bugün
- yeni uyanmış kadın güzelliği6
- recep tayyip erdoğan20
- fiziği güzel sözlük kızları42
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması24
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı21
- geceye acı ama gerçek bir cümle bırak13
- seviştikten sonra teşekkür etmekk6
- işe giderken beslenme çantası götürmek5
- bilime göre türkçenin konuşulan en eski dil olması5
- konyada engelli bireyin gözlerinin oyulması5
- artvin de 30 yıllık cinayetin aydınlanması3
- bir erkeğe saklama kabında sarma götürmek18
- nervio7
- kazada otomobil ikiye bölündü haberindeki otomobil11
- memeleri kafam kadar kız22
- çanakkale savaşı4
- tinder da eşleşme algoritması2
- çiftlik bank4
- cabrio araba2
- yine uyanmış olmak2
- patrick bateman2
- venüs ve mars'ın ıssız olması4
- küçük memeli sözlük erkekleri12
- metroda osuran adam2
- fatma betül sayan kaya57
- turbocu abla2
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı12
- sokuşu çağdaşlık ve gençlik olarak gören zihniyet3
- parcalandim toparlanamiyorum33
- 28 eylül 2026 türkiye italya maçı38
- sözlüğün tek ve mutlak hakimi8
- sevgiliden duyulan en acı cümle3
- serenay sarıkaya'yı beğenmeyen erkek13
- türkiyede 30 yıl sonra aynı kalacak şey3
- afyon civarı pasif var mı7
- sözlük yazarlarının benzediği ünlü sayısı8
- hande ataizi ile günah dolu bir gece geçirmek7
- devlet2
- bir şeyler söyle2
- uyumadan önce yapılan keyifli işler6
- eve escort çağırmak6
- sözlük kızları'nın meme muhabbeti yapması6
- kemalizmin çöküşü2
- tr den sonradan gelmeler yüzüne imajın zedelenmesi12
- amerikan filmlerinde banyo yapan kadını öldürmek3
- aşk3
- türkiye33
- romanya53
- baklavası olmayan erkek5
- muhallebici açıyoruz isim önerileri13
entry'ler (478)
sen unuttum zannediyosun ama zor. ilk defa doğum günümü unuttun bu yıl. ya da bilerek kutlamadın, bilmiyorum. ama yıllar devam etse bile ordasın hala.
ufak tefek elde ettiği arkadaşlar hem daha iyidir hemde daha fazla mutlu eder bu insanı. valla bu sözlükte düzgün insan bulmak zor zaten, ondan böyle durum.
ulan daha 3 hafta önce galaxy wonderla takılan, yırtık converslerimi inadına giyen bi adamdım ben. gittim htc one m9, harley bot falan aldım. şimdi kendi samimiyetimi sorguluyorum bu yüzden. bende biliyorum, artık telefonun kendini zor açtığını, yırtık conversle yağmurda yürünmeyeceğini. ama sizin o yavşak tavırlarınız, son model telefonlarınızı, havalı kıyafetlerinizi çok bi haltmış gibi göstermeniz yüzünden bu tavır. yoksa bakmayın, castroya bile sorduklarında neden nike giyiyosun diye. olum rahat demiş. ama bunlar oranıza buranıza sokmak için değil, siz herkese paramı gösteriyim derken onu unutuyonuz, gerçi paranızda oraya ait.
arkadaşım yaz dedi geçen gün. söv biraz, seni bıraktı öylece ki haketmiyor mu sanki gibisinden. bende yapmadım. dün matrix izlerken milyonlarca kelimenin ardında saklanan bi cümle çarptı gözüme. "ne olduğunu açıklayamam ama biliyorum." galiba o yüzden onu anlayabiliyorum bende. bana "çok konuşuyosun be, kimse dinlemezki seni o kadar. ne kadar iyi olursan ol sıkıyo işte." demesi gibi. bendeki hissi farkedememesini dert edemiyorum. uzun cümlelerle tanımlayamayışım yüzünden kendimede kızamıyorum. kaldım böyle.
h.p lovecraft
diğer sınavlar gibi, meslek edinme çabasından çok insanların ailesinden veya bulunduğu şehirden kaçmak için gireceği sınav. bi fırsat ya, yeterli bi bahane kaçmak için.
bu geçtiği geçmekse, sokayım öyle geçmeye.
ankarada olsam sana sarılmak isterdim. izmirdeyim yine sana sarılmak istiyorum. bu sözlükten geriye kalan güzel şey sensin benim için. soru sorduğunda sen olduğunu da anlamıştım aslında, ama ne biliyim. uzaklık bi engel oldu bizim için. hep diyodum ya gelicem diye. gelicem bi gün, hala imlaya dikkat etme sebebimken sen, benim bunları yazarken seni unutmam kadar ironik oluyo oysa, gelicem bi gün demem. ki biliyorum hiçbir zaman beceremedim tam anlamıyla sevgimi göstermeyi. dün uzaklardan bir arkadaşımla karşılaşınca anladım galiba. neden bu kadar uzakları özlediğimi de. sana söylemem gereken bişeyler var hala. bilmiyorum lanet yastıktan sıkıldım belki. sevgili dostlarım kendilerine mathilda leon misali diyolar ben gülemiyorum onların sevgisine. 2013 te 2 mayıstı o mathilda kolyesini aldığımda, hala sana veremedim. hala yalnız hissediyom. bu kadar insanla karşılaştım, bu kadar insan sevdim, sevildim belki. farkettimki sevmemişim, sevmiyolarmış. ya da sen farklı sevdin, biz farklı sevdik uzaklardan. ben sevsem nasıl seviyorum biliyo musun ya. bu aptal halimi görememen nasıl üzüyo beni. bi gün oralara gelebilirsem eğer bi bahaneyle, sana sarılmaya gelmişimdir. neyse 16 sında doğum günüm var diye yazıyorum bunları da buraya, belki görüpte anlarsın diye, galiba biliyorum anlayacağını. özledim be mathildam özledim işte.
hayatımda elde ettiğim en güzel şeyi kaybetmekten korktuğum için kaybetmek istemiyorum. öyle veya böyle ne kadar iyi olursan ol, hatta ne kadar başarılı olsan ne kadar zenginde olsan, bi insanla arandaki duygusal bağa ve onun hissettiklerine hiç etki edemezsin. beni korkutan bu değil sadece korktuğum şey, şu boktan hayatta sadece 1 kere böyle bi kadınla şansım olucak. bunun önemi öyle fazla ki benim için anlatamam sevgili sözlük.
eskiden vardı ya. şimdilerde pek yok gibi.
serideki yönetmenlerin farkından veya kitaptaki latince kökenli çoğu büyü ve diğer adlandırmalar, kelimelere kada vs. tartışılabilecek olan bir konu aslında. bence seriye hakkını verebilecek bir yönetmen eksikliğinden kaynaklı ilk filmler için kısmen geçerli kısmen haksız bi önerme. öte yandan lotr gibi yeterince büyük bir fantastik dünyaya hakimiyet ve herkese hitap edebilme niteliği yok tabi.
house
monk
diğeri yok galiba..
monk
diğeri yok galiba..
o kitapların içindeki çoğu bilginin boktan ve yalan yanlış olmasını napıcaz. ki tevfik koçak şunu diyo "bilgileri satmak için kitapları bedava."
hayattayken bir oyununu izlemeye gidemedim, pişman mıyım diye sormayın bile. severim kendisini öyle veya böyle. bir nesle çok fazla şey öğretti, çoğu insandan çok daha güzel güldürdü..
uykusuz ve mısır gevreği. ilki tamam ikincisini tartışmak isteyenler olabilir gibi.
çocukluğumuzda bile büyük aksiyondu.
bi kızla yaptım bunu. satır satır şiir yazdık salladık denize şarap şişesini sonradan öğrendimki bütün o sular arıtmadan geçiyor. karayip adalarına ulaşma hayali yoktu ama her hayal yalan oldu yani. sonra kendisine söyleyince bunu dedi ki bana. aksakallıbademdede gitti şişe artık bir kara balık değil ama oda dener belki yoluna devam etmeyi. içimden o an dediğim tek şey. niye abarttık harbi bu kadar. şarap şişesi boşalınca mı değerli yoksa doluyken mi hala karar veremiyom.
yuvarlanarak bilgisayarın düğmesine basıp yerde uyumaya devam etmek.
ölümü hak ettiğini düşündüğüm ama küfretmeye küfürler bulamadığım hayvan topluluğuna küfür bulamama durumudur.
belki de hayvan gibi bilim kurgu ve fizik(kavramsal) hastası olduğumdan kaynaklıdır ama bana o kadar da karmaşık gelmeyen filmdir. bazıları hadi lan ordan diyicekler kesin ama gerçekten filmin yorumları filmin kendisinden hem daha abartılı hem de filmi etkiliyo. ben yorumları okuyup filmi izleyince ilk dediğim, lan noluyo hangi filme geldim ben oldu. bazı sahneleri atlatınca filmin genel mantığını buldum ki tam o sırada film kendi dünyasını yıktı al sana bi karmaşa daha çöz bakalım izleyici dedi. ama zor muydu tamam belki, yorumlar kadar zor muydu o zaman hayır. diğer taraftan film gerçekten ellen page'inden leonardosuna kadar sağlam bir oyunculuk ve kaliteli çekim tekniklerine sahip. ama bakarsak filmin efektleri bile filmin karmaşa yorumlarına dayanamadı ve geride kaldı. ama efektlerde gerçekten azımsanamaz. neyse son olarak izleyecek olanlara, zannetmeyin ki film çözülemez "armada" ama karmaşa içerir sonuna kadar. izlemesi hem zevkli hemde inanılmaz potansiyelinden dolayı eğlenceli bi film. imdb'deki yerini kesinlikle hak ediyor bence.