bugün
- s'i l v'e r m'i s t33
- doğru kişiyle yanlış zamanda karşılaşmak4
- davar tereyağı4
- bazı insanların sizi değiştirmesi4
- her şeyi hatırlayan insan3
- türkçe 25000 kelimeden oluşan kısıtlı bir dildir8
- anın görüntüsü24
- pum pum çorbası8
- reenkarnasyon4
- tarihteki en kanlı savaşlar4
- kendine yabancılaşmanın sonucu kendinle tanışmak2
- serhat kılıç23
- claudian clouds21
- 08 eylül 2026 üsküdar da başkan vekili seçimi4
- tc'ye vatandaşlk bağıyla bağlı olan herkes türktür8
- yörük kızı15
- türkiye vatandaşlığından çıkmak4
- uludağ sözlük size ne kattı24
- kız düşürmenin kısa yolu15
- uludağ itiraf12
- muslettin amca7
- sözlük kızlarının entrylerinin hep artılanması13
- sikişirken sigara içen kadın6
- mercimek çorbası içen kadın14
- günaydın şarkısı2
- sarı şeker yargılanmalıdır16
- alkol yasağı2
- tavuk budu3
- fusya semsiyeli yabanci26
- sözlüğün en masum yazarları16
- yazarların 80 lerde nasıl göründüğü19
- afd'nin saksonya anhalt'ı kazanması3
- zorunlu eğitim11
- pankek mi pişi mi10
- bir kadını taşımanın zorluğu10
- cübbeli ahmet hükümetin maşası mı sorunsalı9
- sarapci koala43
- arkadaşlar larissa kim12
- nervio21
- atatürk ü sevme zorunluluğu10
- command and generals2
- otobüs camına yaslanan kafanın titremesi6
- hesabın yüzde 10 undan daha az bahşiş veren tip10
- yemeğe bulyon koyan insan7
- zuhal olcay'a aşık olmak7
- sarımsak yiyen kız6
- sözlükteki gammazlar lobi si11
- pandela 38
- türkiye13
- tai lung45
sabırlı olanların başvurdukları
tecrube etme.
genellikle "deneme 1-2-3,ses kontrol,1-2,1-2" şeklinde kullanılan kelimedir.
bir edebiyat türü olarak (bkz: denemeler)
yazarın fikrini kanıtlamaya calısmadan yazdığı yazı.bir yazınsal tür..
öss'ye hazırlananlar tarafından "deneme sınavı" için kullanılan gayriresmî kısaltma.
(bkz: voltaire)
rasyonaliteye fazla güven duyanların mucizevi olduğuna inandıkları yöntemleri..
kapora bırakma uzmanları o^nlar..
memnun kalınca tamamını ödüyorlar sonra gelip..
kalmamış ise ler yanıyor..
kapora..
kapora bırakma uzmanları o^nlar..
memnun kalınca tamamını ödüyorlar sonra gelip..
kalmamış ise ler yanıyor..
kapora..
(bkz: montaigne)
bir yazarın belli bir konuya ilişkin kişisel duygu ve düşüncelerini anlattığı metinlere denir. Bu tür ilk yazıları 16. yüzyılda Fransız yazar Michel de Montaigne yazdı ve Essais (Denemeler) adıyla yayımladı. Bugün birçok ülkede ilgiyle okunan edebiyat türünün de adını koymuş oldu.
Deneme, yazarın belli bir konuda görüşlerini kısa biçimde anlattığı edebiyat türüdür. Denemelerde, edebiyat, sanat, insanlar, gelenekler, hatta gülünç olaylar gibi değişik konular ele alınabilir. Örneğin, ingiliz yazar Charles Lamb 19. yüzyılın başlarında, "Domuz Rostosu Üzerine" adlı bir deneme yazmıştı. Bu denemede ateşle oynamayı seven bir Çinli çocuğun rastlantı sonucu kızarmış domuz etini tadan ilk insan olduğu mizah yollu anlatılıyordu.
Deneme, yazarın belli bir konuda görüşlerini kısa biçimde anlattığı edebiyat türüdür. Denemelerde, edebiyat, sanat, insanlar, gelenekler, hatta gülünç olaylar gibi değişik konular ele alınabilir. Örneğin, ingiliz yazar Charles Lamb 19. yüzyılın başlarında, "Domuz Rostosu Üzerine" adlı bir deneme yazmıştı. Bu denemede ateşle oynamayı seven bir Çinli çocuğun rastlantı sonucu kızarmış domuz etini tadan ilk insan olduğu mizah yollu anlatılıyordu.
bir emir cümlesi de olabilir
-deneme!
-deneme!
(bkz: evde denemeyin)
yazma teknikleri içerisinde yazarı en özgür bırakan edebi tür. yazar, bilimsel bir zorlama gitmeden herhangi bir fikir hakkında dilediğini yazmakta serbesttir. şakacı, eğlenceli, hoş üslup ile rahat ve süsten uzak bir dil kullanılarak yazılır. Olaylar değil olgulara yer verilir. Bu olgu da zaman ve mekana göre sınırlı olmayıp evrensel nitelikler taşır. Bu türünen önemli temsilcisi dünyada Montaigne olmakla beraber; bizde de Nurullah atça, Sabahattin Eyüboğlu, Behice Boran, Aziz Nesin gibi isimlerdir.
tanımı için bile tekrar denemek gerekiyor,
oysa 10. entry benim imiş meğer,
sarhoştum zahir girdiğimde,
şöyle söylenebilir aslında, çok ta memnun olunmayan bir işten çıkmayı göze alamadan,
daha iyisi olurmu acaba umudu ile,
patronlardan hastayım yada dedem öldü diye izin alıp,
bir iş görüşmesine gitmek..
türlü insan ilişkileri için bir metafor örnek olduğunu belirtmek isterim tam bu noktada,
bilmezden gelme üstadları için..
oysa 10. entry benim imiş meğer,
sarhoştum zahir girdiğimde,
şöyle söylenebilir aslında, çok ta memnun olunmayan bir işten çıkmayı göze alamadan,
daha iyisi olurmu acaba umudu ile,
patronlardan hastayım yada dedem öldü diye izin alıp,
bir iş görüşmesine gitmek..
türlü insan ilişkileri için bir metafor örnek olduğunu belirtmek isterim tam bu noktada,
bilmezden gelme üstadları için..
olmadı bir daha işidir. sabır işidir. zor olunca kırılan kişinin ya kalbi ya dişidir.*
öznesi denektir.
benden istenendir.
hergün absürt, abesle iştigal bir dünya olay yaşayınca, bunlar seriye bağlayınca, cinnet müsteali olunca, dilimin kemiği olmayınca, insanların kulakları hep açık olunca... anlatıyorum da anlatıyorum...
inanamıyor kimisi... kimisi alışıyor, ertesi gün yine bekliyor başka bir hikaye... kimisi de ısrarla bunları not al, kitap yap, sitcom yap diyor.
ama hem my earl, ya da how i met your mothertadında şeyler bekliyorlar ya da gülse birsel ağzıyla çok ciddiyim, hala ciddiyim, yolculuk nereye hemşerim gibi birşeyler bekliyorlar. en azından deneme olarak yaz diyorlar. bunlar olmasa da... gerçek kesit, sır dünyası traji komik ibretlik hikayeler çıkarabilirim aslında.
evet olabilir aslında. kaf dağında beyaz atlı prensi bekleyen peri kızını oynayacak değilim ya.
evet evet olabilir aslında. denemelerimi daha steril bir ortama taşıyabilirsem mesela, labirente koyduğum peynir küflü olmasa mesela, deneğimin bozuk gözlerine bir gözlük alsam önünü görebilse veya...
labirent gerçekten labirent olsa mesela... labirent süsü verilmiş çıkmaz sokak olmasa mesela.
işte benim hayatım derken korkmasam mesela... kendimi bahtsız bedeviden çok bedeviye tamah etmek zorunda kalan kutup ayısı gibi hissetmesem mesela...
ben ben olabilsem mesela... bedevi miyim, kutup ayısı mıyım ben diye kendimi ararken yeni bir çölde yeni bir bedevi-kutup ayısı yasak aşkında kaybolmasam mesela...
bir gün yazacağım herşeyi... ama herşeyi...
şuan deniyorum herşeyi... ama herşeyi...
fakat... ne yazık ki... deneylerimin yorgun deneği benim... tüm hikayelerimdeki mal benim...
öznesi denektir.
benden istenendir.
hergün absürt, abesle iştigal bir dünya olay yaşayınca, bunlar seriye bağlayınca, cinnet müsteali olunca, dilimin kemiği olmayınca, insanların kulakları hep açık olunca... anlatıyorum da anlatıyorum...
inanamıyor kimisi... kimisi alışıyor, ertesi gün yine bekliyor başka bir hikaye... kimisi de ısrarla bunları not al, kitap yap, sitcom yap diyor.
ama hem my earl, ya da how i met your mothertadında şeyler bekliyorlar ya da gülse birsel ağzıyla çok ciddiyim, hala ciddiyim, yolculuk nereye hemşerim gibi birşeyler bekliyorlar. en azından deneme olarak yaz diyorlar. bunlar olmasa da... gerçek kesit, sır dünyası traji komik ibretlik hikayeler çıkarabilirim aslında.
evet olabilir aslında. kaf dağında beyaz atlı prensi bekleyen peri kızını oynayacak değilim ya.
evet evet olabilir aslında. denemelerimi daha steril bir ortama taşıyabilirsem mesela, labirente koyduğum peynir küflü olmasa mesela, deneğimin bozuk gözlerine bir gözlük alsam önünü görebilse veya...
labirent gerçekten labirent olsa mesela... labirent süsü verilmiş çıkmaz sokak olmasa mesela.
işte benim hayatım derken korkmasam mesela... kendimi bahtsız bedeviden çok bedeviye tamah etmek zorunda kalan kutup ayısı gibi hissetmesem mesela...
ben ben olabilsem mesela... bedevi miyim, kutup ayısı mıyım ben diye kendimi ararken yeni bir çölde yeni bir bedevi-kutup ayısı yasak aşkında kaybolmasam mesela...
bir gün yazacağım herşeyi... ama herşeyi...
şuan deniyorum herşeyi... ama herşeyi...
fakat... ne yazık ki... deneylerimin yorgun deneği benim... tüm hikayelerimdeki mal benim...
(bkz: uuserlardan denemeler) başlığında fazlasıyla rastlayabileceğimiz edebiyat türlerindendir. şiirden daha kolay yazılır.
(arat: bülent ersoy/sevgi)
"bir, iki" diyerek yapılır.
gelcem dedim, inanmadı..
(...)
hayatta unutulamayacak anlar vardır ya, aklına mıh gibi kazınır; istesen de unutamazsın..
başını vursan da duvarlara, taşlara; unutulmaz işte.. her sabah baş ucunda durur hayali, bazen gece eşlik eder o anın yansıması..
hayatını kökünden değiştirir ya bazı şeyler, bazı kişiler..
o da öyle bir anmış, ben bilememişim..
zaten bir şeyi de yaşanırken anlayalım! kışın kıymetini yazın biliriz, yazı bir tek kışın özleriz.. yok, azizim, biz insan oğlu adam olmayız!
nankörüz bir kere, eline bir şey geçti mi; illa ki har vurup harman savuracak.. hayatı harcayacak ve de ıskalayacak..
yaşadığımız anı bilmiyoruz; bil - mi - yo - ruz!
el alem bile "anı yaşa" diye felsefe yaparken biz haaaala "kervan yolda düzülür" diyoruz.. biz türküz ya! eller giderken ay'a biz illa yaya gideceğiz ya!
(...)
neyse, konuyu dağıttık..
"o" andı işte, gelcem demiştim; üstüne basa basa.. bekle dedim, etme eyleme..
yok!
inanmamış bana..
döndüğümde yüzüme şaşkın gözlerle baktı..
"geldin?" dedi, cevabını bildiğin şeyi sorma lan diyecektim; tuttum kendimi..
"yoksa?" dedim, maalesef dercesine eğdi gözlerini..
(...)
ulan nasıl yapar bunu bana haaaala anlamıyorum!
nasıl satar o son kalan at yarışı bültenini başkasına!
(...)
hayatta unutulamayacak anlar vardır ya, aklına mıh gibi kazınır; istesen de unutamazsın..
başını vursan da duvarlara, taşlara; unutulmaz işte.. her sabah baş ucunda durur hayali, bazen gece eşlik eder o anın yansıması..
hayatını kökünden değiştirir ya bazı şeyler, bazı kişiler..
o da öyle bir anmış, ben bilememişim..
zaten bir şeyi de yaşanırken anlayalım! kışın kıymetini yazın biliriz, yazı bir tek kışın özleriz.. yok, azizim, biz insan oğlu adam olmayız!
nankörüz bir kere, eline bir şey geçti mi; illa ki har vurup harman savuracak.. hayatı harcayacak ve de ıskalayacak..
yaşadığımız anı bilmiyoruz; bil - mi - yo - ruz!
el alem bile "anı yaşa" diye felsefe yaparken biz haaaala "kervan yolda düzülür" diyoruz.. biz türküz ya! eller giderken ay'a biz illa yaya gideceğiz ya!
(...)
neyse, konuyu dağıttık..
"o" andı işte, gelcem demiştim; üstüne basa basa.. bekle dedim, etme eyleme..
yok!
inanmamış bana..
döndüğümde yüzüme şaşkın gözlerle baktı..
"geldin?" dedi, cevabını bildiğin şeyi sorma lan diyecektim; tuttum kendimi..
"yoksa?" dedim, maalesef dercesine eğdi gözlerini..
(...)
ulan nasıl yapar bunu bana haaaala anlamıyorum!
nasıl satar o son kalan at yarışı bültenini başkasına!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar