bugün
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye37
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması41
- ak parti kaybedince ak troller ne yapacak12
- kürtler ateşe taparken türkler tek tanrı cıydı5
- dünyanın en kısa fıkralarından biri8
- recep tayyip erdoğan27
- vexillarius the slayer6
- leonidas6
- sibel kekilli6
- fiziği güzel sözlük kızları47
- cumhurbaşkanı olacak olmam4
- iltica6
- yeni uyanmış kadın güzelliği12
- türkler balık hafızalıdır6
- elma yiyen erkek4
- akp denince akla ilk gelenler6
- maldiv rufiyası2
- sizde hiç utanma yok mu4
- evlenme teklifi bekleyen erkek7
- ups boobs'un yeni nicki7
- cemal enginyurt4
- ibne11
- ai otomatik silme ayet silmesin2
- en havalı isim soyisim kombonizasyonları2
- simko314
- kadın ayağı vs memesi6
- dünyanın en kaba dilinin hollandaca olması3
- dün gece sözlükte yaşanan ahlaklı olay7
- süresiz nafaka8
- arap aksanı7
- nervio13
- sözlüğün kızgınlık dönemine girmesi5
- günaydın aşk çiçeğim mesajı atmayan erkek6
- bir akp liyi ciddiye almak3
- seviştikten sonra teşekkür etmekk10
- birinin sizi ilk hatanızda hayatından çıkarması4
- fetö de kandırılmış ekonomi dış güçler2
- sözlük erkeklerinin memeleri5
- apoya villa2
- ispanya da maricarmen isyanı5
- adalet sağlanana kadar sözlükte yazmamak2
- paralar gettiii3
- memeleri kafam kadar kız21
- geceye acı ama gerçek bir cümle bırak13
- bilime göre türkçenin konuşulan en eski dil olması7
- baklavalık yufka ile börek yapmak3
- fatma betül sayan kaya58
- hoca fetişizmi2
- başkanlık sistemi4
- kemal kılıçdaroğlu'nun cumhurbaşkanı olması3
daha çok milliyetçi kesimin ürettiği teorilerdir. kendinden olmayanı düşman gibi görmek ve toplumu bu düşmanlığa inandırmak için hayal gücünün ulaşabileceği en son noktaya kadar gidebilirler. kurdukları bu hayal dünyasında her şeyin gerçek olmasına gerek yoktur. yani "bu kişi aslında böyle düşünüyor" demek bile onu düşman statüsüne getirir. artık ona karşı yapılan her şey mübahtır.
okullarımızda okutulan tarih derslerine baktığımızda komplo teorilerinin örnekleriyle sık sık karşılaşabiliriz.
okullarımızda okutulan tarih derslerine baktığımızda komplo teorilerinin örnekleriyle sık sık karşılaşabiliriz.
bir kelebeğin kanadından çıkan küçük bir yel, dünyanın yarısını dolaşabilecek bir kasırganın oluşmasına neden olabilir..
bir şeyin komplo teorisi olması ortada bir komplo olmadığı anlamına gelmez.
hiç bir ülke bir başka ülkede sadece kendi öz gücüyle, istihbarat servisleriyle, ülkenin içinde vahim olaylara sebebiyet veremez ve başarılı da olamaz.
ama bir ülkede hemen hemen hiç bir vahim olay, amacına ulaşsın ulaşamasın dış dinamiklerin de katkısı olmadan meydana gelmez.
bunun gerçekleşmesi için ille de vahim olay organizatörlerinin aman dış dinamik gel sende katkı sun demesi gibi komik ve mizahi bir seyir takip etmiyor.
her ülke, jeo politik ve jeo stratejik bağlamda istesin istemesin en yakın çevreden en uzak çevreye, ilişkileri dostane veya düşmanca olsun bütün egemenlik sevdasında olan ülkelerce yakın takip altındadır.
bu somut realite bu gün olduğu kadar dün de böyleydi. savaşlar, istilalar, yıkımlar her zaman kolektif dinamiklerin eseridir.
yakın tarihimizde şahit olduğumuz, yaşı yetmeyenler için söylüyorum şayet okuyorsanız takip etmişsinizdir , moda deyimle kırılma anlarında dış dinamik etkileşimleri, doğrudan dolaylı müdahaleleri teşhis etmiş olmalısınız.
türkiye, kıbrıs müdahalesine kadar kendi kabuğunda yaşayan, dalgaların etkisiyle bir kıyıdan bir kıyıya savrulan; her emre amade, gelen ağam giden paşam tarz sinik bir ülkeydi.
kıbrıs müdahalesi haklıydı haksızdı; şuydu buydu onlar ayrı mesele. ama müdahalenin bizatihi kendisi türkiyenin kıbrıs konusunda bütün dış dinamiklere rağmen yaptığı, belki osmanlıdan bu yana ilk dış eylemdi.
hemen ardından gelen ambargo, keza 1970 sonlarına doğru ıraktan irana doğru orta doğu bölgesinde yaşanan kargaşalar, türkiyeyi şiddeti artan bir dış dinamik kuşatmasına almıştır.
1977 1 mayıs kırımı, ülke alanında abd den rusyaya ve başka irili ufaklı ülkelerin neredeyse meydan muharebesine sahne olmuştur.
1977, ülkede mevcut iktidara karşı değil, muhtemel bir iktidara karşı açılan gizli savaşın eşiğidir.
nitekim takip eden günlerde yapılan seçimlerde chp, mevcut sol hareketin önemlice bir kısmının desteğiyle iktidarın kapısını açabilmiştir.
bu iç ve dış odaklar için kötü bir rüya idi. o günlerde yaşanan iç savaş; afganistan ablukasıyla ve iranın devrim muhafızlarının eline düştüğü bir anda karmaşıklaşan orta doğu denklemi; türkiyenin yani ülkemizin vakit geçirilmeden istikrarsızlaştırılarak "demokrasi" cephesine yeniden ve itirazsız kazandırılmasını acil-ertelenemez bir çözülmesi şart bir sorun olarak gündeme taşımıştır.
şimdi bu olaylarda beşli çetenin hizmetinde gönüllü dış kardeşliği görmemek için ya kör ya cahil yada dışa muhabbet beslemiş olmak gerekir.
ve günümüze doğru geçen zamanda maraştan, madımaka; 33 askerden 28 şubatlara; 28 şubattan adları efsaneleşen balyoz, sarı kız, eldiven gibi sayısız müdahale ve müdahale hamlelerinde, kürt hadisesi için belki eşik sayılabilecek öcalanın ülkeye teslimatında, öcalanın yagılanarak idama mahkum edilmesine rağmen, kargonun teslim töreninde imzalandığını sandığım mutabakat metni uyarınca asılmamasına kadar ve daha çoğaltılması mümkün hadiselerin, evet vahim hadiselerin içinde dış karanlık gölgeleri yok saymak ne siyasete, ne sosyolojiye, ne güç-hegemonya ilişkilerine rağmen böyle algılamak bilimsellikten uzak, avare bakıştır.
şimdi sığ bakış; bu gölge oyunundan; bu kabil olaylar sadece dış dinamik eseri midir gibisinden bir çıkarım yapar, hatta güya espri yaptığını sanarak bunu yapar. ve mesela der ki son yaşadığımız gezi hadisesinde; bizzat katıldım vallahi gölge falan yoktu ki der.
aslında şu günlerde yaşadığımız zihinsel kargaşanın temelinde olayların sınıfsal, ülkeler arası bir güç olma çılgınlığını göremeden; yaşadığımız ülkede mevcut iktidara karşı çok ta rasyonel olmayan bir nefretin sevgi duyamamanın adeta her şeyin müsebibbi sayılması gibi psikolojik bir eksen kaymasının rolünü, etki ve sonuçlarını görmemek mümkün değil gibi geliyor bana.
böyle bir durumun varlığı; bu tarz algı içinde olan kalabalıkları her zaman manüplasyona açık bırakır. zira bu tarz algı düşünmeyi gerektirmez, kendi yorumuna yakın her çağrıyı; doğru mu yanlış mı incelemeden kabule hazır bir vasatı ifade eder.
mesela liceden haber gelir gelmez, gezi aynılaştırması gayretleri buna bir örnek değil midir.
gezide kimi sermaye çevrelerinin ilerleyen günlerdeki tavrı, gezi üzerinden bir hesaplaşmanın varlığını hissettirmiyor mu size?
suriye özelinde orta doğuya ait ortaya atılan iddialar; gezi sürecinde renkli devrim hayallerinde kendini açıkça gösteren dış mühendislik hesaplarını görmemek için görmek istememek gerekir diye düşünüyorum.
israil ve türkiye son 10 yıldır inişli çıkışlı münasebet içindedir. orta doğuya bakışın ve sadece demokrasi ve insan değil ama aynı zamanda ekonomik politik çıkarların ekseninde, bölgesel güç olma istikametinde artık çakışan değil çatışan iki ülke vardır.
israilin bu konumda, ülkemizde ortaya çıkan ve vahim boyutlara ulaşma ihtimali yüksek bir olaya fransız kalmasını düşünmek pek bir safdilliktir.
ama bir ülkede hemen hemen hiç bir vahim olay, amacına ulaşsın ulaşamasın dış dinamiklerin de katkısı olmadan meydana gelmez.
bunun gerçekleşmesi için ille de vahim olay organizatörlerinin aman dış dinamik gel sende katkı sun demesi gibi komik ve mizahi bir seyir takip etmiyor.
her ülke, jeo politik ve jeo stratejik bağlamda istesin istemesin en yakın çevreden en uzak çevreye, ilişkileri dostane veya düşmanca olsun bütün egemenlik sevdasında olan ülkelerce yakın takip altındadır.
bu somut realite bu gün olduğu kadar dün de böyleydi. savaşlar, istilalar, yıkımlar her zaman kolektif dinamiklerin eseridir.
yakın tarihimizde şahit olduğumuz, yaşı yetmeyenler için söylüyorum şayet okuyorsanız takip etmişsinizdir , moda deyimle kırılma anlarında dış dinamik etkileşimleri, doğrudan dolaylı müdahaleleri teşhis etmiş olmalısınız.
türkiye, kıbrıs müdahalesine kadar kendi kabuğunda yaşayan, dalgaların etkisiyle bir kıyıdan bir kıyıya savrulan; her emre amade, gelen ağam giden paşam tarz sinik bir ülkeydi.
kıbrıs müdahalesi haklıydı haksızdı; şuydu buydu onlar ayrı mesele. ama müdahalenin bizatihi kendisi türkiyenin kıbrıs konusunda bütün dış dinamiklere rağmen yaptığı, belki osmanlıdan bu yana ilk dış eylemdi.
hemen ardından gelen ambargo, keza 1970 sonlarına doğru ıraktan irana doğru orta doğu bölgesinde yaşanan kargaşalar, türkiyeyi şiddeti artan bir dış dinamik kuşatmasına almıştır.
1977 1 mayıs kırımı, ülke alanında abd den rusyaya ve başka irili ufaklı ülkelerin neredeyse meydan muharebesine sahne olmuştur.
1977, ülkede mevcut iktidara karşı değil, muhtemel bir iktidara karşı açılan gizli savaşın eşiğidir.
nitekim takip eden günlerde yapılan seçimlerde chp, mevcut sol hareketin önemlice bir kısmının desteğiyle iktidarın kapısını açabilmiştir.
bu iç ve dış odaklar için kötü bir rüya idi. o günlerde yaşanan iç savaş; afganistan ablukasıyla ve iranın devrim muhafızlarının eline düştüğü bir anda karmaşıklaşan orta doğu denklemi; türkiyenin yani ülkemizin vakit geçirilmeden istikrarsızlaştırılarak "demokrasi" cephesine yeniden ve itirazsız kazandırılmasını acil-ertelenemez bir çözülmesi şart bir sorun olarak gündeme taşımıştır.
şimdi bu olaylarda beşli çetenin hizmetinde gönüllü dış kardeşliği görmemek için ya kör ya cahil yada dışa muhabbet beslemiş olmak gerekir.
ve günümüze doğru geçen zamanda maraştan, madımaka; 33 askerden 28 şubatlara; 28 şubattan adları efsaneleşen balyoz, sarı kız, eldiven gibi sayısız müdahale ve müdahale hamlelerinde, kürt hadisesi için belki eşik sayılabilecek öcalanın ülkeye teslimatında, öcalanın yagılanarak idama mahkum edilmesine rağmen, kargonun teslim töreninde imzalandığını sandığım mutabakat metni uyarınca asılmamasına kadar ve daha çoğaltılması mümkün hadiselerin, evet vahim hadiselerin içinde dış karanlık gölgeleri yok saymak ne siyasete, ne sosyolojiye, ne güç-hegemonya ilişkilerine rağmen böyle algılamak bilimsellikten uzak, avare bakıştır.
şimdi sığ bakış; bu gölge oyunundan; bu kabil olaylar sadece dış dinamik eseri midir gibisinden bir çıkarım yapar, hatta güya espri yaptığını sanarak bunu yapar. ve mesela der ki son yaşadığımız gezi hadisesinde; bizzat katıldım vallahi gölge falan yoktu ki der.
aslında şu günlerde yaşadığımız zihinsel kargaşanın temelinde olayların sınıfsal, ülkeler arası bir güç olma çılgınlığını göremeden; yaşadığımız ülkede mevcut iktidara karşı çok ta rasyonel olmayan bir nefretin sevgi duyamamanın adeta her şeyin müsebibbi sayılması gibi psikolojik bir eksen kaymasının rolünü, etki ve sonuçlarını görmemek mümkün değil gibi geliyor bana.
böyle bir durumun varlığı; bu tarz algı içinde olan kalabalıkları her zaman manüplasyona açık bırakır. zira bu tarz algı düşünmeyi gerektirmez, kendi yorumuna yakın her çağrıyı; doğru mu yanlış mı incelemeden kabule hazır bir vasatı ifade eder.
mesela liceden haber gelir gelmez, gezi aynılaştırması gayretleri buna bir örnek değil midir.
gezide kimi sermaye çevrelerinin ilerleyen günlerdeki tavrı, gezi üzerinden bir hesaplaşmanın varlığını hissettirmiyor mu size?
suriye özelinde orta doğuya ait ortaya atılan iddialar; gezi sürecinde renkli devrim hayallerinde kendini açıkça gösteren dış mühendislik hesaplarını görmemek için görmek istememek gerekir diye düşünüyorum.
israil ve türkiye son 10 yıldır inişli çıkışlı münasebet içindedir. orta doğuya bakışın ve sadece demokrasi ve insan değil ama aynı zamanda ekonomik politik çıkarların ekseninde, bölgesel güç olma istikametinde artık çakışan değil çatışan iki ülke vardır.
israilin bu konumda, ülkemizde ortaya çıkan ve vahim boyutlara ulaşma ihtimali yüksek bir olaya fransız kalmasını düşünmek pek bir safdilliktir.
ing. conspiracy theory. mel gibson'ın komplo teorileriyle kafayı bozmuş, gazetelerdeki küçük ilanlarla büyük olayları çözebileceğine inanan hafif çatlak bir tipi canlandırdığı film. önemli özelliklerinden biri; 1997 yılında yapılmış bir film olarak, ülkemizde 99 da gerçekleşen depremi senaryosu içerisinde işlemiş olmasıdır. o zaman başkan olan clinton'ın deprem yerini ziyareti, küçük bir çocuğu kucağına alması... her şey tam da 99 depremi sonrası yaşananlar gibidir.
(bkz: 17 agustos 1999 marmara depremi)
(bkz: 17 agustos 1999 marmara depremi)
Olayların arkasında olanları, gizlenen oyunları açıklamak adına amatörce ya da profesyonelce ortaya atılmış savlardır.
türk insanının olmazsa olmazı.
15 temmuz 2016 tarihi ile ilgili uretilen sayisiz teorilerdir . En mantiga yatkin olanindan en cilgincasina kadar gelistirilip yazilamamistir.
sözlükte savunanı çoktur.
Film olanı iyidir. Devlet için kayıtdışı görevlerde kullanılan bir tetikçi olduğunu değil de baya bildiğin deli olduğunu sandığınız adamın aslında deli değil katil olduğunu anlatır.
Yani hiçbir şey göründüğü gibi olmayabilir fikrini anlatan bir teori.
Yani hiçbir şey göründüğü gibi olmayabilir fikrini anlatan bir teori.
Evet ne tarafa doğru entegre oluyorduk?
Tüm markaların israil markası olması gibi komplo teorileri üretilir.
beyin yakan bir komplo teorim var.
simdi biz sevgilimle bodrum a gittik. tutturdu benle kalamazsın, arkadasında kal. arkadasımda kaldım.
bi gun durup dururken beni terk etti. bi saat kapısını caldım ve acmadı. arkadaslar bunu yapma deyip gpturdu beni.
sonra beni teselli eden arkadasım opmek istedi. kactim. ben hep aglıyorum ama. ikinci gun optu. ucuncu gun sevgilim geldi, barısmak istedi.
bunun hepsi danısıklı dovus gibi geliyor bana. beynim yanıyor.
simdi biz sevgilimle bodrum a gittik. tutturdu benle kalamazsın, arkadasında kal. arkadasımda kaldım.
bi gun durup dururken beni terk etti. bi saat kapısını caldım ve acmadı. arkadaslar bunu yapma deyip gpturdu beni.
sonra beni teselli eden arkadasım opmek istedi. kactim. ben hep aglıyorum ama. ikinci gun optu. ucuncu gun sevgilim geldi, barısmak istedi.
bunun hepsi danısıklı dovus gibi geliyor bana. beynim yanıyor.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar