bugün
- habire1275
- habire12 adamdır37
- izmirli kızların verici olması34
- sssilvermist21
- claudian clouds kadındır12
- cilgincapkin13
- sözlükteki kavganın amacı5
- arap gel oğlum5
- ben senin yerinde olsam3
- yarası olan gocudur5
- yapay zeka bile moderatör oldu3
- fransız arabaları2
- aslan3
- gaz fren debriyaja aynı anda basarsak ne olur16
- erkeklerin artık adım atmaktan korkması20
- sokak köpeği3
- suca suruklenen cocuk7
- futbol12
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları14
- çingene2
- liseliler için uyku vakti3
- temmuz6
- selam arkadaşlar beni hatırladınız mı4
- sözlük kızları bizim neyimizdir sorunsalı11
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası18
- gammazların tarafsız olması gerekliliği26
- uludağ sözlük cenaze namazı2
- burhaniye6
- arka sokaklar3
- yorgun mermi13
- adanalı3
- yazarların iyi ki almışım dediği şeyler3
- arkadaşlar sizce bu takım elbise güzel mi15
- vincent van gogh5
- çare sarıgül5
- 26 temmuz 2026 karlsruher sc inter milan maçı2
- doğum haritası6
- sözlük erkeklerinin 1 90 dan kısa olmaması10
- hakkımda bilmeniz gerekenler34
- sözlükte kavga eden iki yazarda artı oy alması3
- sigmund freud sözleri2
- fetöyü doğuran katı laikliktir5
- kendine 10 üzerinden kaç verirsin4
- ülkedeki en büyük orospu çocuğu3
- türklerin en başarılı olduğu spor3
- kemoşların genel özellikleri4
- bir kıza sevgilin var mı diye sormak10
- mangal yakabilen kız3
- eintracht frankfurt2
- 26 temmuz 2026 türkiye brezilya voleybol maçı7
abidin' in bile resmini çizemediği soyut kavramdır.
çok etkileyici olan filmdir... talat bulut'un oyunculuğunu yargılayacak düzeyde değiliz ancak, çok yapmacık oynamış, çok kültürlü biri gibi gösterilmesi amacıyla yapmacıklaştırıldıysa da bu abdullah oğuz'un bana göre hatasıdır... cemal'in birayı twist off kapağı çevirip açmayıp, açacak istemesi ve irfan karakterinin şişenin açılışını göstermesi daha etkili olurdu... günümüzde şehirde yaşayan insanların bile pekçoğunun bilmediği bir kapağın açılma tarzını, doğunun ücra yerlerinden birinde yaşayan birinin bilmesi tuhaf görünmekte -bu arada kimeyi aşağılamıyorum, sadece daha etkili olabilecek bir sahneden bahsediyorum- türk filmi olarak çok iyi... özellikle özgü namal her şeyiyle mükemmel oynamış...
-baştan sona özgü namaldikkatle izlenip az mimikle çok şey ifade edilebildiği her sahnede tekrar anlaşılabilir.
-film çok doğa görüntüsüyle süslenmiş. bir ara belgesel mi izliyorum dedim kendi kendime ama gördüğüm her karede kendimi hayal ettim. huzurlu görüntülerdi.
-filmin asıl takdir edilmesi gereken oyuncusu murat han dır. yıllarca amerikada yaşayıp oyunculuk eğitimi almasına rağmen yüzlerce meridyen doğuya gidip oraların konuşmasına adapte olması takdire şayan. oray eğin bence biraz bakıp örnek almalı. demek ki amerikada yaşamak hamburgerle birlikte r yutmayı gerektirmiyormuş.
-film çok doğa görüntüsüyle süslenmiş. bir ara belgesel mi izliyorum dedim kendi kendime ama gördüğüm her karede kendimi hayal ettim. huzurlu görüntülerdi.
-filmin asıl takdir edilmesi gereken oyuncusu murat han dır. yıllarca amerikada yaşayıp oyunculuk eğitimi almasına rağmen yüzlerce meridyen doğuya gidip oraların konuşmasına adapte olması takdire şayan. oray eğin bence biraz bakıp örnek almalı. demek ki amerikada yaşamak hamburgerle birlikte r yutmayı gerektirmiyormuş.
uzun süredir ortalarda görünmeyen duygu.
sebep yok mutsuzluk için ama bir türlü elde edilemiyor mutluluk. öğrendiklerimiz farklı, yaşadıklarımız farklı. ya doğrular değişti ya da bize yanlışları öğrettiler. çapkınlık, marka giyinmek, saatlerce müzikte dans etmek, düşünmekten kaçınmak, kısacası sığ yaşamak ve tüketmek. piyasa olmakla özdeş populariten, kaypak biriysen değerlisin ve altında a3'ün varsa daha çekicisin. bu koca şehirdeyken sen de, ben de kaptırıyoruz kendimizi ama böyle değil ya.. böyle değil demi gerçekten? bu yüzden mi sebepsiz mutsuzluklarımız? kronik depresif halimiz, yersiz yere attığımız kahkahalar ve ilgisiz bir anda gözlerimizden akan yaşlar bundan mi?
sebep yok mutsuzluk için ama bir türlü elde edilemiyor mutluluk. öğrendiklerimiz farklı, yaşadıklarımız farklı. ya doğrular değişti ya da bize yanlışları öğrettiler. çapkınlık, marka giyinmek, saatlerce müzikte dans etmek, düşünmekten kaçınmak, kısacası sığ yaşamak ve tüketmek. piyasa olmakla özdeş populariten, kaypak biriysen değerlisin ve altında a3'ün varsa daha çekicisin. bu koca şehirdeyken sen de, ben de kaptırıyoruz kendimizi ama böyle değil ya.. böyle değil demi gerçekten? bu yüzden mi sebepsiz mutsuzluklarımız? kronik depresif halimiz, yersiz yere attığımız kahkahalar ve ilgisiz bir anda gözlerimizden akan yaşlar bundan mi?
sinemadayken sanki bir ömür geçirmişsiniz gibi hissetmenize yol açan, "işte budur" dedirten film. zira birebir yaşıyorsunuz acıyı, kızgınlıgı, sevgiyi, eglenceyi.
--spoiler--
teknede cemal'in (bkz: murat han) sarhoş olup yere düştügü sahne ve yüzündeki gülümseme pek bir akıllarda kalıcıdır.
--spoiler-- ya da akılda kalan yeni keşif aktörün hepten kendisidir.
--spoiler--
teknede cemal'in (bkz: murat han) sarhoş olup yere düştügü sahne ve yüzündeki gülümseme pek bir akıllarda kalıcıdır.
--spoiler-- ya da akılda kalan yeni keşif aktörün hepten kendisidir.
ayrıntılarda gizlenen, insanın yüzünden anlamsız bir gülücük yaratan his.
ön tanım: som dönemlerde çekilmiş, türk sinemasının en iyi filmidir.
özgü namal'dan nefret eden birisi olarak girdiğim sinema salonundan kendisine aşık olarak çıktım. ve şu tezi doğruladım.
"her büyük aşk nefretle başlarmış." * *
filmde işlenilen konular ise çok gerçekçidir. güneydoğu anadolu bölgesi'ndeki o yok oluş süreci, cinsel istismar, ensest, terör sorunu, kimlik çatışmaları, insanların arayışı olan huzur ve kişinin içsel yolculuğu... taş gibi bir film.
insanlık namına g.tünü yırtan amerikan sinemasına mastürbasyon çektirecek bir çalışma. amerikalılara, bir kaç gün önce izlediğimiz başka bir film olan 300'ünüzü alın da g.tünüze sokun" dedirtecek cinsten bir abdullah oğuz ağıtı.
bu arada unutmadan, çok özlemişim talat bulut gibi güzel bir oyuncuyu beyaz perdede görmeyi. kendilerini tekrar gördüğümüze sevindik. cemal rolündeki murat han isimli genç adam ise gayet başarılı.
kısa keseceğim; son olarakta o ne muhteşem görüntülerdir öyle. ve, ne muhteşem bir müzik.
herkesten özür. son bir spoiler verip gideceğim.
--spoiler--
ölüyorum dostlar,
bu son durak.
beğenmezsem geri geleceğim,
ölümü de denemiş olarak.
--spoiler--
özgü namal'dan nefret eden birisi olarak girdiğim sinema salonundan kendisine aşık olarak çıktım. ve şu tezi doğruladım.
"her büyük aşk nefretle başlarmış." * *
filmde işlenilen konular ise çok gerçekçidir. güneydoğu anadolu bölgesi'ndeki o yok oluş süreci, cinsel istismar, ensest, terör sorunu, kimlik çatışmaları, insanların arayışı olan huzur ve kişinin içsel yolculuğu... taş gibi bir film.
insanlık namına g.tünü yırtan amerikan sinemasına mastürbasyon çektirecek bir çalışma. amerikalılara, bir kaç gün önce izlediğimiz başka bir film olan 300'ünüzü alın da g.tünüze sokun" dedirtecek cinsten bir abdullah oğuz ağıtı.
bu arada unutmadan, çok özlemişim talat bulut gibi güzel bir oyuncuyu beyaz perdede görmeyi. kendilerini tekrar gördüğümüze sevindik. cemal rolündeki murat han isimli genç adam ise gayet başarılı.
kısa keseceğim; son olarakta o ne muhteşem görüntülerdir öyle. ve, ne muhteşem bir müzik.
herkesten özür. son bir spoiler verip gideceğim.
--spoiler--
ölüyorum dostlar,
bu son durak.
beğenmezsem geri geleceğim,
ölümü de denemiş olarak.
--spoiler--
ılk fırsatta ızledıgım, anlatımı bıraz eksık kalmıs, benı yarı yolda kalmısım gıbı hıssettıren fılmdır. tasları tam oturtamamıs, akılda bır dolu soru bırakmıstır. sankı devam fılmı gelecek gıbı bıtmıstır.
... güzel şey .
güzel film. her zamanki gibi olan çocuksu yüreğe oluyor.
bir türk yapımının bu kadar başarılı görüntülere sahip olmasını hayretle karşılamamıza sebebiyet vermiş,aynı zamanda abdullah oğuza "nihayet..." dememize de neden olmuş film.öncelikle görüntülerden bahsetmek yanlış olmaz tahminimce.doğayı yaşamayı hakeden insanların sınıfsallaştırılmış olmaları göze çarpan ilk şey olmalı.hayatlarını sürdürebilecek kadar maddi yeterliliklere sahip olan köylülerle,görkemli ve başarılılarla dolu yaşam süren yeterliden çok imkan sahibi olan şehirli insanların;herkese sunulmuş eşsizliği* birbirlerinden farklı tadmalarının pencerelere ayrıldığı bu güzel görüntüler takdir kazandıracak kadar başarılıdır.izleyenlerin damaklarında bıraktıkları tad,bu görüntülerden ne kadar uzak bir yaşam sürdürdüklerini farkettircek kadar aç olduklarını anlamalarını sağlamıştır. filmin ardından büyük çoğunluğun,en azından birkaç günlük doğayla başbaşa kaçamak planları yaptıklarına emin olacak kadarda iddialı konuşmamı sağlayacak bir film aynı zamanda.* oyuncuların performanslarındaki başarılarıda yine bahsedilmesi gerekenlerden biridir.özgü namal filmdeki meryem'in sadeliği,saflığını oyunculuğuyla başka nasıl anlatabilirdi bilmiyorum.cemal karakterini canlandıran murat hanında başarısı şapka çıkartan cinstendir. karakterin gel-gitlerini hayli başarılı sunmuştur izleyiciye.talat bulut zaten kimliğiyle ayrı durmaktadır filmde,söylenecek söz yoktur.kısacası yapımcıların bu kadar emekle uğraş verdikleri türk sinemasına izleyici olarak destek vermenin gerekliliğini bu filmdeki başarıyla bir kez daha idrak etmiş olmanın bilinciyle herkese tavsiye ederim.kendi kültürümüzden birşeyler izlemenin keyfini hiçbir batılı yapımda bulamayacağımızıda ekleyerek..
sahip olsan bile koruyacak gücü bulamayacağın,cok kırılgan,gerçek olduğu kadar büyük bir yalan olabilen yanılsama.
dün akşam galasında seyrettiğim ve her karesinin muhteşem türkiye manzaraları yansıttığı filmdir.*
kocaman bir yalan... ya da sabun köpüğü gibi bir şey... sadece gözlerinin önünden geçerken izliyorsun ve o anı dibine kadar yaşayamadığın için pişman oluyorsun...
serotonin hormonunun tavan yapması.
beynin içinde ama çok uzakta, güzel duygulardan kurulu ülke.
keyifli bir gülümseme, sarı kırmızı bir gol, walkmanda bon jovi' nin bed of roses' i söyleyip kulakları şenlendirdiği anlar, sevimli bir köpekle sabahın ilk ışıklarında rüzgar yemek, hafiften.
nerededir ve kaynağı nedir?
belki de gizemidir insanları kendine çeken, en kalıplaşmış rutinde bile döne döne aranan.
keyifli bir gülümseme, sarı kırmızı bir gol, walkmanda bon jovi' nin bed of roses' i söyleyip kulakları şenlendirdiği anlar, sevimli bir köpekle sabahın ilk ışıklarında rüzgar yemek, hafiften.
nerededir ve kaynağı nedir?
belki de gizemidir insanları kendine çeken, en kalıplaşmış rutinde bile döne döne aranan.
babanızın, belediyesinin internet sitesinde "Biz de Mut'lu olduk artık. Mut'a yolunuz düşende, siz de Mut'lu olursunuz.." şeklinde beni tam ortadan yaran bi ibare bulunan ilçeli olması durumunda, sizin de oralı olduğunuzu ifade eden terim.
psikolojimize gore degisen durum.
14 mart çarşamba günü galası yapılacak filmdir.
16 mart'ta vizyona girecek olan zülfü livaneli kitabından uyarlanmış film. özgü namal'ın da rol aldığı bu filmde töre ve aynı ülkedeki kültür farklılıkları anlatılıyor.
(bkz: umutluluk)
MUTLU AŞK YOKTUR
insan her şeyi elinde tutamaz hiç bir zaman
Ne gücünü ne güçsüzlüğünü ne de yüreğini
Ve açtım derken kollarını bir haç olur gölgesi
Ve sarıldım derken mutluluğuna parçalar o şeyi
Hayatı garip ve acı dolu bir ayrılıktır her an
Mutlu aşk yoktur
Hayatı Bu silahsız askerlere benzer
Bir başka kader için giyinip kuşanan
Ne yarar var onlara sabah erken kalkmaktan
Onlar ki akşamları aylak kararsız insan
Söyle bunları Hayatım Ve bunca gözyaşı yeter
Mutlu aşk yoktur
insan her şeyi elinde tutamaz hiç bir zaman
Ne gücünü ne güçsüzlüğünü ne de yüreğini
Ve açtım derken kollarını bir haç olur gölgesi
Ve sarıldım derken mutluluğuna parçalar o şeyi
Hayatı garip ve acı dolu bir ayrılıktır her an
Mutlu aşk yoktur
Hayatı Bu silahsız askerlere benzer
Bir başka kader için giyinip kuşanan
Ne yarar var onlara sabah erken kalkmaktan
Onlar ki akşamları aylak kararsız insan
Söyle bunları Hayatım Ve bunca gözyaşı yeter
Mutlu aşk yoktur
(bkz: saadet)
ilk entryde tarifi daha iyi yapılamaycak olan herkesin peşinden koştuğu durum. Varolmanın tadını çıkarabilen, hayatında elinde olanlarla memnun olmayı bilen insan mutludur. Bu doğrultuda da gelişir ve üretir. Sürekli ihtiyaçlarını karşılamak isteyen insan, bu ihtiyaçları nasıl karşılayabileceğini anlar ve öğrenirse mutlu olmak onun için daha kolaylaşır. Bunun için önce ihtiyaçlarımızın farkına varmamız, gözardı etmememiz ve hepsine kulak vermemiz gerekmektedir. Bunun ilk adımı da ihtiyaçlarımızı yargılamayarak olur. "Bu nasıl ihtiyaç ne gerek var?" veya "buna ihtiyacım olamaz benim bu yanlış", gibi zehirli bilgilerin sistemimizi tıkamasına izin vermemeliyiz.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar