bugün
- en lezzetli balık14
- karşı cinsteki en itici özellik12
- yeni biriyle nerede tanışılır9
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin8
- ben geldim naneler13
- sahibinin sesi ile okunan cümleler8
- yerinde olmak istenen dizi karakterleri4
- size takılan lakaplar7
- ayakkabının ayağa vurmasının oluşturduğu durum10
- online listesindeki sıralama mantığı9
- bilmeyen birine ulu sözlüğü tek cümle ile anlat11
- karması eksi olan yazarların adam gibi adam olması8
- kabul görmüş fikirlere itiraz etmek6
- sorunlarını sevişerek çözen çiftler6
- online listesi neden kaldırıldı10
- sevmediğin biriyle sevişmek4
- başta hak verilen sonradan eksilenen yazılar6
- jeffrey dahmer vs nuri alço2
- ilk buluşmada 16 adet cağ kebabı yiyen kız5
- mansur yavaş14
- bik bik vs sarapci koala hatayi4
- chatgpt2
- ağlamamak için kendini zor tutmak4
- tevrat geleceği dogru tahmin etti5
- gocu33
- yazılımcıların flört edememesi7
- whalefall2
- karması 4000'in altında olan yazarlar4
- 30 yaşına gelince erkeklerin patates olması11
- hintli kızların dayanılmaz çekiciliği7
- inci sözlük8
- b c d y z i4
- how'i met your mother marshall4
- kurtlar vadisi pusu'nun incelenmesi2
- uludağ sözlük halısaha turnuvası3
- en son neye çok üzüldünüz12
- game of thrones taki kerhaneci21
- sevdiğin kişiyle sevişmek2
- ismet kalk çay koy kanka3
- chp'nin ankara'yı da kaybetmesi7
- arkadaşlar5
- 0 0 713
- iş yerinde topuklu ayakkabı giymeyen kadın4
- ilk buluşmada cırcır olmuşum'ya diyen kezo3
- kafayı yememek için ne yapıyorsunuz9
- hristiyan düşüncesinin yönettiği dünya6
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği38
- karton toplarken cin musallat olması5
- lana del rey2
- garip bir rüya gördüm4
bence türkiye'de yapılmış en iyi dizilerden biridir. bunu söylememin nedenleri kurgusu, şebnem, oyunculukları, şebnem, türk dizileri arasındaki marjinalliği, şebnem, içerisinde unutulmaz sözlerin bulunması, konunun merkezinin ihanet olması ve yine şebnemdir.
bunlara tek tek değinecek olursak kurgusu gerçekten çok hoş. flashbackler nedense hiç sıkmıyor. hatta bu ihanet eden dörtlünün geçmişte ne yaşadıkları ve niye ihanet ettikleri, ömerin hapiste çektiği acılar ve düze çıkışı izleyicide (en azından bende) merak uyandıran şeyler. ayrıca bu flashback özelliği, yine çok büyük popülaritesi olan lost dizisini de anımsatıyor.
oyunculuklar da genel olarak iyi. özellikle de barış falay, tuncel kurtiz ve bade işçil (şebnem)* bunlarda başı çekmekteler. rollerinde fırtına gibi esiyorlar maaşallah. bunların dışında kenan imirzalıoğlu, salih kalyon, sedef avcı (ki kendisi çoğu kimse tarafından kötü bir oyuncu diye lanse edilse de ben fena değil diyorum) da rollerini fena oynamıyorlar. hatta hiç sevmediğim, hep olumsuz elektrik aldığım somurtuk ve ruhsuz yüz ifadesi olan cansu dere bile rolünde başarılı. çünkü onun karakteri birisine ihanet eden, ihanet ettiği adamın çocuğunu suç ortağının çocuğu yapan, dolandırıcı, kötü bir kadın. ama yaptığı ihanet sonucunda vicdan azabı çekmektedir. sevmediği bir adamla evlidir. bu onun donuk ve mutsuz yüz ifadesini anlamlı kılmaktadır. sanırım bundan çok garipsemedim bu kadını bu rolde. ayrıca herşeye rağmen güzel ve seksidir de.
dizide diğer türk yapımlarında olmadığı kadar güzel sahne ve farklılıklar var. mesela 10.bölümde yer alan alinin hem ezelden hem de ramiz dayıdan (yürü be ramiz dayı!) ayar aldığı sahneler ile içerinde özlü sözlerin ve şiirlerin de olduğu diğer duygusal sahneler izleyiciyi tam kalbinden vuruyor ve koltuğuna mıhlıyor. bunların bana göre en iyisi ramiz dayının 10.bölümde ellerini çözüp adamlarını (tabi onların alinin adamları olduğunu sanıyorduk) yanına çağırdığı sahneydi ki bu sahne çoğu kimseye ilkin "hönk"sonra da "hobarey" gibi anlamsızca sesler çıkarttırmıştır. bazıları da "noluyo lan?*" demeyi tercih etmiştir. ben de dahil tabi. bu kadar güzel ve ayar verici sahneleri eski kurtlar vadisinden beri hiçbir yapımda gördüğümü hatırlamıyorum.
marjinallikler de bununla bitmiyor tabi. filmdeki kötü olan karakterler doyasıca küfür ediyor ki bunları çoğu dizide ve filmde göremiyoruz. dolandırıcı serdarın cengize "daşşak" hareketi yapması da bu marjinal yönün zirvesiydi zaten. ayrıca ramiz dayı gibi fan kitlesi olan bir adam kitap okuyor (yani kitaba özendiriyor) ve bir çok kitaptan alıntı yapıyor. bir çok türk dizisi ve filminde göremediğimiz ayrıntılı sahne planlamaları ve göndermeler de bu dizide (lan sanki diziyi pazarlıyorum!) mevcut.
bana göre bu saydığım şeylerin ötesinde bu dizinin izlenilmesindeki en önemli etkenlerden biri de intikam duygusudur. arabesk ve intikam gibi konularher zaman türk halkına (buna ben de dahilim) ilgi çekici gelmiştir. izleyici kendisini ömerin yerine koyuyor. muhtemelen de ezelin yaptıklarını (tabi umarım ömer bahar ya da çocuğu kullanmaz. intikam da olsa yakışmaz yani) yapabileceğini düşünüyordur herkes. işte bu empati durumu da diziyi bayağı bir izlenebilir kılıyor. eğer ki bu dizi aşka doğru (ezel-eyşan aşkı) ve affetmeye doğru (ömerin 3 arkadaşını affetmesi) yelken açarsa, yani "bundan sonra hepsi mutlu mesut yaşadılar" olayına getirirlerse ya da böyle biterse hem bu yolda çok büyük izleyici kitlesi kaybeder (en azından beni) hem de dizi bittiğinde fazla miktarda küfür yer bu dizi ve bu diziyi yapanlar. ayrıca bu diziyi kurtlar vadisi gibi çok uzatmamaları lazım.
son olarak şunu söyliyim ki eğer bu dediklerimi kendileri de (yapımcılar) düşünüyorlarsa, marjinal olmaya devam ederlerse bu dizi efsane bir dizi olacaktır.
"bin kere dönsen o güne, bin kere ihanet edecekler sana. herkes doğasının gereğini yapar yeğen. bin kere ihanet etseler sana, çaresi yok. bin kere gidersin yanlarına." - ramiz dayı
bunlara tek tek değinecek olursak kurgusu gerçekten çok hoş. flashbackler nedense hiç sıkmıyor. hatta bu ihanet eden dörtlünün geçmişte ne yaşadıkları ve niye ihanet ettikleri, ömerin hapiste çektiği acılar ve düze çıkışı izleyicide (en azından bende) merak uyandıran şeyler. ayrıca bu flashback özelliği, yine çok büyük popülaritesi olan lost dizisini de anımsatıyor.
oyunculuklar da genel olarak iyi. özellikle de barış falay, tuncel kurtiz ve bade işçil (şebnem)* bunlarda başı çekmekteler. rollerinde fırtına gibi esiyorlar maaşallah. bunların dışında kenan imirzalıoğlu, salih kalyon, sedef avcı (ki kendisi çoğu kimse tarafından kötü bir oyuncu diye lanse edilse de ben fena değil diyorum) da rollerini fena oynamıyorlar. hatta hiç sevmediğim, hep olumsuz elektrik aldığım somurtuk ve ruhsuz yüz ifadesi olan cansu dere bile rolünde başarılı. çünkü onun karakteri birisine ihanet eden, ihanet ettiği adamın çocuğunu suç ortağının çocuğu yapan, dolandırıcı, kötü bir kadın. ama yaptığı ihanet sonucunda vicdan azabı çekmektedir. sevmediği bir adamla evlidir. bu onun donuk ve mutsuz yüz ifadesini anlamlı kılmaktadır. sanırım bundan çok garipsemedim bu kadını bu rolde. ayrıca herşeye rağmen güzel ve seksidir de.
dizide diğer türk yapımlarında olmadığı kadar güzel sahne ve farklılıklar var. mesela 10.bölümde yer alan alinin hem ezelden hem de ramiz dayıdan (yürü be ramiz dayı!) ayar aldığı sahneler ile içerinde özlü sözlerin ve şiirlerin de olduğu diğer duygusal sahneler izleyiciyi tam kalbinden vuruyor ve koltuğuna mıhlıyor. bunların bana göre en iyisi ramiz dayının 10.bölümde ellerini çözüp adamlarını (tabi onların alinin adamları olduğunu sanıyorduk) yanına çağırdığı sahneydi ki bu sahne çoğu kimseye ilkin "hönk"sonra da "hobarey" gibi anlamsızca sesler çıkarttırmıştır. bazıları da "noluyo lan?*" demeyi tercih etmiştir. ben de dahil tabi. bu kadar güzel ve ayar verici sahneleri eski kurtlar vadisinden beri hiçbir yapımda gördüğümü hatırlamıyorum.
marjinallikler de bununla bitmiyor tabi. filmdeki kötü olan karakterler doyasıca küfür ediyor ki bunları çoğu dizide ve filmde göremiyoruz. dolandırıcı serdarın cengize "daşşak" hareketi yapması da bu marjinal yönün zirvesiydi zaten. ayrıca ramiz dayı gibi fan kitlesi olan bir adam kitap okuyor (yani kitaba özendiriyor) ve bir çok kitaptan alıntı yapıyor. bir çok türk dizisi ve filminde göremediğimiz ayrıntılı sahne planlamaları ve göndermeler de bu dizide (lan sanki diziyi pazarlıyorum!) mevcut.
bana göre bu saydığım şeylerin ötesinde bu dizinin izlenilmesindeki en önemli etkenlerden biri de intikam duygusudur. arabesk ve intikam gibi konularher zaman türk halkına (buna ben de dahilim) ilgi çekici gelmiştir. izleyici kendisini ömerin yerine koyuyor. muhtemelen de ezelin yaptıklarını (tabi umarım ömer bahar ya da çocuğu kullanmaz. intikam da olsa yakışmaz yani) yapabileceğini düşünüyordur herkes. işte bu empati durumu da diziyi bayağı bir izlenebilir kılıyor. eğer ki bu dizi aşka doğru (ezel-eyşan aşkı) ve affetmeye doğru (ömerin 3 arkadaşını affetmesi) yelken açarsa, yani "bundan sonra hepsi mutlu mesut yaşadılar" olayına getirirlerse ya da böyle biterse hem bu yolda çok büyük izleyici kitlesi kaybeder (en azından beni) hem de dizi bittiğinde fazla miktarda küfür yer bu dizi ve bu diziyi yapanlar. ayrıca bu diziyi kurtlar vadisi gibi çok uzatmamaları lazım.
son olarak şunu söyliyim ki eğer bu dediklerimi kendileri de (yapımcılar) düşünüyorlarsa, marjinal olmaya devam ederlerse bu dizi efsane bir dizi olacaktır.
"bin kere dönsen o güne, bin kere ihanet edecekler sana. herkes doğasının gereğini yapar yeğen. bin kere ihanet etseler sana, çaresi yok. bin kere gidersin yanlarına." - ramiz dayı
Güncel Önemli Başlıklar