bugün

din kurallarına tam bağlı olma durumu. (bkz: diyanet işleri)
her yıl 1.5 milyar yt vergılerimizin gittigi 20 milyon aleviye ibadet yeri açmaktan aciz. 200 bin heristiyana kilise açmayan habire oraya buraya camiler yapan kofti bakanlık.
Ülkedeki müslüman vatandaşların kafalarına göre davranmalarını önlemek için kurulmuş, kendisine verilen vergileri yine bu ülkenin vatandaşı olan alevi ve hristiyanlar için harcama gibi bir görev verilmeyen kurumdur. Bu da o ülkede yaşayan müslüman halkın değil, diyanete böyle bir misyon yükleyen devletin yanlışıdır. Diyanet bir devlet kurumudur alevileri hristiyanları ve diğerlerini yok saymasını ülkedeki müslüman halka mal etmek de yanlıştır.
torpil yuvası.
Beğendiğim web sitesi için;

http://www.diyanet.gov.tr
dinayet olması gerekmez mi ? mantıken yani... en azından benim için.
görsel
din kurallarına tam bağlı olma durumu.
Teknolojinin gelişmesi ile birlikte bilgiye kolay ulaşabilme, toplumdan bir şeyleri saklamayı neredeyse imkânsız hale getirdi. Web âleminde özellikle Facebook, Twitter ve Youtube yoluyla sürekli paylaşımlar yapılmakta ve bu araçlar vasıtasıyla insanlar çok kısa bir sürede gelişen olaylardan haberdar olmaktadırlar. Bu araçları kullanmak için çok okumuş veya çok yetenekli olmak gerekmiyor. Birkaç defadan sonra ortalama zekâ seviyesine sahip herkes çok rahat Facebook’ta fotoğraf paylaşıp Youtube’a video yükleyebiliyor.

Dün bir arkadaşım vesilesiyle bir caminin önünde birkaç kişilik bir cami cemaatinin sohbetine iştirak etme şansı buldum. Herkes her şey hakkında konuşuyor her zamanki gibi lakin bu zamanın diğer zamanlardan farkı herkesin konuştuklarına internetten deliller getiriyor olması. Kimi Youtube’tan izlediği videoyu kimi bilmem hangi cemaatin Facebook sayfasındaki paylaşımı söyleyerek kendi iddiasını kanıtlamaya çalışıyor. Bir şey daha fark ettim bu cemaat vesilesiyle: Piyasada çok fazla islami cemaat, mensupları vesilesiyle kendi düşüncelerini halka duyurmak için hummalı bir şekilde çalışıyor. Tarikatçılardan tutun da radikal düşünceli cemaatlere kadar her türden fikri bulmanız mümkün. Halk da kime aklı yatarsa ona inanıyor ve çoğu zaman karşılaştığı her cemaatin fikri aklına yattığı için içinden çıkılmaz bir kafa karışıklığı yaşıyor. internette yer alan bilgi daha doğrusu veri bombardımanının üzerine onlarca cemaatin tebliğ faaliyetlerine maruz kalan insanlar çoğu zaman neye inanacağını şaşırmış durumda kalıyor veya bir hafta bir görüşü benimserken diğer hafta tam tersi bir şeyleri savunabiliyor. Aynı zamanda farklı düşüncelerin etkisindeki kişiler arasında bir yarışma, bir ihtilafta kendini her cami önü sohbetinde gösteriyor.

Dini mevzularda hâlâ insanların en güvendiği kurum olan Diyanet ve imamlar ise maalesef bu tabloda görülmeyecek kadar gerilerde yer alıyor. imamların kahir ekseriyeti ezandan 5-10 dakika önce camiye giriyor ve namaz sonrası da hemen uzaklaşıp gidiyor. Herhangi bir cemaatin sorusuna muhatap olmamak için kolay kolay bir cemaate katılmıyor. O kadar çok bilgiye maruz kalmalarına rağmen halk hâlâ emin kişiler olarak imamları görüyor ve her türlü konuyu onlara danışmak istiyor. Ama birçok yerden bilgiye ulaşabildiği için halk, imamlardan sorularına ehliyetli cevaplar bekliyor. Dolayısıyla kendini iyi yetiştirmiş, günün meselelerini bilen ve bunlara cevapları olan imamlar halk için hayati derecede önem taşıyor. Ancak üzülerek söylemeliyim ki imamlarımız ne bu hayatiyetin farkında ne de kendilerini sürekli yetiştirmenin gerekliliğine tam olarak kendilerini inandırabilmişler. imam-hatip veya ilahiyatta öğrendiklerinin üzerine neredeyse hiçbir şey katmayan birisi sürekli giriftleşen meselelere yetkin çözümler getiremez. Aynı şekilde Diyanetin de bu boşluğu doldurmak için bir şeyler yaptığını görmek mümkün değil. Hala ağır hantal bürokratik yapısı altında rutinleşen vazifelerinin altında ezilen ve halka gerçek manada yeni hiçbir şey sunmayan Diyanetin personelinden de çok şey beklemek maalesef hayal den öteye geçmiyor. Her yeni Diyanet Başkanı bizlerde yeni bir umut yeşertmekte ama zaman geçtikçe değişen hiçbir şeyin olmadığını görmek meselenin şahsi değil daha yapısal olduğunu anlamamıza vesile olmaktadır. En basit bir örnek vermek gerekirse, Prof. Abdulaziz Bayındır’ın namaz vakitleri ile ilgili çalışmasına karşın Diyanet kamuoyunu tatmin edecek bir cevapla karşılık verememiştir. Sırf bu mesele bile Diyanet’in halk nezdindeki itibarını ciddi bir şekilde sarsmıştır.

yazının devamı: http://www.genchacilar.or...ageID=KoseDetay&id=45
Salt sunni inancı için çalışan, sözde laik ülkemin sözde din kurumu.
En son, diyanet işleri başkanı, okul, hastane sayısıyla cami sayısını karşılaştırma rezaletine imza attı. Bu ülkede, herkes okuma ve hasta olduğunda tedavi olma hakkı var. Ama insanlar evinde de ibadetini yapabilir. Şimdiki cami sayısı bile yeterince fazlayken, bir de daha fazlasını istiyor. Siz neyin kafasını yaşıyorsunuz ? Cami için kuyruk oluşmuyor. Ama hastane ve okul yetersizliğini görmemen için kör olman lazım. Senin gibi bir adamı prof. yapan zihniyetin içine ediyim ben.
her alanda fetvalar veren ve çok yakında günlük yaşantıdan, siyasete, yaşam tarzından ekonomiye kadar pek çok konuda yasal belirleyici olacak kurumdur.
yandaş yazar engin ardıçı bile rahatız tmiş kurum.
akape hükümeti zamanında saçlamamış olan kurumdur.

hükümetin progpagandasını yapmaktan kendi işlerini yapamıyorlar. az buçuk vicdan sahibi, allah korkusu olsun sizde, din ile ilgilenin siyaset ile değil. senin dinin bunu emretmiyor ediyorsa dininden şüphe etmelisin yada insanlığından.
kendi sitelerindeki kur'an çevirilerini bile doğru düzgün yapamayan. sanki bir mesneviymiş gibi 1 bölümü x bir diğerini y kişisine çevirten ve yorumlatan saçma sapan işlere devam eden kurumdur kendileri. birde bunlar yeteri kadar aptalca değilmiş gibi her konuya laf yetiştirmeleri ve maşallah denecek kadar bütçeleri olmasına rağmen daha da doymayan, yok şu camiyide yapalım yok, bu böyle olmaz, yok bu günah diyen ama devletin su altından zeytinyağı yürütmesini sağlayan kurum.
bir kez olsun da çıkıp, "yeter artık hangi dilden, dinden, ırktan, mezhepten olursa olsun, hiç kimse hiçbir amaç ugruna öldürülmemelidir. islam böyle bir şey öngörmemektedir, islam dini bu degildir." açıklamasını yapmasını beklediğim kurum. bırakın artık küpe takınca ne olucagını, dövmenin caiz olup olmadıgını. sakızın orucu bozup bozmamasından size ne. yüzyıllardır süre gelen islamda tek mesele sakız, dövme ve küpe midir. neden bir kez olsun, kadın cinayetlerinden, pedofiliden, haramdan, hırsızlıktan bahsetmezsiniz. öncüsü oldugunuz dini neden politik korkulardan dolayı netleştiremiyorsunuz. neden her yere cami inşaası yaparken, sığınma evleri için fetva vermiyorsunuz, insanları, çocukları, hayvanları koruyun kollayın, fidan dikin demiyorsunuz. neden o kadar kişinin çalıştıgı kurumda, bir kişi çıkıp da, objektif eleştiri yapamıyor.
aşırıları kızdırmıştır.

neymiş efendim bütçesi 5.743.383.000 tl. olurmuymuş. o paraya okullar yapılırmış, açlar doyurulurmuş. ya bi gidin işinize. adamlar islam için çalışıyor bizimkiler hala para derdinde. olur tabi, helal olsun. helali hoş olsun.
cuma hutbesini imamlar artık kendileri yazıp okusa daha verimli olacak gibi geliyor.
ayet, hadis, siyer bunları açık açık konuşmak gerek.
elde kağıt monoton şeklide okumaları her zaman iyi olmuyor.
2016 bütçesi 6,5 milyar lira ile Sağlık bakanlığı bütçesinin 2 katı olarak gerçekleşmiştir. Ben diyordum size bu ülkede işimiz Allah'a kaldı diye, ahanda ispatı...
faiz haram. absouletly haram.

https://twitter.com/selim...status/654988510957588480

ama bize değil ehe.
24 saat Kur'an-ı Kerim basacakMIŞ. Başkan Görmez, Ankara'daki 'devasa bir matbaa'da sürekli Kur'an-ı Kerim basılacağını açıkladı, Kur'an-ı Kerim'i dünyanın bütün dillerine çevirmeyi ve dağıtmayı planladıklarını belirtti.

http://www.posta.com.tr/t...cak-.htm?ArticleID=309787
diyanet isleri ile ilgili olan kurumdur. haberi okudum. 24 saat bile az bence. ama o kadar iste bir gun. baskalari mars'a falan gidiyor hani, biz onlara da kitap basalim, ulkemizde cocuklar olurken baska ulkelere bakalim, caglar ilerisinde bir ulke oldugumuz icin, kendi ulkemizi sktredip, dunyaya yayilalim. sizin aldiginiz paralar haram olsun. yasina basina bak attigin yalanlara bak amk. kapida kuyruklar olusmus. hadi len. oralarda ne isin var senin bu bir, ikincisi yemek dagitiliyor sanmislardir kuyruk ondandir. arkadasim, mal kelimesinden baska bir kelime var ise turkece' de daha agir onu da siz katin.
(bkz: güvenilmez)
parayla çalışır. parayı aldığı kartele göre konuşur. bu hep böyleydi ve tabiki boyle kalacak.
(1)dine dair dinle alakalı olanlar.
(2)diyanet işleri kurumunun konuşma dilindeki kısa adıdır. bu kurumun islamiyeti temsil etmek gibi bir vasfı yoktur.
cumhuriyet sonrasında kurulmuş, yıllar boyunca hakkı dosdoğru söylemek yerine, devletin politikalarına göre, ılımlı bir şekilde, suya sabuna dokunmadan idare etmiş olan yapıdır.
bizim öfkemiz, diyanete laf edilmesinden ziyade, diyanet üzerinden islamiyete olan kinlerini, hakka olan düşmanlık ve hazımsızlıklarını kusan yarasa sürüsünedir. ışığı sevmezler.
dinde bir konuda soru sorulduğunda cevabı verilir. şayet bir kimsenin yasaklanmış olan fiiili işlediği tespit edilirse, kesinleşirse cezalandırılır. yoksa teorik olarak soruyu sormak ve cevap almak normaldir.
bu kafayı yaşayan öküzler psikoloji dersi veren ve bu derse giren herkesi yargılayıp astırsınlar o zaman, yavşaklar freud'da kızların babasına oğlanların anasına hallendiğini söylüyor o zaman. lan bu ataistler, ateistler ne beyinsiz yaratıklar oluyor ya. sözcü seviyesinde kafanızı alında bi gidin olm.
ne kadar bir işe yaramasa da gerekli kurumdur. din başında bir sopa ile beklenmesi gereken beladır ve devlet haddini aştığında kafasına o sopayı vurmalıdır.

ayrıca diyanet olmasa dindarlar kendi şehlerinin arkasından gider ve kafalarına göre hareket ederler. bugün radikal dinci terör örgütlerinin bir numaralı aktörü bu kendi başına oluşmuş aykırı gruplardır.

devlet içince diyanet dışında hiçbir dini kurum kalmaması bile bu ülke yararınadır, hem din tek merkezde toplanır, kimse kafasına göre iş yapmaz, hem de dindarlar gerektiğinde gayet rahat susturulabilir.

ayrıca devlet dine karışmalı mı yoksa karışmamalı mı hep tartışılmıştır. hatta dinin tanrının yasaları olduğunu söyleyip bunun kulun yasalarından üstün olduğunu öne süren bile olmuştur. yani din devletin üzerinde egemen olmalı kafası.

diyanetin başına devletçileri koyun dini yola getirirler, kimse de sen o cemaattensin ben bu cemattenim değip birbirine düşman olmaz.
Zehirlenmiş beyinlerin çalıştığı kurum, din adı altında her türlü pislikleri kendilerine meşru kılmaktan çekinmediklerini göstermişler.
Devlet isteğine bağlı din oluşturan yalan bir kurum.
kanal 7 de mehmet gormez in cocuk istismari ile ilgili zehir zemberek sozlerine sahit oldugumuz kurum.

mehmet gormez sana helal olsun. saygilar
(bkz: diyanet işleri başkanlığı)
ev ziyaretleri yapacağı söylenen kurum. ev ziyaretinden kasıt dini sohbet yapıp altın bağışı istemeleri midir acaba? yoksa sevabına mı ziyaret yapacaklar? yoksa sohbet arasına sorular sokup sizi fişleyecekler mi? diyanet opus dei nin arasına sızdıysa, diyanette de opus dei yok mudur? yoksa ben hiç iyi bir şey düşünemiyor muyum? en kötü olasıkları düşünüp hareket etmek bir yaşam biçimi olmalı. devir değişik çünkü.
haydar dümen'den daha fazla seksten bahseden dini kurumdur.
görsel
Faiz din adamlarına haram değil sanırım. Allah kıyak mı geçiyor bunlara acaba.
acilen kaldırılması gerekendir.
evet faiz helal ama sigara alkol haram doğru diyorsunuz.
Halala hangi fetvasıymış?
Diyanetten aldığım ilk bursla ilk votkamı içmiştim. Diyanetin verdiği burs ile -2006/2007 yıllarından bahsediyorum- iki adet 70 lik votka alabiliyordum. Vay be ne günlerdi. Hiç unutmuyorum bunu. Zaten ben unuttuğum şeyleri söyleyemiyorum. Ne diyordum ha evet diyanetin bursundan konuşuyordum. Yani diyanetin böyle iyi hizmetleri de vardı eskiden. Nerde o eski diyanet.
kurulması ve uygulanması laikliğe aykırı olan kuruluş.
Doğal afet gezginleri.

Age of taki monklar gibi takılıyorlar amk.
Acilen kapatılıp bütçesinin vatana millete faydalı işlere ayrılması gereken kuruluş.
islamin ve islam ahlakinin en guzel temsilcisi olan kurum.
görsel
6 yaşındaki çocuğun evliliği ile ilgili açıklamasında "islam'da bunun yeri yoktur" diyerek, açıkça sırtını dayadığı sünni islam geleneğini, hanefi fıkhını ve buhari'yi halkın tepkisini çekmemek için satmıştır.
Bir anda tarihselci olmuş.