikayesinden alınmış olması da etkisini daha da artırıyor kanımca. Steve Mc Queen ve Dustin Hoffman'ın oyunculuğuna zaten diyecek bir lafım olamaz fakat bilhassa Steve Mc Queen'in hücre hapsi esnasındaki performansı gerçekten de çok iyiydi.
Kurallar insanın özgürlüğünü ve hayatını elinden alma seviyesine gelip dayandığında, doğal olarak onları sorgulamamızı da beraberinde getirmesi ve insanların koymuş olduğu kuralların her zaman eksik ve kötüye kullanılabilecek zayıf tarafları olduğunu göstermesi açısından oldukça düşündürücü bir film. iki farklı karakter üzerinden şartlara, zorluklara ve insanların koymuş olduğu mantıksız kurallara boyun eğen ve eğmeyen insan portreleri çok canlı bir şekilde çizilmiş. Özellikle Kelebek karakterinin özgürlüğüne düşkünlüğü, azmi, zekası, arkadaşlarına sadakati ve yardımseverliği oldukça etkileyici ve de sonunda aldığı ödülün özgürlük olması; diğer taraftan Dega karakterinin ise orada kalması oldukça manidar... Başka bir açıdan baktığımızda elindekileri kaybetmek kaygısıyla risk alamayan insanların daha iyi şeylere hiç bir zaman kavuşamayacaklarına iyi bir örnek.
Yine Kelebek karakterinin kiliseye güvenerek onca mücadele ve zorlukla elde ettiği özgürlüğü ve hayatını onlara emanet etmesi karşılığında ise askerlere teslim edilmesi aklıma Sefiller romanındaki Jan Valjean karakterinin rahibin evindeki gümüşleri çalarken - hem de suç üstü- rahibe yakalandığı ve rahibin ona bir şans daha vererek gitmesine izin verdiği sahneyi aklıma getirdi ki insanlar tarafından koyulmamış olan kuralların uygulamasının da insanların elinde çok farklılaşabildiğini gösteren iyi bir mukayese oluşturuyorlar.
Çekim mekanları, performanslar, verdiği mesajlar, insanoğlunun özelliklerine tutulmuş güzel bir ayna olması (ki bu noktada Kelebek karakterinin Dega karakterine söylemiş olduğu şu sözü de yazmadan geçemeyeceğim-birebir aynı kelimelerle olmayabilir kusuruma bakmayın-; "Sen karının özgürlüğünü kazanması için bütün servetini vereceğini söylüyorsun, peki ya o senin için aynı şeyi yapar mı?..... Dega'dan anlamlı bir sessizlikle karşılık alınca da "işte bu yüzden kaçmalısın.")
Kurallar insanın özgürlüğünü ve hayatını elinden alma seviyesine gelip dayandığında, doğal olarak onları sorgulamamızı da beraberinde getirmesi ve insanların koymuş olduğu kuralların her zaman eksik ve kötüye kullanılabilecek zayıf tarafları olduğunu göstermesi açısından oldukça düşündürücü bir film. iki farklı karakter üzerinden şartlara, zorluklara ve insanların koymuş olduğu mantıksız kurallara boyun eğen ve eğmeyen insan portreleri çok canlı bir şekilde çizilmiş. Özellikle Kelebek karakterinin özgürlüğüne düşkünlüğü, azmi, zekası, arkadaşlarına sadakati ve yardımseverliği oldukça etkileyici ve de sonunda aldığı ödülün özgürlük olması; diğer taraftan Dega karakterinin ise orada kalması oldukça manidar... Başka bir açıdan baktığımızda elindekileri kaybetmek kaygısıyla risk alamayan insanların daha iyi şeylere hiç bir zaman kavuşamayacaklarına iyi bir örnek.
Yine Kelebek karakterinin kiliseye güvenerek onca mücadele ve zorlukla elde ettiği özgürlüğü ve hayatını onlara emanet etmesi karşılığında ise askerlere teslim edilmesi aklıma Sefiller romanındaki Jan Valjean karakterinin rahibin evindeki gümüşleri çalarken - hem de suç üstü- rahibe yakalandığı ve rahibin ona bir şans daha vererek gitmesine izin verdiği sahneyi aklıma getirdi ki insanlar tarafından koyulmamış olan kuralların uygulamasının da insanların elinde çok farklılaşabildiğini gösteren iyi bir mukayese oluşturuyorlar.
Çekim mekanları, performanslar, verdiği mesajlar, insanoğlunun özelliklerine tutulmuş güzel bir ayna olması (ki bu noktada Kelebek karakterinin Dega karakterine söylemiş olduğu şu sözü de yazmadan geçemeyeceğim-birebir aynı kelimelerle olmayabilir kusuruma bakmayın-; "Sen karının özgürlüğünü kazanması için bütün servetini vereceğini söylüyorsun, peki ya o senin için aynı şeyi yapar mı?..... Dega'dan anlamlı bir sessizlikle karşılık alınca da "işte bu yüzden kaçmalısın.")
kitabı ile filminde olmaması gereken farklılıkların olduğu sanat eserleridir. ya kitabı okunmalıdır, ya da filmi seyredilmelidir bence.
bir insanın yaşamak adına verdiği mücadeleyi salt ve anlaşılır biçimde anlatan mükemmel kitap. 13 yıllık müebbet kürek hapsinde kaçan " kelebek " lakaplı, işlemediği suçtan yargılanan bir fransızı konu alır. gerçek bir yaşam öyküsüdür. adalarda mahkumların yaşama şansı bile çok az iken kelebek birçok kez kaçmayı denemiş ve başarmış ve özgürlüğün verdiği doyumsuzlukla yakalanmıştır. lakin sonunda amacına ulaşır. kitabı okurken insanların verdiği yaşam mücadelesi öylesine etkilidir ki buzdolabı itina ile açılır, içindeki yiyecekler ve odadaki sıcacık yatak görüldükçe insan bin kere şükretme gereği duyar.
Gelmiş geçmiş, en iyi filmlerden bir tanesidir.
Seyredilmemesi büyük bir kayıptır.
Seyredilmemesi büyük bir kayıptır.
antalya belek'te bir otel adı.
dustin hoffman ve steve mcquuen in başrolunde oynadığı özgürlük temalı harika filmdir.
(bkz: papillon)
(bkz: papillon)
bir insanın özgürlüğünün ne kadar değerli olduğunu anlamamıza tekrar bi vesile olan steve mcquenn adlı abimizin ne denli büyük bi oyuncu olduğunu bizlere gösteren mükemmel bi insanın hikayesi...
okunması gereken, bir kitap, izlenmesi gereken bir film.
insanoğlunun özgürlük için nelere katlandığını anlatan bu güzel kitap ve film unutulmazların arasına girmiştir.
insanoğlunun özgürlük için nelere katlandığını anlatan bu güzel kitap ve film unutulmazların arasına girmiştir.
kitabı film inden daha etkileyici. ölmeden önce muhakak okunması gereken bir kitap. askerliğimin ilk ay ı içinde okudum 14 ay nasıl geçti anlıyamadım.
üniversitye ilk geldiğim yıl buhran günlerimde okuduğum henri charriere romanı.. ayrıca steve mcqueen'in müthiş bir performans gösterdiği bir filmi de mevcuttur.. dün gece sıkıntıdan oturup izlediğim bu başarılı filmde dustin hoffman'sa son derece kıdemli bir kalpazanı oynamaktadır.. hem kitabı okunmalı, hem de filmi izlenmeli diyorum..
shawshank redemption ile birlikte cana can katan kitaplardan. kitaptan da öte bir hayat dersi, bir destan, bir şaheser.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar