bugün
- sözlükte kavga çıkarsa gocunun kini tutuyoruz9
- 5 eylül 2026 köprülerin özelleştirilmesi13
- gocu42
- uludağ ın altındaki gizli uludağ sözlük merkezi5
- hukukçu arkadaşlara sorular6
- erkeğin son kalesi4
- sözlükte temizlik zamanı5
- sözlük yazarlarına hayvan muamelesi yapmak10
- cem yılmaz'ın sigarayı bırakması5
- ruhi çenet videolarına dokunmayan yahudi lobisi3
- anın görüntüsü23
- berhan şimşek5
- morkstar10
- hayvan sevgisi4
- şairlerin genç yaşta ölmesi3
- berhan şimşek'in kadına şiddet görüntüsü6
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı14
- özet geçin3
- queen feristah3
- çocuklara verilen farklı isimler10
- kedi kavgası arasında kalmak5
- alayına comolokko2
- sözlükteki kardeşlik ortamı6
- aşırı zengin olsam yine de vazgeçmem dediğiniz şey2
- sapığın serbest bırakılması3
- hayvanlarla muhabbet etmek8
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı31
- otoyollar2
- tai lung50
- ali koç'un asker arkadaşı3
- emekli polisin ceza yazan polisi vurması6
- güne bir şarkı bırak4
- çelik tencere3
- sözlüğün sapığı2
- kendine bir not bırak4
- ekonomi3
- ağzıyla içemeyen insan3
- paris saint germain6
- delileri sevmeli miyiz3
- 1 80 boyunda balık etli kız2
- bakırköy de otelde çıkan yangın4
- true nickli namussuz kadın düşkünü2
- sözlükte en az sevdiğiniz yazar16
- masklavinin akepeyi hiç eleştirmemesi28
- başakşehir'in galatasaray'a hep yatması14
- en fazla cinsel suçun işlendiği ülkeler18
- ipkis3
- claudian clouds15
- gününüz nasıl geçiyor2
- lamba2
entry'ler (21334)
sabah sabah eşeğin aklına karpuz kabuğu düşüren başlık.
önce kamuran akkor'dan bir ateşe attın beni...
https://www.youtube.com/w...adio=1&rv=oKMgBYS6MZA
sonra gülden karaböcek'ten bahtıma yanarım...
https://www.youtube.com/w...RDoKMgBYS6MZA&index=2
bir de daria moreno'dan hatıralar hayal oldu'yu dinleyince...
https://www.youtube.com/w...RDbfMDRt1UoyE&index=2
ara edibüdü: kahvaltıdan önce bir duble jack daniels içirdiniz ulaaan!
kapanışı neşe karaböcek'le beni bana ver'le yapalım.
berlin - take my breat away eserinin aranjmanını norayr demirci yapmıştı. sözleri de neşe karaböcek'e aitti.
https://www.youtube.com/watch?v=b0bPwytGcxE
önce kamuran akkor'dan bir ateşe attın beni...
https://www.youtube.com/w...adio=1&rv=oKMgBYS6MZA
sonra gülden karaböcek'ten bahtıma yanarım...
https://www.youtube.com/w...RDoKMgBYS6MZA&index=2
bir de daria moreno'dan hatıralar hayal oldu'yu dinleyince...
https://www.youtube.com/w...RDbfMDRt1UoyE&index=2
ara edibüdü: kahvaltıdan önce bir duble jack daniels içirdiniz ulaaan!
kapanışı neşe karaböcek'le beni bana ver'le yapalım.
berlin - take my breat away eserinin aranjmanını norayr demirci yapmıştı. sözleri de neşe karaböcek'e aitti.
https://www.youtube.com/watch?v=b0bPwytGcxE
https://www.msn.com/tr-tr...AA2btxdX?ocid=socialshare
yer: erzurum.
camide cemaat namazda. imamın arka sırasında namazda olan cemaatten birinin önüne bir kedi geliyor ki kedi de görüntülerde yetişkin bir kedi de değil. hayvanın savunma mekanizması pek gelişmemiş.
neyse, tam secde edecekken ayağının üzerine gelen sürtünen kediye cemaatten biri sol ayağıyla vole-şut karışımı tekmeyi basıyor.
zavallı hayvan tam da secdeye gitmek için eğilecek olan imamın omuzuna oradan da sekip başına çarpıyor.
burada kalkıp "peygamberimiz namaz kılarken eteğine yatan kedi rahatsız olmasın diye etiğini kesmiş de kediyi kaldırmamış" vs diye ajitasyon yapmayacağım, monologlara girmeyeceğim.
müslümanın dini ile allah "benim katımda din islam" dediği din vb diyalektik de yapmayacağım.
malum, camide namaz anında kediye şut çekmek din olur ama bu tekme için bir laf söylesek bu dinsizlik olur.
bunun için izahı olan ama izahını yapamayacağımız şeyin mizahını yapıp "bu da mı gol değil?" diye soru sormak kaçınılmaz.
yer: erzurum.
camide cemaat namazda. imamın arka sırasında namazda olan cemaatten birinin önüne bir kedi geliyor ki kedi de görüntülerde yetişkin bir kedi de değil. hayvanın savunma mekanizması pek gelişmemiş.
neyse, tam secde edecekken ayağının üzerine gelen sürtünen kediye cemaatten biri sol ayağıyla vole-şut karışımı tekmeyi basıyor.
zavallı hayvan tam da secdeye gitmek için eğilecek olan imamın omuzuna oradan da sekip başına çarpıyor.
burada kalkıp "peygamberimiz namaz kılarken eteğine yatan kedi rahatsız olmasın diye etiğini kesmiş de kediyi kaldırmamış" vs diye ajitasyon yapmayacağım, monologlara girmeyeceğim.
müslümanın dini ile allah "benim katımda din islam" dediği din vb diyalektik de yapmayacağım.
malum, camide namaz anında kediye şut çekmek din olur ama bu tekme için bir laf söylesek bu dinsizlik olur.
bunun için izahı olan ama izahını yapamayacağımız şeyin mizahını yapıp "bu da mı gol değil?" diye soru sormak kaçınılmaz.
iç ses: hayallerde yaşıyorlar amk!
böyle adamı kim bulmuş lan?
şu hetero halimle böyle adam görsem ona ben bile höt verir kendimi silktiririm.
görsel
böyle adamı kim bulmuş lan?
şu hetero halimle böyle adam görsem ona ben bile höt verir kendimi silktiririm.
görsel
bok yiyen birine bokun kötülüğünü söyleyip veya bok yemenin kötülüğünü söylediğinizde, bok yiyene boklu ağızlı deyince verilen tepki "sen bok yemediysen bokun kötü olduğunu nasıl biliyorsun? sen bok yediğin için bokun kötülüğünü bok ağızlı olmayı biliyorsun" demek...
böyle bir argümanla çıkıp bok yemeyi bilerek veya bilmeyerek savunmak...
boku herkesin yediğini sanmak...
bırakın ahlakla etik değeri, suçu, helalle haramı, doğru ile yanlışı, utanma duygusunu vb olguları boş verin.
böyle söylemi yapan birinin insanda akıl ve zeka denen gerçeği ortaya çıkaran beyin denen organa sahip olmaması lazım.
böyle bir argümanla çıkıp bok yemeyi bilerek veya bilmeyerek savunmak...
boku herkesin yediğini sanmak...
bırakın ahlakla etik değeri, suçu, helalle haramı, doğru ile yanlışı, utanma duygusunu vb olguları boş verin.
böyle söylemi yapan birinin insanda akıl ve zeka denen gerçeği ortaya çıkaran beyin denen organa sahip olmaması lazım.
doğrusu "göt öpmekle dudak bok olmaz" şeklinde avam dilindedir.
bu ülke insanının kültüründen, hafızasından silinmesi gereken yüzlerce deyimden-atasözünden biri olan cümledir.
bakınız: devletin malı deniz, yemeyen domuz.
köprüyü geçene kadar ayıya dayı demek.
karının sırtından sopayı, karnında sıpayı eksik etmeyeceksin.
bu vb atasözleri.
insanlığa ve insanlık onuruna, din, ahlak, etik değerlere, sosyal sorumluluklara uymayan o kadar deyim var ki...
bu ülke insanının kültüründen, hafızasından silinmesi gereken yüzlerce deyimden-atasözünden biri olan cümledir.
bakınız: devletin malı deniz, yemeyen domuz.
köprüyü geçene kadar ayıya dayı demek.
karının sırtından sopayı, karnında sıpayı eksik etmeyeceksin.
bu vb atasözleri.
insanlığa ve insanlık onuruna, din, ahlak, etik değerlere, sosyal sorumluluklara uymayan o kadar deyim var ki...
sende içme, temel ihtiyaç değil, başka iç, zaten haram günah, alkol bu zararlı, ithal markalar al vs. kıl tüy.
bu yaklaşımı yapmak için insanın nörolojik bir sorunu olmalı.
lahmacun yemiyorum, çiğ köfte yemiyorum.
yediği lahmacun ve çiğ köftenin kalitesizliğinden isyan edene böyle yaklaşım yapabilir miyim?
domuz eti yemiyorum.
aldığı domuz eti ürünü olan bir sosis, salam, jambondan tavuk hindi eti çıkan birinin isyanına "sen de yeme" denir mi?
aldığı dana eti sucuk tavuk katkılı olunca "nasılsa tavuk da et" diyerek mi geçiştirelim?
bir kadın aldığı kozmetik ürün yüzünden cildinde oluşan tahriş yüzünden "bana ne canım, ben nasılsa kullanmıyorum" mu yaklaşımı yapalım.
böyle sayısız örnekleri çoğaltabiliriz.
hele ki bir ürün 100 lira olup bunun fiyatından yakınana yakınana "sen de 50 liralık olandan al" demek...
en acısı da bu.
sorun bir malın fiyatı veya kalitesi değil.
sorunumuz ne ekonomik, ne de üretimde standardizasyon, hesaplı normal fiyatta ürün bulmak-almak ve sadece kaliteli mal vb değil.
sorunumuz kaliteli insan sayımızın düşmesi.
beslenmeyle karın doyurma, giyimle örtünme, tahsil ile eğitim, iyi ve kötü vb arasında farkı artık anlamıyoruz.
sigarasından içkisine, içecekten gıdaya, giyimden elektrikli ve elektronik alete vb yaşamda ihtiyaçlarımız olan ne kadar ürün varsa tam bir kalitesizlik içinde bize sunuluyor.
hangi marka olursa olsun, ne üretirse üretsin, yurtdışı tüketime-kullanıma verilen ürüne bakın bir de iç tüketime verilen ürüne bakın.
aynı marka, aynı çeşit bir sigara... türkiyede bizim içtiğimizle avrupada insanların içtiği arasında dağlar var.
aynı marka çikolata, türkiyede bizim yediğimizle ingilterede insanların yediği arasında dağlar var.
bu yaklaşımı yapmak için insanın nörolojik bir sorunu olmalı.
lahmacun yemiyorum, çiğ köfte yemiyorum.
yediği lahmacun ve çiğ köftenin kalitesizliğinden isyan edene böyle yaklaşım yapabilir miyim?
domuz eti yemiyorum.
aldığı domuz eti ürünü olan bir sosis, salam, jambondan tavuk hindi eti çıkan birinin isyanına "sen de yeme" denir mi?
aldığı dana eti sucuk tavuk katkılı olunca "nasılsa tavuk da et" diyerek mi geçiştirelim?
bir kadın aldığı kozmetik ürün yüzünden cildinde oluşan tahriş yüzünden "bana ne canım, ben nasılsa kullanmıyorum" mu yaklaşımı yapalım.
böyle sayısız örnekleri çoğaltabiliriz.
hele ki bir ürün 100 lira olup bunun fiyatından yakınana yakınana "sen de 50 liralık olandan al" demek...
en acısı da bu.
sorun bir malın fiyatı veya kalitesi değil.
sorunumuz ne ekonomik, ne de üretimde standardizasyon, hesaplı normal fiyatta ürün bulmak-almak ve sadece kaliteli mal vb değil.
sorunumuz kaliteli insan sayımızın düşmesi.
beslenmeyle karın doyurma, giyimle örtünme, tahsil ile eğitim, iyi ve kötü vb arasında farkı artık anlamıyoruz.
sigarasından içkisine, içecekten gıdaya, giyimden elektrikli ve elektronik alete vb yaşamda ihtiyaçlarımız olan ne kadar ürün varsa tam bir kalitesizlik içinde bize sunuluyor.
hangi marka olursa olsun, ne üretirse üretsin, yurtdışı tüketime-kullanıma verilen ürüne bakın bir de iç tüketime verilen ürüne bakın.
aynı marka, aynı çeşit bir sigara... türkiyede bizim içtiğimizle avrupada insanların içtiği arasında dağlar var.
aynı marka çikolata, türkiyede bizim yediğimizle ingilterede insanların yediği arasında dağlar var.
tabi ki salaksanız.
aptal da olabilirsiniz veya zeka problemi yaşıyor da olabilirsiniz.
yaşam denen şu süreçte insanlık düşmanlarının işlediği insanlık suçlarına bakın.
ufacık çocuğu tecavüz edenleri mi katilleri mi hırsız ve uğursuz tipleri mi zararlı bir bakteri veya virüs gibi insanlığa dair ne kadar iyi, güzel ve yararlı şeyleri yok ederek yaşayan insan denen zalimleri mi seveceğiz?
bunlara merhamet mi göstereceğiz?
zalime duyulan sevgi, merhamet, hoşgörü mazluma tecavüz etmektir.
aptal da olabilirsiniz veya zeka problemi yaşıyor da olabilirsiniz.
yaşam denen şu süreçte insanlık düşmanlarının işlediği insanlık suçlarına bakın.
ufacık çocuğu tecavüz edenleri mi katilleri mi hırsız ve uğursuz tipleri mi zararlı bir bakteri veya virüs gibi insanlığa dair ne kadar iyi, güzel ve yararlı şeyleri yok ederek yaşayan insan denen zalimleri mi seveceğiz?
bunlara merhamet mi göstereceğiz?
zalime duyulan sevgi, merhamet, hoşgörü mazluma tecavüz etmektir.
dusan/dushan slav dillerinde yaygındır.
https://www.youtube.com/shorts/bR-eI0eXO6w
bunun gibi mi?
https://www.youtube.com/shorts/USTUCjaaCPk
ya da bunun gibi...
hele ki en komiği bu.
https://www.youtube.com/shorts/mKVGulLJbUw
bir insanın özel mülkine girip onun rızası ve izni olmadan onu kameraya çekmek...
siz yatak odasında sevişirken evinize izinsiz girip sizi yatakta eşinizle çekip bunu sosyal medyada alacağı like veya artıracağı takipçi sayısı için kullanması gibi...
en aptalca olan da "bu benim yasal hakkım, özgürlüğüm" diye savunmak.
hiçbir fark yoktur.
şimdi bu vb örneklere bakarak...
hangi şiddetten bahsediyorsunuz?
sokakta dayak atılan bir kadın görürsem karışmam.
kötü örnek örnek değildir ama yaşadığımız toplumu düşünecek ve muhakeme edecek zekaya sahibim.
kavga eden karı koca arasına giren arkadaşım suçlu çıkmıştı. dayak yiyen eş bile arkadaşımdan şikayetçi olmuştu.
parkta oturan kızlı erkekli 15-18 yaşında bir grup genç ellerinde kola, ağızlarında sigara galiz küfürlü konuşuyordu. birbirlerine orospu, ibne, sikerim, sokarım, hassiktir, amına koyum vs havada uçuşuyordu.
5-10 yaşında 3 kız çocuğu yeğen yanımdaydı.
yeğenlerimi alıp parktan çıkma yerine onların yanına gittim.
böyle konuşmamaları, çocukların yanında bu tarz hitapları birbirlerine yapmamaları, hele ki yanlarında kız olan erkeklere yanınızda kız varken böyle konuşmamaları, kızlara ise erkekleri uyarmaları, kendilerine saygı duymaları vs dedim.
demez olaydım, ne dinozorluğum kaldı ne de saçmaladığım kaldı.
yeğenler yanımda olmasa gidip nalburdan kazma sapı alıp yanlarına gelip kafa kol dalardım.
böyle bir toplumda kimseye bulaşmam.
korktuğumdan değil, sadece iğrendiğim için...
üzerime pislik bulaşmasın diye karışmam kaçarım.
bunun gibi mi?
https://www.youtube.com/shorts/USTUCjaaCPk
ya da bunun gibi...
hele ki en komiği bu.
https://www.youtube.com/shorts/mKVGulLJbUw
bir insanın özel mülkine girip onun rızası ve izni olmadan onu kameraya çekmek...
siz yatak odasında sevişirken evinize izinsiz girip sizi yatakta eşinizle çekip bunu sosyal medyada alacağı like veya artıracağı takipçi sayısı için kullanması gibi...
en aptalca olan da "bu benim yasal hakkım, özgürlüğüm" diye savunmak.
hiçbir fark yoktur.
şimdi bu vb örneklere bakarak...
hangi şiddetten bahsediyorsunuz?
sokakta dayak atılan bir kadın görürsem karışmam.
kötü örnek örnek değildir ama yaşadığımız toplumu düşünecek ve muhakeme edecek zekaya sahibim.
kavga eden karı koca arasına giren arkadaşım suçlu çıkmıştı. dayak yiyen eş bile arkadaşımdan şikayetçi olmuştu.
parkta oturan kızlı erkekli 15-18 yaşında bir grup genç ellerinde kola, ağızlarında sigara galiz küfürlü konuşuyordu. birbirlerine orospu, ibne, sikerim, sokarım, hassiktir, amına koyum vs havada uçuşuyordu.
5-10 yaşında 3 kız çocuğu yeğen yanımdaydı.
yeğenlerimi alıp parktan çıkma yerine onların yanına gittim.
böyle konuşmamaları, çocukların yanında bu tarz hitapları birbirlerine yapmamaları, hele ki yanlarında kız olan erkeklere yanınızda kız varken böyle konuşmamaları, kızlara ise erkekleri uyarmaları, kendilerine saygı duymaları vs dedim.
demez olaydım, ne dinozorluğum kaldı ne de saçmaladığım kaldı.
yeğenler yanımda olmasa gidip nalburdan kazma sapı alıp yanlarına gelip kafa kol dalardım.
böyle bir toplumda kimseye bulaşmam.
korktuğumdan değil, sadece iğrendiğim için...
üzerime pislik bulaşmasın diye karışmam kaçarım.
yine birinin kaşıntısı tutmuş.
sürünün zekası olmaz, sürünün başarısı için de olmaması lazım.
tüm canlı yapılarda (özellikle insanlar) grup topluluk halinde olduklarında-hareket ettiklerinde zeka seviyeleri düşer.
düşmeli de... bu düşen zeka aslında grup/sürü hareketinde başarının tek anahtarı ve itici gücüdür.
anlı şanlı liderlerin, ceoların, takım koçlarının/antrenörlerin yönettiği-yönlendirdiği gruplardan istediği "zekanızı kullanmayın, dediğimi yapın" telkinidir.
grup veya sürü hareketinde bu grubun veya sürünün içinde her bireyin kullanacağı zeka bir engel ve başarıya giden yolda bir tıkaç olarak önünüze çıkar.
sürü grup içinde bir birey başka bir zekanın ortaya koyduğu (doğa, tanrı, evren, başkan, ceo, teknik direktör vb diye anılan olguların belirlediği) eylemi-işi yapmak, başkasının aklına zekasına uymak zorunda olup zekasını aklını denileni yapmak için kullanır.
sürü davranışında birey kaçınılmaz olarak başarı için zekasıyla değil de güdüsüyle hareket eder. buna kibarca takım oyunu denir.
başarıya giden yol takım oyunuyla ve birlikte hareketle elde edilir ki bu durumda bireysel zekanın yüksek olması ve kullanılmaya kalkmasında başarısızlık kaçınılmaz.
örnek: bir projede çizim-planlamada veya bir üretimde montaj esnasında belirlenmiş standardizasyon-talimatlar dışında birey kendisi için estetik veya teknik kaygılarla daha iyi-uygun olan bir ek yapması, görev dışına çıkması, yönergeler dışında hareket etmesi projeyi, montajı batırır.
evet, bu bireyin zekasına uygundur. zekası-aklı bunun uygun olacağını düşünebilir ama işleyen bir çarkın-sistemin içinde bu değişiklik nasıl bir sonuç ortaya çıkarır bunu göremez.
sürü güdüsü, takım çalışmasında o grup içinde birey olarak insanın zekası değil de o grubun hareket noktasını, davranışını, hedefini belirleyen kişi-kişilerin zekası önemlidir.
sürü-grup hareketinde davranışı-sistemi o sürünün-grubun idareci-lider konumunda olanlar belirler.
bu hareket ve görev talimatları basitçe en aptal olanlar bile anlasın, aptal olmayanlar nasılsa anlar mantığıyla "keep it simple, stupid” felsefesiyle belirlenir ve sürü içinde birey kendi zekasını harekete ek yapmak, değiştirmek, extra katkı sağlamak vb amaçla kullanamaz. kullanırsa zaten sistem batar, kaos çıkar.
kısacası "sürüde zeka değil de güdü olur" diyelim.
tüm canlı yapılarda (özellikle insanlar) grup topluluk halinde olduklarında-hareket ettiklerinde zeka seviyeleri düşer.
düşmeli de... bu düşen zeka aslında grup/sürü hareketinde başarının tek anahtarı ve itici gücüdür.
anlı şanlı liderlerin, ceoların, takım koçlarının/antrenörlerin yönettiği-yönlendirdiği gruplardan istediği "zekanızı kullanmayın, dediğimi yapın" telkinidir.
grup veya sürü hareketinde bu grubun veya sürünün içinde her bireyin kullanacağı zeka bir engel ve başarıya giden yolda bir tıkaç olarak önünüze çıkar.
sürü grup içinde bir birey başka bir zekanın ortaya koyduğu (doğa, tanrı, evren, başkan, ceo, teknik direktör vb diye anılan olguların belirlediği) eylemi-işi yapmak, başkasının aklına zekasına uymak zorunda olup zekasını aklını denileni yapmak için kullanır.
sürü davranışında birey kaçınılmaz olarak başarı için zekasıyla değil de güdüsüyle hareket eder. buna kibarca takım oyunu denir.
başarıya giden yol takım oyunuyla ve birlikte hareketle elde edilir ki bu durumda bireysel zekanın yüksek olması ve kullanılmaya kalkmasında başarısızlık kaçınılmaz.
örnek: bir projede çizim-planlamada veya bir üretimde montaj esnasında belirlenmiş standardizasyon-talimatlar dışında birey kendisi için estetik veya teknik kaygılarla daha iyi-uygun olan bir ek yapması, görev dışına çıkması, yönergeler dışında hareket etmesi projeyi, montajı batırır.
evet, bu bireyin zekasına uygundur. zekası-aklı bunun uygun olacağını düşünebilir ama işleyen bir çarkın-sistemin içinde bu değişiklik nasıl bir sonuç ortaya çıkarır bunu göremez.
sürü güdüsü, takım çalışmasında o grup içinde birey olarak insanın zekası değil de o grubun hareket noktasını, davranışını, hedefini belirleyen kişi-kişilerin zekası önemlidir.
sürü-grup hareketinde davranışı-sistemi o sürünün-grubun idareci-lider konumunda olanlar belirler.
bu hareket ve görev talimatları basitçe en aptal olanlar bile anlasın, aptal olmayanlar nasılsa anlar mantığıyla "keep it simple, stupid” felsefesiyle belirlenir ve sürü içinde birey kendi zekasını harekete ek yapmak, değiştirmek, extra katkı sağlamak vb amaçla kullanamaz. kullanırsa zaten sistem batar, kaos çıkar.
kısacası "sürüde zeka değil de güdü olur" diyelim.
mümkün olduğu kadar çorba, yoksa sulu yemek, yoksa ingiliz türü kahvaltı (aslında bu tür kahvaltı ağır işte çalışan insanların tercihi olarak sanayi devrimi sonrası ekseriyetle madencilerin yemeğidir) tercih edilir.
biraz cins olduğumuz için genellikle gevrek, granola vb atıştırmalık olarak tv seyrederken ya da bilgisaray başında ya da film maç izlerken kuru kuru çerez niyetine cips yerine yenmekte.
hele ki öğün başlangıcı olarak bu tür gevrek, granola vb türler asla çocuk, gelişim çağında olanlar, sporcular ve yaşlılar tüketmemeli.
beslenmenize dikkat edin.
biraz cins olduğumuz için genellikle gevrek, granola vb atıştırmalık olarak tv seyrederken ya da bilgisaray başında ya da film maç izlerken kuru kuru çerez niyetine cips yerine yenmekte.
hele ki öğün başlangıcı olarak bu tür gevrek, granola vb türler asla çocuk, gelişim çağında olanlar, sporcular ve yaşlılar tüketmemeli.
beslenmenize dikkat edin.
ortalıkta aptala aptal, salağa salak, akılsıza akılsız, cahile cahil, utanmaza utanmaz vb dedik diye çemkireni mi höyküreni mi arasın? bir anda onur gurur diye saçmalayanı mı ararsın?
sözlükte bazıları gammaz olmuş.
bazı gammazların ne dil bilgisi ne de anlatım tekniğinden haberleri var.
cahil veya akılsız olduklarından en ufak bir eleştiri teşbih onlara hakaret küfür geliyor.
zaten dikkat ediniz, bu tür eleştiri ve yermeye, hiciv ile teşbihlere "hakaret, saygı, küfür, nezaket, kural, kaide vs" diye kim çok saçmalıyorsa anlamaya müsait kapasiteleri olmadığından bunlar genellikle cahiller veya zeka sorunu yaşayanlar arasından çıkar.
örnek: malumunuz, mehmet akif ersoy'un edebi yönü tartışılmaz. edebi bir konuda söyleşi yapılırken mehmet akif ersoy'u eleştiriden çok edebi kişiliğini değersizleştirmek için kel alaka "siz baytardınız değil mi?" şeklinde bir soru gelir.
kısacası "sen baytarsın, edebiyat sana ne" demenin tavrı olan bu soru karşısında mehmet akif ersoy "bir yeriniz mi ağrıyor?" diyerek cevap verir.
kısacası ona "çüş" veya "hayvan" demek istemiş.
bu durumu sözlüğe uyarlamak gerekirse...
bu durum sözlükte yaşansa, sözlükte bazı gammazlar bunu hakaret olarak görüp hakaret diye entry sildirir.
tabi ki burada müstehcenliği aşan pornografik öğeler, cinselliği aşan sapkınlıklar, eleştiri değil de direk galiz küfür olan öğeler vs savunulmuyor. bunlara her insan karşıdır.
bok yiyene sinek dedik diye de bu yaklaşım hakaret ve küfür sayılamaz.
bu ayrımı iyi yapmak gerekir.
sözlükte bazıları gammaz olmuş.
bazı gammazların ne dil bilgisi ne de anlatım tekniğinden haberleri var.
cahil veya akılsız olduklarından en ufak bir eleştiri teşbih onlara hakaret küfür geliyor.
zaten dikkat ediniz, bu tür eleştiri ve yermeye, hiciv ile teşbihlere "hakaret, saygı, küfür, nezaket, kural, kaide vs" diye kim çok saçmalıyorsa anlamaya müsait kapasiteleri olmadığından bunlar genellikle cahiller veya zeka sorunu yaşayanlar arasından çıkar.
örnek: malumunuz, mehmet akif ersoy'un edebi yönü tartışılmaz. edebi bir konuda söyleşi yapılırken mehmet akif ersoy'u eleştiriden çok edebi kişiliğini değersizleştirmek için kel alaka "siz baytardınız değil mi?" şeklinde bir soru gelir.
kısacası "sen baytarsın, edebiyat sana ne" demenin tavrı olan bu soru karşısında mehmet akif ersoy "bir yeriniz mi ağrıyor?" diyerek cevap verir.
kısacası ona "çüş" veya "hayvan" demek istemiş.
bu durumu sözlüğe uyarlamak gerekirse...
bu durum sözlükte yaşansa, sözlükte bazı gammazlar bunu hakaret olarak görüp hakaret diye entry sildirir.
tabi ki burada müstehcenliği aşan pornografik öğeler, cinselliği aşan sapkınlıklar, eleştiri değil de direk galiz küfür olan öğeler vs savunulmuyor. bunlara her insan karşıdır.
bok yiyene sinek dedik diye de bu yaklaşım hakaret ve küfür sayılamaz.
bu ayrımı iyi yapmak gerekir.
https://www.youtube.com/watch?v=DageLisQDC4
yer: türkiye.
tiplere değil de davranışa bakın. tipe de baksanız zaten fark etmiyor, malum, evrensel tipler.
motosiklet üzerinde iki hırt "beni sıkıştırdı" diyerek dakikalarca kadını trafikte takip edip taciz ederek saldırıyorlar, cama vuruyorlar.
kadın sürücünün yanında küçük çocuğu var ve çocuk korkudan ağlıyor.
trafikte scooter sınıfı motosikletlerin trafikte ne kadar tehlikeli kullanıldığı malum. bir de bu scooter tabir edilen motorları kullanan hırtlar düşünülürse...
haklı olsalar bile bu yaptıkları insanlığa sığmaz.
arkada oturanda kask vb koruma olmadan, yolda sinyalsiz u dönüşü yapması, beni sıkıştırdı diyerek dakikalarca aracı takip etmeleri, sıkıştırmaları, saldırmaları düşünülürse bunlara kesinlikle sıkıştırma falan olmamıştır.
öyle ya... bu kadar hassas iseler yapacakları şey aracı kameraya çekip şikayet etmek ceza aldırmaları gerekir. sıkıştırmaya bu kadar hassas olan insan dakikalarca aracı takip ederek sıkıştırarak araca saldırır, anneyi paniğe sokar bebeğin korkudan ağlamasına neden olur mu?
motosikletler trafik kurallarından muaf değildir. hareket halinde bir motosiklet motorlu taşıtlar için düzenlenmiş hareket kurallarına uymak zorunda.
gündelik hayatta görüyoruz. göt kadar yere burnunu sokup bana yol vermiyor veya beni sıkıştırdı diyemezsiniz.
bir yolda takip mesafesi, sollama, şerit ihlalleri, hız vb kurallara her motorlu araç uymak zorunda. motosikletler istediği yerden gider, istediğinde geçer, geçiş veya sollama vs üstünlükleri yoktur.
kaldırıma, emniyet şeride çıkıp geçenler, araçların arasına girip geçenler sanki yangına giden itfaiye, hasta nakli yapan ambulans gibi ne şerit sürüş kurallarını ne de şerit yol haklarını önemsiyorlar.
yer: türkiye.
tiplere değil de davranışa bakın. tipe de baksanız zaten fark etmiyor, malum, evrensel tipler.
motosiklet üzerinde iki hırt "beni sıkıştırdı" diyerek dakikalarca kadını trafikte takip edip taciz ederek saldırıyorlar, cama vuruyorlar.
kadın sürücünün yanında küçük çocuğu var ve çocuk korkudan ağlıyor.
trafikte scooter sınıfı motosikletlerin trafikte ne kadar tehlikeli kullanıldığı malum. bir de bu scooter tabir edilen motorları kullanan hırtlar düşünülürse...
haklı olsalar bile bu yaptıkları insanlığa sığmaz.
arkada oturanda kask vb koruma olmadan, yolda sinyalsiz u dönüşü yapması, beni sıkıştırdı diyerek dakikalarca aracı takip etmeleri, sıkıştırmaları, saldırmaları düşünülürse bunlara kesinlikle sıkıştırma falan olmamıştır.
öyle ya... bu kadar hassas iseler yapacakları şey aracı kameraya çekip şikayet etmek ceza aldırmaları gerekir. sıkıştırmaya bu kadar hassas olan insan dakikalarca aracı takip ederek sıkıştırarak araca saldırır, anneyi paniğe sokar bebeğin korkudan ağlamasına neden olur mu?
motosikletler trafik kurallarından muaf değildir. hareket halinde bir motosiklet motorlu taşıtlar için düzenlenmiş hareket kurallarına uymak zorunda.
gündelik hayatta görüyoruz. göt kadar yere burnunu sokup bana yol vermiyor veya beni sıkıştırdı diyemezsiniz.
bir yolda takip mesafesi, sollama, şerit ihlalleri, hız vb kurallara her motorlu araç uymak zorunda. motosikletler istediği yerden gider, istediğinde geçer, geçiş veya sollama vs üstünlükleri yoktur.
kaldırıma, emniyet şeride çıkıp geçenler, araçların arasına girip geçenler sanki yangına giden itfaiye, hasta nakli yapan ambulans gibi ne şerit sürüş kurallarını ne de şerit yol haklarını önemsiyorlar.
https://www.youtube.com/watch?v=3h948KTRz2M
evet, bir çocuğu (kız-erkek) anne yetiştirir. anne yetiştirdiği çocuğu sokağa salar ve bu çocuk ailesinde gördüğü eğitimin meyvesini sokakta verir.
çocukların almış olduğu aile eğitimi fix değildir. her aileye göre bu eğitim değişkenlik gösterir.
çocuklar görmüş olduğu farklı farklı aile eğitiminin cocktailini sokaklarda benliklerinde karakter olarak şekillendirir.
toplumların ahlak ve etik değerlerini din, ırk, ideoloji, sistem, devlet (yasa, kanun) belirlemez. hayatınızı paylaşacağınız, her şeyinizi vereceğiniz ve her şeyden vaz geçeceğiniz insanı yetiştiren aile ve bu ailede çocukları yetiştiren annedir.
çocuk babası ölünce değil de annesi ölünce yetim kalır.
napoleon "bana iyi anneler verin, size iyi vatandaşlar vereyim" demesinde yatan anlamı bir düşünün. bir toplumun kalitesini kadınlar (anneler) belirler. bu anneler sayesinde toplumda insanlık değerleri tanımlanır ve benimsenir.
hangi yasa, kanun, rejim, din olursa olsun , bir toplumda yasayı yapan ve yasaya uymak mükellefiyeti olan insanlarda ahlak ve etik değerleri başta olmak üzere insan erdemi dejenere olmuş veya erozyona uğramışsa; en mükemmel yasalar olsa, en mükemmel rejimler olsa, en mükemmel idare de olsa o toplumun çöküşü kaçınılmaz.
senin sokağa çöp atmanı engelleyen, bunun kötü olduğunu sana öğreten ortam ülken değil ailendir ve bu ailede seni eğiten, sana sorumluluk kazandıran annedir.
bunun için ne eş olacak kadın ne de eş olacak erkek artık kolayca bulamıyorsunuz.
yukarıda ki kedi gibi her şeyinizle emin olduğunuz, güveneceğiniz insan bulmakta zorlanıyorsunuz.
evet, bir çocuğu (kız-erkek) anne yetiştirir. anne yetiştirdiği çocuğu sokağa salar ve bu çocuk ailesinde gördüğü eğitimin meyvesini sokakta verir.
çocukların almış olduğu aile eğitimi fix değildir. her aileye göre bu eğitim değişkenlik gösterir.
çocuklar görmüş olduğu farklı farklı aile eğitiminin cocktailini sokaklarda benliklerinde karakter olarak şekillendirir.
toplumların ahlak ve etik değerlerini din, ırk, ideoloji, sistem, devlet (yasa, kanun) belirlemez. hayatınızı paylaşacağınız, her şeyinizi vereceğiniz ve her şeyden vaz geçeceğiniz insanı yetiştiren aile ve bu ailede çocukları yetiştiren annedir.
çocuk babası ölünce değil de annesi ölünce yetim kalır.
napoleon "bana iyi anneler verin, size iyi vatandaşlar vereyim" demesinde yatan anlamı bir düşünün. bir toplumun kalitesini kadınlar (anneler) belirler. bu anneler sayesinde toplumda insanlık değerleri tanımlanır ve benimsenir.
hangi yasa, kanun, rejim, din olursa olsun , bir toplumda yasayı yapan ve yasaya uymak mükellefiyeti olan insanlarda ahlak ve etik değerleri başta olmak üzere insan erdemi dejenere olmuş veya erozyona uğramışsa; en mükemmel yasalar olsa, en mükemmel rejimler olsa, en mükemmel idare de olsa o toplumun çöküşü kaçınılmaz.
senin sokağa çöp atmanı engelleyen, bunun kötü olduğunu sana öğreten ortam ülken değil ailendir ve bu ailede seni eğiten, sana sorumluluk kazandıran annedir.
bunun için ne eş olacak kadın ne de eş olacak erkek artık kolayca bulamıyorsunuz.
yukarıda ki kedi gibi her şeyinizle emin olduğunuz, güveneceğiniz insan bulmakta zorlanıyorsunuz.
https://www.msn.com/tr-tr...AA2bgMt2?ocid=socialshare
yer kolombiya.
aslında komik ve gülünecek durum. malumunuz ki acınacak hale gülmek milli sporumuz.
araçta klima olmadığı için minibüs kapısı açık, içeride arkada 1 yolcu var ve ilerliyor. şehir içinde (sokak gibi bir yer) 4 yol kavşağına yavaşça giriyor. motosikletin biri yavaşça kavşağa gelip minibüsün geçmesini bekliyor.
başka bir motosiklet sürücüsü hızla kavşağa girip geçen minibüse yan taraftan çarpıyor.
motosiklet sürücüsü açık olan minibüs kapısından minibüs içerisine savruluyor ama gebermiyor, sağ olarak minibüsten çıkıyor.
ne kadar üzüldüm anlatamam.
tabi ki üzüleceğiz, insanız sonunda...
minibüs şoförü ve yolcunun korkusu ile minibüste hasar ile minibüs şoförünün içinden olması, yasal prosedürlerle uğraşmasına...
unutmadan...
motosiklet sürücüsünün saçına tipine bakınca malum yaratık, yani tam bir hırt.
şimdi aptalın (geri zekalı da olabilir) biri çıkıp "hırt dedin, sen ırkçılık ayrımcılık yapıyorsun. insanın saçına tipine göre insanları aşağılıyorsun. kolombiyalılara düşmanlık duyuyorsun" diyebilir.
hayır!
onları aşağılamıyorum. kolombiyalı diye de ırkçılık ayrımcılık da yapmıyor, düşman da değilim.
üstelik bu hırt dediğim tiplere kızgınlık ve öfke de duymuyorum. sadece bu hırtlardan iğreniyorum.
kendi hayatlarına değer vermeyen biri olabilir. bu onun hakkıdır.
kendi malına değer vermeyen de olabilir. bu da onun hakkıdır ve buna kimse karışamaz ama başkalarının canını malını düşünmemek... bu olamaz.
bu durumdan iğreniyorum ve onları insan olarak bile görmüyorum.
insan olarak görmediğim birine nasıl ırkçılık yapabilirim, aşağılayabilirim de kendimi onunla kıyaslayıp kendimi üstün görebilirim değil mi?
bir arada yaşamın içinde başkalarının canına, malına zarar veren ve yasa ile kanun, ahlak, etik değerleri önemsemeyen insanlara kızmıyorum, iğreniyorum ve onları insan olarak bile görmüyorum.
yer kolombiya.
aslında komik ve gülünecek durum. malumunuz ki acınacak hale gülmek milli sporumuz.
araçta klima olmadığı için minibüs kapısı açık, içeride arkada 1 yolcu var ve ilerliyor. şehir içinde (sokak gibi bir yer) 4 yol kavşağına yavaşça giriyor. motosikletin biri yavaşça kavşağa gelip minibüsün geçmesini bekliyor.
başka bir motosiklet sürücüsü hızla kavşağa girip geçen minibüse yan taraftan çarpıyor.
motosiklet sürücüsü açık olan minibüs kapısından minibüs içerisine savruluyor ama gebermiyor, sağ olarak minibüsten çıkıyor.
ne kadar üzüldüm anlatamam.
tabi ki üzüleceğiz, insanız sonunda...
minibüs şoförü ve yolcunun korkusu ile minibüste hasar ile minibüs şoförünün içinden olması, yasal prosedürlerle uğraşmasına...
unutmadan...
motosiklet sürücüsünün saçına tipine bakınca malum yaratık, yani tam bir hırt.
şimdi aptalın (geri zekalı da olabilir) biri çıkıp "hırt dedin, sen ırkçılık ayrımcılık yapıyorsun. insanın saçına tipine göre insanları aşağılıyorsun. kolombiyalılara düşmanlık duyuyorsun" diyebilir.
hayır!
onları aşağılamıyorum. kolombiyalı diye de ırkçılık ayrımcılık da yapmıyor, düşman da değilim.
üstelik bu hırt dediğim tiplere kızgınlık ve öfke de duymuyorum. sadece bu hırtlardan iğreniyorum.
kendi hayatlarına değer vermeyen biri olabilir. bu onun hakkıdır.
kendi malına değer vermeyen de olabilir. bu da onun hakkıdır ve buna kimse karışamaz ama başkalarının canını malını düşünmemek... bu olamaz.
bu durumdan iğreniyorum ve onları insan olarak bile görmüyorum.
insan olarak görmediğim birine nasıl ırkçılık yapabilirim, aşağılayabilirim de kendimi onunla kıyaslayıp kendimi üstün görebilirim değil mi?
bir arada yaşamın içinde başkalarının canına, malına zarar veren ve yasa ile kanun, ahlak, etik değerleri önemsemeyen insanlara kızmıyorum, iğreniyorum ve onları insan olarak bile görmüyorum.
https://www.youtube.com/shorts/_1U74Chugss
düşünün...
biz sadece yiyeceğimiz ekmeye-yemeğe "helal" gıda yazıp geçiyoruz.
sahi ya... helal gıdanın ne olduğunu bilen var mı?
yok!
helal gıda ne demek anlatayım da anlayın.
to be continued...
düşünün...
biz sadece yiyeceğimiz ekmeye-yemeğe "helal" gıda yazıp geçiyoruz.
sahi ya... helal gıdanın ne olduğunu bilen var mı?
yok!
helal gıda ne demek anlatayım da anlayın.
to be continued...
şanghay işbirliği örgütüne Türkiye'nin girişi veya işbirliğine en çok karşı çıkan ve engelleyen iran olur.
öyle ya...
Türkiye'nin orta asya Cumhuriyetleriyle işbirliği ve ticaret yapması, türk cumhuriyetleri ile bağlantısını engelleyen, serbest geçiş izni vermeyen, engelleyen ve ermenistan ile aynı tutumu sergileyen iran şanghay işbirliği örgütünde türkiye'ye nasıl tutum takınır?
çin sorun değil, rusya sorun değil anlaşırız ama iran ile anlaşamayız.
unutmadan...
iran atom bombasına sahip olursa en çok tehlike altında olan israil mi türkiye mi yoksa abd mi olacak?
tabi ki türkiye.
öyle ya...
Türkiye'nin orta asya Cumhuriyetleriyle işbirliği ve ticaret yapması, türk cumhuriyetleri ile bağlantısını engelleyen, serbest geçiş izni vermeyen, engelleyen ve ermenistan ile aynı tutumu sergileyen iran şanghay işbirliği örgütünde türkiye'ye nasıl tutum takınır?
çin sorun değil, rusya sorun değil anlaşırız ama iran ile anlaşamayız.
unutmadan...
iran atom bombasına sahip olursa en çok tehlike altında olan israil mi türkiye mi yoksa abd mi olacak?
tabi ki türkiye.
dairo moreno - hatıralar hayal oldu.
https://www.youtube.com/watch?v=bfMDRt1UoyE
https://www.youtube.com/w...RDbfMDRt1UoyE&index=2
https://www.youtube.com/watch?v=bfMDRt1UoyE
https://www.youtube.com/w...RDbfMDRt1UoyE&index=2