bugün

/114
sigirlara göre olan bir şey olmakla beraber nedense insanlarin haldir huldur aradiği zimbirti. ahanda size onun anti tezi:

(#1079759)
illüzyon, bir kaç sihirli sözcüğe bağlı olan, pamuk ipliği ile hani...
avrupa konseyi tarafından insan hakları ödülü'ne layık görülen film...
son katına çıkınca mutsuzluk denizinin çok net görünebildiği bir apartman.
(bkz: doğum gününde yağmur yağması)
sağlıkla birleşince daha da güzeldir.
şehirlerarası bir otobüste unuttuğunuz mizah dergisidir.
aramakla,
hazır olmakla gelmez...

uğruna feda etmek zorundasınız her şeyinizi...
(bkz: umursamazlık)
Yanlizca insanlara mahsus bir olgudur. rahatlik ile karistirilmamasi gerekir. soyle ki yaris atlari da yem, ahir, bakim mukemmeligi bakimindan rahat ve refah icinde bir hayat surerler. fakat yaris atlari mutludur diyebilirmiyiz ? tabii ki de hayir. cunku mutluluk maddi degil manevi hazlarla duyulan bir haldir.
(bkz: çok ayıp bir şey mutluluk) *
çetin altan diyor ki ''zamanı unutmaktır, sevdiğin insanla beraber.''
dvd si çıksa, biri riplese*, katıra* sunsa, biz de indirsek, sözlüğe yorumunu yazsak pişkin pişkin.
içte bir yerlerde hissedilen, kanatsız uçabilme duygusunu beraberinde getiren, sırıtma olarak dış dünyaya yansıyan, tanımı zamana göre değişebilir olan kavramdır.
öyle ki bu bazen aşık olmaktır, bazen beklenen sıcak bir gülümsemedir, bazen sadece güneşli bir gündür, bazen aniden başlayan yağmurdur, bazen geri gelen elektriktir, bazen çikolatalı bir dilim pastadır, bazen öpücüktür, bazen anne kucağıdır, bazen çok istenilen bir şeyi almaya gittiğinde onun indirime girmiş olduğunu görmektir, bazen telefona gelen bir mesajdır... bla bla bla
mutluyum mutlusun mutlu mutluyuz mutlusunuz mutlular *
kesinlikle bir obje veya bir olgu ile elde edilemeyecek şey. tanımını yapmak bile gereksizdir. tanrıya inanmak gibidir. onu hissedersiniz ama göremezsiniz.
sessizliktir.
uzun zaman aranıp bulunamayan, buldugunda ise daha keyfine varamadan ansızın uçup giden .
bazen sadece bir gülümseme...
insanların umarsızca, bıkıp usanmadan uzakta aradığı bu yüzden sahip olamadığı, hayatın en güzel getirilerinden biri olan emsalsiz duygudur.
hüznün olmadığı anlar.
gözlerin içinden sızan umarsız ışıkla, huzurun iliklere yayılması olsa gerek..
ne kadar küçükleriyle yetinilirse; o kadar esirgenen ve kaybedildiğinde daha çok üzülünen duygu. az istenince, az verilen sonra da hepsi geri alınan içimizdeki kıpırtı. büyük şeyler isteyip mutluluk beklenmeli belki de. hiç olmazsa; "çok fazla şey istedim, zaten zordu" der insan. ama küçüklerine bile ulaşamayınca kaybedildiğine daha çok yanar, yıkılır.
zülfü livaneli kitabı, meryem'in hikayesi okunası. filmi de çekilen bu kitabın filminde meryem rolünde özgü namal'ı görüyoruz, her ne kadar filmini seyretme fırsatım olmadıysada, filmin kitabı güzel bir şekilde yansıttığı aldığım duyumlardan.
ayrıca muttluluk insanın yaşama amaçlarından biri, hangimiz azıcık mutlu olabilmek için onca çaba sarfetmeyiz ki?
(bkz: sevdiğinden seni sevdiğini duymak)
(bkz: üniversiteyi kazandığını duymak)
(bkz: milli piyango dan büyük ikramiye kazanmak)
(bkz: kızgın kumlardan serin sulara atlamak)*
mutsuz anlarından arta kalanlardır.
geriye dönüp bakıldığında farkedilen duygu.
Gündemdeki Haberler
© copyright 2005 - 2026