/401
150 küsür günlük askerliğim sırasınca, mamak, mebs, kara kuvvetleri komutanlığı nda kol gibi bir askerlik, bentderesi ni bolca ziyaret eden, sivri burunlu asker arkadaşlarım, yürüyen kravatlı ordusuyla, yarısının askerden oluştuğunu düşündüğüm bir popülasyon; yedinci cadde, güven park, meşrutiyet caddesi ve kızılay olarak aklımda ye edinecek olan, güzel ülkemin ilginç başkenti.
sıcak çok sıcak...
deyince akla tenedos gelebilir.
gençlik ve spor il müdürlügü'nün ve sümer holding binasının ulus'u kirlettigi şehir.*
ayrıca inişli çıkışlı yollarıyla bir san fransisco görüntüsü oluşturmaktadır.
hüzünlendiren şehir. ne zaman istanbul'a giderken veya istanbul'dan ailemin yanına giderken geçse otobüs bir damla göz yaşı akıtır yüreğimden.
yolları denizi bulmasa da, o deniz kokusu ciğerlerimize dolamasa da hiçbir şey yoksa iki sokak ötesinde kalbimin bir yarısı olduğu için bırakıp gidemediğim gitsem başka yerde tat bulamadığım şehirdir. her yanıyla alıştığınız ve başka yerde cidden yokluğunu hissettiğiniz insanlarıyla, mekanlarıyla, alışkanlıklarla uzakta da kendisini hatırlatan şehirdir. içine çocukluğumuzun bir kısmı gömülmüştür; atılan goller, alınan meybuzlar, ilk küfürler, ilk kavgalardır ankara..

kilometrelerce uzaklaşın ve hatta kaçın buradan, yine hissedersiniz yokluğunu, sırtında 'anti x' yazan simitçileri özlersiniz, bakanlıklardan meşrutiyete geçen köprüden geçerken tımarhanede olduğunuzu hissettiren o oyuncaktan çıkan sinir bozucu sesi özlersiniz, özlersiniz de özlersiniz... sonuçta o ankaradır. soğuktur belki, ruhsuz durur ama içlidir, susar da geceleri ağlar.. onun gözyaşlarını gece duvarlarından toplayanlar anlar..
anneme göre bu şehre dair ilk anım, 2-3 yaşlarımdayken tunalı hilmi'de bebek arabasında dolaştırıldığım sırada yanımdan geçen insanların ayaklarına dehşet içinde bakmammış. evet, onlar hızlı hızlı geçerken ben gözlerim faltaşı gibi açık, bütün ayaklara bakmaya çalışmışım. herhalde hiç bu kadar ayağı bir arada görmediğimden olsa gerek, bakarken kendimden geçmişim.
yağmur dönerken kara yavaşça süzülenler yola
araba dolusu bi tuhaf seven şarkılar çalan söyleyen
sevenlerden biri ben arkada bıraktığım sen
kim olduğunu biliyorsan söyle sen
ah yağmur dönerken kara şarkılar var falımda
hepsi sana (hepsi sana) bu gece ankara
ah yağmur dönerken kara yine yol var falımda
ister özle yok istersen hiç hatırlama

sokaklar dolusu şekerli kar kokusu
tunalıda gezinirken bizde bir kahvaltının tutkusu
acıkanlardan biri ben arkada bıraktığım sen
kim olduğunu biliyorsan söylesen
ah yağmur dönerken kara şarkılar var falımda
hepsi sana (hepsi sana) bu gece ankara
ah yağmur dönerken kara yine yol var falımda
ister özle yok istersen hiç hatırlama

ah yağmur dönerken kara şarkılar var falımda
hepsi sana (hepsi sana) bu gece ankara
ah yağmur dönerken kara yine yol var falımda
ister özle yok istersen hiç hatırlama *
ülkenin başkenti.bana göre en güzel ilçeleri etimesgut ve sincandır.
Ankaralıların sevdiği memur kenti başkentten istanbula gidildiğinde şok geçirilir.
cumhurbaşkanının ikamet ettiği şehir.
ilginç kimse yazmamış.
iş nedeniyle üç ay kalmak zorunda kaldığım güzel şehir. sıkılacağımı düşünüyorken o üç ay nasıl geçti anlamadım gitti.
memur şehir, öğrenci şehir, yalnız şehir, sıkıcı şehir, karasal şehir.
cankaya belediyesi ile melih gokcek arasinda hic olan evim.

1 agustos itibariyle akay kavsagi kaatilacakmis, alt gecitlerden arac gecmesine izin verilmeyecekmis. neden? cunku imara uygun yaptirmamis melih amca. bunu kim farketmis? cankara belediyesi.

yahu kardesim kavganiz sayesinde trafigin icine edeceksiniz, farkinda degilsiniz.
yağmurun, ıssız kalabalığına yakıştığı şehir...
tanpınar ın beş şehir adlı kitabında anlattığı şehirlerden biridir...
(bkz: melih gökçeğin çiftliği)
hayatımın en azından bir 3 yılında daha merkezime koymak zorunda olduğum, gün be gün beni yıkan, yerle bir eden, adam gibi bir kırıntı bile bırakmamaya and içmiş olan...
Bir kaç gün merkezine gidip gelen insanların beypazarı , kızılcahamam v.s. gibi yeşil ve tarihi yerlerini görüp değerlerini bilmeden gri şehir deyip kötülediği , türkiye'nin başkentliğe en yakışan şehridir.
"koskaca ülkede başkent yapıcak başka şehir yok muydu?" diye bazı bazı soruyorum kendime.
zaten sıkıcı olan sehir yazın ıyıce ınzıvaya cekılır. eskısı gıbı kuru da degıl artık. bunaltıcı bır hava, aksam olsa da esse, ıcsek havası.
Gökçek'in belediyesini borç batağına saplayıp üzerine de şenliklerle kutlama yaptığı memur kentimiz.
bu aralar sabah biraz yüzünü gösteren güneşin öğlen ortadan kaybolduğu, yerini kasvetli, boğuk, sıcak bir havaya bıraktığı, akşam imdadımıza yağmurların koşup geldiği şehir.
yıldırım bayezid la timur un savaştığı şehir. son zamanlardayda melih city olarak adını değiştirmemiz mümkün olan kara bahtlı şey. bir izmirli olarak acıdım lan size.
konur sokak ta ünlü kafeleri olan şehir.
© copyright 2005 - 2026