bugün
- toplum içinde sözlüğe girmekten utanmak5
- havaların ısınmasıyla çok fena azmak4
- pikniğe gitmek4
- genç yaşta ölen ünlüler9
- hakan çalhanoğlu3
- sevgilinin göbeğine yoğurt döküp yalamak4
- vurduruyorum4
- türkiye de ırkçılık2
- neden intihar etmiyorsun8
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle61
- sudekiray sözlüğün en güzel kızıdır2
- hani chp atatürk'ün partisiydi3
- 7 haziran 2026 büyük sözlük ifşası6
- narin güran'ın mahallesinde muhtarlık seçimi2
- sözlük yazarlarının ölüme bakış açısı20
- escort tarafından sevişirken öldürülmek2
- hayatının hangi dönemindesin2
- uludağ sözlük ten biriyle evlenmek2
- kezoyu güzel sıfatlarla şişirmek3
- shell vs liqui moly vs motul vs mobil1 vs castrol2
- sigarayla denize girmek2
- hayri2
- arda güler6
- yazarların özlediği şeyler10
- türk pornoları18
- şınav çekmek2
- ilgisizin aşağılaması2
- kiliseye doğru telaşlı adımlarla gitmek3
- bunaltı içinde taklalar atıp yuvarlanmak3
- türk bayrağın aslında konstantino bayrağı olması3
- beyazsemsiyeliyabanci12
- penis yüzüğü9
- rahmi koç hakkında soruşturma başlatılması11
- tüm erkekleri toplayıp ıssız bir adaya kapatmak3
- buddy dude18
- sonsuza kadar devam edecekmiş hissi veren şey2
- melek mi şeytan mı2
- gocu40
- bir kadının ayaklarına yükselmek2
- sözlüğün en kötü yazarları13
- tütüncüde 40 tl'ye satılan 20 lik sigara8
- uysaljakoben28
- bu ülkede pezevenkler kemalisttir28
- laikliğin halka sorulmadan getirilmesi28
- iyi ki sivaslı olmamak5
- hem ahmet kayacı hem atatürkçü olmak19
- kadınları itici yapan detaylar12
- dilan polatın instagramına erişim engeli5
- kolye10
- mesajı tebessümlere yol açan yuzır2
Mutluluk, genetik sistemimizin en önemli görevini gerçekleştirmek, yani insanın hayatı sürdürme güdüsünü canlı tutmak için üzerimizde oynadığı oyunlardan biri
Röportajlarda sık sık duyulan şöyle bir yorum vardır: '... Ve artık mutlu bir kişi olduğunuza göre...' işte bu söz anında tepki yaratır: 'Mutlu olduğumu söyledim mi?'
Ben mutlu değilim ve mutluluğun peşinden koşmak da benim dünyamdaki en önemli konulardan biri değil. Elbette, kendimi bildim bileli hep içimden gelen şeyi yaptım. Psikiyatri kliniğine üç kez yatırılmam, Brezilya'nın askeri diktatörlüğünün zindanlarında birkaç korkunç gün geçirmem, onca dost ve sevgiliyi bu kadar çabuk edinip bu kadar çabuk kaybetmem hep bu yüzden. Şimdi geçmişe dönecek olsam yürümekten kaçınabileceğim yollardan gittim çünkü bir şey beni hep ileriye doğru itti ve bu kesinlikle mutluluk arayışı değildi. Bu hayatta beni ilgilendiren şeyler merak, mücadele, zaferleri ve yenilgileriyle birlikte devam edilen iyi savaştı. Pek çok yara izim var ama aynı zamanda eğer sınırlarımı aşmaya cesaret etmemiş olsaydım asla yaşayamayacağım anları da yanımda taşıyorum. Korkularımla ve yalnızlık anlarımla yüzleştim ve bence mutlu bir insan asla böyle bir süreçten geçmez.
Ama bunun hiçbir önemi yok: Ben halimden memnunum. Memnuniyet mutluluğun tam olarak eş anlamlısı değil. Mutluluk benim gözümde herhangi bir meydan okuma yaşanmadan sadece dinlenilerek geçirilen ve birkaç saatin sonunda birbirinin benzeri televizyon programlarının karşısında ve pazartesi günü başlayacak aynı haftalık rutinin beklentisi içinde zevksizleşen sıkıcı bir pazar öğleden sonrası gibi.
PARAYLA SAADET
Bunları anlatıyorum çünkü geçenlerde ABD'nin genellikle politik konuları işleyen en prestijli dergilerinden birinde karşıma çıkan geniş kapak konusu beni çok şaşırttı. Haberin başlığı şuydu: 'Mutluluğun bilimi: Bu duygu genetik sistemimizde mi gizli?' En mutlu ve en mutsuz ülkelerin listesi, insanın hayatın anlamını arayışı üzerine sosyolojik araştırmalar, huzuru bulmanın 8 yolu gibi tipik unsurların yanında haberde bazı ilginç gözlemler de vardı ki, bunlar bana ilk kez konu hakkındaki düşüncelerimde yalnız olmadığımı gösterdi:
A) Ortalama yıllık gelirin 10 bin doların altında olduğu ülkeler mutsuzların nüfusunun en fazla olduğu ülkeler. Buna rağmen araştırmalara göre bu sınırın üzerindeki ülkeler arasında mutluluk oranı gelir düzeyinin yüksek olmasıyla bağlantılı değil. ABD'deki en zengin 400 kişi üzerinde yapılan bir araştırma, bu kişilerin 20 bin dolarlık yıllık geliri olan kişilerden mutluluk oranı olarak çok da farklı olmadığını gösteriyor. Bundan çıkan sonuç şu: Elbette fakirlik kabullenilmesi zor bir durum ama eski bir söz olan 'Parayla saadet olmaz'ın doğruluğu da bugün laboratuvar ortamında kanıtlanıyor.
B) Mutluluk, genetik sistemimizin en önemli görevini gerçekleştirmek, yani insanın hayatı sürdürme güdüsünü canlı tutmak için üzerimizde oynadığı oyunlardan biri. Bu sebeple, bizi yemek yemeye ve soyun devamlılığını sağlamak için sevişmeye yöneltmek için bu konulara 'mutluluk ve zevk' öğesini de eklemesi gerekiyor.
C) insanlar ne kadar mutlu olduklarını söyleseler de asla tatmin olamaz: Her zaman en güzel kadın ya da adamla olmayı, daha büyük bir ev almayı, arabamızı değiştirmeyi isteriz; hep elimizde olmayanı arzularız. Bu da aslında hayatta kalma dürtüsünün ince yansımalarından biridir. Çünkü herkes kendisini tamamıyla mutlu hissettiği an kimse daha farklı bir şey yapmaya kalkışmayacak ve dünyanın gelişimi duracaktır.
D) Bu yüzden, hem fiziksel düzlemde (yemek, sevişmek) hem de duygusal düzlemde (her zaman elimizde olmayanı istemek) insanlığın evrimi tek bir önemli ve temel kuralı öğretir: Sürekli mutluluk olamaz. Mutluluk hep anlar içinde yaşanan bir duygu olarak kalacak, böylece asla koltuğumuza rahatça yerleşip hiçbir şey yapmadan dünyayı seyretmeyeceğiz.
Sonuç: iyisi mi siz mutluluğu arama fikrinden vazgeçin ve bilinmeyen sular, yabancılar, kışkırtıcı düşünceler, riskli deneyler gibi daha ilginç şeylerin peşine düşün. Ancak bu şekilde insanlığımızı tam anlamıyla yaşayabilir ve birbiriyle barış içinde yaşayan daha uyumlu uygarlıklar yaratmak için katkıda bulunabiliriz. Elbette her şeyin bir bedeli vardır, ama bu bedeli ödemeye değer. *
Röportajlarda sık sık duyulan şöyle bir yorum vardır: '... Ve artık mutlu bir kişi olduğunuza göre...' işte bu söz anında tepki yaratır: 'Mutlu olduğumu söyledim mi?'
Ben mutlu değilim ve mutluluğun peşinden koşmak da benim dünyamdaki en önemli konulardan biri değil. Elbette, kendimi bildim bileli hep içimden gelen şeyi yaptım. Psikiyatri kliniğine üç kez yatırılmam, Brezilya'nın askeri diktatörlüğünün zindanlarında birkaç korkunç gün geçirmem, onca dost ve sevgiliyi bu kadar çabuk edinip bu kadar çabuk kaybetmem hep bu yüzden. Şimdi geçmişe dönecek olsam yürümekten kaçınabileceğim yollardan gittim çünkü bir şey beni hep ileriye doğru itti ve bu kesinlikle mutluluk arayışı değildi. Bu hayatta beni ilgilendiren şeyler merak, mücadele, zaferleri ve yenilgileriyle birlikte devam edilen iyi savaştı. Pek çok yara izim var ama aynı zamanda eğer sınırlarımı aşmaya cesaret etmemiş olsaydım asla yaşayamayacağım anları da yanımda taşıyorum. Korkularımla ve yalnızlık anlarımla yüzleştim ve bence mutlu bir insan asla böyle bir süreçten geçmez.
Ama bunun hiçbir önemi yok: Ben halimden memnunum. Memnuniyet mutluluğun tam olarak eş anlamlısı değil. Mutluluk benim gözümde herhangi bir meydan okuma yaşanmadan sadece dinlenilerek geçirilen ve birkaç saatin sonunda birbirinin benzeri televizyon programlarının karşısında ve pazartesi günü başlayacak aynı haftalık rutinin beklentisi içinde zevksizleşen sıkıcı bir pazar öğleden sonrası gibi.
PARAYLA SAADET
Bunları anlatıyorum çünkü geçenlerde ABD'nin genellikle politik konuları işleyen en prestijli dergilerinden birinde karşıma çıkan geniş kapak konusu beni çok şaşırttı. Haberin başlığı şuydu: 'Mutluluğun bilimi: Bu duygu genetik sistemimizde mi gizli?' En mutlu ve en mutsuz ülkelerin listesi, insanın hayatın anlamını arayışı üzerine sosyolojik araştırmalar, huzuru bulmanın 8 yolu gibi tipik unsurların yanında haberde bazı ilginç gözlemler de vardı ki, bunlar bana ilk kez konu hakkındaki düşüncelerimde yalnız olmadığımı gösterdi:
A) Ortalama yıllık gelirin 10 bin doların altında olduğu ülkeler mutsuzların nüfusunun en fazla olduğu ülkeler. Buna rağmen araştırmalara göre bu sınırın üzerindeki ülkeler arasında mutluluk oranı gelir düzeyinin yüksek olmasıyla bağlantılı değil. ABD'deki en zengin 400 kişi üzerinde yapılan bir araştırma, bu kişilerin 20 bin dolarlık yıllık geliri olan kişilerden mutluluk oranı olarak çok da farklı olmadığını gösteriyor. Bundan çıkan sonuç şu: Elbette fakirlik kabullenilmesi zor bir durum ama eski bir söz olan 'Parayla saadet olmaz'ın doğruluğu da bugün laboratuvar ortamında kanıtlanıyor.
B) Mutluluk, genetik sistemimizin en önemli görevini gerçekleştirmek, yani insanın hayatı sürdürme güdüsünü canlı tutmak için üzerimizde oynadığı oyunlardan biri. Bu sebeple, bizi yemek yemeye ve soyun devamlılığını sağlamak için sevişmeye yöneltmek için bu konulara 'mutluluk ve zevk' öğesini de eklemesi gerekiyor.
C) insanlar ne kadar mutlu olduklarını söyleseler de asla tatmin olamaz: Her zaman en güzel kadın ya da adamla olmayı, daha büyük bir ev almayı, arabamızı değiştirmeyi isteriz; hep elimizde olmayanı arzularız. Bu da aslında hayatta kalma dürtüsünün ince yansımalarından biridir. Çünkü herkes kendisini tamamıyla mutlu hissettiği an kimse daha farklı bir şey yapmaya kalkışmayacak ve dünyanın gelişimi duracaktır.
D) Bu yüzden, hem fiziksel düzlemde (yemek, sevişmek) hem de duygusal düzlemde (her zaman elimizde olmayanı istemek) insanlığın evrimi tek bir önemli ve temel kuralı öğretir: Sürekli mutluluk olamaz. Mutluluk hep anlar içinde yaşanan bir duygu olarak kalacak, böylece asla koltuğumuza rahatça yerleşip hiçbir şey yapmadan dünyayı seyretmeyeceğiz.
Sonuç: iyisi mi siz mutluluğu arama fikrinden vazgeçin ve bilinmeyen sular, yabancılar, kışkırtıcı düşünceler, riskli deneyler gibi daha ilginç şeylerin peşine düşün. Ancak bu şekilde insanlığımızı tam anlamıyla yaşayabilir ve birbiriyle barış içinde yaşayan daha uyumlu uygarlıklar yaratmak için katkıda bulunabiliriz. Elbette her şeyin bir bedeli vardır, ama bu bedeli ödemeye değer. *
güncel Önemli Başlıklar
