bugün
- sözlükte tanıdığınız en iyi kişi21
- gocu'ya özgürlük8
- gocu'nun çaylaklık durumu kaldırılsın3
- ne yazarsam yazayım çaylak olmuyorum4
- senden benden trilyonları çalanlar5
- fatma betül sayan kaya49
- sözlük hesabını sil perileri3
- arkadaşlar beni neden sevmediniz3
- 4 ekim 2026 konohafest saldırısı3
- yıldız tilbe kızılı2
- cemil ipekçi2
- arkadaşlar çok uykum var2
- hepinizden nefret ediyorum ama tek başıma da canım2
- ideal bira bardağı3
- fon mağdurlarının ana para iadelerini beğenmemesi2
- pazartesi sabah 7 de spor salonuna giden insan3
- sarımsak6
- cin filmleri4
- türk korku filmi klişeleri3
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı20
- pazartesi sabahı erken kalkmak için bir neden3
- yaşlı ve bunak sözlük yazarları3
- iwf yapay zeka çocuk istismarı materyali artışı2
- italya türkiye maçı saat 21 45 te atv de3
- pizza5
- bir erkeğe yapılabilecek en iyi iltifat10
- sabahları nefret edilen şeyler10
- pizza margarita4
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması43
- cin musallat olan kişi nasıl anlaşılır3
- sözlük gıybeti12
- asrın soygunu14
- dünyanın en yakışıklı erkekleri listesi8
- hangi tatlısınız10
- kapatıcı kullanılmayan gün12
- nasıl birisiniz8
- kendinizde değiştirmek istediğiniz şeyler7
- akp seçmeni16
- riyad da ikinci mekke ittifakı toplantısı2
- türkiye'nin yemen de mekke ittifakı tartışması2
- anın görüntüsü20
- damarsız tüysüz manisa yaprağı18
- napıyorsunuz8
- tarsus ta karpuz yüklü kamyonun devrilmesi2
- dokunulmasından hoşlanmadığınız yerleriniz7
- gunluklerim aylik olmus11
- domates2
- kız kardeşlerim6
- arkadaşlar naber ya8
- yeşil parka giyen kız2
(bkz: zahir)
yetişkinlerin masal ihtiyacını karşılayan yeri doldurulamaz yazar. kendi yazdığı eserleri dışında editörlüğünü yaptığı, türkiye'de de dost kitabevi tarafından yayımlanan bir babil kitaplığı dizisi vardır ki insanı orgazmdan orgazma sürükler.
kütüphanelerden oluşan bir cennet düşleyen yazar-okur ve okur-yazar[keza hangisinin daha önce geldiği sizin takdirinize kalmış]. oyun oynar Borges[roland barthes'in tabiriyle ürettiği hikayenin gerçekliği değil mühim olan inandırıcılığıdır] aslında gerçekliği şüpheli yada hiçbir gerçekliği olmayan bir düşselliği yedirir size gerçek diye[anlatımındaki esrarda gizlidir bu]. bu nedenle efsanelere ve kişlere sarmıştır[lazarus morel!!!] kitaplarının ve referansal yapısının sonu yoktur[kumun da sonu yoktur "kitab"ın da] tabi kitabın kendi kendini referans göstermesi[daha doğrusu bir self-reflexive] özelliği içinde barındırır.
bu minvalde en çok sevdiği eserlerden birisi olan binbirgece masalları hemen hemen bir çok hikayesinde ifade edilir[Şehrazat'ın hikayesi hiç bitmez, keza hikeyenin bitimi demek Şehrazat'ın ölümü demektir]. bir diğer nokta çift kvramı üzerinde durur[aslında bir nevi altıncı his'tir yaşattığı] daha çok dostoyevski'nin dvoynikine benzer bu. hikayenin sonuna kadar bu farkındasızlık sürekli yazar tarafından hissettirirlir[bu minvalde borges iyi bir uyutucu ve afyondur] ama hikayenin sonundaki Thomas Bernardvari altınvuruşlar bu bilinçsizlik afyonunu daha da bir çeşnilendirir[bıçaklar ve bıçak ile özdeşleşen kişiler!] ki bazen nesneler de bir karakter olarak[farkında olmasak da] çıkar Borges'in hikayelerinde!
bu minvalde en çok sevdiği eserlerden birisi olan binbirgece masalları hemen hemen bir çok hikayesinde ifade edilir[Şehrazat'ın hikayesi hiç bitmez, keza hikeyenin bitimi demek Şehrazat'ın ölümü demektir]. bir diğer nokta çift kvramı üzerinde durur[aslında bir nevi altıncı his'tir yaşattığı] daha çok dostoyevski'nin dvoynikine benzer bu. hikayenin sonuna kadar bu farkındasızlık sürekli yazar tarafından hissettirirlir[bu minvalde borges iyi bir uyutucu ve afyondur] ama hikayenin sonundaki Thomas Bernardvari altınvuruşlar bu bilinçsizlik afyonunu daha da bir çeşnilendirir[bıçaklar ve bıçak ile özdeşleşen kişiler!] ki bazen nesneler de bir karakter olarak[farkında olmasak da] çıkar Borges'in hikayelerinde!
"zamanla hükümetlerin ortadan kalkmasını hak edeceğimizi sanıyorum" diyen arjantinli yazar.
Tek yıldız kalmayacak gecede.
Gece kalmayacak.
Ben ölürken dayanımaz evren de
tüm varlığıyla ölecek benimle,
Sileceğim piramitleri, madalyaları,
Kıtaları ve yüzleri.
Sileceğim geçmişin birikimini.
Toz edeceğim tarihi, tozu toz.
Son günbatımını seyrediyorum şimdi.
Son kuşu dinliyorum.
Kimseye hiçbir şey bırakmıyorum.
Gece kalmayacak.
Ben ölürken dayanımaz evren de
tüm varlığıyla ölecek benimle,
Sileceğim piramitleri, madalyaları,
Kıtaları ve yüzleri.
Sileceğim geçmişin birikimini.
Toz edeceğim tarihi, tozu toz.
Son günbatımını seyrediyorum şimdi.
Son kuşu dinliyorum.
Kimseye hiçbir şey bırakmıyorum.
"ey denizi kuşatan ve deniz olan yılan
iason'un kerrar küreği
sigurd'un genç kılıcı
zamanın içinde kalan bunlar
zamana ait olmayan"
ezberlemişim lan..
iason'un kerrar küreği
sigurd'un genç kılıcı
zamanın içinde kalan bunlar
zamana ait olmayan"
ezberlemişim lan..
''hayat ne kadar karmaşık ve uzun olursa olsun aslında bir andan ibaret, o an da aslında kim olduğunuzu anladığınız ve ne olmaya karar verdiğiniz an.'' jorge luis borges'den alıntı... carpe diem'e gidişatın hissedildiği yazar.
112. yaşına girmiş hapy börtdey koca adam. *
bugün 112. doğum yıldönümü olan arjantinli müteveffa usta yazar.
senin adını
kol saatımın kayışına tırnağımla kazıdım.
malum ya, bulunduğum yerde
ne sapı sedefli bir çakı var,
(bizlere âlâtı-katıa verilmez),
ne de başı bulutlarda bir çınar.
belki avluda bir ağaç bulunur ama
gökyüzünü başımın üstünde görmek
bana yasak...
burası benden başka kaç insanın evidir?
bilmiyorum.
ben bir başıma onlardan uzağım,
hep birlikte onlar benden uzak.
bana kendimden başkasıyla konuşmak
yasak.
ben de kendi kendimle konuşuyorum.
fakat çok can sıkıcı bulduğumdan sohbetimi
şarkı söylüyorum karıcığım.
hem, ne dersin,
o berbat, ayarsız sesim
öyle bir dokunuyor ki içime
yüreğim parçalanıyor.
ve tıpkı o eski
acıklı hikâyelerdeki
yalnayak, karlı yollara düşmüş, yetim bir çocuk gibi bu yürek,
mavi gözleri ıslak
kırmızı, küçücük burnunu çekerek
senin bağrına sokulmak istiyor.
yüzümü kızartmıyor benim
onun bu an
böyle zayıf
böyle hodbin
böyle sadece insan
oluşu.
belki bu hâlin
fizyolojik, psikolojik filân izahı vardır.
belki de sebep buna
bana aylardır
kendi sesimden başka insan sesi duyurmayan
bu demirli pencere
bu toprak testi
bu dört duvardır...
saat beş, karıcığım.
dışarda susuzluğu
acayip fısıltısı
toprak damı
ve sonsuzluğun ortasında kımıldanmadan duran
bir sakat ve sıska atıyla,
yani, kederden çıldırtmak için içerdeki adamı
dışarda bütün ustalığı, bütün takım taklavatıyla
ağaçsız boşluğa kıpkızıl inmekte bir bozkır akşamı.
bugün de apansız gece olacaktır.
bir ışık dolaşacak yanında sakat, sıska atın.
ve şimdi karşımda haşin bir erkek ölüsü gibi yatan
bu ümitsiz tabiatın
ağaçsız boşluğuna bir anda yıldızlar dolacaktır.
yine o malum sonuna erdik demektir işin,
yani bugün de mükellef bir daüssıla için
yine her şey yerli yerinde işte, her şey tamam.
ben,
ben içerdeki adam
yine mutad hünerimi göstereceğim
ve çocukluk günlerimin ince sazıyla
suzinâk makamından bir şarkı ağzıyla
yine billâhi kahredecek dil-i nâşâdımı
seni böyle uzak,
seni dumanlı, eğri bir aynadan seyreder gibi
kafamın içinde duymak...
2
dışarda bahar geldi karıcığım, bahar.
dışarda, bozkırın üstünde birdenbire
taze toprak kokusu, kuş sesleri ve saire...
dışarda bahar geldi karıcığım, bahar,
dışarda bozkırın üstünde pırıltılar...
ve içerde artık böcekleriyle canlanan kerevet,
suyu donmayan testi
ve sabahları çimentonun üstünde güneş...
güneş,
artık o her gün öğle vaktine kadar,
bana yakın, benden uzak,
sönerek, ışıldayarak
yürür...
ve gün ikindiye döner, gölgeler düşer duvarlara,
başlar tutuşmaya demirli pencerenin camı :
dışarda akşam olur,
bulutsuz bir bahar akşamı...
i̇şte içerde baharın en kötü saatı budur asıl.
velhasıl
o pul pul ışıltılı derisi, ateşten gözleriyle
bilhassa baharda ram eder kendine içerdeki adamı
hürriyet denen ifrit...
bu bittecrübe sabit, karıcığım,
bittecrübe sabit...
3
bugün pazar.
bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar.
ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün bu kadar benden uzak
bu kadar mavi
bu kadar geniş olduğuna şaşarak
kımıldanmadan durdum.
sonra saygıyla toprağa oturdum,
dayadım sırtımı duvara.
bu anda ne düşmek dalgalara,
bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım.
toprak, güneş ve ben...
bahtiyarım..
les mangeurs d'etoiles
kol saatımın kayışına tırnağımla kazıdım.
malum ya, bulunduğum yerde
ne sapı sedefli bir çakı var,
(bizlere âlâtı-katıa verilmez),
ne de başı bulutlarda bir çınar.
belki avluda bir ağaç bulunur ama
gökyüzünü başımın üstünde görmek
bana yasak...
burası benden başka kaç insanın evidir?
bilmiyorum.
ben bir başıma onlardan uzağım,
hep birlikte onlar benden uzak.
bana kendimden başkasıyla konuşmak
yasak.
ben de kendi kendimle konuşuyorum.
fakat çok can sıkıcı bulduğumdan sohbetimi
şarkı söylüyorum karıcığım.
hem, ne dersin,
o berbat, ayarsız sesim
öyle bir dokunuyor ki içime
yüreğim parçalanıyor.
ve tıpkı o eski
acıklı hikâyelerdeki
yalnayak, karlı yollara düşmüş, yetim bir çocuk gibi bu yürek,
mavi gözleri ıslak
kırmızı, küçücük burnunu çekerek
senin bağrına sokulmak istiyor.
yüzümü kızartmıyor benim
onun bu an
böyle zayıf
böyle hodbin
böyle sadece insan
oluşu.
belki bu hâlin
fizyolojik, psikolojik filân izahı vardır.
belki de sebep buna
bana aylardır
kendi sesimden başka insan sesi duyurmayan
bu demirli pencere
bu toprak testi
bu dört duvardır...
saat beş, karıcığım.
dışarda susuzluğu
acayip fısıltısı
toprak damı
ve sonsuzluğun ortasında kımıldanmadan duran
bir sakat ve sıska atıyla,
yani, kederden çıldırtmak için içerdeki adamı
dışarda bütün ustalığı, bütün takım taklavatıyla
ağaçsız boşluğa kıpkızıl inmekte bir bozkır akşamı.
bugün de apansız gece olacaktır.
bir ışık dolaşacak yanında sakat, sıska atın.
ve şimdi karşımda haşin bir erkek ölüsü gibi yatan
bu ümitsiz tabiatın
ağaçsız boşluğuna bir anda yıldızlar dolacaktır.
yine o malum sonuna erdik demektir işin,
yani bugün de mükellef bir daüssıla için
yine her şey yerli yerinde işte, her şey tamam.
ben,
ben içerdeki adam
yine mutad hünerimi göstereceğim
ve çocukluk günlerimin ince sazıyla
suzinâk makamından bir şarkı ağzıyla
yine billâhi kahredecek dil-i nâşâdımı
seni böyle uzak,
seni dumanlı, eğri bir aynadan seyreder gibi
kafamın içinde duymak...
2
dışarda bahar geldi karıcığım, bahar.
dışarda, bozkırın üstünde birdenbire
taze toprak kokusu, kuş sesleri ve saire...
dışarda bahar geldi karıcığım, bahar,
dışarda bozkırın üstünde pırıltılar...
ve içerde artık böcekleriyle canlanan kerevet,
suyu donmayan testi
ve sabahları çimentonun üstünde güneş...
güneş,
artık o her gün öğle vaktine kadar,
bana yakın, benden uzak,
sönerek, ışıldayarak
yürür...
ve gün ikindiye döner, gölgeler düşer duvarlara,
başlar tutuşmaya demirli pencerenin camı :
dışarda akşam olur,
bulutsuz bir bahar akşamı...
i̇şte içerde baharın en kötü saatı budur asıl.
velhasıl
o pul pul ışıltılı derisi, ateşten gözleriyle
bilhassa baharda ram eder kendine içerdeki adamı
hürriyet denen ifrit...
bu bittecrübe sabit, karıcığım,
bittecrübe sabit...
3
bugün pazar.
bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar.
ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün bu kadar benden uzak
bu kadar mavi
bu kadar geniş olduğuna şaşarak
kımıldanmadan durdum.
sonra saygıyla toprağa oturdum,
dayadım sırtımı duvara.
bu anda ne düşmek dalgalara,
bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım.
toprak, güneş ve ben...
bahtiyarım..
les mangeurs d'etoiles
adının nasıl okunduğu tam bi muamma olan yazar. allahtan hiç bi kitabını okumadım da gidip kitapçıya abi annem iki ekmek bir de borj istedi demedim. çok estetik bi insanım ben. evet.
kısacık hikayelerle okuru ne kadar derinlere daldırıp çıkarabildiği, ne kadar uzaklara götürüp getirebildiği insanı hayrete düşüren ; okuması gayet keyifli bir yazardır.
''evren, ne yazık ki gerçek,
ben, ne yazık ki borges im'' diyen güzel adam.
ben, ne yazık ki borges im'' diyen güzel adam.
umberto eco nun da etkilendiği yazarlar arasındadır. zira eco gülün adı'nda manastır kütüphanesine burgoslu jorge adında kör bir kitap kurdunu kolon olarak koymuştur.
hayatı boyunca kütüphanede çalışmak istemiş fakat yaşlanıp gözlerini kaybetmek üzereyken ulusal kütüphane müdürlüğüne atanmıştır. bunun üzerine, içimi feci halde yakan şu dizleri karalamıştır.
`kimse yakınıp yerindiğimi sanmasın
bu lütfundan yüce tanrının
bana ilahi bir şaka yaptı
kitabı ve körlüğü aynı anda bahşetti`
evet, körleşmiştir ama bizim kadar karanlık bir dünyada yaşadığını sanmam.
`kimse yakınıp yerindiğimi sanmasın
bu lütfundan yüce tanrının
bana ilahi bir şaka yaptı
kitabı ve körlüğü aynı anda bahşetti`
evet, körleşmiştir ama bizim kadar karanlık bir dünyada yaşadığını sanmam.
geometrik ve ansiklopedik yazar, fazlası değil...
''imkansız, reddedilmiş mümkündür.'' sözünün sahibi.
(bkz: alef)
"Ben cenneti hep bir çeşit kütüphane olarak düşlemişimdir." diyerek hayalperestliğin o sonsuzluğunu bir kez daha gösterebilmiş yazar.
jorge luis borges'in elif noktalarını bulduğu söylenir. kendisini islamiyet'e öylesine vermiştir ki bu onun haklı bir başarısı olarak görülür.
elif noktalarını bularak insanlara mutlak sonsuzu ispat etmiştir denilmektedir.
elif noktalarını bularak insanlara mutlak sonsuzu ispat etmiştir denilmektedir.
Sil baştan yaşama şansım olsaydı eğer, oturup saymazdım eski yanlışlarımı. Kusursuz olmaya çalışmaz, rahat bırakırdım yüreğimi.
kitaplarını alıp da okumaya beyni kifayet etmeyen yada sadece adını duyup "post-modernist" felan diye üzerinden ekmek yemeye çalışan kekoların olmadığı sandığı her şey olan "adam"
özgürlükçüdür ama eşitlikçi değildir borges...
adamına göre muammele taraftarıdır. ütopyası "insan" vasfını taşıyanlar için kurgunlamıştır.
söyleşilerinden oluşan 7 gece'de: "hitler yüksek amacı için mücadele eden ama amacına ulaşmayı kendisi bile hayal etmeyen biriydi" der
kum kitabındaki bir hikayesinde bundan 300 yıl sonra yaşayan bir üst insan bir binadan bahsederken hitler'i kastederek " büyük bir insansever tarafından yaptırılmıştı" der...
yolları çatallanan bahçe kitabındaki öykülerden birinde basklı oluşuyla gurur duyan bir hikaye kahramanını, kendi ağzından konuşturduğu bir diğer kahramana "tarih boyunca inek sağmaktan başka bir şey yapmamış bir ırka mensup olmakla insan neden bu kadar övünür ki?" diye çekiştirtmiştir.
gene 7 gece'de eva peron'un buenos aires yakınarında bir genelev işlettiğini ve kendini de satan bir fahişe olduğunu söylemiştir...
isim vererek direkt olarak yaptığı anıştırmalardan ilk aklıma gelenler bunlar. isimsiz yada orta zekalı cahillerin anlayamayacağı onlarca, yüzlerce anekdotu da vardır. okusaydınız bilirdiniz.
sabahat tuncel denen terör hükümlüsüne "terörden hüküm giymiştir" diye yazınca bana "borges'i tanısan böyle yazamazdın tımammııığ" diye mesaj göndermeye kalkan gerizekalı...
evet sen...
yalnız değilsin üzülme senin gibi iki salak daha var bu sözlükte...
son not: borges eşitlikçi değildir. göte göt demeyi hem sever hem de bilir. yaşar kemal denen kazmayla falan karıştırdınız heralde diycem ama onu da okuduğunuzdan emin değilim...
özgürlükçüdür ama eşitlikçi değildir borges...
adamına göre muammele taraftarıdır. ütopyası "insan" vasfını taşıyanlar için kurgunlamıştır.
söyleşilerinden oluşan 7 gece'de: "hitler yüksek amacı için mücadele eden ama amacına ulaşmayı kendisi bile hayal etmeyen biriydi" der
kum kitabındaki bir hikayesinde bundan 300 yıl sonra yaşayan bir üst insan bir binadan bahsederken hitler'i kastederek " büyük bir insansever tarafından yaptırılmıştı" der...
yolları çatallanan bahçe kitabındaki öykülerden birinde basklı oluşuyla gurur duyan bir hikaye kahramanını, kendi ağzından konuşturduğu bir diğer kahramana "tarih boyunca inek sağmaktan başka bir şey yapmamış bir ırka mensup olmakla insan neden bu kadar övünür ki?" diye çekiştirtmiştir.
gene 7 gece'de eva peron'un buenos aires yakınarında bir genelev işlettiğini ve kendini de satan bir fahişe olduğunu söylemiştir...
isim vererek direkt olarak yaptığı anıştırmalardan ilk aklıma gelenler bunlar. isimsiz yada orta zekalı cahillerin anlayamayacağı onlarca, yüzlerce anekdotu da vardır. okusaydınız bilirdiniz.
sabahat tuncel denen terör hükümlüsüne "terörden hüküm giymiştir" diye yazınca bana "borges'i tanısan böyle yazamazdın tımammııığ" diye mesaj göndermeye kalkan gerizekalı...
evet sen...
yalnız değilsin üzülme senin gibi iki salak daha var bu sözlükte...
son not: borges eşitlikçi değildir. göte göt demeyi hem sever hem de bilir. yaşar kemal denen kazmayla falan karıştırdınız heralde diycem ama onu da okuduğunuzdan emin değilim...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar