bugün
- geceye hayatta öğrendiğin bir şey bırak5
- 40 yaş üstü kel sözlük yazarı11
- kahvaltı2
- enayimiknatisi2
- yunan adalarına tatile gidenin vatan haini olması3
- erkeksii bayan buse'nin elleri2
- gol bağıra bağıra geliyordunun ingilizcesi2
- türklerin ileri olduğu konular21
- ressam tatiana kirillova barış manço tablosu2
- hoca2
- ufo2
- allah'ın bütün gün insanları izlemesi2
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı17
- bir insanda en sevilen özellik4
- meryem can2
- en gey özelliğiniz9
- dinsize inanır mısın17
- atatrue2
- 19 temmuz 2026 fransa ingiltere maçı4
- yazarların çektiği manzara fotoğrafları9
- çırçıplak yatmak9
- true nickli yazar11
- saraca finch house3
- en son alınan hediye7
- soğuğu sıcağından daha iyi olan şeyler7
- norm ender3
- chatgptye penis fotoğrafını atmak18
- burçlara inanan erkek15
- bir kadının en güzel bölgesi8
- nervio yu çok seviyorum ne yapmalıyım7
- dünyanın en güzel tatlısı8
- son beş yıldır sevgilisi olmayan insan3
- erkek adam2
- caner taslaman7
- bugün sağlığın için ne yaptın7
- eski seni özlüyor musun6
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları30
- yaz günü çay içme saçmalığı11
- vantilatörü kendine çevirmek6
- salak yazarlar7
- özlenen hissiyatlar6
- ruh hastası olan yazarlar6
- sözlük kavgalarındaki avamlık5
- sokakta gocu ile karşılaşmak5
- abd vizesi5
- sözlükte kadınlara sararak tatmin olan incel5
- mutlak butlan kararının yargıtay'a gönderilmesi2
- her başlığın altında biten sözlük paraziti5
- kuran da neden namaz yok8
- bir gün öleceğini unutmak10
entry'ler (36)
yeniden merhaba diyen ücra şiir'in basın bülteninden.
Ücra şiir dergisi, dört yıllık aradan sonra yeniden yayımlandı. Dergi, iki aylık olarak yayımlanmış olup ilk sayısında şiir-dil arasındaki ilişkiyi gündemine alıyor. Logosunu Serkan Işın'ın hazırladığı dergide Celal Soycan, Osman Erkan, ilhan Kemal, Enes Özel, Mehmet Mümtaz Tuzcu,Derya Vural, Murat Üstübal, Bülent Keçeli, Sinan Ulakcı, Liman Mehmetcihat, Hasan Karayel, Yavuz Altınışık, Hayriye Ünal, Mitat Çelik, Nazmi Cihan Beken, Evren Kuçluve Saba Kırer yazı ve şiirleriyle yer aldılar.
Dergiye istanbul, Ankara, Mersin, Adana, Bursa, izmir, Konya, Antalya ve izmir'deki kitapçılarda ulaşılabilecek.
Ücra'nın giriş yazısı aşağıdadır:
Herşey Akarken…
Hiçbir akış var olduğu an’ın dışında var olamaz, tekrar edilemez. Akma eylemi kendi biricikliğinde ve ön görülemezliğinde gerçekleşir. işte ilk Ücra deneyimi de böyle bir geri dönülemezliği çağrıştırıyor. ilk Ücra dönemini fetişleştirmektense onu özgün bir kayıt ve birikim olarak algılayıp, tekamüllere ve etkileşimlere açık yeni bir süreci deneyimlemeyi deneyeceğiz.
ikinci dönem bir tekamül Ücra dönemi. Ve bu dönemin herkesin kendi Ücrasını kayıt altına alışının dışında ben- öteki arasındaki sınırları yıkmaya katıldığı bir süreç olsun istiyoruz. iletişim, ilişki ve içsel olgunlaşmaların şiir adına yoğunlaştırıldığı bir dönem… Bu amaçla, sanat ve edebiyat türleri, daha özelde ise şiir türleri arasındaki ilişkilenmeleri görme olanağına kavuşalım istiyoruz. Böyle bir olanağı içerdiği için yeni Ücra döneminde Saba Kırer’in Kesitler adlı çalışmasını dergi sayfalarında okuma şansına sahip olacağız. Yine bu amaçla, farklı şiir anlayışlarına sahip sıkı ve etkin şiirlere dergide yer vermeyi düşünüyoruz.
Ücra, yeni dönemde zaman zaman bazı dosyalar hazırlayacak. Biz, değerli arkadaşlarımızla kendimizi zora koşup, hemen ilk sayıda ilk dosya konumuzla karşınızda olmayı yeğledik. Şiir ve dil arasındaki çekici ama gerilimli ilişkiyi değerlendireceğiz birkaç sayı boyunca…
Ücra yeni dönemde görsel şiirin ve teknolojik- dijital şiirin olanaklarını ve sorunlarını da sorgulamaya çalışacak; görsel şiirin neliği üzerine düşünmeye, tartışmaya başlamadan şairlerimizin görsel şiirlerini yayınlamayı uygun bulduk görsel şiirin bizzat kendisini sorunsallaştırabilmek adına. Ücra elbette bir görsel şiir dergisi olmayacak ama görsel şiire gösterdiği özeni derginin logosundan da anlayacak okurlar. Ücra’yı iyi bilenlerden biri olan Serkan Işın’ın Ücra’nın genel yapısını göz önüne alarak hazırladığı logo, görsel şiir olarak kurgulanışıyla şiir dergiciliğinde bir ilk olma özelliği taşıyor. Serkan Işın’a emeği ve katkısı için teşekkür ederiz.
Ücra interaktif ve dinamik bir dergi olacak; internetin, google tanrısının yatay aktifliğinin getirdiği tehlikeyi hem yüzey hem de derin yapıda bertaraf edeceğiz! Mümkün olursa, diğer dergilerle bazı ortak çalışmalar da gerçekleştirmek istiyoruz.
Ücra’nın yeniden yayınlanmaya başlayacağını duyar duymaz şiirleriyle, yazılarıyla ve büyük bir coşkuyla destek olanların gösterdiği ilgi Ücra’nın gerçek ödülüdür; bu nedenle herkese teşekkür ederiz. Şiirin bakir topraklarında akmaya devam!
Ücra şiir dergisi, dört yıllık aradan sonra yeniden yayımlandı. Dergi, iki aylık olarak yayımlanmış olup ilk sayısında şiir-dil arasındaki ilişkiyi gündemine alıyor. Logosunu Serkan Işın'ın hazırladığı dergide Celal Soycan, Osman Erkan, ilhan Kemal, Enes Özel, Mehmet Mümtaz Tuzcu,Derya Vural, Murat Üstübal, Bülent Keçeli, Sinan Ulakcı, Liman Mehmetcihat, Hasan Karayel, Yavuz Altınışık, Hayriye Ünal, Mitat Çelik, Nazmi Cihan Beken, Evren Kuçluve Saba Kırer yazı ve şiirleriyle yer aldılar.
Dergiye istanbul, Ankara, Mersin, Adana, Bursa, izmir, Konya, Antalya ve izmir'deki kitapçılarda ulaşılabilecek.
Ücra'nın giriş yazısı aşağıdadır:
Herşey Akarken…
Hiçbir akış var olduğu an’ın dışında var olamaz, tekrar edilemez. Akma eylemi kendi biricikliğinde ve ön görülemezliğinde gerçekleşir. işte ilk Ücra deneyimi de böyle bir geri dönülemezliği çağrıştırıyor. ilk Ücra dönemini fetişleştirmektense onu özgün bir kayıt ve birikim olarak algılayıp, tekamüllere ve etkileşimlere açık yeni bir süreci deneyimlemeyi deneyeceğiz.
ikinci dönem bir tekamül Ücra dönemi. Ve bu dönemin herkesin kendi Ücrasını kayıt altına alışının dışında ben- öteki arasındaki sınırları yıkmaya katıldığı bir süreç olsun istiyoruz. iletişim, ilişki ve içsel olgunlaşmaların şiir adına yoğunlaştırıldığı bir dönem… Bu amaçla, sanat ve edebiyat türleri, daha özelde ise şiir türleri arasındaki ilişkilenmeleri görme olanağına kavuşalım istiyoruz. Böyle bir olanağı içerdiği için yeni Ücra döneminde Saba Kırer’in Kesitler adlı çalışmasını dergi sayfalarında okuma şansına sahip olacağız. Yine bu amaçla, farklı şiir anlayışlarına sahip sıkı ve etkin şiirlere dergide yer vermeyi düşünüyoruz.
Ücra, yeni dönemde zaman zaman bazı dosyalar hazırlayacak. Biz, değerli arkadaşlarımızla kendimizi zora koşup, hemen ilk sayıda ilk dosya konumuzla karşınızda olmayı yeğledik. Şiir ve dil arasındaki çekici ama gerilimli ilişkiyi değerlendireceğiz birkaç sayı boyunca…
Ücra yeni dönemde görsel şiirin ve teknolojik- dijital şiirin olanaklarını ve sorunlarını da sorgulamaya çalışacak; görsel şiirin neliği üzerine düşünmeye, tartışmaya başlamadan şairlerimizin görsel şiirlerini yayınlamayı uygun bulduk görsel şiirin bizzat kendisini sorunsallaştırabilmek adına. Ücra elbette bir görsel şiir dergisi olmayacak ama görsel şiire gösterdiği özeni derginin logosundan da anlayacak okurlar. Ücra’yı iyi bilenlerden biri olan Serkan Işın’ın Ücra’nın genel yapısını göz önüne alarak hazırladığı logo, görsel şiir olarak kurgulanışıyla şiir dergiciliğinde bir ilk olma özelliği taşıyor. Serkan Işın’a emeği ve katkısı için teşekkür ederiz.
Ücra interaktif ve dinamik bir dergi olacak; internetin, google tanrısının yatay aktifliğinin getirdiği tehlikeyi hem yüzey hem de derin yapıda bertaraf edeceğiz! Mümkün olursa, diğer dergilerle bazı ortak çalışmalar da gerçekleştirmek istiyoruz.
Ücra’nın yeniden yayınlanmaya başlayacağını duyar duymaz şiirleriyle, yazılarıyla ve büyük bir coşkuyla destek olanların gösterdiği ilgi Ücra’nın gerçek ödülüdür; bu nedenle herkese teşekkür ederiz. Şiirin bakir topraklarında akmaya devam!
23 Mart 1963'te istanbul'da doğdu. istanbul Üniversitesi ingiliz Filolojisi’nden 1985'te mezun oldu. “Echo” adlı şiiri 1994 yılında, Bursa'da, Kemal Atakay tarafından seminer konusu yapıldı. Şiiri ilk kez “Adam Sanat” dergisinde, Mayıs 1986'da yayımlandı. O tarihten bu yana şiirleri çeşitli dergilerde yayımlanmaya devam ediyor.
adların insanlar üzerindeki etkisi.
herşey sonludur.
akşamları çöp toplamaktan dönen çocukların olağan hallerinden biri yalnızca.
katılan erkeklerin tipsizliğindendir o,
zihinsel işleyişindeki tipsizlikten tabii kast ettiğim,
hoş kızlara ulaşamama ezikliğidir de tabii,
bir arada olup da el ele tutuşamamanın verdiği acınası durum.
zihinsel işleyişindeki tipsizlikten tabii kast ettiğim,
hoş kızlara ulaşamama ezikliğidir de tabii,
bir arada olup da el ele tutuşamamanın verdiği acınası durum.
söz konusu eşitlik elbette kadın ve erkek'i tek tipleştirme değildir bu olsa
olsa
formel mantık olur
sözünü ettiğimiz kadın'ın yaşadığı toplumsal eşitsizlik, ezilmişlik ve çaresiz bırakılmışlığıdır, karşı çıkmamız gereken şey de budur. yani
insanın insanı ezmesi.
olsa
formel mantık olur
sözünü ettiğimiz kadın'ın yaşadığı toplumsal eşitsizlik, ezilmişlik ve çaresiz bırakılmışlığıdır, karşı çıkmamız gereken şey de budur. yani
insanın insanı ezmesi.
osmanlıca bir yazı dilidir, konuşma dili değildir. bu nedenle çeviri yerine transkrip'i kullanırız. arap alfabesinin latin alfabesine çevrilişi, misal.
basınç karşı basıncı yaratır.
ademlerin
yaşadığı, yaşatıldığı bir dünya'da eşitlik'e daha var
ve gelecek eşitliğin olacak
ama her alanda eşitliğe kavuştuğumuzda
hakikaten özgür olduğumuzda.
yaşadığı, yaşatıldığı bir dünya'da eşitlik'e daha var
ve gelecek eşitliğin olacak
ama her alanda eşitliğe kavuştuğumuzda
hakikaten özgür olduğumuzda.
tarih'siz bir caddedir, nedense bir hafızası yoktur, hiçbir zaman oluşmamıştır, oysa
adının tarihsel çağrışımı yüksektir,
boş boş gözlerle bira içmek için iyidir, hoştur, sevenine.
adının tarihsel çağrışımı yüksektir,
boş boş gözlerle bira içmek için iyidir, hoştur, sevenine.
gözünüzdeki kıymık en iyi büyüteçtir.
kafka: benliksiz tekbenci.
hakikat olma yalanından kurtarılmış bir sihir,
her noktası merkeze aynı uzaklıkta olan bir yazıya ulaşmak,
amacı taşıyan adorno kitabı'dır.
amacı taşıyan adorno kitabı'dır.
her türlü ahlakın modeli ahlaksızlıktır
ve bugüne kadar da birincisi ikincisini hep yeniden üretmiştir.
sahiden kötüdür köle ahlakı: efendi ahlakının sona ermeyişidir.
ve bugüne kadar da birincisi ikincisini hep yeniden üretmiştir.
sahiden kötüdür köle ahlakı: efendi ahlakının sona ermeyişidir.
şer'i ve örfi kurallara göre karar veren yargıdan sorumlu kişi. önceleri merkez teşkilatından atanırdı.
osmanlı devletinde en üst düzeyde bulunan yargıç ise kazasker'dir. yani kadı asker. kaz asker olarak söz edişimiz arapça harflerin z ve d harflerinden kaynaklanmaktadır.
kadı'lar (bkz: kazasker)'e bağlıdırlar
osmanlı devletinde en üst düzeyde bulunan yargıç ise kazasker'dir. yani kadı asker. kaz asker olarak söz edişimiz arapça harflerin z ve d harflerinden kaynaklanmaktadır.
kadı'lar (bkz: kazasker)'e bağlıdırlar
modern zamanlarda çocuğumun annesidir anlayışı ile eski eşe dönüş aslında hangi anlayışı işaret eder?
'kadın'ın kendinden bağımsız yalnızca analığıyla ifade ediliş biçimi elbette primitif bir 'erkek' ve 'kadın' modelini akıla getirmektedir. burada kast edilen güdüsel olarak neslin devamını sağlama amaçlı bir doğurganlık değildir muhtemelen. ancak okur algısında yarattığı anlam bakımından çarpıcı bir örnektir.
'kadın'ın kendinden bağımsız yalnızca analığıyla ifade ediliş biçimi elbette primitif bir 'erkek' ve 'kadın' modelini akıla getirmektedir. burada kast edilen güdüsel olarak neslin devamını sağlama amaçlı bir doğurganlık değildir muhtemelen. ancak okur algısında yarattığı anlam bakımından çarpıcı bir örnektir.
tuna kiremitci
mogolistan'ın dünya sinemasına armagan ettiği genç sinemacı b. davaa "sarı köpegin yuvası"nda binbir güçlükle şehirden alınan naylon tasın süt kazanına düşmesiyle nasıl bir anda kazanın dibinde eridiğini göstermektedir, bir karede. kadının büyük bir beklenti içinde elde ettiği tas yitip gitmiş bununla da kalmamış evin temel geçim kaynağını sağlayan süt kazanının dibine eriyen naylon yapışmıştır.
sonsuzluğa uzanan bozkırda çadır-ev hayatının mükemmel bir gösterimi olan belgesel-kurgu film bu evde-tabii aslında hayatımızda- "naylon"un nasıl bi "şey"e sahip olduğunun açımlanması bakımından önemli bir işaret sunar.
elbette yazının hakikatiyle, hayatın hakikati farklıdır. ama bu farklılık "sahtelik" içermez, içermemelidir. mesele:
"süt kazanına düşen naylon tas"
meselesidir, aslında. önceleri mika, melamin ve giderek naylona dönüştürülen eşyalar, hayatlarımızın birebir göstereni de olmuştur, bir bakıma.
a.ş.k. plastikleşen bir hayatın kısaltması olabilir mi?
mogolistan'ın dünya sinemasına armagan ettiği genç sinemacı b. davaa "sarı köpegin yuvası"nda binbir güçlükle şehirden alınan naylon tasın süt kazanına düşmesiyle nasıl bir anda kazanın dibinde eridiğini göstermektedir, bir karede. kadının büyük bir beklenti içinde elde ettiği tas yitip gitmiş bununla da kalmamış evin temel geçim kaynağını sağlayan süt kazanının dibine eriyen naylon yapışmıştır.
sonsuzluğa uzanan bozkırda çadır-ev hayatının mükemmel bir gösterimi olan belgesel-kurgu film bu evde-tabii aslında hayatımızda- "naylon"un nasıl bi "şey"e sahip olduğunun açımlanması bakımından önemli bir işaret sunar.
elbette yazının hakikatiyle, hayatın hakikati farklıdır. ama bu farklılık "sahtelik" içermez, içermemelidir. mesele:
"süt kazanına düşen naylon tas"
meselesidir, aslında. önceleri mika, melamin ve giderek naylona dönüştürülen eşyalar, hayatlarımızın birebir göstereni de olmuştur, bir bakıma.
a.ş.k. plastikleşen bir hayatın kısaltması olabilir mi?