bugün
- kedilerle uyumak8
- bir kıza saklama kabı hediye etmek9
- acil durumda aranacak kişi3
- sevişmek hüner değil5
- tr de hangi arabalar lüks sayılır sorunsalı8
- cumhuriyet bayramı7
- tuvalet kağıdını renkli alan insan11
- rafine zevkleri olan erkek12
- değerli olduğunu hissettirmek6
- kendinden vazgeçmemek4
- giysi fiyatlarının uçması9
- insta da aşırı dekolteli kızları takipten çıkmak4
- sarı saçın yakıştığı ünlüler3
- salon erkeği10
- içten içe üşümek2
- belki güneş bir gün ikimiz için doğar2
- ekşi sözlük9
- lüks araba istemeyen erkek9
- ilker başbuğ7
- insan aklıyla açıklanamayan konular5
- sözlükte 1 erkeğe düşen kız sayısı7
- fırında tavuk5
- ters takılmış tuvalet kağıdı7
- jeffrey epstein4
- bir kadının bana hükmetmesini istiyorum7
- cengiz kurtoğlu şarkılarından bir söz bırak4
- gece 00 00 da dışarı çıkan kızın amacı3
- sözlük müminlerine sorulan sorular2
- nickiniz fransızca olsaydı ne olurdu10
- gece 23 de demlenen çay3
- üniversiteli kızlar6
- yemek getiren kızın yemeğini başka kızla yemek4
- 2008 ekonomik krizi7
- beyaz pasta7
- mafyanın bilip yurttaşın bilmediği foncu listesi2
- ruffles ketçaplı7
- sözlükte kız olduğunu sanan mal5
- mafyanın fon vurguncularına haraç kesmesi2
- anın fotoğrafı4
- sözlük kızlarıyla pijama partisi yapmak20
- cumhuriyetten rahatsız olan insan19
- yüzüklerin efendisi2
- mesajlaşırken noktalama işareti kullanmak4
- uzun yola çıkmaya hüküm giydim2
- 9 mayıs 2027 trabzonspor fenerbahçe maçı8
- hasar kaydı olan kıza aşık olan genco2
- izlenmiş bir filmi tekrar izlemek6
- anın görüntüsü10
- bir kadın tarafından domine edilmek5
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı73
"Piyale" kitabındaki "Merdiven" ve "Bir Günün Sonunda Arzu" şiirleri, bu görüşleri yansıtan ve Türk edebiyatında görülmemiş bir şiirselliği ortaya koyan ürünlerdir. Bu kitapla birlikte Haşim'e saldırılar arttı. Ölçü ve Türkçe bilmemekle, toplum sorunlarına ilgisizlikle suçlandı. Yine de şiirleriyle 20'nci yüzyılın ilk çeyreğini etkilemeyi başardı.
Şiirleri insanı melankoliye sürükler, hayattan soğuma sebebidir.
Doktor kontrolünde okunması gerekir.
Doktor kontrolünde okunması gerekir.
efendim edebiyata karşı zerre kadar ilgi duymaz ilgisini geometri ve cebire veriri.başarırda bir gün asker bir akrabasının tayinin çıkması üzerine lan bunun okuduğu kitaplar ne ayak lan bir bakayım der ve bakış o bakıştır..ilk şiirini on dört yaşında yazar beğenmez okuldaki çekmecesinin en gizli yerinde saklarken eli uzun arkasının biri şiiri ele geçirir.bu şiiri bir dergiye yollar ve bu şiir bu dergide yayımlanır...gizli gizli hayranları peyda olur kafasına göre takılır akşamı lırmızıyı ve annesini deliler gibi sevmektedir.yedi yaşında annesini kaybettikten sonra af buyrun .mı götü dağıtır ağlak bir adam olur ahmet haşim geleceği değilde geçmişe döner hep yalnızdır o kadar edebiyatçının içinde...
(bkz: hayal-ı aşkım)
(bkz: hayal-ı aşkım)
ahmet haşim, bir ebru sanatçısı olsaydı (ki bana göre öyledir) işimiz daha kolay olurdu belki. şiiri, meramları başka şeyler olanlar kullanmazlar tarihte yalnızca. duygulu ve de sözgelimi ellerinden hoşnut olmayan insanlar da kullanabilir. şiir yazarak kendilerini arkadaşlarına, kız arkadaşlarına beğendirmeye çalışmak herhalde yaşamın bir boyutudur (D; 111).
(ara: ece ayhan#039 ın poetika sözlüğü)
(ara: ece ayhan#039 ın poetika sözlüğü)
biz 21.yy insanlarının anlayamayacağı kadar temiz hislerle şiir yazmış ve ölmüş şairimizdir. "arapmış olum, kürtmüş" gibi salak sözlere bile sadece dizelerindeki kendi deyimiyle o sonsuz nevmit ile cevap verecek olan adamdır. sadece yazdığı kadınlarla olan o ilişkisi bile göz dolduran bir adamdır.
bağdat doğumlu şairlerimizdendir. çok kadın sevmiştir ancak pek karşılık bulamamıştır. kendisi karşılıksız aşkların sembolüdür.
karanlık
Aşkın bu karanlık gecesinde
Bülbül yine vahşi müterennim
Mecnûn'u terk etti mi Leylâ?
Vahşî sesi firkat sesi sandım.
Aşkın bu karanlık gecesinde,
Hicrânımı duydum, seni andım,
Firkatzede bülbül gibi yandım.
Ahmet Haşim.
Aşkın bu karanlık gecesinde
Bülbül yine vahşi müterennim
Mecnûn'u terk etti mi Leylâ?
Vahşî sesi firkat sesi sandım.
Aşkın bu karanlık gecesinde,
Hicrânımı duydum, seni andım,
Firkatzede bülbül gibi yandım.
Ahmet Haşim.
fecr-i ati dönemi edebiyatçılarından büyük şair.
kendisi bağdat doğumludur.
20. yüzyılın başlarında istanbul'a gelmiş, fecr-i ati dergisinde yazılarını ve şiirlerini yayınlamıştır. buna ek olarak fransızca ve türk dili öğretmenlikleri görevlerinde de bulunmuştur.
çok esmer ve çirkin olduğunu düşündüğü için gündüzü sevmez, hep akşam ve gece olsun ister. şiirlerinde de bu kolaylıkla hissedilir.
sürekli akşamı, hüznü ve kötümserliği kendine tema edinmiştir bu sebepten.
bir de yanağındaki bağdat çibanı de bu çirkinliğinin üstüne eklendi mi insanlardan ve dünyadan tamamen soyutlamıştır kendisini.
kendisi iyi bir edebiyatçı olmasının yanında iyi de bir gurmedir.
tüm şiirsel uslubunu ortaya koyan bir eseri için
(bkz: merdiven)
kendisi bağdat doğumludur.
20. yüzyılın başlarında istanbul'a gelmiş, fecr-i ati dergisinde yazılarını ve şiirlerini yayınlamıştır. buna ek olarak fransızca ve türk dili öğretmenlikleri görevlerinde de bulunmuştur.
çok esmer ve çirkin olduğunu düşündüğü için gündüzü sevmez, hep akşam ve gece olsun ister. şiirlerinde de bu kolaylıkla hissedilir.
sürekli akşamı, hüznü ve kötümserliği kendine tema edinmiştir bu sebepten.
bir de yanağındaki bağdat çibanı de bu çirkinliğinin üstüne eklendi mi insanlardan ve dünyadan tamamen soyutlamıştır kendisini.
kendisi iyi bir edebiyatçı olmasının yanında iyi de bir gurmedir.
tüm şiirsel uslubunu ortaya koyan bir eseri için
(bkz: merdiven)
bağdat doğumlu şair yazardır. şiirleri göl saatleri ve piyale adlı iki kitapta toplanmıştır. hayatında kendisini annesinden başka hiçbir kadının gerçekten sevmediği ve bu yüzden bunalımlar yaşadığı söylenmektedir.
Meâlini anlamayan nesle aşina değiliz.
şiir'den nefret etmemim gereksiz oldugunu kanitlayacak kadar güzel şiir'ler yazmış şair.
o belde
hangi bir kıyayı muhayyelde?
hangi bir nehri dur ile mahdud?
bir yalan yer midir ve ya mevcud?
veya bunlunmayacak bir melaz-ı hülya mı?
diyerek duygulara tercüman olan adam...
hangi bir kıyayı muhayyelde?
hangi bir nehri dur ile mahdud?
bir yalan yer midir ve ya mevcud?
veya bunlunmayacak bir melaz-ı hülya mı?
diyerek duygulara tercüman olan adam...
yorgun gözümün halkalarında
güller gibi fecr oldu nümayan,
güller gibi... sonsuz, iri güller
güller ki kamıştan daha nalan;
gün doğdu yazık arkalarında!
altın kulelerden yine kuşlar
tekrarını ömrün eder ilân.
kuşlar mıdır onlar ki her akşam
alemlerimizden sefer eyler?
akşam, yine akşam, yine akşam
bir sırma kemerdir suya baksam;
üstümde sema kavs-i mutalsam!
akşam, yine akşam, yine akşam
göllerde bu dem bir kamış olsam!
güller gibi fecr oldu nümayan,
güller gibi... sonsuz, iri güller
güller ki kamıştan daha nalan;
gün doğdu yazık arkalarında!
altın kulelerden yine kuşlar
tekrarını ömrün eder ilân.
kuşlar mıdır onlar ki her akşam
alemlerimizden sefer eyler?
akşam, yine akşam, yine akşam
bir sırma kemerdir suya baksam;
üstümde sema kavs-i mutalsam!
akşam, yine akşam, yine akşam
göllerde bu dem bir kamış olsam!
bir günün sonunda arzu diye muhteşem bir eser kaleme almıştır.
ahmet haşim, simgeci diye bilinir; simgeci olarak tanıtılır. Bu, belki çok genel bakışta doğrudur ancak mutlaka bir etiket yapıştırmak gerekiyorsa ona simgeci yerine izlenimci demek daha doğru olacaktır. Çünkü o, dış dünyayı kendi ruhsal durumuna göre algılayıp şiirine yansıtmıştır. Siirlerinde önceden iyice düşünülüp hesaplanmış, bir anlamı en yetkin biçimde iletmek için belli bir öngörüyle kurulmuş belirli imgeler yoktur. O, dış dünyayı puslu bir perdenin ardından görür; sanki tüm yoksunluklarını akşam'da yoğunlaştırmıştır. Her şeyi "akşam" kavramından anlatıma kavuşturmak ister gibidir. Simgecilerin "şiirde geleneksel kuralları yıkma" biçiminde özetlenebilecek devrimci tutumunu da haşim'de göremezsiniz.
20.yy'ın aruzu en iyi kullanan dört şairinden biridir. * bence bu dördü arasında en iyisidir. tabiatı aruzla yeniden çizmiş, denizi-akşamı-güneşi yeni orijinal bir duyumla kaleme almış, her bir nesneyi keman sesinin büyüleyiciliğiyle aktarmış büyük şair.
(...)
dönmek mi? ne mümkün geri dönmek,
düştüyse gönüller bu melâle?
bir eldir ufuklardan uzanmış,
zulmet bizi çekmekte visâle...
(...)
dönmek mi? ne mümkün geri dönmek,
düştüyse gönüller bu melâle?
bir eldir ufuklardan uzanmış,
zulmet bizi çekmekte visâle...
fecr-i ati dergisinde yazmış, şiir de olduğu kadar düz yazıda da başarılı yazar kişisi. karamsardır, genelde akşam gün ışığında şiirlerini yazmayı tercih etmiştir. aynı zamanda kadınları beğenmediğini şu sözleri ile ifade etmiştir;
"kadin süssüz püssüz bir şeye benzemez. o yüzden süse ihtiyaç duyar,tavus kuşu gibi süslenir. erkek ise sade güzeldir; o adeleler, o kalçalar, o bakıştaki kartal edasi hangi kadında vardır?"
"kadin süssüz püssüz bir şeye benzemez. o yüzden süse ihtiyaç duyar,tavus kuşu gibi süslenir. erkek ise sade güzeldir; o adeleler, o kalçalar, o bakıştaki kartal edasi hangi kadında vardır?"
Kendine duydugu nefretten ötürü, bu kocaman yetenekle kendisine ciddi anlamda üzüldüğüm şair.
bir takım önyargıları sebebiyle asla kendisiyle barışamamış, kadınlardan uzak durduğu için de onlara karşı bir nefret besleyen, tek evliliğini ölümünden yaklaşık iki ay önce yapmış harika şiirlerin sahibi insan.
kendisinin arap kökenli olması sebebiyle edebi ortamlardan dışlandığını ve bu yüzden bizzat katıldığı çanakkale savaşı hakkında en ufak bir eser vermeyen kişi.
hayatta kadın olarak sadece annesini sevmiş; tek evliliğini de kansere yakalandığından dolayı kendisine bakacak bir bayan bulma sebebiyle yapmış, gerçeklik duygusundan ve gün ışığından nefret eden akşam şairi. bize göre adlı kitabında kadınlar için aşağılayıcı ifadeleri vardır.
gerçek dünya onu o kadar rahatsız ederdi ki o belde isimli şiirinde kafasındaki muhayyel dünyayı anlatmıştır. hayali dünyaya öylesine kapılmıştır ki arkadaş ortamlarından hep hayali sevgililerinden bahseder olmuş ve bu hayallere belli bir zaman sonra kendisi de inanmaya başlamıştır.
kendisinin arap kökenli olması sebebiyle edebi ortamlardan dışlandığını ve bu yüzden bizzat katıldığı çanakkale savaşı hakkında en ufak bir eser vermeyen kişi.
hayatta kadın olarak sadece annesini sevmiş; tek evliliğini de kansere yakalandığından dolayı kendisine bakacak bir bayan bulma sebebiyle yapmış, gerçeklik duygusundan ve gün ışığından nefret eden akşam şairi. bize göre adlı kitabında kadınlar için aşağılayıcı ifadeleri vardır.
gerçek dünya onu o kadar rahatsız ederdi ki o belde isimli şiirinde kafasındaki muhayyel dünyayı anlatmıştır. hayali dünyaya öylesine kapılmıştır ki arkadaş ortamlarından hep hayali sevgililerinden bahseder olmuş ve bu hayallere belli bir zaman sonra kendisi de inanmaya başlamıştır.
(bkz: melankolik)
lamartine'i fazlaca okuduğu bellidir.
inanmayan lamartine okusun da görsün.
inanmayan lamartine okusun da görsün.
yaz
deniz
sürüklenir zehebî kumlar üstünde
bütün menâzır-ı hüzn-ü gurup ile yalnız
yükselen reng-i şâmın altında
öksürür nâtüvân-ü nâlende
hasta bir genç kız
bu baharın kolunda bir erkek
hüzn-i sâriye mezc-i ruh ederek
inliyor sessiz...
sonra
durgun sularda bir yıkanan gölge
göklerde nurunu kırpan
büyük, derin, nazar-âvâre
mâi bir yıldız
zehebî: altın, altın renkli
menâzır: manzaralar
nâtüvân: güçsüz, zayıf
nâlende: inleyen
sâri: bulaşıcı
mezc etmek: birleştirmek
deniz
sürüklenir zehebî kumlar üstünde
bütün menâzır-ı hüzn-ü gurup ile yalnız
yükselen reng-i şâmın altında
öksürür nâtüvân-ü nâlende
hasta bir genç kız
bu baharın kolunda bir erkek
hüzn-i sâriye mezc-i ruh ederek
inliyor sessiz...
sonra
durgun sularda bir yıkanan gölge
göklerde nurunu kırpan
büyük, derin, nazar-âvâre
mâi bir yıldız
zehebî: altın, altın renkli
menâzır: manzaralar
nâtüvân: güçsüz, zayıf
nâlende: inleyen
sâri: bulaşıcı
mezc etmek: birleştirmek
göl şiirlerinin usta şairi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar