bugün
- kitap okumanın hiçbir faydasının olmaması8
- ne olacak bu erkeklerin hali5
- üstteki yazarı öv14
- haluk levent'in bahiste 390 milyon tl kaybetmesi4
- hayaldeki erkek6
- 40 yaşından sonra iş bulunamaması5
- kendini suçlamak vs başkasını suçlamak5
- götümü de açsam bakmayacaksınız12
- kaliteli insanı belli eden detaylar10
- instagram'dan kız takip etmek4
- israil'in olası türkiye saldırısı4
- haluk levent4
- özgürlük ile sorumluluk arasındaki ince çizgi2
- uludağ sözlüğü ayağa kaldırıyoruz kampanyası3
- bu hesap gizlidir2
- osuruşmak2
- züber3
- uludağın ekşi sözlük gibi populer olamaması16
- sürekli cinsellikten bahseden erkek7
- creedence clearwater revival2
- kişinin en rahatsız olduğu sosyal davranış7
- sözlükteki ayaksever karşıtı blok10
- kullanılmış tuvalet kağıdıyla popo temizlemek2
- zaman baba bey birader bey2
- miawlabakim2
- uysaljakoben12
- eyy sjsjsjsjs sen kimsin ya2
- uysaljakobene burç baktırmak3
- din2
- köleliğin kaldırılmasının nedeni2
- karısının ayaklarını sözlükte paylaşan yazar4
- yağmurcu vs karcı2
- günün şiiri23
- evli kadına bin lira verip ilişkiye girmek4
- 15 temmuz 2026 ingiltere arjantin maçı5
- 12 temmuz 2026 norveç ingiltere maçı25
- askere gitmenin sanılanın aksine keyifli olması9
- haluk levent'e para emanet etmek4
- pazar gününü sözlükte geçiren ezik insan9
- kitap alıntıları3
- geniş omuzlu kadınlar10
- elektrot2
- haluk levent in gözaltına alınması2
- pazar gününün 2dk sürmesi2
- iyi bir insanın acımasız bir insana dönüşmesi4
- dinler tarihinin en önemli olayı7
- el fetişisti olmak4
- diamond bosphorus4
- ismet gey biraderin madam hanım olması hedesi3
- ssk yemek servis dolgun maaş2
bu dünyayı aslında ben yarattım da çaktırmıyorum, felsefesiyle yaşamış, nefesi viski kokan shekespeare den nefret ederek saygımı kazanmış büyük şair:TAMAM YAVRUM, METELiĞiMiZ YOK;AMA YAĞMURUMUZ VAR..
(bkz: beat generation)
" içmek, her gün hayata dönülen ve ertesi gün tekrarlanabilen bir intihar çeşididir".
benim için dünyanın en güzel manzarası;
içinde yalnız olduğum bir odanın kapalı kapısıdır, diyen yazar.
(bkz: bir hobi olarak yalnızlık)
içinde yalnız olduğum bir odanın kapalı kapısıdır, diyen yazar.
(bkz: bir hobi olarak yalnızlık)
kendisinin de şairlik sıfatı olmasına rağmen kitaplarında sık sık şairleri sevmediğini söyleyen şair, yazar. neden sevmediğini de genelleme yaparak şöyle anlatıyor;
hepsi ün peşinde diyor bir kere. yani yazdıkları şiirlerdeki düşünceler sadece onları daha iyi bir yaşama, daha iyi şartlara, daha iyi arabalara, ve daha güzel kadınlara ya da erkeklere götürecek bir araç gibi görüyorlar. oysa bukowski benim için dünyanın en güzel manzarası kapısı kapalı boş bir odadır diyor, diğerleri için çıtır bir hatunun ayva tüylü sırtı. yani kendisini diğerlerinden keskin çizgilerle ayırıyor bukowski. bunu yapmaya hakkı var gibi görünüyor. ya da ben öyle sanıyorum.
hepsi ün peşinde diyor bir kere. yani yazdıkları şiirlerdeki düşünceler sadece onları daha iyi bir yaşama, daha iyi şartlara, daha iyi arabalara, ve daha güzel kadınlara ya da erkeklere götürecek bir araç gibi görüyorlar. oysa bukowski benim için dünyanın en güzel manzarası kapısı kapalı boş bir odadır diyor, diğerleri için çıtır bir hatunun ayva tüylü sırtı. yani kendisini diğerlerinden keskin çizgilerle ayırıyor bukowski. bunu yapmaya hakkı var gibi görünüyor. ya da ben öyle sanıyorum.
kadın düşmanı gibi algılanan , gerçek bir kadınsever.
sıkı bir klasik müzik dinleyicisidir. ya da dinleyicisiydi..
(bkz: barfly)
babam ve aylak şiirinden bir bölüm,
ben,
kapı komşumuzu severdim:
arka bahçesindeki koltuğa oturup
garaj kapısına çizdiği dairelere
dart atardı.
1970 yılının los angeles'ında
goethe, hegel, kierkegaard,
nietzsche, freud,
jaspers, heidegger ve
toynbee'nin inkar etmekte
zorlanacakları bir bilgeliği vardı adamın.
her şeyi altüst eder bu adam. çok düz yazar, ağdalı laflar kullanmak gibi bir derdi yoktur, yazdığı şeylere edebi eser denemez bazılarına göre sanatsal bir değeri yoktur.
ben,
kapı komşumuzu severdim:
arka bahçesindeki koltuğa oturup
garaj kapısına çizdiği dairelere
dart atardı.
1970 yılının los angeles'ında
goethe, hegel, kierkegaard,
nietzsche, freud,
jaspers, heidegger ve
toynbee'nin inkar etmekte
zorlanacakları bir bilgeliği vardı adamın.
her şeyi altüst eder bu adam. çok düz yazar, ağdalı laflar kullanmak gibi bir derdi yoktur, yazdığı şeylere edebi eser denemez bazılarına göre sanatsal bir değeri yoktur.
hemingveyi marizleyen adam.
(bkz: kaybedenin önde gideni)
"sen yazarlığı seçmezsin evlat, yazarlık seni seçer" demiş kişi..
kendisinden daha büyük daha kaliteli bir kaleme sahip bir yazar için (bkz: chuck palahniuk)
kendisi palahniuk' un "gösteri peygamberi" isimli kitabını eline alıp kendisiyle röportaj yapan gazeteciye göstermiş ve işte benim kutsal kitabım tapınağım demiştir.
(bkz: chuck palahniuk)
kendisi palahniuk' un "gösteri peygamberi" isimli kitabını eline alıp kendisiyle röportaj yapan gazeteciye göstermiş ve işte benim kutsal kitabım tapınağım demiştir.
(bkz: chuck palahniuk)
çok sevdiği birisi için
(bkz: louis ferdinand celine)
bi de onu çok seven birisi için
(bkz: john fante)
(bkz: louis ferdinand celine)
bi de onu çok seven birisi için
(bkz: john fante)
1.Dünya Savaşı'nın sonlarında Almanya'ya askeri hizmet nedeniyle gelen Polonya asıllı Amerikan bir babanın ve terzilikle uğraşan Alman bir annenin çocuğu olan Charles Bukowski 1920 yılında Andernach, Almanya'da doğdu. 2 yaşındayken Los Angeles'a taşındılar. 1929 Krizi sırasında Bukowski'nin babası sıklıkla işsizdi ve Bukowski'ye şiddet uygulardı. Bukowski, Los Angeles Lisesi'nden mezun olduktan sonra sanat, gazetecilik ve edebiyat dersleri aldığı Los Angeles Şehir Üniversitesi'nde 1 yıl okudu.
24 yaşındayken "Aftermath of a Lenghty Rejection Slip" isimli kısa öyküsü yayımlandı. iki yıl sonra bir başka kısa öyküsü olan "20 Tanks From Kasseldown" isimli eseri yayımlandı. Bukowski yayıncılık yöntemlerinden hayal kırıklığına uğradı ve neredeyse 10 yıllığına yazmayı bıraktı. Hayatının bu bölümünü A.B.D.'yi gezerek, çeşitli işlerde çalışarak ve ucuz pansiyonlarda konaklayarak geçirdi. 1950'lerin başında Bukowski, iki yıldan az bir süre A.B.D. Posta idaresi'nde posta kuryesi olarak çalıştı. 1955'te ölümün ucundan döndüğü alkol komasından dolayı hastaneye kaldırıldı. Taburcu olduktan sonra bir daktilo satın aldı ve şiir yazmaya başladı.1957'de Barbara Fry ile evlendi fakat 1959'da boşandılar. Bukowski, şiir yazmaya ve içki içmeğe devam etti ve sonra Los Angeles'taki postaneye geri döndü. 1965'te hiç evlenmediği Francis Smith'ten bir kızı oldu. 1969'da Black Sparrow Yayınevi'nden ömür boyu 100 dolar maaş teklifini alınca postaneden ayrıldı. Bir mektubunda şöyle bir açıklaması vardı "iki seçenekten birini seçmek zorundaydım: Posta ofisinde kalıp delirmek ya da yazmaya oynayıp açlıktan ölmek. Ben aç kalmayı seçtim." Posta ofisini bırakalı bir ay olmayalı Bukowski ''Postane ''ismindeki ilk romanını bitirdi. 1976'da Bukowski, Linda Lee Beighle ile tanıştı. iki yıl sonra birlikte Los Angeles'ta bir liman şehri olan San Pedro'ya taşındılar. Bukowski ve Beighle 1985'te evlendiler.
Bukowski,'' Pulp'' romanını henüz bitirdikten sonra 9 Mart 1994'te 73 yaşındayken San Pedro, Kaliforniya'da öldü. Ölüm töreni budist rahipler tarafından yönetildi.
ESERLERi
1.Kadınlar
2.Sıcak Su Müziği
3.Bir Tek Ben miyim Böyle Yaşayan
4.Postane
5.Pis Moruğun Notları
6.Kapalı Bir Kapıdır Cehennem
7.Gülün Gölgesinde
8.Sevimli Bir Aşk Hikayesi
9.Sıradan Delilik Öyküleri
10.Sarhoş Çal Piyanoyu, Vurmalı Çalgı Gibi, Parmaklar Biraz Kanamaya Başlayana Dek
11.Pansiyon Manzumeleri
12.Ölüler Böyle Sever
13.Shakespeare Bunu Asla Yapmazdı
14.Güneşe Uzan
15.En Kısa Andır Mucize
16.Güneş işte Burdayım
17.Kimse Bilmez Ne Çektiğimi
18.Kaptan Yemeğe Çıktı ve Tayfalar Gemiyi Ele Geçirdi
19.Pulp
20.Factotum
24 yaşındayken "Aftermath of a Lenghty Rejection Slip" isimli kısa öyküsü yayımlandı. iki yıl sonra bir başka kısa öyküsü olan "20 Tanks From Kasseldown" isimli eseri yayımlandı. Bukowski yayıncılık yöntemlerinden hayal kırıklığına uğradı ve neredeyse 10 yıllığına yazmayı bıraktı. Hayatının bu bölümünü A.B.D.'yi gezerek, çeşitli işlerde çalışarak ve ucuz pansiyonlarda konaklayarak geçirdi. 1950'lerin başında Bukowski, iki yıldan az bir süre A.B.D. Posta idaresi'nde posta kuryesi olarak çalıştı. 1955'te ölümün ucundan döndüğü alkol komasından dolayı hastaneye kaldırıldı. Taburcu olduktan sonra bir daktilo satın aldı ve şiir yazmaya başladı.1957'de Barbara Fry ile evlendi fakat 1959'da boşandılar. Bukowski, şiir yazmaya ve içki içmeğe devam etti ve sonra Los Angeles'taki postaneye geri döndü. 1965'te hiç evlenmediği Francis Smith'ten bir kızı oldu. 1969'da Black Sparrow Yayınevi'nden ömür boyu 100 dolar maaş teklifini alınca postaneden ayrıldı. Bir mektubunda şöyle bir açıklaması vardı "iki seçenekten birini seçmek zorundaydım: Posta ofisinde kalıp delirmek ya da yazmaya oynayıp açlıktan ölmek. Ben aç kalmayı seçtim." Posta ofisini bırakalı bir ay olmayalı Bukowski ''Postane ''ismindeki ilk romanını bitirdi. 1976'da Bukowski, Linda Lee Beighle ile tanıştı. iki yıl sonra birlikte Los Angeles'ta bir liman şehri olan San Pedro'ya taşındılar. Bukowski ve Beighle 1985'te evlendiler.
Bukowski,'' Pulp'' romanını henüz bitirdikten sonra 9 Mart 1994'te 73 yaşındayken San Pedro, Kaliforniya'da öldü. Ölüm töreni budist rahipler tarafından yönetildi.
ESERLERi
1.Kadınlar
2.Sıcak Su Müziği
3.Bir Tek Ben miyim Böyle Yaşayan
4.Postane
5.Pis Moruğun Notları
6.Kapalı Bir Kapıdır Cehennem
7.Gülün Gölgesinde
8.Sevimli Bir Aşk Hikayesi
9.Sıradan Delilik Öyküleri
10.Sarhoş Çal Piyanoyu, Vurmalı Çalgı Gibi, Parmaklar Biraz Kanamaya Başlayana Dek
11.Pansiyon Manzumeleri
12.Ölüler Böyle Sever
13.Shakespeare Bunu Asla Yapmazdı
14.Güneşe Uzan
15.En Kısa Andır Mucize
16.Güneş işte Burdayım
17.Kimse Bilmez Ne Çektiğimi
18.Kaptan Yemeğe Çıktı ve Tayfalar Gemiyi Ele Geçirdi
19.Pulp
20.Factotum
yonjadaki bütün erkek profillerinin vazgeçilmez "favori yazarıdır" ayrıca bunların favori filmi de fight club tır hep.
ekmek arası kitabında " aaah , delicesine yaşama isteği ile dolu olupta yaşayamamak" deyip, duygularıma tercüman olmuş, schopenhauer'dan çokça etkilenmiş amerikalı yazar.
keşke sözlük yazarı da olsaydı kişisi. benim için öyle. empati nin ne denli önemli olduğunu anlıyorsunuz bukowski okurken. betimleme ustalığı tartışılmaz, ayrıca öyle pis moruk, ya da iğrenç biri değil, hatta kesinlikle değil, o onun kendine yüklediği misyon. yalnızdır o ayrı.
tekrar hayata döndürülebilen, ve her gün tekrarlanabilen bir intihar biçimi onun için içmek. loser bayrağını en ön sırada taşır, ama bunu itiraftan çekinmez, oldukça düz yazar ve de net ve dobra. * *
tekrar hayata döndürülebilen, ve her gün tekrarlanabilen bir intihar biçimi onun için içmek. loser bayrağını en ön sırada taşır, ama bunu itiraftan çekinmez, oldukça düz yazar ve de net ve dobra. * *
bukowski ''ne zaman kişiliğinden taviz verir sen işte o zaman kıçını nehir kıyısında pazarlıyorsun demektir''.şarapcı,vajina mıknatıslı yazardır.
ex aşkımdan dolayı tanıdığım, idol olarak hayatımda yer alan yazar..
tüm vurdumduymazlığına rağmen aslında içinde insanlık ve eleştirel bir yön bulunduğunu okudukça keşfettiğiniz yazardır.
içki ve kadın...
ve yine içki ve sonra yine kadın...
umursamazlık bu adamın içine işlemiş deseniz de, hatta bazı çok anormal * * * durumları bile öylesine sıradan bir dille anlatıp şaşırtsa da sizi bukowski yine de daha ilginç ve önemli olan nokta tüm kabalığına, serseriliğine rağmen insani olan yönüdür bukowski' nin.
kimi kez öylesine kötü ve çirkin bir durumu betimlerken kendisi bile bu durumu yadırgar bukowski.
ilginç bir yazar..
aslında apolitik olduğunu söylese de toplumsal tespitleri beni oldukça etkilemiştir.
sanırım objektif olması, hiçbir şeye, düşünceye, ideolojiye bağlı olmaması * onu bu denli net tespitlere ulaştırmıştır.
içki ve kadın...
ve yine içki ve sonra yine kadın...
umursamazlık bu adamın içine işlemiş deseniz de, hatta bazı çok anormal * * * durumları bile öylesine sıradan bir dille anlatıp şaşırtsa da sizi bukowski yine de daha ilginç ve önemli olan nokta tüm kabalığına, serseriliğine rağmen insani olan yönüdür bukowski' nin.
kimi kez öylesine kötü ve çirkin bir durumu betimlerken kendisi bile bu durumu yadırgar bukowski.
ilginç bir yazar..
aslında apolitik olduğunu söylese de toplumsal tespitleri beni oldukça etkilemiştir.
sanırım objektif olması, hiçbir şeye, düşünceye, ideolojiye bağlı olmaması * onu bu denli net tespitlere ulaştırmıştır.
tolstoy'u hiç sevmeyen, yazılarında da ernest hemingway'e de "earnie" diye hitap eden alkolik, yazmayı herşeyden çok seven adam. çok da "münzevi" biri.
tolstoy'u sevmemesinin nedeni tolstoy'un gay olmasındandır.
realist insan, tabulaşmış yazarları shakespeare i dahi sevmez. bir insan ancak bu kadar yapmacıklıktan uzak olabilir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar