bugün
- ben tevratı da okudum incili de12
- ananı mı dinlersin karıyı mı10
- çaykur'un türk çayı ibaresini kaldırması11
- cadılar bayramı kutlamayan geri zekalılar10
- 6 yaşındaki kızını satan anne5
- fon krizi kimin üstüne yıkılacak19
- volkswagen passat8
- cadılar bayramını kutlayan erkek3
- eryaman stadyumu2
- allah4
- türkiyeli kahvesi7
- bencil ve kendini beğenmiş rezil3
- sözlük kürdü54
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması13
- sergio conceicao nu fb'nin teknik direktörü oldu3
- beşiktaşlı erkeklerin çok iyi sevişmesi5
- kemal sunal'ın en kötü filmi8
- mustafa sarıgül'ün berberle ilşkisi çıkması6
- millette manyak para var13
- sınavlar bittikten sonra oluşan boşluk hissi2
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler31
- israil5
- cam açık uyumak8
- rusya2
- devlet bahçeli'nin il olmasını önerdiği 19 ilçe10
- ilkokulda dayak yemiş efsanevi nesil10
- devlet bahçeli3
- traş olmaya üşenmek3
- gençlerbirliği2
- karton toplayan cocuk 15 temmuzda ne yapıyordu10
- kezoların boş lafları3
- esra'yı aç esra'yı8
- 30 liraya satılan tavuk döner9
- cadılar bayramı kutlayan kız9
- tavuk olmasa bu kadar insan ne yiyecekti7
- bıçağın ucuyla peynir tattırmak6
- sözlük sosyal medya mı4
- türklerin abartılmış bir ırk olması4
- adalet ve kalkınma partisi3
- osman pamukoğlu14
- köy göçüren mantarı3
- sözlükteki halloween kavgası5
- asgari ücret8
- tuğla kitap okumak3
- dünya sefalet endeksi nde türkiye'nin yeri5
- incil karakterlerinden hangisi size yakışır3
- kitap okuyamamak4
- sözlükteki kızların bilgisiz olması23
- türklerin ırkçı olması8
- enses ilişkiyi savunan tc erkeği11
"ah olivır.." diye hıçkırdı nancy; "..alışmak zordur, bilirim londra'ya.."
olivır şöyle bir iç çektikten sonra konuştu; "yok be nenci mevzu o değil de.. montu yetimhanede unutmuşum biliyon mu, e malum buralar da hep yağmurlu.. her yağmurda tanya'nın pembe montuyla dışarı çıkmak koyuyor bana.."
(...)
olivır sigaradan derin bir nefes çekip yere attı..
"hay ben sizin lan!" diye söverek baktı londra caddelerine.. "bir izmaritinizi de iki çekişlik bırakıp atın yere!"
ve başka izmaritler bulmak için gözünü yere dikip gezerken birden irkildi; sokağın öbür ucunda bir gürültü kopmuştu..
chelsea otobüsüne eşlik etmeye çalışan taraftarlarla polis birbirine giriyordu.. olivır koşa koşa gitti kavga alanına.. tazyikli su yüzünden ayaklarının önüne yığılan bir taraftara tekme atan olivır, adamın cüzdanını almayı akıl etti.. bir diğer taraftarın polisi yumrukladığını gören olivır koşa koşa gidip polisin arkasına çömeldi; adamın polisi itmesiyle polisin düşmesi bir oldu..
olivır buna gülerken birden suratında patlayan suyla yere yığıldı.. panzerden ona da su sıkmışlardı!
hayatını düşündü olivır, geçirdiği günler geliyordu gözlerinin önüne.. neden sonra, kendine geldi..
"höyt!" diye bağırdı; bu arkadaşı gibbs'ti, cüzdanı ondan almaya çalışıyordu. "insan yemek yediği tasa sıçar mı hayvan!" diye bağıran olivır yerden kalkıp koşa koşa uzaklaştı..
(...)
gözyaşlarını mavi kazağının koluna sildi, daha önce burnunu silerken kolunda kalıp kuruyan sümükler gözüne girdi; daha bir ağladı..
"su iç!" dedi gibbs..
olivır bakmadan aldı uzatılan bardağı ama içi boştu.. kafasını kaldırdığında gibbs 'nah' işareti yapıp hain hain güldü..
bir an tepkisiz kalsa da olivır da kendini tutamadı gülmeye başladı..
gülüştüler..
londra'da bir gün daha bitiyordu..
olivır şöyle bir iç çektikten sonra konuştu; "yok be nenci mevzu o değil de.. montu yetimhanede unutmuşum biliyon mu, e malum buralar da hep yağmurlu.. her yağmurda tanya'nın pembe montuyla dışarı çıkmak koyuyor bana.."
(...)
olivır sigaradan derin bir nefes çekip yere attı..
"hay ben sizin lan!" diye söverek baktı londra caddelerine.. "bir izmaritinizi de iki çekişlik bırakıp atın yere!"
ve başka izmaritler bulmak için gözünü yere dikip gezerken birden irkildi; sokağın öbür ucunda bir gürültü kopmuştu..
chelsea otobüsüne eşlik etmeye çalışan taraftarlarla polis birbirine giriyordu.. olivır koşa koşa gitti kavga alanına.. tazyikli su yüzünden ayaklarının önüne yığılan bir taraftara tekme atan olivır, adamın cüzdanını almayı akıl etti.. bir diğer taraftarın polisi yumrukladığını gören olivır koşa koşa gidip polisin arkasına çömeldi; adamın polisi itmesiyle polisin düşmesi bir oldu..
olivır buna gülerken birden suratında patlayan suyla yere yığıldı.. panzerden ona da su sıkmışlardı!
hayatını düşündü olivır, geçirdiği günler geliyordu gözlerinin önüne.. neden sonra, kendine geldi..
"höyt!" diye bağırdı; bu arkadaşı gibbs'ti, cüzdanı ondan almaya çalışıyordu. "insan yemek yediği tasa sıçar mı hayvan!" diye bağıran olivır yerden kalkıp koşa koşa uzaklaştı..
(...)
gözyaşlarını mavi kazağının koluna sildi, daha önce burnunu silerken kolunda kalıp kuruyan sümükler gözüne girdi; daha bir ağladı..
"su iç!" dedi gibbs..
olivır bakmadan aldı uzatılan bardağı ama içi boştu.. kafasını kaldırdığında gibbs 'nah' işareti yapıp hain hain güldü..
bir an tepkisiz kalsa da olivır da kendini tutamadı gülmeye başladı..
gülüştüler..
londra'da bir gün daha bitiyordu..
Bir yazarın herhangi bir konuda kendi özel görüş ve düşüncelerini anlattığı yazılardır.
yanılma eşliğinde olursa bir öğrenme şekline dönüşür.
uygulayarak tecrübe etmek, doğru yanlış kavramı ile gerçeği anlamak yoludur.
sınamadır, kontroldür, iradeye söz geçirme hadisesidir.
lisedeyken dil bilgisi dersinde hocanın sizden isteyeceği ilk şeylerden.sonra bakarsınız yazdığınız deneme değil,fıkraymış,makaleymiş falan.uğraşıp durursunuz aradaki farkları çözmeye.
yeri gelmişken bir deneme örneği de paylaşmadan geçmeyelim:
(bkz: http://bit.ly/ben-buyumusum-artik)
yeri gelmişken bir deneme örneği de paylaşmadan geçmeyelim:
(bkz: http://bit.ly/ben-buyumusum-artik)
(bkz: nurullah ataç)ve (bkz: gülse birsel)
ikinci kelimesinin sınav olduğunda tiksindiren kelimedir.
(bkz: test etmek)
her duyduğumda ferhan şensoy un "denememeler" adlı kitabını hatırlatan bir kelime.
her duyduğumda ferhan şensoy un "denememeler" adlı kitabını hatırlatan bir kelime.
ardından genelikle "yanılma" durumu zuhur etse de, özünde umut barındıran eylemdir..
program eğitimi verirken en az 100 yere yazılan kelime.
kendi içinde derin anlamlar içeren bir kelimedir deneme. bazı zamanlar gönlü ister fiil olur. bazı zamanlar zamir olur, tümleç olur hatta sıfat bile olur.
deneme yada deneme.
deneme yada deneme.
yazar'ın düşündüğü şey'i kanıtlama çabası içine girmeden yazdığı yazıdır.
Türkiye'de en iyisini Ahmet Altan'ın yazdığını (bkz: Diyorlar ki yenilmişiz) düşündüğüm yazı türüdür.
günün ilk entrysini kasmaya çalışmaktır.* umarım başarırım.
denemek basarili azizim
afacan, düşündüm de, diyeceksin ne zaman; çok oldu be çocuk; derim ki; her "benin", "senin" onun" birilerine anlatılışı; hikayesi vardır; belki acıklıdır; beli kahkahaların ortasında yapa yalnız; bilir misin hepimizin sokağı vardı kendine; kendine hayattır giden; kuşları bilirsin muhakkak; sokakların en yalnız kalabalığı; her sabah bir ağaç dalında dalgın bulurdum onu; ürkek bakışlarıyla göz göze gelirim onunla; onunla her gün hayatımı yaşarım yoksunluğun titrek, belki ürkek kanat çırpınışlarında; hiç anlatamadım o kuşu, o kuşun saklı zenginliğini kimseye; bilir misin her sabah soran bakışlarında gizli bulurum o soruyu; yine mi, yine mi anlatamadın beni hani o çok bildiğin belki bana benzemeyen, ama uçmaya; evet uçmaya hevesli insanlarına? dedim ki kuş kolay mı senin gibi uçmak; uçmanın uzaklaşmanın ne zor olduğunu, biz seninle ikimiz biliriz; şaşkın dedi bana, düşünebiliyor musun; ben aşağıda bir insandım o da bir kuş; heyecanlandım o gün; evet çok hemde; gizin sır kapısı açılır, açılacak beklentisi işte; o kuş sadece kanat çırptı, çırparak ve hemde çarparak yüreği uzaklaştı; yalnızdım işte; biçare; anlatamadan, anlayamadan belki; ben, sen o, gidince; gidince yani biz; anlatabilmenin o muazzam ne sırrı ne kalacak ve ne merakı belki; bak sorgucu, soruyorsan eğer; onu seni beni, belki bizi nasıl anlatmalıydı, anlatabilmenin ihtişamını diye; bu mısraların nefes darlığında imkansızdı diye düşündüm kanat çırpınışların uzaklaşan son seslerinde; sonuna geldik çocuk dedi bir ses; kader bilir misin dedi bana, düşünebiliyor musun iki ayağı üstüne durabilen bana; kader keder dedim ona; bir örgü gibi başladığın hayatının sonunu bilemeden bilmek gibi bir şey. belki ama dedi ses; belki ama bir şey daha var belki anlamadığın; bahane, bahane sana göre değil evlat. sustum, kederim kader olana kadar; çocuk bu akşamın vedası sen oldun; hepinize kedersiz kaderler; dedim; içim mi hafifledi emanet kanatlar mı bilinmez, miraçta döndü başım; bak kuş kırıntıdır kanat izinde, her sabah o ağaca bak soluksuz bilmece. hayat düğümdür, çözdüğün anı bilmediğin.
hadi.
hadi.
deneme, yazarın belli bir konuya ilişkin kişisel duygu ve düşüncelerini anlattığı metinlere denir.(bkz: https://tr.wikipedia.org/wiki/Deneme_(edebiyat))
Ses bir ki.
herhangi bir şeyi bir referansa göre ölçme, değerlendirme durumudur..
buyrun, konu budur.
buyrun, konu budur.
denemek işi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar