bugün

/400
içinde yaşayanların yüzde yetmişinin kötülediği, yerden yere vurduğu şehir. oysaki ankara'yı sevmek için bir çok sebep bulabilirsiniz. doğru yerden ve doğru şekilde düşünmek tek anahtar...
Ankara basta nefret ettirir kendinden fakat sonra sonra sarar baglar kendine insani.Havasi soguk kendisi sicaktir.
düzlük olarak bilinmesine rağmen öğrenci evlerinin %67'sinin bayırda olduğu şehirdir.
küçücük bir japon balığı için dev gibi bir akvaryum gibidir ankara. ne kadar huzurlu olsanız da, sizi ne kadar bağrına bassa da, ne kadar sakin, sessiz, tehlikesiz, samimi olsa da her zaman aklınızın bir yerinde özgürlüğünüzün azıcık eksik olduğu fikri vardır.

arkasında kara parçası görmediğiniz sular yoktur ankarada. deniz kenarından ufka bakabileceğiniz bir yer bulamazsınız. kıyısında dalga sesi dinleyebileceğiniz bir denizi olmasa da ufacık göllerde bu hasreti gidermeye çalışırsınız. mavinin eksikliğini yeşille bastırmaya çalışırsınız o yüzden. deniz kokusu yoktur ama her bahar binbir çeşit ağaç kokusu sarar şehrin her yanını. sonbahara kadar ağaçların pamukçukları koşturur peşinizden caddeler boyu. bahar bitene kadar da kurtulamazsınız.

kendi düzenini oturtamamış insanlar sevmez bu şehrin düzenini. misal ben. aslı "düzen" olan şey size "monotonluk" gibi gelir. buna alışmak zordur. kendinizi bu -size göre- monotonluğun içine bırakmak istemezsiniz. ama burada yaşıyorsanız pek de seçeneğiniz yoktur.

ankara bağımlılık yapar bi süre sonra. bi kez bulaştımı bir daha bırakmaz yakanızı. sevmek zorundaymışsınız gibi hissedersiniz. nereye giderseniz gidin aklınızın bi kenarında hep o dev gibi akvaryumun huzurlu ve berrak suyu kalır...
behzat ç. den sonra gözüme güzel gelen şehir.
yaşamaktan kimi zaman memnun olduğum kimi zaman da mutsuz olduğum şehir. böyle de iki yüzlüsün ankara.
trafiği insanı çıldırtan şehir. ostim'den yenimahalle'ye 1 saatte, yenimahalleden aşti'ye 1 saatte, aşti'den kızılay'a 1 saatte ki tandoğan civarında altıma işememek için kendimi burger king'e attım. kızılay'dan da lale sokağa giriş olmadığından taaa kurtuluş'a gidiş, oradan dönüş buradan da 1 saat ekle 4 saat. yanına bir 0 koy, sağda sıfır etti 40. böyle bir şehirdir.
gazın, suyun kartla doldurularak alındığı şehirdir.
en iyi şeyi arkadaşlarıdır. arkadaşlık süperdir ankara'da.
ankara olsam bana gri, yok kravatlı,yok istanbul'a dönüşü güzel ya da sadece karın yakıştığı şehir diyen nankörleri asla almazdım sınırlarım içinden.bak o zaman ulaşılmaz olunca nasıl kıymete biniyor
keyifli şehirdir. gri kafalarla gelenler, yeşil dolu şehrin sadece grilerini görürler. melankonikseniz ağzınıza sıçar, doğru. keyifliyseniz de keyfi katmerler. insanları da sıcaktır. anadolunun her yerinden gelen canlardır. samimidir hepsi. misal gelin ben size çay simit falan ısmarlarım. hepinize. vallabilla.
Türkiye'nin başkentidir , iç anadolu bölgesindedir .
nisan ve mayıs aylarının gayet güzel bahar yaşatabileceğine inandığım * şehirdir.
saat 11 den sonra birçok yeri ölü şehir.
yalancı şiirini yazmaya hazırlandığım şehir.

"...bu gece demetevler iskelesinde beklemedim seni
sıhhıye köprüsünde balık tutmak
hiç de utandırmadı beni
çankayadan baktım gözlerine
nasıl inanmıştım sana..."
Öğrenciliğimin geçtiği ve ben de çok farklı bir yere sahip olan şehirdir. Düzenlidir. Her tarafında şelaleler vardır. Trafik istanbul' a nazaran çok düzenlidir. Gezilecek olmasa da anlatılacak çok yeri vardır.
alışmadık g.tte tuman durmaz derler bazı yöre insanları. ankara' da öyledir işte.

uzun süre yaşadığınızda feci bi alışkanlık yapar ve farklı şehirlere gittiğinizde özlersiniz. bu şehirde yaşamayanlar bilmez o şehrin aşklarını, içinde sakladığı gri hüzünlerini, karlı ankara akşamlarını, sonbaharını.

bahtı da adı gibi kara olsa da, uzun süre yaşayanlar bilirler vazgeçilmezdir.
gereksiz genellemelerden kaçınılması gereken şehirdir.

zira sanılanın aksine o kadar kasıntı bir memleket değildir. bir seferinde dolmuşa bindim, elimde valiz, yaşlı bi abi kaltı bana yer verdi, "oğlum senin bavulun var" diye, ben de dedim ki; "o bavul değil valiz!!"

o değil nasıl bir kasıntı piçim arkadaş!
istanbul'un baş düşmanı.
abartılı makyaj yapmış çok çirkin bir kadın ankara...
insanlarının kendini kastığı şehir.

dolmuşa binmiştim, bavulumun biraz büyük olması sebebiyle en kenarda oturan bey'den rica etmiştim bir kenara kayması için.

+ amcabey rica etsem bir koltuk kenara geçer misiniz? bavulum büyük rahatsız etmek istemiyorum sizi.
- ben amca değilim.
+ ???

amk niye kasıyon kendini. rica ediyoz işte p*ç. kaysana kenara.
keçiören, batikent, dikmen, bahçeli, balgat, sincan gibi yerleri olan ve hepsinin birbirinden ayrı insanları olan ama herkezin siyaseti çok takip ettiği ve her şeyi bildiğini düşünen yer ama Ankara bir baskadır ne olursa olsun.
itici şehir. sabahları herkesin suratı asık. oysa istanbul'da öyle mi? millet halay çekerek gidiyor işe.
çocukluğumun geçtiği, ne zaman gitsem beni hüzünlendiren şehir. ben çocukken kar tatili diye bir şey vardı ankarada, şimdi kar tanesi bile göremiyorum.
her yerin bembeyaz olduğu, insanları eve hapseden şehir. Haziranda bile kar yağdığı düşünülürse ne zaman ne yapacağı belli olmayan bir havaya sahip memlekettir.
© copyright 2005 - 2026