bugün
- ben tevratı da okudum incili de8
- cadılar bayramı kutlamayan geri zekalılar8
- çaykur'un türk çayı ibaresini kaldırması8
- kemal sunal'ın en kötü filmi8
- beşiktaşlı erkeklerin çok iyi sevişmesi4
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması13
- ananı mı dinlersin karıyı mı7
- volkswagen passat7
- sözlük kürdü54
- millette manyak para var13
- traş olmaya üşenmek3
- türkiyeli kahvesi6
- adalet ve kalkınma partisi3
- kezoların boş lafları3
- fon krizi kimin üstüne yıkılacak16
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler31
- köy göçüren mantarı4
- türklerin abartılmış bir ırk olması4
- esra'yı aç esra'yı8
- devlet bahçeli'nin il olmasını önerdiği 19 ilçe10
- sözlük sosyal medya mı4
- tuğla kitap okumak3
- ilkokulda dayak yemiş efsanevi nesil10
- baban ne iş yapıyordu2
- klozette borudan fare gelecek korkusu2
- yaşıyor musunuz uludağ sözlük2
- terkedilen kiklop kezo2
- didem soydan8
- cam açık uyumak7
- incil karakterlerinden hangisi size yakışır3
- karton toplayan cocuk 15 temmuzda ne yapıyordu10
- tavuk olmasa bu kadar insan ne yiyecekti7
- cadılar bayramı kutlayan kız9
- 30 liraya satılan tavuk döner9
- sözlükteki halloween kavgası5
- asgari ücret8
- kitap okuyamamak4
- istanbul14
- dünya sefalet endeksi nde türkiye'nin yeri5
- boş yolda kırmızı ışıkta beklemek11
- cansu taşkın2
- osman pamukoğlu14
- pipisiyle düşünenler buraya3
- türklerin ırkçı olması8
- ismail kartal25
- en gereksiz kurum2
- ibb davasında üçüncü celse2
- yogartiksen4
- futbol16
- arkadaş edinme yolları5
Bir tanesi çatladı mı kırıldı mı öyle bir şey oldu. Ama korktuğum dişlerden birisi değil. Ucuz atlattık gibi görünüyor
32 tane dişimiz var. hepsinin sağlığıyla uğraşmak sinirimi bozuyor. 3-5 tane olsa idare edersin ama 32 diş nedir ya?
biri çürüse diğeri başlıyor. en az 32 kere dişçiye mi gidicez. keşke hepsi süt dişi gibi olsa. hem köksüz olurdu hem de çekildikten sonra hep yenisi çıkardı.
biri çürüse diğeri başlıyor. en az 32 kere dişçiye mi gidicez. keşke hepsi süt dişi gibi olsa. hem köksüz olurdu hem de çekildikten sonra hep yenisi çıkardı.
ağrısı pistir. insana sabaha kadar halay çektirir.
süt dişleri var iken önemsiz çabuk yeşeren.
Sonradan ana dişler gelince alışkanlık haline gelir.
yakından bakınca kulak gibi garibime giden şey bi ara olmuştu.
Sonradan ana dişler gelince alışkanlık haline gelir.
yakından bakınca kulak gibi garibime giden şey bi ara olmuştu.
çürümeseydi diş denilen şey nasıl olurdu acaba, diye düşünüyorum zaman zaman.
sonra,''ete resmen inci gibi dizilmiş'' diyip geçiyorum.
sonra,''ete resmen inci gibi dizilmiş'' diyip geçiyorum.
diş beyne çok yakın olduğu için, zaman kaybetmeden dişçi müdahalesini gerektirir. geçen zaman beyni riske atma anlamına gelir.
Bir sorunu baslayinca art arda yenileri geliyor. Nedenini anlamıyorum.
Bosuna mi fircaliyoruz, bakim suyu kullaniyoruz? Butun bu ugraslar bosuna mi?
Bi de derler ki pirinc tanesi kadar dis macunu yeterli. Ben dis fircami dolduruyorum ve agzim da kucuk. Buna ragmen dis macununun degmedigi yerler varmis. Demek ki kuduz kopek gibi gorunene kadar sıkmak lazimmis.
Bosuna mi fircaliyoruz, bakim suyu kullaniyoruz? Butun bu ugraslar bosuna mi?
Bi de derler ki pirinc tanesi kadar dis macunu yeterli. Ben dis fircami dolduruyorum ve agzim da kucuk. Buna ragmen dis macununun degmedigi yerler varmis. Demek ki kuduz kopek gibi gorunene kadar sıkmak lazimmis.
Ağrırsa kabir azabı gibi çürürse vicdan azabı gibi çekince gelecek kaygısı gibi hissettiren organ. Onun için günde iki kere muhakkak fırçalanmalıdır.
Harbiden en önemli organ.
Bir insanın bakımı dış görünüşünü ve yaşantısını hemen ele veriyor.
Dişleri yamuk sarı çirkin insanların yüzüne bakamıyorum.
istersen kıvanç taglıtuğ ol dişlerin bakımsızsa olmaz.
Ama isterse çirkin olsun dişleri temiz ve bakımlıysa o kişi göze güzel veya yakışıklı gelecektir.
Lütfen bakım denen şeyin en başta dişlerden başladığını bilin.
Bir insanın bakımı dış görünüşünü ve yaşantısını hemen ele veriyor.
Dişleri yamuk sarı çirkin insanların yüzüne bakamıyorum.
istersen kıvanç taglıtuğ ol dişlerin bakımsızsa olmaz.
Ama isterse çirkin olsun dişleri temiz ve bakımlıysa o kişi göze güzel veya yakışıklı gelecektir.
Lütfen bakım denen şeyin en başta dişlerden başladığını bilin.
Ağrısı çok beterdir.
Allah isterse Bir Kulun işini, Mermere Geçirir Dişini; istemezse işini, Muhallebi Yerken Kırar Dişini...
insanı, rezil de, vezir de eden en önemli ağız şeysi.
Dişler, düzgün, temiz ve bakımlı olacak aga!
Konuşurken kusturmayacaksın, kenarında, köşesinde yemek artığı görünmeyecek.
Sarı, lekeli, kargacık burgacık çürük dişlerle istersen feriştah ol, puanın 10 üzerinden 0!
Aklında olsun!
Dişler, düzgün, temiz ve bakımlı olacak aga!
Konuşurken kusturmayacaksın, kenarında, köşesinde yemek artığı görünmeyecek.
Sarı, lekeli, kargacık burgacık çürük dişlerle istersen feriştah ol, puanın 10 üzerinden 0!
Aklında olsun!
Bakılmazsa olduğundan büyük, çok daha büyük sorunlara yol açan velet. Kamu aydınlatması, diş apnesi beyne sıçramaz boşuna kendinizi strese sokmayın, en azından doğrudan. Çünkü aşması gereken sinüs boşlukları var ve ağır sinüziti olan bi insanda bile bu beyne patolojik olarak zarar vermiyor. Not: ben bir doktor veya genetik uzmanı değilim, şüpheniz varsa doktora gidin mutlaka.
Gelelim bu veletin bende kademeli olarak yarattığı sıkıntılara. Sayesinde anksiyete sahibi oldum, bildiğin zamanında 20dklık bi operasyondan kaçmam bana 6 seneye mal oldu. Önce boğazlarım etkilendi, kronik olarak her kış farenjite yakalandım. Bu ilk safhalarda oldu, çok ciddi bir şey değildi ama her kış 2 kere 1-2 haftamı ateş ve halsizlikle yiyordu. Sonra sigara içmemle birlikli çıkarsığım balgam miktarı artmaya başladı, o zamanlar az içtiğim suyun yetersizliği ile şişmiş bademciklerimden kusma hissi vererek top gibi çıkarıyordum, bazen öksürürken top gibi fırlayan yapışkan iğrenç bir şey görüyordum. Bitti mi?! Tabi ki hayır, daha sonraları iştah azlığı ve mide şişkinliği arsından bağırsaklarım alarm vermeye başladı. Normal sağlıklı bir insanı huzursuz etmeyen besinlere intoleransım artrı ve bir ishal bir kabızlık ile beraber, bağırsak geçirgenliğinin de bozulmasıyla vücutta yersiz halsizlik, huzursuzluk, yeteri kadar dinlenememe ve hayattan alınan zevkin azalması. Gitar çalmaya bayılan ben, resmen bir kenara attım onu. Bir dönem evden bile çıkmadım, hareketsiz rutin saçma bir hayat yaşıyordum. Bu depresyonla beraber bir güzel vurdu ve hiçbir leye ilgim kalmadı resmen. O dönemlerde fiziken hissettipim ağrı ve yakınmalar ise kendimi ciddi bir hastalığın içinde olduğumu hissettiriyordu. Depresyonla saçma şeylere üzülüp onun verdiği çökkünlükle daha ağır hissettiğim ağrılar artık ölüyor olduğumu hissettiriyordu. Bu karamsar yapı ani mutluluk hormonu çekilmeleriyle beraber işlevsel değişikliklere, gerek kalp krizi gerekse beyin kanaması türünde hissettiren işkencelere dönüşmüştü. Hastanelerin ortamının da beni germesiyle hiçbir muayaçeneye gidemememse beni resmen kaderine mahkum bir ruh haline sokmaya başlamıştı. Artık adaptasyon yeteneğim çöp olmuş her yeni girdiğim ortama yabancı, ayak uydurmaya çalışan biri olmaya başlamıştım. Çocukken girmediği delik kalmayan yaramaz çocuk yerini resmen bir mala bırakmıştı. insan bildiği yerde yürürken huzursuz olur mu hiç! Ben oluyordum, sanki her an kötü bir şey olacakmış gibi en azından kafamın yarısı ana odaklanmak yerine olabilecek kötü şeylere karşı plan hazırlamakla meşguldü. Bu da beni anı yaşayamayan garip bir yaratığa dönüştürmeye başlamıştı. Yersiz gelen intihar etme dürtüleri ise ayrı bir korku kaynaığıydı. Sanki resmen bedenime olan güvenim bitmişti, saçma bir ley yapıp da beni daha da kötü bir duruma sürükleyeceğinden korkuyordum. Otobüse, asansöre binemiyor, yüksek yerlere çıkamıyordum.
Neyseki çok daha kötü olmadan bu duygudurumları bastıran ilaçla tanıştım, annemin yanında gittiğim onca doktor bir teşhis bulamamıştı ve en son bir tanesi beni psikiyatriste yönlendirmişti. Panik bozukluk teşhisi ile başladığım antidepresanlar vücudumla tekrar bir oldupum hissini güçlendirdi. Olaylara tarafsız bakabilen bir insan gibi beni en çok etkileyen sorunumun psikolojik olduğunu kabullenmeye başladım. Arada geçen yıllar içinde en son bu noktaya kadar gelebildim, bağırsağımı koruyup ruh halimi sağlam tutarak çözümü bulmalıydım. Halbuki matematik dersim ve çözüm bulma yeteneğimle gurur duyarken, hayatımın en uzun soluklu probleminin içine düşmüştüm resmen. ilk önce kimseden yardım beklemez tavrımdan vazgeçtim, sonuçta bir insandım ve olaylara farklı olan her türlü bakış açısına muhtaçtım. Ruh hali kötüyken zeka işe yaranayan bir araca dönüşiyormuş, bunu fark ettim. Bana hayatta güzel şeyler sunan şansımın da yardımıyla konuya hakim hale geldim en azından, kontrolün bir kısmını ele aldım ki bazen kontrolü elden bırakmak gerektiğini de öğrenmek gerekiyor.
Şuan bi antidepresan kullanmıyorum, elimde zor durumlarda kullanılacak silahlarım var. Bu ciddi anlamda mental bir savaş ve sonuna kadar gitmeye kararlıyım. Önce beni bu duruma iten fizyolojik etmenleri yok edeceğim, buna bağırsak düşmanı market ürünleri de dahil. Doğamın özüne dönerek bir darbe vurmayı planlıyorum bu boktan rahatsızlık silsilelerine. Sonrası mı ? Kaybettiğim yıllarda yapamadığım onca şeye bir ilkokul öğrencisi gibi sıfırdan başlamak zorundayım. Ve bu, hiç koymuyor bana. Yeter ki ben, ben olayım. Yeter ki son nefesimi vermeden yapmak istediğim şeyleri yapabileyim. Hayat ne uzun ne de kısa, çektiğim rahatszlıklar hayatn ne kadar uzun olduğunu görmeme yetti.
Gelelim bu veletin bende kademeli olarak yarattığı sıkıntılara. Sayesinde anksiyete sahibi oldum, bildiğin zamanında 20dklık bi operasyondan kaçmam bana 6 seneye mal oldu. Önce boğazlarım etkilendi, kronik olarak her kış farenjite yakalandım. Bu ilk safhalarda oldu, çok ciddi bir şey değildi ama her kış 2 kere 1-2 haftamı ateş ve halsizlikle yiyordu. Sonra sigara içmemle birlikli çıkarsığım balgam miktarı artmaya başladı, o zamanlar az içtiğim suyun yetersizliği ile şişmiş bademciklerimden kusma hissi vererek top gibi çıkarıyordum, bazen öksürürken top gibi fırlayan yapışkan iğrenç bir şey görüyordum. Bitti mi?! Tabi ki hayır, daha sonraları iştah azlığı ve mide şişkinliği arsından bağırsaklarım alarm vermeye başladı. Normal sağlıklı bir insanı huzursuz etmeyen besinlere intoleransım artrı ve bir ishal bir kabızlık ile beraber, bağırsak geçirgenliğinin de bozulmasıyla vücutta yersiz halsizlik, huzursuzluk, yeteri kadar dinlenememe ve hayattan alınan zevkin azalması. Gitar çalmaya bayılan ben, resmen bir kenara attım onu. Bir dönem evden bile çıkmadım, hareketsiz rutin saçma bir hayat yaşıyordum. Bu depresyonla beraber bir güzel vurdu ve hiçbir leye ilgim kalmadı resmen. O dönemlerde fiziken hissettipim ağrı ve yakınmalar ise kendimi ciddi bir hastalığın içinde olduğumu hissettiriyordu. Depresyonla saçma şeylere üzülüp onun verdiği çökkünlükle daha ağır hissettiğim ağrılar artık ölüyor olduğumu hissettiriyordu. Bu karamsar yapı ani mutluluk hormonu çekilmeleriyle beraber işlevsel değişikliklere, gerek kalp krizi gerekse beyin kanaması türünde hissettiren işkencelere dönüşmüştü. Hastanelerin ortamının da beni germesiyle hiçbir muayaçeneye gidemememse beni resmen kaderine mahkum bir ruh haline sokmaya başlamıştı. Artık adaptasyon yeteneğim çöp olmuş her yeni girdiğim ortama yabancı, ayak uydurmaya çalışan biri olmaya başlamıştım. Çocukken girmediği delik kalmayan yaramaz çocuk yerini resmen bir mala bırakmıştı. insan bildiği yerde yürürken huzursuz olur mu hiç! Ben oluyordum, sanki her an kötü bir şey olacakmış gibi en azından kafamın yarısı ana odaklanmak yerine olabilecek kötü şeylere karşı plan hazırlamakla meşguldü. Bu da beni anı yaşayamayan garip bir yaratığa dönüştürmeye başlamıştı. Yersiz gelen intihar etme dürtüleri ise ayrı bir korku kaynaığıydı. Sanki resmen bedenime olan güvenim bitmişti, saçma bir ley yapıp da beni daha da kötü bir duruma sürükleyeceğinden korkuyordum. Otobüse, asansöre binemiyor, yüksek yerlere çıkamıyordum.
Neyseki çok daha kötü olmadan bu duygudurumları bastıran ilaçla tanıştım, annemin yanında gittiğim onca doktor bir teşhis bulamamıştı ve en son bir tanesi beni psikiyatriste yönlendirmişti. Panik bozukluk teşhisi ile başladığım antidepresanlar vücudumla tekrar bir oldupum hissini güçlendirdi. Olaylara tarafsız bakabilen bir insan gibi beni en çok etkileyen sorunumun psikolojik olduğunu kabullenmeye başladım. Arada geçen yıllar içinde en son bu noktaya kadar gelebildim, bağırsağımı koruyup ruh halimi sağlam tutarak çözümü bulmalıydım. Halbuki matematik dersim ve çözüm bulma yeteneğimle gurur duyarken, hayatımın en uzun soluklu probleminin içine düşmüştüm resmen. ilk önce kimseden yardım beklemez tavrımdan vazgeçtim, sonuçta bir insandım ve olaylara farklı olan her türlü bakış açısına muhtaçtım. Ruh hali kötüyken zeka işe yaranayan bir araca dönüşiyormuş, bunu fark ettim. Bana hayatta güzel şeyler sunan şansımın da yardımıyla konuya hakim hale geldim en azından, kontrolün bir kısmını ele aldım ki bazen kontrolü elden bırakmak gerektiğini de öğrenmek gerekiyor.
Şuan bi antidepresan kullanmıyorum, elimde zor durumlarda kullanılacak silahlarım var. Bu ciddi anlamda mental bir savaş ve sonuna kadar gitmeye kararlıyım. Önce beni bu duruma iten fizyolojik etmenleri yok edeceğim, buna bağırsak düşmanı market ürünleri de dahil. Doğamın özüne dönerek bir darbe vurmayı planlıyorum bu boktan rahatsızlık silsilelerine. Sonrası mı ? Kaybettiğim yıllarda yapamadığım onca şeye bir ilkokul öğrencisi gibi sıfırdan başlamak zorundayım. Ve bu, hiç koymuyor bana. Yeter ki ben, ben olayım. Yeter ki son nefesimi vermeden yapmak istediğim şeyleri yapabileyim. Hayat ne uzun ne de kısa, çektiğim rahatszlıklar hayatn ne kadar uzun olduğunu görmeme yetti.
Görünce ağrıdığını hatırladım ne güzel unutmuştum oysa.
tanrı kimseye diş ağrısı vermesin.
tanrı kimseye diş ağrısı vermesin.
sadece muayeneye yada çektirmeye gidildiği zaman fırçalanan hede.
küçükken fırçalamadığım ve cezasını çektiğim doğrudur.
insana vücudunda belki de en çok acı ve zorluk yaşatan yapıdır.
Hiçbir organ bu diş gibi tripli değil.
Bebek olursun ilk dişlerin çıkar acı verir, ilkokula gelirsin on dişlerin dökülür yenisi çıkar zorluk verir, buyursun 20 lik dişin çıkar acı verir, yaşlanirsin artık menapoza girer hadi eyv ben kaçıyorum der dökülür takma diş takarsin.
Cidden en çok ilgi ve bakim isteyen yer yani.
Hiçbir organ bu diş gibi tripli değil.
Bebek olursun ilk dişlerin çıkar acı verir, ilkokula gelirsin on dişlerin dökülür yenisi çıkar zorluk verir, buyursun 20 lik dişin çıkar acı verir, yaşlanirsin artık menapoza girer hadi eyv ben kaçıyorum der dökülür takma diş takarsin.
Cidden en çok ilgi ve bakim isteyen yer yani.
organ olan dis icin: bir sorun cikardiginda disciye gitmemizi zorunlu kilan kemik parcalari.
Biraz önce temizliğini yaptırdım.
Hayatımda ilk kez diş ağrısı çekiyorum ve şu an dişçideyim. Kanal ya da dolgu ile ilgili bir şey yapılacakmış vallahi korkuyorum.
Kimi dişler;
Sanki dizili inci, dolu veya papatya taneleri andıran dişler görünümündedir.
Sanki dizili inci, dolu veya papatya taneleri andıran dişler görünümündedir.
Rengi beyaz olan organ. Evet.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar