bugün
- naber lan hayatsızlar8
- geceleri aynaya bakıp tipini sikim diyerek yatmak5
- karl marxı adam smith ile sevişirken yakalamak5
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri10
- iyi geceler arkadaşlar5
- sözlük erkeklerinin biraz şey olması9
- kabak tatlısını sevenler15
- sikimin sürekli kalkması2
- sözlük yazarlarının sevdiği uyku pozisyonları7
- panama da kaybolan hollandalı kızlar5
- fare var deyince ay ben korkarım diyen erkek11
- 8 kasım 2026 beşiktaş gençlerbirliği maçı5
- hoşlanılan kızın ayağınızı yalamak istemesi10
- anın görüntüsü26
- pantolonları çıkarın geceyi burada geçiriyoruz6
- atları bağlayın geceyi burada geçiriyoruz24
- sözlükten birisi evlense de halay çeksek5
- klasik müziğe gıygıy diyen kezo4
- allah vardır diyenlerin hiçbir kanıt gösterememesi15
- 8 kasım 2026 çorum fk fenerbahçe maçı15
- otel odasında intihar etmek6
- masterchef türkiye de elenen yarışmacı2
- sigara içelim mi5
- kış gelince sigarayı bırakmak5
- favori sözlüğünüz2
- nervio'nun asıl benzediği ünlü10
- toplumsal buhran2
- erkeksi bayan buse'nin melek mosso'ya benzemesi5
- kızgın yağ yanığı4
- elektrik3
- fingirdek sözlük erkeği6
- dizi sektöründeki maliyet krizi16
- alt haşortmanı4
- kitap önerisi4
- taksim delisi cenk7
- başlık arama çubuğunun çalışmaması3
- afyonkarahisar da kayınbirader cinayeti2
- hizmetçiliğini yaptığı iş adamı öz babası çıktı5
- ısparta terörizmle mücadele komutanlığı3
- kaplan dayı tokat manyağı3
- geceyi daha çok sevme nedenleri4
- okan yalabık'ın son hali5
- muşlettin bey ekselansları2
- demir yüklenmesi2
- traveler'ın gizli gey olma ihtimali5
- sözlüklerde gezinen erkekler namusuz diyen yazar4
- rafet el roman3
- sözlük yazarlarının gazları3
- evi arsayı satıp faizle her ay 120 gr altın alıyom6
- 48 saat uyumamak2
∞bugün youtube kanalıma en son chris rea nın the road to hell şarkısını yükledim ve bugün öldüğünü öğrendim Christopher Anton Rea (doğumu 04.03.1951.Pazar ölümü 22.12.2025.Pazartesi) tesadüf mü gerçek tanrı olan kozmosun bir işareti mi kararsızım sonsuz∞
road to hell adında acayip güzel bir şarkısı olan müzik insanı. the blue cafe de oldukça iyidir keza.
sesi ve müziğiyle başımı döndüren ingiliz müzisyen. kaliteli bir müzik adamı.
Bir aktör olsaydı sadece o sesle bile kariyer yapardı. Şöyle takıntıları olan, huysuz, karısından ayrılmış bir dedektif.
çok seksi bir ses tonuna sahiptir kendileri.
çok seksi bir ses tonuna sahiptir kendileri.
tam adı Christopher Anton Rea olan slide gitar* ustası müzisyen, gitarist, şarkıcı kişi. Zamanında the Road to Hell şarkısına duyduğum hastalıklı sevgim yüzünden ismi lazım değil bir müzikmarketten 10 küsur lira verip orjinal the Road to Hell albümünü almıştım. Çala çala cd kullanılmaz hale gelmese ve ilgili cd çaların lazer gözünü bozmasa belki bir o kadar daha zoraki hizmet verecekti. Başka bir geçmiş zaman da Auberge albümünün kasedini bir eskiciden almıştım. 2. el olmasına rağmen bana zamanında çok yarenlik etmiş reselli vermiştir. and you my love ve Auberge şarkısını sevdirmiş Red Shoes şarkısına eh işte dedirmiştir. Chris Rea bu cefakarlığımı bilse ne düşünürdü acaba.
curse of the traveller parçası benim için birinci sıradadır.
1 dakikalık bir flüt(sanırım) introsundan sonra hi-hat öyle bir tınlamaktadır ki beni benden alır.
gitarlara yorum bile yapmıyorum dinleyiniz, dinletiniz.
1 dakikalık bir flüt(sanırım) introsundan sonra hi-hat öyle bir tınlamaktadır ki beni benden alır.
gitarlara yorum bile yapmıyorum dinleyiniz, dinletiniz.
o güçlü görünümünün altında, zamanında kadınlardan çok çektiği belli bir adamın hayalkırıklığı var aslında. onlar geri dönmeyecek ama hatıraları hep can yakacak.
(bkz: fool)
(bkz: fool)
the blue cafe favorimdir.
kesinlikle rod to hell şarkısından ibaret değildir.
sololarının vucüda etkisi genelde ''çok iyi amına koyayım ya'' dır.
sololarının vucüda etkisi genelde ''çok iyi amına koyayım ya'' dır.
yıllarca beklediğim, hayalini kurduğum konserine tatile çıkmış olduğum günlerde, kış soğuğunda ordan oraya gezerken Budapeşte'de 15.Şubat 2012'de kavuştuğum eşsiz ses ve slayt gitarın hüzünlü ustası...
Kaset dönemlerinden sesi beynimde o kadar yer etmişti ki o şarkıları hemen önümde yorgun görüntüsüyle çalıp söylemesi beni duygusal anlamda perişan etti. nerelere gittim, kimlerle oldum. ilk Farkettiğim grubu hep eski birlikte çalıştığı aynı müzisyenler. bas, klavye, org, 2.gitarı uzun yıllardır çalıştığı grup. Belki çok yoğun avrupa konser turnesi dahilinde olduğu, hergün bir başka şehirde çalacak olduğundan seyirciyle hemen hemen hiç diyaloğa girmeden seri bi şekilde ve genelde kendi istediklerini çalıp, adeta koşturup gidiverdi:( çok yorgun ve seriye bağlamış olmaktan da olabilir biraz donuk, yorgun ve sıkılmış görünüyordu.
bluecafeyi çalmadı, still beautifulu, fool'u da; ki en baba eski hiti. Genel olarak uzun sololar attığı blues şarkılar üzerineydi repertuar. Road to Helli full versiyon olarak çaldı. On The Beachi ise bambaşka sadeleştirdiği akorlar ve o meşhur intro solosu olmadan sahil gitarcısı havasında çaldı ve doğaçlama sözler ekledi. sahnede 3-4 farklı gitar kullanıyordu. neyse herşeye rağmen harika bir anı oldu. bu adamın şarkılarında sanki melodiden, sözleri çıkartabiliyor gibi oluyorsunuz, böyle bir sihiri var. yani çevirisine bakmadan nelerden bahsettiğini anlar gibi bir his veriyor. içinde sende saklı olan hikayeleri yazar gibi.
Kaset dönemlerinden sesi beynimde o kadar yer etmişti ki o şarkıları hemen önümde yorgun görüntüsüyle çalıp söylemesi beni duygusal anlamda perişan etti. nerelere gittim, kimlerle oldum. ilk Farkettiğim grubu hep eski birlikte çalıştığı aynı müzisyenler. bas, klavye, org, 2.gitarı uzun yıllardır çalıştığı grup. Belki çok yoğun avrupa konser turnesi dahilinde olduğu, hergün bir başka şehirde çalacak olduğundan seyirciyle hemen hemen hiç diyaloğa girmeden seri bi şekilde ve genelde kendi istediklerini çalıp, adeta koşturup gidiverdi:( çok yorgun ve seriye bağlamış olmaktan da olabilir biraz donuk, yorgun ve sıkılmış görünüyordu.
bluecafeyi çalmadı, still beautifulu, fool'u da; ki en baba eski hiti. Genel olarak uzun sololar attığı blues şarkılar üzerineydi repertuar. Road to Helli full versiyon olarak çaldı. On The Beachi ise bambaşka sadeleştirdiği akorlar ve o meşhur intro solosu olmadan sahil gitarcısı havasında çaldı ve doğaçlama sözler ekledi. sahnede 3-4 farklı gitar kullanıyordu. neyse herşeye rağmen harika bir anı oldu. bu adamın şarkılarında sanki melodiden, sözleri çıkartabiliyor gibi oluyorsunuz, böyle bir sihiri var. yani çevirisine bakmadan nelerden bahsettiğini anlar gibi bir his veriyor. içinde sende saklı olan hikayeleri yazar gibi.
road to hell şarkısıyla orgazma ulaştırır, zirve yaptırır, e tabi uzaklara da götürür.
Türkiye hiç gelmez mi bu adam yahu?
gitar tonu harikadır, şarkıları alır adamı götürür.
maalesef, yeni keşfettiğim harika insan. dancing the blues away şarkısıyla canlandıran, windy town ile karmaşık hislere yönelten, loving you again parçasıyla da sevgi kelebeklerini göğüs kafesinize salan adamdır.
yaptığı müziğin tarzına karar verebilmek için üç şarkısından fazlası bilinmelidir, ancak genelde üç şarkısı bilinir ve bu üç şarkı üzerinden yorum yapılır. hatta o şarkılar road to hell, auberge ve blue cafe olsa gerek.
neyse, bu adam bir çok müzisyeni etkilemiş, tarzının önde gelen adamlarından biri olduğundan, kendisinin ilgili camiadaki yeriyle ilgili konuşmadan önce konuyla ilgili biraz birikim sahibi olunmalıdır. lakin 30 milyonun üzerinde albüm satmış ve 1978-2005 yılları arasında 362 hafta boyunca ingiltere listelerinde yer almış.
klasik blues okullarının dışında bir tarzı olmakla birlikte, zamanında çıkardığı blues ansiklopedisi niteliğindeki blue guitars audio book albüm setinde -kitabını yazdığı yetmemiş, adını da kitap koymuş zaten herif- blues'un gelişimini başlangıcından bugüne kadar aptala anlatır gibi anlatmıştır. işte böyle kendi çapında müzik yapan naif bir adam.
neyse, bu adam bir çok müzisyeni etkilemiş, tarzının önde gelen adamlarından biri olduğundan, kendisinin ilgili camiadaki yeriyle ilgili konuşmadan önce konuyla ilgili biraz birikim sahibi olunmalıdır. lakin 30 milyonun üzerinde albüm satmış ve 1978-2005 yılları arasında 362 hafta boyunca ingiltere listelerinde yer almış.
klasik blues okullarının dışında bir tarzı olmakla birlikte, zamanında çıkardığı blues ansiklopedisi niteliğindeki blue guitars audio book albüm setinde -kitabını yazdığı yetmemiş, adını da kitap koymuş zaten herif- blues'un gelişimini başlangıcından bugüne kadar aptala anlatır gibi anlatmıştır. işte böyle kendi çapında müzik yapan naif bir adam.
road to hell ve the blue cafe adlı eserleri yaratan arkasında mükemmel bir klavyeci olan davudi sesli gitarist abi..
kanserden donebilirsem
koklerime donecegim
der christopher
pankreasinin durumu cok ciddidir
ve ilik bir gununde
ikibinalti nisaninin
elveda turunun son konserinde
chris rea'yi
son kez dinlerken stern
kentte gozyasi yoktur
cunku huzunlu degildir elveda
cunku christopher artik blues yapacaktir
koklerime donecegim
der christopher
pankreasinin durumu cok ciddidir
ve ilik bir gununde
ikibinalti nisaninin
elveda turunun son konserinde
chris rea'yi
son kez dinlerken stern
kentte gozyasi yoktur
cunku huzunlu degildir elveda
cunku christopher artik blues yapacaktir
bilinen bir otomobil tutkusu vardır, albüm kapaklarını bununla açıklayabiliriz.
saudade denen parçayı da, aryton senna'ya ithaf etmiştir.
let's dance parçası da middlesbrough için mixlenerek, kulübün maçlarında çalınmıştır.
saudade denen parçayı da, aryton senna'ya ithaf etmiştir.
let's dance parçası da middlesbrough için mixlenerek, kulübün maçlarında çalınmıştır.
(bkz: looking for the summer)
mp3'ünü cd playera taktığınızda, istanbul'dan, erzurum'a kadar keyifli bir yolculuk yapmanızı sağlayacak şekilde tam bir seyahat şarkıları insanıdır. hatta eski kasetlerinden birinin kapağı da böyle bir yol ambiansıydı.
yaz'ı arayan yüreklere soğuk bir bardak su ikram ediyor bu abimiz. eline sağlık.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com