bugün
- cenazede gülmek7
- sözlük kızlarının kombinleri3
- sahaflık tecrübem5
- mhp nin atatürk düşmanı olması4
- alttaki yazara bir şey söyle21
- su bardağında çay içmek10
- şükretmeyen insan7
- pudingi çay kaşığıyla yemek5
- hassas bilek sendromu4
- kadir mısıroğlu2
- 9 ekim 2026 galatasaray kasımpaşa maçı36
- muhterem kardeşim kadir mısıroğlu beyefendi2
- insanın düşüncelerinden utanması6
- atatürk karşıtı siyasi partiler2
- osmanlıcayı abartmak2
- 1 kasım 2026 sosyal medya yasağı4
- ayılmak için yapılabilecekler3
- cumartesi günleri yalnızlığın daha beter olması3
- galatasaray 3 kasımpaşa 12
- tuvalette ilham gelmesi3
- ilk buluşmaya bmw 535d ile gelen erkek2
- denize girmek4
- galiba hamileyim5
- kemalistlerin islam düşmanlığının nedenleri15
- geceden balıkla yenilmiş soğan4
- usul adab erkan4
- aşkım dua lipa mı ben mi diyen sevgili6
- cumartesi saat 11 de sözlükte takılan kızın amacı2
- cumartesi saat 2 de buluşalım mı diyen bir mesaj2
- devrimci kız götü3
- erkeklere en güzel hitap şekilleri17
- flört uygulamalarında eşleşme algoritması6
- parcalandim toparlanamiyorum319
- vazektomi3
- boyun ağrısına iyi gelen şeyler15
- hayvanların konuşmaya başlaması3
- yakıştırdığım çiftler serisi 153
- firavun ahenaton2
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı22
- muhabbet kuşunun insanına boncuk adını koyması3
- yüksek enflasyon7
- sözlük yazarlarının beni travesti sanması16
- bol kaşarlı tost3
- bilmiyorum diyebilmek2
- sevgilinin arabasıyla kaza yapmak9
- kamyon sürerken dinlenecek şarkılar10
- nefret edilen hitap şekilleri11
- insanın yaşamadığı olaydan ders çıkarması2
- kartoncuya zeytin dalı uzatmak19
- sözlüğün vahşi kelebeğine eş arıyoruz28
bilimin ne olduğuna dair yazdığım bir öykü:
Ateş
Üçüncü ders başlamak üzereydi. Hoca son birkaç dakikayı bekliyordu amfide. Birinci sınıf tıp amfisinde o gün yüzden fazla öğrenci vardı. Pencereleri olmayan, içindeki genç insanlar olmadan havasız bir mezardan farksız amfide ders zamanı gelmişti. O günkü antropoloji dersinde insanın evrimi anlatılacaktı. Homo erectus ve diğerleri, primatlar ve Darwin tabii ki. Ve ders başladı. Fakat profesör derse başlayalı henüz birkaç dakika geçmişti ki hemen itirazlar duyuldu. Bunların saçmalık olduğunu söyleyen öğrenciler evrimi reddediyordu. Tek yaratıcının Tanrı olduğunu bağırarak hocayı susturmaya uğraşıyorlardı. Tartışma ilerledikçe hocanın sabrı taştı. "Sessizlik!" diye bağırdı ve cebinden bir çakmak çıkardı. Herkes susmuş çakmağa bakıyordu. "Burada bilim öğrenmek için bulunuyorsunuz. Size önce bilimin ne olduğunu öğretmek lazım ki ne için burada olduğunuzu idrak edesiniz." Ve ışıkları kapattı. Tık, tık, tık... Koca amfide onlarca öğrenci şimdi sonsuz bir karanlıktaydı. Kimse konuşmuyordu, sadece bekliyorlardı. Ve birden zifiri karanlığın içinde bir kıvılcım parladı. "işte bu ateş elimizdeki yegâne aydınlanma aracı yani bilim ve akıldır. Bu ateşin ışığında aydınlanansa bilebileceğimiz yegâne gerçek bilgidir. Yani bu koca, karanlık ve bilinmezlerle dolu evrende bize bir şeyleri gerçekten gösterebilecek tek araç olan bu ateş güvenebileceğimiz tek bilgi kaynağıdır. O halde bilim ve aklı tek rehber kabul eden üniversitede size öğretilecek tek bilgi ve disiplin de işte bu ateşin ışığında hazırlanandır. Bu ateşin ulaşamadığı karanlıkta ise ancak gölgeler ve kara bir bilinmez vardır. Karanlıkta kalanın ne olduğu ise ancak sezgi ve tahminle yorumlanabilir. Bu tahmin doğru da olabilir yanlış da. işte sizin ödeviniz bu ateşi tek rehber ve onun aydınlattığını ise bilinen tek gerçek bilgi kabul etmek, göreviniz ise bu rehberi ve bilgiyi kullanarak karanlıktakileri de aydınlatmak, tahminlerin gerçekliğini açığa çıkarmak ve bu rehberi ve bilgiyi daha iyi hale getirmektir. O zamana kadar ise karanlık sizin için her zaman ancak bir şüphe kaynağı, o karanlıktakilere inanmak ise sizin için bir kişisel inanç meselesi olarak kalmalı ve ateşin aydınlığından daima ayrı tutulmalıdır, kıyaslanmamalıdır. işte gerçek bilimsel yaklaşımın özü budur ve bunu kabul etmek kişisel bir tercihtir. Ancak bunu reddedenlerin burada işi yoktur. Çünkü bilimin geldiği bu nihai anlayış nice emek ile cana mal olmuştur ve insanlık bunun için yüzlerce hatta binlerce yıl beklemiştir. Gücü yadsınamaz ve geçerliliği gösterilebilen tek yaklaşım olan bu anlayışı nice zorlukların sonucu olarak işte burada, bu amfide gururla temsil eden ben de bizi aydınlatan bu yegâne ateşi ne pahasına olursa olsun savunmak amacındayım. Çünkü bu dünyada bizi insan gibi yaşatacak gücün tek kaynağını işte bu ateşte buluyorum. Elimizden alındığında soğuktan donacağımız, yem olacağımız veya karanlıklarda kör kuyuların dibini boylayacağımız bu ateşi ne pahasına olursa olsun savunmak ve büyütmek, yani sahiplenip kullanmak, yani sonuna kadar akılcı olup en gayretli çalışkanlıkla bir şeyler üretmek sizin de tek kurtuluşunuzdur. Şimdi bu anlayışı kabul edenlerle konuşacaklarım var. Bu anlayışı, yani aslında kendi akıllarını da reddedenler, onu eleştirmeyip karalayanlar, onu daha iyi hale getirmeyip yıkmaya uğraşanlar ise dışarı çıksınlar ve yeniden düşünsünler. Dünyada aklını satıp umut ve hayal çöplüğünün köle pazarlarında sürünen çoğunluğun yanında onlara da mutlaka yer bulunur."
Ve ateş söndü. Geriye kalan ise sessiz bir karanlıktı.
Ateş
Üçüncü ders başlamak üzereydi. Hoca son birkaç dakikayı bekliyordu amfide. Birinci sınıf tıp amfisinde o gün yüzden fazla öğrenci vardı. Pencereleri olmayan, içindeki genç insanlar olmadan havasız bir mezardan farksız amfide ders zamanı gelmişti. O günkü antropoloji dersinde insanın evrimi anlatılacaktı. Homo erectus ve diğerleri, primatlar ve Darwin tabii ki. Ve ders başladı. Fakat profesör derse başlayalı henüz birkaç dakika geçmişti ki hemen itirazlar duyuldu. Bunların saçmalık olduğunu söyleyen öğrenciler evrimi reddediyordu. Tek yaratıcının Tanrı olduğunu bağırarak hocayı susturmaya uğraşıyorlardı. Tartışma ilerledikçe hocanın sabrı taştı. "Sessizlik!" diye bağırdı ve cebinden bir çakmak çıkardı. Herkes susmuş çakmağa bakıyordu. "Burada bilim öğrenmek için bulunuyorsunuz. Size önce bilimin ne olduğunu öğretmek lazım ki ne için burada olduğunuzu idrak edesiniz." Ve ışıkları kapattı. Tık, tık, tık... Koca amfide onlarca öğrenci şimdi sonsuz bir karanlıktaydı. Kimse konuşmuyordu, sadece bekliyorlardı. Ve birden zifiri karanlığın içinde bir kıvılcım parladı. "işte bu ateş elimizdeki yegâne aydınlanma aracı yani bilim ve akıldır. Bu ateşin ışığında aydınlanansa bilebileceğimiz yegâne gerçek bilgidir. Yani bu koca, karanlık ve bilinmezlerle dolu evrende bize bir şeyleri gerçekten gösterebilecek tek araç olan bu ateş güvenebileceğimiz tek bilgi kaynağıdır. O halde bilim ve aklı tek rehber kabul eden üniversitede size öğretilecek tek bilgi ve disiplin de işte bu ateşin ışığında hazırlanandır. Bu ateşin ulaşamadığı karanlıkta ise ancak gölgeler ve kara bir bilinmez vardır. Karanlıkta kalanın ne olduğu ise ancak sezgi ve tahminle yorumlanabilir. Bu tahmin doğru da olabilir yanlış da. işte sizin ödeviniz bu ateşi tek rehber ve onun aydınlattığını ise bilinen tek gerçek bilgi kabul etmek, göreviniz ise bu rehberi ve bilgiyi kullanarak karanlıktakileri de aydınlatmak, tahminlerin gerçekliğini açığa çıkarmak ve bu rehberi ve bilgiyi daha iyi hale getirmektir. O zamana kadar ise karanlık sizin için her zaman ancak bir şüphe kaynağı, o karanlıktakilere inanmak ise sizin için bir kişisel inanç meselesi olarak kalmalı ve ateşin aydınlığından daima ayrı tutulmalıdır, kıyaslanmamalıdır. işte gerçek bilimsel yaklaşımın özü budur ve bunu kabul etmek kişisel bir tercihtir. Ancak bunu reddedenlerin burada işi yoktur. Çünkü bilimin geldiği bu nihai anlayış nice emek ile cana mal olmuştur ve insanlık bunun için yüzlerce hatta binlerce yıl beklemiştir. Gücü yadsınamaz ve geçerliliği gösterilebilen tek yaklaşım olan bu anlayışı nice zorlukların sonucu olarak işte burada, bu amfide gururla temsil eden ben de bizi aydınlatan bu yegâne ateşi ne pahasına olursa olsun savunmak amacındayım. Çünkü bu dünyada bizi insan gibi yaşatacak gücün tek kaynağını işte bu ateşte buluyorum. Elimizden alındığında soğuktan donacağımız, yem olacağımız veya karanlıklarda kör kuyuların dibini boylayacağımız bu ateşi ne pahasına olursa olsun savunmak ve büyütmek, yani sahiplenip kullanmak, yani sonuna kadar akılcı olup en gayretli çalışkanlıkla bir şeyler üretmek sizin de tek kurtuluşunuzdur. Şimdi bu anlayışı kabul edenlerle konuşacaklarım var. Bu anlayışı, yani aslında kendi akıllarını da reddedenler, onu eleştirmeyip karalayanlar, onu daha iyi hale getirmeyip yıkmaya uğraşanlar ise dışarı çıksınlar ve yeniden düşünsünler. Dünyada aklını satıp umut ve hayal çöplüğünün köle pazarlarında sürünen çoğunluğun yanında onlara da mutlaka yer bulunur."
Ve ateş söndü. Geriye kalan ise sessiz bir karanlıktı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar