bugün

/636
bir insanın hayatından iki yıl isteyip teminat olarak verilen bir değer.
hakkında konuşulmadığında küsüyor size.
bazıları onun bir lanet olduğunu söylese de lanetlenmiş bir duygu değildir.
sevmek güzeldir.
Aşk;kimseye aldırış etmeden taksim meydanında hüngür hüngür ağlayabilmektir...
Aşk, onun adını gözlerinin içine bakarak söyleyecek cesareti bulamamaktır.. Aşk, insanın gönül dünyasında oluşturduğu bu korku imparatorluğunun köle pazarında, satılığa çıkarılmış bir parya misali çaresiz kalmaktır. Aşk, o kölenin gözlerindeki hürriyet umudu, elindeki kelepçeye hüzünle sarılışı, ayağındaki prangayı unutuşudur. Aşk nedir biliyor musun iki gözüm?! Aşk, onu tarif etme ahmaklığında sınıfta kalan bir adamın uzun uzun tasvirlerle, bilinçsiz benzetmeleri art ardına sıralamaya çalışmasıdır. Aşk beyhûdedir, asûdedir..Tanrısal bir sükût içinde kalabalıklar ortasında susabilmektir. Sadece onun tebessümüne koşabilmektir. Aşk ölmek değildir, onun için yaşayabilme cesareti de değildir. Aşk, ölümü yaşamaktır..

(Aşk, geceleri uyumayan uykusuz gözlerle hayata bakan, sefil, serseri bir adamın tarif edemeyeceği kadar muhteşem, ve bir o kadar da samimidir)
mevlana'ya aşk nedir diye sorarlar; ben ol da bil, der.

mustafa yıldızdoğan demiş ki
--spoiler--
aşk, kara bir gecede kara bir taşın altında kara karıncanın kara kanatlarının altında kara can gizleyen nefes gizleyen o nefesin sesini işiten sıcaklığını duymaktır.
--spoiler--
benim bildiğim aşk, 'bir çocukluk telaşıdır'; kirlenmektir kimi zaman; edeptir; hayadır. içimdeki tuhaf kıpırtıdır.
aşk kavuşamamaktır..kavuşunca aşk biter..

bu yüzden kotamızı yüksek hızda indirdiğimiz aşklarla çabucak dolduruyoruz...
bir şarkıyla, bir melodiyle yada bir kokuyla, kalbinizi güm güm attıran, "ben buradayım ayağını denk al" diyerek varlığını hisettiren, mutlu kılan garip his.
günümüzde bu kavramı hissettiklerimizle değil de, karşımızdaki insanın bize olan tutumuyla açıklamaya çalışıyoruz. bir söz vardı "insan bu işte, sevilmeden sevemiyor bir türlü". biraz o anlama geliyor nedense. kendi aşkımıza anlam yükleyebilmek için sevdiğimiz insanın tutumlarını baz almak biraz samimiyet dışı bir tutummuş gibi geliyor.

şu da var tabi bir de, erkek kızı kendine aşık ettirmeye çalışır, kız erkeğe acı çektirmeye.
kimyasal olarak düşünülünce ömrü 2 yılmış. yersen.
tanımsızdır. sadece benzetmelerle anlatılmaya çalışılır.

aşk tanrıdır; göremezsin yok dersin ama varlığını hissedersin.

(bkz: gibi)
Demiş şair.. Bize demiş yine, yüzyıldır dinlenen bu aşka demiş.. Beni düşlemiş, seni düşlemiş.. Çiçek adlarını, umudu, cesareti anlatmış yaa, yüzyıldır dinlenen bu aşkın göz bebeğine bakmış..


Ve... Laleli'den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız

Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun..... işte o vakit bütün kara parçalarında sana sesleniyorum Afrika dahil... doğduğun bu güne tebessümüm var... içimin sol yanı.. Sevdiğim......
ısrarla gelmesini beklediğim, tesadüf sonucu oluşan durum.. ne yazıkki benim tesadüflerle aram pek iyi değil.belki de işi tesadüfe bırakmamak gerek.ne demiş orhan pamuk:
delice aşık olmak için,
akıllıca bir planım var.
üstat, aşk’a taş atma üzerine yalnızlık çamuru sıçrar demişti.
en büyük, hoş,istenilen aptallıktır.
insan bu kadar mı sever acı çekmeyi...
bile bile ölüme gitmeyi..
yazıldığı gibi yaşanır, sesli başlar ve sessizce biter.
aşk; sevdiğini sikemeyecek kadar çok sevip, onun seni bırakıp gitmesiyle sikilmektir.
aşk, o'nun yanında çocuklaşmaktır.
sövülesi gereken söylemdir.
kadınım, her bir saç teline sinmiş pahalı parfümlerin kokusunu yok eden o kenar mahallenin kokusu avucumda şimdi. gitmeseydin bunun adı aşk olurdu. her gece sevişmelerimizde dile getirdiğimiz, o izbe yatak odasının duvarlarına kazılıydı ayrılık, göremedik. zamanı değişmeyen, yaprakları düşmeyen takvim gibiydik ayrılık duvarlarında. güneş doğduğunda.. siyah perdelerden içeri girmeye kalkışan o sarı renge inat ayrılık kokusunu kazıdık dudağımıza.

avec l'amour..
aşk; sorunluluk duygusudur.

evet evet, sorumluluk değil, sorunluluk. karnın ağrır, göğüs kafesin sıkışır, kalbin kontrolden çıkar deli gibi çarpar, nefes alamazsın, dalar gidersin, başın ağrır, kurarsın sürekli, düşünürsün, düşersin olur olmadık. savaşırsın, çarpışırsın, kavga edersin, onu dahi karşına alırsın, bazen aileni görmezden gelirsin bazen arkadaşlarını, yalnız kalırsın sonunda aşkın için. bunun adı sorun değil de nedir?

ansızın gelir. habersiz, hiç hesapta yokken... sormaz bile müsaitseniz size gelmek istiyorum diye. böyle de düşüncesizdir. dengesizdir. adap bilmez, usul bilmez. kuralsızdır, sınırsızdır. kontrol altına alınamaz. bazen bir bakışmayla, bazen bir dokunuşla, belki minicik bir öpücükle, bir ses tonuyla, jestle mimikle, minicik bir gülümsemeyle gelir.

ve genelde tezata gider gönül. onun seni istememesi, birlikteyken ağzına etmesi, seninle mücadele etmesi, aksine tavır alması, araya türlü engeller girmesi gerekir ki aşk denilsin adına. acı olmadan, sorun olmadan onun adına aşk denir mi hiç?

ve kalan uktedir içinde aşk. olmaz, o gider, sen gidersin, yarım kalır, yediremezsin, sindiremezsin. aşk tüketemediğindir. tükettiğin halde zorluyorsan onun adı tutkudur, bağlılıktır, yalnızlık korkusudur.

kaç tane başından sonuna kadar kedersiz, gamsız, dertsiz başlayan, süren ve biten aşk gördünüz? bir düşünün okuduklarınızı, izlediklerinizi, dinlediğiniz şarkıları. size anlatılan aşk efsanelerini, gözlemlediklerinizi ve en önemlisi yaşadıklarınızı. içinde acı olmazsa aşk olmaz onun adı. aksi durumda aşk adı altında yasa dışı faaliyette bulunan ilişkidir onun adı.

aşk kalıcı değildir. geçer gider. geldiği gibi kolay olmaz gidişi elbette. yıkar, ezer ama gider. acıyı hissetmediğiniz zaman, işte tam da o zaman, alır başını gider. arkasına dahi bakmaz.

böyle de sorumsuz ve sorunludur aşk.
şu an hissettiğim kalp acısı, sıkışması, spazmı ne derseniz deyin işte.
sevdiğini söyleyememektir.
kendini sevdirdi gitti.. evet..
ölümdür beni ayıran.. ayıracak olan.. herşey gibi bunu da yapabileceğim bir gün.. üzerinde çalışıyorum..
Elde avuçta durmayan oynak bir şeydir, tam anlamıyla elde edilmediği için sürekli aranır, bulununca yitirilir ve bir daha bulunmaz.
© copyright 2005 - 2026