bugün
- queen ravennadan mesaj var7
- kız düşürmenin kısa yolu20
- 3 yaşındaki elif'i göz göre göre ezen kadın sürücü9
- fakir ekeği annesi sevsin8
- gocu35
- günlük 935 lira6
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı6
- dünya her alanda ilerleyecek5
- sözlük çeteleri3
- uludağ sözlük size ne kattı27
- tek ayak üstünde durabilen kadın5
- al sözlükteki bütün amlar senin olsun9
- karı kıza para yedirir misiniz6
- kademeli emeklilik sistemi3
- veli toplantisi4
- true askerliğini nerede yaptı sorunsalı3
- bu daha büyümüyor mu diyen kız6
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı19
- entry girerken kendini frenlemek2
- yedekte feyk hesap tutmak5
- istanbul da yasa dışı bahis operasyonu4
- biraderler birader biraderlerdir3
- galatasaray'ın sporting maçı kamp kadrosu4
- ismettinho el gurbuzottidini de la biraderritino3
- bir kadının bam teline dokunmak2
- s'i l v'e r m'i s t35
- özlem gürses'in gta 6 yorumu2
- seksenlerde nasıl görünürdüm trend i15
- insansı ev robotları2
- askerde starbucks bardağıyla komutana selam vermek4
- queen ravenna adlı yuzır2
- ben bu yazıyı sana yazdım2
- türkçe 25000 kelimeden oluşan kısıtlı bir dildir10
- usualsuspect'e uma thurman'ı atıp kaçmak3
- nasıl birisiniz7
- biraderlik hedesi2
- yazarların benzedikleri ünlüler5
- diyor google2
- geceyedir küsmelerim2
- sürekli geçmişe dönmek isteyen insan5
- 8 eylül 20262
- sözlük kızlarının entrylerinin hep artılanması14
- doğru kişiyle yanlış zamanda karşılaşmak6
- çomar sürüsü3
- sözlük yazarlarına tavsiye2
- her gördüğü yeşillikte mangal yakan insan3
- çamurun yürüyen konuşan haliyiz2
- true koş3
- dünya çirkin diyenler yunanistana gitsin2
- 20274
büyülenmektir. ünlü filozof cicero der ki "gözler resimle büyülenir, kulaklar müzikle." işte aşkta da aşık olduğun kişinin görüntüsüyle büyülenirken aynı zamanda sesiyle de büyülenirsin. o sesi duydukça için erir, o güzelliğe baktıkça tutulursun sevdiğine.
'Eğer, hayatınızın herhangi bir an'ına gidip orada sonsuza dek kalacaksınız deseler yalnızca iki şeyden birini seçmek isterdim. Biri, o çocukluğun bahçesindeki ağacın dalına asılı salıncakta sallanırken... Öteki, bütün hayatım boyunca en çok sevdiğim adamla öpüştüğüm ilk gün... Herkes aşık olmanın ortak dilini bulup yazmaya çalışıyordu.
Ama aslında bu kadar basitti işte: Birini öptüğünde salıncakta sallanır gibi hissediyorsan aşıksın.'
(bkz: kürşat başar)/başucumda müzik
Ama aslında bu kadar basitti işte: Birini öptüğünde salıncakta sallanır gibi hissediyorsan aşıksın.'
(bkz: kürşat başar)/başucumda müzik
kim söylemiş hatırlamıyorum ama bir de şöyle bir söz vardı;
"aşk, kum saatine benzer; kalp dolarken beyin boşalır."
"aşk, kum saatine benzer; kalp dolarken beyin boşalır."
benim gibiler için hayatın mazoşist tarafıdır.
aşık olurum aşkım beni üzer, bu da benim hoşuma gider.
aşık ederim ben onu üzerim, bu da benim hoşuma gider.
hem aşık olup hem kendime aşık etmeyi şu ana kadar başaramadığım için bu iki ucu boklu değneğin boksuz tarafını henüz keşfedemedim.
gün gelir, o da olur diyorum ister istemez.
(bkz: umut fakirin ekmeğidir)
aşık olurum aşkım beni üzer, bu da benim hoşuma gider.
aşık ederim ben onu üzerim, bu da benim hoşuma gider.
hem aşık olup hem kendime aşık etmeyi şu ana kadar başaramadığım için bu iki ucu boklu değneğin boksuz tarafını henüz keşfedemedim.
gün gelir, o da olur diyorum ister istemez.
(bkz: umut fakirin ekmeğidir)
her defasında zora düşüren duygu.
Aşk biraz palavradır
Biraz da aşna, aşna fişna
Biraz da yalandandır
Sevmek birisini ömür boyu..
Biraz da aşna, aşna fişna
Biraz da yalandandır
Sevmek birisini ömür boyu..
insanın hayatında var olmadığı zamanlarda kişiler kafalarını yastığa huzurla koyarlar.
''Aşk bir elmadır bitince sapı kalır''
doğru kişiyle, doğru zamanda yaşanıldığında ölümsüzleşecek olandır.
*
*
bu günlerde akıcı kalemini zevkle okumakta olduğum Elif Şafak'ın son romanı.
alev alev yandıgım dogru..
küllerimden dogarmıyım sana dogru.
kendimi arıyorken ,olmaktan korktugum yerdeyim..
sendeyim
al beni ne yaparsan yap..
küllerimden dogarmıyım sana dogru.
kendimi arıyorken ,olmaktan korktugum yerdeyim..
sendeyim
al beni ne yaparsan yap..
555. entry şerefine;
aşk, mecnunu leylası için çöllere düşüren, ferhatı, şirin için dağları deldiren, kalpte bulunmaz köşedeki inci tanesi. inci tanesi denilince akla hep parlak, baktığınızda gözlerinizin içine kadar görebileceğiniz berraklıktaki taş gelir.
o inci, o parlaklığa ulaşana kadar saklanır, korunur ve o parlaklığı alır, değerlenir. işte aşk da böyledir dostlar, ne kadar gizler, saklar ve kendi içinizde yaşarsanız o derece değerlenir.
bir kere dile düşürüvermeyi gör aşkı, parlaklığı da gider değeri de.. o, saklınızda ne kadar kalır da, güneşten ve kendinizden bile korursanız, o derece ısıtır bedeni. sevgi, bu sıcaklığın dışa vurumudur işte. dilden çıkan sözcükler o sıcaklık içinizi ısıttığı derece tatlı olur, aşk duyduğunuz kişiyi etkiler, ama siz sözcüklerden etkilenip ısındğınız için onun içi size akar, bilmezsiniz.
bir insan sadece karşı cinsinden olan insana aşk duymaz, kişi bir başkasına aşık olabilmesi için, şlk önce kendine aşık olması gerekir kendimce. insan kendisini sevmezse, diğer hiç bir şey ve hiç bir kimseye sevgisini gösteremez, ve sevgi göstermedikçe aşıkta olamaz.
aşk, başladığında sonsuzluğu noktalar. eğer aşıksanız sonları düşünürsünüz hep, en sonunda ne olacak derdi başınızın içinde uğuldar durur. herşey etrafınızda dönüp durur ama farketmezsiniz, tıpkı sevgilinizi düşünerek yürüdüğünüz bir yolda en yakın arkadaşınızı tanımadan geçmeniz gibi.
aşk bittiğinde ise; sonsuzluk başlar. düşünceler asla bir sonla bitmez. herşey olağan seyrinde devam eder. artık kim ne yapmış, ne yapacak hep gözünüzün önündedir, aşktan dolayı geri planda devam eden olaylar silsilesinin içerisinde buluverirsiniz kendinizi, ve yanarsınız yandığınızı bilmeden.
tarifsizdir aşk. tarif edilse de ferhata göre dünyanın anlamı şirin, leylaya göre mecnun olur. aşkın tarifi yarin gözleridir, elinizle gözlerinin önünden çektiğiniz saçlarıdır, onun gülüşü bakışıdır. bu yüzdendir ki aşkın bir tarifi değil, milyonlarca tarifi vardır.
çünkü bu dünya da milyonlarca aşık vardır. aşkın dili lisanı ise kalbe akan kandır. aşk bittiğinde akan kan durur, güneş doğmaz ve asla batmaz.
yürek yanar.. yanar.. yanar..
kül olur..
aşkıma; "seni seviyorum.. 6 yıldır olduğu, ve ömrüm boyunca olacağı gibi.".
aşk, mecnunu leylası için çöllere düşüren, ferhatı, şirin için dağları deldiren, kalpte bulunmaz köşedeki inci tanesi. inci tanesi denilince akla hep parlak, baktığınızda gözlerinizin içine kadar görebileceğiniz berraklıktaki taş gelir.
o inci, o parlaklığa ulaşana kadar saklanır, korunur ve o parlaklığı alır, değerlenir. işte aşk da böyledir dostlar, ne kadar gizler, saklar ve kendi içinizde yaşarsanız o derece değerlenir.
bir kere dile düşürüvermeyi gör aşkı, parlaklığı da gider değeri de.. o, saklınızda ne kadar kalır da, güneşten ve kendinizden bile korursanız, o derece ısıtır bedeni. sevgi, bu sıcaklığın dışa vurumudur işte. dilden çıkan sözcükler o sıcaklık içinizi ısıttığı derece tatlı olur, aşk duyduğunuz kişiyi etkiler, ama siz sözcüklerden etkilenip ısındğınız için onun içi size akar, bilmezsiniz.
bir insan sadece karşı cinsinden olan insana aşk duymaz, kişi bir başkasına aşık olabilmesi için, şlk önce kendine aşık olması gerekir kendimce. insan kendisini sevmezse, diğer hiç bir şey ve hiç bir kimseye sevgisini gösteremez, ve sevgi göstermedikçe aşıkta olamaz.
aşk, başladığında sonsuzluğu noktalar. eğer aşıksanız sonları düşünürsünüz hep, en sonunda ne olacak derdi başınızın içinde uğuldar durur. herşey etrafınızda dönüp durur ama farketmezsiniz, tıpkı sevgilinizi düşünerek yürüdüğünüz bir yolda en yakın arkadaşınızı tanımadan geçmeniz gibi.
aşk bittiğinde ise; sonsuzluk başlar. düşünceler asla bir sonla bitmez. herşey olağan seyrinde devam eder. artık kim ne yapmış, ne yapacak hep gözünüzün önündedir, aşktan dolayı geri planda devam eden olaylar silsilesinin içerisinde buluverirsiniz kendinizi, ve yanarsınız yandığınızı bilmeden.
tarifsizdir aşk. tarif edilse de ferhata göre dünyanın anlamı şirin, leylaya göre mecnun olur. aşkın tarifi yarin gözleridir, elinizle gözlerinin önünden çektiğiniz saçlarıdır, onun gülüşü bakışıdır. bu yüzdendir ki aşkın bir tarifi değil, milyonlarca tarifi vardır.
çünkü bu dünya da milyonlarca aşık vardır. aşkın dili lisanı ise kalbe akan kandır. aşk bittiğinde akan kan durur, güneş doğmaz ve asla batmaz.
yürek yanar.. yanar.. yanar..
kül olur..
aşkıma; "seni seviyorum.. 6 yıldır olduğu, ve ömrüm boyunca olacağı gibi.".
aşk bencilliktir. Yalnızca benimsin, tümüyle benimsin daima benimsin der aşık. Bir parçasını bile başkasına vermez, dokundurtmaz koklatmaz,elinden gelse göstertmez. ben nasıl seviyorsam onu , o da öyle coşkulu sevsin der. çoğu kez kıskançlıkta arkadaş olur bencilliğe.
bunun yerine sevgi, saygı, sadakat üçlemesi vardır. bu 3 güzel soyut varlığı birleştirip aşk diyorlar, aşkı da oyuncak edip tepemize sıçıyorlar.
ne güzel söylemiş zardanadam:
"aşk yoktur ve..." gibi.
artı olarak sevgililerini, karılarını, kocalarını biçenlerin de dillerine yapıştırmıştır.
ne o?
- karısını kesmiş.
+ neden?
- aşkından.
ne güzel söylemiş zardanadam:
"aşk yoktur ve..." gibi.
artı olarak sevgililerini, karılarını, kocalarını biçenlerin de dillerine yapıştırmıştır.
ne o?
- karısını kesmiş.
+ neden?
- aşkından.
... denilince aklıma gelen tek bir isimdir.
belki çok şey beklediğimden olabilir, beğendiğim ancak hayran kalmadığım elif şafak romanı.
mevlana celalettin rumi hazretleri ile şems'i tebrizi hazretlerinin bir elmanın iki yarısı gibi bir araya geldiklerinde bütünü oluşturduğu, birbirlerinin aynası olup kendilerini daha iyi tanıdıkları ve böylece Allah'ı daha iyi tanıdıkları hikayenin arka planında 3 çocuk annesi, hayatı hep garanti oynamak olmuş, maldonado gibi ileriye pas riskine girmemiş, aman pas yerine gitsin de yan pas olsa da olur diyen ella'nın aşkı keşfi anlatılıyor.
mevlana'nın şems ile muhabbeti anlatılırken derine inilmemiş. işin sadece birbirlerine ayna olma kısmı anlatılmış. mesela ibadet kısmı hiç anlatılmamış. romanda mevlana ve şems'i sadece bir kez namaz kılarken görüyoruz.
öyle bir hava veriliyor ki romanda, bir noktada sanki "benim kalbim temiz" noktasına geliniyor. şems'in şarap içmesi gibi. tabii ki biz biliyoruz ki tasavvuf ehli müstesna durumlarda müstesna davranışlar sergileyebiliyor (enel hakk denilmesi gibi). ancak romanda böyle bir müstesna hava yoktu.
ayrıca melih arat'ın da köşesinde belirttiği gibi romandaki karakterlerin üslupları birbirlerine çok benziyordu. hiç sarhoş süleyman ile diğerlerinin konuşma stili benzer mi bu kadar?
ben de yanlış anlamış olabilirim ancak roman bittiğinde mevlana ve şems'in aslında sıradan birer insan oldukları hissine kapılıyorsunuz. halbuki onlar müstesna insanlardı.
mevlana celalettin rumi hazretleri ile şems'i tebrizi hazretlerinin bir elmanın iki yarısı gibi bir araya geldiklerinde bütünü oluşturduğu, birbirlerinin aynası olup kendilerini daha iyi tanıdıkları ve böylece Allah'ı daha iyi tanıdıkları hikayenin arka planında 3 çocuk annesi, hayatı hep garanti oynamak olmuş, maldonado gibi ileriye pas riskine girmemiş, aman pas yerine gitsin de yan pas olsa da olur diyen ella'nın aşkı keşfi anlatılıyor.
mevlana'nın şems ile muhabbeti anlatılırken derine inilmemiş. işin sadece birbirlerine ayna olma kısmı anlatılmış. mesela ibadet kısmı hiç anlatılmamış. romanda mevlana ve şems'i sadece bir kez namaz kılarken görüyoruz.
öyle bir hava veriliyor ki romanda, bir noktada sanki "benim kalbim temiz" noktasına geliniyor. şems'in şarap içmesi gibi. tabii ki biz biliyoruz ki tasavvuf ehli müstesna durumlarda müstesna davranışlar sergileyebiliyor (enel hakk denilmesi gibi). ancak romanda böyle bir müstesna hava yoktu.
ayrıca melih arat'ın da köşesinde belirttiği gibi romandaki karakterlerin üslupları birbirlerine çok benziyordu. hiç sarhoş süleyman ile diğerlerinin konuşma stili benzer mi bu kadar?
ben de yanlış anlamış olabilirim ancak roman bittiğinde mevlana ve şems'in aslında sıradan birer insan oldukları hissine kapılıyorsunuz. halbuki onlar müstesna insanlardı.
zaman zaman tuzruhu yutmuş hissi uyandırsa da çoğu zaman bulutların üzerine çıkaran duygudur.
Hayaloğlu'na göre Aşk dediğin, zavallı bir kapıyı duvara çarpıp çıkıncaya kadarmış.
vücudunuzda akan akanın birden ısındığını, olmadık yerde yüzünüzün güldüğünü, karın boşluğunuzda sanki kelebek olduğunu, aniden titrediğinizi, gözlerinizin dolduğunu, her şarkıyı ona uyarladığınızı, resmine baktığında içnizin ısındığını hissettiren dünyanın en mükemmel, en acı verici, en acımasız, en sabırsız duygusu.
aşk 1 kişinin, dünyanın geri kalan kısmından daha önemli olmasıdır.
ismine, cismine destanlar yazılan, çağlar boyu süre gelen ölüm kalım savaşı adı verilen iki ucu boklu bi' değnek.
düşken en buyuk kabusa dönüşen duygu.
içinde sevgi, aşk, geçen her şarkıda onu aramak ve sevgisini içinde hissetmek, gerçekmiş gibi dokunmak güzel saçlarına rüyada olduğunu unutarak. sevmek hemde çok sevmek, delice sınırsızca, kuralsızca... yanındayken bile özlemek, nefesini. ona adıyla değil aşk diye hitab etmek....*
uğruna herşeyi göze alacağın tüm değerlerrinden bir anda sıyrılıp sadece onun olduğun ve asla pişman da olunmayan eşsiz bir duygu.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar