bugün
- bacakları yukarı kaldırarak oturmak12
- gece uyurken bacağa kramp girmesi6
- uludede'nin cenaze eventi7
- azrail'in hergün her insana 366 kere bakması6
- avare be3
- uludede'yi karıya götürmek7
- çirkinsin mesajına verilebilecek cevaplar11
- pick me girl5
- 3 kere üst üste 31 çekmek9
- gunluklerim aylik olmus4
- gece eve atılan kızın ayaklarının ters çıkması7
- söylenilen pembe yalanlar3
- gece gece nervioyu düşünüp efkarlanmak3
- ilk adımı kızdan bekleyen erkek7
- gecenin köründe aniden gelen türklük atakları6
- en kısa sürede göbek eritme teknikleri7
- özel bir şey konuşuyoruz git diyen arkadaş3
- gece kapıya dayanan 12 cin 8 ifrit 17 zombi5
- uludede nim mirası4
- mini şortla kapıya gelen hanım komşu6
- ekmeğe çikolata sürmek7
- yaygın olmayan bir isme sahip olmak5
- sürekli özür dileyen insan5
- sarma3
- akşam akşam kahveye davet eden seksi komşu kızı5
- bana ayrılan sürenin sonuna geldik4
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı20
- gece kapıya dayanan zombilere lahmacun ısmarlamak4
- ortaçağda cadı avlamak3
- queen ravenna olarak aranızdan kopuyorum3
- eyeliner çekme yöntemleri7
- arkadaşlar3
- düz dünyacıların epeydir başlık açmaması3
- kızlar başlığa gelin bi sorum olacak5
- robotların insanlara baş kaldırması5
- geceye bir pişmanlık bırak2
- kömbe6
- kahverengi göz kalemi6
- queen ravenna adlı yazarı kurt ısırması12
- uludede'ye sahip çıkalım2
- aniden gelen titreme3
- ağzı mantarlı ayak fetişisti3
- uludede'ye sabun büyüsü yapmak2
- 82 musul 83 kerkük4
- yasin kol4
- fatma betül sayan kaya64
- ciğer yiyen midesizler10
- nervio yu mancınıkla avrupaya fırlatmak3
- makyajın ciltte pütür durması5
- azrailin uludedeyi unutması2
entry'ler (326)
yarsız çekilmiyor dünyanın kahrı demiştir güler ablamız. katılmak elde.
yeni bir yazar hoş gelmiş.
efil efil rüzgarlı yazar.
efil efil rüzgarlı yazar.
(bkz: hoyrat kahraman)
gülünce güzel ile gülünceye kadar güzel olan kadınlar da var.
tartışmasız çorum. kazasız belasız, olaysız, yürekli ve emekçi insanlar diyarı.
dürüstlük, mertlik, adamlık, insanlık, doğruluk, cesaret, yürek... saymakla bitmez. bir çorumlu 48 adanalıya bedeldir, mala vurduğu emekçi kollarıyla beraber.
şaşkınlık yaratmayacak olan.
kitlenmiş, heklenmiş, kapatılmış, olması muhtemel site.
soru: karışık dilli eserler hakkında araştırıcıların düşüncelerini anlatınız.
cevap:Türkoloji literatüründe Tarihî Doğu Türkçesi ile Tarihî Batı Türkçesi özelliklerine karışık olarak yer veren eserler hakkında umumiyetle karışık dilli isimlendirmesi kullanılmaktadır. Ancak bunların Türkiye Türkçesinin gelişim devreleriyle ilgili olup Orta Türkçeden Türkiye Türkçesine geçişin gerçekleştiği bir dönemin karışıklığını yansıttığını söyleyenler olduğu gibi, herhangi bir şekilde Türkiye Türkçesinin gelişimiyle ilgileri olmayıp sadece Doğu Türkçesi grubuna mensup göçmen bilim adamları ve ediplerin dillerindeki karışmanın neticesi olduğunu söyleyenler de vardır. inceleme konumuz olan küçük risale hacmi itibariyle böyle bir konuda derinlemesine bir fikir beyanına çok da imkân vermese de, biz eserlerin karışık dilli olmasının tespitinde ortalama olarak standart kabul edilen Eski Türkiye Türkçesinin özellikleriyle mukayesesinin değil de kendi içindeki verilerle mukayesesinin esas tutulması gerektiği kanaatinde olduğumuzu ifade etmek isteriz. Bu görüşü biraz daha açacak olursak diyebiliriz ki, meselâ bir eserde bulunma hali için ETTdeki +A yerine +GA veya i- fiiliyerine er- şekli kullanılıyorsa bu eser karışık dilli sayılmamalıdır. Eğer eserin içinde bazen +GA bazen +A, bazen erse, bazen ise kullanılıyorsa ve bu karışıklığın mahalli bir ağızla standart yazı dili özelliklerinin karışması olmadığından emin isek, bu eserin karışık dil özellikleri taşıdığından söz edebiliriz.
Her dönemde ve her diyalekt grubunda bir kısım şekillerin ikili olabileceği ve standart yazı dilinin oluşumu sürecinde bir çok ağızların karıştığı gerçeği de göz önünde tutulursa, Türkolojide kullanılan karışık dilli tanımlamasının ne ifade ettiğinin, neyi neden ayırmayı amaçladığının çok da açık olmadığını söyleyebiliriz. Karışık dilli tanımlaması, genellikle, Doğu Türkçesi ile Anadolu Türkçesinin veya bazen de Kıpçak Türkçesi ile Anadolu Türkçesinin özelliklerinin karışık olarak bulunmasını ifade etmektedir. Böyle bir tanımlama kimi metinler için uygundur, ancak her metin için uygun olduğu da söylenemez. Kimi ses düzeni, şekil bilgisi, hatta söz dizimi özellikleri düzenli olarak ETT için standart var sayılan şekillerden farklı olan eserlerin her zaman için Tarihî Türkiye Türkçesinin dil sınırları içinde yer alan bir diyalekte ait olabileceği ihtimalini yok saymamak gerekir. Bizim elimizdeki küçük risaleye yaklaşımımız bu şekildedir. Eski Türkiye Türkçesi metinlerinden farklı bazı özellikler taşıyan bu risalenin bu dil grubunun tabiî sınırlarına dahil bir diyalekti temsil etmesi ihtimali üzerinde duruyoruz.
cevap:Türkoloji literatüründe Tarihî Doğu Türkçesi ile Tarihî Batı Türkçesi özelliklerine karışık olarak yer veren eserler hakkında umumiyetle karışık dilli isimlendirmesi kullanılmaktadır. Ancak bunların Türkiye Türkçesinin gelişim devreleriyle ilgili olup Orta Türkçeden Türkiye Türkçesine geçişin gerçekleştiği bir dönemin karışıklığını yansıttığını söyleyenler olduğu gibi, herhangi bir şekilde Türkiye Türkçesinin gelişimiyle ilgileri olmayıp sadece Doğu Türkçesi grubuna mensup göçmen bilim adamları ve ediplerin dillerindeki karışmanın neticesi olduğunu söyleyenler de vardır. inceleme konumuz olan küçük risale hacmi itibariyle böyle bir konuda derinlemesine bir fikir beyanına çok da imkân vermese de, biz eserlerin karışık dilli olmasının tespitinde ortalama olarak standart kabul edilen Eski Türkiye Türkçesinin özellikleriyle mukayesesinin değil de kendi içindeki verilerle mukayesesinin esas tutulması gerektiği kanaatinde olduğumuzu ifade etmek isteriz. Bu görüşü biraz daha açacak olursak diyebiliriz ki, meselâ bir eserde bulunma hali için ETTdeki +A yerine +GA veya i- fiiliyerine er- şekli kullanılıyorsa bu eser karışık dilli sayılmamalıdır. Eğer eserin içinde bazen +GA bazen +A, bazen erse, bazen ise kullanılıyorsa ve bu karışıklığın mahalli bir ağızla standart yazı dili özelliklerinin karışması olmadığından emin isek, bu eserin karışık dil özellikleri taşıdığından söz edebiliriz.
Her dönemde ve her diyalekt grubunda bir kısım şekillerin ikili olabileceği ve standart yazı dilinin oluşumu sürecinde bir çok ağızların karıştığı gerçeği de göz önünde tutulursa, Türkolojide kullanılan karışık dilli tanımlamasının ne ifade ettiğinin, neyi neden ayırmayı amaçladığının çok da açık olmadığını söyleyebiliriz. Karışık dilli tanımlaması, genellikle, Doğu Türkçesi ile Anadolu Türkçesinin veya bazen de Kıpçak Türkçesi ile Anadolu Türkçesinin özelliklerinin karışık olarak bulunmasını ifade etmektedir. Böyle bir tanımlama kimi metinler için uygundur, ancak her metin için uygun olduğu da söylenemez. Kimi ses düzeni, şekil bilgisi, hatta söz dizimi özellikleri düzenli olarak ETT için standart var sayılan şekillerden farklı olan eserlerin her zaman için Tarihî Türkiye Türkçesinin dil sınırları içinde yer alan bir diyalekte ait olabileceği ihtimalini yok saymamak gerekir. Bizim elimizdeki küçük risaleye yaklaşımımız bu şekildedir. Eski Türkiye Türkçesi metinlerinden farklı bazı özellikler taşıyan bu risalenin bu dil grubunun tabiî sınırlarına dahil bir diyalekti temsil etmesi ihtimali üzerinde duruyoruz.
(#19820468) entrysi ile gözleri dolduran yazar.
dünyanın en güzel, en iyi niyetli, en sağlıklı kuralı olacaktır.
(bkz: içmeyin abi)
edit:"ironiden anlamayan nesle aşina değiliz."
(bkz: içmeyin abi)
edit:"ironiden anlamayan nesle aşina değiliz."
mantıklı bir kural.
herkes dışarda içip de gireyim diye bekleşiyor, sonra girmeden gidiyor. ne güzel ortalık kirlenmiyor, kalabalık olmuyor temiz.
herkes dışarda içip de gireyim diye bekleşiyor, sonra girmeden gidiyor. ne güzel ortalık kirlenmiyor, kalabalık olmuyor temiz.
divanelik. aşk üzerine yazılan ne varsa inkar ediyorum. itiraz ediyorum.
ahmet kaya'nın bir şarkısında da geçen sözcük.
"dikran yine aşık kendinden geçiyor, insanlar da bu akşam ne biçim içiyor hadi sen de iç sen de iç piç." şeklinde
(bkz: tıka basa pastırma)
"dikran yine aşık kendinden geçiyor, insanlar da bu akşam ne biçim içiyor hadi sen de iç sen de iç piç." şeklinde
(bkz: tıka basa pastırma)
dost ile ye, iç pes oynama.
memlekette edebiyatla ilgilenen, -yalandan da olsa - yolu edebiyattan geçen onlarca kişi olmasına rağmen hakkında çok az entry girilen başlıktır.
edebiyat fakültesi, adını ve okulunu okuduğunda hiçbir amaca hizmet etmediğini anladığın; ama aslında kendinden bir şeyler koyduğunda ve kendini geliştirdiğinde ortalığın alnına koyacağın kıymetli bir fakültedir.
kısaca "ed. fak." olarak adlandırılır, yüzdesel olarak çoğunlukla serbest çağrışımdaki vaziyet doğrudur. bazen öğreticileri ve bazen de öğrenicileri "ed. fak." için hep aynı düşünceyi zihinlerinde barındırırlar.
edebiyat fakültesi öğrenicilerinin edebi birikimi kendisi çabalamadıkça artmaz ve edebi hevesi edebiyat fakültesine girdikten sonra sıfıra yaklaşır. çünkü edebiyatın sadece şiir, roman, öykü vs. olmadığını algılamaya, sorgulamaya başlar, buna inanır.
uzuncası varken kısacasına kaçmaya çalışmak hep edebiyat fakültesi öğrencilerinin işidir. daha gidip "kutadgu biligi" şerh edeceğim.
edebiyat fakültesi, adını ve okulunu okuduğunda hiçbir amaca hizmet etmediğini anladığın; ama aslında kendinden bir şeyler koyduğunda ve kendini geliştirdiğinde ortalığın alnına koyacağın kıymetli bir fakültedir.
kısaca "ed. fak." olarak adlandırılır, yüzdesel olarak çoğunlukla serbest çağrışımdaki vaziyet doğrudur. bazen öğreticileri ve bazen de öğrenicileri "ed. fak." için hep aynı düşünceyi zihinlerinde barındırırlar.
edebiyat fakültesi öğrenicilerinin edebi birikimi kendisi çabalamadıkça artmaz ve edebi hevesi edebiyat fakültesine girdikten sonra sıfıra yaklaşır. çünkü edebiyatın sadece şiir, roman, öykü vs. olmadığını algılamaya, sorgulamaya başlar, buna inanır.
uzuncası varken kısacasına kaçmaya çalışmak hep edebiyat fakültesi öğrencilerinin işidir. daha gidip "kutadgu biligi" şerh edeceğim.
çeteleci bir yazar.
gecekondularda hava bulanık puslu
altındağ gökleri kümülüslü
ekmeğe, aşka ve ömre
küfeleriyle hükmeden
ciğerleri küçük, elleri büyük
nefesleri yetmez avuçlarına
-ilkokul çağında hepsi-
kenar çocukları
kar altındadır. *
altındağ gökleri kümülüslü
ekmeğe, aşka ve ömre
küfeleriyle hükmeden
ciğerleri küçük, elleri büyük
nefesleri yetmez avuçlarına
-ilkokul çağında hepsi-
kenar çocukları
kar altındadır. *