1. 1.
    (doğum:8 Nisan 1336 Keş,ölüm:19 Mart 1405 Otrar).Kendi adıyla anılan Türk imparatorluğu'nun kurucusudur.
    Türkistan'ın Keş şehrinde dünyaya geldi.Semerkand'ın güneyinde bulunan bu yerin,bugünkü adı "Yehr-i Şebz"dir.Babası,Barlas oymağının beyi Turagay (Turgay),annesi Tekine Hatun idi.Barlas boyu,Orta Asya'dan gelen bir Türk kavmidir.O devirde Barlas boyu,Çağatay Hanlığı'na bağlı idi.
    Timur'un babası,1360'da ölmüş,onun yerine geçen amcası Hacı Barlas 'da 1361'de öldürülmüştü.Timur,o sırada 25 yaşlarında idi.Cesur,zeki,bilgili bir Türk asilzadesi olan Timur,siyasî ve askerî dehasını gösterecek her fırsattan yararlanacak,kısa zamanda yükselecek ve cihangir olacaktı.Doğu Türk Hakanlığı'nın tahtına çıkacak,imparatorluğun sınırlarını,itil (Volga)'den Hindistan'daki Ganj Nehri'ne,Tanrı Dağları'ndan izmir ve Şam'a kadar uzatacaktı.

    iskender,Sezar ve Dârâ gibi ünlü cihangirlerin seviyesine çıkabilmek için(Ki hepsinden başarılı olmuştur),Timur Han,hepsi zaferle sonuçlanan 17 sefer düzenlemiş,27 ülkenin hakanına baş eğdirmiş,onlara baş olmuştu. Böyle bir şahsiyeti,çocukluğundan itibaren bazı özellikleriyle tanımak gerekir.

    At binen,kılıç kuşanan,attığı oku yüzük deliğinden geçiren bir çocuk;on iki yaşında savaşa katılan bir bahadır;savaşlardan,savaş talimlerinden arta kalan zamanını okumakla,büyük âlimlerden ders almakla geçiren genç bir idealist;üç yüz kişilik bir kuvvetle on bin kişilik bir orduyu yenen eşsiz stratejist;bir savaşta ayağından yaralanan ve bu yüzden adının sonuna Fars dilinde "topal" anlamına gelen "lenk" sıfatı eklenen bir başbuğ (Türkler 'Aksak Timur' Batılılar 'Tamerlane' derler);dünya tarihini, özellikle Türk-islâm tarihini çok iyi bilen,dinin,ilim ve sanatın koruyucusu;Asya'da Türkçe'nin,Türk sanat ve kültürünün Fars kültürünün baskısı altında yok olup gitmesini önleyen,öne geçmesi,örnek olması çığırını açan hükümdar;aman dileyenin dostu,düşmanlarının acımasız baş belası,ama askerlerinin çok sevdiği hükümdar ve milletinin babası...

    Bu kadar değil.Günahını sevabından,zulmünü adaletinden çok göstermek isteyenler de vardır.Kellelerden kuleler yaptığını,şehirleri yakıp yıktığını da hatırlatırlar.Yıldırım Bayezid'le savaşmış ve kardeş orduları birbirine kırdırmış olmakla da suçlanır.Gerçekten Ankara Savaşı'ndan sonra Osmanlı Devleti,bir süre bocalamış ve bir fetret devri geçirmiştir.Fakat aynı tarihçiler,hatta bütün tarihçiler,Timur Han'ın son ana kadar savaşı başlatmamak için,Yıldırım Bayezid Han'ın ise başlatmak için gayret gösterdiğini yazarlar.

    Timur'u,Hristiyan Batı,zalim ve yıkıcı olarak anar.Timur Han, daha hayatta iken bu suçlamalara cevap vermiştir.O,ilhanlı Devleti'nin ve ona bağlı Çağatay Hanlığı'nın kargaşalıklar,entrikalarla sarsıldığı bir dönemde, yenilmez bir güç olarak ortaya çıkmıştı.Türk,iran ve Arap tarihçileri, bu kargaşalığa Yahudi tüccarların ve Hıristiyan misyonerlerin birinci derecede sebep olduklarını belirtirler.Bu tüccarlar ve bazı misyonerler Avrupa krallarına casusluk yapıyorlardı ve bunlar bütün Türkistan'a dolmuşlardı.Timur Han,bunların faaliyetlerine son verdi.Hindistan'dan Hıristiyan misyonerlerin kovulmasını,bu kıtada Müslümanlığın yayılmasını sağladı.Bunun için Hıristiyanlar,ona düşman idi.Timur Han,işgal ettiği yerlerde,Yunan ve Roma eserlerinin kalıntılarını,putları yıkmıştı.Bu yüzden ona,"yıkıcı" demişlerdir.

    Ama ona kendi devrinin islâm âlimleri,"Kutbeddin","Sâhib-Kırân-ı Âzam Cennet Mekân" adını da vermiş ve böylece onun,dinin kutbu,en iler geleni;kutlu,güçlü ve cennetlik" bir hükümdar olduğunu da söylemişleridir.isfahan'da yetmiş bin kişiyi kılıçtan geçirip,kellelerini kule gibi yığması da "insan kellesinden kule yapan hükümdar" olarak anılmasına sebep olmuştur.Buna,kendisinin verdiği cevap şudur:isfahan'a bıraktığım memurlarımı ve beş bin kişilik askerimi,isyan edip bir tekini bile sağ bırakmadan kılıçtan geçirdikleri,dinsizlik ettikleri için..."

    iran tarihçilerinin,Timur'un daima aleyhinde olmalarının, böylece, batıda olduğu gibi,doğuda da kötülenmesinin bir sebebi de şudur: Timur Han, iran seferinde,Şehname'nin yazarı ünlü şair Firdevsi'nin mezarına giderek,"Kalk, kalk da,her satırında kötülediğin mağlup Türk'ü şimdi gör!" demiştir.

    Timur'un,islâmiyet'e öncelik vermek ve din adamlarını kullanmak suretiyle Türk milliyetçiliğini gerilettiğini söyleyenler de olmuştur.Ama o,kendi devrine kadar, Bilge Kağan'dan başka hiçbir Türk hükümdarın göstermediği bir anlayışla, gurur kaynağını şu sözlerle belirtmiştir:

    Biz ki Melik-i Turan,Emîr-i Türkistan'ız,
    Biz ki Türk oğlu Türk'üz;
    Biz ki milletlerin en kadîmî ve en ulusu Türk'ün başbuğuyuz!...

    Ankara Savaşı'nda,Yıldırım Bayezid'i yenerek Bursa'yı yakmasından sonra,Osmanlı tarihçilerinin de Timur Han lehine yazmaları beklenemezdi.Ama,yüzyıllar sonra,her şeyi daha tarafsızca değerlendirmek mümkündür.

    Yaşadığı devirden,cihangirliğinden,yaptıklarından söz etmeden de,onun kimliğini belirttiğimiz zaman,büyüklüğünü ifade etmiş oluruz:

    Timur Han,Sultan II. Murad Han'ın 1441 yılında yazdığı bir nâme ile kendisini Büyük Türk Hakanı olarak tanıdığını ve tâbi olduğunu bildirdiği âlim hükümdar Şahruh'un babası;şair hükümdar Hüseyin Baykara'nın ve bu gün Ay'ın en geniş kraterlerinden birine adı verilen Ay atlasında "Türk" adını bulunduran ünlü astronom Uluğ Bey'in dedesidir.

    Timur Han,25 yaşlarında iken,Çağatay Hanlığı valilerinden Kazgan Han'ın emrine girdi ve büyük bir birliğin kumandanı oldu.Kazgan Han, onu kızı Olcay Türkân'la evlendirdi.Kazgan Han'ın düşmanları,onu pusuya düşürüp öldürdüler.Timur, Kazgan Han'ı öldürtenlere savaş açarak, hepsini ortadan kaldırdı.Bu başarıları karşısında,Çağatay Hanı,onu kendi hizmetine aldı ve Tümen Beyi yaptı.

    Timur,bundan sonra nüfuzunu,gücünü hızla arttırdı.Hanlarla,beyler arasında sık sık meydana gelen çekişmelere karışıyor,durumu kendi lehine değerlendiriyordu.Devrin âlimleri,Timur'u,evletteki hızlı çöküntüyü durduracak lider olarak görmeye başlamışlardı.1370 yılında Timur,Belh şehrinde, mutlak hakim ve tam bağımsız bir duruma geldi.Fakat,Cengiz soyundan olmadığı ve Cengiz hanedanının büyük prestijinden de yararlanmak istediği için,Cengiz soyunun Çağatay sülalesinden Soyurgatmış Han'ı tahta çıkardı ve onu,hayatı boyunca, kukla bir hükümdar olarak yanında gezdirdi.Şeklen ona bağlı görünüyordu,ama mutlak hakim kendisiydi.

    Belh'te toplanan Kurultay,Timur Han'a "Kutbeddin" ve Sâhib Kırân" unvanlarını verdi.Timur Han,kısa bir süre sonra başkenti,Belh'ten Semerkant'a nakletti. Bundan sonra,dört yöne başarılı seferler düzenledi.Çok iyi planlanmış taktikler uyguluyor,yıldırım savaşları yapıyor ve her seferini, zaferle sonuçlandırıyordu. 1371-1377 yılları arasında,Harezm'e üç sefer,Moğolistan'a iki sefer düzenledi.1378'de birinci Altın Ordu seferi ile ününü bütün dünyaya duyurdu. 1379'da Harezm'e bir sefer daha yaptı.1380'de Herat'a girdi ve böylece Harezm ve Horasan,tamamen fethedildi.1389'a kadar yaptığı seferlerle Turfan,Karaşar bölgelerini zaptetti ve Uyguristan'ı kendisine bağladı.

    1390 ve 1391 yıllarında tekrar Altın Ordu seferine çıktı.Bu son seferi düzenlemesine,Altın Ordu Hakanı Toktamış Han'ın nankörlüğü sebep olmuştu. Çünkü önceki seferlerinde Timur Han,Toktamış Han'ı desteklemiş onun düşmanlarını bertaraf etmişti.Toktamış Han,bu destek sayesinde güçlenince bu defa Timur'a başkaldırmıştı.Bu seferinde,Doğu Avrupa'ya hakim olan Toktamış'ı yıkmak için, onun bütün ülkesini işgal etmek,tahrip etmek zorunda kalmıştı. Bu da, Rusya'nın doğup gelişmesine sebep olacak ve Timur Han,istemeden sebep olduğu bu gelişmeden dolayı,daha sonra,tarihçiler tarafından suçlanacaktı.

    Timur Han,1401'e kadar yapılan dört seferle Irak ve Güney Anadolu, 1398-99 seferleriyle Hindistan Delhi Sultanlığı'nı,1401-1402'de Suriye'yi fethetti. Nihayet,1402'de yapılan Ankara Savaşı'nda,Osmanlı Devleti'ni de mağlup ederek itaat altına aldı.

    Kıymetli bahadırlar sayesinde pek çok yer fethettim ve 27 ülkenin hakanı oldum" diyen Timur,hakanı olduğu ülkeleri şöyle sıralıyor:Turan,iran,Rum (Anadolu),Mağrib,Suriye Mısır,Irak-ı Arap,Irak-ı Acem, Mazenderan,Geylan,Şirvan,Azerbaycan, Fars,Horasan,Cidde,Büyük Tataristan,Harezm,Hotin,Kâbilistan,Bahter,Zemin,Hindistan...(Yirmi iki yer sayıyor,diğerleri de Gürcistan,Ermenistan gibi Kafkas ülkeleri).

    Büyük cihangir,son seferini Çin'e yapacaktı.1404 yılı kışında,her tarafın karla kaplı olduğu bir zamanda yola çıktı.Ömrünün sonuna yaklaştığını seziyor,en büyük cihadı geciktirmemek gerektiğine inanıyordu.Çin sınırındaki Otrar şehrine geldiği zaman durdu.Burada ordusuna büyük bir geçit töreni yaptırdı.Kuğu avı düzenledi.Fakat Timur Han hastalanmış,yatağa düşmüştü.Hekimbaşı Fazlullah,ona ölüm döşeğinde olduğunu apaçık bildirdi.Bunun üzerine Timur Han,vasiyetini hazırladı.Saray adamlarını,orduda bulunan torunlarını yanına çağırarak,ölüm döşeğinde bir konuşma yaptı.

    Timur Han,19 Mart 1405 günü vefat etti.Son sözü "Lâilâhe illallah" oldu. Cenazesini mumyalayarak Semerkant'a götürdüler.Sağlığında çok sevdiği torunu Muhammed Sultan için yaptırdığı türbeye,torununun yanına gömüldü.*
    25 ... italiano
  2. 2.
    Tarihte savaş kaybetmeyen birkaç hükümdardan biridir.
    10 -1 ... italiano
  3. 3.
    aksak timur osmanlıyı yenmiş yıldırım beyazit ı esir etmiş o da kederinden zindanda ölmüştür.bundan sonra osmanlı fetret devrine girmiş ve yıllarca toparlanamamıştır.
    3 -3 ... say
  4. 4.
    esas adıyla timur, köreken diye bir kökenden gelir. ya da ataları böyle bilinir. ancak, timur atalarına bağlılık duyan birisi değildi. ayrıca, türk olmaması bir tarafa, türk olmasının bir anlamı da yoktur. zaten kendisinin yaşadığı zamanda türk diye aidiyet duyulan bir kimlik de yoktu. türklük osmanlıyla birlikte oluşmuş bir kimliktir. üzerine oturduğu platformun bir ayağını avrupa diğer ayağını da islam oluşturur.

    timur büyük bir imparator ve fatih değildi. yani ne bir iskender, ne de bir cengiz han'dı. onun simgelediği şey kültürel meselelerle ilgilidir. askeri moğol imparatorluğunun, islam alanları içinde eriyişini görmemizin en somut örneği timurla görülür. islamla hemhal oluncaya kadar, orta asya göçerleri genellikle iran ve çin'e sık sık büyük güruhlar halinde giderler ve oralarda o toplumun bir parçası olur ve o toplumun kimliğini kazanırlardı. ancak, orta asya göçerleri, her zaman iran ve çin sınırının ötesinde kalan kuzey asya'da tek başlarınaydılar ve buralarda asla kalmak istemediler.

    dolayısıyla bu çorak, verimsiz adeta insanın kemiklerini kemiren iklim ve yaşma koşulları orta asya göçerlerinin sadece kendi aralarında yaptıkları mücadelenin alanıydı. buralara, iranlılar ve çinliler hem gelmezlerdi hem de gelemezlerdi.

    timur, işte orta asya steplerinin islama açılması ve oraların islamlaşmasını kesinleştirdi. ilk defa birileri orta asya'ya bu kadar istekli geliyorlardı. onlar da müslümanlardı. timur bu müslümanlara sadece önderlik etti. kendine merkez olarak daima semerkant'ı seçti. başarılarının finansmanı ve meşruiyetini daime dervişlerden aldı. onlara asla ihanet etmedi. timur henüz savaşlara başlamadan önce islam'a bağlı bir moğol kalıntısıydı. islamla varoldu, islam adına bir çok işler yaptı. ancak müslümanlar arasında çok eleştirilmiştir. özellikle de osmanlıda ve iranda. çünkü müslümanlar arasında iktidarı tek elde toplama girişimlerinde bulundu. ondan önce de müslümanlar asi başka müslüman liderlerle kavgalar savaşlar yapmışlardı. ama hiçbirisinin soluğu timur'unki kadar uzun değildi. timur uzun solukluydu ve başarıyordu. bu da onu eleştirilerin hedefi yaptı. ama onun sağladığı birlik olmasa islam belki de orta asya'ya bu şekilde yayılmayacaktı. küçüklüğünden itibaren kuran'ı kerim okudu ve yaptığı her işte kimi zaman hile-i şeriye'ye başvurarak belki de mutlaka bir dini dayanak aradı. bunu bulduğu zamanda yapmak istediği şeyleri yapmaktan çekinmedi.

    yaptığı ilk büyük savaş horasan beyi hüseyin kert ile olan savaştı. hüseyin kert sünni islamın iran ve orta asya kısımlarında savunucuydu. ama moğul kalıntılarından icazet almamıştı. timur ise almıştı. ve onların desteği arkasındaydı, dolayısıyla hüseyin kert alt edildi.

    bu savaş onun askeri yönünü ortaya çıkardı. timur aynı zamanda, bir entelektüeldi aslında, okumaya, siyasete ve yazmaya meraklıydı. örneğin kendi hayatını anlatan tüzükat diye bir eseri vardır.

    timur bu konularda bilgili ve ilgili bir insan olmasa, muhtemelen moğol sülalesinin hala hüküm sürdüğü topraklarda (iran, orta asya, afganistan) bir söz sahibi olmayacaktı.

    moğollar hüküm sürmeye başlamadan önce müslümanlar bir şekilde zaten bu topraklarda bulunuyorlardı. kimi yerlerde ekseriyeti oluşturuyorlardı kimi yerlerde ise azınlıktılar. ama hiç bir yerde nihai söz söyleme hakkına sahip kesim değildiler. bu topraklarda moğollara bağlı bir sürü bey vardı. her birisi bir bölgede söz sahibi, toprak işleme ve adam çalıştırma hakkına sahipti. bunlar bir anlamda, ayan sınıfını oluşturuyorlardı. bunlar arasında siyaset yapıp destekleri sağlamak bunların ötesinde dervişlerin, vakıfların ve islam ulemasının desteğini sağlamak da siyaset ve bilgi gerektiriyordu. timur bunları yapmıştır. bütün bu unsurların herbirisi ayrıca timur'un ajanıydılar. timur da cengiz han gibi her tarafta yaygın olan bir ajan ağından besleniyordu. bunlar, orta asya göçerlerinin bildiği usuller değildi.

    işte timur bütün bu kişileri kendi tarafına çekmenin yanı sıra, bunlar lehine hareket etmiştir aynı zamanda.

    yine de timur'un bu kadar başarılı olması bazen neredeyse şans veya kısmet denmesine neden olacak noktalardan geçmiştir. örneğin, 60 kişiyle beraber, 1000 kişiye karşı savaşmak zorunda kaldığı zaman, yanında sadece üç veya 10 kişi kalmıştır. başka bir zaman karısıyla birlikte bir çetenin eline düşmüş başka bir zaman zindandan kaçmıştır, başka bir zaman da hem kolundan hem de bacağından yaralanmıştır. bunların hepsinden ölü olarak da çıkabilirdi. ama sağ ve daha popüler olarak çıkmıştır.

    Bu anlamda, Timur herhangi bir islam fatihi veya sultanını nasıl anmamız gerekiyorsa öyle anmamız gereken birisidir. Desteğini daima semerkant dolaylarından yani maveraünnehir civarından almıştır. Ama ulema arasında asrın müceddidi unvanını almıştır. Halifeliği de alabileceği söylenmektedir, ancak bunu yapmamıştır, çünkü Timur biraz iş yaptıktan sonra kendi haline çekilip kendini dinlemeyi severdi. Onunla ilgili olarak çıkarılan yağmacılık ve cami yıkma gibi işlerin hemen hiç birini yapmamıştır. Bu böyle biline.

    edit. imla

    (bkz: cengiz han)
    (bkz: orta asya göçerleri)
    (bkz: rusti rasti)
    3 -14 ... oteki turkiye
  5. 5.
    (bkz: timur lenk)
    ... ankakusu
  6. 6.
    asya fatihi ünvanıyla ün yapmış hükümdar ve komutan.1336'da semerkant'ta doğdu. cengiz han soyundandır.bir kaza sonucu bir eli ve bir ayağı sakat kalmıştı. bu nedenle ona aksak timur anlamında timurlenk adı verilmiştir.36 yıl saltanat sürmüş, toprakları doğuda çin'e,batıda bizans'a,kuzeyde rusya'ya kadar uzanan bir imparatorluk kurmuştu.1405'te ölümünden sonra imparatorluk parçalanmıştır. türbesi semerkant tadır.
    1 -2 ... ditty
  7. 7.
    27 ulkenin hakani olmus buyuk hukumdar.
    6 -1 ... radament
  8. 8.
    istila yöntemi yerine devletleşmeyi seçseydi osmanlı devleti yerine timur devletini anıyor olabilirdik yüzyıllarca üç kıtaya hükmetti diye..güçlü bir ordusu vardı iyi bir komutandı fakat torunlarına kurulu bir devlet yerine himaye altına alınmış istila edilmiş topraklardan başka birşey bırakamadı,nitekim devletin ömrü ondan sonra pek uzun olmadı.burdan da anlaşılır ki devlet demek etrafı çitle çevrilmiş toprak demek değildir.
    4 -1 ... maruska
  9. 9.
    timur han vefat ettiği vakit, zamanındaki evliyadan bir zat şöyle demiştir:

    timur mürd ve iman bürd...yani "timur öldü ve imanı da beraber götürdü".
    1 -1 ... zarth vader
  10. 10.
    rivayete göre anadolu'ya girdikten sonra büyük bir hızla ilerlemiş ve geçtiği her yeri yerle bir etmiştir. sivas'a şehrine geldiğidne teslim çağrısı yapmış ama kabul edilmeyince şehri ablukaya almış. şehir öyle bi direnmişki, açlığa, şehirde deneyimli asker olmamasına, fillere ve zamanın en iyi savaş teklonojisi içinde üretilen mancınıklara, ordunun yardıma gelmemesine yani aklınıza gelen herşeye. timur sivas'ın bu direnişi karşısında resmen deliye dönmüş. kendi kendine "aq ben bütün orta asya'yı fethettim, şu dandik kenti ele geçiremiyorum" demiş. ardından askerlerin sabrı tükenince enerjisini yıldırım bayezid'e saklamak için anlaşma önermiş ve içeriden kimsenin kanını akıtmayacağına söz vermiş. timur'un sözüne inanan sivaslılar kalenin kapısını açmışlar. neticesinde timur kendisine direnen herkesi ya yakmış ya da boğdurtmuş. sonucunda sözünü tutmuş, kimsenin kanını akıtmamış.
    3 -1 ... tuhh kahretsin