entry'ler (6197)

linkedin

facebooka dönüştü zamanla. bi halta yaramıyor

içine cin giren insan nasıl kurtulur

muhtemelen şizofrenidir. psikolağa gitmesi gerekir.

gizli sekmeden güllü dinlemek

Neden gizli sekmede.

canın tatlı çekmesi

An itibariyle tatlısızlıktan kıvranıyorum.

escort olmaya karar vermek

Bı de üstüne para alınabiliyorsa ben varım. Ewed

düdüklü tencere kullanmayı bilen yazarlar

Düdüklü tencere ile çorba yapabiliyorum ama nasıl yapabildiğimi sorsan bende bilmiyorum.

exlerle arkadaş kalmak

Birçok eximle hala arkadaşız birkaç tanesi hariç. Evet

arkadaşlar günaydın nasılsınız umarım iyisinizdir

Az önce uyandım. Bitmişim

reptilyanlarla savaşmak

holıwıd filmlerine konu olabilir.

türkçe

başta zordur ama sonra tekerleme gibidir devamı bi şekilde gelir.

sözlükte at koşturmak

hepiniz uyuduysanız başlıyorum. ewed

kuscam sanırım

arkadaşlar çok yedim sanırım yemekten. tutun beni

15 ekim 1989 adana d spor un bjk ya döşeyecği boru

nolmuş nolmuş.

ayrıldık

tebrik ederim.

evde çiçek yetiştiren erkek

evlidir. evet

arkadaşlar acıktım

bi ekmek yedim az önce. vicdan azabı

arkadaşlar acıktım

bir şey sorcam. akşam altıda uyandım sadece puding yedim bi tabak. diyet yapim bişi yemeyim diye karar almıştım. ama hafif acıkmaya başladım. sizce yemeli miyim yememeli miyim. yardım edin

karkamış krallığı

Karkamış Krallığı, Eski Yakın Doğu'nun en önemli siyasi ve kültürel merkezlerinden biriydi. Fırat Nehri kıyısında, günümüzde Türkiye-Suriye sınırının yakınında bulunuyordu. Hitit imparatorluğu'nun MÖ 12. yüzyıl başlarında çöküşünden sonra da varlığını sürdüren Karkamış, Geç Hitit krallıkları arasında öne çıktı.

Karkamış'ı özellikle önemli kılan özellik, Hitit imparatorluğu'nun siyasi ve kültürel mirasını yaşatması ve Mezopotamya ile Anadolu arasında bir köprü oluşturmasıdır. Krallıkta Luvice, Hititlerden kalan hiyeroglif yazı geleneği, Suriye-Mezopotamya sanat biçimleri ve yerel dini gelenekler bir arada gelişti.

Krallığı'nın dili ve yazısı= Karkamış'ın dil tarihi, Hititlerden kalan kültürel mirası anlamak açısından çok önemlidir.

Luvice= Karkamış'ın Geç Hitit dönemindeki kraliyet yazıtlarında kullanılan başlıca dillerden biri Luvice idi. Luvice, Hint-Avrupa dil ailesinin Anadolu koluna aittir ve Hititçeyle akrabadır. Luvice yazıtlar, kralların yaptırdığı yapıları, tanrılara sundukları adakları, askerî başarılarını ve hanedanlarının meşruiyetini anlatır.

Hititçe, Akadca ve Aramice= Karkamış'ın daha eski dönemlerinde Hitit imparatorluğu'nun idari ve diplomatik dünyasıyla bağlantılı yazılı gelenekler de vardı. Akadca, dönemin uluslararası diplomasi dilinin önemli bir parçasıydı. Demir Çağı'nda ise Aramice konuşan topluluklarla ilişkiler giderek önem kazandı. Bununla birlikte Karkamış'ın bütün sakinlerinin aynı dili konuştuğunu söyleyemeyiz.

Saray ve anıtsal mimari= Karkamış'ın kalıntıları, kentin surlarla korunan bir iç şehir, aşağı şehir ve daha geniş bir dış yerleşim alanından oluştuğunu gösterir. Saraylar, tapınaklar, anıtsal girişler ve savunma yapıları, krallığın hem siyasi hem de dini merkez olarak işlev gördüğünü ortaya koyar.

Ekonomi ve günlük yaşam= Fırat kıyısındaki konum, Karkamış'ın tarım ve ticaret açısından önemini artırıyordu. Tahıl ve diğer tarım ürünlerinin üretimi, Hayvancılık, Nehir çevresindeki ulaşım ve ticaret, Seramik ve metal eşya üretimi, Saray, tapınak ve askerî kurumların ihtiyaçlarını karşılayan zanaatlar....

-Karkamış'ın dini ve tanrıları-

Kubaba: Karkamış'ın en önemli tanrılarından biriydi ve özellikle kentle yakından ilişkilendiriliyordu.
Fırtına tanrısı:Hitit dini geleneğinde fırtına tanrıları önemli bir yere sahipti. Yağmur, bereket, göksel güç ve krallık otoritesiyle ilişkilendirilen bu tanrılar, Karkamış'ın dini dünyasında da etkiliydi.
Güneş ve diğer tanrılar: Karkamış'ın dini dünyası yalnızca Kubaba ve fırtına tanrısından ibaret değildi. Eski Hitit gelenekleri, Kuzey Suriye'nin dini uygulamaları ve yerel kutsal varlıklar bir arada bulunuyordu.

osroene krallığı

Osroene Krallığı (Osrhoene), merkezi bugünkü Şanlıurfa olan Edessa şehrinde bulunan, Kuzey Mezopotamya tarihinin önemli krallıklarından biriydi. Özellikle MÖ 2. yüzyılın sonlarından MS 3. yüzyıla kadar Roma imparatorluğu ile Part imparatorluğu arasındaki siyasi mücadelelerde önemli rol oynadı.

Dil ve kültür: Aramice konuşulan Mezopotamya kültürü, Arap hanedan gelenekleri ve Helenistik etkiler bir arada bulunuyordu.
Siyaset: Krallık, Roma ile Partlar arasında denge kurmaya çalışıyordu.
Din: Edessa, erken Hristiyanlığın ve Süryanice edebiyatın en önemli merkezlerinden biri hâline geldi.

Osroene'nin tarihi yalnızca bir krallığın yükselişi ve çöküşü değildir. Aynı zamanda Mezopotamya'nın eski dini geleneklerinden Hristiyanlığın gelişimine uzanan büyük bir kültürel dönüşümün hikâyesidir

Başlıca merkezleri ve ilişkili yerleşimleri şunlardı:

Edessa (Urfa): Krallığın başkenti, yönetim ve kültür merkezi.
Carrhae (Harran): Mezopotamya'nın önemli ticaret ve din merkezlerinden biri.
Fırat çevresindeki yerleşimler: Ulaşım, tarım ve siyasi denetim açısından önemliydi.
Samosata (Samsat): Fırat üzerindeki önemli bir kent; zaman zaman komşu siyasi güçlerin mücadele alanıydı.

Bu yerleşimlerin tamamı her dönemde doğrudan Osroene yönetiminde değildi. Krallığın sınırları, Roma ve Partlar arasındaki savaşlara ve yerel siyasi koşullara bağlı olarak değişiyordu.

Osroene Krallığı nasıl kuruldu= Büyük iskender'in MÖ 323'te ölümünden sonra, onun imparatorluğunun topraklarında yeni Helenistik devletler kuruldu. Osroene'nin bulunduğu bölge de uzun süre Seleukos Krallığı'nın siyasi etkisi altında kaldı.
MÖ 2. yüzyılın sonlarına doğru Seleukos yönetiminin zayıflamasıyla Edessa çevresinde bağımsız bir krallık ortaya çıktı. Bu devlet, tarih yazımında genellikle Abgar Hanedanı veya Abgarlar olarak anılan hükümdar ailesi tarafından yönetildi.
Hanedanın hükümdarları arasında Abgar ve Ma'nu gibi adlar sıkça görülür. Bazı hükümdarlar ise Part dünyasıyla bağlantılı adlar taşıyordu.

Osroene'nin siyasi kimliği birkaç unsurun birleşimiyle oluştu:

Bölgenin eski Arami ve Mezopotamya kültürü.
Yerel hanedanların siyasi gücü.
Arap topluluklarının bölgedeki varlığı ve etkisi.
Seleukoslardan kalan Helenistik siyasi gelenekler.
Partlar ve Romalılarla kurulan diplomatik ilişkiler.

Osroene'nin dili: Aramice ve Süryanice= Osroene'yi diğer Anadolu krallıklarından ayıran en önemli özelliklerden biri dilidir.

Aramice= Bölge halkının önemli bir bölümü Aramice konuşuyordu. Aramice, Sami dil ailesine bağlıdır ve eski Yakın Doğu'da yüzyıllar boyunca yaygın biçimde kullanılmıştır. Aramice, Mezopotamya'da ticaret, günlük iletişim ve yazılı kültür açısından önemliydi. Osroene'de de bölgenin yerel kimliğinin temel unsurlarından birini oluşturuyordu.

Süryanice= Süryanice, Aramicenin Edessa çevresinde gelişen ve zamanla edebî bir dil hâline gelen tarihî biçimidir. Özellikle Hristiyanlığın yayılmasıyla birlikte din, felsefe, edebiyat ve bilim alanlarında büyük önem kazandı. Süryanice eserler sayesinde Edessa, sonraki yüzyıllarda Yakın Doğu'nun başlıca kültür merkezlerinden biri hâline geldi.

Yunanca ve diğer diller= Helenistik dönemin etkisiyle Yunanca da siyasi ve kültürel yaşamda kullanılıyordu. Özellikle kraliyet sikkelerinde ve bazı yazılı belgelerde Yunancaya rastlanır.

Krallığın sona ermesi= Osroene'nin bağımsızlığı tek bir olayla ve bütün kaynaklarda aynı tarihle açıklanmaz. Roma'nın bölgeyi denetimi altına alması aşamalı bir süreçti. MS 2. yüzyılın sonları ile 3. yüzyılın başlarında krallık giderek Roma egemenliğine bağlandı. imparator Caracalla döneminde, yaklaşık MS 212–216 arasında, hanedan yönetimi sona erdi ve Edessa Roma'nın doğu sınırındaki idari sistemin parçası hâline geldi. Bazı tarih kaynakları krallığın nihai kaldırılması için MS 249 tarihini verir; bu farklılık, krallığın statüsünün değiştiği aşamaların birbirinden ayrılması gerektiğini gösterir.

Osroene'nin dini: Pagan inançlardan Hristiyanlığa= Osroene'de Hristiyanlık yayılmadan önce Mezopotamya, Suriye ve Arap dünyasının farklı dinî gelenekleri bir arada bulunuyordu.

-Atargatis: Kuzey Suriye ve çevresinde tapınım gören önemli bir tanrıçaydı. Bereket ve yaşamla ilişkilendiriliyordu.
-Bel: Mezopotamya ve Suriye'nin bazı bölgelerinde önemli bir tanrıydı.
-Sin: Ay tanrısı olarak özellikle Harran çevresindeki dinî geleneklerde büyük önem taşıyordu.
-Şamaş: Güneşle ilişkilendirilen Mezopotamya tanrısıydı.
-Yerel Arami ve Arap tanrıları: Farklı toplulukların kendi kutsal varlıkları ve ibadet gelenekleri bulunuyordu.

Kral Abgar ve isa efsanesi= Osroene tarihinin en ünlü dinî anlatılarından biri, Kral Abgar ile isa arasında geçtiği söylenen mektuplaşmadır. Hristiyan geleneğine göre Edessa Kralı Abgar, hastalığı nedeniyle isa'ya bir mektup göndererek kendisini iyileştirmesini istemiştir. Anlatının bazı biçimlerinde isa'nın da ona cevap verdiği ve havarilerinden birini Edessa'ya gönderdiği söylenir.
Ancak burada önemli bir tarihsel ayrım vardır:
Abgar V'in isa ile mektuplaştığını kanıtlayan güvenilir çağdaş belge bulunmamaktadır.
Bu anlatı, sonraki yüzyıllarda Edessa'nın Hristiyan kimliğini güçlendiren önemli bir geleneğe dönüşmüştür.
Edessa'daki Hristiyanlığın tarihsel olarak doğrulanabilen varlığı, MS 2. yüzyıla uzanır.

Bardaysan= yaklaşık MS 154–222 yılları arasında yaşamış, Edessa'nın en tanınmış düşünürlerinden biriydi. Felsefe, din ve insanın davranışları üzerine düşünceler geliştirdi. Hristiyanlıkla ilişkiliydi; ancak görüşleri dönemin bütün Hristiyan çevreleri tarafından aynı şekilde kabul edilmiyordu.

süryanice edebiyat= Edessa'da gelişen Süryanice yazılı kültür, sonraki yüzyıllarda geniş bir coğrafyaya yayıldı. Bu gelenek içerisinde: Dinî ilahiler,Dinî ilahiler, Kutsal metin çevirileri, Tarih kronikleri,Felsefi metinler önemli yer tutuyordu. Daha sonraki yüzyıllarda yaşayan Efrem gibi Süryanice yazarlar, bu edebî geleneğin gelişmesinde büyük rol oynadı. Ancak Efrem, Osroene Krallığı'nın bağımsız olduğu dönemde değil, MS 4. yüzyılda yaşamıştır.

Osroene halkı kimdi= Osroene'nin nüfusu büyük ölçüde Aramice konuşan topluluklarla ilişkiliydi. Bölgenin yöneticileri ise Arap ve iran dünyalarıyla bağlantılı hanedan geleneklerine sahipti. Şehirlerde ve ticaret yollarında farklı kökenlerden insanlar yaşıyordu.Bu nedenle Osroene'yi yalnızca tek bir modern halkın doğrudan karşılığı olarak tanımlamak doğru değildir.

komagene krallığı

Kommagene Krallığı, yaklaşık MÖ 2. yüzyıldan MS 1. yüzyıla kadar Güneydoğu Anadolu'da varlığını sürdüren, Anadolu, Pers ve Helenistik Yunan kültürlerini bir araya getiren önemli bir krallıktı. Başlıca toprakları bugünkü Adıyaman çevresini, Fırat'ın batısındaki alanları ve zaman zaman komşu bölgeleri kapsıyordu.

Kommagene'yi benzersiz kılan özellik, farklı kültürel gelenekleri bilinçli biçimde bir araya getirmesidir. Krallar hem Pers kökenli hanedan geleneklerine hem de Büyük iskender sonrasında gelişen Helenistik hükümdarlık anlayışına dayanıyorlardı.

Krallığın en tanınmış hükümdarı I. Antiochos Theos'tur. Nemrut Dağı'ndaki dev heykelleri ve kutsal anıt kompleksi onun döneminde yapılmıştır. Bugün bu eserler, Kommagene'nin tarihsel mirasının en çarpıcı örnekleri arasında yer alır.

Kommagene kültürü: Pers ile Yunan dünyasının buluşması= Kommagene kültürünün en belirgin özelliği, farklı gelenekleri bir araya getirmesidir. Krallığın yöneticileri bir yandan Pers krallarıyla ilişkilendirilen soy ve hükümdarlık geleneklerini benimserken diğer yandan Yunanca yazıtlar, Helenistik sanat ve Yunan tanrı adlarını kullanıyordu. Bu birleşim yalnızca sanatta görülmez. Kraliyet ideolojisi, dini törenler, mezar anıtları ve hükümdarların kendilerini tanımlama biçimleri de bu kültürel sentezin parçalarıdır.

kraliyet kimliği= I. Antiochos, atalarının hem Pers hem de Yunan-Makedon kraliyet aileleriyle bağlantılı olduğunu vurguladı. Bu soy anlatıları, hükümdarın meşruiyetini güçlendirmeye yönelikti.

Sanat ve heykel= Yunan etkisi, tanrıların tasvirlerinde ve heykel sanatında belirgindir. Pers etkisi, kraliyet simgelerinde ve hükümdarlık anlayışında hissedilir. Yerel Anadolu gelenekleri, kutsal alanların ve anıtların bölgesel karakterine katkıda bulunur.

Nemrut Dağı'ndaki dev başlar, bu kültürel birleşimin en tanınmış örnekleridir. Heykellerdeki yüz ifadeleri, başlıklar ve kompozisyonlar, yalnızca sanatsal tercihleri değil, hükümdarın siyasi ve dini mesajını da yansıtır.

Dil ve yazıtlar= Kommagene'nin kraliyet yazıtlarında ağırlıklı olarak Yunanca kullanılmıştır. Nemrut Dağı'ndaki uzun yazıtlar, I. Antiochos'un dini düzenlemelerini, tanrılara ilişkin düşüncelerini ve kendi anısının nasıl korunmasını istediğini açıklar. Bu yazıtlar, Kommagene tarihinin en önemli birincil kaynakları arasındadır. Hükümdarın kendi sözlerini içermeleri nedeniyle, krallığın ideolojisini anlamak açısından özellikle değerlidir.

Kommagene'nin dini ve tanrıları= Kommagene dini, krallığın kültürel sentezinin en açık görüldüğü alanlardan biridir. Yunan tanrıları, Pers dini gelenekleriyle ilişkilendirilmiş; yerel kraliyet kültü de bu sistemin içine yerleştirilmiştir.

Başlıca tanrılar= Zeus-Oromasdes, Apollon-Mithras-Helios-Hermes, Artagnes-Herakles-Ares,
I. Antiochos Theos= Kral, kendi kurduğu dini düzende tanrılarla ilişkilendirilmiş ve ölümünden sonra anısının kutsal törenlerle yaşatılmasını istemiştir. Bu, Kommagene'deki hükümdar kültünün temel unsurlarındandır.

-Kommagene'nin ekonomik ve toplumsal yapısı-

Toplumda kral ve hanedan ailesinin yanı sıra yerel yöneticiler, askerler, din görevlileri, zanaatkârlar, tüccarlar ve çiftçiler bulunuyordu.

Tarım: Tahıl ve diğer tarım ürünleri yerleşik ekonominin temelini oluşturuyordu.
Hayvancılık: Dağlık ve kırsal alanlarda önemli bir geçim kaynağıydı.
Ticaret: Fırat geçişleri ve bölgesel yollar, mal alışverişi açısından önem taşıyordu.
Dini kurumlar: Kutsal alanlar ve rahipler, kraliyet kültünün devam ettirilmesinde rol oynuyordu.
Kraliyet anıtları: Büyük inşaat faaliyetleri, yönetimin kaynakları seferber edebilme gücünü gösteriyordu.
© copyright 2005 - 2026