bugün
- hikayeyi devam ettir51
- arkadaşlar bakar mısınız27
- gününüz nasıl geçti bakalım7
- köy evinde kahvaltı yapmak6
- sözlükte polemiğe girmek istemeyen yazar7
- mezoterapi9
- pilot bir erkekle sevgili olmak8
- gerilla anaları4
- ekmeleddin ihsanoğluna oy vermiş olmak3
- sokakta kavga teknikleri13
- gammaz nedir nasıl olunur4
- normal hat yerine whatsappdan arama yapan insan3
- askerdeki otomat4
- ismet gurbuz 20245
- karma düşürme teknikleri2
- yaşamak güzel2
- mehdi kim sorunsalı3
- theofanis gekas2
- askerliğin gereksiz olması2
- asker telefonu2
- bir yazarın zekasına hayran olmak8
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası34
- yazarların okuduğu bölümler6
- at3
- pkk türk sanatını davar güder gibi güdüyor13
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri9
- ev işlerinde eşine yardım eden erkek9
- queen feristah12
- özelde çalışmak5
- sözlük kızlarıyla tekne turuna çıkmak10
- vietnam savaşı3
- motosikletten düşüp dans etmeye başlamak3
- katates'in yanlışlıkla ismini yazması8
- belediye maaşının polis asker maaşını geçmesi2
- allah a güvenmek4
- şampuan8
- tekne turu11
- boğaz'a dördüncü köprü2
- kel erkeklerin karizması5
- pişi vs revani5
- nickten isim tahmini yapmak72
- yeni parti53
- beyzbol2
- yul brynner2
- kızlar gocu'ya mı güvenirsiniz yoksa bana mı14
- pişisel gelişim5
- üniversite arkadaşlıkları geçicidir2
- karadağ'dan türk vatandaşlarına vize2
- pişi yapmasını bilen sözlük kızı5
- true'nin çaylak olması7
kahramanlarımız amerikalı olarak iş vede aşk gereği japonya'ya gitmişlerdir ve japonların ingilizce konuşamamasını kendilerine dert ederek japonlara sinir olurlar. kendilerini yanlız hissettikleri anda bir otel lobisinde iki amerikalı birbirleri bulurlar ve Bir amerikalıya bir amerikalıdan başkasının dost olmadığını anlarlar.* Bir grup amerikalı yapımcıda bunu film yaparlar. Siz de ister istemez "Hadi madem filmi yaptınız kendi aranızda seyredin niye türkiye'de vizyona sokuyorsunuz" der boşa geçen 2 saatinize yanarsınız.
--spoiler--
filmdeki herşey filmin sonundaki sarılma ile anlam kazanır. filmin sonundaki sarılma sahnesini görmek için başlara katlanılabilir.
--spoiler--
--spoiler--
filmdeki herşey filmin sonundaki sarılma ile anlam kazanır. filmin sonundaki sarılma sahnesini görmek için başlara katlanılabilir.
--spoiler--
scarlett johansson ve bill murray'nin dokturdugu film.
yönetmeni sofia coppoladır.
japon yönetmenin yardığı filmdir
belki de türk olduğum için beni bu filmin nesi oskara layık görüldü diye şaşırtan, ne doğru dürüst diyalog ne bir aksiyon ne bir farklılık taşımayan boş bir film. çok sıkıcı, ciddi zaman kaybı. bu öykü kısa filmle de çok çok rahat anlatılabilirdi ***, boşu boşuna uzatıp ziyan bir şeye dönüştürmüşler. varsa fragmanını izleyin yeter, kendisini izlememenizi tavsiye ederim.
not: selçuk yöntem bu filmi izlediğinde çok gülmüş. neye güldüğünü anlayan varsa bu başlığa yazsın da ben de öğreneyim. gerçi kendisi demişti ben herkesin güldüğü şeylere gülmem başka şeylere gülerim diye ama yine de merak ettim. * * *
not: selçuk yöntem bu filmi izlediğinde çok gülmüş. neye güldüğünü anlayan varsa bu başlığa yazsın da ben de öğreneyim. gerçi kendisi demişti ben herkesin güldüğü şeylere gülmem başka şeylere gülerim diye ama yine de merak ettim. * * *
japonya'da bulunmamış, bu ülkenin yabancı olanlara yaşattığı bilimum afallama duygularını yaşamamış, o büyük kalabalık içinde yalnızlık çekmemiş olanların fazla tad alamayacağı şahane film. ayrıca en iyi senaryo oscarına sahip ödüllü film.
babasının kızı olamamış insanın yaptığı kötü film.
yurtdışında büyümüş insanların yaşantısına verilebilecek isimdir...
--spoiler--
filmi yerden yere vuran sığ kafalılar murray'ın kızı götürmesiyle mutlu olacaklardı. film boyunca da bunu beklediler, sinyallerini aldılar ama ters yüz oldular en sonunda. fıtık oldunuz di mi sinirden tırnaklarınızı kemiriyorsunuz. utan kendinden, baban yaşındaki adamın gencecik hatunla birlikte olması akıl mantık işi mi? tu kaka.
--spoiler--
filmi yerden yere vuran sığ kafalılar murray'ın kızı götürmesiyle mutlu olacaklardı. film boyunca da bunu beklediler, sinyallerini aldılar ama ters yüz oldular en sonunda. fıtık oldunuz di mi sinirden tırnaklarınızı kemiriyorsunuz. utan kendinden, baban yaşındaki adamın gencecik hatunla birlikte olması akıl mantık işi mi? tu kaka.
--spoiler--
Scarlett Johansson'ı ilk defa izlediğim şahane film.
(bkz: giovanni ribisi)
Scarlett Johansson (Charlotte) ve Bill Murray (Bob Harris)'in minimal oyunculuklarına hayran kaldığımız sessiz sedaasız Sofia Coppola filmi..
lost dizisi yapımcılarının, hafızam beni yamultmuyorsa, sun ve jin temelli bir bölüme in translation adını vererek çakalca bir gönderme yaptığı filmdir.
o nasıl bir film başlangıç sahnesidir... scarlett muhtemelen bu tarz görüntüler vererek en seksi kadın konumunda adımlar attı.
bill murray'nin döktürdüğü filmdir. oldukça başarılı ve sıradan ilerlemeyen bir film. tavsiye edelir.
bill murray'nin döktürdüğü filmdir. oldukça başarılı ve sıradan ilerlemeyen bir film. tavsiye edelir.
kültürel farklılıktan doğan yabancılaşmayı ve orta yaş bunalımını çok iyi anlatan film.
insanın kore'yi sevmesine ve içinde kore'ye gitme isteği uyandıran çok güzel bir film.
eger yurt disinda yasanmamissa sikici bir filmdir ama japonya'yi ve ya da herhangi bir memlekette yabanci olmayi mukemmel anlatiyor..ayrica 2 sahne var ki deginmeden gecemeyecegim; birincisi murray'in japonya'daki ilk gununde uyuyamayip yataga oturup oylece mal mal bakmasi ki tarafimdan tecrube edilmistir; ikincisi ise yine bill murray'in yasli japonla hastanedeki muhabbeti sirasinda uzak dogulularin acaba ayni seyi 25 kere soylersem anlar mi sorunsali..netekim ben cok eglendim bir nevi kendimi buldum diyebilirim guzel film..
çok abartılan filmlerdendir. aynı dili konuşan iki insanın yabancı bir ülkede yalnızlıklarını paylaşmaları üzerinedir.
charlotte, kocasıyla gelmiştir kore'ye. çok yoğun işleri olan kocası onu yalnız bırakmaktadır. küloduyla odada gezip durmaktadır. sonra, eskisi gibi ünlü olmayan amerikalı aktör bob'la karşılaşır ve aralarında aşktan da öte güzel bir dostluk başlar. tamam konu güzel filan ama beni çok etkilemedi. sanki bir şeyler eksik gibiydi. o yalnız hissetme duygusunu -sondaki sarılma sahnesi hariç- yeteri kadar alamadım ben.
charlotte, kocasıyla gelmiştir kore'ye. çok yoğun işleri olan kocası onu yalnız bırakmaktadır. küloduyla odada gezip durmaktadır. sonra, eskisi gibi ünlü olmayan amerikalı aktör bob'la karşılaşır ve aralarında aşktan da öte güzel bir dostluk başlar. tamam konu güzel filan ama beni çok etkilemedi. sanki bir şeyler eksik gibiydi. o yalnız hissetme duygusunu -sondaki sarılma sahnesi hariç- yeteri kadar alamadım ben.
--spoiler--
ister istemez Scarlett johansson hayranlığını tavan yaptıran, yaratıcı ve bir o kadar bağımsız bir film. birşey bulmak için girmeyin filmin içine. ya da filmin içine giremediyseniz eğer, sadece o karakter olun. önün geri dönmek için birkaç günü olan, hayalden uyanmak için gün sayan 2 kişiden bahsediyoruz. her ikisi de isteği herşeye sahipler. kariyer, para, iyi birer eş. belki de bu kadar uyumdan mutlu değiller.
filmde güzel bir gönderme var, asıl adamımız, evlidir, aynı zamanda tek gecelik bir ilişki de yaşar ama yine de mutluluğu yasak bir aşkda bulur. olması en uçsuz bucaksız bir olguda.
ve o en son sahne. hepimizin bir an için yaşadığımız o sahne. çevremizde fiziksel olarak binlerce vücudun hareket halinde bulunduğu ama bizim donup kaldığımız sahne. yönetmeni hiç kuşkusuz kutluyorum
--spoiler--
ister istemez Scarlett johansson hayranlığını tavan yaptıran, yaratıcı ve bir o kadar bağımsız bir film. birşey bulmak için girmeyin filmin içine. ya da filmin içine giremediyseniz eğer, sadece o karakter olun. önün geri dönmek için birkaç günü olan, hayalden uyanmak için gün sayan 2 kişiden bahsediyoruz. her ikisi de isteği herşeye sahipler. kariyer, para, iyi birer eş. belki de bu kadar uyumdan mutlu değiller.
filmde güzel bir gönderme var, asıl adamımız, evlidir, aynı zamanda tek gecelik bir ilişki de yaşar ama yine de mutluluğu yasak bir aşkda bulur. olması en uçsuz bucaksız bir olguda.
ve o en son sahne. hepimizin bir an için yaşadığımız o sahne. çevremizde fiziksel olarak binlerce vücudun hareket halinde bulunduğu ama bizim donup kaldığımız sahne. yönetmeni hiç kuşkusuz kutluyorum
--spoiler--
konusu japonya'da geçen bir romantik amerikan filmidir. bill murray ve scarlet johansson başrollerdedir. izlenesi bir filmdir.
--spoiler--
iş vesilesiyle japonya'da olan ve yabancı ortamda, "sevdiklerinden" ayrı olan orta yaşın sonlarında bir evli adam ve evli bir genç kadın, otelde birbirleriyle tanıştıktan sonraki diyaloglarıyla yalnızlıklarını aşmaya çalışırlar. arkadaşlıkla romantik aşk arasında ince bir çizgide gidip gelirler.
--spoiler--
--spoiler--
iş vesilesiyle japonya'da olan ve yabancı ortamda, "sevdiklerinden" ayrı olan orta yaşın sonlarında bir evli adam ve evli bir genç kadın, otelde birbirleriyle tanıştıktan sonraki diyaloglarıyla yalnızlıklarını aşmaya çalışırlar. arkadaşlıkla romantik aşk arasında ince bir çizgide gidip gelirler.
--spoiler--
fazlasıyla donuk bir scarlett. güzel de değil. çekmiyor da... scarlett'i bu hale getirebiliyorsa bir yönetmen ya olağanüstü başarılıdır ya da olağanüstü başarısız. filmin diğer elementleri bas bas bağırıyor: 2. şık. baba coppola üzgün.
evet muhterem izleyiciler, bir overrated filmimizin daha sonuna geldik. gözler şimdi dünya kupası finalinde. ispanya - hollanda finalinde bakalım sırıtan taraf kim olacak?
evet muhterem izleyiciler, bir overrated filmimizin daha sonuna geldik. gözler şimdi dünya kupası finalinde. ispanya - hollanda finalinde bakalım sırıtan taraf kim olacak?
(bkz: bill murray)
(bkz: aşmış oyunculuk)
film izlenmelidir ben de hayli sevmiş olsam da filmin biraz fazla abartıldığı kanısındayım. ilk sahnede göze çarpan scarlet ablamızın nadide poposunun sinema estetiğini layıkıyla vermesi akla gelmekte. kapı çalındığında murray abimizin yanındaki hatun hissedildiğinde yaşanılan kırılganlık ve yüz ifadesi akıldan çıkmamakta. anlık monotonluklar- yalnızlıklar ve beklentilerin içselleştirilmesi filmi leziz yapıveriyor.
bir de bill murray abimiz var ki sormayın, es geçmeyin.
(bkz: aşmış oyunculuk)
film izlenmelidir ben de hayli sevmiş olsam da filmin biraz fazla abartıldığı kanısındayım. ilk sahnede göze çarpan scarlet ablamızın nadide poposunun sinema estetiğini layıkıyla vermesi akla gelmekte. kapı çalındığında murray abimizin yanındaki hatun hissedildiğinde yaşanılan kırılganlık ve yüz ifadesi akıldan çıkmamakta. anlık monotonluklar- yalnızlıklar ve beklentilerin içselleştirilmesi filmi leziz yapıveriyor.
bir de bill murray abimiz var ki sormayın, es geçmeyin.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar