bugün
- kendinle sevgili olur muydun sorunsalı21
- sözlük erkekleri kadın olsa nasıl görünürdü8
- bir daha doğmayacak olmak5
- linkedin6
- karısını puanlayıp sosyal medyada paylaşan erkek14
- sevgiliden gelen ilk canımlı mesaj5
- son 3 günde sadece 5 saat uyumuş olmak2
- yunan kültürü vs türk kültürü2
- evrene bir mesaj bırak7
- sözlük yazarlarına gelen son mesaj6
- uzun bir yolculuğa çıkma isteği2
- macbook neo2
- yaş ilerledikçe anlaşılan şeyler10
- izinli yazarın entry girebilmesi7
- 17 haziran 2026 erhan karaal'ın kaçırılması2
- abd iran mutabakatındaki 5 madde2
- sözluk kız ayarlama yeri değildir12
- islam düşmanlarına epstein şoku13
- nagihan'a üzülmek2
- muhafazeküler4
- arkadaşlar uyudunuz mu6
- ismail kartal10
- fenerbahçede dördüncü ismail kartal dönemi10
- hiçbir kızın senden hoşlanmaması8
- yusuf tekin'in öğrencinin bağcığını bağlaması2
- kendi rızasıyla kabak tatlısı yiyen insan2
- kılıçdaroğlu'nun aradığı desteği bulamaması3
- zeki ve cool biriyle sohbet etmek2
- şu anda ne yapıyorsun19
- iş verenlerin aç gözlü olması11
- kilo verdiren gıda4
- 18 haziran 2026 yusuf ziya gümüşel'in tahliyesi4
- bugün ne yedin10
- izmir'in yıllar sonra chp den kurtulması2
- hocalı katliamı2
- org vs synthesizer4
- sokak röportajı veren sıradan vatandaş3
- tripofobisi olanlar revani yemezler4
- 2026 dünya kupası13
- işi düşünce aramak2
- böceği öldürmek yerine dışarı atan insaflı kişi8
- kemal derviş5
- azizlik neden ispanyollara mahsus4
- yıllık yazısı3
- bir gün ölecek olmak6
- çocuğuna dünyayı dar edip toruna dünyaları vermek2
- cemil tugayın chp den istifa etmesi2
- vedat muriqi3
- yanlışlıkla erkek sikmek8
- 30 lu yaşlar14
Bakılmazsa olduğundan büyük, çok daha büyük sorunlara yol açan velet. Kamu aydınlatması, diş apnesi beyne sıçramaz boşuna kendinizi strese sokmayın, en azından doğrudan. Çünkü aşması gereken sinüs boşlukları var ve ağır sinüziti olan bi insanda bile bu beyne patolojik olarak zarar vermiyor. Not: ben bir doktor veya genetik uzmanı değilim, şüpheniz varsa doktora gidin mutlaka.
Gelelim bu veletin bende kademeli olarak yarattığı sıkıntılara. Sayesinde anksiyete sahibi oldum, bildiğin zamanında 20dklık bi operasyondan kaçmam bana 6 seneye mal oldu. Önce boğazlarım etkilendi, kronik olarak her kış farenjite yakalandım. Bu ilk safhalarda oldu, çok ciddi bir şey değildi ama her kış 2 kere 1-2 haftamı ateş ve halsizlikle yiyordu. Sonra sigara içmemle birlikli çıkarsığım balgam miktarı artmaya başladı, o zamanlar az içtiğim suyun yetersizliği ile şişmiş bademciklerimden kusma hissi vererek top gibi çıkarıyordum, bazen öksürürken top gibi fırlayan yapışkan iğrenç bir şey görüyordum. Bitti mi?! Tabi ki hayır, daha sonraları iştah azlığı ve mide şişkinliği arsından bağırsaklarım alarm vermeye başladı. Normal sağlıklı bir insanı huzursuz etmeyen besinlere intoleransım artrı ve bir ishal bir kabızlık ile beraber, bağırsak geçirgenliğinin de bozulmasıyla vücutta yersiz halsizlik, huzursuzluk, yeteri kadar dinlenememe ve hayattan alınan zevkin azalması. Gitar çalmaya bayılan ben, resmen bir kenara attım onu. Bir dönem evden bile çıkmadım, hareketsiz rutin saçma bir hayat yaşıyordum. Bu depresyonla beraber bir güzel vurdu ve hiçbir leye ilgim kalmadı resmen. O dönemlerde fiziken hissettipim ağrı ve yakınmalar ise kendimi ciddi bir hastalığın içinde olduğumu hissettiriyordu. Depresyonla saçma şeylere üzülüp onun verdiği çökkünlükle daha ağır hissettiğim ağrılar artık ölüyor olduğumu hissettiriyordu. Bu karamsar yapı ani mutluluk hormonu çekilmeleriyle beraber işlevsel değişikliklere, gerek kalp krizi gerekse beyin kanaması türünde hissettiren işkencelere dönüşmüştü. Hastanelerin ortamının da beni germesiyle hiçbir muayaçeneye gidemememse beni resmen kaderine mahkum bir ruh haline sokmaya başlamıştı. Artık adaptasyon yeteneğim çöp olmuş her yeni girdiğim ortama yabancı, ayak uydurmaya çalışan biri olmaya başlamıştım. Çocukken girmediği delik kalmayan yaramaz çocuk yerini resmen bir mala bırakmıştı. insan bildiği yerde yürürken huzursuz olur mu hiç! Ben oluyordum, sanki her an kötü bir şey olacakmış gibi en azından kafamın yarısı ana odaklanmak yerine olabilecek kötü şeylere karşı plan hazırlamakla meşguldü. Bu da beni anı yaşayamayan garip bir yaratığa dönüştürmeye başlamıştı. Yersiz gelen intihar etme dürtüleri ise ayrı bir korku kaynaığıydı. Sanki resmen bedenime olan güvenim bitmişti, saçma bir ley yapıp da beni daha da kötü bir duruma sürükleyeceğinden korkuyordum. Otobüse, asansöre binemiyor, yüksek yerlere çıkamıyordum.
Neyseki çok daha kötü olmadan bu duygudurumları bastıran ilaçla tanıştım, annemin yanında gittiğim onca doktor bir teşhis bulamamıştı ve en son bir tanesi beni psikiyatriste yönlendirmişti. Panik bozukluk teşhisi ile başladığım antidepresanlar vücudumla tekrar bir oldupum hissini güçlendirdi. Olaylara tarafsız bakabilen bir insan gibi beni en çok etkileyen sorunumun psikolojik olduğunu kabullenmeye başladım. Arada geçen yıllar içinde en son bu noktaya kadar gelebildim, bağırsağımı koruyup ruh halimi sağlam tutarak çözümü bulmalıydım. Halbuki matematik dersim ve çözüm bulma yeteneğimle gurur duyarken, hayatımın en uzun soluklu probleminin içine düşmüştüm resmen. ilk önce kimseden yardım beklemez tavrımdan vazgeçtim, sonuçta bir insandım ve olaylara farklı olan her türlü bakış açısına muhtaçtım. Ruh hali kötüyken zeka işe yaranayan bir araca dönüşiyormuş, bunu fark ettim. Bana hayatta güzel şeyler sunan şansımın da yardımıyla konuya hakim hale geldim en azından, kontrolün bir kısmını ele aldım ki bazen kontrolü elden bırakmak gerektiğini de öğrenmek gerekiyor.
Şuan bi antidepresan kullanmıyorum, elimde zor durumlarda kullanılacak silahlarım var. Bu ciddi anlamda mental bir savaş ve sonuna kadar gitmeye kararlıyım. Önce beni bu duruma iten fizyolojik etmenleri yok edeceğim, buna bağırsak düşmanı market ürünleri de dahil. Doğamın özüne dönerek bir darbe vurmayı planlıyorum bu boktan rahatsızlık silsilelerine. Sonrası mı ? Kaybettiğim yıllarda yapamadığım onca şeye bir ilkokul öğrencisi gibi sıfırdan başlamak zorundayım. Ve bu, hiç koymuyor bana. Yeter ki ben, ben olayım. Yeter ki son nefesimi vermeden yapmak istediğim şeyleri yapabileyim. Hayat ne uzun ne de kısa, çektiğim rahatszlıklar hayatn ne kadar uzun olduğunu görmeme yetti.
Gelelim bu veletin bende kademeli olarak yarattığı sıkıntılara. Sayesinde anksiyete sahibi oldum, bildiğin zamanında 20dklık bi operasyondan kaçmam bana 6 seneye mal oldu. Önce boğazlarım etkilendi, kronik olarak her kış farenjite yakalandım. Bu ilk safhalarda oldu, çok ciddi bir şey değildi ama her kış 2 kere 1-2 haftamı ateş ve halsizlikle yiyordu. Sonra sigara içmemle birlikli çıkarsığım balgam miktarı artmaya başladı, o zamanlar az içtiğim suyun yetersizliği ile şişmiş bademciklerimden kusma hissi vererek top gibi çıkarıyordum, bazen öksürürken top gibi fırlayan yapışkan iğrenç bir şey görüyordum. Bitti mi?! Tabi ki hayır, daha sonraları iştah azlığı ve mide şişkinliği arsından bağırsaklarım alarm vermeye başladı. Normal sağlıklı bir insanı huzursuz etmeyen besinlere intoleransım artrı ve bir ishal bir kabızlık ile beraber, bağırsak geçirgenliğinin de bozulmasıyla vücutta yersiz halsizlik, huzursuzluk, yeteri kadar dinlenememe ve hayattan alınan zevkin azalması. Gitar çalmaya bayılan ben, resmen bir kenara attım onu. Bir dönem evden bile çıkmadım, hareketsiz rutin saçma bir hayat yaşıyordum. Bu depresyonla beraber bir güzel vurdu ve hiçbir leye ilgim kalmadı resmen. O dönemlerde fiziken hissettipim ağrı ve yakınmalar ise kendimi ciddi bir hastalığın içinde olduğumu hissettiriyordu. Depresyonla saçma şeylere üzülüp onun verdiği çökkünlükle daha ağır hissettiğim ağrılar artık ölüyor olduğumu hissettiriyordu. Bu karamsar yapı ani mutluluk hormonu çekilmeleriyle beraber işlevsel değişikliklere, gerek kalp krizi gerekse beyin kanaması türünde hissettiren işkencelere dönüşmüştü. Hastanelerin ortamının da beni germesiyle hiçbir muayaçeneye gidemememse beni resmen kaderine mahkum bir ruh haline sokmaya başlamıştı. Artık adaptasyon yeteneğim çöp olmuş her yeni girdiğim ortama yabancı, ayak uydurmaya çalışan biri olmaya başlamıştım. Çocukken girmediği delik kalmayan yaramaz çocuk yerini resmen bir mala bırakmıştı. insan bildiği yerde yürürken huzursuz olur mu hiç! Ben oluyordum, sanki her an kötü bir şey olacakmış gibi en azından kafamın yarısı ana odaklanmak yerine olabilecek kötü şeylere karşı plan hazırlamakla meşguldü. Bu da beni anı yaşayamayan garip bir yaratığa dönüştürmeye başlamıştı. Yersiz gelen intihar etme dürtüleri ise ayrı bir korku kaynaığıydı. Sanki resmen bedenime olan güvenim bitmişti, saçma bir ley yapıp da beni daha da kötü bir duruma sürükleyeceğinden korkuyordum. Otobüse, asansöre binemiyor, yüksek yerlere çıkamıyordum.
Neyseki çok daha kötü olmadan bu duygudurumları bastıran ilaçla tanıştım, annemin yanında gittiğim onca doktor bir teşhis bulamamıştı ve en son bir tanesi beni psikiyatriste yönlendirmişti. Panik bozukluk teşhisi ile başladığım antidepresanlar vücudumla tekrar bir oldupum hissini güçlendirdi. Olaylara tarafsız bakabilen bir insan gibi beni en çok etkileyen sorunumun psikolojik olduğunu kabullenmeye başladım. Arada geçen yıllar içinde en son bu noktaya kadar gelebildim, bağırsağımı koruyup ruh halimi sağlam tutarak çözümü bulmalıydım. Halbuki matematik dersim ve çözüm bulma yeteneğimle gurur duyarken, hayatımın en uzun soluklu probleminin içine düşmüştüm resmen. ilk önce kimseden yardım beklemez tavrımdan vazgeçtim, sonuçta bir insandım ve olaylara farklı olan her türlü bakış açısına muhtaçtım. Ruh hali kötüyken zeka işe yaranayan bir araca dönüşiyormuş, bunu fark ettim. Bana hayatta güzel şeyler sunan şansımın da yardımıyla konuya hakim hale geldim en azından, kontrolün bir kısmını ele aldım ki bazen kontrolü elden bırakmak gerektiğini de öğrenmek gerekiyor.
Şuan bi antidepresan kullanmıyorum, elimde zor durumlarda kullanılacak silahlarım var. Bu ciddi anlamda mental bir savaş ve sonuna kadar gitmeye kararlıyım. Önce beni bu duruma iten fizyolojik etmenleri yok edeceğim, buna bağırsak düşmanı market ürünleri de dahil. Doğamın özüne dönerek bir darbe vurmayı planlıyorum bu boktan rahatsızlık silsilelerine. Sonrası mı ? Kaybettiğim yıllarda yapamadığım onca şeye bir ilkokul öğrencisi gibi sıfırdan başlamak zorundayım. Ve bu, hiç koymuyor bana. Yeter ki ben, ben olayım. Yeter ki son nefesimi vermeden yapmak istediğim şeyleri yapabileyim. Hayat ne uzun ne de kısa, çektiğim rahatszlıklar hayatn ne kadar uzun olduğunu görmeme yetti.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar