bugün
- recep tayyip erdoğan12
- sözlüğü bırakıyorum ajitasyonu10
- z kuşağı kitap okuyor mu10
- yavuz ağıralioğlu7
- günün yazar kavgası bahisleri3
- beşiktaş11
- milliyetçi hareket partisi4
- amın arasına giren mayo3
- dem partili yazar7
- laik teyzelerin fenotipi34
- cumhuriyet halk partisi6
- honore de balzac4
- mhp dem kardeştir ayrım yapan kalleştir4
- selahattin demirtaş4
- yokluğuyla dünyayı cezalandırma düşüncesi2
- ekrem imamoğlu8
- yeni başlayanlar için soruşturma4
- kalp ritmini hızlandıran şeyler5
- 3 numara saç kirli sakal5
- hangi sözlük kızıyla ne yapmak isterdin3
- 23 ağustos 2026 alanyaspor beşiktaş maçı6
- vincenzo italiano5
- geceye bir şiir bırak4
- kitap okumaya geç başlamak4
- şarapçı koala'nın denemediği ideoloji3
- davranışlardaki küçük ayrıntıları kafaya takmak5
- haydi güzelim şeker ezelim4
- müzikten soğumak3
- akp oyları yüzde 10'un üzerinde10
- özgür özel2
- zamanda geriye gitmek2
- arkadaşlar kararsız kaldım hangisini alayım18
- 2028 cumhurbaşkanlığı seçimleri6
- mansur yavaş11
- 2 dünya savaşı'na katılmış yazarlar4
- bir insanı hayatının merkezine koymak7
- abdülhamid'in sanat zevki3
- huzursuz insan4
- muhaliflere haşhaşi diyen butlancı vekil3
- islam barış dinidir13
- sözlükte hissedilen femboy yazar eksikliği2
- futbolu aşırı kafaya takmak3
- hamam oğlanı3
- anayurt oteli2
- pişman olmak2
- kendiyle barışık olan insan3
- yavuz çetin2
- sanat filmi izlerken sıkılmayan insan2
- elif şafak3
- halil konakçı'nın hatay işgalini savunması4
bugün kızılay'da kulağımda yılmaz erdoğan'ın ankara şiiri, ellerim cebimde, buz gibi havada yürürken bir kez daha aşık olduğum şehir, şehrim.
gri, denizsiz, sıkıcı, boğucu vb geyikleri yapmayanların dövüldüğü şehir.
hea, dövüyoz biz onları.
hea, dövüyoz biz onları.
(bkz: gri kent)
istanbul'da yaşayan anadolu göçmenlerini boğduğumuz şehir. 3 leşim var.
bu sözlükte istanbuldan daha çok adı geçen şehir.
entry sayısı da dediğimi doğrular nitelikte.
sanırım ankara severlerin sözlükte fazla olduğunun delili.
entry sayısı da dediğimi doğrular nitelikte.
sanırım ankara severlerin sözlükte fazla olduğunun delili.
kara doyan şehir. yememiş yedirmiş ve doydurmuştur.
sanırım dışarıda fırtına olan kent. vuuuuuuuuuuuuuuvuvvvvvvvvv diye uğultulu tepeler'i geçti resmen.
yahya kemal beyatlı'nın, "ankara'nın en çok istanbul'a dönüşünü seviyorum" diyerek özetlediği şehir.
hem fiziki hem mecazi soğukluğu sonuna kadar bünyesinde barındıran bir şehir.
hem fiziki hem mecazi soğukluğu sonuna kadar bünyesinde barındıran bir şehir.
en güzel yanı, orada bulunmak, bunun mutluluğuna gerçekten varabilmektir. ankara'yı sevebilmektir.
Dün gece her yerine gökten kürekle kar serpilmiş, şehir.
An itibariyle yol durumu;
Ankara yolları iyi ama çevresi kötü.
An itibariyle yol durumu;
Ankara yolları iyi ama çevresi kötü.
18.02.2012 tarihinde yarimle sabah geleceğim ve 4.5 senemi okul hayatıyla verdiğim şehir.
merak ediyorum ankarada durumlar nasıl. deli gibi kar yağıyor fakat yollar ne alemde acaba? kızılayı, anıtkabiri ve diğer yerleri kar lastikli arabayla gezebilirmiyiz rahat rahat.
bu konuda ankaralı kardeşlerden yardımlarını esirgememelerini rica ediyorum.
merak ediyorum ankarada durumlar nasıl. deli gibi kar yağıyor fakat yollar ne alemde acaba? kızılayı, anıtkabiri ve diğer yerleri kar lastikli arabayla gezebilirmiyiz rahat rahat.
bu konuda ankaralı kardeşlerden yardımlarını esirgememelerini rica ediyorum.
bu sene haddinden fazla kar yağışı görülen şehir. dışarıya her çıktığımda beyaz rengi görmekten sıkıldım ama ankara sıkılmışa benzemiyor. hala yardırıyor.
Deli gibi kar yağan şehir.
grinin hakimiyeti altında olan kravatlı adam.
yalnızlığın yapışıp kaldığı şehir. kalabalık caddelerini başı önünde yalnız insanlar doldurmuştur ve en çok otogarı yakışır ankaraya.
an itibari ile hayvan gibi bir kar yağışının başladığı şehir. arkadaş bu kadar da olmaz her gün mü kar yağar bir şehre.
yılmaz erdoğan'a saygım sonsuzdur bu böyle biline... ama onun ankara şiirinden esinlenerek bu şiir de benden olsun;
ankarada öyle yapişirdi ki kar..
ankarada öyle yapışırdi ki kar,
asfaltlar ışıldar, buz tutardı bütün yollar..
popomuzun üstüne oturup kalmayalım diye giyilen bütün botlar;
ucuzluktan alınmışsa su alırdı içine, ıslak çoraplar, ayaklar
ankarada öyle yapışırdı ki kar,
üzerine çıkan güneşe gülümseyelim derken kar erirdi sokaklarda, ve tabi;
kar gölüne dönmüş caddeler, meydanlar..
kimse saygı duymaz ama, insanlar yürüsün diye yapılmış kaldırımlar,
motosikletli kuryelerin önünden kaçarken çarptığımız tabelalar, bilboardlar
alnının ortasında ciddi bir devlet tedbirsizliği olan, kazalar
ankarada öyle yapışırdı ki kar,
yaşlıların yemeklerine atılan cinsten asfaltlara serpilen tuzlar,
ayaklarını kuru bir yere basmak varken, herkes ıslak olacak değil ya,
yaşasın ayakların kuruluğu;
çok kötü günlermiş gibi bu kışlık zamanlar,
her kar yağışında bir sonraki günün hesabını yapan, öğrenciler, işçiler, çalışanlar
kaymak, kolay bir aktiviteymiş aslında ankara sokaklarında,
kaymak, bu kentin en sevilen yemeği değilmiş aslında;
biz kaymağı severiz tanrım ama keşke ekmek kadayıfının üstünde olsa;
mağazalar önü çatlak mozaik,
basmamak için sek sek oynayan insanlar, ayaklarına, pantolonlarına su sıçramasın diye,
somut bir kuruluğa beşik kertilmiş olan, burada sırılsıklam kalan,
hülasa kente hukuk mukuk okumaya gelen o arada da görmediği sabah ayazına maruz kalan,
akdenizli, egeli anadolu çocukları
ankarada öyle yapışırdı ki kar;
hiçbir şey üstü kapalı bir mekan gibi umut vermez ankarada
yoksa bugün ıslanmayacak mı ayaklarımız duygusu çöker bütün insanlara;
kimse kuru kalmaz belki, belki bu kaldırımlar o kadar da fiyakalı olmayacak ama,
sokaklara biriken gölleri boşaltabilselerdi keşke kanalizasyonlara..
ankarada öyle yapışırdı ki kar,
asfaltlar, ışıldar, çamurlar..
şimdi ve sonra ne zaman ankaraya kar yağsa;
benim ayaklarım, çoraplarım çamur kokar
ankarada öyle yapişirdi ki kar..
ankarada öyle yapışırdi ki kar,
asfaltlar ışıldar, buz tutardı bütün yollar..
popomuzun üstüne oturup kalmayalım diye giyilen bütün botlar;
ucuzluktan alınmışsa su alırdı içine, ıslak çoraplar, ayaklar
ankarada öyle yapışırdı ki kar,
üzerine çıkan güneşe gülümseyelim derken kar erirdi sokaklarda, ve tabi;
kar gölüne dönmüş caddeler, meydanlar..
kimse saygı duymaz ama, insanlar yürüsün diye yapılmış kaldırımlar,
motosikletli kuryelerin önünden kaçarken çarptığımız tabelalar, bilboardlar
alnının ortasında ciddi bir devlet tedbirsizliği olan, kazalar
ankarada öyle yapışırdı ki kar,
yaşlıların yemeklerine atılan cinsten asfaltlara serpilen tuzlar,
ayaklarını kuru bir yere basmak varken, herkes ıslak olacak değil ya,
yaşasın ayakların kuruluğu;
çok kötü günlermiş gibi bu kışlık zamanlar,
her kar yağışında bir sonraki günün hesabını yapan, öğrenciler, işçiler, çalışanlar
kaymak, kolay bir aktiviteymiş aslında ankara sokaklarında,
kaymak, bu kentin en sevilen yemeği değilmiş aslında;
biz kaymağı severiz tanrım ama keşke ekmek kadayıfının üstünde olsa;
mağazalar önü çatlak mozaik,
basmamak için sek sek oynayan insanlar, ayaklarına, pantolonlarına su sıçramasın diye,
somut bir kuruluğa beşik kertilmiş olan, burada sırılsıklam kalan,
hülasa kente hukuk mukuk okumaya gelen o arada da görmediği sabah ayazına maruz kalan,
akdenizli, egeli anadolu çocukları
ankarada öyle yapışırdı ki kar;
hiçbir şey üstü kapalı bir mekan gibi umut vermez ankarada
yoksa bugün ıslanmayacak mı ayaklarımız duygusu çöker bütün insanlara;
kimse kuru kalmaz belki, belki bu kaldırımlar o kadar da fiyakalı olmayacak ama,
sokaklara biriken gölleri boşaltabilselerdi keşke kanalizasyonlara..
ankarada öyle yapışırdı ki kar,
asfaltlar, ışıldar, çamurlar..
şimdi ve sonra ne zaman ankaraya kar yağsa;
benim ayaklarım, çoraplarım çamur kokar
içlik giysem mi giymesem mi diye kışın kara kara düşündürten şehir. Zira içlik giyerseniz sevişme ihtimaliniz açıkça düşmektedir.
başkent seçilmesi sürecinde, istanbul'da gelişen levanten sınıfın batıyla bütünleşmiş yaşayışına bir karşı çıkış vardı.
sevdasız çekilmeyen şehr-i memur.
kara kışla mücadelenin en yoğun olduğu şehirlerden birisi.
artık yaz gelsin kardeşim yaaa...
artık yaz gelsin kardeşim yaaa...
ispanyol bir şirketle yapılan anlaşmaya göre 2013 yılının sonbaharında hem çayyolu-kızılay hem de sincan-batıkent metrosuna kavuşacak şehir.
kuş sesleri, yaprak hışırtısı, dalga sesi yok. bunların yerine avmler, bakanlıklar, tam donanımlı hastaneler var. yine de tercih bizim değil sanırım.
puslu şehir. ama yinede bu şehirden kopamayan insanlar var. onları anlamak her ne kadar zor olsa da saygı duyulası bir şehir.
2012 mart basinda guZel bir beraberlige ev sahipligi yapacak sehir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar