bugün
- yazarlara verilmiş lakaplar12
- lise 1deki haliniz karşınızda olsa ne dersiniz11
- cumhuriyetin halka sorulmadan getirilmesi10
- 41 yaşına gelmiş hala daha sözlükte yazan adam6
- kadınlar memelerini birbirlerine gösteriyor mu5
- sizce ben güzel miyim4
- kale3112 nickli sözlük yazarı2
- uzay neyin içerisinde genişliyor4
- karanlık kafese inen ruh kuşu3
- kadınların daha hayvansever olduğu gerçeği3
- güzel satranç oynayan kız var mıdır3
- recep tayyip erdoğanı sevmiyorum5
- taksici arkadaşın anlattığı enteresan hikayeler5
- en son gelen mesaj2
- ai analizin tavsiyelerine kulak vermek2
- erkekleri taciz eden kadın4
- ev kedisi2
- pandela44
- polisin ters kelepçe takabileceği durumlar4
- son kitaptan öncekiler bozulsun diye mi yaratıldı3
- başlıkların silinme sebepleri3
- kemal kılıçdaroğlu11
- ai analiz2
- kadın poposundan kasa diye bahseden erkek16
- alttaki yazar ile kafes dövüşü yapıyoruz2
- sıla türkoğlu2
- ali haydar fırat2
- evlendikten sonra 100 kiloyu geçen kadınlar2
- sen pipittinoğulları gelinisin unutma2
- 35 yaşında ölmek6
- malum sözlük2
- ben geldim naneler19
- sözlükte flörtleşmek18
- deniz göktaş'ın gözaltına alınması18
- izafiyet teorisi2
- sözlüğü siliyorum dostlar17
- karşılıklı aşk yaşamadan ölmek8
- kız arkadaşıma hediye edeceğim araba için öneriler11
- ferdi özbeğen9
- renkli gözün türkiyede çok yaygınlaşması7
- x in memeleri5
- iplenmeyen yazarlar2
- kız arkadaşın 17 saattir mesaj atmaması17
- iphone kullanan insan2
- devlet kim lan7
- hem entelektüel hem sikici hem yakışıklı erkek8
- sözlük kullanma amacım2
- wednesdayin annesi8
- azgın türbanlı10
- sözlüğün kahve olması13
ikinci sezonunun olamayacağına inandığım, yakında yapımcıların elinde patlayacak dizi.
oscar wildenin sözleriyle ve ramisin seslendirdiği duygusal damardan okuduğu dörtlüklerle bütün gençleri kendine bağlamış saçma sapan bi dizi.
manik depresif hallerin, pandemi ile birleşmesinden midir nedir uyku sorununa yol açma zımbırtısı. insanlar ölüyor, açılım götümüze giriyor, asgari ücret tartışılırken bundan fayda sağlayan halkımın oralı olmaması...
o dizi, bu süreklilik, bilmem ne metraj; netice itibariyle bir çeşit seyir zevki lakin hayatın ve gözümüzün içine bu kadar çok sokulması, pembemsi dizilerin etkin ajitasyon yöntemini tekrar sorgulamanın gerekliliğini düşündürüyor.
o dizi, bu süreklilik, bilmem ne metraj; netice itibariyle bir çeşit seyir zevki lakin hayatın ve gözümüzün içine bu kadar çok sokulması, pembemsi dizilerin etkin ajitasyon yöntemini tekrar sorgulamanın gerekliliğini düşündürüyor.
bir sahnede devamlılık hatası yapmış, babet yerine çizmeyle devam ettiler diye gazetelerin "ezel'de görülmemiş hata" başlıkları attığı dizi. birşey tutunca üzerine fazla mı gidiyoruz ne?
adamlar kaliteli iş yapıyor izle işte. ne ders çıkarayım, hayat felsefesi yapayım diye uğraşıyorsun? adamlar genel kültürlü, senaryoyu iyi yazmışlar, çekimler de hoş kurgu da güzel. daha ne?
prison break için ölen bünyeler herkes izliyor diye kötülemeye de başladılar ya tam oldu.
adamlar kaliteli iş yapıyor izle işte. ne ders çıkarayım, hayat felsefesi yapayım diye uğraşıyorsun? adamlar genel kültürlü, senaryoyu iyi yazmışlar, çekimler de hoş kurgu da güzel. daha ne?
prison break için ölen bünyeler herkes izliyor diye kötülemeye de başladılar ya tam oldu.
bence türkiye'de yapılmış en iyi dizilerden biridir. bunu söylememin nedenleri kurgusu, şebnem, oyunculukları, şebnem, türk dizileri arasındaki marjinalliği, şebnem, içerisinde unutulmaz sözlerin bulunması, konunun merkezinin ihanet olması ve yine şebnemdir.
bunlara tek tek değinecek olursak kurgusu gerçekten çok hoş. flashbackler nedense hiç sıkmıyor. hatta bu ihanet eden dörtlünün geçmişte ne yaşadıkları ve niye ihanet ettikleri, ömerin hapiste çektiği acılar ve düze çıkışı izleyicide (en azından bende) merak uyandıran şeyler. ayrıca bu flashback özelliği, yine çok büyük popülaritesi olan lost dizisini de anımsatıyor.
oyunculuklar da genel olarak iyi. özellikle de barış falay, tuncel kurtiz ve bade işçil (şebnem)* bunlarda başı çekmekteler. rollerinde fırtına gibi esiyorlar maaşallah. bunların dışında kenan imirzalıoğlu, salih kalyon, sedef avcı (ki kendisi çoğu kimse tarafından kötü bir oyuncu diye lanse edilse de ben fena değil diyorum) da rollerini fena oynamıyorlar. hatta hiç sevmediğim, hep olumsuz elektrik aldığım somurtuk ve ruhsuz yüz ifadesi olan cansu dere bile rolünde başarılı. çünkü onun karakteri birisine ihanet eden, ihanet ettiği adamın çocuğunu suç ortağının çocuğu yapan, dolandırıcı, kötü bir kadın. ama yaptığı ihanet sonucunda vicdan azabı çekmektedir. sevmediği bir adamla evlidir. bu onun donuk ve mutsuz yüz ifadesini anlamlı kılmaktadır. sanırım bundan çok garipsemedim bu kadını bu rolde. ayrıca herşeye rağmen güzel ve seksidir de.
dizide diğer türk yapımlarında olmadığı kadar güzel sahne ve farklılıklar var. mesela 10.bölümde yer alan alinin hem ezelden hem de ramiz dayıdan (yürü be ramiz dayı!) ayar aldığı sahneler ile içerinde özlü sözlerin ve şiirlerin de olduğu diğer duygusal sahneler izleyiciyi tam kalbinden vuruyor ve koltuğuna mıhlıyor. bunların bana göre en iyisi ramiz dayının 10.bölümde ellerini çözüp adamlarını (tabi onların alinin adamları olduğunu sanıyorduk) yanına çağırdığı sahneydi ki bu sahne çoğu kimseye ilkin "hönk"sonra da "hobarey" gibi anlamsızca sesler çıkarttırmıştır. bazıları da "noluyo lan?*" demeyi tercih etmiştir. ben de dahil tabi. bu kadar güzel ve ayar verici sahneleri eski kurtlar vadisinden beri hiçbir yapımda gördüğümü hatırlamıyorum.
marjinallikler de bununla bitmiyor tabi. filmdeki kötü olan karakterler doyasıca küfür ediyor ki bunları çoğu dizide ve filmde göremiyoruz. dolandırıcı serdarın cengize "daşşak" hareketi yapması da bu marjinal yönün zirvesiydi zaten. ayrıca ramiz dayı gibi fan kitlesi olan bir adam kitap okuyor (yani kitaba özendiriyor) ve bir çok kitaptan alıntı yapıyor. bir çok türk dizisi ve filminde göremediğimiz ayrıntılı sahne planlamaları ve göndermeler de bu dizide (lan sanki diziyi pazarlıyorum!) mevcut.
bana göre bu saydığım şeylerin ötesinde bu dizinin izlenilmesindeki en önemli etkenlerden biri de intikam duygusudur. arabesk ve intikam gibi konularher zaman türk halkına (buna ben de dahilim) ilgi çekici gelmiştir. izleyici kendisini ömerin yerine koyuyor. muhtemelen de ezelin yaptıklarını (tabi umarım ömer bahar ya da çocuğu kullanmaz. intikam da olsa yakışmaz yani) yapabileceğini düşünüyordur herkes. işte bu empati durumu da diziyi bayağı bir izlenebilir kılıyor. eğer ki bu dizi aşka doğru (ezel-eyşan aşkı) ve affetmeye doğru (ömerin 3 arkadaşını affetmesi) yelken açarsa, yani "bundan sonra hepsi mutlu mesut yaşadılar" olayına getirirlerse ya da böyle biterse hem bu yolda çok büyük izleyici kitlesi kaybeder (en azından beni) hem de dizi bittiğinde fazla miktarda küfür yer bu dizi ve bu diziyi yapanlar. ayrıca bu diziyi kurtlar vadisi gibi çok uzatmamaları lazım.
son olarak şunu söyliyim ki eğer bu dediklerimi kendileri de (yapımcılar) düşünüyorlarsa, marjinal olmaya devam ederlerse bu dizi efsane bir dizi olacaktır.
"bin kere dönsen o güne, bin kere ihanet edecekler sana. herkes doğasının gereğini yapar yeğen. bin kere ihanet etseler sana, çaresi yok. bin kere gidersin yanlarına." - ramiz dayı
bunlara tek tek değinecek olursak kurgusu gerçekten çok hoş. flashbackler nedense hiç sıkmıyor. hatta bu ihanet eden dörtlünün geçmişte ne yaşadıkları ve niye ihanet ettikleri, ömerin hapiste çektiği acılar ve düze çıkışı izleyicide (en azından bende) merak uyandıran şeyler. ayrıca bu flashback özelliği, yine çok büyük popülaritesi olan lost dizisini de anımsatıyor.
oyunculuklar da genel olarak iyi. özellikle de barış falay, tuncel kurtiz ve bade işçil (şebnem)* bunlarda başı çekmekteler. rollerinde fırtına gibi esiyorlar maaşallah. bunların dışında kenan imirzalıoğlu, salih kalyon, sedef avcı (ki kendisi çoğu kimse tarafından kötü bir oyuncu diye lanse edilse de ben fena değil diyorum) da rollerini fena oynamıyorlar. hatta hiç sevmediğim, hep olumsuz elektrik aldığım somurtuk ve ruhsuz yüz ifadesi olan cansu dere bile rolünde başarılı. çünkü onun karakteri birisine ihanet eden, ihanet ettiği adamın çocuğunu suç ortağının çocuğu yapan, dolandırıcı, kötü bir kadın. ama yaptığı ihanet sonucunda vicdan azabı çekmektedir. sevmediği bir adamla evlidir. bu onun donuk ve mutsuz yüz ifadesini anlamlı kılmaktadır. sanırım bundan çok garipsemedim bu kadını bu rolde. ayrıca herşeye rağmen güzel ve seksidir de.
dizide diğer türk yapımlarında olmadığı kadar güzel sahne ve farklılıklar var. mesela 10.bölümde yer alan alinin hem ezelden hem de ramiz dayıdan (yürü be ramiz dayı!) ayar aldığı sahneler ile içerinde özlü sözlerin ve şiirlerin de olduğu diğer duygusal sahneler izleyiciyi tam kalbinden vuruyor ve koltuğuna mıhlıyor. bunların bana göre en iyisi ramiz dayının 10.bölümde ellerini çözüp adamlarını (tabi onların alinin adamları olduğunu sanıyorduk) yanına çağırdığı sahneydi ki bu sahne çoğu kimseye ilkin "hönk"sonra da "hobarey" gibi anlamsızca sesler çıkarttırmıştır. bazıları da "noluyo lan?*" demeyi tercih etmiştir. ben de dahil tabi. bu kadar güzel ve ayar verici sahneleri eski kurtlar vadisinden beri hiçbir yapımda gördüğümü hatırlamıyorum.
marjinallikler de bununla bitmiyor tabi. filmdeki kötü olan karakterler doyasıca küfür ediyor ki bunları çoğu dizide ve filmde göremiyoruz. dolandırıcı serdarın cengize "daşşak" hareketi yapması da bu marjinal yönün zirvesiydi zaten. ayrıca ramiz dayı gibi fan kitlesi olan bir adam kitap okuyor (yani kitaba özendiriyor) ve bir çok kitaptan alıntı yapıyor. bir çok türk dizisi ve filminde göremediğimiz ayrıntılı sahne planlamaları ve göndermeler de bu dizide (lan sanki diziyi pazarlıyorum!) mevcut.
bana göre bu saydığım şeylerin ötesinde bu dizinin izlenilmesindeki en önemli etkenlerden biri de intikam duygusudur. arabesk ve intikam gibi konularher zaman türk halkına (buna ben de dahilim) ilgi çekici gelmiştir. izleyici kendisini ömerin yerine koyuyor. muhtemelen de ezelin yaptıklarını (tabi umarım ömer bahar ya da çocuğu kullanmaz. intikam da olsa yakışmaz yani) yapabileceğini düşünüyordur herkes. işte bu empati durumu da diziyi bayağı bir izlenebilir kılıyor. eğer ki bu dizi aşka doğru (ezel-eyşan aşkı) ve affetmeye doğru (ömerin 3 arkadaşını affetmesi) yelken açarsa, yani "bundan sonra hepsi mutlu mesut yaşadılar" olayına getirirlerse ya da böyle biterse hem bu yolda çok büyük izleyici kitlesi kaybeder (en azından beni) hem de dizi bittiğinde fazla miktarda küfür yer bu dizi ve bu diziyi yapanlar. ayrıca bu diziyi kurtlar vadisi gibi çok uzatmamaları lazım.
son olarak şunu söyliyim ki eğer bu dediklerimi kendileri de (yapımcılar) düşünüyorlarsa, marjinal olmaya devam ederlerse bu dizi efsane bir dizi olacaktır.
"bin kere dönsen o güne, bin kere ihanet edecekler sana. herkes doğasının gereğini yapar yeğen. bin kere ihanet etseler sana, çaresi yok. bin kere gidersin yanlarına." - ramiz dayı
her gün yapın lan şunu, özlüyoruz lan.
ezel'in hiç tereddüt etmeden, bahar'ı ve özellikle eyşan'ı bırakarak, şebnem ile birlikte maldivlere kaçması gereken dizidir. yahu beygir gibi hatun, saç stili de pek hoş geldi bana (şu yandan inek yalamış tipli olan), sen daha ne intikamından, karısından, kızından bahsediyorsun anlamadım ki hocam?
bu arada, eyşan'ı beğenmeyenler, "ya bu nasıl bir tip, nasıl bir çehre aq" diyip, buna rağmen diziyi sevenler, izlemek isteyenler için ufak bir önerim var. şimdi arkadaşlar, eyşan'ı karşınıza alın bi' önce. heh, tamam. şimdi, size göre sol, eyşan'a göre sağ tarafa doğru ilerleyin. eyşan'ı tam olarak yandan, profilden görebilecek bir açıya geldiğinizde durun, çömelin. pozisyonunuzu tam olarak anlattığım şekilde aldıktan sonra da, kafanızı yukarı kaldırıp eyşan'a bir bakın. nasıl? güzel değil mi hakikaten?
televizyonu bu pozisyonda izlemek biraz sıkıntı yaratabilir. o yüzden, televizyonunuzu koltuğunuzdan yüksekte bir yere koymanız sizin için yararlı olacaktır.
(bkz: repleri unutmayalım beyler)
bu arada, eyşan'ı beğenmeyenler, "ya bu nasıl bir tip, nasıl bir çehre aq" diyip, buna rağmen diziyi sevenler, izlemek isteyenler için ufak bir önerim var. şimdi arkadaşlar, eyşan'ı karşınıza alın bi' önce. heh, tamam. şimdi, size göre sol, eyşan'a göre sağ tarafa doğru ilerleyin. eyşan'ı tam olarak yandan, profilden görebilecek bir açıya geldiğinizde durun, çömelin. pozisyonunuzu tam olarak anlattığım şekilde aldıktan sonra da, kafanızı yukarı kaldırıp eyşan'a bir bakın. nasıl? güzel değil mi hakikaten?
televizyonu bu pozisyonda izlemek biraz sıkıntı yaratabilir. o yüzden, televizyonunuzu koltuğunuzdan yüksekte bir yere koymanız sizin için yararlı olacaktır.
(bkz: repleri unutmayalım beyler)
insan sevdiğini bin kere 5 kere öldürür ama ölmez, bazıları bıçakla öldürebilir, sen ezelesin yeğğeen gibi anlamsız cümlelerin çok sık kullanıldığı televizyon dizisi
itiraflarını hazırlattığı avukatını öldüren kerpeten alinin silahından çıkan dumanlar beni benden almıştır. hangi yerli yapımda böylesine ince detaylar oldu da izlemedik?
izleyen herkesin banka hesabından dizi başlamadan az önce 10'ar tl çekildiği için izlenmemesi gereken dizidir. milleti enayi yerine koyuyorlar abi. o saatte samanyolu tv'de huzura doğru var beleşe açın onu izleyin. niye para verip seyrediyorsunuz kurtlar vadisi, deli yürek, güzel kadın üçlemesini?
taş gibi oyunculuklar, sağlam bir senaryo, türk dizilerinde hiç göremediğimiz bir kurgu, salih kalyon, tuncel kurtiz gibi ustalar varsın olsun. izlemeyin arkadaş. koydurmayın kendinizi enayi yerine.
taş gibi oyunculuklar, sağlam bir senaryo, türk dizilerinde hiç göremediğimiz bir kurgu, salih kalyon, tuncel kurtiz gibi ustalar varsın olsun. izlemeyin arkadaş. koydurmayın kendinizi enayi yerine.
senaryosu ve müziğinde birçok dizi ile filmleri hatırlatan, bu sebeple 'çalıntı dizi' yakıştırması yapılan ancak işleyişi yavaş da olsa oyunculuklardan ötürü izlenilebilecek (bkz: tuncel kurtiz)heyecanlı bir televizyon dizisi.
unisex bir isimdir. ama bence bayanlara daha çok yakışmaktadır.
2 Kasım 2009
Eskişehir
pringles geçmişiyle hesaplaşma fikriyle yine yanıp tutuşuyordu. üroloji polikliniğinden çıkınca yine aynı yanmayı hissedip hissetmeyeceğini bilmiyordu. hastanenin tuvaletindeki aynada kendine baktı. "bu sen değilsin, sen pringles değilsin" diye haykırdı.
12 Ocak 2007
Ürgüp
pringles ve takımı ilk defa böyle zorlu bir maça çıkıyorlardı. adidas f50 futbol topunu kan kardeşi erdem şişirmişti. topun fazla şiştiğini, sertleştiğini erkekliğe bok sürmemek adına pek belli etmese de pringles, başına geleceklerden haberdar gibiydi. zorlu maç başlamıştı. maçın ilk dakikalarında topu defanstan çıkarmaya çalışan karşı takım oyuncu muhittin, voleye yatmıştı ve top ayağına öyle oturmuştu ki inanılmaz bir hızla ilerlemeye başladı. o sırada rakibini marke eden pringles bir anda ne olduğunu anlayamadan yere yığıldı. futbol topu, pringles'ın iki topunu ortadan ikiye ayırmıştı.
24 Nisan 2007
Kıbrıs
erdem ve muhittin şike yoluyla kazandıkları parayı pişkinlikle kumarhanelerde çatır çutur yemeye devam ediyorlardı. pringles'a sahip çıkan erman toroğlu, onun intikamını alması için varını yoğunu ortaya dökmüştü. avrupa'da testis nakli yaptırdıktan sonra, beraber birkaç deneme yaptılar. pringles artık rocco siffredi olmuştu ve bunu erman hoca'ya borçluydu.
13 Eylül 2008
Filipinler
pringles yeni adıyla rocco, erman hoca tarafından staja gönderilmişti. 6 gece 7 gün süren eğitimlerin ardından, eli aletinde kin dolu gözlerle kıbrıs yoluna düştü.
14 Haziran 2009
kıbrıs
muhittin, erdem ve rocco ilk kez maskeli bir grup partisinde karşılaştılar. rocco kalabalık arasından parmakla gösterilebilecek bir karizmaya daha doğrusu alete sahipti. tabi bu muhittin ve erdem'in dikatini çekmişti. rocco'ya sordular "seni bir yerden tanıyor muyuz?" rocco da "sanmıyorum, böyle parlak iki götü görsem bir daha unutmam" der. erdem ve muhittin rocco'nun karizmasını kullanarak hatun düşürme derdinde olduklarından rocco'ya yaklaşırlar.
doğa dostu atiker sıralı otogaz sistemlerinin sunduğu rocco reklamlardan sonra devam edecek.
Eskişehir
pringles geçmişiyle hesaplaşma fikriyle yine yanıp tutuşuyordu. üroloji polikliniğinden çıkınca yine aynı yanmayı hissedip hissetmeyeceğini bilmiyordu. hastanenin tuvaletindeki aynada kendine baktı. "bu sen değilsin, sen pringles değilsin" diye haykırdı.
12 Ocak 2007
Ürgüp
pringles ve takımı ilk defa böyle zorlu bir maça çıkıyorlardı. adidas f50 futbol topunu kan kardeşi erdem şişirmişti. topun fazla şiştiğini, sertleştiğini erkekliğe bok sürmemek adına pek belli etmese de pringles, başına geleceklerden haberdar gibiydi. zorlu maç başlamıştı. maçın ilk dakikalarında topu defanstan çıkarmaya çalışan karşı takım oyuncu muhittin, voleye yatmıştı ve top ayağına öyle oturmuştu ki inanılmaz bir hızla ilerlemeye başladı. o sırada rakibini marke eden pringles bir anda ne olduğunu anlayamadan yere yığıldı. futbol topu, pringles'ın iki topunu ortadan ikiye ayırmıştı.
24 Nisan 2007
Kıbrıs
erdem ve muhittin şike yoluyla kazandıkları parayı pişkinlikle kumarhanelerde çatır çutur yemeye devam ediyorlardı. pringles'a sahip çıkan erman toroğlu, onun intikamını alması için varını yoğunu ortaya dökmüştü. avrupa'da testis nakli yaptırdıktan sonra, beraber birkaç deneme yaptılar. pringles artık rocco siffredi olmuştu ve bunu erman hoca'ya borçluydu.
13 Eylül 2008
Filipinler
pringles yeni adıyla rocco, erman hoca tarafından staja gönderilmişti. 6 gece 7 gün süren eğitimlerin ardından, eli aletinde kin dolu gözlerle kıbrıs yoluna düştü.
14 Haziran 2009
kıbrıs
muhittin, erdem ve rocco ilk kez maskeli bir grup partisinde karşılaştılar. rocco kalabalık arasından parmakla gösterilebilecek bir karizmaya daha doğrusu alete sahipti. tabi bu muhittin ve erdem'in dikatini çekmişti. rocco'ya sordular "seni bir yerden tanıyor muyuz?" rocco da "sanmıyorum, böyle parlak iki götü görsem bir daha unutmam" der. erdem ve muhittin rocco'nun karizmasını kullanarak hatun düşürme derdinde olduklarından rocco'ya yaklaşırlar.
doğa dostu atiker sıralı otogaz sistemlerinin sunduğu rocco reklamlardan sonra devam edecek.
--spoiler--
bugün bir köprünün tam ortasında durdum.
aşağıda alevler, arkamda melek, önümde şeytan.
ikisi de aynı soruyu sordu.
kimsin sen, kimin tarafındasın ?
aşk mı, intikam mı ?
mahkum mu, cellat mı ?
hep ikisinden birini seçmeni isterler.
ama hep üçüncü bi şık var.
o da ateşe atlamak.
--spoiler--
bugün bir köprünün tam ortasında durdum.
aşağıda alevler, arkamda melek, önümde şeytan.
ikisi de aynı soruyu sordu.
kimsin sen, kimin tarafındasın ?
aşk mı, intikam mı ?
mahkum mu, cellat mı ?
hep ikisinden birini seçmeni isterler.
ama hep üçüncü bi şık var.
o da ateşe atlamak.
--spoiler--
bu akşam yayınlanmayacak dizi. şov tivi yine yapacağını yapmış bizlere bugünü haram etmiştir. arkadaş bende bu kanalı anlayamıyorum ne alıp veremediğiniz var oğlum ezel'le. dizi başlasa reklam arası izlettirirsiniz, şimdi de arog'u koymuşlar. söylesem tesiri yok sussam gönül razı değil. sikimsonik yemekteyiz programını haftasonu prömiyer saate koyacağınıza arog'u koyun izleyelim. gidipte reyting alan diziyi yayından almakta neyin nesi.
cansu dere'nin mini etekleri hayrına izlenebilecek, monte kristo çakması dizi. Benim gibi intikam severlere layıktır.
show tv nin yerine arog u yayınlayacağı dizidir 21 aralık günü. tipik show tv davranışlarının esiri olmuştur. ezel in annesi bi kaç bölüm önce hem arog a hem de show tv ye mesajı göndermiştir aslında.
sen git, ben seni sevmedim arog. sen git benim ezelim gelsin.
sen git, ben seni sevmedim arog. sen git benim ezelim gelsin.
bu hafta nadasa bırakılan dizi.
arif ışık'ın ramiz dayı'ya fena ayar çektiği...yok olmadı bu galiba.ulan niye yok bu hafta.halbüsi bütün bir hafta ezel için yaşamıştım.
(bkz: dünyanın en yüzeysel insanı)
(bkz: dünyanın en yüzeysel insanı)
bu hafta ameliyatla cem yılmaz olmuştur, işler iyice karıştı amına koyim.
yazili senaryosu olmayan, gündemdeki elestiri ve yorumlara göre yolunu bulan dizi. tabii ki bu yol iyi bir yol degildir. kendi senaryonu yaz, yönet ve yayinla arkadasim. böyle olmaz. sözlüklere ve gazete mansetlerine göre senaryo yapilandirilmaz.
ramiz dayı karakterinin sürekli dünya edebiyatından seçmiş olduğu şiirleri okuduğu dizi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar