bugün

/400
kara kışla mücadelenin en yoğun olduğu şehirlerden birisi.
artık yaz gelsin kardeşim yaaa...
sevdasız çekilmeyen şehr-i memur.
başkent seçilmesi sürecinde, istanbul'da gelişen levanten sınıfın batıyla bütünleşmiş yaşayışına bir karşı çıkış vardı.
içlik giysem mi giymesem mi diye kışın kara kara düşündürten şehir. Zira içlik giyerseniz sevişme ihtimaliniz açıkça düşmektedir.
yılmaz erdoğan'a saygım sonsuzdur bu böyle biline... ama onun ankara şiirinden esinlenerek bu şiir de benden olsun;

ankarada öyle yapişirdi ki kar..
ankara’da öyle yapışırdi ki kar,
asfaltlar ışıldar, buz tutardı bütün yollar..
popomuzun üstüne oturup kalmayalım diye giyilen bütün botlar;
ucuzluktan alınmışsa su alırdı içine, ıslak çoraplar, ayaklar…
ankara’da öyle yapışırdı ki kar,
üzerine çıkan güneşe gülümseyelim derken kar erirdi sokaklarda, ve tabi;
kar gölüne dönmüş caddeler, meydanlar..
kimse saygı duymaz ama, insanlar yürüsün diye yapılmış kaldırımlar,
motosikletli kuryelerin önünden kaçarken çarptığımız tabelalar, bilboardlar…
alnının ortasında ciddi bir devlet tedbirsizliği olan, kazalar…
ankara’da öyle yapışırdı ki kar,
yaşlıların yemeklerine atılan cinsten asfaltlara serpilen tuzlar,
ayaklarını kuru bir yere basmak varken, herkes ıslak olacak değil ya,
yaşasın ayakların kuruluğu;
çok kötü günlermiş gibi bu kışlık zamanlar,
her kar yağışında bir sonraki günün hesabını yapan, öğrenciler, işçiler, çalışanlar…
kaymak, kolay bir aktiviteymiş aslında ankara sokaklarında,
kaymak, bu kentin en sevilen yemeği değilmiş aslında;
biz kaymağı severiz tanrım ama keşke ekmek kadayıfının üstünde olsa;
mağazalar önü çatlak mozaik,
basmamak için sek sek oynayan insanlar, ayaklarına, pantolonlarına su sıçramasın diye,
somut bir kuruluğa beşik kertilmiş olan, burada sırılsıklam kalan,
hülasa kente hukuk mukuk okumaya gelen o arada da görmediği sabah ayazına maruz kalan,
akdenizli, egeli anadolu çocukları…
ankara’da öyle yapışırdı ki kar;
hiçbir şey üstü kapalı bir mekan gibi umut vermez ankara’da
yoksa bugün ıslanmayacak mı ayaklarımız duygusu çöker bütün insanlara;
kimse kuru kalmaz belki, belki bu kaldırımlar o kadar da fiyakalı olmayacak ama,
sokaklara biriken gölleri boşaltabilselerdi keşke kanalizasyonlara..
ankara’da öyle yapışırdı ki kar,
asfaltlar, ışıldar, çamurlar..
şimdi ve sonra ne zaman ankara’ya kar yağsa;
benim ayaklarım, çoraplarım çamur kokar
an itibari ile hayvan gibi bir kar yağışının başladığı şehir. arkadaş bu kadar da olmaz her gün mü kar yağar bir şehre.
yalnızlığın yapışıp kaldığı şehir. kalabalık caddelerini başı önünde yalnız insanlar doldurmuştur ve en çok otogarı yakışır ankaraya.
grinin hakimiyeti altında olan kravatlı adam.
Deli gibi kar yağan şehir.
bu sene haddinden fazla kar yağışı görülen şehir. dışarıya her çıktığımda beyaz rengi görmekten sıkıldım ama ankara sıkılmışa benzemiyor. hala yardırıyor.
18.02.2012 tarihinde yarimle sabah geleceğim ve 4.5 senemi okul hayatıyla verdiğim şehir.

merak ediyorum ankarada durumlar nasıl. deli gibi kar yağıyor fakat yollar ne alemde acaba? kızılayı, anıtkabiri ve diğer yerleri kar lastikli arabayla gezebilirmiyiz rahat rahat.

bu konuda ankaralı kardeşlerden yardımlarını esirgememelerini rica ediyorum.
Dün gece her yerine gökten kürekle kar serpilmiş, şehir.
An itibariyle yol durumu;
Ankara yolları iyi ama çevresi kötü.
en güzel yanı, orada bulunmak, bunun mutluluğuna gerçekten varabilmektir. ankara'yı sevebilmektir.
yahya kemal beyatlı'nın, "ankara'nın en çok istanbul'a dönüşünü seviyorum" diyerek özetlediği şehir.

hem fiziki hem mecazi soğukluğu sonuna kadar bünyesinde barındıran bir şehir.
sanırım dışarıda fırtına olan kent. vuuuuuuuuuuuuuuvuvvvvvvvvv diye uğultulu tepeler'i geçti resmen.
kara doyan şehir. yememiş yedirmiş ve doydurmuştur.
bu sözlükte istanbuldan daha çok adı geçen şehir.
entry sayısı da dediğimi doğrular nitelikte.
sanırım ankara severlerin sözlükte fazla olduğunun delili.
istanbul'da yaşayan anadolu göçmenlerini boğduğumuz şehir. 3 leşim var.
(bkz: gri kent)
gri, denizsiz, sıkıcı, boğucu vb geyikleri yapmayanların dövüldüğü şehir.

hea, dövüyoz biz onları.
bugün kızılay'da kulağımda yılmaz erdoğan'ın ankara şiiri, ellerim cebimde, buz gibi havada yürürken bir kez daha aşık olduğum şehir, şehrim.
uzun zamandır ilk kez güneeeeeeeeeeeeeeeeeeş güneeeeeeeeeş nidası attıran ve hemen sevdiklerle buluşulacak gündür.
bir haluk levent parçası.
Soğuk memlekettir. Kış aylarında geceleri bazen eksi yirmilerin altına dahi düşer hava sıcaklığı.
En kara diye yazılıp okunması gramere göre yanlış, sevmeyenleri için doğrudur.
© copyright 2005 - 2026