bugün
- isa kendini tanrı'nın oğlu olarak görüyordu5
- terörsüz türkiye4
- sözlükte yaratım sancısı çekmek5
- sözlük sosyalistlerinin fotoğrafları5
- uludağ sözlük iç huzur ve aydınlanma derneği9
- kendine yabancılaşmak10
- ne kadar yaşlısın19
- kızarmış ekmek10
- tai lung52
- şarapçı koala niye kuzey kore'ye gitmiyor2
- ankete gelin beyler27
- mecburi eğitim meselesi3
- 25 ağustos 2026 ankara madenci eylemi6
- iskoçya4
- ırkçıların hırt dediği insanlara sevgi göstermek21
- leylim amman aman sarı gelin2
- temu'dan giyinmek4
- 80 yaşında karısı ölen adamın yeniden evlenmesi2
- sözlükte yükselen reis sevdası20
- koala aniden 180 derece neden döndü sorunsalı6
- doğu perinçek4
- sarapci koala39
- rica ediyorum beni eksilemeyiniz5
- sevmediğiniz yazarlar14
- her dönerin adamı5
- türkiye rte sayesinde en özgür dönemini geçirmesi4
- batının kktc'nin tanınmasına engel olması7
- bir orduya karşı tek kişi olup doğruları savunmak8
- persac ile tantuni yiyip sinema konuşmak6
- bir soru sor7
- oktay saral2
- aktrolleri çıldırtacak bir şey bırak9
- filistin5
- rus kızları2
- bikini2
- dükkan önüne sandalye koyan tip4
- muslettin amca10
- azerbaycan kızları2
- kadınları çok sevmek ama uzak durmak3
- yalanlar söyleyip iç huzuru bulmak4
- ahmet beyin beyaz babeti3
- ben de reise oy vericem13
- 1 50 boyundaki kızın bana baksana sen demesi2
- dünyanın en büyük orospu çocuğu7
- yalnızlık rahatlıktır15
- sözlüğün bünyeyi yorması7
- koalaya yeni nick önerisi5
- koala fetö başarılı olsa fetöcü de olurdu5
- büyü nasıl bozulur3
- yapay zeka ve işsizlik8
çocuklar gülsün diye orasını burasını boyayıp şebeklik yapan adam.
küçüklerin söyleyemeyip yerine paylanço dedikleri sözcük.
korkunc uzaylı
insan olmayan
insan olmayan
çok gereksiz bir tiptir, olmasada olurdu.
nerde o eski soytarılar dedirtecek mc'donalds'ın maskotumsu adamı.
(bkz: ağlayan palyaço)
stephen king'in "o" adlı romanına konu olan yaratık.
çocukken ısrarla palyanço şeklinde telaffuz edilen ve uzunca bir süre dogrusunu soylemeye ikna edilemedigimiz sözcük.
gülen gülümseten insanlardır, içleri ağlamaklı olsada tebessüme mecburdur makyajları.
zordur nemli gözlerle yüzlerde gülücükten hatta kahkahadan çiçekler açtırmak, zordur palyaçoların işleri, zordur palyaço olmak, zordur palyaçolar...
zordur nemli gözlerle yüzlerde gülücükten hatta kahkahadan çiçekler açtırmak, zordur palyaçoların işleri, zordur palyaço olmak, zordur palyaçolar...
beyoğlu imam adnan sokakta bir cafedir.
korku filmlerinin, oyunlarının vazgeçilmez karakterleridir.*
stephen king - it izlemis olanlarin pek de sevmedigi, guldurmeyi amac edinmis komik makyaji rengarenk kiyafetleri kirmizi burnu ve koca ayaklariyla sevimli durmasi gerekirken, cocuk yasta bu filmi izleyenlerin gordukleri yerde yollarini degistirmesine sebebiyet veren sey.
(bkz: rufini)
bütün duygularını renklerin arkasında bırakmış kişi. aslen hissettigini boyalarla kapatır, boyalı kapaklarının ardında nemli gozlerinden akan yaslara engel olmaya calisirlar. palyacolar zoru basarir; bi yandan aglayıp bi yandan guldurmek yegane yetenektir. belki de onları neselendiren, duyuglarını kapatan makyajlarıdır.
türkiye de halihazırda bir tanesinin işini doğru dürüst yapıldığı görülmemiştir. ve hatta burda palyaço kavramı da öğrenilemeden kendimize uyarlanmıştır. bir karış sakalla, salakça bir kostüm ve kesinlikle alakası olmayan bir makyajla, götünü sallayıp dans eden öğrenci, işsiz v.s. lere de maaaaaaaalesef palyaço deniyor. ki bunu yapan şirketlerde palyaçonun ne olduğunu bilmiyo. kebapçı dükkan açarken kapının önüne koyuyo o mahlukatı, o da dans ediyo hebele hübele iğğğrenç bir görüntüden başka bişey değil. orada mahlukat diye bahsettiğim "palyaço" da "oh la ne güzel iki saat takıldık parayı cebe indirdik" diyor. sonra palyaço kavramının içine sıçılıoyor tabi ki.
(bkz: palyaco huznu)
(bkz: koulrofobi)
mr writer'ın klibindeki palyaçolar, yeryüzündeki tek sempatik ve de göze hoş gözüken palyaçolardır ki, bunda, sakallı ve sarhoş bir halde olmalarının da etkisi yok değil.
- amca sen yüzünü gözünü neden öyle boyadın?
ilk olarak eski mısırda; bir tarot kartından* esinlenerek ortaya çıkmış; saf, sakar, aptal ve deli komedi karakteri...
aynı zamanda ünlü italyan bestecisi ruggero leoncavallo en ünlü eserinin ismi ve ana karakteri...
(bkz: pagliacci)
ayrıca asıl işi güldürmek olduğu halde yaptığı tuhaf makyaj ve ilginç kostümüyle bir çok insana son derece korkutucu gelir bu karakter...
aynı zamanda ünlü italyan bestecisi ruggero leoncavallo en ünlü eserinin ismi ve ana karakteri...
(bkz: pagliacci)
ayrıca asıl işi güldürmek olduğu halde yaptığı tuhaf makyaj ve ilginç kostümüyle bir çok insana son derece korkutucu gelir bu karakter...
bir turgut uyar şiiri:
i.
kaç kişiyi öldürdüm düşlerimde
kaç kilo çekerdi yalnızlık
kaç kere ezildim altında
yaz yağmurlarının
belki de palyaçolar ağlardı pazartesi sabahları
her sirk geldiğinde ağlamaklı olurduk
hep ağlamaklı olurduk gülünecek halimize
kim sevmezdi çiçekleri filan
"ben sevmezdim" dedim, "yalan" dedi
bunu palyaço söyledi,
palyaço söyledi ben yazdım
yazdım, yazmasam ağlayacaktım
herkes ağlarmış biraz, ben de ağladım
sırf bu yüzden mi ağladım
alçaklık gibi bir şey oldu bu biraz
biraz birazdım her şeyden
dün biraz sinirlenmiştim mesela
yarın bir kadını seveceğim biraz
biraz biraz kör oldum bügünlerde
ama rakı kadehlerini boşaltmayın
eksilmesin hiçbir şey
hiçbir şeyden dahi olsa
kalsın biraz
ii.
umursamıyorum yılgınlığımı filan
çünkü sessizce yaşanmalı her şey
bir devrim sesszce olmalı mesela
ve her sözcüğüne inanmalı bir palyaçonun
bir palyaço neden yalan söylesin ki
ben palyaço olsaydım söylemezdim
marangoz olsaydım da söylemezdim
ben insan olsaydım yalan söylemezdim!
hem nereden çıkardınız palyaçonun yalnızlığını
kaç kilo çeker ki bir palyaço
hem neden yüzüme vuruyorsunuz
bir çirkin ördek yavrusu olduğumu
gocunmam ki ben, ben gocunmam
bir palyaço ne kara gocunmazsa
o kadar, o kadar gocunmam işte
rakı doldurun! eksilmesin
iii.
bitmedi, yazacağım daha
yazmazsam ağlayacağım çünkü
alçakça olacak biraz
hem biz o zaman kimdik ki, nerelere giderdik
her sokakta biraz daha eksilirdik
bilirdim, geceleri puslu puslu olurdu bazen
bazen birisi fısıldarmış gibi olurdu
"duyamadım", derdim, "tekrar et!"
sessizliğe bürünürdü o vakit her şey
sokaklar daha bir puslu
palyaçolar daha bir ağlamaklı olurdu
ve ben daha bir alçak olurdum
ağlardım biraz
hem sen kimsin, çekiştirme diyorum
hatta kuyruğuma basma diyorum
acıyor, tırmalarım,-
diyorum
kahrol, kahrol!
diyorum
iv.
geçen gün yüzüme rastladım bir ilan panosunda
korktum birden, kusacak gibi oldum
"olur öyle" dedi palyaço,
"herkes alçaktır biraz"
"otur ulan!" dedim, bağırdım ona
ben bazen bağırırım biraz
"rakı doldur!" dedim, "eksilmesin!"
ben bazen eksilirim biraz
aslında hepimiz eksilirmişiz biraz
bunu sonradan öğrendim
ben aslında her şeyi sonradan öğrendim
herkes herkesi sonradan öğrenirmiş
bunu da sonradan öğrendim
örneğin;
geçen gün bir kadınla seviştim
biraz değil çok seviştim
ya işte öyle palyaço
diyorum ki,
bunu da yeni öğrendim
sevişmek de eksilmekmiş biraz
v.
kim sevmezdi ki kuş ötüşlerini filan
"ben sevmezdim" dedim, "yalan"
dedi
bunu palyaço söyledi
palyaço söyledi, ben yazdım
yazmasam, alçak olacaktım
hem ben roman da yazdım biraz
bazen diyorum ki, palyaço,
sen olmasan ben ne yaparım
alçakça eksilirim belki biraz
her yağmur yağışında yerindi dibine girerim
hiçbir kadının kasıklarını öpemem belki
ya da unuturum sonradan öğrendiklerimi
biraz biraz anlıyorum ki,
yüzler eller, o terli vücutlar filan
her şey plastikmiş biraz
vi.
haydi sirtaki yapalım palyaço
rakı doldur, yine eksildik biraz
i.
kaç kişiyi öldürdüm düşlerimde
kaç kilo çekerdi yalnızlık
kaç kere ezildim altında
yaz yağmurlarının
belki de palyaçolar ağlardı pazartesi sabahları
her sirk geldiğinde ağlamaklı olurduk
hep ağlamaklı olurduk gülünecek halimize
kim sevmezdi çiçekleri filan
"ben sevmezdim" dedim, "yalan" dedi
bunu palyaço söyledi,
palyaço söyledi ben yazdım
yazdım, yazmasam ağlayacaktım
herkes ağlarmış biraz, ben de ağladım
sırf bu yüzden mi ağladım
alçaklık gibi bir şey oldu bu biraz
biraz birazdım her şeyden
dün biraz sinirlenmiştim mesela
yarın bir kadını seveceğim biraz
biraz biraz kör oldum bügünlerde
ama rakı kadehlerini boşaltmayın
eksilmesin hiçbir şey
hiçbir şeyden dahi olsa
kalsın biraz
ii.
umursamıyorum yılgınlığımı filan
çünkü sessizce yaşanmalı her şey
bir devrim sesszce olmalı mesela
ve her sözcüğüne inanmalı bir palyaçonun
bir palyaço neden yalan söylesin ki
ben palyaço olsaydım söylemezdim
marangoz olsaydım da söylemezdim
ben insan olsaydım yalan söylemezdim!
hem nereden çıkardınız palyaçonun yalnızlığını
kaç kilo çeker ki bir palyaço
hem neden yüzüme vuruyorsunuz
bir çirkin ördek yavrusu olduğumu
gocunmam ki ben, ben gocunmam
bir palyaço ne kara gocunmazsa
o kadar, o kadar gocunmam işte
rakı doldurun! eksilmesin
iii.
bitmedi, yazacağım daha
yazmazsam ağlayacağım çünkü
alçakça olacak biraz
hem biz o zaman kimdik ki, nerelere giderdik
her sokakta biraz daha eksilirdik
bilirdim, geceleri puslu puslu olurdu bazen
bazen birisi fısıldarmış gibi olurdu
"duyamadım", derdim, "tekrar et!"
sessizliğe bürünürdü o vakit her şey
sokaklar daha bir puslu
palyaçolar daha bir ağlamaklı olurdu
ve ben daha bir alçak olurdum
ağlardım biraz
hem sen kimsin, çekiştirme diyorum
hatta kuyruğuma basma diyorum
acıyor, tırmalarım,-
diyorum
kahrol, kahrol!
diyorum
iv.
geçen gün yüzüme rastladım bir ilan panosunda
korktum birden, kusacak gibi oldum
"olur öyle" dedi palyaço,
"herkes alçaktır biraz"
"otur ulan!" dedim, bağırdım ona
ben bazen bağırırım biraz
"rakı doldur!" dedim, "eksilmesin!"
ben bazen eksilirim biraz
aslında hepimiz eksilirmişiz biraz
bunu sonradan öğrendim
ben aslında her şeyi sonradan öğrendim
herkes herkesi sonradan öğrenirmiş
bunu da sonradan öğrendim
örneğin;
geçen gün bir kadınla seviştim
biraz değil çok seviştim
ya işte öyle palyaço
diyorum ki,
bunu da yeni öğrendim
sevişmek de eksilmekmiş biraz
v.
kim sevmezdi ki kuş ötüşlerini filan
"ben sevmezdim" dedim, "yalan"
dedi
bunu palyaço söyledi
palyaço söyledi, ben yazdım
yazmasam, alçak olacaktım
hem ben roman da yazdım biraz
bazen diyorum ki, palyaço,
sen olmasan ben ne yaparım
alçakça eksilirim belki biraz
her yağmur yağışında yerindi dibine girerim
hiçbir kadının kasıklarını öpemem belki
ya da unuturum sonradan öğrendiklerimi
biraz biraz anlıyorum ki,
yüzler eller, o terli vücutlar filan
her şey plastikmiş biraz
vi.
haydi sirtaki yapalım palyaço
rakı doldur, yine eksildik biraz
stephen king'in 'it' adlı kitabını okuduktan sonra bütün fikirlerimin değiştiği, eğlendirici değil de korkutucu bulduğum şey!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar