bugün
- kadın olsaydım çok açık giyerdim16
- kimsesizlerin kimsesi zall'a açık mektuptur15
- sürekli kendine hatırlatmak zorunda olduğun o söz7
- kızımın ismini teresa koymak istiyorum5
- en büyük pişmanlığınız7
- kadınların en büyük düşmanı4
- namus takıntısı olan erkek17
- türkiye avustralya maçı8
- kavurmalı yumurta7
- dinlerin geldiği günden beri kan dökmesi17
- ece irtem6
- bir şeyi ararken başka bir kayıp şeyi bulmak4
- sözlük yazarlarının suları5
- bar taburesinin kan dolaşımına etkisi2
- hayatın planladığımız gibi gitmemesi5
- kadınsı erkek4
- futbol8
- sürekli gözünün içine bakan kız2
- insan değişmez ortaya çıkar3
- çince öğrenmek2
- namus5
- kürtlere hırt diyen paramesyum3
- 14 haziran 2026 avustralya türkiye maçı58
- nesrin cavadzade2
- evlenmek istemeyen insana seçilmemiş demek11
- 15 haziran 2026 ispanya yeşil burun adaları maçı2
- ekber ve erşed kanunları3
- neden oy veriyoruz2
- yardımda bulunulan kişinin lüks harcamalar yapması4
- 14 haziran 2026 hollanda japonya maçı7
- deniz undav2
- yazarlar birbirlerine laf atmaktan tanım yapamıyor4
- yerli malı haftası2
- savaşların ana sebebi dinlerdir2
- geçmişi çok fazla düşünmek3
- regl dönemi çirkinliği5
- dünya kupası mağlubiyetinin arkasında siyonizm var4
- açık giyinebilmek özgürlüktür2
- güzel kızların isimleri9
- karton toplayan cocuk evlenirse karısına bakar mı4
- ulaşınca sıkılmak2
- iran'a iltica etmek3
- emek hırsızı patronları ifşa etme akımı5
- kadınlar sözlük5
- platonik aşk4
- evlenmeyi başaramamış kadın17
- talkan ve curcan katliamları4
- yanık kremi2
- diyete başlama pazartesisi5
- curaçao6
"ah olivır.." diye hıçkırdı nancy; "..alışmak zordur, bilirim londra'ya.."
olivır şöyle bir iç çektikten sonra konuştu; "yok be nenci mevzu o değil de.. montu yetimhanede unutmuşum biliyon mu, e malum buralar da hep yağmurlu.. her yağmurda tanya'nın pembe montuyla dışarı çıkmak koyuyor bana.."
(...)
olivır sigaradan derin bir nefes çekip yere attı..
"hay ben sizin lan!" diye söverek baktı londra caddelerine.. "bir izmaritinizi de iki çekişlik bırakıp atın yere!"
ve başka izmaritler bulmak için gözünü yere dikip gezerken birden irkildi; sokağın öbür ucunda bir gürültü kopmuştu..
chelsea otobüsüne eşlik etmeye çalışan taraftarlarla polis birbirine giriyordu.. olivır koşa koşa gitti kavga alanına.. tazyikli su yüzünden ayaklarının önüne yığılan bir taraftara tekme atan olivır, adamın cüzdanını almayı akıl etti.. bir diğer taraftarın polisi yumrukladığını gören olivır koşa koşa gidip polisin arkasına çömeldi; adamın polisi itmesiyle polisin düşmesi bir oldu..
olivır buna gülerken birden suratında patlayan suyla yere yığıldı.. panzerden ona da su sıkmışlardı!
hayatını düşündü olivır, geçirdiği günler geliyordu gözlerinin önüne.. neden sonra, kendine geldi..
"höyt!" diye bağırdı; bu arkadaşı gibbs'ti, cüzdanı ondan almaya çalışıyordu. "insan yemek yediği tasa sıçar mı hayvan!" diye bağıran olivır yerden kalkıp koşa koşa uzaklaştı..
(...)
gözyaşlarını mavi kazağının koluna sildi, daha önce burnunu silerken kolunda kalıp kuruyan sümükler gözüne girdi; daha bir ağladı..
"su iç!" dedi gibbs..
olivır bakmadan aldı uzatılan bardağı ama içi boştu.. kafasını kaldırdığında gibbs 'nah' işareti yapıp hain hain güldü..
bir an tepkisiz kalsa da olivır da kendini tutamadı gülmeye başladı..
gülüştüler..
londra'da bir gün daha bitiyordu..
olivır şöyle bir iç çektikten sonra konuştu; "yok be nenci mevzu o değil de.. montu yetimhanede unutmuşum biliyon mu, e malum buralar da hep yağmurlu.. her yağmurda tanya'nın pembe montuyla dışarı çıkmak koyuyor bana.."
(...)
olivır sigaradan derin bir nefes çekip yere attı..
"hay ben sizin lan!" diye söverek baktı londra caddelerine.. "bir izmaritinizi de iki çekişlik bırakıp atın yere!"
ve başka izmaritler bulmak için gözünü yere dikip gezerken birden irkildi; sokağın öbür ucunda bir gürültü kopmuştu..
chelsea otobüsüne eşlik etmeye çalışan taraftarlarla polis birbirine giriyordu.. olivır koşa koşa gitti kavga alanına.. tazyikli su yüzünden ayaklarının önüne yığılan bir taraftara tekme atan olivır, adamın cüzdanını almayı akıl etti.. bir diğer taraftarın polisi yumrukladığını gören olivır koşa koşa gidip polisin arkasına çömeldi; adamın polisi itmesiyle polisin düşmesi bir oldu..
olivır buna gülerken birden suratında patlayan suyla yere yığıldı.. panzerden ona da su sıkmışlardı!
hayatını düşündü olivır, geçirdiği günler geliyordu gözlerinin önüne.. neden sonra, kendine geldi..
"höyt!" diye bağırdı; bu arkadaşı gibbs'ti, cüzdanı ondan almaya çalışıyordu. "insan yemek yediği tasa sıçar mı hayvan!" diye bağıran olivır yerden kalkıp koşa koşa uzaklaştı..
(...)
gözyaşlarını mavi kazağının koluna sildi, daha önce burnunu silerken kolunda kalıp kuruyan sümükler gözüne girdi; daha bir ağladı..
"su iç!" dedi gibbs..
olivır bakmadan aldı uzatılan bardağı ama içi boştu.. kafasını kaldırdığında gibbs 'nah' işareti yapıp hain hain güldü..
bir an tepkisiz kalsa da olivır da kendini tutamadı gülmeye başladı..
gülüştüler..
londra'da bir gün daha bitiyordu..
Bir yazarın herhangi bir konuda kendi özel görüş ve düşüncelerini anlattığı yazılardır.
yanılma eşliğinde olursa bir öğrenme şekline dönüşür.
uygulayarak tecrübe etmek, doğru yanlış kavramı ile gerçeği anlamak yoludur.
sınamadır, kontroldür, iradeye söz geçirme hadisesidir.
lisedeyken dil bilgisi dersinde hocanın sizden isteyeceği ilk şeylerden.sonra bakarsınız yazdığınız deneme değil,fıkraymış,makaleymiş falan.uğraşıp durursunuz aradaki farkları çözmeye.
yeri gelmişken bir deneme örneği de paylaşmadan geçmeyelim:
(bkz: http://bit.ly/ben-buyumusum-artik)
yeri gelmişken bir deneme örneği de paylaşmadan geçmeyelim:
(bkz: http://bit.ly/ben-buyumusum-artik)
(bkz: nurullah ataç)ve (bkz: gülse birsel)
ikinci kelimesinin sınav olduğunda tiksindiren kelimedir.
(bkz: test etmek)
her duyduğumda ferhan şensoy un "denememeler" adlı kitabını hatırlatan bir kelime.
her duyduğumda ferhan şensoy un "denememeler" adlı kitabını hatırlatan bir kelime.
ardından genelikle "yanılma" durumu zuhur etse de, özünde umut barındıran eylemdir..
program eğitimi verirken en az 100 yere yazılan kelime.
kendi içinde derin anlamlar içeren bir kelimedir deneme. bazı zamanlar gönlü ister fiil olur. bazı zamanlar zamir olur, tümleç olur hatta sıfat bile olur.
deneme yada deneme.
deneme yada deneme.
yazar'ın düşündüğü şey'i kanıtlama çabası içine girmeden yazdığı yazıdır.
Türkiye'de en iyisini Ahmet Altan'ın yazdığını (bkz: Diyorlar ki yenilmişiz) düşündüğüm yazı türüdür.
günün ilk entrysini kasmaya çalışmaktır.* umarım başarırım.
denemek basarili azizim
afacan, düşündüm de, diyeceksin ne zaman; çok oldu be çocuk; derim ki; her "benin", "senin" onun" birilerine anlatılışı; hikayesi vardır; belki acıklıdır; beli kahkahaların ortasında yapa yalnız; bilir misin hepimizin sokağı vardı kendine; kendine hayattır giden; kuşları bilirsin muhakkak; sokakların en yalnız kalabalığı; her sabah bir ağaç dalında dalgın bulurdum onu; ürkek bakışlarıyla göz göze gelirim onunla; onunla her gün hayatımı yaşarım yoksunluğun titrek, belki ürkek kanat çırpınışlarında; hiç anlatamadım o kuşu, o kuşun saklı zenginliğini kimseye; bilir misin her sabah soran bakışlarında gizli bulurum o soruyu; yine mi, yine mi anlatamadın beni hani o çok bildiğin belki bana benzemeyen, ama uçmaya; evet uçmaya hevesli insanlarına? dedim ki kuş kolay mı senin gibi uçmak; uçmanın uzaklaşmanın ne zor olduğunu, biz seninle ikimiz biliriz; şaşkın dedi bana, düşünebiliyor musun; ben aşağıda bir insandım o da bir kuş; heyecanlandım o gün; evet çok hemde; gizin sır kapısı açılır, açılacak beklentisi işte; o kuş sadece kanat çırptı, çırparak ve hemde çarparak yüreği uzaklaştı; yalnızdım işte; biçare; anlatamadan, anlayamadan belki; ben, sen o, gidince; gidince yani biz; anlatabilmenin o muazzam ne sırrı ne kalacak ve ne merakı belki; bak sorgucu, soruyorsan eğer; onu seni beni, belki bizi nasıl anlatmalıydı, anlatabilmenin ihtişamını diye; bu mısraların nefes darlığında imkansızdı diye düşündüm kanat çırpınışların uzaklaşan son seslerinde; sonuna geldik çocuk dedi bir ses; kader bilir misin dedi bana, düşünebiliyor musun iki ayağı üstüne durabilen bana; kader keder dedim ona; bir örgü gibi başladığın hayatının sonunu bilemeden bilmek gibi bir şey. belki ama dedi ses; belki ama bir şey daha var belki anlamadığın; bahane, bahane sana göre değil evlat. sustum, kederim kader olana kadar; çocuk bu akşamın vedası sen oldun; hepinize kedersiz kaderler; dedim; içim mi hafifledi emanet kanatlar mı bilinmez, miraçta döndü başım; bak kuş kırıntıdır kanat izinde, her sabah o ağaca bak soluksuz bilmece. hayat düğümdür, çözdüğün anı bilmediğin.
hadi.
hadi.
deneme, yazarın belli bir konuya ilişkin kişisel duygu ve düşüncelerini anlattığı metinlere denir.(bkz: https://tr.wikipedia.org/wiki/Deneme_(edebiyat))
Ses bir ki.
herhangi bir şeyi bir referansa göre ölçme, değerlendirme durumudur..
buyrun, konu budur.
buyrun, konu budur.
denemek işi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar