bugün
- habire1275
- habire12 adamdır37
- izmirli kızların verici olması34
- sssilvermist21
- claudian clouds kadındır12
- cilgincapkin13
- sözlükteki kavganın amacı5
- arap gel oğlum5
- ben senin yerinde olsam3
- yarası olan gocudur5
- yapay zeka bile moderatör oldu3
- fransız arabaları2
- aslan3
- gaz fren debriyaja aynı anda basarsak ne olur16
- erkeklerin artık adım atmaktan korkması20
- sokak köpeği3
- suca suruklenen cocuk7
- futbol12
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları14
- çingene2
- liseliler için uyku vakti3
- temmuz6
- selam arkadaşlar beni hatırladınız mı4
- sözlük kızları bizim neyimizdir sorunsalı11
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası18
- gammazların tarafsız olması gerekliliği26
- uludağ sözlük cenaze namazı2
- burhaniye6
- arka sokaklar3
- yorgun mermi13
- adanalı3
- yazarların iyi ki almışım dediği şeyler3
- arkadaşlar sizce bu takım elbise güzel mi15
- vincent van gogh5
- çare sarıgül5
- 26 temmuz 2026 karlsruher sc inter milan maçı2
- doğum haritası6
- sözlük erkeklerinin 1 90 dan kısa olmaması10
- hakkımda bilmeniz gerekenler34
- sözlükte kavga eden iki yazarda artı oy alması3
- sigmund freud sözleri2
- fetöyü doğuran katı laikliktir5
- kendine 10 üzerinden kaç verirsin4
- ülkedeki en büyük orospu çocuğu3
- türklerin en başarılı olduğu spor3
- kemoşların genel özellikleri4
- bir kıza sevgilin var mı diye sormak10
- mangal yakabilen kız3
- eintracht frankfurt2
- 26 temmuz 2026 türkiye brezilya voleybol maçı7
kontör yüklediğinde telefonunun dolu gözükmesidir, yolda yürürken küçük bir çocuğun sana sarılmasıdır, denizin girilecek kadar sıcak olmasıdır, dondurmanın daha yeni yenecek olmasıdır, en sevdiğin şarkının gittiğin yerde çalmaya başlamasıdır, yatarken yastığı ters çevirdiğindeki serinliktir, uykuya dalma anındır, henüz okunmamış gazete kokusudur, sigara içmeye saniyeler kaladır, sigara içmediğini düşünmektir, mesai saatinin dolmasıdır, otobüste yaşlı amcaya yer verip aldıgın tesekkurdur, ilkokulda beden eğitimi dersidir mutluluk, en küçük şeydir, seni en büyük yapan şeydir. uzaklarda aramaya gerek yok.
mutluluk = gerçek - beklentiler *
Her yağış bir başka kalkışmaya gönüllü
Ve kim neye erse bu geçişte
Bir tomurcuk bir gözyaşı mutluluk işte.
Ve kim neye erse bu geçişte
Bir tomurcuk bir gözyaşı mutluluk işte.
az önce dostumla konusuyorum. ''nasılsın canım? '' dedim. ''cok mutluyum canım'' dedi. ''oh oh ne güzel, sebebini neye borçlusun? '' dedim. ya da öyle bişey hatırlamıyorum tam...
durdum hemen. aklıma takıldı. hani sokakta evsiz, barksız, her şeyini kaybetmiş insanlara karşı içinizde bir acıma hissi belirir ya, ya da sakatlara, öksüzlere, yetimlere acırsınız ya, öyle acıdım kendime işte...
mutluluğu sorgular olmuşum, mutlu olmak için neden arar olmuşum...
anladım ki mutlu olmak benim için lüks tüketim malı olmuş. o kadar kişiye, ''hayat ne güzel, yaşamaya değer derken, onlara umut saçarken'' ben yitirmişim tüm ümitlerimi. hayatı unutmuşum, hayatımı unutmuşum...
''neyin var lan? '' dedim. ''ne oluyor oğlum, ne için yanıyorsun bu kadar? bu üzüntü ne için? bu keder kimin için? '' dedim...
''neden mutsuzsun burak? mutsuzlukluk neden pusulan olmuş? neden yol göstericin o olmuş? ondan geliyorsun, ona gidiyorsun? ''
''mutlu ol'' dedim. ''mutsuzluğu at bir köşeye. o kadar kişiye yaşama ümidi vermeye çalışırken, yaşatmaya çalışırken unutmuşsun ama hatırla'' dedim... ''unutma, yaşatmak için yaşaman gerekir. mutlu etmek için önce kendin mutlu olmalısın'' dedim...
inandım mı peki? yoksa kendimi mi kandırdım? ..
inandım ulan, harbiden inandım bu sefer. eskisi gibi, beş yaşında sahilde bisiklet sürerken mutlu olduğum gibi mutlu olacağıma inandım be. birinci sınıfta kırmızı kurdelayı yakamda görünce mutlu olduğum gibi, gururlandığım gibi mutlu ve gururlu olacağım yine. ortaokuldaki sevgilimi ilk öptüğüm zaman mutlu olup, heyecanladığım gibi, hayatın tadına vardığım gibi yaşayacağım yine hayatı...
mutlu olmak güzelmiş be dostlar...
durdum hemen. aklıma takıldı. hani sokakta evsiz, barksız, her şeyini kaybetmiş insanlara karşı içinizde bir acıma hissi belirir ya, ya da sakatlara, öksüzlere, yetimlere acırsınız ya, öyle acıdım kendime işte...
mutluluğu sorgular olmuşum, mutlu olmak için neden arar olmuşum...
anladım ki mutlu olmak benim için lüks tüketim malı olmuş. o kadar kişiye, ''hayat ne güzel, yaşamaya değer derken, onlara umut saçarken'' ben yitirmişim tüm ümitlerimi. hayatı unutmuşum, hayatımı unutmuşum...
''neyin var lan? '' dedim. ''ne oluyor oğlum, ne için yanıyorsun bu kadar? bu üzüntü ne için? bu keder kimin için? '' dedim...
''neden mutsuzsun burak? mutsuzlukluk neden pusulan olmuş? neden yol göstericin o olmuş? ondan geliyorsun, ona gidiyorsun? ''
''mutlu ol'' dedim. ''mutsuzluğu at bir köşeye. o kadar kişiye yaşama ümidi vermeye çalışırken, yaşatmaya çalışırken unutmuşsun ama hatırla'' dedim... ''unutma, yaşatmak için yaşaman gerekir. mutlu etmek için önce kendin mutlu olmalısın'' dedim...
inandım mı peki? yoksa kendimi mi kandırdım? ..
inandım ulan, harbiden inandım bu sefer. eskisi gibi, beş yaşında sahilde bisiklet sürerken mutlu olduğum gibi mutlu olacağıma inandım be. birinci sınıfta kırmızı kurdelayı yakamda görünce mutlu olduğum gibi, gururlandığım gibi mutlu ve gururlu olacağım yine. ortaokuldaki sevgilimi ilk öptüğüm zaman mutlu olup, heyecanladığım gibi, hayatın tadına vardığım gibi yaşayacağım yine hayatı...
mutlu olmak güzelmiş be dostlar...
zülfü livaneli'nin yazdığı sonrada sinemaya uyarlanan eser.
en fazla birkaç dakikaya sığdırılabilinen duygu yoğunluğudur mutluluk. aksine mutsuzluk ise saatler, hatta günlerce sürebilir..
farklı yerlerden, üç farklı karakterin yollarının kesiştiği,amerikada bile satışlarda üst sıralarda yer almış bir zülfü livaneli eseridir.akıcılığı ve etkileyiciliğle sevdirir kitap kendini.bittiği zaman üzülürsünüz hatta.
(#1079759)
küçücük anlarda saklıdır.büyük şeylerde aradığımız için mutluluğu hiçbir zaman bulamadığımızı düşünürüz.
peşinden koşarak yakalanmayan güzellik.
hayatta kalmanın dışında yaşama sebebimizden diğeri.
mutluluk,her şeye rağmen kendini iyi hissetme çabasından doğan bir yanılgıdır.
gürültülü bir ortamda rahatsız bir biçimde oturan birinin kulaklarını kapatmasıyla kendini iyi hissederek elde ettiği avuntudur.gürültü devam etmektedir;ama kişi bunu duymadığı için kendini mutlu sanmaktadır.
gürültü dursa da kişi kulaklarını kapattığından bunu fark etmeyecektir ve kendi yanılgı dünyasında yaşamaya devam edecektir.
gürültülü bir ortamda rahatsız bir biçimde oturan birinin kulaklarını kapatmasıyla kendini iyi hissederek elde ettiği avuntudur.gürültü devam etmektedir;ama kişi bunu duymadığı için kendini mutlu sanmaktadır.
gürültü dursa da kişi kulaklarını kapattığından bunu fark etmeyecektir ve kendi yanılgı dünyasında yaşamaya devam edecektir.
böğürtlen yerken diken batmasıdır mutluluk...
"böğürtlenlere uzandığında kanayacak ellerin elbet
acıya katlanacaksın tatlansın istiyorsan ağzın.."
"böğürtlenlere uzandığında kanayacak ellerin elbet
acıya katlanacaksın tatlansın istiyorsan ağzın.."
Jack Ensingn Addington'a göre beş temel prensibi olan his...
1-) Tanrı'nın bize duyduğu Sevgi kişiye, yere şarta ve ortama bağlı değildir.
2-) Kendi kendimize koyduğumuz sınırlamaları ortadan kaldırıp Sonsuz'un bizde hüküm sürmesine izin vermek yine kendi elimizdedir.
3-) Her insan sonsuzluğu kendi sözleriyle birleştirir.
4-) Kural şudur: Düşündüğümüz, inandığımız ve güvenle beklediğimiz her şey mutlaka gerçekleşir.
5-) Verdiğiniz ölçüde Hayat'tan geri alırsınız ; Hayat'la bir bütünsünüz.
1-) Tanrı'nın bize duyduğu Sevgi kişiye, yere şarta ve ortama bağlı değildir.
2-) Kendi kendimize koyduğumuz sınırlamaları ortadan kaldırıp Sonsuz'un bizde hüküm sürmesine izin vermek yine kendi elimizdedir.
3-) Her insan sonsuzluğu kendi sözleriyle birleştirir.
4-) Kural şudur: Düşündüğümüz, inandığımız ve güvenle beklediğimiz her şey mutlaka gerçekleşir.
5-) Verdiğiniz ölçüde Hayat'tan geri alırsınız ; Hayat'la bir bütünsünüz.
"mutluluk mavi çocuk oynardı bahçemizde" kim demişti sahi, yine geçip giden günlerde yaşanmış bi şey değil mi bu, aslında şimdi içinde bulunulan durum bir hüzün değil mi, yani bir hüznü anlatma değil mi bu mutluluk dizeleri?
akla hic gelmeyince insani daha mutlu eden kelime.
(bkz: mutsuzluk)
(bkz: mutsuzluk)
mutluluk yalnızca yaşanıp bittikten sonra varlığı anlaşılan bi şeydir... yoksa şu an hangimiz dolu dolu mutluyuz diyebiliriz, öyledir, geçip giden zamandan kalan hâlâ ışıyor olsa da yüzlerce yıl önce sönmüş bir yıldızdır?
mutluluk tutmak isteyip tutamadığımız, tuttuğumuz anda da elimizden kayıp giden bir yıldızdır. göz kırpıyor olsa da yüzlerce yıl önce sönmüş bir yıldızdır.
mutluluk tutmak isteyip tutamadığımız, tuttuğumuz anda da elimizden kayıp giden bir yıldızdır. göz kırpıyor olsa da yüzlerce yıl önce sönmüş bir yıldızdır.
mutluluk; bulutların arasından süzülen ve her yeri aydınlatan güneştir,
mutluluk; sokak kedisinin kafasını okşayan eldir,
mutluluk; 3 saniyelik dilimde savunmadan sekerek ağlara giden toptur,
mutluluk; izmirli bir güzelin inci gibi dişleri ortada, insana gülümsemesidir,
mutluluk; yakamozda çarşaf gibi uzanan denizdir,
mutluluk; kapıdan çıkarken komşuya verilen sıcak bir selamdır,
mutluluk; bira şişelerini tokuşturup bağıra bağıra şarkı söylemektir,
mutluluk; sürdüğü tarlasına gururla bakan çiftçinin alnından süzülen terdir,
mutluluk; mezuniyet töreninde havaya atılan keptir,
mutluluğun yeri ve zamanı yoktur, anlatılmaz, sadece yaşanır, yaşatılır.
mutluluk; sokak kedisinin kafasını okşayan eldir,
mutluluk; 3 saniyelik dilimde savunmadan sekerek ağlara giden toptur,
mutluluk; izmirli bir güzelin inci gibi dişleri ortada, insana gülümsemesidir,
mutluluk; yakamozda çarşaf gibi uzanan denizdir,
mutluluk; kapıdan çıkarken komşuya verilen sıcak bir selamdır,
mutluluk; bira şişelerini tokuşturup bağıra bağıra şarkı söylemektir,
mutluluk; sürdüğü tarlasına gururla bakan çiftçinin alnından süzülen terdir,
mutluluk; mezuniyet töreninde havaya atılan keptir,
mutluluğun yeri ve zamanı yoktur, anlatılmaz, sadece yaşanır, yaşatılır.
şuraya iki satır yazamayacak kadar şaşırmıssan ya sinirlisindir, canın sıkkındır ya da mutlusundur, yüzün cok zamandır bu kadar gülmemiştir...
bana bu mutluluğu yasatan insana cok tesekkür ederim...
bana bu mutluluğu yasatan insana cok tesekkür ederim...
on numara bir kitap olmasına rağmen memo'nun akıbetinden de bahsetseydi diye düşündürüyor insanı.
otobüs durağında otururken siz, önünüzden geçen, bir eliyle anneannesinin elinden tutup diğeriyle de kırakerini yiyen küçük kız çocuğuna sevgi dolu gözlerle baktığınızda onun da size bakıp o güzel yüzündeki gülleri açtırmasıyla içinize yerleşen duygudur.
muh-te-şem bir film. biz hem dramın hem de umudun en iyisini biliyoruz dedirten cinsten.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar