bugün
- ak parti tabanının fon soygunu eleştirisi4
- hesabını gizleyen erkek yazar13
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı51
- neden uyandınız3
- sözlük erkeklerinin bicepsleri70
- iş yok bahanesiyle bütün gün evde yatmak4
- öldüreni öldürmek2
- kendimize yaptığımız kötülük2
- günün sözü6
- akplisin yani27
- kimsenin memleket takımı tutmaması13
- duanın bir şeye yaramaması28
- çocukken alındığına en çok sevinilmiş şey2
- erkeklerin evde sıcak yemek olsun takıntısı2
- sevgili olmanın çok saçma bir şey olması7
- eski sevgilinin bıraktığı iz8
- ısparta da gece hayatı14
- üzüntüsünü kimseye anlatmayan insan8
- fon vurgunu52
- x de çinliler ve türklerin kavgası11
- introsu atlanılmayan diziler6
- kürtaj hak mıdır sorunsalı11
- benim bileğim yamuk mu10
- hiçbir şey yapmak istemediğinizde ne yapıyorsunuz7
- kolye140
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı15
- reddedilince öldürmek7
- ajdar grup kursa muhtemel diğer üyeler6
- berke özer7
- kitap okumanın hiçbir faydasının olmaması2
- sözlük erkeklerinin göğüs kasları12
- ya aşkım senin neden bicepslerin yok diyen kız9
- gönlü zengin kalbi güzel erkek12
- fatma betül sayan kaya22
- 21yy cehaletin yüzyılı olacak2
- vücut geliştirme ve eşcinsellik8
- lezbiyen arkadaşınızı kız arkadaşınızla tanıştırma5
- bir oturuşta yarım ekmek tost yiyen erkek10
- modacı erkeklerin top olması7
- gaye su akyol4
- anın görüntüsü23
- terlikle döven anne14
- twitter da türklerle çinliler arasındaki kavga2
- 1 kızın peşinden 10000 erkeğin koşması4
- aşk13
- sözlükteki fenerbahçeliler6
- işçileri köle gibi çalıştıran türk patronlar7
- akşamki tantana15
- götü güzel cüzdanı zengin sözlük erkekleri9
- samsun gece hayatı5
asla necip fazıl kısakürek üstad kadar değildir. biri dünyevi hayatı anlatır diğeri uhrevi hayatı anlatır..
'' What is your definition of love ? ''
'' Love ? It is kinda like, you know, you see fog when you wake up before the sun comes out. It just stays little while then it's burns away. ''
'' Love is a fog. It burns with the first light of reality. ''
'' Love ? It is kinda like, you know, you see fog when you wake up before the sun comes out. It just stays little while then it's burns away. ''
'' Love is a fog. It burns with the first light of reality. ''
Birisine ihtiyaç duyuyordu insan. Etrafında öyle biri yoksa onu sen yaratmak zorundaydın, olması gerektiği gibi birini yaratırdın.
Kadınlar acı çekmek için yaratılmışlardı sanki; sürekli sevgi sözleri duyma ihtiyaçları bundan kaynaklanıyordu belki...
necip fazım kısakürek in tırnağı bile etmeyen kişidir.
Size, bize yazmamış pavyon beyefendisi. Para kazanayım derken toplum fazlaca üzerine alınmış adamı. Herif poorpunk, beckett profesördü, alenen söylemiş 'size bir şey diyen yok' minvalli uyarılarını.
zor geçen bir çocukluk, yalnız bir ergenlik sonrası tek başına bir hayat. amaçsız bir yaşam, üçüncü sınıf otellerde, kiralık odalarda, barlarda,hipodromlarda geçen bir hayat.
yalnızca üç şeye ilgisi var. kadınlar, at yarışı ve içki. topluma ve insanlara küskün,kırgın. bu yüzden alkole sığınıyor. doğuştan yalnız bir insan ve bundan zevk alıyor. birazda kendisinin tercihi yalnızlık.
- çok şey istemiyordum hayattan, sadece yalnız bırakılmak.
diyor '' ekmek arası kitabında.
belkide kendimden bir şeyler buluyorum yaşantısında bu yüzden bütün kitaplarını okudum. fakat benim için en güzel kitabı '' pis moruğun notları''
Biliyor musun Sebastian, bazen Tanrıyı hiç anlamıyorum.
- Tanrı mı efendim? Hangi Tanrı?
- O ne demek öyle Sebastian? Kaç tane Tanrı var ki?
- Bilmiyorum efendim. Sizce kaç tane var?
- Elbette bir tane var Sebastian. O da bildiğimiz Tanrı. Hani şu adaleti sağlayan.
- Adalet mi efendim? Hangi adalet?
- Yeryüzündeki ve öteki dünyadaki adalet elbette Sebastian.
- Efendim, beni affedin ama ben yeryüzünde adalet göremiyorum.
- Saçmalama Sebastian. Elbette yeryüzünde adalet var.
- Bence yok efendim.
- Neden böyle düşünüyorsun Sebastian?
- Çünkü eğer yeryüzünde adalet olsaydı efendim, fakir bir köylünün tek oğlu savaşta ölmezdi ve kralın oğulları da bugün hayatta olmazlardı. Çünkü o tek oğul, kralın oğulları rahat yaşantılarına devam etsinler diye öldü.
- Saçmalama Sebastian! O fakirin oğlu, ülkemiz için öldü ve şehit oldu. Şehitlik, bir insanın ulaşabileceği en üst rütbedir. Krallıktan bile daha üstündür şehitlik rütbesi.
- O zaman herhalde kral hazretleri oğullarını ve hatta kendisini hiç sevmiyor olsa gerek efendim.
- Neden böyle söyledin Sebastian?
- Çünkü şehitlik gibi üst bir rütbe dururken, sadece krallıkla yetinmeyi seçiyor da ondan efendim.
- Seni anlamıyorum Sebastian. Ne söylemeye çalışıyorsun?
- Sadece gerçekleri efendim.
- Sen delirmişsin olmalısın Sebastian. Tanrı sana akıl versin.
- Hangi Tanrı efendim? Adalet dağıtan mı? Yoksa bunca adaletsizlik karşısında kılını bile kıpırdatmayan mı?
- Ne saçmalıyorsun sen? Sadece bir tane tanrı var. Tanımıyor musun onu?
- Ne yazık ki, tanıdıklarımın içinde hiç tanrı yok efendim. Zaten fazla bir tanıdığım da yok. Yan köşkün uşağı olan meslektaşım Filip, bizim köyün nalburu Moris ve bir de savaşta tek oğlu ölen şu zavallı köylüyü tanıyorum efendim. Ama hiç tanrı tanımıyorum. Siz tanıyor musunuz?
- ?..
yalnızca üç şeye ilgisi var. kadınlar, at yarışı ve içki. topluma ve insanlara küskün,kırgın. bu yüzden alkole sığınıyor. doğuştan yalnız bir insan ve bundan zevk alıyor. birazda kendisinin tercihi yalnızlık.
- çok şey istemiyordum hayattan, sadece yalnız bırakılmak.
diyor '' ekmek arası kitabında.
belkide kendimden bir şeyler buluyorum yaşantısında bu yüzden bütün kitaplarını okudum. fakat benim için en güzel kitabı '' pis moruğun notları''
Biliyor musun Sebastian, bazen Tanrıyı hiç anlamıyorum.
- Tanrı mı efendim? Hangi Tanrı?
- O ne demek öyle Sebastian? Kaç tane Tanrı var ki?
- Bilmiyorum efendim. Sizce kaç tane var?
- Elbette bir tane var Sebastian. O da bildiğimiz Tanrı. Hani şu adaleti sağlayan.
- Adalet mi efendim? Hangi adalet?
- Yeryüzündeki ve öteki dünyadaki adalet elbette Sebastian.
- Efendim, beni affedin ama ben yeryüzünde adalet göremiyorum.
- Saçmalama Sebastian. Elbette yeryüzünde adalet var.
- Bence yok efendim.
- Neden böyle düşünüyorsun Sebastian?
- Çünkü eğer yeryüzünde adalet olsaydı efendim, fakir bir köylünün tek oğlu savaşta ölmezdi ve kralın oğulları da bugün hayatta olmazlardı. Çünkü o tek oğul, kralın oğulları rahat yaşantılarına devam etsinler diye öldü.
- Saçmalama Sebastian! O fakirin oğlu, ülkemiz için öldü ve şehit oldu. Şehitlik, bir insanın ulaşabileceği en üst rütbedir. Krallıktan bile daha üstündür şehitlik rütbesi.
- O zaman herhalde kral hazretleri oğullarını ve hatta kendisini hiç sevmiyor olsa gerek efendim.
- Neden böyle söyledin Sebastian?
- Çünkü şehitlik gibi üst bir rütbe dururken, sadece krallıkla yetinmeyi seçiyor da ondan efendim.
- Seni anlamıyorum Sebastian. Ne söylemeye çalışıyorsun?
- Sadece gerçekleri efendim.
- Sen delirmişsin olmalısın Sebastian. Tanrı sana akıl versin.
- Hangi Tanrı efendim? Adalet dağıtan mı? Yoksa bunca adaletsizlik karşısında kılını bile kıpırdatmayan mı?
- Ne saçmalıyorsun sen? Sadece bir tane tanrı var. Tanımıyor musun onu?
- Ne yazık ki, tanıdıklarımın içinde hiç tanrı yok efendim. Zaten fazla bir tanıdığım da yok. Yan köşkün uşağı olan meslektaşım Filip, bizim köyün nalburu Moris ve bir de savaşta tek oğlu ölen şu zavallı köylüyü tanıyorum efendim. Ama hiç tanrı tanımıyorum. Siz tanıyor musunuz?
- ?..
ölüme sürükleyebilir.
https://youtu.be/89rf5wabXCA
bir mavi kuş var yüreğimde
çıkmaya can atan
ama ben ondan güçlüyüm,
kal, diyorum ona,
kimsenin seni görmesine izin veremem.
bir mavi kuş var yüreğimde
çıkmaya can atan
ama viski döküyorum üstüne
sigara dumanına boğuyorum
fahişeler, barmenler ve bakkal çırakları
hiçbir zaman bilmiyorlar onun orada olduğunu.
bir mavi kuş var yüreğimde
çıkmaya can atan
ama ben ondan güçlüyüm,
yat lan aşağı, diyorum ona,
ocağıma incir dikmek mi niyetin?
avrupa'daki kitap satışlarını sabote etmek mi?
bir mavi kuş var yüreğimde
çıkmaya can atan
ama zekiyim, sadece geceleri izin veriyorum çıkmasına, herkes yattıktan sonra.
orada olduğunu biliyorum,
derim ona, kederlenme artık.
sonra yerine koyarım yine
ama hafifçe öter
tamamen ölmesine de izin vermiyorum
ve birlikte uyuyoruz gizli antlaşmamızla
ve insanı ağlatacak kadar güzel,
ama ben ağlamam, ya siz?
charles bukowski
https://youtu.be/89rf5wabXCA
bir mavi kuş var yüreğimde
çıkmaya can atan
ama ben ondan güçlüyüm,
kal, diyorum ona,
kimsenin seni görmesine izin veremem.
bir mavi kuş var yüreğimde
çıkmaya can atan
ama viski döküyorum üstüne
sigara dumanına boğuyorum
fahişeler, barmenler ve bakkal çırakları
hiçbir zaman bilmiyorlar onun orada olduğunu.
bir mavi kuş var yüreğimde
çıkmaya can atan
ama ben ondan güçlüyüm,
yat lan aşağı, diyorum ona,
ocağıma incir dikmek mi niyetin?
avrupa'daki kitap satışlarını sabote etmek mi?
bir mavi kuş var yüreğimde
çıkmaya can atan
ama zekiyim, sadece geceleri izin veriyorum çıkmasına, herkes yattıktan sonra.
orada olduğunu biliyorum,
derim ona, kederlenme artık.
sonra yerine koyarım yine
ama hafifçe öter
tamamen ölmesine de izin vermiyorum
ve birlikte uyuyoruz gizli antlaşmamızla
ve insanı ağlatacak kadar güzel,
ama ben ağlamam, ya siz?
charles bukowski
necip fazıl kısakürek yanında esamesi okunmayan içi balon yazardır. evet hatta net ötesi...
kimdir necidir ?
arkadaşlığın iki kişi arasında paylaşılan ön deneyimler bütünü olduğunu belirtir.
şarap içen bir arkadaşım vardı. bazen şarap içerdik beraber. hep bu adamdan alıntılar yapardı içerken. ordan aklımda kalmış. şimdilerde yazılım mühendisi oldu arkadaş. başarılıymış baya. 9 yıldır konuşmuyoruz da kendisiyle.
necip fazıl kısakürek reisin jesip attığı tırnak olamaz. evet.
bir ayyaştır.
“-biliyorsun beni, severim markette dolanmayı, sonra tuvalet kağıtlarının olduğu rafa geldim ve 92 yaşında bir kadın gördüm, en hesaplı tuvalet kağıdını arıyordu.
+ iyi de herkes yapar bunu.
-tamam ama, 92 yaşındasın, yarın ölebilirsin, üç kuruşun hesabını yapmanın ne anlamı var? yani, 92 yaşında sıçabiliyor olmak zaten muhteşem bir olay, neden en pahalı tuvalet kağıdını alıp bunu kutlamıyorsun ?”
bazen birinin hatırlatması gerek sanırım.
+ iyi de herkes yapar bunu.
-tamam ama, 92 yaşındasın, yarın ölebilirsin, üç kuruşun hesabını yapmanın ne anlamı var? yani, 92 yaşında sıçabiliyor olmak zaten muhteşem bir olay, neden en pahalı tuvalet kağıdını alıp bunu kutlamıyorsun ?”
bazen birinin hatırlatması gerek sanırım.
Üfür üfür ipe diz.
"varlığımın değerini bilmeyeni yokluğumla terbiye ederim."
charles bukowski - voyage au bout de la nuit.
charles bukowski - voyage au bout de la nuit.
pdf kitaplarını reeder e kitap okuyucuma indireceğim.
Çok mübarek bir insandı.
çabalama, demiştir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar