bugün
- ilkokulda dayak yemiş efsanevi nesil8
- 30 liraya satılan tavuk döner9
- fon krizi kimin üstüne yıkılacak12
- karton toplayan cocuk 15 temmuzda ne yapıyordu10
- sözlük kürdü54
- devlet bahçeli'nin il olmasını önerdiği 19 ilçe5
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler29
- badoo3
- happn5
- cadılar bayramı kutlayan kız6
- türklerin ırkçı olması8
- durkheimın intihar teorisi3
- nick'i üç harfl olan yazar muamması2
- osman pamukoğlu14
- kartoncu abi ırkçı mı3
- askerlik anıları5
- ismail kartal23
- kahve2
- sözlükteki çiftçi yazarlar8
- nar suyu2
- tek adam rejimi3
- enses ilişkiyi savunan tc erkeği11
- iş görüşmesi2
- sözlüklere ihtiyacın bitmesi6
- seni nerden gördüm nerden sevdim2
- sözlükteki kızların bilgisiz olması23
- geri dönüşüm4
- annenin ölmesi4
- para6
- bira kadın içeceğidir2
- apart otelde arap şeyhleri vardı2
- taha duymaz2
- ukab2
- dağa çıkıp barış istiyoruz demek4
- airfryer alanlar şimdi ne yapıyor21
- simko323
- tbt2
- evde kalmış 30 yaşında kız22
- türkçe yazıp okuyabilmek ama anlayamamak6
- etnik köken20
- sürdürülebilirlik2
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı5
- yavıdilerin cadılar bayramını silklememesi4
- bıçağın ucuyla peynir tattırmak5
- engeli kaldırsın diye 60 bin lira yollayan adam8
- sözlük türk ü2
- hastası olunan sözler3
- ileri dönüşüm3
- aykolik nerede4
- ananınkiii diyen karı3
Bakılmazsa olduğundan büyük, çok daha büyük sorunlara yol açan velet. Kamu aydınlatması, diş apnesi beyne sıçramaz boşuna kendinizi strese sokmayın, en azından doğrudan. Çünkü aşması gereken sinüs boşlukları var ve ağır sinüziti olan bi insanda bile bu beyne patolojik olarak zarar vermiyor. Not: ben bir doktor veya genetik uzmanı değilim, şüpheniz varsa doktora gidin mutlaka.
Gelelim bu veletin bende kademeli olarak yarattığı sıkıntılara. Sayesinde anksiyete sahibi oldum, bildiğin zamanında 20dklık bi operasyondan kaçmam bana 6 seneye mal oldu. Önce boğazlarım etkilendi, kronik olarak her kış farenjite yakalandım. Bu ilk safhalarda oldu, çok ciddi bir şey değildi ama her kış 2 kere 1-2 haftamı ateş ve halsizlikle yiyordu. Sonra sigara içmemle birlikli çıkarsığım balgam miktarı artmaya başladı, o zamanlar az içtiğim suyun yetersizliği ile şişmiş bademciklerimden kusma hissi vererek top gibi çıkarıyordum, bazen öksürürken top gibi fırlayan yapışkan iğrenç bir şey görüyordum. Bitti mi?! Tabi ki hayır, daha sonraları iştah azlığı ve mide şişkinliği arsından bağırsaklarım alarm vermeye başladı. Normal sağlıklı bir insanı huzursuz etmeyen besinlere intoleransım artrı ve bir ishal bir kabızlık ile beraber, bağırsak geçirgenliğinin de bozulmasıyla vücutta yersiz halsizlik, huzursuzluk, yeteri kadar dinlenememe ve hayattan alınan zevkin azalması. Gitar çalmaya bayılan ben, resmen bir kenara attım onu. Bir dönem evden bile çıkmadım, hareketsiz rutin saçma bir hayat yaşıyordum. Bu depresyonla beraber bir güzel vurdu ve hiçbir leye ilgim kalmadı resmen. O dönemlerde fiziken hissettipim ağrı ve yakınmalar ise kendimi ciddi bir hastalığın içinde olduğumu hissettiriyordu. Depresyonla saçma şeylere üzülüp onun verdiği çökkünlükle daha ağır hissettiğim ağrılar artık ölüyor olduğumu hissettiriyordu. Bu karamsar yapı ani mutluluk hormonu çekilmeleriyle beraber işlevsel değişikliklere, gerek kalp krizi gerekse beyin kanaması türünde hissettiren işkencelere dönüşmüştü. Hastanelerin ortamının da beni germesiyle hiçbir muayaçeneye gidemememse beni resmen kaderine mahkum bir ruh haline sokmaya başlamıştı. Artık adaptasyon yeteneğim çöp olmuş her yeni girdiğim ortama yabancı, ayak uydurmaya çalışan biri olmaya başlamıştım. Çocukken girmediği delik kalmayan yaramaz çocuk yerini resmen bir mala bırakmıştı. insan bildiği yerde yürürken huzursuz olur mu hiç! Ben oluyordum, sanki her an kötü bir şey olacakmış gibi en azından kafamın yarısı ana odaklanmak yerine olabilecek kötü şeylere karşı plan hazırlamakla meşguldü. Bu da beni anı yaşayamayan garip bir yaratığa dönüştürmeye başlamıştı. Yersiz gelen intihar etme dürtüleri ise ayrı bir korku kaynaığıydı. Sanki resmen bedenime olan güvenim bitmişti, saçma bir ley yapıp da beni daha da kötü bir duruma sürükleyeceğinden korkuyordum. Otobüse, asansöre binemiyor, yüksek yerlere çıkamıyordum.
Neyseki çok daha kötü olmadan bu duygudurumları bastıran ilaçla tanıştım, annemin yanında gittiğim onca doktor bir teşhis bulamamıştı ve en son bir tanesi beni psikiyatriste yönlendirmişti. Panik bozukluk teşhisi ile başladığım antidepresanlar vücudumla tekrar bir oldupum hissini güçlendirdi. Olaylara tarafsız bakabilen bir insan gibi beni en çok etkileyen sorunumun psikolojik olduğunu kabullenmeye başladım. Arada geçen yıllar içinde en son bu noktaya kadar gelebildim, bağırsağımı koruyup ruh halimi sağlam tutarak çözümü bulmalıydım. Halbuki matematik dersim ve çözüm bulma yeteneğimle gurur duyarken, hayatımın en uzun soluklu probleminin içine düşmüştüm resmen. ilk önce kimseden yardım beklemez tavrımdan vazgeçtim, sonuçta bir insandım ve olaylara farklı olan her türlü bakış açısına muhtaçtım. Ruh hali kötüyken zeka işe yaranayan bir araca dönüşiyormuş, bunu fark ettim. Bana hayatta güzel şeyler sunan şansımın da yardımıyla konuya hakim hale geldim en azından, kontrolün bir kısmını ele aldım ki bazen kontrolü elden bırakmak gerektiğini de öğrenmek gerekiyor.
Şuan bi antidepresan kullanmıyorum, elimde zor durumlarda kullanılacak silahlarım var. Bu ciddi anlamda mental bir savaş ve sonuna kadar gitmeye kararlıyım. Önce beni bu duruma iten fizyolojik etmenleri yok edeceğim, buna bağırsak düşmanı market ürünleri de dahil. Doğamın özüne dönerek bir darbe vurmayı planlıyorum bu boktan rahatsızlık silsilelerine. Sonrası mı ? Kaybettiğim yıllarda yapamadığım onca şeye bir ilkokul öğrencisi gibi sıfırdan başlamak zorundayım. Ve bu, hiç koymuyor bana. Yeter ki ben, ben olayım. Yeter ki son nefesimi vermeden yapmak istediğim şeyleri yapabileyim. Hayat ne uzun ne de kısa, çektiğim rahatszlıklar hayatn ne kadar uzun olduğunu görmeme yetti.
Gelelim bu veletin bende kademeli olarak yarattığı sıkıntılara. Sayesinde anksiyete sahibi oldum, bildiğin zamanında 20dklık bi operasyondan kaçmam bana 6 seneye mal oldu. Önce boğazlarım etkilendi, kronik olarak her kış farenjite yakalandım. Bu ilk safhalarda oldu, çok ciddi bir şey değildi ama her kış 2 kere 1-2 haftamı ateş ve halsizlikle yiyordu. Sonra sigara içmemle birlikli çıkarsığım balgam miktarı artmaya başladı, o zamanlar az içtiğim suyun yetersizliği ile şişmiş bademciklerimden kusma hissi vererek top gibi çıkarıyordum, bazen öksürürken top gibi fırlayan yapışkan iğrenç bir şey görüyordum. Bitti mi?! Tabi ki hayır, daha sonraları iştah azlığı ve mide şişkinliği arsından bağırsaklarım alarm vermeye başladı. Normal sağlıklı bir insanı huzursuz etmeyen besinlere intoleransım artrı ve bir ishal bir kabızlık ile beraber, bağırsak geçirgenliğinin de bozulmasıyla vücutta yersiz halsizlik, huzursuzluk, yeteri kadar dinlenememe ve hayattan alınan zevkin azalması. Gitar çalmaya bayılan ben, resmen bir kenara attım onu. Bir dönem evden bile çıkmadım, hareketsiz rutin saçma bir hayat yaşıyordum. Bu depresyonla beraber bir güzel vurdu ve hiçbir leye ilgim kalmadı resmen. O dönemlerde fiziken hissettipim ağrı ve yakınmalar ise kendimi ciddi bir hastalığın içinde olduğumu hissettiriyordu. Depresyonla saçma şeylere üzülüp onun verdiği çökkünlükle daha ağır hissettiğim ağrılar artık ölüyor olduğumu hissettiriyordu. Bu karamsar yapı ani mutluluk hormonu çekilmeleriyle beraber işlevsel değişikliklere, gerek kalp krizi gerekse beyin kanaması türünde hissettiren işkencelere dönüşmüştü. Hastanelerin ortamının da beni germesiyle hiçbir muayaçeneye gidemememse beni resmen kaderine mahkum bir ruh haline sokmaya başlamıştı. Artık adaptasyon yeteneğim çöp olmuş her yeni girdiğim ortama yabancı, ayak uydurmaya çalışan biri olmaya başlamıştım. Çocukken girmediği delik kalmayan yaramaz çocuk yerini resmen bir mala bırakmıştı. insan bildiği yerde yürürken huzursuz olur mu hiç! Ben oluyordum, sanki her an kötü bir şey olacakmış gibi en azından kafamın yarısı ana odaklanmak yerine olabilecek kötü şeylere karşı plan hazırlamakla meşguldü. Bu da beni anı yaşayamayan garip bir yaratığa dönüştürmeye başlamıştı. Yersiz gelen intihar etme dürtüleri ise ayrı bir korku kaynaığıydı. Sanki resmen bedenime olan güvenim bitmişti, saçma bir ley yapıp da beni daha da kötü bir duruma sürükleyeceğinden korkuyordum. Otobüse, asansöre binemiyor, yüksek yerlere çıkamıyordum.
Neyseki çok daha kötü olmadan bu duygudurumları bastıran ilaçla tanıştım, annemin yanında gittiğim onca doktor bir teşhis bulamamıştı ve en son bir tanesi beni psikiyatriste yönlendirmişti. Panik bozukluk teşhisi ile başladığım antidepresanlar vücudumla tekrar bir oldupum hissini güçlendirdi. Olaylara tarafsız bakabilen bir insan gibi beni en çok etkileyen sorunumun psikolojik olduğunu kabullenmeye başladım. Arada geçen yıllar içinde en son bu noktaya kadar gelebildim, bağırsağımı koruyup ruh halimi sağlam tutarak çözümü bulmalıydım. Halbuki matematik dersim ve çözüm bulma yeteneğimle gurur duyarken, hayatımın en uzun soluklu probleminin içine düşmüştüm resmen. ilk önce kimseden yardım beklemez tavrımdan vazgeçtim, sonuçta bir insandım ve olaylara farklı olan her türlü bakış açısına muhtaçtım. Ruh hali kötüyken zeka işe yaranayan bir araca dönüşiyormuş, bunu fark ettim. Bana hayatta güzel şeyler sunan şansımın da yardımıyla konuya hakim hale geldim en azından, kontrolün bir kısmını ele aldım ki bazen kontrolü elden bırakmak gerektiğini de öğrenmek gerekiyor.
Şuan bi antidepresan kullanmıyorum, elimde zor durumlarda kullanılacak silahlarım var. Bu ciddi anlamda mental bir savaş ve sonuna kadar gitmeye kararlıyım. Önce beni bu duruma iten fizyolojik etmenleri yok edeceğim, buna bağırsak düşmanı market ürünleri de dahil. Doğamın özüne dönerek bir darbe vurmayı planlıyorum bu boktan rahatsızlık silsilelerine. Sonrası mı ? Kaybettiğim yıllarda yapamadığım onca şeye bir ilkokul öğrencisi gibi sıfırdan başlamak zorundayım. Ve bu, hiç koymuyor bana. Yeter ki ben, ben olayım. Yeter ki son nefesimi vermeden yapmak istediğim şeyleri yapabileyim. Hayat ne uzun ne de kısa, çektiğim rahatszlıklar hayatn ne kadar uzun olduğunu görmeme yetti.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar