bugün

aşk

belki çok şey beklediğimden olabilir, beğendiğim ancak hayran kalmadığım elif şafak romanı.

mevlana celalettin rumi hazretleri ile şems'i tebrizi hazretlerinin bir elmanın iki yarısı gibi bir araya geldiklerinde bütünü oluşturduğu, birbirlerinin aynası olup kendilerini daha iyi tanıdıkları ve böylece Allah'ı daha iyi tanıdıkları hikayenin arka planında 3 çocuk annesi, hayatı hep garanti oynamak olmuş, maldonado gibi ileriye pas riskine girmemiş, aman pas yerine gitsin de yan pas olsa da olur diyen ella'nın aşkı keşfi anlatılıyor.

mevlana'nın şems ile muhabbeti anlatılırken derine inilmemiş. işin sadece birbirlerine ayna olma kısmı anlatılmış. mesela ibadet kısmı hiç anlatılmamış. romanda mevlana ve şems'i sadece bir kez namaz kılarken görüyoruz.

öyle bir hava veriliyor ki romanda, bir noktada sanki "benim kalbim temiz" noktasına geliniyor. şems'in şarap içmesi gibi. tabii ki biz biliyoruz ki tasavvuf ehli müstesna durumlarda müstesna davranışlar sergileyebiliyor (enel hakk denilmesi gibi). ancak romanda böyle bir müstesna hava yoktu.

ayrıca melih arat'ın da köşesinde belirttiği gibi romandaki karakterlerin üslupları birbirlerine çok benziyordu. hiç sarhoş süleyman ile diğerlerinin konuşma stili benzer mi bu kadar?

ben de yanlış anlamış olabilirim ancak roman bittiğinde mevlana ve şems'in aslında sıradan birer insan oldukları hissine kapılıyorsunuz. halbuki onlar müstesna insanlardı.
© copyright 2005 - 2026