bugün

/400
Kıymetlilerimin değerlilerimin sehri. Payi taht kendileri.
Gittiğim, sevdiğim, özlediğim şehir.
Bi saatten sonra hakikaten çekilmeyen bir şehir.

Faydası oluyor mu oluyor, güzel insanları var mı var, sosyal mi sürekli bara kafeye gidiyorsan evet. Fakat sıktı dostum, çok sıktı hem de. Beni bu şehre bağlayan bi şey yok, kalmak zorundayım sadece.
Yine ne oldu deyip frame de neden pörtlediğini merak ettiğim şehir.
Göya başkent, doğmadığım ama doğmuş gibi yaşadığım şehir.

Grileşmeye başlayan şehir, vakit geldi beyler. Birazdan sövmek için damlar şehrin düşmanları.

Ben yavaş yavaş yol alayım..
Soğuk arkadaşlar, çok soğuk.

Deniz kıyısından gelen bir insan olarak şimdiden “ Ben kışı nasıl geçireceğim ya!? “ diye düşünmeye çalıştım.

Ankaralı olan arkadaşım da hala terlik ve kısa kollu ile dolaşıyor işte...
barış bıçakçı kitapları ile tanıştığım gri şehir. bir de vega'nın o meşhur şarkısında geçen şekerli kar kokusunu merak ediyorum.
winter is coming.
12 derece diyor bu ney lan.
çoğu insan der, yok insanı da havası gibi soğukmuş. bence güzel şehir. insanı da mümkünse havasından soğuk olsun. ben samimiyet sevmiyorum alüminyum.
soğuktan moral kalmadı ,

donaceyiz..
mustafa tunanın hızlandırılmış icraat programı nedeniyle bir çok anayolda çalışma var. eskişehir yolu sabah akşam kilit. yol çalışması yapılan yerlere doldurulan iri çakıllar araçlar geçtikçe yayaların kafasına gözüne sıçrıyor.
Mont ve bot giyilen sehirdir bugun itibariyle.
görsel
Otogarda beni yagmurlarla simseklerle karşılayan adeta hosgeldin diyen şehir bu akşam.
Pek bir anım olmamasına rağmen, içimde anlamlandıramadığım bir bağ var bu şehre karşı.

Biraz hüzün, biraz özlem, biraz kavuşamamışlık.
Varlığı ayrı yokluğu ayrı bi' dert olan şehir.
içindeyken usandırır dışındayken burnunda tüter anasını satayım.
Kurtulmak için deli gibi çabalarsın ama kurtulduğunda özlemi yer bitirir.
Gri, puslu ve kravatlı bi' şehir işte.
hiçbir ekstra özelliği olmamasına rağmen hakkında çok fazla edebiyat parçalanan şehir.

ilginç.

biraz romantik bir milletiz herhalde. hisli, evcimen.
istanbulda martı sesi, deniz havası. vapur korna seslerini duyabilirsiniz ama Angara'da pavyonlardan gelen kaşık seslerini duymak daha başkadır...
Özel bir şehir diildir -çok gitmiş olmama rağmen hiçbi bağlantı kuramadım bu şehirle ...

Ben sapı da dahil istanbulluyum ...
şimdi sakarya caddesinde can balığın yanındaki dürümcüde adana dürüm yemek vardı. aslında çok zor değil. gidip yemesi yirmi dakikamı alır ama ah bu üşengeçlik.
Yaşadığım ama bu ara Ankara beni sağda tükür moodunda olduğum şehir.Yaşayan ya da bir kaç kez gelmiş olan çoğu insanın aksine seviyorum burayı.Kendisi güzelde içindekiler ruhumu daraltıyor.
Yol çalışmasının ayrı, trafiğinin ayrı amk ya.
Lan 1 bucuk saattir trafikte işkence çekiyorum kafayı yicem artık. Yollar boşken Bütün yaz çalışmadınız, üzerine bir de okullar açılıp trafiğin anası zaten sikilmişken ne bu her yerde yol çalışması. Pu amk.
Sahip olduğunuz tek şey çekiçse her Şey size çivi Gibi görünür.

Beyin yerine malum bir organ taşıyanlar da ankaraya bakınca sik görüyor.
içinde yaşarken değerini bilemediğiniz, farklı şehirlere gittiğinizde değerini anladığınız şehirdir.
ismi roma imparatorluğu döneminden gelir. Ankara antik yunanda ve Roma döneminde bile iç Anadolu'nun ticaret merkeziydi. Osmanlı döneminde bile hatırı sayılır bir Yahudi nüfusuna sahipti ki ticaretin ne kadar geliştiğinin bir göstergesidir.

Atatürk'ün ölümünden sonra şehire bir mimari doku kazandırılmamıştır. Misal Ankara garına bakın veya dil tarih coğrafya fakültesine bir mimari üslubu vardır.

Yani şehire cumhuriyetin ilk yıllarından sonra değer verilmemiş.
Ve bunun ceremesini hep çekmiş Ankara.
© copyright 2005 - 2026