bugün
- 20 haziran 2026 türkiye paraguay maçı54
- berberlere zam gelmesi7
- vincenzo montella'nın halen istifa etmemiş olması2
- ankara mı istanbul mu10
- düşüncelerin gücü2
- türkiye'nin asla düzelemeyecek olmasının sebebi12
- erkeklere çekici gelen kadın meslekleri9
- seni hayata bağlayan şey4
- anın görüntüsü12
- erkeklerin akılsızlıkları9
- kedilerle iletişimin gizli yolu4
- biz veleybol ülkesiyiz2
- aslan burcunun karakteristik özellikleri6
- nuh tufanı olayı gerçek midir11
- destur zall hazretleri online2
- 13 seçim kaybetmedim7
- kayahan'ın en güzel şarkısı12
- istanbul vapurları2
- aylık 360 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- uzun süreli ilişkinin sırrı4
- işkembe sandviç2
- köyde gece tuvalete gitmek4
- 20 haziran 2026 brezilya haiti maçı2
- yazar k4
- kim kahve yapmak ister2
- son görülen rüya5
- ertuğrul polat2
- kadınların ilgisiz yaşayamaması13
- montella'nın mağlubiyet açıklaması5
- türkiye a milli futbol takımı13
- topuklu ayakkabı5
- işi düşünce aramak4
- bizim çocuklar başardı6
- tarkan şarkıları3
- 2026 dünya kupası'na gruplarda veda ettik7
- bik bik bugün ne yemek yaptı acaba3
- yedinci mühür2
- göbek eritme taktikleri8
- ormanda yürüyüş yapana iaaaahh diye sesler çıkarma3
- lionel messi2
- iki insan arasındaki en uzun mesafe5
- hale etkisi2
- depresyona girmeye karar vermek4
- petek dinçöz bam bam4
- diyafram2
- toprak razgatlıoğlu'nun çekya sprint yarışındaki 12
- okan buruk2
- yaza fit girmek için somali'ye gitmek3
- şu memelere bak6
- çokomel2
entry'ler (799)
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği
insan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya
Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin
Ataol Behramoglu
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği
insan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya
Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin
Ataol Behramoglu
söz verdiğim gibi yaptım, gidişinden tam 2 sene sonra sana en çok benzeyen adamı buldum. o beni pek önemsemiyor farkındayım ama sana söz verdim bir kere. o sana çok benziyor, bırakamam. ama her fırsat bulduğumda sana koşuyorum, dayanamıyorum. farkında birşeyler olduğunun, onu aldattığımı sanıyor belki de.
doğum günündü o rüyayı gördüğümde, gelme diyorsun artık sakın gelme. oysa ben ellerinsiz yapamam bilirsin. izin istedim senden son bir kez için,razı oldun.
rüzgarlı bir istanbul akşamında, doğduğun günde -ne önemi varki doğduğun günün- iş çıkışı sana koşuyorum. son kez damlayacak gözyaşlarım toprağına, huzursuzum. telefonum çalıyor; o arıyor, sana benzeyen. eve gidiyorum, çok yorgunum diyorum. ona senden bahsedemem, böyle konuşmadık mı seninle?
güneş batmak üzere, işte yanıbaşındayım sevgilim. her zamanki gibi senin hatrını soruyorum önce, anlamaya çalışıyorum el sürerek karanlık sessizliğinde toprağın. telefonum çalıyor. seninle son kez buluşuyorum, vakit kaybedemem. anlatmalıyım herşeyi. öncekileri, bundan sonra olacakları. doğum gününü kutlayacağız daha, yeni sözler vermeliyim sana bu akşam.
bir mesaj sesi...
rüzgar sert esiyor. ben anlatırken sen kıpırdanıyosun, mutlusun biliyorum. sürpriz kahvaltı hazırlama çabalarım geliyor aklıma. sessizce çeviriyorum anahtarı, evine giriyorum, doğruca mutfağa geçiyorum. kahvaltını hazırlayıp uyandırıyorum seni. halbuki daha anahtarı kilide soktuğum anda uyanıyorsun, sürprizim bozulmasın diye yatakta kıpırdanıp duruyorsun.
hava ne kadar aydınlık bu saatte! içimdeki ışığın aydınlatıyor dünyamı. ışık demişken... gülüyorum, kalbim buruk biraz da. ortak noktamız ve bana vereceğin ışık düşüyor aklıma. etraf daha da aydınlık artık, ama nasıl olur, saat kaç?
inanamıyorum, gün bitmiş, sabah olmuş. ve ben mezarın başında bu bahar akşamında hiç üşümedim, saati farketmedim. ertesi gün olmuş, işe gitmek için az zamanım var. hemen anlatmaya koyuluyorum bundan sonra sana gelmeden nasıl yaşayacağımı, sensiz kalmayacağımı.
ellerinin üzerindeki toprağına uzanıyorum, avuçlarımda toprağın sımsıkı tutuyorum ve yanıma aldığım beyaz poşete dolduruyorum. artık üzülmeyeceksin bana çiçek almayı aksattığın için.
veda vakti sevgilim, segilimmmm!
---------------------
kadırgada bir cam ustası... ahşap kapısı aralık yine, biraz gürültü yaparak giriyorum içeri, çay içiyor taburesine oturmuş. baştan aşağıya süzüyor beni, darmadağınığım, üzerimde dünden kalan takım elbisem. suratımda manasız bir mutluluk; konuştuğumuz gibi cam bir vazo istiyorum diyorum elimdeki toprak dolu poşeti uzatarak.
sabırsız bir bekleyişin ardından kavuşuyorum tekrar ellerine. terminalde beni bekleyişin geliyor aklıma istanbul dönüşlerinde. bir asırdır ellerine kavuşmak için buradayım derdin sevgilim, hala orada mısın?
başucumda yeri hazır vazomun...
terminalde beni beklerken kırmızı gerberaları tutan ellerin şimdi toprağından yapılmış cam bir vazo masamda ve yine içinde kırmızı gerberalar...
doğum günündü o rüyayı gördüğümde, gelme diyorsun artık sakın gelme. oysa ben ellerinsiz yapamam bilirsin. izin istedim senden son bir kez için,razı oldun.
rüzgarlı bir istanbul akşamında, doğduğun günde -ne önemi varki doğduğun günün- iş çıkışı sana koşuyorum. son kez damlayacak gözyaşlarım toprağına, huzursuzum. telefonum çalıyor; o arıyor, sana benzeyen. eve gidiyorum, çok yorgunum diyorum. ona senden bahsedemem, böyle konuşmadık mı seninle?
güneş batmak üzere, işte yanıbaşındayım sevgilim. her zamanki gibi senin hatrını soruyorum önce, anlamaya çalışıyorum el sürerek karanlık sessizliğinde toprağın. telefonum çalıyor. seninle son kez buluşuyorum, vakit kaybedemem. anlatmalıyım herşeyi. öncekileri, bundan sonra olacakları. doğum gününü kutlayacağız daha, yeni sözler vermeliyim sana bu akşam.
bir mesaj sesi...
rüzgar sert esiyor. ben anlatırken sen kıpırdanıyosun, mutlusun biliyorum. sürpriz kahvaltı hazırlama çabalarım geliyor aklıma. sessizce çeviriyorum anahtarı, evine giriyorum, doğruca mutfağa geçiyorum. kahvaltını hazırlayıp uyandırıyorum seni. halbuki daha anahtarı kilide soktuğum anda uyanıyorsun, sürprizim bozulmasın diye yatakta kıpırdanıp duruyorsun.
hava ne kadar aydınlık bu saatte! içimdeki ışığın aydınlatıyor dünyamı. ışık demişken... gülüyorum, kalbim buruk biraz da. ortak noktamız ve bana vereceğin ışık düşüyor aklıma. etraf daha da aydınlık artık, ama nasıl olur, saat kaç?
inanamıyorum, gün bitmiş, sabah olmuş. ve ben mezarın başında bu bahar akşamında hiç üşümedim, saati farketmedim. ertesi gün olmuş, işe gitmek için az zamanım var. hemen anlatmaya koyuluyorum bundan sonra sana gelmeden nasıl yaşayacağımı, sensiz kalmayacağımı.
ellerinin üzerindeki toprağına uzanıyorum, avuçlarımda toprağın sımsıkı tutuyorum ve yanıma aldığım beyaz poşete dolduruyorum. artık üzülmeyeceksin bana çiçek almayı aksattığın için.
veda vakti sevgilim, segilimmmm!
---------------------
kadırgada bir cam ustası... ahşap kapısı aralık yine, biraz gürültü yaparak giriyorum içeri, çay içiyor taburesine oturmuş. baştan aşağıya süzüyor beni, darmadağınığım, üzerimde dünden kalan takım elbisem. suratımda manasız bir mutluluk; konuştuğumuz gibi cam bir vazo istiyorum diyorum elimdeki toprak dolu poşeti uzatarak.
sabırsız bir bekleyişin ardından kavuşuyorum tekrar ellerine. terminalde beni bekleyişin geliyor aklıma istanbul dönüşlerinde. bir asırdır ellerine kavuşmak için buradayım derdin sevgilim, hala orada mısın?
başucumda yeri hazır vazomun...
terminalde beni beklerken kırmızı gerberaları tutan ellerin şimdi toprağından yapılmış cam bir vazo masamda ve yine içinde kırmızı gerberalar...
Sözlükteki yirminci yılını kutlayan yazar. Sözlük hala yaşıyor mu
An itibariyle saptadığım durum. Safari ile devam ediyoruz mecbur
Votka, passion fruit, vanilya içeren bir ingiliz kokteyli. Prosecco ile servis edilir.
Ripassato superiore olanı makbul olan şarap, italya’nın veneto bölgesinde üretilir.
Pasat yerine passat demekle esdegerdir.
müsahit yazmadığı için alnından öpülesidir.
bir özel hastanenin facebook sayfasinda tam tesekkürlü hastane yorumunu yapan kişidir.
fotoğraf altına "masumhane" yorumu yapandır.
evden çıkarken kapıyı çektikten sonra araba anahtarının üzerinde bulunan kilitleme düğmesine basıp ev kapısını kilitlemeye çalışmaktır.
selam söyle diyene bağış üstüne bile der bu sevgililer.
her gece tekrar tekrar ölüyorsun rüyalarımda. her defasında bir umut uyuyorum geceleri. belki bu gece, tam da bu gece ölmezsin.
bu kişi önceki mesajlarında mücevher yerine mücefer, inşallah yerine iyişallah demiş de olabilir.
hayalkırıklığının bu kadar acı verebileceğini bilmiyordum.
kızın erkek arkadaşımın hediyesi demesi pek muhtemel olduğu durumdur.
ısı dayanımı nedeniyle sanayide kullanımı yaygındır. hatta son zamanlarda kek pişirme kalıpları, spatula ve bunun gibi mutfak gereçlerinin de silikondan imal edilmesiyle evlerimize kadar girmiştir.
otomotiv sanayiinde özellikle boya yapılan parçalar üzerine silikonun ortamda bıraktığı moleküllerin yüzeyde oluşturduğu pürüz nedeniyle yasaklanmıştır.
otomotiv sanayiinde özellikle boya yapılan parçalar üzerine silikonun ortamda bıraktığı moleküllerin yüzeyde oluşturduğu pürüz nedeniyle yasaklanmıştır.
ayrılmak isteyip de bahane bulamayan çakal sevgilidir.