/636
sevdiğin kişiyi çağırma şekli.

a: aşk?

b: efendim canım?
Sunay Akın değil Ünal Demirbağ'a aittir. facebook'ta her gördüğünüz yazı paylaşımının yazarını doğru sanmayıp araştırınız. olmadı en azından altında yazan yorumlara bir bakınız. (bkz: emeğe saygı)
Sen varken kötü diye bir şey bilmiyorduk
Mutsuzluklar, bu karalar yaşamada yoktu
Sensiz karanlığın çizgisine koymuşlar umudu
Sensiz esenliğimizin üstünü çizmişler
Nicedir bir pencereden deniz güzel değil
Nicedir ışımayan insanlığımız sensizliğimizden.

Sen gel bizi yeni vakitlere çıkar.

(bkz: ilhan berk)
iştah durumunda inişli çıkışlı bi'grafiğin olmasına neden oluyor her defasında. koşarak uzaklaşamıyorsunuz ama. ah ah!
gercegini yasamaya ne kadar yakinlassak ta imkansizlasiyor her bir adimda. yanlis yer, yanlis zaman paradoksu burda da yineliyor kendini. asik oldugumuz insan neden ayni zamanda bize gore en dogru insan olmuyor? ask her zaman en tatlisi, ama gorunen yuzunde. yerken acisi er gec cikiyor bi` yerden...

sevgi ile butunlesemeyecekse bunu yasamanin da anlami kalmiyor. hic akildan cikmayacak hatiralar dolusu bir duygu bu. surekliligi olmayan. issiz.

uyurken yaninda horlayan insana dahi katlanamamayi getiriyor eksikliginde. uyurken yorganini kendi ustune cektiginde hele onu bogasin geliyor. her usuyusunden onu sorumlu tuttugunda neden asik olmadigim biriyleyim diyorsun. cozulemeyen bir tutku bu. ama bildigim bir sey var, o da ask`la sevgi butunlesmeyecek. butunlesecek tek sey horlayan yatak.

ask olmadan kurulan sevgi sozcukleri yalan.. ask varken kurulan sevgi sozcukleri ise tehlikeli.
aşk deme bana . sol'dan sol'dan geliyorlar !
durduk yere gülümsemek.
Aşk.. bir düşünelim.Öyle bir şey var mı ya tarzında klasik şeyler demeyeceğim hepimiz var olduğunu biliyoruz size aşkın tanımını yapmak istiyorum bu (<) ve üç (3) <+3=<3 gördüğünüz gibi bunlar birbirini tamamlıyor eğer bu çizgilerin biri dışa dönük olsaydı aşk olmazdı.Kendimce yorumum.
önceden yazılmış bütün kalabalık lafların aksine aşk, çaresizliğin tutsaklığın ve aczin romantik halidir.
elde edilememiş sevgiliye duyulandır. aslında öyle değildir ama öyle algılanandır. aşığımız kaybetmiştir sevgilisini üzerinden günler haftalar aylar geçmiştir, her şarkıda şiir de onu getirmiştir aklına. sonra sonra içinde büyütmüş kocaman olmuştur. ama kaybettiği kişiyi kendi hayaline göre yontup aşık olmuştur. her şeyi tam istediği gibi büyüdükçe büyümüştür aşkı. sonra dış dünyaya kapanıp diğer aşk adaylarını sahte bir aşk yüzünden görmemiştir bile.

sonraları aşk yaşasa bile aklı hala sahte aşktadır bunun sahteliğini sonraları yaşadığı aşkı kaybettiği zaman anlayacaktır. karmaşa yaratmamak adına sen ne diyon yarram diyenler için aşk kaybettikten sonra sevilendir. ama aslında benim için öyle değildir ama öyle algılanandır. benim için sevmekle bitmeyendir ve bunu yaşarken farkedebilmektir.
bir gün benim gibi bir kütüğe.. ama içli, yufka yürekli.. yürekli! bir kütüğe yakın zamanlarda hemde bilinen bütün renklerin dışında bir renkte, bütün bilinen tadların dışında tad'da bir yazı yazdıracak "mükemmellik"tir. bütün bu "dışında"lar benim içimdeler.. sadece benimleler..
herhangi bir nesneye duyulan hayranlık duygusudur. bir kadına duyulan aşk , ilahi aşk , zeppelin aşkı vb.
tam göğsünün ortasında bir yerin acıyacak...evinin seni içine sığdıramayacak kadar dar olduğunu fark edeceksin... sokağa fırlayacaksın...sokaklar da dar gelecek...tıpkı vücudunun yüreğine dar geldiği gibi... ne denizin mavisi açacak içini, ne pırıl pırıl gökyüzü...kendini taşıyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan ...da kaybolacak kadar küçüleceksin.. birileri sana bir şeyler anlatacak durmadan..."önemli olan sağlık."

"yaşamak güzel." "boş ver, her şey unutulur."sen hiçbirini duymayacaksın... göz yaşlarından etrafı göremez hale geleceksin... ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarında ölmek isteyecek kadar çok seveceksin...

hep ondan bahsetmek isteyeceksin..."ölüme çare bulundu" ya da "yarın kıyamet kopacakmış" deselerbaşını kaldırıp ne dedin?" diye sormayacaksın...yalnız kalmak isteyeceksin...hem de kalabalıkların arasında kaybolmak... ikisi de yetmeyecek...

geçmişi düşüneceksin...neredeyse dakika dakika...ama kötüleri atlayarak...onunla geçtiğin yerlerden geçmek isteyeceksin... gittiğin yerlere gitmek... bu sana hiç iyi gelmeyecek...ama bile bile yapacaksın... biri sana içindeki acıyı söküp atabileceğini söylese, kaçacaksın... aslında kurtulmak istediğin halde, o acıyı yaşamak için direneceksin... hayatının geri kalanını onu düşünerek geçirmek isteyeceksin....aksini iddia edenlerden nefret edeceksin... herkesi ona benzetip...kimseyi onun yerine koyamayacaksın...hiçbir şey oyalamayacak seni...ilaçlara sığınacaksın... birkaç saat kafanı bulandıran ama asla onu unutturmayan.sadece bir müddet buzlu camın arkasından seyrettiren... bütün şarkılar sizin için yazılmış gibi gelecek...

boğazın düğümlenecek, dinleyemeyeceksin...uyumak zor, uyanmak kolay olacak... sabahı iple çekeceksin...bazen de "hiç güneş doğmasa" diyeceksin...ne geceler rahatlatacak seni ne gündüzler... ölmeyi isteyip, ölemeyeceksin...belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önüne çıkana sarılmak isteyeceksin.

nafile...düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek...rüyalar göreceksin, gerçek olmasını istediğin... her sıçrayarak uyandığında onun adını söylediğini fark edeceksin... telefonun çalmasını bekleyeceksin... aramayacağını bile bile...her çaldığında yüreğin ağzına gelecek...ağlamaklı konuşacaksın arayanlarla... yüreğin burkulacak...canın yanacak...bir daha sevmemeye yemin edeceksin... hayata dair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinden...onun sesini bir kez daha duymak için yanıp tutuşacaksın...

defalarca aradığı günlerin kıymetini bilmediğin için kendinden nefret edeceksin... yaşadığın şehri terk etmek isteyeceksin...onunla hiçbir anının olmadığı bir yerlere gidip yerleşmek... ama bir umut...onunla bir gün bir yerde karşılaşma umudu...bu umut seni gitmekten alıkoyacak... gel gitler içinde yaşayacaksın...buna yaşamak denirse...

razı mısın bütün bunlara? hazır mısın sonunda ölüp ölüp dirilmeye? o halde aşık olabilirsin.

charles bukowski
onu telefonuna “aşkım” diye kaydetmenle “yavşak” diye kaydetmen arasında geçen sürece aşk denir.
kayınçom demişti: aşk iki insanın birbirini çıkarsızca ve...neyse siktir et. iyi laf etmişti vesselam.. çok doğru!
ergenler için dert, yetişkinler için cennettir.
(bkz: göbek kaçması)
Bir çok şarkının, şiirin veya yazının başlığına yada içeriğine sık sık girmiş kelimedir.

(bkz: Anlamını unuttum galiba)
--spoiler--
''Aşk bazen, ne kadar genç olsan da sakat sakat canla başla oynadığın maçın farkında olmadan jübile maçının olduğunu fark etmendir...''
--spoiler-- *
bi kez daha kendisine aşk diye sarılıp hayatımın merkezine şahsını koyup etrafında döndüğüm muhteşem duygu...bulutların üstünde olupta düşücekmiş gibi olmak belkide ama düşememek gibi...mutlu olmak belkide ama canının acıması birazda...aşk ne karmaşık birşey ya...şimdi 6 yılın hatırına adına aşk mı demeliyim yoksa hatamı hala karar verememişken bu kez yine ve yeniden aşk olmanı dileyerek sana geliyorum...hep yanımda olman dileğiyle aşk...bu kez elimi bırakma lütfen...
artık çok az rastlanan hüzünlü duygu.*
tam unuttuğunuzu sandığınız bir anda bir şarkı sizi ağlatmayı başarabiliyorsa bunu yaşatan tek duygu aşktır. her safhası hüzündür. aşık olunan insanla beraberken bile canınız yanabilir.
kadın ve erkeğin paylaştığı en güzel duygudur.onsuz dünya anlamsız olurdu.
bir insanın hayatından iki yıl isteyip teminat olarak verilen bir değer.
hakkında konuşulmadığında küsüyor size.
bazıları onun bir lanet olduğunu söylese de lanetlenmiş bir duygu değildir.
sevmek güzeldir.
Aşk;kimseye aldırış etmeden taksim meydanında hüngür hüngür ağlayabilmektir...
© copyright 2005 - 2026