bugün
- sözlük kürdü14
- etnik köken20
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler15
- evde kalmış 30 yaşında kız17
- kadın sürücüye evine git yemek yap diyen sürücü5
- en yakın erkek kankaya sakso çekmek6
- sımsıkı sarılmak istenilen yazarlar7
- evde yalnız yaşamanın verdiği inanılmaz keyif10
- en iyi çizgi filmler9
- hangi ülke de doğmak isterdin14
- sigara3
- karıya gitmek3
- sarı poşet apla he2
- dünyadaki en kolay meslek7
- sözlükteki zengin yazarlar9
- her sözlük aşkı nefretle başlar9
- karton toplayan çocuk5
- kürt böreğiyle gelen aydınlanma2
- engeli kaldırsın diye 60 bin lira yollayan adam3
- 1 kasım 2026 kasımpaşa beşiktaş maçı8
- tavuk döner 1 lira yanında ayran bedava4
- hangi yazara aşıksınız6
- zengin olmak3
- omnitrixe sahip olmak3
- arap gel oğlum kuçu kuçu2
- çocuğunun ismini johnny koyan ebeveyn5
- 9mm'nin deviremeyeceği adam yoktur4
- sokakta sürü halinde gezen erkekler5
- amedspor22
- moralinizi bozmak istemem ama yarın pazartesi2
- sözlükte kim kime yürüyor5
- müzik haram mıdır7
- flörtte algoritma ve cesaret katsayısı2
- bik bik'in mutfağına konuk olmak8
- bir bela geliyor6
- ben çocuğuma bir hot wheels alamayacak mıyım4
- anın görüntüsü26
- fenerbahçe16
- yaptığım müthiş kaşarlı yumurta8
- kasımpaşa 2 beşiktaş 24
- filiz makarna'nın türkiye buğdayı skandalı10
- soğuklardan ötürü dudakların çatlaması5
- 31 ekim 2026 fenerbahçe göztepe maçı27
- from gold from dust9
- robert greene2
- ermenisiz kafkasya4
- arkadaşa acil 10 bin lira ateşlemek6
- evrimsel psikolojinin aşk açıklamaları3
- durduk yere insanın aklına gelen replikler7
- asgari ücret4
entry'ler (171)
twitter'daki katyaninyazi değildir.
farkettim ki alkazar sineması'nda gösterimden kalkan film burada gösterime giriyor. genellikle diyelim adet yerini bulsun.
, ardından tru calling isimli diziyle tv8'de boy göstermiş çatık kaşlı oyuncu.
i-bulamıyorum çocugu, gene mi üstüne oturdun bey!
ö-...
ö-...
k-rock'ta sabah problemi programının iki sunucusundan biri. perşembe günleri de old city live'da alpay erdem'den sonra çıkıyormuş. 'eskiler alıyor' eskici bölümünde ezgi'yle konuşturuyorlar hafızalarını. beyle, yıllarca sözlük takip etmiş gibi bir havaları var. yadırgamadan dinleyebildigim tek program. dinleyebildigim tek program.
asıl (bkz: deja loin)
dinlemeyenin uktesi kalır hayatına.
dinlemeyenin uktesi kalır hayatına.
''insanda tuy yoktur, kil vardir.''
ortaokul biyoloji bilgisi.
ortaokul biyoloji bilgisi.
kimsenin kimseye karismadigi herkesin es dost icki muhabbet derdinde oldugu istanbul'un en samimi mekanlarindan biri. hamamin karsindaki otoparktan asagiya bakinca yikilmis bir binanin son kalintilari gorulur. o binanin tas duvari merdivenlerin yanisira yukselir . iste o alana proje dersi icin yapmayi tasarladigim bina icin sik sik gidip fotograf cekmem nedeniyle cigara saranlarin ''niye fotograf cekiyorsun, bizi mi cekiyorsun'' diye cikismalari, otopark gorevlisinin ''ne cekiyorsun arabalarin fotografini mi cekiyorsun cekme'' diye anlamsiz bir terslikte olmasi bile oranin sicak havasini degistirmez de hepsiyle ahbap eder zamanla. merdiven sahanliklarinda yatan deliler mevcuttur her daim. dedigim gibi en ilginc yani, kimsenin kimseyle ilgilenmemesidir burada ve hakkaten de her tipten insan ikamet eder; ama neyseki cihangir merdivenleri gibi fazla populer olmamistir henuz de her gun dolup tasmaz o nedenle. iyidir iyi.
vokalin sesinin muzige paralel gittigi ensiferum sarkisi. sanki o muzige degil de muzik ona yetismeye calisiyor, sesiyle enstrumanlari caliyor gibi.
he bears a tale so gloom and tragic never to be known
into darkness now fallen, into hatred now grown
like stillborn child drifting in the silent seas
of blood, crushing all his dreams
no castle walls can hold the fury in his eyes
devotion for death, now controls his life
no gold or silver can bring him consolation
only one thing is left inside him, the desire of revenge
one light so cold and pale, sleeping quietly all alone
one life so cold and gray, wandering away from home
parted with a horrid cry, snow falls on his grief
united by the sword of wicked screams
what deeds he has done to hear those deadful sounds
in the ruins of memories he wanders, forever bound
forever bound to death!
wait for me in th mountains, haunt for me in the winds
wait for me in the land where nothing lives
until the day i have found revenge, i will feed my sword
until my heart is cold, every breath of mine is yours
he bears a tale so gloom and tragic never to be known
into darkness now fallen, into hatred now grown
like stillborn child drifting in the silent seas
of blood, crushing all his dreams
no castle walls can hold the fury in his eyes
devotion for death, now controls his life
no gold or silver can bring him consolation
only one thing is left inside him, the desire of revenge
one light so cold and pale, sleeping quietly all alone
one life so cold and gray, wandering away from home
parted with a horrid cry, snow falls on his grief
united by the sword of wicked screams
what deeds he has done to hear those deadful sounds
in the ruins of memories he wanders, forever bound
forever bound to death!
wait for me in th mountains, haunt for me in the winds
wait for me in the land where nothing lives
until the day i have found revenge, i will feed my sword
until my heart is cold, every breath of mine is yours
imdb'de marjane'nin cocukluk ve genc halini ayni kisinin seslendirdigi gorunuyor, o zaman oldukca basariliymis Chiara Mastroianni, helal olsun.
ing. merakliyim.
kabatas erkek lisesi'nin eski mudur yardimcisi. diger adi nazi subayi. sessiz 'heil hitler'leri koridorlarda yankilanirdi. bir insanin surati bu kadar mi meymenetsiz olur, cirkefligini bu denli mi disa vurur. ogluyla ayni sirada dershanede deneme sinavina girmistim. bir ara sinavi birakip ''bu cocugun yerinde olmak nasil bir duygu olurdu acaba'' diye dalarak 10 soruluk zaman kaybetmistim.
kennedy havaalani gar binasinin bir kanadina benzer.
http://upload.wikimedia.o...mmons/d/d6/Jfkairport.jpg
http://upload.wikimedia.o...mmons/d/d6/Jfkairport.jpg
filmekimi organizatorlerinin sadece gala'ya koyarak götkılılık ettikleri film. ''tamam sinemayı sevdirmeye çalışıyoruz ama para da lazım'' diyorlar tabii.
vaktiyle pandora'nın kutusunun dibinde bir köşeye konuşlanıp inatla dünyaya salınmayı reddetmiş olan ''umut''la aynı isyanın pençesine sıkışmış, ama kalkışa 180 derece tersten geçmiş bir yaramaz çocuk koku. ayagına zincir vurdukları kodesin duvarına astıgı güzel vücutlu kadın posterinin arkasından sıyışmış, sonra da tüm asabiyetiyle hızla çogalmaya, sebatla kokusuz dünyayı doldurmaya başlamış iflah olmaz bir yasak meyve. o gün bugundur koku, öfkesinden bir tike kaybetmeden kimi zaman tek arkadaşı rüzgarla, kimi zaman doganın ona hazır sundugu difüzyonu sonuna kadar istismar ederek dolandıkça dolanıyor insanların üzerinde, dünyanın her yerinde. *degerini en iyi, Jean Baptiste Grenouille bildi onun. ama zavallı çocuk, dünyanın kokusuz oldugu o tatsız tuzsuz çagdan bir tükürüktü gelecege ve bu kusrunu kapatmak istercesine güçlüydü burnu, barışıktı o nemrut seyyahla; ancak ona hükmetmeye kalkıştıgında ve hatta hükmettiginde dahi kulakları pelte eden o ürkütücü kahkasıyla ezip geçti grenoille'u koku: ''senin daha kendi kokun yok, neyine güvenirsin a biçare!'' haklıydı sinir bozucu oldugu kadar; kendi kokusu yoktu ve hükmedebildigi o burnundan kıl aldırmayan kokudan sürünüp de kendini insanlara kabul ettirebildiginde bile bunu unutamadı. kokusuzluk kimliksizlikti ve o kimligini geri dönemeyecegi bir geçmişe gömüp terketmişti. insanların kokusuz bir bedene olan umursamazlıgı inançsızlıga donuştugunde peydah olmuştu pan da*. o seviyordu kokusunu, kokusuzu mu kokanı mı sevdigine bir türlü karar veremeyen insanoglunun onu inanç dünyasından silip, somut dünyadan şeffaflaşmaya itmesine ragmen. kabul görmesi, umursanması için üstüne sürülen ve ''kendi'' kokusunu alt etmeye çalıştıkları o yabancı, o sahte kokuyla tümden yalan bir hayatı yaşamaktansa aynı seçimi yaptı grenoille ile. insanın kokusuna tecavüz ne büyük bir suçtu!
otobusteki kesif ter kokusunu en çok benim duymama sebep, herkesin 5 dakika sonra aldıgı herhangi kötü bir kokuyu ilk once alıp beni paranoyaya zerk ettirdigi için çokça zaman küfrettigim burnumu seviyorum artık. meger ne önemli şeymiş şu koku, meger ne güzel meziyetmiş o, dünya döndükçe, dünyaya ''sen gelirken ben dönüyordum'' diyebilecek kadar küstah olan en iyi yardımcı oyuncu ödülünün sahibinden nasibini bolca alabilmek.
fırından yeni çıkmış ekmekle, temiz bir insanın ilk teri aynı kokuyor desem?
otobusteki kesif ter kokusunu en çok benim duymama sebep, herkesin 5 dakika sonra aldıgı herhangi kötü bir kokuyu ilk once alıp beni paranoyaya zerk ettirdigi için çokça zaman küfrettigim burnumu seviyorum artık. meger ne önemli şeymiş şu koku, meger ne güzel meziyetmiş o, dünya döndükçe, dünyaya ''sen gelirken ben dönüyordum'' diyebilecek kadar küstah olan en iyi yardımcı oyuncu ödülünün sahibinden nasibini bolca alabilmek.
fırından yeni çıkmış ekmekle, temiz bir insanın ilk teri aynı kokuyor desem?
(#2284556)
kesme işaretine dikkat.
kesme işaretine dikkat.
maynard'ın sesinde oynama yoktur, bilakis sesi aynı, hatta muzik tamamıyla aynı ki ''ulan yoksa kayıttan mı çalıyorlar '' diye sinirli sinirli basçıya bakmama neden olmuştur. ama pek ufak olmayan bir sorun vardı ki o da maynard'ın o aynı olan sesi çıkmıyordu, davulun basın arasında eridi gitti, azcık daha açaylarmış ya mikrofonu. kendi adıma, konserin ortasında güvenlikçi abilerin bizi sahnenin önüne geçirmeleri neticesinde dinledigim o vicarious'un tadı hiçbir şeyde yoktu. ha bir de beklenmedik bir anda çalan schism oldu insanları uyandıran. hem mikail de önceki gün yaptıgımız anlaşmaya uydu ve yagmuru konser bittikten sonra başlattı, şöyle bir göz kırptı bana konserin sonunda, ben de elimi bögrüme götürüp eyvallah dedim.
ha bir de bir degişiklik yapıp davulu one koysalarmış, asıl o zaman görsel şölen olurmuş.
ha bir de bir degişiklik yapıp davulu one koysalarmış, asıl o zaman görsel şölen olurmuş.
yanlış bir yaklaşım, da şu klavyemin üstündeki kıyafetleri bi' çeksem de rahat rahat yazabilsem.