bugün
- queen ravenna adlı yazarı kurt ısırması11
- hiç edirne ciğer tavası yediniz mi12
- boşanmaların artma sebebi4
- ciğer yiyen midesizler7
- yulaf yiyen insan5
- ciğer vs kokoreç5
- nervio için ciğer yemekten vazgeçmek5
- yüz görünümlüğü6
- nervio benimle evlenir misin5
- gönlü götü geniş sözlük yazarı8
- ismet gürbüz'ü çarmıha germek3
- dinci ahlaksızlığı20
- nazım hikmet ruzi nazar görüşmesi3
- yarın yataktan kalkamayacak yazar4
- yunan adalarına gitmek20
- linç yiyeceğin bir şey söyle7
- rüyada nervio yu görmek9
- israil satanist bir devlettir2
- ismet gürbüz'ü denize atmak3
- yunan aşığı tip15
- bir sözlük kızını sözlükten çekip çıkartmak16
- truesuz sözlük11
- nervio yu ciğer tavasına atmak3
- zengin koca bulup evinin hanımı olmak15
- ciğer sevmemek cahillik mi3
- insanlar size bakınca ilk ne ilgilerini çeker5
- cadı büyücü tipli kadınlar2
- sözlük yazarlarının ruh hali9
- korkulan ölüm şekli5
- en lezzetli balık6
- ırakın bir bölümünün türkiyeye katılması14
- ölmeyecek gibi yaşıyor millet5
- sexting4
- arjantinli erkekler6
- turşu suyu içen bayan4
- allahın yabancı kadınlara torpilli davranması3
- nervio isimli yazarin tam olarak neye yaramasi24
- rujlu erkekle öpüşmek14
- yakınım nasıl ama2
- kışın duş alırken üşümemek için öneriler14
- antipanik5
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye44
- takıntılı olduğunuz hareketler4
- evlenilecek erkek bulmanın gittikçe zorlaşması17
- ucu nereye giderse gitsin5
- albea var mı abi düşük kilometreli11
- zengin kadın bulup evinin erkeği olmak5
- elisa3
- fon vurgunu sonrası akepeye desteği sürdürmek7
- günün recep tayyip erdoğan repliği8
fatih,gaziosmanpaşa,ümraniye,esenler de kapkaça uğrayabileceğiniz;eminönü,zeytinburnunda kekolar tarafından tacize uğrayabileceğiniz;yenibosna,ataşehir in bazı bölümleriyle dolapdere,kasımpaşa,güngören,sultanbeyli gibi ölümün kol gezdiği mekanları bulunan 2010 yılı avrupa kültür başkentidir.
korkuyorum bu şehirden. büyüklüğü, icinde barındırdığı pislikleri, beni korkutuyor, 14 şubat nedeniyle bu şehre gitmek zorundayım, napcam bilmiyorum.
şehirlerin kraliçesi. nerde yaşamak istersin deseler hiç düşünmem.
bağımlılık yapan şehir. keder dolu bir deniz , açık havada esir yaşantı.
her hafta seyahat etmekten bıktığım şehir.
sevmiyorum ulan seni.
sevmiyorum ulan seni.
yeryüzünün en güzel kentlerinden biri. beyoğlu'nda istiklal'de gez, sarmadı mı? in galata'ya kule'ye çık, manzaraya bak. sonra geri dön şampiyon'da kokoreç ye. geç karşıya vapurla martılara simit atmayı unutma ama yolculuk esnasında. doya doya yaşa bu kenti...
yaşamayan için,merek edilen,taşı topragı altın sayılan,büyük,zengin,afili,adı batası bi boka yaramayısı bir şehir
dünya'da eşi benzeri olmayan, dünya'nın incisi. her hali güzel; kışın soğuğu, yazın sıcağı, bahar aylarındaki ayrı havaları. yaşadıkça özlenen ve özlendikçe daha çok, daha çok yaşanan şehir, şehrim.
mercan dede'nin nefes adlı albümünde bulunan; ceza'yı pek yakıştıramadığım bir şarkı olmuştur. gerçekten ruhsuz söylemiş adam. bu iddiamın arkasında harika bir müzik bilgim, teknik bilgi birikimim falan yok. dinleyince farkedilebilir, adam tek tondan söylemiş direk. telefondaki dıt sesi gibi..
müslüman şehirleri içerisinde jeopolitik önemi en üst düzey olanıdır, başka hiç bir şehir yoktur ki bu kent kadar yabancıların gözünde tütebilsin.
dünya üzerindeki en eski aşklardandır...
13 şubat 2010 tarihinde, alabildiğine estetik, alabildiğine ihtişamlı ve alabildiğine şehvetliydi şehir...
sabahın erken saatlerinde bir yağmurla kucakladı maşuk, aşıklarını. sonra güneşi çıkartıp, önlerini bulutlarla perdeledi. ortaya çıkan bu eşsiz güzellik güneş tutulmasından bile daha nadir görülebilecek türdendi.
beni, kadıköye götürecek olan vapurun sudaki seyrini, bulutlardan sızan güneş, bir spot ışığıymış gibi takip ediyordu sanki. fonda doğudan gelen bir keman sesi, havanın da kararmaya başladığı o an nasıl da tarifsiz bir hale gelmişti. nitelenemez, para ile satın alınamaz, hiçbir sevgili, hiç bir sevgiliden böylesine bir aşk bekleyemezdi hani...
yanımdaki sevgilime ilgisiz kaldığım gibi bu güzellik karşısında o da en az benim kadar etkilenmişti bu manzaradan. nedensiz bir tebessüm yayıldı yüzüme durup dururken. bir zafer kazanmış gibi... bu hallerini onlarca, binlerce aşık arasından bana göstermişti. sonra bulutları yırtmışçasına tam da gözlerime vuran güneşin son demlerini olabildiğince kısmadan gözlerimi izlemeye çalıştım. ve "haydarpaşa" hala gitmeleri çağrıştıyordu zihnimin, öğrencilik yıllarında kalmış bir tarafına. eski moda iskelesi ise geçmişte kalan yaşanmışlıkları, okuldan kaçan bir lise talebesini...
hiçbir şehrin, hiçbir noktası bu kadar net ve yoğun barındıramaz anlamları. başka hiçbir kadının, hiçbir dokunuşunun bu kadar etkilemeyeceği gibi.
13 şubat 2010 tarihinde, alabildiğine estetik, alabildiğine ihtişamlı ve alabildiğine şehvetliydi şehir...
sabahın erken saatlerinde bir yağmurla kucakladı maşuk, aşıklarını. sonra güneşi çıkartıp, önlerini bulutlarla perdeledi. ortaya çıkan bu eşsiz güzellik güneş tutulmasından bile daha nadir görülebilecek türdendi.
beni, kadıköye götürecek olan vapurun sudaki seyrini, bulutlardan sızan güneş, bir spot ışığıymış gibi takip ediyordu sanki. fonda doğudan gelen bir keman sesi, havanın da kararmaya başladığı o an nasıl da tarifsiz bir hale gelmişti. nitelenemez, para ile satın alınamaz, hiçbir sevgili, hiç bir sevgiliden böylesine bir aşk bekleyemezdi hani...
yanımdaki sevgilime ilgisiz kaldığım gibi bu güzellik karşısında o da en az benim kadar etkilenmişti bu manzaradan. nedensiz bir tebessüm yayıldı yüzüme durup dururken. bir zafer kazanmış gibi... bu hallerini onlarca, binlerce aşık arasından bana göstermişti. sonra bulutları yırtmışçasına tam da gözlerime vuran güneşin son demlerini olabildiğince kısmadan gözlerimi izlemeye çalıştım. ve "haydarpaşa" hala gitmeleri çağrıştıyordu zihnimin, öğrencilik yıllarında kalmış bir tarafına. eski moda iskelesi ise geçmişte kalan yaşanmışlıkları, okuldan kaçan bir lise talebesini...
hiçbir şehrin, hiçbir noktası bu kadar net ve yoğun barındıramaz anlamları. başka hiçbir kadının, hiçbir dokunuşunun bu kadar etkilemeyeceği gibi.
eski galata fahişeleri gibidir. pis, ağzı bozuk, yaşlı fakat tüm bunlara rağmen gözlerinizi üzerinden alamayacağınız kadar güzel ve çekici.
istanbul Boğazı...
Her mevsim, her an bir başka güzelsin...
Baharda erguvanlarını sunarsın,
Yeşillerin arasında maviliğini......
Sana hayran hayran bakanlar,
Bir daha unutabilir mi seni...
Oturup sahilinde, içtiğim çaylar
Bir başka sıcak kışında...
Lodosun esip de kıyılarına vurunca
Dalgalar, yüreğim kabarır senin gibi...
Açlığımızı balıklarınla doyurursun,
Fethedildiğin günden beri...
Senin gibi inceden inceye dantel gibi
işlenmiştir,tarih ve aşk kokan yalıların...
Ne sevdalar yaşanmıştır sana bakan gözlerin
Sahibi yüreklerde...
Yazın gezinir sularında kayıklar, motorlar,
Onlara müşfik bir ana olur,
Sakin sakin akan bir nehire dönüşürsün...
Güneş batarken Salacak'tan,
Karanlık pelerinini giyinirsin...
Boynunda iki gerdanlık,
Biri inciden, diğeri elmas...
Geceleri yıldızlar gibi aydınlatır sularını...
Sonbaharın bir başka güzel...
Sararır elbisen, suların gri...
Yıldırımlar selam sunar sana,
Yağmur yağdıran bulutlarıyla...
istanbul Boğazı...
Canların cananı...
Birgün ben gitsem bile dünyadan,
Kıyamete kadar misafirlerini ağırlayıp
Hayran edeceksin kendine...
Daha öncekilere sevdirdiğin gibi...
Aşık olacaklar sana, tıpkı benim gibi... *
Her mevsim, her an bir başka güzelsin...
Baharda erguvanlarını sunarsın,
Yeşillerin arasında maviliğini......
Sana hayran hayran bakanlar,
Bir daha unutabilir mi seni...
Oturup sahilinde, içtiğim çaylar
Bir başka sıcak kışında...
Lodosun esip de kıyılarına vurunca
Dalgalar, yüreğim kabarır senin gibi...
Açlığımızı balıklarınla doyurursun,
Fethedildiğin günden beri...
Senin gibi inceden inceye dantel gibi
işlenmiştir,tarih ve aşk kokan yalıların...
Ne sevdalar yaşanmıştır sana bakan gözlerin
Sahibi yüreklerde...
Yazın gezinir sularında kayıklar, motorlar,
Onlara müşfik bir ana olur,
Sakin sakin akan bir nehire dönüşürsün...
Güneş batarken Salacak'tan,
Karanlık pelerinini giyinirsin...
Boynunda iki gerdanlık,
Biri inciden, diğeri elmas...
Geceleri yıldızlar gibi aydınlatır sularını...
Sonbaharın bir başka güzel...
Sararır elbisen, suların gri...
Yıldırımlar selam sunar sana,
Yağmur yağdıran bulutlarıyla...
istanbul Boğazı...
Canların cananı...
Birgün ben gitsem bile dünyadan,
Kıyamete kadar misafirlerini ağırlayıp
Hayran edeceksin kendine...
Daha öncekilere sevdirdiğin gibi...
Aşık olacaklar sana, tıpkı benim gibi... *
istanbıulu temsil edebilecek nitelikte kaç yapı hâlâ ayaktadır? ayasofya? sultan ahmet camii?, topkapı sarayı... doğru; peki ama, kız kulesi gibisi var mı?
çocuğunu asma köprüde sallayan
bir annedir istanbul
ki onun
içi süt dolu
biberonudur kız kulesi
soğusun diye suya tutulan'
çocuğunu asma köprüde sallayan
bir annedir istanbul
ki onun
içi süt dolu
biberonudur kız kulesi
soğusun diye suya tutulan'
Dünyanın başkenti.
barınmadır.
bazen sıkıntıdır,sabırdır,zordur;lakin bir an başınızı çevirdiğinizde gördüğünüz boğaz ışıkları yeniden aşka inandırır sizi.ilhamdır istanbul.yazarın kalemi,ozanın gözüdür...dev bir tarihtir,başarı öyküleridir.ortaköyden usulca denize bırakılan hayallerdir istanbul..
agiz dolusu gulmeyi ozledim martilarin simit kapmak icin yarismasini izlerken bir vapurun arkasinda... carsilarinda kaybolmayi, tepelerinden semaya bakmayi, her gecen gun allaha sukretmeyi ozledim; senin varligindan haberdar oldugum, seni yasama firsati buldugum icin... simidin yanindaki cay, kahvenin sigarasi gibi sen gerekliliksin, olmazsa olmazsin dunyada, bogazindan gecen gemileri, koprulerini, camilerini, sultanahmet meydaninda yankilanan ezan sesini, eminonude balik-ekmek tezgahlarinin onlerinde kediciklerin balik icin beklesmesini, insanlarin ordan oraya kosusturmalarini, haydarpasa garindaki tren seslerini, cicek pasajini, emirgani, bebeki, modayi... ozledim seni!
yaşayanlar için vazgeçilemeyen, yaşamayanlar için eziyet yahu diye geçiştirilen şehir. dışarıdan bakıldığında olağanüstü kalabalık, hareketli ve bir o kadar da tehlikeli gelir insanın gözüne. o haber bültenlerindeki pek çok olay her an başına gelecekmiş gibi bir paranayonun içine çeker kimilerini bu şehir.etrafındaki kalabalık ürkütücü gelir . televizyonda söyledikleri gibi çakal çoktur çünkü etrafta. çok geçmeden denizi, boğazı görünce de rahatlar biraz içi. çünkü deniz her daim sakinleştirir insanı. ve bilir ki kötülük her yerde kötülüktür. milyon tane hikaye vardır heryerde. ya bir hikayede kendisi ekler bu şehre. ya da bırakıp geldiği yerdeki hikayesine dönmeyi bekler bir an önce.
hiç değişmemiş. hala aynı trafik keşmekeşi, hala aynı çirkinlik.
Hayat kadını gibi bir şehirdir.Tipi güzeldir eli ayağı düzgündür amma velakin giysinin altındakiler çok görmüş geçirmiştir.
iki karışıklık şehir ama bir yerden, bir yere gitmesi 2-3 saat sürer.
trafik desen insanı çıldırtır.
lakin tüm bunlara rağmen boğazı ile, gemi gezmeleri ile enfes bir şehirdir.
taksim'i ile, nevizadesi ile tavaf edilesi şehir.
trafik desen insanı çıldırtır.
lakin tüm bunlara rağmen boğazı ile, gemi gezmeleri ile enfes bir şehirdir.
taksim'i ile, nevizadesi ile tavaf edilesi şehir.
çok hoş bir prozodisi olan sözcüktür. bu yüzden şarkılarda şiirlerde bolca adı geçer.
eğer ki istanbul değil de burdur olsaydı. hiç bu kadar duygusal olmazdı.
"burdur'u dinliyorum gözlerim kapalı." olmadı işte olmuyor.
eğer ki istanbul değil de burdur olsaydı. hiç bu kadar duygusal olmazdı.
"burdur'u dinliyorum gözlerim kapalı." olmadı işte olmuyor.
türkiye'nin eli, ayağı, kolu, bacağıdır. bugüne kadar izlenen yanlış politikalarının günahını çekendir. istanbul'un güzelliğine, tarihine, önemine kimse birşey diyemez ancak istanbul ülkemizin her şeyi olmamalıydı. nüfusu 15 milyon olmamalıydı. istanbul bir kültür şehri, istanbul bir finans şehri olmalıydı. ha, günümüzde bunlardan da var şüphesiz ama sanayiyi de buraya yığarsan bugünkü gibi şehrin kalitesi düşer, gereksiz yere nüfus bu kadar çoğalır, şehir bu kadar geniş alana yayılır ve bu kadar betonlaşır. bu elbette anadolu'dan gelen insanların suçu değildir, bu ülkeyi yönetenlerin yanlış politikalarının sonucudur. tüm yatırımları, sanayiyi istanbul'a yığacağına anadolu'ya eşit dağıtsaydın hem bu aşırı göçü engellemiş olurdun hem de istanbul'un kalitesini korurdun.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar