bugün

ab kıyak fonundan aldığı 400 bin euro'yu kendisi de onaylamış hocadır aynı zamanda.

http://www.hurriyet.com.t...2&srid=3428&oid=2
kimsenin hakkındaki "vatan hainliği" suçlamasını ciddiye almadığı, hakkında açılan inceleme ve soruşturmanın da hukuksuz olmadığı profesör. bu kadar "haksızlığa uğradı, düşünce suçu, kem küm" neden edilir bilinmez.

"Anayasa'nın ve yasaların, ''Atatürk ilkelerine bağlı öğrenci yetiştirilmesini'' öngördüğünü vurgulayan Prof. Dr. Yamaç, Atilla Yayla'nın bu gerekçelere dayanarak bugünden itibaren fakültede ders verme görevinden uzaklaştırıldığını bildirdi. Prof. Dr. Yamaç, inceleme ve soruşturma sonuçlanıncaya kadar Yayla'nın ders veremeyeceğini sözlerine ekledi."

eğer bu bir sorun olarak addediliyorsa adres anayasadır -ki kaynağıdır bu düzenin.
engin ardıç tarafından hadiseye bugün son nokta konulmuş, faşizm yanlılarına ayarın tırtıklısı verilmiştir.

buyrunuz:

http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=59324,10,2

"Profesör Atilla Yayla, Gazi Üniversitesi'nden kovuldu. Kibarcasını söylüyorlar, 'ders vermekten uzaklaştırıldı' diyorlar. Canım belki kovulmadı da kızağa çekildi, sonuç pek değişmez.

Suçu neymiş? Atatürk'e 'bu adam' demiş...

Hayır, dememiş! Anlama özürlü olmak için Babıali kaşalotu olmak yeterli de, üniversite yöneticisi olmak gerektiğini yeni görüyorum.

'ileride artık bizlere neden her yerde bu adamın heykelleri, fotoğrafları var diye soracaklar' demiş. Yani 'bu adam' tanımını kendi ağzından kullanmıyor, kendini Avrupalıların perspektifine yerleştirip o açıdan, onların ağzıyla soruyor, soracaklar, öyle diyecekler, diyebilirler diyor...

Ben ondan daha büyük bir suç işlemiş, başkasının gözünden değil kendi ağzımdan 'adam' demiştim Atatürk'e, hadi beni de gazeteden kovsunlar.

Amacım Atatürk'ü uzaylı gibi görenlere onun insan olduğunu hatırlatmaktı. Tepki gösterenlere de 'ne yani, adam değil de kadın mıydı' diye soruyordum, ağızlarını açamıyorlardı.

Profesör Yayla aynı zamanda Kemalizm'in 'ilerlemeden çok gerilemeye tekabül ettiğini' söylemiş. ikinci suçu bu.

Bunu şeriatçı olduğu için mi söylemiş? Hayır, liberal olduğu için söylemiş. Bu ülkede liberal olmak da suç.

'Şapka devrimi bizi geri götürdü' anlamında falan değil yani, özgürlükler açısından konuşmuş... Kastettiği, şeker fabrikası, çimento fabrikası yapımı türünden 'ekonomik ilerleme ya da gerileme' falan da değil...

Haksız mı? Bu ülkede 1925-1945 arasında tek parti diktası yaşanmadı mı? Cumhuriyetin bu on yılı, hem çok partili parlamenter meşrutiyet dönemine, hem de cumhuriyetin ilk iki yılına oranla demokrasi açısından daha 'geri' değil midir?

Bu adamı niçin kovmuşlar? Adı 'Gazi' olan bir üniversiteye yakışmadığı için.

Ben de soruyorum: Madem Gazi Üniversitesi bu kadar Atatürkçü, adı niçin Gazi Üniversitesi?

Niçin 'Atatürk Üniversitesi' değil? Niçin, Atatürk'ün alt tarafı 1921 yılından 1934 yılına kadar, yani 'soyadı devriminden önce' kullanmış olduğu bir ünvanı taşıyor?

1934 tarihli devrim yasasına göre bu ülkede 'efendi, ağa, paşa gibi ünvan ve lakapların kullanılması' yasaklanmamış mıydı? işte ben de Gazi Üniversitesi hakkında suç duyurusunda bulunuyorum, devrim yasasını çiğnemektedir!

Örneğin hepiniz suç işliyorsunuz, Orgeneral Büyükanıt'a 'Yaşar Paşa' derken!

Ne kadar gülünç, değil mi? Ama şaka kaka oluyor ve bir hocanın hayatı kaydırılıyor.

Bir profesörün, görüşleri ne kadar aykırı olursa olsun, onları özgürce dile getirmek hakkı var mıdır? Medeni memleketlerde vardır, Türkiye'de yoktur. Yanılma hakkı da var mıdır? Evet, yanılma hakkı bile vardır. Burada yoktur.

Bu profesör, hakaret mi etmiş, galiz bir kelime mi kullanmış, yalan beyanda mı bulunmuş, iftira mı etmiş, ahlak dışı bir suçlama mı yöneltmiştir? Hayır, yalnızca kendine özgü 'siyaset sosyolojisi' görüşlerini belirtmiştir.

Bu bilim dalı 'exact' bir bilim dalı mıdır? Hayır. Yoruma ve tartışmaya sonuna kadar açıktır. Örneğin profesör 'iki kere iki beş eder' ya da 'su yüz derecede değil doksan sekiz derecede kaynar' şeklinde mi saçmalamaktadır? Hayır.

Sözkonusu profesör, aykırı görüşlerini, çocuklara ders verirken mi dile getirmiş, onların beyinlerini mi zehirlemiş, kötü yola mı düşürmüştür? Hayır, bir siyasi partinin panelinde söylemiştir.

Sözkonusu siyasi parti, ülkemizi yıkmaya ya da bölmeye yönelik Daşnaksutyun Partisi, ya da Partiya Karkere Kürdistan falan gibi yasa dışı bir suç örgütü müdür?

Hayır, ülkede şu anda iktidarda bulunan, hükümeti kurmuş 'legal' çoğunluk partisidir.

Ben burada ne o partiyi savunuyorum, ne de Profesör Yayla'yı... O partiye oy vermem... O profesörü de tanımam etmem, babamın oğlu değildir, ölmüş kalmış bana ne?... Çok şükür Avrupa Birliği'nden para ya da destek de almıyorum... Ben burada bir 'zihniyeti' eleştiriyorum.

Bir soru daha soruyorum: Türkiye bu kafayla Avrupa Birliği'ne girebilecek midir?

Hayır. Zambia girecektir, Türkiye giremeyecektir.

Ama profesörü harcayanların istediği de 'girmemek' değil mi aslında?"
kendini galileo'ya benzetmiş ve "bedel ödemeye hazırım" demiş. bakalım ne olacak?

http://www.zaman.com.tr/w...r/haber.do?haberno=459464
eleştiriler üzerine elle tutulacak argumanlar sunmak yerine, içki içerim, çapkınımdır, hatta ateist bile sayılabilirim diyerek kendini savunmayı tercih etmiş şaşkın kişidir. derslerinde de öğretilerini bu tür bir mantıkla savunuyorsa vay onun profesörlüğüne.
engin ardıç oldukça bu ülkede artık biz yazarların kalem kıpırdatması bile gerekmiyor yerine göre. nasıl mı?

http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=59324,10,2

akşam gazetesinden alıntı...
soğuk savaş döneminin öncesindeki ve sonrasındaki değişimler, dağılmakta olan bir imparatorluktan çekirdek ama sağlam bir bölümün daha yeni kurtulmuş olması, yüzlerce hatta binlerce yıldır demokrasi görmemiş bir toplumun taze bir devletle demokrasi ile tanıştırılması gibi süreçleri atladığı, anakronizm tarzı bir hataya düşerek, eline aldığını, kuramsallaştırılma yaşı tarihle bir olmayan bir çeşit argüman silsilesiyle ve hiç bir zaman kesin doğru olduğuna dair garanti veremeyeceği "her zaman doğru ölçen cetvel" ile hassas bir konuda kesip biçmeye çalıştığı için eleştirilen profesör. kendini hatalı mantığına rağmen galileo'ya benzetmesi ise trajikomiktir, aşağılamadır. zamanın evvelinde mi ötesinde mi acaba kendince?
sanırım asıl tepkisi 1950 öncesinin demokrasi ve liberal haklar bakımından güllik gülistanlık ve özgürlüklerin inanılmaz ölçüde geniş olduğu bir dönem gösterilmesine olmuştur ve ülke ileri gitmedi dediği husus engin ardıç'ın da belirttiği üzere demokrasi, insan hakları ve özgürlükler olmuştur.

tarihin çarpıtılmasıdır asıl sorun, herşeyin olduğu gibi verilmesi değil; nitekim yüzlerce yıl çarlık, ardından 70 yıl da komünizmle yönetilen ülkeler şimdi kişisel hak ve özgürlükler bakımından bizden ilerideyse sanırız bizim de şapkayı önümüze koyup bir düşünmemiz isabetli olacaktır.
biri cikiyor ve kemalizmi gericilik olarak tanimliyor biz de hemen saflarimizi aliyoruz ve sozluge du$uncelerimizi zaman kaybetmeden, hunharca dokturuyoruz. dikkate aldigimiz tek $ey kelimelerden olu$san o cumle, o cumlenın kimin neden nasil ve nerede soylendigi bizi ilgilendirmiyor.

zaten kazinmi$ beyinlerimiz kemalizmin harfleriyle, liberteryenizm icin olup bitiyoruz, takiyoruz at gozlugumuzu ele$tiriyoruz. sadece kendi bildigimiz dogru, tek hakli biziz.

tabii.
kastını aşan bir formata ulaşmış profesördür. bir kaç düzeltme yaparak herkesin katılacağı hale getirebileceği hataları düzeltmeyip üzerinde durmaya çalışmaktadır.

günümüzdeki kemalizm anlayışını ya da atatürk'ün yanlış anlaşıldığını anlatsa, atatürk adıyla ülkede baskıcı bir yapının peydah edildiğini söylese, bugünkü seçim sisteminin ve iktidarın da bu yanlış bakış açısının ürünü olduğunu açık açık söylese, %30'un %80'e tahakkümünün saçmalığından bahsetse* keşke.

ama hayır, heykellerden bahsederek bel altından vuruyor. son tartışılması gereken şeyi başa almanın zevk verdiğini zannediyorum kendisine.

o doğru saçmalıklardan bahsetmiyor, ben de -üstüme vazifeymiş gibi- sansasyon yaratan fikirlerinin saçma olduğunu düşünüyorum.

bir baksanız iyi olur,
(bkz: saçma)
Olup bitenleri kaçırma

İlk öğrenen uludağ sözlük kullanıcıları olacak.