bugün
- taşaklardan birinin kayıp olması4
- en tehlikeli insan tipleri2
- sözlükler arası savaş çıksa11
- mutsuz olmak3
- ütü13
- çay içen kız10
- evde yapılabilecek aktiviteler4
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri9
- veda mesajları hep yanlış yazılır2
- kız arkadaşına mini etek giydiren erkek3
- cedidacer bey ne yapıyor sorusu7
- 45 defa kürtaj oldum bebek öldürmeyi seviyorum2
- duyulan en ilginç isim5
- aklınıza gelen şarkı sözü4
- oralet içen erkek5
- erdal beşikçioğlu8
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz9
- eğleniyormuş gibi yapan kadın2
- kalem4
- çaya şeker atan erkek5
- düşün ki o bunu okuyor5
- yerinde dur3
- anın fotoğrafı14
- uludağ sözlük çeteleri9
- yelpaze3
- smallville'deki konuk oyuncular3
- yıkık yazarlar4
- dolma kalem3
- kasa daima kazanır2
- latte içen erkek4
- doa otomatı3
- patates kızartması4
- selam sözlük2
- ona bir şey söyle13
- en boktan on yıl7
- telefona cevap vermeyen kız3
- gece ormanda birisi tarafından takip edilmek3
- oturunca göbeği kat kat olan kız3
- 2036 da paranın bir önemi kalmayacak7
- mehdi nereye inecek sorunsalı3
- gocu bak bi5
- köpektapar2
- akraba evliliği2
- en gey özelliğiniz3
- ayrılık8
- bik bik bik bik bik bik diye öten horoz2
- iq düşüren şeyler3
- siyah2
- sözlü kızları cinsel ihtiyacını nasıl karşılıyor3
- galatasaray5
entry'ler (326)
yarsız çekilmiyor dünyanın kahrı demiştir güler ablamız. katılmak elde.
yeni bir yazar hoş gelmiş.
efil efil rüzgarlı yazar.
efil efil rüzgarlı yazar.
(bkz: hoyrat kahraman)
gülünce güzel ile gülünceye kadar güzel olan kadınlar da var.
tartışmasız çorum. kazasız belasız, olaysız, yürekli ve emekçi insanlar diyarı.
dürüstlük, mertlik, adamlık, insanlık, doğruluk, cesaret, yürek... saymakla bitmez. bir çorumlu 48 adanalıya bedeldir, mala vurduğu emekçi kollarıyla beraber.
şaşkınlık yaratmayacak olan.
kitlenmiş, heklenmiş, kapatılmış, olması muhtemel site.
soru: karışık dilli eserler hakkında araştırıcıların düşüncelerini anlatınız.
cevap:Türkoloji literatüründe Tarihî Doğu Türkçesi ile Tarihî Batı Türkçesi özelliklerine karışık olarak yer veren eserler hakkında umumiyetle karışık dilli isimlendirmesi kullanılmaktadır. Ancak bunların Türkiye Türkçesinin gelişim devreleriyle ilgili olup Orta Türkçeden Türkiye Türkçesine geçişin gerçekleştiği bir dönemin karışıklığını yansıttığını söyleyenler olduğu gibi, herhangi bir şekilde Türkiye Türkçesinin gelişimiyle ilgileri olmayıp sadece Doğu Türkçesi grubuna mensup göçmen bilim adamları ve ediplerin dillerindeki karışmanın neticesi olduğunu söyleyenler de vardır. inceleme konumuz olan küçük risale hacmi itibariyle böyle bir konuda derinlemesine bir fikir beyanına çok da imkân vermese de, biz eserlerin karışık dilli olmasının tespitinde ortalama olarak standart kabul edilen Eski Türkiye Türkçesinin özellikleriyle mukayesesinin değil de kendi içindeki verilerle mukayesesinin esas tutulması gerektiği kanaatinde olduğumuzu ifade etmek isteriz. Bu görüşü biraz daha açacak olursak diyebiliriz ki, meselâ bir eserde bulunma hali için ETTdeki +A yerine +GA veya i- fiiliyerine er- şekli kullanılıyorsa bu eser karışık dilli sayılmamalıdır. Eğer eserin içinde bazen +GA bazen +A, bazen erse, bazen ise kullanılıyorsa ve bu karışıklığın mahalli bir ağızla standart yazı dili özelliklerinin karışması olmadığından emin isek, bu eserin karışık dil özellikleri taşıdığından söz edebiliriz.
Her dönemde ve her diyalekt grubunda bir kısım şekillerin ikili olabileceği ve standart yazı dilinin oluşumu sürecinde bir çok ağızların karıştığı gerçeği de göz önünde tutulursa, Türkolojide kullanılan karışık dilli tanımlamasının ne ifade ettiğinin, neyi neden ayırmayı amaçladığının çok da açık olmadığını söyleyebiliriz. Karışık dilli tanımlaması, genellikle, Doğu Türkçesi ile Anadolu Türkçesinin veya bazen de Kıpçak Türkçesi ile Anadolu Türkçesinin özelliklerinin karışık olarak bulunmasını ifade etmektedir. Böyle bir tanımlama kimi metinler için uygundur, ancak her metin için uygun olduğu da söylenemez. Kimi ses düzeni, şekil bilgisi, hatta söz dizimi özellikleri düzenli olarak ETT için standart var sayılan şekillerden farklı olan eserlerin her zaman için Tarihî Türkiye Türkçesinin dil sınırları içinde yer alan bir diyalekte ait olabileceği ihtimalini yok saymamak gerekir. Bizim elimizdeki küçük risaleye yaklaşımımız bu şekildedir. Eski Türkiye Türkçesi metinlerinden farklı bazı özellikler taşıyan bu risalenin bu dil grubunun tabiî sınırlarına dahil bir diyalekti temsil etmesi ihtimali üzerinde duruyoruz.
cevap:Türkoloji literatüründe Tarihî Doğu Türkçesi ile Tarihî Batı Türkçesi özelliklerine karışık olarak yer veren eserler hakkında umumiyetle karışık dilli isimlendirmesi kullanılmaktadır. Ancak bunların Türkiye Türkçesinin gelişim devreleriyle ilgili olup Orta Türkçeden Türkiye Türkçesine geçişin gerçekleştiği bir dönemin karışıklığını yansıttığını söyleyenler olduğu gibi, herhangi bir şekilde Türkiye Türkçesinin gelişimiyle ilgileri olmayıp sadece Doğu Türkçesi grubuna mensup göçmen bilim adamları ve ediplerin dillerindeki karışmanın neticesi olduğunu söyleyenler de vardır. inceleme konumuz olan küçük risale hacmi itibariyle böyle bir konuda derinlemesine bir fikir beyanına çok da imkân vermese de, biz eserlerin karışık dilli olmasının tespitinde ortalama olarak standart kabul edilen Eski Türkiye Türkçesinin özellikleriyle mukayesesinin değil de kendi içindeki verilerle mukayesesinin esas tutulması gerektiği kanaatinde olduğumuzu ifade etmek isteriz. Bu görüşü biraz daha açacak olursak diyebiliriz ki, meselâ bir eserde bulunma hali için ETTdeki +A yerine +GA veya i- fiiliyerine er- şekli kullanılıyorsa bu eser karışık dilli sayılmamalıdır. Eğer eserin içinde bazen +GA bazen +A, bazen erse, bazen ise kullanılıyorsa ve bu karışıklığın mahalli bir ağızla standart yazı dili özelliklerinin karışması olmadığından emin isek, bu eserin karışık dil özellikleri taşıdığından söz edebiliriz.
Her dönemde ve her diyalekt grubunda bir kısım şekillerin ikili olabileceği ve standart yazı dilinin oluşumu sürecinde bir çok ağızların karıştığı gerçeği de göz önünde tutulursa, Türkolojide kullanılan karışık dilli tanımlamasının ne ifade ettiğinin, neyi neden ayırmayı amaçladığının çok da açık olmadığını söyleyebiliriz. Karışık dilli tanımlaması, genellikle, Doğu Türkçesi ile Anadolu Türkçesinin veya bazen de Kıpçak Türkçesi ile Anadolu Türkçesinin özelliklerinin karışık olarak bulunmasını ifade etmektedir. Böyle bir tanımlama kimi metinler için uygundur, ancak her metin için uygun olduğu da söylenemez. Kimi ses düzeni, şekil bilgisi, hatta söz dizimi özellikleri düzenli olarak ETT için standart var sayılan şekillerden farklı olan eserlerin her zaman için Tarihî Türkiye Türkçesinin dil sınırları içinde yer alan bir diyalekte ait olabileceği ihtimalini yok saymamak gerekir. Bizim elimizdeki küçük risaleye yaklaşımımız bu şekildedir. Eski Türkiye Türkçesi metinlerinden farklı bazı özellikler taşıyan bu risalenin bu dil grubunun tabiî sınırlarına dahil bir diyalekti temsil etmesi ihtimali üzerinde duruyoruz.
(#19820468) entrysi ile gözleri dolduran yazar.
dünyanın en güzel, en iyi niyetli, en sağlıklı kuralı olacaktır.
(bkz: içmeyin abi)
edit:"ironiden anlamayan nesle aşina değiliz."
(bkz: içmeyin abi)
edit:"ironiden anlamayan nesle aşina değiliz."
mantıklı bir kural.
herkes dışarda içip de gireyim diye bekleşiyor, sonra girmeden gidiyor. ne güzel ortalık kirlenmiyor, kalabalık olmuyor temiz.
herkes dışarda içip de gireyim diye bekleşiyor, sonra girmeden gidiyor. ne güzel ortalık kirlenmiyor, kalabalık olmuyor temiz.
divanelik. aşk üzerine yazılan ne varsa inkar ediyorum. itiraz ediyorum.
ahmet kaya'nın bir şarkısında da geçen sözcük.
"dikran yine aşık kendinden geçiyor, insanlar da bu akşam ne biçim içiyor hadi sen de iç sen de iç piç." şeklinde
(bkz: tıka basa pastırma)
"dikran yine aşık kendinden geçiyor, insanlar da bu akşam ne biçim içiyor hadi sen de iç sen de iç piç." şeklinde
(bkz: tıka basa pastırma)
dost ile ye, iç pes oynama.
memlekette edebiyatla ilgilenen, -yalandan da olsa - yolu edebiyattan geçen onlarca kişi olmasına rağmen hakkında çok az entry girilen başlıktır.
edebiyat fakültesi, adını ve okulunu okuduğunda hiçbir amaca hizmet etmediğini anladığın; ama aslında kendinden bir şeyler koyduğunda ve kendini geliştirdiğinde ortalığın alnına koyacağın kıymetli bir fakültedir.
kısaca "ed. fak." olarak adlandırılır, yüzdesel olarak çoğunlukla serbest çağrışımdaki vaziyet doğrudur. bazen öğreticileri ve bazen de öğrenicileri "ed. fak." için hep aynı düşünceyi zihinlerinde barındırırlar.
edebiyat fakültesi öğrenicilerinin edebi birikimi kendisi çabalamadıkça artmaz ve edebi hevesi edebiyat fakültesine girdikten sonra sıfıra yaklaşır. çünkü edebiyatın sadece şiir, roman, öykü vs. olmadığını algılamaya, sorgulamaya başlar, buna inanır.
uzuncası varken kısacasına kaçmaya çalışmak hep edebiyat fakültesi öğrencilerinin işidir. daha gidip "kutadgu biligi" şerh edeceğim.
edebiyat fakültesi, adını ve okulunu okuduğunda hiçbir amaca hizmet etmediğini anladığın; ama aslında kendinden bir şeyler koyduğunda ve kendini geliştirdiğinde ortalığın alnına koyacağın kıymetli bir fakültedir.
kısaca "ed. fak." olarak adlandırılır, yüzdesel olarak çoğunlukla serbest çağrışımdaki vaziyet doğrudur. bazen öğreticileri ve bazen de öğrenicileri "ed. fak." için hep aynı düşünceyi zihinlerinde barındırırlar.
edebiyat fakültesi öğrenicilerinin edebi birikimi kendisi çabalamadıkça artmaz ve edebi hevesi edebiyat fakültesine girdikten sonra sıfıra yaklaşır. çünkü edebiyatın sadece şiir, roman, öykü vs. olmadığını algılamaya, sorgulamaya başlar, buna inanır.
uzuncası varken kısacasına kaçmaya çalışmak hep edebiyat fakültesi öğrencilerinin işidir. daha gidip "kutadgu biligi" şerh edeceğim.
çeteleci bir yazar.
gecekondularda hava bulanık puslu
altındağ gökleri kümülüslü
ekmeğe, aşka ve ömre
küfeleriyle hükmeden
ciğerleri küçük, elleri büyük
nefesleri yetmez avuçlarına
-ilkokul çağında hepsi-
kenar çocukları
kar altındadır. *
altındağ gökleri kümülüslü
ekmeğe, aşka ve ömre
küfeleriyle hükmeden
ciğerleri küçük, elleri büyük
nefesleri yetmez avuçlarına
-ilkokul çağında hepsi-
kenar çocukları
kar altındadır. *