bugün

entry'ler (21190)

japonya'da 10.000 kürdün karakol basması

2023 yılı için eski tarih denmez.
2023 yılı için tarih bile denmez.
aslında 2023 de olan bir olay, alınan bir karar, yapılan davranış geleceğin inşası ve planıdır.
zaman ve mekan kavramımdan bu kadar uzaklaşmış, bu kadar balık hafızalı, bu kadar da cahil olunmaz...
yapmayınız!

kredi çekip hacca gitmek

dini islam olmayan müslümanın yaptığı şey.

öyle ya! islam dini açısından "farz olur, allah'ın emri olur, sevap vb" açısından böyle bir davranışta bulunmak anlayışta olmak kafirlik ve mürşikliktir..
ahaşa! llah din indirmeyi bilmemiş de kendini dinin kuralını uyguluyor veya allah yanlış din indirmiş de kendisi doğru olanı yapıyor veya allah eksik din yollamış ve peygamber de bu eksik dini anlamamış da kendisi tamamlıyor oluyor.

dediğim gibi...
allah'ın dini islam açısından değil de müslümanım diyerek böyle davrananın dinine göre sorun olmaz.

japonya'da 10.000 kürdün karakol basması

olursa şaşırmam.
yakında birileri çıkıp da fuji dağına çıkıp "japonlar bizi asimile ediii" diye saçmalarlar.
aslında fuji dağı kürt kültürünün simgesi bile derler.
japonların kültürel ve aynı zamanda da ruhani değeri olan kumano dağı için "aslında bu dağ kürtleri temsil ediyor. japonlar bu dağı sahiplenip bizim 5.000 yıllık tarihimizi yok saymak istiyor." bile diyebilir.
türk kürt fark etmez, cehalet din kimlik ötesi bir durumdur.

eee! demokrasi, özgürlük, ezilen halklar vs kıl tüy var ya...
bunun için cehalet ve aptallık 21. yy da bir hak oldu.

dağa çıkıp devlet isteyen türk

Türkler devlet istediğinde dağa değil saraya çıkar.
Bakınız: memlükler.
Mısır'a islam dünyasına paralı asker olarak gelen ve Afrika Ortadoğu'da devlet kuran Türkler.

Bundan 1.000 yıl önce Fars devlet adamı, idareci, vezir olan nizamımülk "Türk milleti devlet kurma ve yıkma tecrübesine sahiptir, eğer devletin onlara hizmet etmediğini görürlerse yenisini kurarlar" demesini düşünürseniz...

ingiliz deyimi olan "iki Yahudi bir araya gelince şirket kurar, iki Türk bir araya gelince devlet kurar" vb deyimleri düşünürseniz; Türkler sürü kabile kültürüyle davranmaz. Türkler devlet kurmak istediğinde dağa değil saraya çıkar.
Bunun için Afrika, Asya, Avrupa'da devletler beylikler imparatorluklar kurmuştur.

Edibüdü: nizamülmülk, asıl adı Ebu Ali Hasan b. Ali b. ishak et-Tûsî'dir. Asıl adı Hasan olan bu önemli devlet adamına, "Mülkün ve Devletin Düzeni" anlamına gelen Nizâmülmülk unvanı Abbâsî Halifesi Kâim bi-Emrillâh tarafından verilmiştir.

türk halkının kerem kınık'a özür borçlu olması

aslında mesele çok derin.

https://www.youtube.com/shorts/hXI8cmSANXI

sahi ya!
kumar, çek senet, tefeci, mafya, dolandırıcılık vs geçmişi olan birine neden bu yardım derneği kurma izni verilmiş, denetlenmemiş ve bu kadar büyümesine göz yumulmuş?
akla gelen deli sorular.

yunanlıların yağlı güreşi çalmaları

Bizim yıllardır lokma dediğimiz tatlı Yunanistan’da loukoumades olmuş.
Yunanlıların en çok sahiplendikleri yiyeceklerin başında baklava geliyor. O kadar sahiplenmişler ki adına bile “baklavas” demişler
cacık, Yunanlılar ismini zorlaştırmış olsalar, içine bol bol sarımsak katsalar da görüntüsünden bizden aldıkları belli oluyor. Karşınızda “tzatziki”.
Bizim dolma Yunanistan’da “Dolmades” Diğer yemeklerdeki isim yaratıcılığı köfteye de yansımış. “Keftedes” olmuş.
Küçükken kimsenin yemediği, büyüyünce herkesin en sevdiği yemeklerden biri biber dolması “Gemista” olmuş.
ismi değişse de görüntüsü ve tarifi değişmeyenlerde bugün. Şiş kebabı- Souvlakia oldu.
döner de Greek Gyro olmuş.
Moussaka – Musakka.
Yaourti – Yoğurt – Avrupa ve dünyada Greek Yougurt.
Ellinikos kafes – Türk kahvesi. unutmadan "türk kahvesi" bir kahve çeşidi türü değil de bir pişirme yöntemdir.
Loukoumi – Lokum.
Isli kefte – içli köfte.
Koulouri – Simit.
kokoreç - kokoretsi.

komik aslında...
andını çocuklarına okutamayan, türklüğü birilerinin iki dudağı arasına keyfine kalmış, ülkesinde varlığı yok sayılanlar çıkıp yunanın cacığı baklavası yağlı güreşi derdine düşmüş.
sen önce çocuklarına "Türküm, doğruyum, çalışkanım.
Yasam, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak,
yurdumu, budunumu özümden çok sevmektir.
Ülküm, yükselmek, ileri gitmektir.
Varlığım Türk varlığına armağan olsun." dedirt.
ondan sonra yağlı güreş derdine düş.

gerçekten komiksiniz.

aşırı mühendislik vs planlı eskitme

elektrikli araçlar bilinçli eskitmenin bitirme tezidir.
şu an üretilen otomobilden çamaşır makinesine, buzdolabından telefona, bilgisayardan televizyona tüm elektrik, elektronik aletleri planlayıp tasarlama yapanlar artık mühendisler, ar-ge bölümleri değil de muhasebeciler ve finans bölümleri olduğunu bilin.

şu an günlük olarak kullanıyor olduğunuz ne varsa (elbiseler, ayakkabılar, çantalar vb dahil) iş, ev ile günlük hayatta ne varsa asla 20 yıl öncesinin kalitesinde değil, 20 yıl sonra şu an olandan daha kalitesiz ürünleri yüksek teknoloji masalıyla kullanıyor olacağımız kesin.
artık kalitesizliğin adı yüksek teknoloji veya donanım oldu.

yurtdışında arap mısın diye sorulması

bunu bana neden sordu diye merak eder tipimi, kıyafet, konuşma, davranışlarımı kontrol ederdim.
sonra da neden bana bunu sorduğunu sorardım.
bunu kendime yapılmış hakaret olarak görür (arap veya başka ırka benzetmek) onu uyarırdım.
zaten bilgi ve kültürü olup evrensel bir ahlak etik değere sahip biri bu cehaleti yapmaz. samimiyet ötesi özel bir ilişkiniz yoksa bir kişiye inanç, ırk düzleminde soru sorulamaz.
bu çok ayıp ve ahlaksızlık olduğu kadar da aptallıktır.

dövmem var açtım bak kıyafeti

toplanın millet!
bilgi içerikli entry giriyorum.

nedense dövmeli vücut bana iğrenç geliyor.
estetik açıdan mükemmel olup sırf beğenme için veya en hayvani duygularla bile dövmeli vücuda bakamıyorum.
caddeler kenarındaki billboard veya mutfakta üzeri magnet kaplı buzdolabına bakmış gibi oluyorum desem haksızlık olur ki en azından billboard veya buzdolabından iğrenmiyorum.

bu vücut senin ama bu göz de benim. bu senin zevkin ise benim de tiksintim. bunun için istediğiniz frikiği verebilir, istediğiniz kadar açabilir, isterseniz striptiz ya da direk dansı bile yapabilirsiniz.
korkmayın bakmayız. kalite algımız amele pazarına düşmedi.

örnek: bir avm'de yürüyen merdivende önümde coca-cola şişesi gibi vücuduyla duran, cennet bahçesine benzer kokusuyla mest eden bir kadın arkasında durup da zeus veya odin'e ya da doğa evrene içimden "böyle güzel harika canlıyı yarattığın ve bana da bu gözleri verip bunu gösterdiğin için tenkyuverimaç" diye seslenirken...

bir yandan da jesse w. reno'ya (yürüyen merdivenin patentini alıp ilk üretimi yapan kişiye) küfürler edilirken ki bu harika vücut bacaklar kalçalar önünde merdiven çıktığını, baldır kalçaların titreşiminin yarattığı 9.1 şiddetinden tohoku depremini yaşamayı, + bonus olarak çantası veya telefona da elinden düşüyor eğilip alması hayalindeyken...

birdenbire önünüzdeki harika kadın elini yürüyen merdivenin kenarına koyuyor.
hönk!
doğru ya bunların eli kolu vardı. bir an unutmuşum. malumunuz, öküzlük eğitimi aldık ve uzmanlık alanımız göğüs ile diz kapağı arasında anatomik bölge oluyor. tam da kendimizi öküzlük olan işimize konsantre ettiğimiz zaman böyle dalgınlıklar olabiliyor.
neyse...
kadının bileği kolunda dövmeler görülünce hava kaçağı yapan bir top gibi tüm duygular sönmeye başlıyor.
hele ki silikon dudak da varsa (basurlu göt deliği gibi) tam olarak kusma hissi yaşanır.
o an vücudumuzda olan kanın %20'sini kullanan beyin genital bölgeden uzaklaşan kanla yeniden normal çalışmasına başlıyor.

evet!
burada gluteus maxsimustan element uydurmuyoruz (tıbben göt demek. gluteus maxsimus kası, kalçada bulunan en büyük ve en güçlü kas olup yürüyüş, koşu, merdiven çıkma, squat ve oturma-kalkma gibi hareketlerde aktif olarak çalıştıran, kalçanın şeklini belirleyen bu kas gluteal bölgenin en üst kısmında yer alır) bu bilimsel bir gerçektir.
örnek: susadım deseniz, yemekte olsanız, tv seyrederken, sıcak havada yürüyüşte eşiniz, sevgili veya partneriniz size bir yemek kaşığı tükürüğü, teri ve genital bölge (vajina-penis) akıntısını size verse "al iç" dese ağzınıza dayasa muhtemelen kusar içmezsiniz.

oysa insan sevişirken (french kiss, oral sex vs) partnerinin, eşinin, sevgilisinin tükürüğünü, terini, genital akıntısını içer.
sex esnasında tahrik olmuş durumda kanın %20'sini kullanan beyin tam kapasite çalışamaz.
86 milyar nöron-hücre (chip veya sensör gibi düşünün) ve bu nöronlar arasında trilyonlarca (10 rakamını yazın ve yanına 27 tane de sıfır koyun) bağlantı olup saniyede 10 trilyon işlem yapan kapasitesi olan bir organ sevişirken bazı bölümleri devre dışı bıraktığı için bu olur.

türk halkının kerem kınık'a özür borçlu olması

bana geri zekalılığın resmini çiz deseler "budur" derdim.
gerçekten de birilerinin Tıpta geri zekalılık (mental retardasyon) teşhisine neden olan söylemlerinden biri.

konu harici olarak...
eşini aldatan bir orospu olsam ve bu yüzden birinin matild manukyanı kutsaması gibi bir durum.
her iki olgu da başka anlam, başka manalar içermesini, başka bir durumun olduğunu görmeyecek ve bu durumu muhakeme edemeyecek yetide olan bir insan için Tıpta geri zekalılık (mental retardasyon) denmez de ne denir?
hatalar başka hatalarla savunulamaz.
kötü örnek örnek değildir.
bir haksızlık başka bir haksızlıkla haklılık kazanmaz.
bla bla bla.
iki kötülük bir iyilik veya iki günah bir sevap olmaz.
değer yargınız kalmadığı için muhakeme yeteneğiniz yok olmuş.

gelelim konuya...
bir kere kerem kınık için yapılan eleştiri-suçlama ile haluk levent için yapılan suçlama eleştiri arasında bir bağ yok, benzerlik yok.
kızılay parayla depremzedelere verilecek çadırları sattığı için haklı olamaz.
depremzedelere vermek için kızılaydan parayla çadır alındığı için bunlar yaşanmadı ki veya kızılay "haluk levent bu çadırları depremzedelere vermeyecek, onun için parayla sattım" diye kerem kınık böyle davranmamış ki...
neyi tartışıyorsunuz?

15 18 yaş arasına müebbet hapis düzenlemesi

hukuk açısından, hele ki bu istisnalar kaideyi tamamlar-oluşturur. hukukta istisnalar kaideyi bozar, o kaideyi yeniden tanımlar-oluşturur.
insan öldürmek suçtur diye istisnasız "her öldürme-can alma bir cinayet derseniz" bu aptallıkla ya da kötü niyetle açıklanabilir.
burada "her öldürme bir cinayet" diyenlere aptal dediğim için suç mu işlemiş oldum, birilerine hakaret mi etmiş oldum?
hayır!
eğer her öldürme bir cinayet olsaydı dünya'da ve ülkemizde tüm kahramanlara katil denirdi. bunu düşünemeyecek bir aklı zekayı anca aptallıkla açıklarız. bunu cehalet veya geri zekalılıkla açıklayamayız.
evde beslediğiniz hayvanın uyutulması, ayağı kırılan atların uyutulması, mezbaha kesim evlerinde görevliler, ötenazi yapan doktorlar, idam kararı veren hakimler ve kararı onaylayan uygulayanlar, evinde-arabasında mülkünde ailesi ve çocuklarıyla bulunan bir anne-babanın ailesini çocuklarını, mülkünü korumak için ölümcül güç kullanıp saldırganı öldürmesi de bir cinayet ve öldüreni katil yapardı.
üstelik ölen saldırgan 15 yaşında bir çocuksa(!) buna ağlamak, zırlamak, vah tüh demeyi anca aptallıkla açıklarız.

bakın...
kaç defa aptal dedim.
evet!
insanlık onuruna ve insan yaşamına karşı suç işleyenler insan haklarından yararlanamaz.
adalet karşılıklılık ilkesine göre oluşur, 15-18 yaşa göre oluşturulmaz ki 15-18 yaş aralığında bir insan doğru-yanlış bilecek, sorumluluklarının farkında olacak bir yaştadır.
bilmiyorsa nörolojik ve psikolojik bir rahatsızlık yaşıyordur ki bu durumda yine toplumdan insanlardan soyutlanır.
bu kişi ömür boyu hapis cezası olmayacak suç işlemiş bile olsa sanki ömür boyu hapis cezası alacak bir suç işlemiş gibi cezası bir ıslah edilmek üzere uygulanır.
örnek: elinde bıçakla sokakta arabaları çizen, araç lastiklerini patlatan, kedi köpek kesen 15-18 yaş aralığında çocuk(!) diye saçma tanım yaptığınız bu insan sanki önüne gelenin boğazını kesmiş gibi iyileşene kadar veya iyileşmezse ömür boyu bir klinikte (genellikle bu tür ruh hastalarının tutulduğu hapishaneler klinik olarak tanımlanır) buralarda tutulur, toplumdan uzaklaştırılır.

çıkıp da "15-18 yaşında bu insanı neden ömür boyu sürecek bir ıslah ve mahkumiyete tabi tutuyorsunuz? bu insan sanki önüne gelenin boğazını mı kesmiş?" diye hukuk eleştirisi yapan aptaldır.
bakın yine "aptal" dedim.
çünkü bu insan ne söylediğinin, neyi savunduğunun farkında değil.
15-18 yaşında bu insan ileride artık sokakta elinde bıçakla kedi köpek kesmeyi, araba çizmeyi bırakıp birilerinin boğazını kesince öldürdüğü insanların canını geri verebilecek misin?
bu 15-18 yaşında gencin öldürdüğü insanların canını hangi hukuk hangi devlet geri getirebilir de çıkıp "15-18 yaşında bu insanı neden ömür boyu sürecek bir ıslah ve mahkumiyete tabi tutuyorsunuz? bu insan sanki önüne gelenin boğazını mı kesmiş?" diyebiliyor da "hele birinin boğazını kessin de o zaman yargılayın" diye aptalca konuşuyorsunuz, aptalca savunuyorsunuz?

son yaşadığımız güllü vakası.
kızı annesini öldürdü.
devlet, hukuk bu kızı alıp ömür boyu hapis yatacağı ve ıslah edileceği bir hapishaneye koysaydı bu aptallar çıkıp yine aile, ebeveyn hukuku, yasa, kanun, haklar, özgürlükler diye saçmalayacaktı.
aptalca...
evet, sarhoş yavaş giden veya ayık hız yapan bir sürücüye kesilen cezaya "adam kaza yapmamış" demek aptallığına benzer durum.
aslında mantıklı ve haklılığı olan bir söylem. bu ceza(yasa-kanun) henüz oluşmamış bir fiilin cezası olarak uygulanıyor. fakat, hukuk aslında telafisi olmayan zararları da engellemek için de vardır.
hukuk tıpkı yaşam gibidir.
eşya tabiatı içinde değerlendirilir ve istisnalar hukukta binlerce yıldır oluşmuş kaideyi anında bozar.
zeki insanlar bu kaideyi istisnalara göre yeniden oluşturur.
aptallar ise hukuk denen kavramın ne olduğunu bilmeden istisnalar kaideyi bozmaz der.

15 18 yaş arasına müebbet hapis düzenlemesi

tartışmalara bakınca...
konuyu siyaset, ideoloji, parti, iktidar, özgürlük ve haklar açısından eleştirmek; evrensel ceza hukuku ile insan hakları konusunda saçmalamaya dönmüş.
cezalar iki temel prensip üzerine kurulur.
karşılıklılık ve adalet ilkesi + ıslah edilme.
bazı durumlar vardır ki bunları yok sayarak suç ve suçlu temelinde istisnasız insan hakları gerekçesini savunmak cehalet ile geri zekalılığın sentezi olan aptallık içinde açıklayıp bir de 15-18 yaş aralığına çocuk demeyin.
15-18 yaş aralığında bir suçluya istisnasız olarak çocuk muamelesi yapılamaz.

şaka maka tek umudun yine bahçeli olması

Soruna neden olan şeyle sorunu çözmeyi ummak...
Aynı şeyi yapıp farklı sonuç beklemek...
Buna ne denir?

erkeğin aldatması ile kadının aldatmasının farkı

Aldatmak...
ihaneti kim yaparsa yapsın orospuluk orospuluktur.
Orospu bir karaktere sahip birinin testisi veya klitorisi olması bir şey ifade etmez.
Orospuluk tanımı cinsel organa değil de karakterinin gerekliliğini sergileyen insana yapılır.

Evet, bu konuda geri kafalı oluruz.
Bizi yetiştirenler böyle yetiştirdi. Biz geneleve gittiğimizde bile devamlı gittiğimiz fahişe çalışıyorsa ve oradaysa (izinli olup çalışmada bile) başka fahişeyle birlikte olmuyorduk.
Bunun için ağzımızdan yenge abla kardeş vb lafı çıktığında o kadına yavşamadık.
Eşimizi sevmesek bile (evlilik aşk vs her ne ise bir birliktelikte) asla eşimize ihanet etmedik etmeyiz de...
Hele ki bir kadın kız nişanlı veya evli ise ona fermuar açmayız.
Bunun için orospuluğunuzu gizlemek için testislerinizi kalkan yapmayın, testislerin arkasına sığınmayın.

dünyanın en samimiyetsiz cümlesi

herhangi bir ülkenin adalet bakanının çıkıp hukuktan bahsetmesi.
örnek: yer almanya.
alman bakan (Saksonya Kültür Bakanı Conrad Clemens ) 30km olan yerde 85km sürat yapıyor. huzur evinin önünden geçerken hız sınırına uymuyor, bakan radara yakalanıyor. daha önce de trafik kurallarına uymadığı için ceza almış, ehliyetine el konulmuş olduğu için yargı adeta "bu adam olmaz, bunu eğitmek lazım" diyerek konuyu bir ceza davasına çeviriyor.

konu artık basit bir trafik cezasıyla kalmadı, iş büyüdü ve mahkemelik oldu! Alman Bakan’ın ehliyetine el konuldu. Sonra da yargılanan Bakan hakkında 8.500 euro para cezası kararı verildi. bununla da kalmadı, yılda en az 20 saat sürüş eğitimine trafik kurallarını öğrenme eğitimi alacak. huzur evinin önünden yüksek süratle geçilmeyeceğini, okul, hastane, huzur evi gibi yerlerde olan 30-40km sürat sınırını, Almanya trafik kurallarını yeniden öğrenmesi gerekecek.
bu sırada resmi aracı kötüye kullanma, araç sürücüsü-aracın aidiyeti açısından sahte gizli plaka kullanma gibi suçlamalar da yapıldı.
bakan temyize gideceğini açıkladı.
bir de yargılama yayınlandı basında.

almanya'da demokrasiye, halkın iradesine ceza verilmiş.
almanya'da itibar kalmamış.
şimdi alman adalet bakanı çıkıp "almanya bir hukuk devleti" diyebilir mi?
böyle hukuk olur mu?
eeey alman yargısı! sen kime hizmet ediyorsun?

pezevenk malik

şimdi bu pezevenk malik denen yazara "pezevenk" desek kanunen suç olur + sözlüğün zeka özürlü yapay zekası "hakaret ediyorsun" diye entry siler.
günün fıkrası bu kadar.

kitap okumanın hiçbir faydasının olmaması

kitap okumamakla siz bir fayda görmeyebilirsiniz ama biz zarar görüyoruz.
belki de DSM-5-TR ve ICD-11 sınıflama sistemlerine göre "intellectual disability" yaşıyor olduğunuz ihtimali için okuduğunuzu anlamıyor da olabilirsiniz.
acilen bir nöroloji uzmanına görününüz.

edibüdü: burada geri zekalı demeyi nasıl da becerdim, Aferin bana.
hoş! göte "popo" demek gibi. ne derseniz deyin "göt" göttür.
burada hakaret amaç edilmemiştir.
sadece yapılan geri zekalılık tıp açısından tanımlanmıştır.

israil'in olası türkiye saldırısı

yine başladılar masal anlatmaya...
her ekonomik, sosyal kriz eleştirileri Tavan yapınca ve seçim zamanında bu savaş terör ölüm çatışma masalı yanında anayasa rejim sistem tartışmalarından bıktık.
zekamızla birileri dalga geçiyor.

Rusya savaşıyor, 2026 yılı Mayıs ayında Rusya'da yıllık enflasyon oranı %5,3 olarak ölçülmüştür. Bu oran, Nisan 2026'da %5,6 idi.
Ukrayna savaş içinde, 2026'da enflasyon %7.20 olarak açıklandı. bu oran 2025'de 8.20'di.
https://tr.tradingeconomi...com/ukraine/inflation-cpi
buna enerjisini hürmüz boğazına bağlı asya ülkelerini katın, %20 oranında hürmüz boğazına bağlı avrupa ülkeleri ve milyarlarca dolar harcaması olan abd vs. düşünün.
bırak bunları...
Suriye'de taş taş üstünde kalmadı, yıkıldı.
insanlar kaçtı ama Suriye'de insanlar patates soğan derdinde değildi.

ülkesinin neredeyse % 20 kısmı ya işgal edilmiş ya da yüz binlerce tank, zırhlı araç vb savaş makinelerinin mayınlar mezarlığı olmuş, en verimli arazileri bombalarla delik deşik olmuş milyonlarca genç ya ölmüş ya ülkeden kaçmış, savaşan asker yaş ortalamasının 35 yaş civarına çıkmış olan Ukrayna'nın buğday ihracatına bir şey olmasın diye dua ediyoruz.

israil saldıracak.
yunan ile savaşırız.
yok canım terörü bitirmek gerek.
vs.
vs.
derdimiz bu mu?
bu mu olmalı?

bir devlet veya bir şirket ya da bir aile yönetin, bu yapıda olan bir birey olun; önceliğiniz karnınızın doyması (beslenme) çalışma-iş sahibi olma (üretim) gelir seviyesinin yükseliyor olup gelecek kaygısı duymama (ekonomik güç) sahibi olmak ve kişilerin bir birinin emeğe saygı (hukuk ve adalet) içinde olması önceliktir.

tüm bunları sorun yapmazsan komşunun gelip kapını kırması kaçılmaz. zaten komşun bunları yapmadığın için kapına dayanır.
tüm bunları sorun diyerek çözüme kavuşturursan komşun kapını kıramaz.
buna rağmen komşun kapına dayanırsa gereken yapılacağı için sorun etmezsin ve komşun bir daha bunu yapamaz, yapmaya da cesaret edemez.

hatalarınızı başkalarının günahında aramayın.

götümü de açsam bakmayacaksınız

biz boşuna mı koyu renkli camı olan güneş gözlüğü takıyoruz?

boşanma sebepleri

boşanmanın temeline inecek olsanız göreceğiniz tek gerçek şudur; istese canınızı vereceğiniz bir insanı (ya da insanları, evlilik veya arkadaşlar ya da aile) hayatınızdan çıkartmanız onlara değer vermediğiniz için olmaz. Çünkü canınızı uğrunda vereceğiniz insanın-insanların yokluklarına üzülmek, bu insanların size yaptıklarına katlanmaktan daha kolay geldiği için boşanır, hayatınızdan insanları çıkarırsınız.
© copyright 2005 - 2026