bugün
- doğu perinçek6
- şarapçı koala niye kuzey kore'ye gitmiyor8
- 210 olduğunu iddia eden sözlük beyinin 158 çıkması2
- sarapci koala40
- recep tayyip erdoğan18
- mazlum abdi den sdg'nin feshi açıklaması2
- tai lung52
- sözlüğe küsmek2
- ankete gelin beyler27
- ne kadar yaşlısın18
- velvet40
- bir otel odasında yalnızken duyulan hüzün4
- akepelilerdeki imamoğlu korkusunun asıl nedeni3
- duşta dinlenebilecek şarkı önerileri2
- uludağ sözlük iç huzur ve aydınlanma derneği9
- canım kardeşim2
- gece gece bir sözlük kızıyla nutella kaşıklamak3
- sözlük kızlarının kombinleri14
- kızarmış ekmek10
- ben gökten inen ekmeğim5
- ırkçıların hırt dediği insanlara sevgi göstermek21
- sözlükte yükselen reis sevdası20
- terörsüz türkiye5
- kendine yabancılaşmak10
- sözlük bacıları2
- isa kendini tanrı'nın oğlu olarak görüyordu5
- sdg ypg'nin kendini fesh etmesi3
- sözlükte yaratım sancısı çekmek5
- sözlük sosyalistlerinin fotoğrafları5
- rica ediyorum beni eksilemeyiniz6
- sevmediğiniz yazarlar14
- azerbaycan2
- ilk buluşmada hesabı kim öder2
- stack overflow kopyala yapıştır2
- dem'in lenin che guevara ve deniz gezmişle alakası3
- koala aniden 180 derece neden döndü sorunsalı6
- yeni parti emekçilerin hakkını verecek mi3
- bir orduya karşı tek kişi olup doğruları savunmak8
- 25 ağustos 2026 madencilerin gözaltına alınması3
- iskoçya4
- aktrolleri çıldırtacak bir şey bırak9
- temu'dan giyinmek4
- çam kolonyası2
- bir soru sor7
- duvara karşı4
- narsist kişilik bozukluğu2
- 25 ağustos 2026 ankara madenci eylemi6
- 26 ağustos 20262
- persac ile tantuni yiyip sinema konuşmak6
- mecburi eğitim meselesi3
bugün güneşli ve sevimli bir gün mü yaşatsam yoksa soğuk, kapalı ve nalet bir gün mü karar veremeyen şehir. dengesizliği, benim dengesizliğimde delikler açmakta. içimi bir sıkıntıyla dolduruyor bir sevinçle bu şehir.
"memleketim" olsun istediğim şehirdi lakin tüm çabalarıma rağmen sevip sahiplenemedim. çok denedim. bir şehir bu kadar çirkin olabilir mi ki... kupkuru havası, kokan suyu, dengesiz iklimi, her daim tozlu gibi duran meydanları.. özellikle kızılay, ulus tahammül edilecek gibi değil. daha çok şey yazılabilir ankara hakkında ama pek muhterem belediye başkanımızın gülen gözleri, tontiş yanakları aklıma geldikçe daha fazla devam etmeye dermanım kalmıyor. ankara nın kaderi bu mu?
sokakları meşhur şehir.
anılar sokakta birikir bu şehirde. aşık olunur ankara'da bir daha hiç sevmeyecesine.
ne grisine ne karasına aldanılır bu şehrin, ne de katlanılır..
anılar sokakta birikir bu şehirde. aşık olunur ankara'da bir daha hiç sevmeyecesine.
ne grisine ne karasına aldanılır bu şehrin, ne de katlanılır..
soğuk şehir,hem insanı hem havası.
ben bugün ıslandım. yağmur yağıyordu çünkü. ben bugün üzgündüm. elim ayağım kırıldı çünkü...
düşünmemek için şarkı dinlenir, her şarkıda başka bir düşünce filizlenir. lanet hayaller. her köşe başında celallenen hatıralar. sahnelenen filimler. gamlı türküler. sözlü sözsüz zamanlı zamansız beliren gölgeler. sekizinci derecen bir şizofrenin uzaklara dalıp giden yirmi yedi bilinmeyenli denklemler..
hep hiç. dert tasa. sen demeye dilim varmıyor. dilime acı biber sürdü kader. vakit geçmiyor bu şehir bu lanet ankara'da. bu lanetli şehirde bıraktım gençliğimi. gülüşümü. sevincimi. nerede bi bela-yı aşk varsa başımdan kaynar sular misali döküldü şoka girdi şiirler, sinir krizinde kafiyeler...
hey gidi dünya hey!! zalimlik ediyorsun şu gariplere. elini kolunu bağlayıp sonrada al şu ipi şu dağın ardındaki iğnenin deliğinden geçir diyorsun. eyvallah başımla beraber de. "de" si var işte. o "de" beni kahreder durur. öldürse ruhum kurtulur. ama öldürmez. bu zalimliktir. bu lanet bir oyun..
alnındaki yazıya bakmadan hareket mi edeceksin ey nefsim?! olmaz ki. yapamazsın hacım onu.
canın yanmaz mı senin karalar bürünmüş şeytan kılıklı düşman! seni öldürmek için ne yapmalı? kızgın demirlerle ciğerini dağlasam söyle çektirdiğin acıyı sana geri verebilmiş olabilir miyim?!
oluru olmayan bir işe vakit harcamak kimin harcı? kim dibi görülmeyen bir kuyuya gözü kapalı dalar? kim ateşe gülerek dalar kim ölümü su içer rahatlıkta yudumlar? altın taslarda sunulan zehri kim kaşık kaşık içer balmış gibi?
o kimse, aynada bana bakan kimse?!
kimse demişken laf lafı açıyor. acı laflar sevenlerin arasını açıyor açılan aralarda dağlar çıkıyor. dağlardan denizlere lavlar fışkırıyor. su ile ateş tozu dumana katıyor. işte hayatta bu noktada anlamlandırılıyor. ateşin suya ulaştığı noktada çıkan cozurtulu sesler, haytın çarkları arasında sıkışıp parçalanan insanların ızdırap dolu iniltilerine benzer. ateşi suyu yakmak ister. su ateşi söndürmek. ikisi de bu muradına eremez. lavlar taş olur kesilir. su ile ateşin arasında taşlar kayalar oluşur. aha tamda benim durumum! ateşi suya ulaşmak ister, su da ateşe. ikisi de çok şiddetli olduğundan mıdır nedir, ne zaman yan yana gelseler araya mesafeler girer. mahvolur hayaller kördğüm olur kaderler. akıl ermez çoğu zaman. akıl ermedi yandı ortalık. gönül hortlar. kora üflersen yanar tutuşur. hatıralar soluk soluğa çabalamada. beynim hoşurtulu, kızgın deniz seviyesinde yüz derece!!
zil çalsın artık. okul tatil olsun. yaz gelsin be. çok üşüdük bu kış. ankara'da soğuğu ile de mahvetti bu sene. iliklerime kadar üşüdüm. affet beni karanlık sokaklar...
"ben kötü bir şair olabilirdim eğer iyi bir şehirde ikamet etseydi duygularım"
soğuk arkadaş bu şehir. hatırlıyorum da ne büyük bir aşkla geldim bu şehre. ne deli severdim. her ankara deyişte içim ısınırdı. şu hale bak. beni getirdiği hale ne çare?!
sonra bahar falan gelir zaman geçer unutmak nimetinden nasipleniriz. belki zaman geçer. zaman geçer belki. cümleler değişik versiyolar halinde hep aynı şeyi tekrarlar anlam değişmez. sesler de gelir insana farklı tonda aynı melodiyi çalan. unutursun için yana yana!!!
niye yazı yazıyorum sence? bence yazı yazı yazarken hiçbir şey düşünmediğim için yazı yazmak. kusmak gibi biraz. içini boşaltmak. kusarken mideni boşaltırsın yazarken beynini yüreğini. allah yazmak nimeti de vermiş bak. şükür olsun ne diyelim. derdi vermişse muhakkak dermanı da verir.
derman ah derman!! acı çeken iki insan. acı çeken mi? acı mahveder insanı. sonra da çeker gider. madem gitme lan şerefsiz!!!!!!!!!!! kal bu gece hesaplaşalım neyin varsa getir. hadi bekliyorum, yağmur yağar lanet şehrin sokaklarına. en ıssız köşesinde seni beklerim gel hadi!!!
uyumak ne tatlıdır ya rabbim. uyumak ölüme en yakındır..incinen hayatımın baharıdır. acımak!
rüya görmüyorum. ya bir gün görürsem. rüya hayata en yakın. ya rüya görürsem. uyandığımda o rüya kabusa dönüşürse. rüya görürsem hiç uyandırma beni yarabbi.
acımak bir masalmış duyulan geçmiş zamanlarda. orospuluk seni tanımlamada ne güzel bir niteleme sıfatıdır.
düşünmemek için şarkı dinlenir, her şarkıda başka bir düşünce filizlenir. lanet hayaller. her köşe başında celallenen hatıralar. sahnelenen filimler. gamlı türküler. sözlü sözsüz zamanlı zamansız beliren gölgeler. sekizinci derecen bir şizofrenin uzaklara dalıp giden yirmi yedi bilinmeyenli denklemler..
hep hiç. dert tasa. sen demeye dilim varmıyor. dilime acı biber sürdü kader. vakit geçmiyor bu şehir bu lanet ankara'da. bu lanetli şehirde bıraktım gençliğimi. gülüşümü. sevincimi. nerede bi bela-yı aşk varsa başımdan kaynar sular misali döküldü şoka girdi şiirler, sinir krizinde kafiyeler...
hey gidi dünya hey!! zalimlik ediyorsun şu gariplere. elini kolunu bağlayıp sonrada al şu ipi şu dağın ardındaki iğnenin deliğinden geçir diyorsun. eyvallah başımla beraber de. "de" si var işte. o "de" beni kahreder durur. öldürse ruhum kurtulur. ama öldürmez. bu zalimliktir. bu lanet bir oyun..
alnındaki yazıya bakmadan hareket mi edeceksin ey nefsim?! olmaz ki. yapamazsın hacım onu.
canın yanmaz mı senin karalar bürünmüş şeytan kılıklı düşman! seni öldürmek için ne yapmalı? kızgın demirlerle ciğerini dağlasam söyle çektirdiğin acıyı sana geri verebilmiş olabilir miyim?!
oluru olmayan bir işe vakit harcamak kimin harcı? kim dibi görülmeyen bir kuyuya gözü kapalı dalar? kim ateşe gülerek dalar kim ölümü su içer rahatlıkta yudumlar? altın taslarda sunulan zehri kim kaşık kaşık içer balmış gibi?
o kimse, aynada bana bakan kimse?!
kimse demişken laf lafı açıyor. acı laflar sevenlerin arasını açıyor açılan aralarda dağlar çıkıyor. dağlardan denizlere lavlar fışkırıyor. su ile ateş tozu dumana katıyor. işte hayatta bu noktada anlamlandırılıyor. ateşin suya ulaştığı noktada çıkan cozurtulu sesler, haytın çarkları arasında sıkışıp parçalanan insanların ızdırap dolu iniltilerine benzer. ateşi suyu yakmak ister. su ateşi söndürmek. ikisi de bu muradına eremez. lavlar taş olur kesilir. su ile ateşin arasında taşlar kayalar oluşur. aha tamda benim durumum! ateşi suya ulaşmak ister, su da ateşe. ikisi de çok şiddetli olduğundan mıdır nedir, ne zaman yan yana gelseler araya mesafeler girer. mahvolur hayaller kördğüm olur kaderler. akıl ermez çoğu zaman. akıl ermedi yandı ortalık. gönül hortlar. kora üflersen yanar tutuşur. hatıralar soluk soluğa çabalamada. beynim hoşurtulu, kızgın deniz seviyesinde yüz derece!!
zil çalsın artık. okul tatil olsun. yaz gelsin be. çok üşüdük bu kış. ankara'da soğuğu ile de mahvetti bu sene. iliklerime kadar üşüdüm. affet beni karanlık sokaklar...
"ben kötü bir şair olabilirdim eğer iyi bir şehirde ikamet etseydi duygularım"
soğuk arkadaş bu şehir. hatırlıyorum da ne büyük bir aşkla geldim bu şehre. ne deli severdim. her ankara deyişte içim ısınırdı. şu hale bak. beni getirdiği hale ne çare?!
sonra bahar falan gelir zaman geçer unutmak nimetinden nasipleniriz. belki zaman geçer. zaman geçer belki. cümleler değişik versiyolar halinde hep aynı şeyi tekrarlar anlam değişmez. sesler de gelir insana farklı tonda aynı melodiyi çalan. unutursun için yana yana!!!
niye yazı yazıyorum sence? bence yazı yazı yazarken hiçbir şey düşünmediğim için yazı yazmak. kusmak gibi biraz. içini boşaltmak. kusarken mideni boşaltırsın yazarken beynini yüreğini. allah yazmak nimeti de vermiş bak. şükür olsun ne diyelim. derdi vermişse muhakkak dermanı da verir.
derman ah derman!! acı çeken iki insan. acı çeken mi? acı mahveder insanı. sonra da çeker gider. madem gitme lan şerefsiz!!!!!!!!!!! kal bu gece hesaplaşalım neyin varsa getir. hadi bekliyorum, yağmur yağar lanet şehrin sokaklarına. en ıssız köşesinde seni beklerim gel hadi!!!
uyumak ne tatlıdır ya rabbim. uyumak ölüme en yakındır..incinen hayatımın baharıdır. acımak!
rüya görmüyorum. ya bir gün görürsem. rüya hayata en yakın. ya rüya görürsem. uyandığımda o rüya kabusa dönüşürse. rüya görürsem hiç uyandırma beni yarabbi.
acımak bir masalmış duyulan geçmiş zamanlarda. orospuluk seni tanımlamada ne güzel bir niteleme sıfatıdır.
şuanda tam olarak http://www.rainymood.com/ böyledir.
aslına bakarsanız kaybolmanın imkansız olduğu şehirdir. ulus dışında şehir çok düzenlidir ve istisnasız her otobüsün yolu kızılay'a düşer. bir diğer önemli, özelliği ise kendimi bildim bileli her 23 nisan'da bu şehire yağmur yağmasıdır.
ayrıca türkiye'de yere özgürce çöp atabileceğiniz tek şehirdir; zira yenimahalle dışında hiç bir semtinde çöp kutusu bulunmamaktadır ve çok iyi çalışan bir temizlik ordusu mevcuttur.
ayrıca türkiye'de yere özgürce çöp atabileceğiniz tek şehirdir; zira yenimahalle dışında hiç bir semtinde çöp kutusu bulunmamaktadır ve çok iyi çalışan bir temizlik ordusu mevcuttur.
bugün lapa lapa kar yağmış şehirdir.
Mart 28de bile kar tanelerini bize hediye etmiş şehir.
Tam "çizmeleri çıkarma vakti" geldi diye sevinirken yeniden soğukların bastirdigi şehir. iyice dengemiz bozuldu, yeniden eldiven atkı takmaya başladık. Nolur gül güneş yüzünü goster ankara artık.
edit: hah şimdi de kar yağıyor, ne kadar güzel! bu ne ya, yeter bahar mı geliyor, yaz mı geliyor farketmez biri gelsin!
edit: hah şimdi de kar yağıyor, ne kadar güzel! bu ne ya, yeter bahar mı geliyor, yaz mı geliyor farketmez biri gelsin!
Seneye gidilesi şehir.Ankara üniversitesi bekliyor olacak çünkü.
2 senedir bursa'da süren öğrencilik hayatıma ara verip döndüğümde, zafer meydanından sıhhıye'ye yürürken sanki ilk defa buradan yürüyormuşum gibi gelen ve bana içinde kaybolduğum dev bir şehir havası veren şehirdir.
çünkü ankara büyük bulvarlarıyla dev bir şehirdir. bursa heykel'den kızılay'daki gibi 3 gidiş 3 gelişli dev bulvar geçmez.
devsin ankara, çok büyüksün. bir avrupa şehrisin.
çünkü ankara büyük bulvarlarıyla dev bir şehirdir. bursa heykel'den kızılay'daki gibi 3 gidiş 3 gelişli dev bulvar geçmez.
devsin ankara, çok büyüksün. bir avrupa şehrisin.
saatler sonra ıssız ve karanlık gecelerini terkedip, izmit'le aldatacağım şehir. sevdiklerim sana emanet ankara!
keçisiyle özdeşlemiş şehir, tc'nin başkentidir.
hani derler ya, ''yazdan kalma bir gün'' , onlardan birini yaşadı ankara bugün. özlemişiz be yazı, güneşi.
ankara, arada kalmışlıktır. anadolulu olmakla, metropollu olmak arasında sıkışmışlıktır.anadolu hassasiyetinde cömertlikle seven, ama medeniyetler zihniyetine alışamamış bocalayan adamların memleketidir. ankara pişmanlıktır. zuhal olcay'dan dinlemeyi sevdiğim şarkı iyimser davranmıştır. 'ankarada aşık olmak zor' değil, imkansızdır.
başkent ama istanbul'la kıyaslarsan taşkent kadar soğuk il.
aylardan sonra güneşin kendini gösterdiği şehir. unutmuştuk oysaki güneş diye bir şey olduğunu. ısıtıyor da üstelik. mutluluktan ağlıyorum.
başkent vasfını layığıyla sürdüren ildir.
bir izmirlinin bile sevip de özleyebileceği bir şehirdir. şeytan tüyü mü vardır, nedir?
sevilesi değerlere ihtiyacı olmayan tek şehirdir.
sokakları denize çıkana kadar seveceğim şehir. eheheh, ne kadar da komiğim ki biraderlerim.
öğleden sonra dersim olmaması, yurtta çokçana sıkılmam hasebiyle tek başıma yürüyüşe çıkacağım. beşevler-emek-gazi mahallesi civarında uzun bir yol arıyorum, yürüyüş yapacağım için ön uzuvlarını birbirine sürten sinek misali ellerimi sürtüştürüyorum birbirine.
o değil de nereden nereye yürüyeyim lan, anıttepe yolu mu olsun?
öğleden sonra dersim olmaması, yurtta çokçana sıkılmam hasebiyle tek başıma yürüyüşe çıkacağım. beşevler-emek-gazi mahallesi civarında uzun bir yol arıyorum, yürüyüş yapacağım için ön uzuvlarını birbirine sürten sinek misali ellerimi sürtüştürüyorum birbirine.
o değil de nereden nereye yürüyeyim lan, anıttepe yolu mu olsun?
Yaşanası,orda üniversite okunası şehirdir. (bkz: ankara üniversitesi)
1457 numaralı asteroidin adıdır. heidelberg'de k. reinmuth tarafından bulunmuş ve asteroide bu ismin verilmesi w. gleissberg tarafından önerilmiş.
'Ankara'nın Dikmen'i, bır daha gelırsem .ık benı' deyımının soguk havasına ıstınaden soylendıgı ıc Anadolu sehrı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar