bugün

/400
(bkz: ankara yı ankara yapan şeyler/#14482250)
yaşayamadık ölelim bari dediğim mekan. öleceğim tarihi bilmesem de orada öleceğim hissi var içimde. kendini ait hissettiğin yerler olur bazen. ankara öyle işte.
04.02.2012 sabahı itibariyle bizi güneşle selamlamış olan şehirdir. henüz dışarı çıkmadığım için hava sıcaklığı konusunda bir yorum yapamayacağım lakin hava buz gibi de olsa günler sonra görünen bu sabah güneşi pek güzel oldu.
an itibariyle uzun zamandır görmediğimiz derecede güzel bir havayı sakinlerine yaşatan şehir. o deil de bikaç derece daha ısınırsa gerçekten bahar gelmiş diyebileceğiz neredeyse o kadar tatlı bir hava var.
post-rock vari bir havaya sahip olan şehir.

black metal'e de kayar.

**bildiğin black metal abi, post-rock'u karıştırma olaya..
2 gündür bahar havası yaşatan ama hafta başından itibaren bizi yine kara boğacak olan yaşadığım şehir.
özlediğim ve 2007'den bu yana hasret olduğum şehirdir. havalar düzelse de gitsektir.
her ne kadar sıkıcı gibi görünsede insanın kendine bile açıklayamadığı bir büyü var bu şehirde. gidilmek istenir gidilmesine de bir türlü o an gelip gidemez insan. es kaza uzaklara gidildiğinde yabancı şehirlerin yabancı gecelerinde rüyalara girer ankara ve "şimdi orada olmak vardı" dedirtir insana. ankara sevgisi çoğunlukla nedensizdir.
ankara: 'bana çok şey vermiştir,benden almaya kalkmasından korkarım.. '
korkarım ellerimin ellerine gitmesinden. korkarım bir kış soğuğunda onca yasağa rağmen sağ koltukta titrekken dizlerim ellerimin ellerine düşmesinden. sokakların caddelerin sana çıkmasından korkarım. bana verdiklerini sokak sokak, cadde cadde kazımasından alnıma korkarım. senin sildiklerinin ruhuma dövme olmasından korkarım. verdiklerin senin olsun, bendekilerin silinmesinden korkarım. onca şeye rağmen, dilimin ucundan adının düşmeyişine korkarım.
yarin aksam uzeri saatlerde nufusuna dahil olacagim, sıkıcı sehir. ayrıca özlenmeyen, gurbet, denizsiz sehir.
buzdan yürümenin imkansız hale geldiği şehir. ayak bacak kırılacak gibi oluyor allahıma.
ısınmamak da direnen şehirdir. ama gerçekten bokunu çıkardın artık. tamam kar yağdı mutlu olduk, ayağımız takıldı düştük hep birlikte katıla katıla güldük. ama evi ısıtamıyoruz lan. kendine gel artık.
geçen sene başlattığı geleneği bu senede sürdüren şehirdir. egoların kaymasından taksicilerin gitmemek için direnişinden yine kızılay dikmen arasını 3 saatte yürütmüştür. saçlardan çıkan buzları,her 10 metrede bir düşen insanları,açlıktan sinir sistemi bozukluklarını da saymıyorum bile. Sevgili melihciğim yine bize kar yalatacak mı?
ben yollarının tadına baktım tuzsuz olmuş sanki. sonra bu akşam otobüs kuyruğunun sonunu aradım uzun süre, otosbüsten çok uzaklarda bulup sıraya girdim, neyse saatler sonra otobüse binip, arada bir kıç atan otobüsümüzde lan devrilmesek bari bakışlarıyla etrafı süzerek eve geldim. evet kar ankaraya hiç yakışmadı, çok sinirliyim. kızılay eryaman üç buçuk saat sürer mi lan?
yine kara teslim olmuş şehirdir. iki saat boyunca yürüdüm ve evime ulaştım. Melih g.tünü sıcacık evinden çıkarıp belediyeyle bir ilgilenemiyor. ne tuz dökülüyo ne küreme arabası var. yollar buz. polis evinin önü felç. dolmuş yok. otobüs yalvarsanda almıyor zaten. gerçi alsa oda polis evinin önünde kalıyor. hiç birinde zincir yok. sokak lambasından gelen ses arkadaşımdan daha sinirliyim sözlük...
Şimdilerde şöyle bir kafanı kaldırıp baktığında yüksekçe konuşlandırılmış vinçler ve yarı inşaat halindeki büyük beton kütlelerinden başka bir şey göremediğin şehirdir. Bu durum insanı yıllarca yaşadığı şehirden soğutur. Şehrin nispeten değerli sayılabilecek meskenleri maalesef bu gökdelen görünümlü ucubelerle dolduruluyor.
daha önceleri kış aylarında kafanı kaldırıp baktığında 20 metreden ötesini göremezdin. Aklına bir evde tüten kömür sobası gelirdi. Onun ateşini hayal ederdin. Şimdiyse daha uzakları görebiliyorsun ama aklına gelen şey: "elde edilen rantı kaldırmak için gerçekten de bu kadar vince ihtiyaç var mı?" oluyor.

(bkz: uzağı görmek o kadar da iyi bir şey değildir)
(#9036) ile katıldığım, gri şehirdir.
not: "genelde" gridir, yoksa 1-2 aydır bembeyaz.

ama ileride çok daha çok alışacağıma inandığım şehirdir. ileride olunca şehrim diyeceğim sanırım.
Siyaset şehri ne de olsa başkent. Bu sözlere eşdeğer bir şekilde söyleyecek olursak 'ana kucağı', kaderim.
ankara kapalı bir kutudur kimileri için açılmaz derin bir sessizlik kimileri için aşk kimileri için özlemdir bir tutam sevgidir hasrettir.
öğrenciler için mecburiyetlerle başlar...sonraları tuhaf bir bağlılıktır sokakları ,otogarı,havası vs. ve en güzel yanı nereye gitmiş olursanız olun dönüşte hep aynı tanıdık sıcacık yüzle karşılar sizi .
"gridir" diyenlere üzülmüş olacak ki bir aydır bembeyaz olan şehirdir...
görsel
2012 mart basinda guZel bir beraberlige ev sahipligi yapacak sehir.
puslu şehir. ama yinede bu şehirden kopamayan insanlar var. onları anlamak her ne kadar zor olsa da saygı duyulası bir şehir.
kuş sesleri, yaprak hışırtısı, dalga sesi yok. bunların yerine avmler, bakanlıklar, tam donanımlı hastaneler var. yine de tercih bizim değil sanırım.
ispanyol bir şirketle yapılan anlaşmaya göre 2013 yılının sonbaharında hem çayyolu-kızılay hem de sincan-batıkent metrosuna kavuşacak şehir.
Güncel Önemli Başlıklar
© copyright 2005 - 2026