bugün

bu ülkenin gerek düşünsel gerek pratik-teknik her alandaki gelişmesinin önündeki en büyük engel ve 'gerçek gericiler' olduklarının farkında bile olmadıkları gibi bilakis kendilerini millet için bir 'lütuf' ve milletin üstünde millet adına karar vermeye kerameti kendinden menkul biçimde 'ehil' sayan bir elit(ist)(!) grubun ve onların piyonları olan 'okumuş' insanların büyük heyecanla 'saldırdığı' gerçek bir demokrat...
ergun babahanın düsünce kabızı insanlara kapak gibi yazısını okumak için kollarınızı sıvayınız.sindire sindire okuyunuz.yazı 23 kasım 2006 tarihinde sabah gazetesinde yazılmıstır

Üniversitede yargısız infaz

Türkiye'de liberal düşüncenin önde gelen isimlerinden Prof. Atilla Yayla, AKP izmir örgütünün düzenlediği panelde yaptığı konuşmanın ardından üniversiteden uzaklaştırıldı.
Olay, Yeni Asır'ın Yayla'nın konuşmasını haberleştirmesiyle başladı. Grubumuzun gazetesi Yeni Asır'ın yaptığı da haberden çok, yargısız infazdı.
Konuşmanın tam metni okunmadan, Yayla'nın ne dediğine bakılmadan bir küfür yağmuru takip etti.

Yayla, sonuç itibariyle Türkiye tarihini değerlendirmiş ve buna ilişkin kimi yargılarda bulunmuştu.
Bunlara katılır veya katılmazsınız bu ayrı.
Ama Yayla'nın bilimsel temele dayandırdığı görüşlerini açıklama hakkını elinden alamazsınız.

Türkiye giderek tuhaf bir ülke haline geliyor. islam'a ilişkin tartışma, dine hakaret çerçevesi içinde susturulmaya çalışılıyor, Kemalizm'e de...
TESEV'in araştırmasına göre halkın önemli bir bölümü "Oldukça dindarım" demiş ama görünen o ki, en azından sesi yüksek çıkanlar "Oldukça faşist."
Haydi diyelim ki, küfredenlerin önemli bir bölümü yazıyı okuyup anlamadan, gazete başlığından yola çıkıp Yayla'yı infaz etti.

Peki üniversiteye ne demeli?
Bunlar üniversitenin ne demek olduğundan habersiz. Üniversite eğitimini, lise öğretimi ile karıştırıyorlar.
Bunların üniversitesinde bilimadamı da, öğrenci de tek tip olacak. Recep Peker geri geldi sanki.

Eğer üniversitenin resmi görüşünün dışına çıkarsan, Kemalizm'i eleştirirsen aforoz ediliyorsun. Tıpkı Yahudilerin, Katoliklerin resmi inançtan sapan üyelerine davrandığı gibi davranıyorsun.

Bu üniversite tek doğrunun olduğu ibadethane midir ki, senin görüşünden farklı bir görüş ortaya koyanı hemen aforoz etme hakkını kendinde buluyorsun.
Üniversite, F Tipi cezaevi midir ki, tek tip elbise giymeyeni cezalandırıyorsun.
Elbette her sosyal bilimcinin bir ideoloji olarak Kemalizm'i değerlendirme, eleştirme hakkı vardır. Sosyal bilimcinin görevi sorgulamaktır, düzenin temsilcilerinin görüşlerini aynen tekrarlamak değil...

Bir başka bilimadamı çıkar, bu görüşün doğru olmadığını söyler, tezlerini ileri sürer, ona da herkes saygı gösterir.
Ama bilimsel bir görüşü, karşısında bile olsanız, küfürle susturmaya çalışırsanız "Ortaçağ karanlığına" saplanıp kaldığınızı göstermiş olursunuz. (O ortaçağ karanlığında ispanyol Vittoria'nın rektörü, profesörün ders içeriğine müdahaleye kalkan krala bile meydan okuyordu.)

Bu gelişmeler gösteriyor ki, ülkenin sorunu ceza yasaları ve maddelerinden çok, toplumun bir kısım kanaat önderlerinin çapsızlığı, hoşgörüsüzlüğü ve farklı fikirlere tahammülsüzlüğüdür.
Siz yasaları istediğiniz gibi değiştirin, kafaları değiştiremezseniz, Ortaçağ karanlığından kurtulamazsınız.
an itibariyle kanal d'de 32.gün de canlı yayın konuğu olan olay kişilik.
engin ardic atilla yayla hakkindaki, bazilari tarafindan pek bir sevilip referans alinan, yazisinda "bu adam demeyip de bu kadin mi deseydi" diyerek kalitesini gostermistir. vay be olay bu kadar basitmis. guzel oglan ne guzel aciklamis.
32. gün programının sonunda liberal düşünce topluluğunun abden aldığı paraları nerelerde kullandığını anlatarak belden aşağı vurmaya çalışanlara gereken cevabı vermiş kişidir.
ab tarafından verilen fonlardan vs dolayı gerçekten hain olduğuna inananlardan ve hakkında bağırarak çağırarak konuşanlardan dolayı gerçekten de açıkladığı düşüncelerinin üzerinde pek durulmayan profesör. kendisi de "çapkınım, içerim, ateist bile olabilirim" diyerek bunu destekliyor. çok ilginç.

düşüncesini savunma, ortaya koyma hakkı kesinlikle kendisindedir. tepki verme hakkı da herkeste. ortada 100 kişi hakaret ediyor, 10 kişi ise karşı söylem belirtiyorsa 10 kişiyi göze alarak konuşmak gerekir. "linç ediliyor! entelektüel bu işte!" tarzı elitistlikler içine girmektense düzgün düzgün konuşmak gerekir. açık fikir biraz.
24 kasımdan bir kaç gün önce sözleri karşılığı öğretme hakkı elinden alınan profesör. ama ben kendisinin öğretmenler gününü hakikaten yürekten kutluyorum.
o kadar üstüne gidildi ki adam daha fazla dayanamamış kalp spazmı geçirmiş. geçmiş olsun.

http://www.zaman.com.tr/w...r/haber.do?haberno=460238
türkiye'de liberalizmi entellektüel düzeyde kavramış ender insanlardan. liberal düşünce topluluğu'nun kurucularından. bir dönem yeniyüzyıl ve yenişafak gazetelerinde köşe yazıları yazmıştır. daha sonra burada yazdığı yazılar devletçi zihniyet ve piyasa ekonomisi adlı kitapta toplanmıştır. açık bir üslubu vardır. liberalizmin sloganların ötesinde anlaşılması adına önemli bir rol oynamaktadır ki günümüzde liberalizm ülkemizde bir fikir akımı gibi değil de bir mit gibi algılanmaktadır. siyaset teorisine giriş kitabı siyaset ile ilgilenenler için önemli bir kaynaktır. demokrasiyi koruma klavuzu, liberal bakışlar, liberalizm, özgürlük yolu hayek'in sosyal teorisi, piyasa medeniyeti diğer kitaplarıdır. ayrıca liberal düşünce dergisi'nin ve piyasa dergisi'nin edütörlüğünü yapmaktadır.
Dün gece rüyamda gördüğüm ak saçlı donkişot. (veya galileo da olabilir)

Güya kendisi seçilmiş görevlendirilmiş biriymiş. "Derin"lerin sahipleri diye bir grup kendisinin gündemin tam da bu zamanlarında akp'ye düzenletilen bir toplantıda düşünen pek çok insanın da katıldığı ama söylemekten imtina ettiği şeyleri söylesin istemiş. herkes duymazsa diye de endişe edildiğinden kolpa bir nedenle üniversiteden uzaklaştırılmış. (hayırlara gitsin)

Benim algıda sıçıcılık konusunda sabıkalı beynim konunun tamamen resim/heykel mevzuuyla ilgili olduğunu söyledi. (burada artık uyanmıştım, bunlar bilincimin altından değil) Bu heykel ve resim meselesi bir kaç ay evvel de genel kurmay tarafından şöyle bir yoklanmıştı. Brövelerden atatürk'ün koca tepedeki siluetini kaldırmış, gazetelerden halkın nabzı tutulmuş, sonra gerisin geri koymuşlardı. Sonra başkaları (isim tutamam ben aklımda, ilgilenen buluversin bi zahmet) okullardaki atatürk resimlerinin totaliterizm -hatta faşizm- eseri olduğunu, türk bayrağının turkuaz renkte olmasının bir akdeniz ülkesi olmamız hasebiyle bizi ne kadar da açacağını söylemişlerdi. (Hepsine katılıyorum. Turkuaz bayrak hariç. benim önerim: gece mavisi olsun, üstüne simden yakamozlar işlensin)

demokrasi dersi başlığıyla youtube'dan izlediğim hoca; kamu otoritesinin toplumu çağdaşlaştırma görevi olmadığından, bireyin toplumdaki en küçük azınlık olduğundan sözediyor ki katılmamak cinayettir. Ancak kendisinin 20 yıllık sosyolog olarak bildiği her gerçeği söylemediğinden de eminim.

Yeni çağın bilimsel disiplinleri birbirinden ayırmadan, toplumu dönüştürmek için kullandığından haberi yokmuş gibi davranması ya samimiyetsizliğinden, ya da azınlık ve çoğu aptal bir-bir bireylerin anlayamayacağından emin olduğundan. benim paranoyayla kısılmış gözlerime görünen ise: kendisinin bir görev ifa ettiği, planlanmış bir oyunun küçük bir rolünü oynadığıdır. Bu küçük rol sahnelendikten sonra o yargı kararıyla okuluna geri dönecek. Oyun da amacına ulaşmış olacak; güççük beyinli azınlıkların (yani biz, bireylerin) bilinç altlarına resim ve heykellerin gerçekten çağ dışı olduğuna dair serbest radikaller gönderilmiş olacak.

21. yüzyıldayız, vakit daraldı. Herkesin seyri suluktan geçmesini beklemeye vakti yok dünyanın, her şey hızlanacak, değişimler hızlı olacak. Minareler kadar anlamsız olan, kasaba cumhuriyetçileri için zamanında ihtiyaç duyulan ama artık görevini tamamlamış bu eski, şehir mobilyalarından kurtulunacak.

Yapın ulan, yapmayın demiyoruz. Açık olun ama artık be. Biz bu kadar imgeyi, simgeyi, sembolü, göndermeyi, geydirmeyi anlamıyoruz. Anladığımızı düşündüklerimizden de emin değiliz, ne ne kadar manipülasyon, ne kadar gerçeklik ayırdedemez hale geldik; beyin .mcıklaması yaşıyor biraz aklı olanlar. Açık açık anlatın bize planlarınızı, belki aklımız yatar. (Yatmayan da derdine mum yakar.)

(işimi bitiremeden pc başında uyuklarken gördüğüm bir rüyaydı; yüzünü çıkaramadığım bir paşa, kulağımın altına doğru bişey soktu. bu yazı benim irademin ürünü değildir.)
Olup bitenleri kaçırma

İlk öğrenen uludağ sözlük kullanıcıları olacak.