bugün
- hikayeyi devam ettir54
- sokakta kavga teknikleri16
- sözlük kızlarıyla tekne turuna çıkmak14
- çekirge7
- pilot bir erkekle sevgili olmak12
- büyük filmlerden büyük replikler2
- mezoterapi11
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası37
- 31 yaş sendromu5
- arkadaşlar bakar mısınız28
- sözlük yazarlarının saatleri10
- nickten isim tahmini yapmak72
- gününüz nasıl geçti bakalım9
- enteresan neden kavga yok6
- arkadaşlar iyi geceler4
- 32 yaş sendromu3
- ekmeleddin ihsanoğluna oy vermiş olmak8
- kavganın kazananı yoktur6
- üç harflilerden korkmak5
- geceye bir şarkı bırak14
- tai lung26
- pişi olsa da yesek3
- zetina dikiş makinası2
- kürk giyen erkek6
- sözlükte polemiğe girmek istemeyen yazar7
- flörtün ev adresinizi öğrenmesi3
- sigara 1000 tl olsa bile içerim4
- çıplak ayakla hamam böceğine basmak3
- kimse kalmamış lan sözlükte4
- aradığınız hiçbir şeyi bulamadığınız büyük şehir3
- yeni parti48
- sedef adası4
- adalarda bisiklet sürmek4
- kızlar gocu'ya mı güvenirsiniz yoksa bana mı14
- türklerin islama göre yaşamaması5
- uysaljakoben17
- köy evinde kahvaltı yapmak6
- evreşe yollarını dar olmaması4
- tekne turu11
- ev işlerinde eşine yardım eden erkek9
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri9
- sevgilinin bir vuruşta soğanı ikiye yarması3
- bir yazarın zekasına hayran olmak8
- ilk buluşma3
- vakıf üniversiteleri3
- uyumayın konuşalım6
- katates'in yanlışlıkla ismini yazması8
- şampuan8
- türk kızlarına bir öğüt bırak5
- köy evinde sex yapmak4
çirkin adam, güzel insan.
şiirleri mükemmel. ama alkollüyken şiir yazdığına dair şüphelerim var. *
--spoiler--
mucize adam
bu mahallede
4 blok kuzey
ve 2 blok güneyde
boyası dökük
ve ön bahçesini
ayrık otlar kaplamış
küçük bir ev var
ve bu ev
bahçeleri yemyeşil
çitleri özenle budanmış
ve park yerlerinde
pırıl pırıl arabalar bulunan
başka evlerle çevrilmiştir.
''seviyorum
bu adamı,''diyorum kadınıma.
''onu görmeyi çok
isterdim,biliyor musun , neye
benziyor acaba ? ''
''ben gördüm onu.''
diyor kadınım.
''yok ya ? yok ya ? nasıl ?
ne zaman ? ''
''iki kez.her seferinde
aynıydı.pencerenin önünde oturuyordu
ve başında gözlerinin üzerine inmiş
bir şapka vardı.''
''harikulade,'' diyorum,
''harikulade.''
insanlar birbirlerinin aynı
olduğunda
herşeyin adı konulur ve yararını yitirir
ve orada
adsız
bir aziz var.
--spoiler--
mucize adam
bu mahallede
4 blok kuzey
ve 2 blok güneyde
boyası dökük
ve ön bahçesini
ayrık otlar kaplamış
küçük bir ev var
ve bu ev
bahçeleri yemyeşil
çitleri özenle budanmış
ve park yerlerinde
pırıl pırıl arabalar bulunan
başka evlerle çevrilmiştir.
''seviyorum
bu adamı,''diyorum kadınıma.
''onu görmeyi çok
isterdim,biliyor musun , neye
benziyor acaba ? ''
''ben gördüm onu.''
diyor kadınım.
''yok ya ? yok ya ? nasıl ?
ne zaman ? ''
''iki kez.her seferinde
aynıydı.pencerenin önünde oturuyordu
ve başında gözlerinin üzerine inmiş
bir şapka vardı.''
''harikulade,'' diyorum,
''harikulade.''
insanlar birbirlerinin aynı
olduğunda
herşeyin adı konulur ve yararını yitirir
ve orada
adsız
bir aziz var.
--spoiler--
ham on rye adlı kitabını okuduktan sonra diğer birçok kitabının da kitaplığınızda yer bulacağı yazar.
ya mükemmeldir ya berbattır. ben karar veremedim.
mükemmeldir. ben karar verdim.
zıtlıklar yazarı.
"alkol bu dünyaya gelmiş en muhteşem şeylerden biri muhtemelen -beni saymazsak tabii ki.-
evet. bu dünyaya gelmiş en muhteşem iki şeyi saptadık. işte. iyi anlaşırız ben
ve alkol. çoğu insan için yıkıcıdır. ben onlardan biri değilim. en yaratıcı
yazılarımı sarhoşken yazmışımdır. kadınlarla bile, ben biraz çekingenimdir
sevişme konusunda, bu yüzden alkol bana cinsel olarak daha özgür olma olanağı
tanımıştır. alkol özgürlüktür benim için, çünkü ben esas olarak içine kapanık,
mahcup biriyim, oysa alkol bana bir kahraman olma, pervasızca işler yapıp uzay
ve mekanda uzun adımlarla yürüme fırsatı tanır. bu yüzden seviyorum. evet."
hellyeah!
evet. bu dünyaya gelmiş en muhteşem iki şeyi saptadık. işte. iyi anlaşırız ben
ve alkol. çoğu insan için yıkıcıdır. ben onlardan biri değilim. en yaratıcı
yazılarımı sarhoşken yazmışımdır. kadınlarla bile, ben biraz çekingenimdir
sevişme konusunda, bu yüzden alkol bana cinsel olarak daha özgür olma olanağı
tanımıştır. alkol özgürlüktür benim için, çünkü ben esas olarak içine kapanık,
mahcup biriyim, oysa alkol bana bir kahraman olma, pervasızca işler yapıp uzay
ve mekanda uzun adımlarla yürüme fırsatı tanır. bu yüzden seviyorum. evet."
hellyeah!
louis ferdinand celine ve fante hayranıdır. tüm kitaplarında bu iki yazardan sık sık bahseder. hatta pulp adlı romanında dedektif nick belane olarak celine'i arar durur.
ekmek arası kitabından başlanması şiddetle tavsiye edilir.
ayrıca, annemin mahrem yerlerindeki kıllar üzerine yemin ederim diyecek kadar edepli bir yazardır
ekmek arası kitabından başlanması şiddetle tavsiye edilir.
ayrıca, annemin mahrem yerlerindeki kıllar üzerine yemin ederim diyecek kadar edepli bir yazardır
1994 yılında hayata gözlerini yuman yazar.
17 yaşındayım. bunu söylediğimde insanlar gülüyorlar ama ben bu adamı seviyorum ve aynı zamanda kıskanıyorum. insanların "oha be nasıl yazmış herif!" dedikleri dizelerde sinirlenip "daha iyisini yapabilirim" tribine giriyorum. her romanda kendimden bir şeyler bulurum, herhangi bir karakterle özdeşleştirebilirim kendimi... ama bukowski amcayı okurken romanın içindeymiş gibi değil de, romanı ben yazmışım gibi hissediyorum.
benim doğduğum sene vefat etmiş olması da beni ayrıca gazlayan bir etken. rüyama girip "bayrağı sana devrediyorum" demişliği de var ki o günün ertesinde birkaç şiir yazmıştım. o zamanın şartlarıyla değerlendirirsek, gayet de güzel şiirlerdi.*
acayip adam lan. bukowski ölmedi, kalbimizde yaşıyor; onun bayrağını, meister pampa taşıyor. yehooo.
17 yaşındayım. bunu söylediğimde insanlar gülüyorlar ama ben bu adamı seviyorum ve aynı zamanda kıskanıyorum. insanların "oha be nasıl yazmış herif!" dedikleri dizelerde sinirlenip "daha iyisini yapabilirim" tribine giriyorum. her romanda kendimden bir şeyler bulurum, herhangi bir karakterle özdeşleştirebilirim kendimi... ama bukowski amcayı okurken romanın içindeymiş gibi değil de, romanı ben yazmışım gibi hissediyorum.
benim doğduğum sene vefat etmiş olması da beni ayrıca gazlayan bir etken. rüyama girip "bayrağı sana devrediyorum" demişliği de var ki o günün ertesinde birkaç şiir yazmıştım. o zamanın şartlarıyla değerlendirirsek, gayet de güzel şiirlerdi.*
acayip adam lan. bukowski ölmedi, kalbimizde yaşıyor; onun bayrağını, meister pampa taşıyor. yehooo.
Çiçekleri koparabilirsiniz ama baharın gelmesini engelleyemezsiniz...
ergenlerin taptığı yazar.
hayır ben anlamıyorum olm adam sizin bu bayıldığınız fakir edebiyatını lüks otel odalarında yazmış ergenler de öle bayıla okuyorlar. ah anasını biz yazsak "fakir piç" derler kitabı incelemezler bile. herif kendini amaçsız sokak adamı adamı gibi tanıtıyor kitapları okunuyor, seviliyor ulan charles cehennemde seni bulacam oğlum.
hayır ben anlamıyorum olm adam sizin bu bayıldığınız fakir edebiyatını lüks otel odalarında yazmış ergenler de öle bayıla okuyorlar. ah anasını biz yazsak "fakir piç" derler kitabı incelemezler bile. herif kendini amaçsız sokak adamı adamı gibi tanıtıyor kitapları okunuyor, seviliyor ulan charles cehennemde seni bulacam oğlum.
"Yan yana yürümeyelim diye dar yapılmıştı kaldırımlar.
Ve yine yan yana yürümeyelim diye dar kafalıydı insanlar.
Ve sırf dardı diye kafalar,
düşünmeyi bırakıp sevmeyi denedik,
sarılmak yakar bizi deyip aşkı hep uzaktan sevdik!"
Ve yine yan yana yürümeyelim diye dar kafalıydı insanlar.
Ve sırf dardı diye kafalar,
düşünmeyi bırakıp sevmeyi denedik,
sarılmak yakar bizi deyip aşkı hep uzaktan sevdik!"
"Afrika'ya ilaç göndermeye karar vermiştik ancak hepsinin üzerinde tok karnına yazıyordu."
can yücel özentisi bir şair.
yazdıklarıyla, dış görünüşüyle, üslubuyla...
her şeyiyle tam bir imitasyon can yücel.
yazdıklarıyla, dış görünüşüyle, üslubuyla...
her şeyiyle tam bir imitasyon can yücel.
henry miller in takipcisidir. her zaman da takipcisi olarak gerisinde kalmış onun önüne geçememiştir.
(bkz: seksus).
(bkz: seksus).
sikişmenin nefes almak ve bira içmek kadar doğal olduğunu ispatlamıştır ki bu yüzden bukowskidir. eğer sikişemiyorsanız şirinler, bukowski sizin için şirineyi siken şirin babadır...
çoğu aklı başında,bilgili,görgülü,seviyeli,bu yollardan geçmiş entel kardeşlerimiz ergen yazarı olarak tanımlasa da,onun pervazısca yaşam tarzı ama bi o kadar da haksızlıklara karşı dokunaklı kalemi,daha bir çok nesile hayat verecek.
1900lü yılların sonlarına damga vurmuş amerikalı yazar ve şair.
ama bir dörtlüğünü okuduktan sonra türk mü acaba diye düşünmedim de değil.
Yan yana yürümeyelim diye dar yapılmıştı kaldırımlar,
Ve yine yan yana yürümeyelim diye dar kafalıydı insanlar,
Ve sırf dardı diye kafalar düşünmeyi bırakıp sevmeyi denedik,
Sarılmak yakar bizi deyip aşkı hep uzaktan sevdik.**
ama bir dörtlüğünü okuduktan sonra türk mü acaba diye düşünmedim de değil.
Yan yana yürümeyelim diye dar yapılmıştı kaldırımlar,
Ve yine yan yana yürümeyelim diye dar kafalıydı insanlar,
Ve sırf dardı diye kafalar düşünmeyi bırakıp sevmeyi denedik,
Sarılmak yakar bizi deyip aşkı hep uzaktan sevdik.**
(bkz: charles bukowski)
devrime bakış açısıyla zihin açan yazardır;
"evime gelip biramı içen, yemeğimi yiyen ve yanlarındaki kadın yüzünden havalarından geçilmeyen şu allahın cezası devrimcilerin öğrenmeleri gereken şey şu: değişim içerden dışarıya doğru gerçekleşmeli. sokaktaki adama yeni bir şapka verir gibi yeni bir rejim veremezsiniz. karnını doyursanız, dizzy gillespie'nin tüm plaklarını hediye ...etseniz bile iki paralık alışkanlarından kolay vazgeçmeyecektir. ortalıkta devrimin artık kaçınılmaz olduğunu haykıran bir sürü insan dolanıyor, ama bu kadar insanın bir hiç uğruna öldüklerini görmek istemem. çoğu insanı öldürdüğüzünde hiçbir şey öldürmüyorsunuzdur gerçi. ama birkaç iyi insan da gümbürtüye gidecektir. ne geçecek elinize? halkın üstünde olan yeni bir hükümet. kuzu postuna bürünmüş eski diktatör. ideoloji silah satışı üstüne kurulmuş.
devrim sözcüğü kulağınıza hoş geliyor, değil mi? ama hiç de öyle değildir, inanın bana. devrimin ne olduğunu bilmek ister misiniz? kan, bağırsak ve delilik, yolunuza çıktığı için ölen çocuklar, dünyadan habersiz yavrular, yanınızdaki kaltağın, hatta karınızın gözünüzün önünde kasaturalanıp ırzına geçilmesidir, bir zamanlar miki fare filmlerine gülen erkeklerin birbirlerine işkence etmeleridir, böyle bir eyleme geçmeden önce eylemin ruhunun nerede olduğunu ve eylem bittiğinde nerede olacağını çok iyi düşünmek gerek. dostoyevski'nin suç ve ceza'sına katılmıyorum, koşullar ne olursa olsun kimseyi öldürme meselesi, ama iyi düşünmek gerek, işin delirtici yanı tek bir mermi bile sıkmadan canlarımızı alıyor olmaları, para babalarının şişko oğulları beverly hills'de on dört yaşında kızların ırzlarına geçerken ben bir yerlerde asgari ücretle belimi kırıyordum, helada beş dakika fazla kaldığı için işten kovulan adamlar biliyorum, anlatmak istemediğim çok şey gördüm, ama bir şeyi öldürmeden önce yerine daha iyisini koyabileceğinden emin olmalısın, parklarda nefret palavraları sıkan siyasi fırsatçılardan daha iyi bir şeyler olmalı elinizde, bir şeyin bedelini ödemek canınıza okuyacaksa otuz altı aylık garantiden fazlasını arayın, devrime duyulan romantik özlemin dışında bir şey göremedim henüz, ne gerçek bir lider ne de şimdiye kadar her devrim sonrası gelen ihanetin önüne geçebilecek bir platform, şayet birini yok edeceksem o adamın yerine karbon kopyasının gelmesini istemem, tarihi bar helasında barbut oynayan ayyaşlar gibi harcadık, insan ırkından utanç duyuyorum, ama bu utanca katkıda bulunmanın da bir anlamı yok. elimden gelirse utancı azaltmak isterim.
vazgeçin demiyorum. insanlık ruhundan yanayım ben, ne demekse! ama polis ortaya çıktığında sizi dualarınızla başbaşa bırakıp tabanları yağlayacak palavracılardan uzak durun. parklarda avazları çıktığı kadar bağırarak sizi kahramanlığa çağıranlar mermiler vızıldamaya başladığında en önde kaçarlar, hayatta kalıp anılarını yazmak isterler.
bir savaş varsa, ki ben olduğuna inanıyorum (van gogh'lar, mahler'ler, dizzy gillespie'ler, charley parker'lar bu yüzden varlar) lütfen liderlerinizi dikkatli seçin, saflarınızda köşedeki benzin istasyonunu ateşe vermektense general motor'a müdür olmayı yeğleyecekler var çünkü."
"evime gelip biramı içen, yemeğimi yiyen ve yanlarındaki kadın yüzünden havalarından geçilmeyen şu allahın cezası devrimcilerin öğrenmeleri gereken şey şu: değişim içerden dışarıya doğru gerçekleşmeli. sokaktaki adama yeni bir şapka verir gibi yeni bir rejim veremezsiniz. karnını doyursanız, dizzy gillespie'nin tüm plaklarını hediye ...etseniz bile iki paralık alışkanlarından kolay vazgeçmeyecektir. ortalıkta devrimin artık kaçınılmaz olduğunu haykıran bir sürü insan dolanıyor, ama bu kadar insanın bir hiç uğruna öldüklerini görmek istemem. çoğu insanı öldürdüğüzünde hiçbir şey öldürmüyorsunuzdur gerçi. ama birkaç iyi insan da gümbürtüye gidecektir. ne geçecek elinize? halkın üstünde olan yeni bir hükümet. kuzu postuna bürünmüş eski diktatör. ideoloji silah satışı üstüne kurulmuş.
devrim sözcüğü kulağınıza hoş geliyor, değil mi? ama hiç de öyle değildir, inanın bana. devrimin ne olduğunu bilmek ister misiniz? kan, bağırsak ve delilik, yolunuza çıktığı için ölen çocuklar, dünyadan habersiz yavrular, yanınızdaki kaltağın, hatta karınızın gözünüzün önünde kasaturalanıp ırzına geçilmesidir, bir zamanlar miki fare filmlerine gülen erkeklerin birbirlerine işkence etmeleridir, böyle bir eyleme geçmeden önce eylemin ruhunun nerede olduğunu ve eylem bittiğinde nerede olacağını çok iyi düşünmek gerek. dostoyevski'nin suç ve ceza'sına katılmıyorum, koşullar ne olursa olsun kimseyi öldürme meselesi, ama iyi düşünmek gerek, işin delirtici yanı tek bir mermi bile sıkmadan canlarımızı alıyor olmaları, para babalarının şişko oğulları beverly hills'de on dört yaşında kızların ırzlarına geçerken ben bir yerlerde asgari ücretle belimi kırıyordum, helada beş dakika fazla kaldığı için işten kovulan adamlar biliyorum, anlatmak istemediğim çok şey gördüm, ama bir şeyi öldürmeden önce yerine daha iyisini koyabileceğinden emin olmalısın, parklarda nefret palavraları sıkan siyasi fırsatçılardan daha iyi bir şeyler olmalı elinizde, bir şeyin bedelini ödemek canınıza okuyacaksa otuz altı aylık garantiden fazlasını arayın, devrime duyulan romantik özlemin dışında bir şey göremedim henüz, ne gerçek bir lider ne de şimdiye kadar her devrim sonrası gelen ihanetin önüne geçebilecek bir platform, şayet birini yok edeceksem o adamın yerine karbon kopyasının gelmesini istemem, tarihi bar helasında barbut oynayan ayyaşlar gibi harcadık, insan ırkından utanç duyuyorum, ama bu utanca katkıda bulunmanın da bir anlamı yok. elimden gelirse utancı azaltmak isterim.
vazgeçin demiyorum. insanlık ruhundan yanayım ben, ne demekse! ama polis ortaya çıktığında sizi dualarınızla başbaşa bırakıp tabanları yağlayacak palavracılardan uzak durun. parklarda avazları çıktığı kadar bağırarak sizi kahramanlığa çağıranlar mermiler vızıldamaya başladığında en önde kaçarlar, hayatta kalıp anılarını yazmak isterler.
bir savaş varsa, ki ben olduğuna inanıyorum (van gogh'lar, mahler'ler, dizzy gillespie'ler, charley parker'lar bu yüzden varlar) lütfen liderlerinizi dikkatli seçin, saflarınızda köşedeki benzin istasyonunu ateşe vermektense general motor'a müdür olmayı yeğleyecekler var çünkü."
-Mavi Kuş-
bir mavi kuş var yüreğimde
çıkmaya can atan
ama ben ondan daha güçlüyüm.
kal diyorum ona, kimsenin
seni göremesine izin veremem.
bir mavi kuş var yüreğimde
çıkmaya can atan
ama viski döküyorum üstüne
sigara dumanına
boğuyorum,
fahişele, barmenler ve
bakkal çırakları hiçbir zaman
bilmiyorlar onun orada
olduğunu
mavi bir kuş var yüreğimde
çıkmaya can atan
ama ben ondan daha güçlüyüm
yat lan aşağı, diyorum ona
ocağıma incir dikmek mi
niyetin? Avrupadaki kitap
satışlarını sabote etmek mi?
bir mavi kuş var yüreğimde
çıkmaya can atan
ama zekiyim, sadece
geceleri izin veriyorum çıkmasına
herkes yattıktan sonra
orada olduğunu biliyorum, derim
ona, kederlenme artık.
sonra yerine koyarım yine
ama hafifçe öter
tamamen ölmesine de izin
vermiyorum
ve birlikte uyuyoruz
gizli antlaşmamızla
ve insanı ağlatacak kadar
güzel, ama ben
ağlayamam, ya
siz?
bir mavi kuş var yüreğimde
çıkmaya can atan
ama ben ondan daha güçlüyüm.
kal diyorum ona, kimsenin
seni göremesine izin veremem.
bir mavi kuş var yüreğimde
çıkmaya can atan
ama viski döküyorum üstüne
sigara dumanına
boğuyorum,
fahişele, barmenler ve
bakkal çırakları hiçbir zaman
bilmiyorlar onun orada
olduğunu
mavi bir kuş var yüreğimde
çıkmaya can atan
ama ben ondan daha güçlüyüm
yat lan aşağı, diyorum ona
ocağıma incir dikmek mi
niyetin? Avrupadaki kitap
satışlarını sabote etmek mi?
bir mavi kuş var yüreğimde
çıkmaya can atan
ama zekiyim, sadece
geceleri izin veriyorum çıkmasına
herkes yattıktan sonra
orada olduğunu biliyorum, derim
ona, kederlenme artık.
sonra yerine koyarım yine
ama hafifçe öter
tamamen ölmesine de izin
vermiyorum
ve birlikte uyuyoruz
gizli antlaşmamızla
ve insanı ağlatacak kadar
güzel, ama ben
ağlayamam, ya
siz?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar