bugün
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı23
- sözlükte en az sevdiğiniz yazar10
- tai lung43
- cinlerin insanlarla ilişkiye girmesi8
- büyü yapan sözlük yazarları9
- en fazla cinsel suçun işlendiği ülkeler18
- türk kızları keko erkek mi seviyor12
- baba parasıyla artistlik yapmak4
- nervio5
- salça yapan sözlük kızı10
- başakşehir'in galatasaray'a hep yatması5
- sözlükte kavga oluyor hissi4
- kendini eleştirebilen insan7
- sözlükteki gollumlar3
- büyü yaparken etik kurallar nelerdir5
- victor osimhen9
- enayimiknatisii21
- şeytan'ın ağır işsiz olması4
- sibel can'ın kilo alıp verdiği dönem4
- gollum3
- sözlükte feyk hesabı olan yazarlar2
- sözlüğe kombin atan erkeğin asıl amacı12
- sözlüğün en taşaklı kadını4
- deizm ateizme giden yolun kavşağıdır2
- masklavinin akepeyi hiç eleştirmemesi28
- kpss'ye gireceklerin şu anda sözlükte takılması2
- claudian clouds6
- melih gökçek16
- cin mısır2
- kravatlı yobaz2
- askerde yaşanılan zorluklar5
- türkiye14
- hangi yazar hangi yazara4
- görgüsüz insan modeli2
- kinoa çorbası4
- dinlerin uydurma olduğu gerçeği11
- izmirbeyefendisi6
- fırında yoğurt mayalama2
- evde yoğurt yapabilen erkek2
- lise mezunu olup ateist olan tip8
- sevgilim var8
- okusaydınız ne okumak isterdiniz2
- mucizelere inanıyor musunuz2
- sözlükte galiba kavga olmuş hissi4
- sözlük erkeklerinin kombinleri9
- manipülasyoncu kişilik bozukluğu3
- sevgi ihtiyacını 31 çekerek karşılamak11
- anın görüntüsü21
- israil olmasa orta doğu nasıl olurdu11
- domates konservesi2
asla necip fazıl kısakürek üstad kadar değildir. biri dünyevi hayatı anlatır diğeri uhrevi hayatı anlatır..
'' What is your definition of love ? ''
'' Love ? It is kinda like, you know, you see fog when you wake up before the sun comes out. It just stays little while then it's burns away. ''
'' Love is a fog. It burns with the first light of reality. ''
'' Love ? It is kinda like, you know, you see fog when you wake up before the sun comes out. It just stays little while then it's burns away. ''
'' Love is a fog. It burns with the first light of reality. ''
Birisine ihtiyaç duyuyordu insan. Etrafında öyle biri yoksa onu sen yaratmak zorundaydın, olması gerektiği gibi birini yaratırdın.
Kadınlar acı çekmek için yaratılmışlardı sanki; sürekli sevgi sözleri duyma ihtiyaçları bundan kaynaklanıyordu belki...
necip fazım kısakürek in tırnağı bile etmeyen kişidir.
Size, bize yazmamış pavyon beyefendisi. Para kazanayım derken toplum fazlaca üzerine alınmış adamı. Herif poorpunk, beckett profesördü, alenen söylemiş 'size bir şey diyen yok' minvalli uyarılarını.
zor geçen bir çocukluk, yalnız bir ergenlik sonrası tek başına bir hayat. amaçsız bir yaşam, üçüncü sınıf otellerde, kiralık odalarda, barlarda,hipodromlarda geçen bir hayat.
yalnızca üç şeye ilgisi var. kadınlar, at yarışı ve içki. topluma ve insanlara küskün,kırgın. bu yüzden alkole sığınıyor. doğuştan yalnız bir insan ve bundan zevk alıyor. birazda kendisinin tercihi yalnızlık.
- çok şey istemiyordum hayattan, sadece yalnız bırakılmak.
diyor '' ekmek arası kitabında.
belkide kendimden bir şeyler buluyorum yaşantısında bu yüzden bütün kitaplarını okudum. fakat benim için en güzel kitabı '' pis moruğun notları''
Biliyor musun Sebastian, bazen Tanrıyı hiç anlamıyorum.
- Tanrı mı efendim? Hangi Tanrı?
- O ne demek öyle Sebastian? Kaç tane Tanrı var ki?
- Bilmiyorum efendim. Sizce kaç tane var?
- Elbette bir tane var Sebastian. O da bildiğimiz Tanrı. Hani şu adaleti sağlayan.
- Adalet mi efendim? Hangi adalet?
- Yeryüzündeki ve öteki dünyadaki adalet elbette Sebastian.
- Efendim, beni affedin ama ben yeryüzünde adalet göremiyorum.
- Saçmalama Sebastian. Elbette yeryüzünde adalet var.
- Bence yok efendim.
- Neden böyle düşünüyorsun Sebastian?
- Çünkü eğer yeryüzünde adalet olsaydı efendim, fakir bir köylünün tek oğlu savaşta ölmezdi ve kralın oğulları da bugün hayatta olmazlardı. Çünkü o tek oğul, kralın oğulları rahat yaşantılarına devam etsinler diye öldü.
- Saçmalama Sebastian! O fakirin oğlu, ülkemiz için öldü ve şehit oldu. Şehitlik, bir insanın ulaşabileceği en üst rütbedir. Krallıktan bile daha üstündür şehitlik rütbesi.
- O zaman herhalde kral hazretleri oğullarını ve hatta kendisini hiç sevmiyor olsa gerek efendim.
- Neden böyle söyledin Sebastian?
- Çünkü şehitlik gibi üst bir rütbe dururken, sadece krallıkla yetinmeyi seçiyor da ondan efendim.
- Seni anlamıyorum Sebastian. Ne söylemeye çalışıyorsun?
- Sadece gerçekleri efendim.
- Sen delirmişsin olmalısın Sebastian. Tanrı sana akıl versin.
- Hangi Tanrı efendim? Adalet dağıtan mı? Yoksa bunca adaletsizlik karşısında kılını bile kıpırdatmayan mı?
- Ne saçmalıyorsun sen? Sadece bir tane tanrı var. Tanımıyor musun onu?
- Ne yazık ki, tanıdıklarımın içinde hiç tanrı yok efendim. Zaten fazla bir tanıdığım da yok. Yan köşkün uşağı olan meslektaşım Filip, bizim köyün nalburu Moris ve bir de savaşta tek oğlu ölen şu zavallı köylüyü tanıyorum efendim. Ama hiç tanrı tanımıyorum. Siz tanıyor musunuz?
- ?..
yalnızca üç şeye ilgisi var. kadınlar, at yarışı ve içki. topluma ve insanlara küskün,kırgın. bu yüzden alkole sığınıyor. doğuştan yalnız bir insan ve bundan zevk alıyor. birazda kendisinin tercihi yalnızlık.
- çok şey istemiyordum hayattan, sadece yalnız bırakılmak.
diyor '' ekmek arası kitabında.
belkide kendimden bir şeyler buluyorum yaşantısında bu yüzden bütün kitaplarını okudum. fakat benim için en güzel kitabı '' pis moruğun notları''
Biliyor musun Sebastian, bazen Tanrıyı hiç anlamıyorum.
- Tanrı mı efendim? Hangi Tanrı?
- O ne demek öyle Sebastian? Kaç tane Tanrı var ki?
- Bilmiyorum efendim. Sizce kaç tane var?
- Elbette bir tane var Sebastian. O da bildiğimiz Tanrı. Hani şu adaleti sağlayan.
- Adalet mi efendim? Hangi adalet?
- Yeryüzündeki ve öteki dünyadaki adalet elbette Sebastian.
- Efendim, beni affedin ama ben yeryüzünde adalet göremiyorum.
- Saçmalama Sebastian. Elbette yeryüzünde adalet var.
- Bence yok efendim.
- Neden böyle düşünüyorsun Sebastian?
- Çünkü eğer yeryüzünde adalet olsaydı efendim, fakir bir köylünün tek oğlu savaşta ölmezdi ve kralın oğulları da bugün hayatta olmazlardı. Çünkü o tek oğul, kralın oğulları rahat yaşantılarına devam etsinler diye öldü.
- Saçmalama Sebastian! O fakirin oğlu, ülkemiz için öldü ve şehit oldu. Şehitlik, bir insanın ulaşabileceği en üst rütbedir. Krallıktan bile daha üstündür şehitlik rütbesi.
- O zaman herhalde kral hazretleri oğullarını ve hatta kendisini hiç sevmiyor olsa gerek efendim.
- Neden böyle söyledin Sebastian?
- Çünkü şehitlik gibi üst bir rütbe dururken, sadece krallıkla yetinmeyi seçiyor da ondan efendim.
- Seni anlamıyorum Sebastian. Ne söylemeye çalışıyorsun?
- Sadece gerçekleri efendim.
- Sen delirmişsin olmalısın Sebastian. Tanrı sana akıl versin.
- Hangi Tanrı efendim? Adalet dağıtan mı? Yoksa bunca adaletsizlik karşısında kılını bile kıpırdatmayan mı?
- Ne saçmalıyorsun sen? Sadece bir tane tanrı var. Tanımıyor musun onu?
- Ne yazık ki, tanıdıklarımın içinde hiç tanrı yok efendim. Zaten fazla bir tanıdığım da yok. Yan köşkün uşağı olan meslektaşım Filip, bizim köyün nalburu Moris ve bir de savaşta tek oğlu ölen şu zavallı köylüyü tanıyorum efendim. Ama hiç tanrı tanımıyorum. Siz tanıyor musunuz?
- ?..
ölüme sürükleyebilir.
https://youtu.be/89rf5wabXCA
bir mavi kuş var yüreğimde
çıkmaya can atan
ama ben ondan güçlüyüm,
kal, diyorum ona,
kimsenin seni görmesine izin veremem.
bir mavi kuş var yüreğimde
çıkmaya can atan
ama viski döküyorum üstüne
sigara dumanına boğuyorum
fahişeler, barmenler ve bakkal çırakları
hiçbir zaman bilmiyorlar onun orada olduğunu.
bir mavi kuş var yüreğimde
çıkmaya can atan
ama ben ondan güçlüyüm,
yat lan aşağı, diyorum ona,
ocağıma incir dikmek mi niyetin?
avrupa'daki kitap satışlarını sabote etmek mi?
bir mavi kuş var yüreğimde
çıkmaya can atan
ama zekiyim, sadece geceleri izin veriyorum çıkmasına, herkes yattıktan sonra.
orada olduğunu biliyorum,
derim ona, kederlenme artık.
sonra yerine koyarım yine
ama hafifçe öter
tamamen ölmesine de izin vermiyorum
ve birlikte uyuyoruz gizli antlaşmamızla
ve insanı ağlatacak kadar güzel,
ama ben ağlamam, ya siz?
charles bukowski
https://youtu.be/89rf5wabXCA
bir mavi kuş var yüreğimde
çıkmaya can atan
ama ben ondan güçlüyüm,
kal, diyorum ona,
kimsenin seni görmesine izin veremem.
bir mavi kuş var yüreğimde
çıkmaya can atan
ama viski döküyorum üstüne
sigara dumanına boğuyorum
fahişeler, barmenler ve bakkal çırakları
hiçbir zaman bilmiyorlar onun orada olduğunu.
bir mavi kuş var yüreğimde
çıkmaya can atan
ama ben ondan güçlüyüm,
yat lan aşağı, diyorum ona,
ocağıma incir dikmek mi niyetin?
avrupa'daki kitap satışlarını sabote etmek mi?
bir mavi kuş var yüreğimde
çıkmaya can atan
ama zekiyim, sadece geceleri izin veriyorum çıkmasına, herkes yattıktan sonra.
orada olduğunu biliyorum,
derim ona, kederlenme artık.
sonra yerine koyarım yine
ama hafifçe öter
tamamen ölmesine de izin vermiyorum
ve birlikte uyuyoruz gizli antlaşmamızla
ve insanı ağlatacak kadar güzel,
ama ben ağlamam, ya siz?
charles bukowski
necip fazıl kısakürek yanında esamesi okunmayan içi balon yazardır. evet hatta net ötesi...
kimdir necidir ?
arkadaşlığın iki kişi arasında paylaşılan ön deneyimler bütünü olduğunu belirtir.
şarap içen bir arkadaşım vardı. bazen şarap içerdik beraber. hep bu adamdan alıntılar yapardı içerken. ordan aklımda kalmış. şimdilerde yazılım mühendisi oldu arkadaş. başarılıymış baya. 9 yıldır konuşmuyoruz da kendisiyle.
necip fazıl kısakürek reisin jesip attığı tırnak olamaz. evet.
bir ayyaştır.
“-biliyorsun beni, severim markette dolanmayı, sonra tuvalet kağıtlarının olduğu rafa geldim ve 92 yaşında bir kadın gördüm, en hesaplı tuvalet kağıdını arıyordu.
+ iyi de herkes yapar bunu.
-tamam ama, 92 yaşındasın, yarın ölebilirsin, üç kuruşun hesabını yapmanın ne anlamı var? yani, 92 yaşında sıçabiliyor olmak zaten muhteşem bir olay, neden en pahalı tuvalet kağıdını alıp bunu kutlamıyorsun ?”
bazen birinin hatırlatması gerek sanırım.
+ iyi de herkes yapar bunu.
-tamam ama, 92 yaşındasın, yarın ölebilirsin, üç kuruşun hesabını yapmanın ne anlamı var? yani, 92 yaşında sıçabiliyor olmak zaten muhteşem bir olay, neden en pahalı tuvalet kağıdını alıp bunu kutlamıyorsun ?”
bazen birinin hatırlatması gerek sanırım.
Üfür üfür ipe diz.
"varlığımın değerini bilmeyeni yokluğumla terbiye ederim."
charles bukowski - voyage au bout de la nuit.
charles bukowski - voyage au bout de la nuit.
pdf kitaplarını reeder e kitap okuyucuma indireceğim.
Çok mübarek bir insandı.
çabalama, demiştir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar