#tarih

  • yakın geçmişte dünyanın en büyük 6. donanmasının hikayesini anlatacağım sizlere şimdi...

    pepsi kola donanması...

    her şey 1959'da çekilen şu fotoğrafla başladı aslında...
    görsel

    1959 yılında yapılan ilk kıtalararası balistik füze denemesi sonrası sovyetler birliği ile abd arasındaki ilişkiler fevkalade gerilmişti.
    bu gergin ortamı en azından normalleştirmek adına moskova'da bir amerikan ulusal sergisi açılmasına karar verildi ve abd bu sergiye başkan yardımcısı richard nixon'u göndererek üst düzey bir katılım sağladı.

    nixon'un bu üst düzey katılımına Nikita Kruşçev bizzat evsahipliği yapmış ve kıtalararası balistik füze krizi böylece kısmen de olsa çözülmüş oldu.

    işte yukarıdaki fotoğrafta krusçev ve nixon dışında 3. bir kişi daha var.
    o da kruşçev'in elinde tuttuğu pepsi kolanın sahibi donald kendall...

    sovyetler birliği başkanı kruşçev, donald kendall'in ikram ettiği bu gazlı içeceğe adeta aşık olmuştu.
    ve hemen orada bu içeceğin tüm sovyetler birliğine sevkiyatının yapılması için bir antlaşma yapıldı.
    lakin pepsi kolanın sovyetler birliğine ihraç edilebilmesi için küçük bir sorun(!) vardı.
    sovyet rublesi, sscb sınırları dışında bir işe yaramıyordu.

    sscb ve pepsi co, barter yaparak bunu aşmak üzere anlaştılar.
    bu anlaşmaya göre pepsi sscb'ye kola satacak, karşılığında sscb'de devletin ürettiği Stolichnaya votkalarından alacaktı.
    görsel

    sscb ve pepsi arasındaki bu barter anlaşması uzun yıllar sorunsuz bir şekilde devam etti.
    lakin 80'lerin hemen başında sscb'nin afganistan'ı işgal etmesi üzerine, amerikan ekonomisi Stolichnaya votkası da dahil olmak üzere Sovyet kaynaklı ürünleri boykot ederek buna karşılık verdi.
    birkaç yıl içinde Stolichnaya votka satışları neredeyse sıfırlandı. bu durum pepsi'nin zarara uğraması demekti.

    fakat sovyet halkı pepsi'ye adeta bağımlı hale gelmişti.
    sscb'de pepsi'ye talep her geçen gün artıyordu. bu durum sovyet hükümetini pepsi'ye kola sevkiyatı için yeni ödeme yolları aramaya sevk etti.

    1989 yılına gelindiğinde sscb hükümeti, Pepsi'nin alkolsüz içecekleri karşılığında pepsi co'ya bir donanma vermeyi teklif etti.

    pepsi'ye verilecek donanmada 1 kruvazör, 1 fırkateyn, 1 muhrip, 17 denizaltı ve birkaç petrol tankeri vardı.
    pepsi bu teklifi kabul etti ve bir alkolsüz içecek firması, bir anda dünyanın en büyük 6. donanmasının sahibi oldu.
    görsel
    görsel

    pek tabi pepsi'ye verilen bu donanma savaş kabiliyetinden uzak unsurlardan oluşan bir donanmaydı.
    görsel

    ama bu donanma yine de abd hükümetini rahatsız etmişti.
    bir şirketin birdenbire bazı uluslarla karşı karşıya gelmek için yeterli deniz ateş gücüne komuta ediyor olması kabul edilemezdi.

    ve pepsi şirketi eline geçen bu donanmayı birkaç yıl içinde bir isveç hurda şirketine satarak bu gazlı içecek donanmasını paraya çevirdi...

    not: pepsi kola, dünyada donanması olan tek şirket değildi tabi.
    tarihte bunun daha önce de örnekleri görülmüştü.
    örneğin ingiliz doğu hindistan şirketi ve hollanda doğu hindistan şirketi hem donanması olan, hem ordusu olan çok büyük şirketlerdi ve bu ordu ve donanmaları ile sömürge sahibi olmuşlardı.
    (bkz: hindistan nasıl ingiliz sömürgesi oldu/#43462807)
    (bkz: hollanda doğu hindistan şirketi/#43461629)

    #tarih
  • şikayet et
  • 46038867
  • geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer

    59.
  • şu aşağıdaki tablo greenwich'deki ulusal denizcilik müzesinde sergilenmektedir.
    siyah beyaz bir kedi...
    adı: oscar...
    görsel

    peki ulusal denizcilik müzesinde bir kedi tablosunun ne işi var?

    anlatalım...

    oscar bir alman kedisi.
    ve bu kedinin 2. dünya savaşı maceraları filmlere konu olacak cinsten.

    oscar'ın 2. dünya savaşı macerası bismarck zırhlısında başlamıştı. alman donanması kriegsmarine'in gururu olan bismarck, 1941 mayısında baltık'tan atlantik'e açılmış mayıs 1941'de tam 6 ingiliz zırhlısı ile girdiği muharebede üzerine atılan 2876 top mermisi neticesinde ağır hasar görmüş ve mürettebatı tarafından ingilizlerin eline geçmemesi için batırılmıştı.
    görsel

    bismarck'tan 115 mürettebat kurtarılmıştı, bismarck battığında tahta üzerinde yüzer halde bir kedi, ingiliz hms cossack mürettebatı tarafından kurtarıldı ve gemiye alındı.
    görsel

    işte bismarck'tan kurtulan ve ismi bilinmeyen siyah beyaz renkli bu kediye, uluslararası işaret kodunda "denize adam düştü" için kod olan "o" harfinden türetilerek "oscar" ismi verildi.
    görsel

    oscar takip eden birkaç ay boyunca kuzey atlantik'te hms cossack'ın mürettebatı(!) olarak görev yaptı, ekim 1941'de hms cossack, cebelitarık'tan büyük britanya'ya giden bir konvoya eşlik ederken, alman denizaltısı u-563 tarafından ateşlenen bir torpido tarafından ciddi şekilde hasar gördü.
    görsel

    hms cossack'ın sağ kalan tüm mürettebatı oscar ile birlikte hms legion'a alınarak cebelitarık'taki kraliyet deniz üssüne getirildiler.
    görsel

    artık ünlü bir kedi haline gelen oscar'ın yeni görevi, ingiliz uçak gemisi hms ark royal'de idi. geminin maskotu haline gelen oscar'a "unsinkable sam" (batırılamaz sam) lakabı verilmişti. hakikaten de oscar batmıyordu.
    görsel

    oscar'ın hms ark royal macerası da kasım 1941'de malta'dan dönerken u-81 tarafından torpidolanması ile son buldu.
    hms ark royal denizin dibini boylarken, oscar yine kurtulmuş ve hms legion tarafından kurtarılarak yeniden cebelitarık'a getirildi.
    görsel

    pek çok deniz muharebesinden "gazi" olarak ayrılan oscar emekli edilerek cebelitarık valisinin ofis kedisi olarak yaşamını karada sürdürmeye devam etti.
    son olarak buradan da ayrıldı ve belfast'taki denizciler evinde emekliliğin tadını çıkardı ve 1955 yılında eceliyle öldü.
    görsel

    not: oscar'ı 2 defa denizden kurtaran hms legion zırhlısı ise mart 1942'de gerçekleştirilen bir hava saldırısı sonucunda malta açıklarında alman hava kuvvetleri tarafından batırılmıştır.

    #tarih
  • şikayet et
  • 45947065
  • 11 eylül bursa nın kurtuluşu

    7.
  • bugün 11 eylül..

    bursa'nın kurtuluşunun 100. yılı.

    20 temmuz 1920'de bursa'nın işgali sonrası tbmm kürsüsüne örtülen siyah örtünün (puşide-i siyah) kaldırıldığı, vatan üzerindeki kara bulutların dağıldığı gün.

    bursa işgal edildiğinde, mustafa kemal atatürk tarihe geçen; "gerekirse bir tepeye çıkıp vatanı savunacağız" sözünü söylemiş, bursa'nın işgalini kabul etmemiş ve bursa'nın işgali ile tüm vatanın üzerine çöken kara bulutları temsilen meclis kürsüsü siyah örtü ile kaplanmıştır.

    puşide-i siyah, bir vatanın, bir milletin namusudur. işte bu yüzden kadim başkent bursa işgal altında kaldığı 2 yıl 2 aylık süre boyunca tbmm kürsüsünden hiç kaldırılmamış, bursa'nın kurtuluşu müjdesi ile birlikte trabzon mebusu hasan bey tarafından kürsüden kaldırılmıştır.

    osman gazi han babamızın şehri, türkiye'nin kalbi bursamızın düşman işgalinden kurtuluşunun 100. yılı kutlu olsun.

    ne mutlu türküm diyene.!

    yaşa mustafa kemal paşa yaşa...

    görsel

    eklenti: (bkz: puşide i siyah/#21254641)

    #tarih
  • şikayet et
  • 45859245
  • geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer

    58.
  • görsel

    bu yukarıdaki kuşun adı : european greenfinch.
    yeşil ispinoz yani...
    ispinozgillerden bu minik kuş, güzel ötüşlü bir kuştur, öyle güzel öter ki, rehabilitasyon özelliği vardır ve hala ötücülüğünden dolayı aslında vahşi bir hayvan olmasına rağmen evcil hayvan olarak beslenir.

    eski istanbul sakinleri, sırf bu kuşun ötüşünü dinlemek için 19. yy ve 20. yy başlarında makriköy'ün hemen batısındaki kalitarya'ya giderlermiş.

    kalitarya...
    eski bir rum köyü olan bu yere ise balkan harbi sonrası topraklarını terk eden türk muhacirler yerleşmişti.

    işte yeşil ispinozötüşünü dinlemek isteyen istanbul sakinleri, haftasonu gezintisi için buraya gele gide kuşun ötüşünden dolayı yeşil ispinoza fülürye kuşu, kalitarya'ya da fülürye köyü adını vermişler...

    gel zaman git zaman 1. dünya savaşı ve ekim devrimi ile birlikte istanbul'a beyaz ruslar gelmiş.
    20-25 kadar beyaz rus, fülürye köyüne yerleşmişler.
    lakin "fülürye" demeye dilleri dönmediği için burayı florya olarak adlandırmışler.

    beyaz ruslar, florya'nın bir başka güzelliğini de ortaya çıkarmışlar.
    plajını...
    görsel

    o günlere değin sadece kuş ötüşü dinlemek için florya'ya gelen istanbullular, beyaz ruslar'ın yerleşmesinden sonra florya sahillerinde deniz hamamı keyfi yapan insanlara da tanık olmuşlar.
    görsel

    ve artık florya, ötücü kuşu ile değil, plajı ile nam salar olmuş.
    görsel

    istanbul'un her yerinden, özellikle beyaz ruslar ve işgal kuvvetleri subayları, florya deniz hamamından faydalanmak için hafta sonları buraya akın etmişler...

    cumhuriyetin ilanından sonra, 1930 yılında atatürk, milletvekili şükrü oğuz bey'in ısrarı ile deniz yolu ile buraya gelmiş ve hayran kalmış. burada bir cumhurbaşkanlığı konutu yapılmasını istemiş ve florya deniz köşkü inşa edilmiş.
    görsel

    deniz köşkünün karşısındaki ayastefanos manastırı kalıntılarının bulunduğu 350 dönümlük alana ise türkiye'de olmayan ağaç ve bitkilerin yer aldığı bir koru yapılmış buraya da florya atatürk ormanı adı verilmiştir.
    görsel

    ulu önder atatürk, özellikle yaz aylarında florya köşkünü sıkça kullanır, florya plajında halk ile iç içe yüzerdi. hatta atatürk, ölümünden birkaç ay evvel dahi florya köşkünde kalmış, son tatilinde burayı tercih etmiştir.
    görsel
    görsel

    #tarih
  • şikayet et
  • 45844428
  • mehmet rifat börekçi

    8.
  • 27 aralık 1919'da heyet-i temsiliye reisi mustafa kemal paşa'nın ankara'ya gelmesi ile beraber, anadolu'nun tüm dinamikleri milli mücadele ateşi etrafında yek vücut olmuşlardı...

    çok zor yıllardı.
    elde yok avuçta yok.

    temsil heyetinin masraflarını karşılayacak para yok.

    mustafa kemal paşa bu yokluğa rağmen bankaların borç-kredi verelim tekliflerini sürekli reddediyor.

    işte kızılca gün'ün ankarasında hal böyle idi.

    mustafa kemal paşa ve temsil heyeti, ankara'ya bu şekilde gelmiş ve çalışmalara başlamıştı.

    birkaç gün sonra mustafa kemal paşa'nın kalem müdürü mazhar müfit bey'in ofisine ak sakallı bir ihtiyar çıkageldi.
    elinde sarılı halde bir çaput vardı ve o çaputu sıkı sıkıya tutuyordu.

    kendisini tanıttı.
    süleymaniye müderrislerinden ve aynı zamanda müftü olan börekçizade rifat efendi idi.

    mazhar müfit bey, börekçizade rifat ismini, mustafa kemal paşa'dan defaaten duymuştu, müftü efendi, 19 mayıs 1919'da samsun'a ayak bastığı andan itibaren mustafa kemal ile irtibat halindeydi...

    karşısındaki kişinin börekçizade rifat olduğunu öğrenen mazhar müfit bey hemen yerinden kalktı, buyur ederek masanın yanında yer gösterdi.

    lakin elde yok avuçta yok.

    müftü efendiye ikram edecek bir şey yok.

    mazhar müfit şöyle söyledi;

    -müftü efendi zannımca kahve içmezsiniz değil mi?
    +evet kullanmıyorum.
    -o halde sigara da içmezsiniz.
    +evet, sigara da kullanmam...

    ortada ne kahve, ne sigara vardı.

    sadece mazhar müfit'in çekmecesinde sakladığı iki kesme şeker vardı ve bunları da mustafa kemal için saklıyordu.

    börekçizade rifat efendi de durumun son derece farkındaydı.

    elinde sıkı sıkıya tuttuğu çaputu mazhar müfit bey'in masasının üzerine bıraktı.

    mazhar müfit bey çaputu açtı, içinde 1200 lira vardı.

    rifat efendi ve eşinin kefen parasıydı. lakin yurt işgal altındayken zaten canlı canlı giyiyorlardı o kefeni. o halde esaret altında kefen parasının bir anlamı yoktu.

    not: bu paranın bugünkü değerini anlamak için şöyle izah edelim. tbmm'nin kurulmasından sonra güney cephesi komutanlığına getirilen refet(bele) paşa'ya güney cephesi ordularının masrafları için 7000 lira ödenek gönderilmiştir.

    işte börekçizade rifat efendi'nin kuvayi milliye için bağışladığı para böyle bir paraydı.

    şüphesiz ki rifat börekçi ve eşi bu para ile londra'da ev alabilir, oraya yerleşebilirdi.

    ama o milli mücadele'ye katılmayı, anadolu'yu düşman işgalinden kurtarmayı seçti.
    çünkü o ve diğer kahraman din adamları, esaret altında müslüman olunamayacağını çok iyi biliyorlardı.

    işgal kuvvetleri ve istanbul hükümeti'nin yavşak şeyhülislamı dürrizade abdullah'ın fetvasına karşı 153 kuvayi milliye müftüsü ile birlikte ankara fetvasını yayımladı. bu yüzden istanbul hükümeti tarafından idama mahkum edildi.

    ama o ve din adamı arkadaşları, mehmet akif ersoy önderliğinde anadolu'yu karış karış dolaşarak kurtuluş savaşımız boyunca milli mücadele'yi ve milli mücadele'ye karşı olan vatan hainlerini anlattı.
    bir avuç aydın din adamı, kurtuluş savaşımıza en az 1 ordu kadar destek ve fayda sağladı.

    ruhu şad mekanı cennet olsun.
    görsel

    #tarih
  • şikayet et
  • 45844358
  • şehit sancaktar mehmetçik anıtı

    2.
  • tarih 31 ağustos 1922.
    dumlupınar yakınları, çalköy-küçükaslıhanlar arası, zafertepe'nin hemen batısındaki tepenin ardı berberçamı mevkii...
    başkomutan mustafa kemal, muharebe alanını gezerken bir al sancak dikkatini çeker.
    burada bir top mermisinin açtığı çukur içinde karışık vaziyette türk ve yunan askerlerinin cansız bedenleri bulunmaktadır.

    gazi başkomutan bunların arasında bir kolu kaskatı havada kalmış, elindeki türk bayrağı’nı bırakmayan bir türk şehidi ile karşılaşmıştır.
    görsel

    cansız bedeni ile al sancağı sımsıkı kavrayan mehmetçik, gazi başkomutanı duygulandırmıştır.
    hemen bayrağın kaldırılması ve şehidin defni talimatını verir.
    bu arada şehidin üzerinde künyesi bulunamamış ve kimliği öğrenilememiştir.
    kimbilir vatanın hangi köşesinden koşarak taarruz için gelmiş meçhul bir kahraman...

    gazi başkomutan bunun üzerine zaferden hemen sonra burada bu meçhul asker için bir anıt yapılması talimatını verir.
    ve 1924 yılında yapımına başlanan anıtın tören atma törenine bizzat katılır ve burada bir konuşma yaparak 31 ağustos 1922 günü gördüklerini anlatır.
    görsel

    sözkonusu anıt, sancaktar mehmetçik anıtı, 1927 yılında törenle açılır.
    görsel

    bugün altıntaş-dumlupınar karayolunun sol kısmında hala dimdik ayakta ve ziyaretçilerini beklemektedir.
    görsel
    görsel
    görsel
    görsel

    not: sancaktar mehmetçik anıtı, ilk olarak 30 ağustos zaferi'nin kazanıldığı yer olan zafertepe'ye yapılmıştır, 1964 yılında çıkarılan yasa ile zafertepe'ye bugünkü zafer anıtı yapılınca, sancaktar anıtı asıl yeri olan bugünkü berberçamı mevkiine taşınmıştır.
    görsel

    #tarih
  • şikayet et
  • 45833433
  • büyük taarruz

    70.
  • taarruzun 3. günü 28 ağustos 1922...
    görsel

    *izmir'deki yunan orduları başkomutanı general hacianestis, cephenin yarıldığını ancak 27 ağustos'u 28 ağustos'a bağlayan gece geç saatlerde öğrenebilmişti.
    ona göre hala ordu dumlupınar'da toplanıp taarruz edebilirdi.

    *28 ağustos sabahı taarruza geçen süvari tümeni afyon'un hemen kuzeyindeki döğer'i geri alarak altıntaş istikametine ilerledi.
    süvarilerin yapmış olduğu şiddetli takip neticesinde ve yakup şevki paşa komutasındaki 2. ordunun ilerlemesi ile kütahya yolu trikupis kuvvetlerine kapatıldı.

    *general digenis'in kolordusundan arda kalanlar ise afyon-eskişehir demiryolunun batı kısmına çekilmeye başladı.

    *general frangou yönetimindeki diğer yunan kolordusu uşak'a doğru çekilirken, izzettin (çalışlar) bey'in kolordusu takip ederek, frangou kuvvetlerinin dumlupınar ile bağlantısını kesti.

    *bir başka süvari tümenimiz ve kemalettin sami bey'in kolordusu, frangou-izzettin bey takip hattı ile dumlupınar arasına girerek trikupis'in batı yönünü de kapatarak düşman unsurlarının izmir'e doğru çekilmesine engel oldu.

    *böylece düşman kaçabileceği tek yön olan dumlupınar'da kurt kapanına alınmaya başlanmış, trikupis ve digenis'in kuvvetleri kuşatılmaya başlanmıştı.

    *yunan ordusu adeta bir çöküş yaşıyordu. mustafa kemal'in askerleri tarafından tek vuruşta 3 eşit parçaya bölünen yunan ordusu komutanı trikupis, general frangou'nun kendisini dumlupınar'da beklediğine inanıyor, dumlupınar'a varıp onunla birleşerek türk ordusunu saf dışı bırakacağını umuyordu. oysa onu dumlupınar'da bekleyen tek şey kurt kapanı'ydı...

    *afyonkarahisar'ın tamamı düşman unsurlarından temizlendi.

    28 ağustos gününün muharebeleri gazetelerde şu şekilde neşredilmiştir;
    görsel

    hakimiyet-i milliye: dün bütün cephelerde, bilassa afyonkarahisar mıntıkasında muharebeler muvaffakiyetle devam etmiştir. afyonkarahisar ele geçirilerek çok esir ve ganimet alınmıştır.

    tevhid-i efkar: halkın manevi kuvveti hayret derecede yüksektir. bütün millet seneler sürecek harbe hazırdır.

    #tarih
  • şikayet et
  • 45826246
  • geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer

    57.
  • uzun bir aradan sonra merhaba...

    biraz önce youtube'da gezerken eskilerden bir şarkı çıktı karşıma...

    La luna me embrujó y me llevó hasta ti,
    veneno del amor que yo feliz bebí...

    neyse sözlerinin hepsini yazmayayım şimdi birazdan anlayacaksınız zaten...

    sene 1990, günlerden 5 mayıs. gece saat 21 suları ailecek ekran karşısındayız, eurovision yarışmasını seyredeceğiz. o zaman blaupunkt mavi nokta renkli tv var, bir yandan da yarışmayı videoya kaydediyoruz...

    türkiye o sene rahmetli kayahan'ın "gözlerinin hapsindeyim" adlı şarkısı ile yarışmaya katılacak. şarkımız güzel, beklentimiz büyük.

    neyse, zagreb'deki Vatroslav Lisinski konser salonundaki yarışma başladı, ilk sırada ispanya sahne alıyordu.
    iki kadından oluşan bir grup, adları; azucar moreno...

    orkestra şarkıyı çalmaya başladı, lakin sanatçılar şarkıya giremedi...

    yugoslavya ilk kez ev sahipliği yaptığı yarışmada daha dakika 1 gol 1 rezil oldu.

    tabi ispanyol sanatçılar demoralize...

    bir süre sonra ses sistemindeki sorun giderildi ve alkışlar eşliğinde ispanyol azucar moreno şarkıya girdiler.

    eurovision tarihinin belki de en başarılı şarkısıydı dinlediğimiz.

    şarkının adı: bandido.

    azucar moreno'nun 1990 yılı eurovision performansını izlemek isteyenler için;
    https://www.youtube.com/watch?v=44_UtU44Xbs

    tek kelime ile müthişti...kulaklarımızın pasını atmış, içimizi delip geçmişti gerçekten...

    yarışmada 4. sırada sahne alan kayahan'ın performansı da bizi tatmin etmişti. ne var ki azucar moreno karşısında kayahan'ın şansı yoktu.

    yarışma sonuçlandı. türkiye 17. oldu.
    azucar moreno'nun müthiş şarkısı ise ancak 5. olabilmişti.

    isyan etmiştik adeta. nasıl olabilirdi bu?
    ispanya'nın şarkısı yarışmada 1. olan toto cutugno'nun seslendirdiği insieme 1992 adlı şarkıdan kat be kat iyiydi. ama malesef ab'nin siyasi kanadı devreye girmiş ve toto'yu 1. yapmıştı. (bu arada toto cutugno'yu da aşırı severim, ama malesef bu yarışmada birincilik hakkı değildi)

    işte az evvel bundan tam 32 sene öncesine gittim, zagreb'deki ses sistemi arızası aklıma geldi. o gün yugoslavya'ya milyonlarca kişi küfür etmişti çok iyi biliyorum...

    neyse, bakınız asıl bu işin can alıcı yönü şu ki, azucar moreno'nun ses sistemi arızası yüzünden kul hakkına giren yugoslavya, 1992 senesinde dağıldı parça parça oldu. ne hazin tesadüftür ki yugoslavya'da düzenlenen yarışmayı kazanan şarkının adı insieme 1992'ydi. yani 1992 yılında avrupa'da olacak şeyleri anlatıyordu...

    bu da böyle bir anımdır.

    geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer...

    #tarih
    #müzik
  • şikayet et
  • 45817950
  • navarin katliamı

    5.
  • 1821 yunan isyanı sırasında gerçekleşen, insanlık dışı bir türk katliamıdır.

    tabi katledilen türkler olduğu için pek bahseden olmamış.

    sevgili arkadaşlar bakınız, türkiye'de yunanistan'ın pek çok yerinden gelen mübadil vatandaşlarımız bulunmakta.
    girit, selanik, drama, serez, midilli, yanya...

    lakin mora'dan gelen mübadilimiz yok.

    işte bunun sebebi, mora'dan türkiye'ye mübadil olarak gelecek türk kalmamış olmasıdır.
    zira mora yarımadası, yunan isyanı ve bağımsızlık savaşının siklet merkezidir.

    navarin şehri, yahut navarin kalesi mora yarımadasının batısında, "akdeniz'in kalbi" olarak niteleyebileceğimiz stratejik öneme sahip bir yerdir.
    görsel

    osmanlı'nın en büyük donanma üssüdür ve haliyle de navarin kalesi son derece iyi tahkim edilmiş bir müstahkem mevkiidir.

    ne var ki osmanlı'nın çöküş dönemi ile birlikte donanmamız akdeniz'de hakim konumunu kaybetmiş, çeşme'de ise ruslar tarafından neredeyse yok edilmiştir. bunun sonucu olarak da osmanlı'nın navarin müstahkem mevkii donanma savunmasından yoksun kalmış ve 1821 yunan isyanı sırasında navarin limanı yunan isyancıların kontrolüne geçmiştir.

    navarin limanı'nın yunan isyancıların kontrolüne geçmesinin ardından türkler navarin kalesine sığınmış ve aylarca burada abluka altına kalmışlardır.

    yunan isyancıların 1821 yılının mart ayında başlayan navarin kuşatmasının 6. ayında kaledeki stoklar tükenmeye başlamış, kaledeki türkler açlık tehlikesi ile karşı karşıya kalmışlardır.
    bu yüzden araya giren ingiliz, fransız ve rus temsilcilerin çabaları ile navarin türkleri ile yunan isyancılar arasında bir güvenli geçiş antlaşması yapılmış, bu antlaşmaya istinaden navarin'deki türklerin limana güvenli geçişi sağlanıp gemilere binerek mısır'a gitmeleri konusunda anlaşmaya varılmıştır.

    antlaşmaya göre türkler navarin'i güvenli bir şekilde terk edecek, lakin değerli eşyalarını, mücevher ve paralarını yanlarında götürmeyip yunanlara bırakacaklardı.

    antlaşmaya istinaden ve yabancı temsilcilere duyulan güven sebebiyle 19 ağustos 1921'de navarin kalesinin kapıları açıldı.
    kapıların açılmasıyla birlikte teslim olan türklere saldıran yunan isyancılar kadın, çocuk, yaşlı demeden tam 3000 türk'ü vahşice katlettiler.
    görsel
    görsel

    iskoç tarihçi george finlay 19 ağustos 1821'de navarin'de yaşananları tarihe şöyle not düşmüştür;

    --- spoiler ---
    mermiler ve kılıçlarla yaralanmış kadınlar kaçmak umuduyla denize koştu, bu sırada kasten vuruldular. kollarında bebekleri olan annelerin kıyafetleri çalındı ve tek gizlenme yeri olan denize koştular, suda çömelirken insan olmayan tüfekli askerler tarafından vuruldular. yunanlar bebekleri annelerinin kollarından aldı ve kayalara vurdu. üç ve dört yaşlarındaki çocuklar denize atılarak boğuldu. katliam bittiğinde cesetler ya denize atıldı ya da sahile yığıldı ve bir salgın hastalık tehdidiyle karşı karşıya kalındı.
    --- spoiler ---

    navarin katliamının hemen 1 ay sonrasında ise türklerin mora'daki son direnek merkezi tripoli'de çok daha büyük bir katliama sahne olmuştur.

    böylece mora'daki türk nüfus bertaraf edilmiş ve yabancı devletlerin sözde barış temsilcileri eşliğinde mora'da bir türk soykırımı gerçekleştirilmiştir.

    1821 yılında mora'da yaşananlar, bugün yunanistan milli marşının mısralarında yer almaktadır. yunanlar, bir soykırımı milli marş yapmışlardır.

    #tarih
  • şikayet et
  • 45805129
  • 17 ağustos 1922 mustafa kemal in cepheye gitmesi

    1.
  • türk kurtuluş savaşı'nın kaderini tayin eden, büyük taarruz'un bir baskın özelliği kazanabilmesi için atılan adımlardan biri.

    müthiş bir plan, müthiş bir zeka örneği.

    büyük taarruz'un saldırı planı olan kurt kapanı planı'nın detaylarını sadece atatürk, fevzi paşa, ismet paşa ve kazım paşa bilmektedir. plan büyük bir gizlilik içinde icra edilmeli, 100 bin kişilik ordu afyon'un güneyine taarruz için kaydırılmalıdır.

    bunun için türk ordusu tarihte eşine az rastlanır bir yürüyüşe geçmiştir.
    (bkz: 14 ağustos 1922 büyük taarruz sevkiyatı)

    başkomutan mustafa kemal paşa da cepheye hareket etmeli, son hazırlıklarını yapmalı, ama düşman kuvvetleri, özellikle ingiliz istihbaratı bundan haberdar olmamalı, bu harekat gizlilik içinde yürütülmelidir.

    bu yüzden mustafa kemal paşa dahiyane bir plan kurgular, çankaya'da bir çay partisi tertipleyeceğini bildirir ve bunu gazetelerde ilan eder. cepheye hareket edeceğini ise yalnızca azerbaycan ssc ve sscb elçilerine bildirir ve 100 yıl önce bugün gizlice cepheye hareket eder.
    https://seyler.eksisozluk...nledigi-sahte-cay-partisi

    bu öyle dahiyane bir plandır ki, ilerleyen günlerde 100 bin kişilik ordu afyon'un güneyinde pozisyon aldığında, afyon müstahkem mevkii komutanı trikupis bunu ancak 25 ağustos'ta öğrenir ve şöyle der; "biz gece eğlence yaparken türkler burnumuzun dibine kadar yanaşmış, artık her şey için çok geç..."

    gerçekten de 26 ağustos sabahı türk toplarının ateş kusması ile yunanlar için her şeyin çok geç olduğu anlaşılacak, 200 bin kişilik yunan ordusu sadece 4 günde 3 parçaya bölünecek ve yok olmamak için izmir'e başıbozuk bir şekilde kaçacaktır...

    işte bütün bu olay örgüsünde, 17 ağustos 1922 tarihinde atatürk'ün sahte çay partisi verdiğinin duyurulması ve gizlice ankara'dan ayrılıp konya'ya gidişi çok önemli bir yer tutmaktadır.

    ne şanslı bir milletiz ki, dahi bir kurucumuz, kurtarıcımız varmış...

    #tarih
  • şikayet et
  • 45800512
  • 10 ağustos 1915 anafartalar zaferi

    1.
  • bugün 10 ağustos...
    çanakkale'nin geçilmez, geçilemez olduğunu düşmana son kez tattırdığımız anafartalar zaferinin 107. yıldönümü...
    görsel

    anafartalar zaferi'ni bize kazandıran 10 ağustos 1915 conkbayırı taarruzu; ulu önder mustafa kemal atatürk'ün taktik, deha, strateji başarısının ve kahraman mehmetçiğin destan yazdığı muazzam taarruzdur.
    görsel

    nisan ayında gelibolu yarımadasına kara çıkarması yapan müttefikler, ilerleme sağlayamamış, bunun üzerine suvla koyu'na 50 bin yeni asker çıkarmış, artık nihayi zafere ulaşmak için son hazırlıklarını yapmaktaydı.
    6 ağustos'tan itibaren anzak tarruzları neticesinde düşman kuvvetleri sahilden içerilere doğru ilerlemeye başlamış, kocaçimentepe ve conkbayırı mevkiinde hücüma hazırlanmaya başlamışlardı.
    görsel

    müttefik kuvvetlerin bölgeye yığdığı 3 tam teşekküllü tümenden oluşan 35 bin askerine karşılık osmanlı kuvvetleri 2 cılız tümen 2 yarım alay ve bir jandarma taburundan oluşan 19bin askerlik bir güce sahipti. bu ingiliz yığınağına karşı vatanı savunacak çılgın birine ihtiyaç vardı.
    zira bu müttefik çıkarması ancak bir taarruz ile bertaraf edilebilirdi.
    lakin anafartalar grup komutanı fevzi bey orduyu taarruza hazırlamaktan ziyade savunma savaşına hazırlamıştı ve taarruzu imkansız görüyordu.
    bunun üzerine liman von sanders tarafından görevden alındı.
    ve yerine daha önce conkbayırı'nda düşmanı durduran miralay mustafa kemal atandı. (8 ağustos).
    mustafa kemal henüz 2 aylık bir albaydı ve ilk defa böylesine büyük bir kuvvete komuta edecek olması bazı çevrelerde rahatsızlık yaratmıştı.

    her neyse, cepheye dönecek olursak, düşmanın stratejisini öngören anafartalar grup kumandanı miralay mustafa kemal, derhal conkbayırı'na hareket etti ve conkbayırı'nı müdafaa etmekle vazifeli 23. ve 24. alayların başına geçti.
    görsel

    esasen mustafa kemal, düşmanın bu hareketliliğinden ötürü bir karşı taarruz gerçekleştirmek istiyordu, lakin bu taarruza katılacak 28. ve 41. alaylar conkbayırına gelememişti.
    her ne olursa olsun mustafa kemal 10 ağustos sabahı taarruz etmeye karar verdi.
    elindeki kuvvet çok azdı, düşman sayıca ve teknik olarak çok üstündü, ama düşmanın conkbayırı'nda iyice yerleşmeden sökülüp atılması elzemdi..

    10 ağustos sabahı gün doğmak üzereydi, çadırının önüne çıktı, saatine baktı...04.30'a geliyordu.
    birkaç dakika sonra ortalık ağaracaktı.

    birazdan taarruz edecek askerlerinin karşısına geçip şöyle söyledi;

    “askerler! karşımızdaki düşmanı mağlup edeceğimize hiç şüphe yoktur. fakat siz acele etmeyin. evvela ben ileri gideyim. siz, ben kırbacımla işaret verdiğim zaman hep birden atılırsınız.”

    karşıdaki düşman 2 misli daha kalabalık, teknoloji olarak kat be kat üstün, lakin mustafa kemal zaferden emin...!

    ve birkaç dakika sonra mustafa kemal hücum emrini verdi.

    o an süngü takıp hazır halde bekleyen mehmetçik ok gibi süperlerinden fırlayarak karşı siperlere daldılar.

    conkbayırı sırtlarında olan yeni zelanda askerlerinin iki taburluk kuvvetinden kurtulabilenler, yamaçtan aşağıya doğru düzensiz bir şekilde geri çekildiler. ön siperlerde bulunana düşman askerleri bu seri saldırının üzerine silahına davranamadı ve kısa sürede imha edildi.
    görsel

    sağ kanattan ise 23. alay askerleri, geriye çekilen anzak askerlerini takibe başladı.
    ağıldere yönüne saldıran türk askerleri ile tuğgeneral boldwin komutasındaki dört taburluk bir kuvvet saat 10.00’da şiddetli bir çarpışmaya tutuştu.
    görsel

    bu saldırı sonucu general bolwin ve kurmay başkanı hayatını kaybetti.
    ağıldere kısa süre sonra osmanlı birliklerinin eline geçti.
    türk taarruzu karşısında bozguna uğrayan müttefikler arıburnu sahiline, suvla koyuna geri dönüyorlardı. geri çekilmek tek kurtuluştu.

    derme çatma türk ordusunun, sayıca ve imkanca üstün müttefikler karşısında nisan ayından beri direnip zafer kazanması sonrası ingiliz orduları komutanı general hamilton şunları söylüyordu;
    "ne yapsak olmadı, gebe dağlar türk doğuruyor. bizim mevzimizin en yüksek ve en merkezi yerine birbirini kovalayan dalgalar hâlinde yükleniyorlar.”

    işte dağların türk doğurduğu yerdir çanakkale.
    tanrı'nın mustafa kemal'i türk milletine bağışladığı yerdir.
    anafartalar zaferi'nin 107. yılı kutlu olsun.

    dün de bugün de yarın da çanakkale geçilmez...
    görsel

    #tarih
  • şikayet et
  • 45785166
  • mustafa kemal atatürk

    14237.
  • Bugün bir vatanın kurtarıcısının, bir ulu önderin tarih sahnesine çıktığı gün...

    107 sene önce bugün, genç bir yarbay inisiyatif alıyor ve emrindeki 19. tümenin 57. alayını, düşmanın çıkartma yaptığı arıburnu'na gönderiyor, yetmiyor kendisi de karargahından ayrılarak cepheye intikal ediyor ve düşmanın asıl çıkartma yaptığı arıburnu'na ulaşarak "süngü tak" emri verip;

    “Ben size taarruzu emretmiyorum ölmeyi emrediyorum, biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler gelir, başka komutanlar hâkim olabilir.” diyerek bir vatanın kaderini belirliyor...

    yarbay mustafa kemal ve kahraman 57. alayı, 107 sene önce bugün bir destan yazıyor ve anzak kuvvetlerini conkbayırı'na hapsediyor, böylece gelibolu yarımadasındaki cephenin yarılmasını engelliyor ve daha sonra bir destana dönüşecek olan çanakkale kara savaşlarının kaderini belirliyor...

    işte o gün küçük rütbeli yarbay mustafa kemal'in sergilediği bu davranış, o'nun ilerleyen günlerde anafartalar grup kumandanı olmasını ve türk milleti'nin çanakkale savaşlarını kazanmasını sağlıyor...

    bonus: çanakkale 1915 filminden..."57. alay'ı yola çıkarın..."
    https://streamable.com/5pezwq

    #tarih
  • şikayet et
  • 45514316
  • 13 nisan 1909 31 mart gerici yobaz ayaklanması

    1.
  • 113 sene önce bugün rumi takvime göre 31 mart 1325'te yeniliklere, özgürlüğe, değişime karşı olan yobaz köpekler tarafından başlatılan ve tarihimize 31 mart vakası olarak geçen gerici yobaz ayaklanmasıdır.

    istanbul'da görevli jandarma yüzbaşı ismail canbulat bey'in çektiği "meşrutiyet mahvoldu" başlıklı telgraf üzerine selanik mahşer yerine dönmüştü.

    padişah abdülhamid'in yetkilerinin kısıtlandığı 2. meşrutiyet'e tahammülsüzlüğü ve ingilizlerin kışkırtmasıyla derviş vahdeti adlı ingiliz ajanı köpeğin başlattığı bu isyanın haberi selanik'e bu şekilde ulaşır ulaşmaz derhal redif taburları harekete geçti.
    hürriyet kahramanı resneli niyazi bey (ruhu şad olsun) resne taburu ile derhal istanbul'a hareket etti, resneli niyazi'yi takiben hüseyin hüsnü paşa komutasında ve mustafa kemal'in kurmay başkanlığındaki hareket ordusu yobaz köpekleri tepelemek için selanik'ten yola çıktı, hareket ordusuna daha sonra mareşal mahmut şevket paşa ve kahraman enver bey'in de iştirak etmesi ile birlikte istanbul'da isyan çıkaran gerici yobaz köpekleri artık hazin bir son bekliyordu.

    tanrıların dahi kıskandığı büyük komutanlarla dolu olan evladı fatihan'ın şan ve şerefini taşıyan hareket ordusu, çok değil sadece 10 gün içinde istanbul'da ayaklanmayı bastırmış ve memleketin 4 köşesinde huzur tesis edilmişti.

    gerici yobaz köpeklerin özgürlüklere, yeniliğe ve modernizme olan bu tepkisi nihayet padişah abdülhamid'in hal'ine de sebep olmuştu...

    biz istersek yine geliriz, her zaman geliriz.
    ruhumuz ittihat, bedenimiz terakki...

    "hürriyet musavvat uhuvvet..

    görsel

    #tarih
  • şikayet et
  • 45490512
  • mustafa kemal atatürk

    14229.
  • muzaffer bir komutan olması, askeri dehası kesinlikle tesadüf olmayan ulu önderimiz, ebedi başkomutanımız...

    bakınız ebedi başkomutan sıfatını biz boşu boşuna vermedik ulu önder'e...

    şu fotograf 1912 yılına ait, yer çanakkale...
    görsel

    (not: mustafa kemal'in sağ yanındaki babayiğit, hamidiye kahramanı rauf orbay'dır)

    balkan savaşı yılları, mustafa kemal, balkan savaşları patlayınca trablusgarp'tan gelerek yurda dönmüş, gelibolu ve bolayır'daki birliklerle savaşa katılmış, ardından bahr-ı sefid boğazı kuvayı mürettebe kumandanlığı harekât şube müdürlüğü görevine atanmış.

    işte mustafa kemal bu ilk çanakkale vazifesinde çanakkale'yi ve özellikle gelibolu yarımadasını karış karış gezmiş, boğaza yapılacak olası bir düşman saldırısında boğazın deniz yolu ile değil, kara yolu ile geçilebileceğini tespit etmiş, bu kara savaşının da en şiddetli bir şekilde gelibolu yarımadasında yaşanacağını, gelibolu yarımadasına yapılacak bir düşman çıkarmasının da arıburnu'ndan başlayıp conkbayırı'nda durdurulabileceğini kumandanlık hafızasına kazımıştır.

    ve bu görevden tam 3 yıl sonra ulu önder atatürk'ün gelibolu yarımadasında yaptığı bu keşifler sayesinde düşman arıburnu'nda çakılmış, conkbayırı'nda durdurulmuş ve anafartalar'da zafer kazanılmıştır...

    yani mustafa kemal'in gelibolu'da kazandığı zafer kesinlikle tesadüf değildir.
    yıllar önceden ilmek ilmek işlenen bir planın gerçekleşmesidir. bir askeri deha örneğidir...

    yine çanakkale savaşlarından 2 yıl sonra mustafa kemal, türk milleti'nin makus kaderini bir kez daha bu kez filistin cephesinde değiştiriyordu.

    megiddo muharebesinde ordumuza komuta eden alman mareşaller, liman von sanders, ve erich von falkenhayn ağır bir mağlubiyetten kaçmak için cepheyi terk etmeleri üzerine komuta kıdemi olarak 5. sırada bulunan mustafa kemal paşa 7. ordunun komutan vekili olur.
    muharebenin başlangıcında gerçekleşen ve zırhlı araçların kullanıldığı ingiliz saldırısı sırasında merkezde bulunan 8. ordu kuvvetlerinin ağır bir yenilgi alması ile mustafa kemal paşa inisiyatif alarak 7. ve 4. orduları az bir kayıpla geri çekmeyi başarır, halep'e kadar çekilir ve nihayet elimizde kalan derme çatma orduyu sağ salim adana'ya getirmeyi başarır.

    işte mustafa kemal paşa'nın arap çöllerinde yok olmaktan kurtarıp vatan sınırlarına sağ salim ulaştırdığı bu kuvvetler, 4 sene sonra dumlupınar'da yunan ordusunu bozguna uğratıp izmir'de denize döken şanlı ordumuzun belkemiğini oluşturur...

    yani mustafa kemal atatürk, nasıl ki 1912'de çanakkale'de gerçekleşecek büyük savaşı 3 sene önceden gördüyse, filistin'de de 4 sene sonra vatanın zorda kalacağını, vatanı savunmak ve işgalcileri kovabilmek için elimizde hiç olmazsa 1 tane düzenli ordu bulunması zorunluluğunu sezmiş ve türk ordusunun tamamen imha olmasını engelleyerek bu orduyu 4 sene sonra zafer kazanan bir ordu haline getirmiştir...

    işte 1912 yılındaki bir kurmay binbaşı, böyle bir askeri dehadır ve bu yüzden o bizim ebedi başkomutanımızdır...

    #tarih
  • şikayet et
  • 45480974
  • çanakkale savaşlarında nargile içen suriyeliler

    1.
  • türk kurtuluş savaşının muzaffer komutanı, süvari kolordusu kumandanı fahrettin altay paşa'nın anılarını kitaplaştırdığı "10 yıl savaş ve sonrası" adlı kitabında yer verilen tarihi gerçek.
    görsel

    aynı şekilde mustafa kemal atatürk'ün yaveri cevat abbas gürer de kitabında çanakkale savaşlarında vatana ihanet eden suriyeli hainlerden bahseder ve mustafa kemal'in suriyeliler (72. ve 77. alay) için; "bunları geri alsınlar. halis türk delikanlılar olan ve eğitimleri oldukça ilerlemiş bulunan benim eski iki depo alayımı geri göndersinler.” dediği bilgisini paylaşır.
    (bkz: çanakkale savaşlarında hain suriyeli binbaşı)

    #tarih
  • şikayet et
  • 45470713
  • çanakkale savaşlarında macar topçu birlikleri

    1.
  • sadece çanakkale cephesinde değil, 1. dünya savaşında türk askerinin mücadele ettiği her yerde bizim yanıbaşımızda olan, bizimle omuz omuza çarpışan turan'ın kahraman evlatları, attila başbuğ'un torunlarıdır.

    evet, çanakkale savaşlarında pek çok müslüman asker (kürt, arap, çerkez, az da olsa türk vb) firar ederken, şanlı ordumuzda firar etmeyen, kahramanca zafere yürüyen turan evlatları da vardı.

    macaristan'ın ankara büyükelçisi sevgili kardeşim viktor matis'de 18 mart çanakkale zaferi dolayısıyla attığı tweette buna değinmiş.
    görsel

    ben biraz daha detay vereyim...

    görsel

    yukarıdaki görselde, seddülbahir yakınlarında soğanlıdere mevkiinde konuşlanmış olan avusturya-macaristan ordusuna ait skoda marka bir obüs ve bunun başında bulunan macar kandaşlarımızı görüyorsunuz.

    görselde gördüğünüz batarya, çanakkale kara savaşlarında son derece etkili olmuş, döneminin teknolojisine göre son derece üstün bir top bataryasıydı.

    görsel

    şurada da macar topçuların cepheye intikallerini görüyorsunuz.
    görsel

    macar topçuların verdirdiği zaiyatlar ingiliz belgelerinde şöyle yer alıyor;
    görsel
    görsel

    ingiliz general hamilton hatıralarında bu yeni gelen topları korkulu rüyası olarak belirtiyor.
    liman paşa da özellikle kasım ayında anafarta'ya getirilen 24 cm lik avusturya-macaristan toplarının çok etkili ve yıpratıcı olduğunu belirtiyor.

    macar kandaşlarımız yukarıda da belirttiğim üzre sadece çanakkale'de değil, filistin'de, ırak cephesinde, kafkaslarda ve galiçya'da da bizimle omuz omuza mücadele ettiler.

    ruhları şad olsun.

    not: "kafirde yiğit varsa eğer sade macardır, hem kendi yavuz, hem atı eşkin ve acardır." (hüseyin nihal atsız) (ben burada atsız'ın macar kardeşlerimizi "kafir" olarak tanımlamasına çok kızıyorum aslında.)

    not-2: özellikle filistin cephesinde macar birliklerin verdiği mücadele başlı başına bir yazıya değer, sözde din kardeşimiz hain araplar bizi sırtımızdan hançerlerken, macar kardeşlerimiz bizim yanımızdaydı burada. bunu ayrıca başka zaman yazacağım.

    kaynaklar:
    https://www.msb.gov.tr/Co...empozyumu_bildirileri.pdf
    https://www.academia.edu/...the_Ottoman_Fronts_in_WWI
    https://dergipark.org.tr/...nload/article-file/357336
    https://dergipark.org.tr/...nload/article-file/357321

    #tarih
  • şikayet et
  • 45439971
  • 16 mart 1915 amiral carden in sinirinin bozulması

    1.
  • 18 mart çanakkale zaferimizde önemli bir detaydır...
    görsel

    evet, 16 mart 1915 tarihine gelene kadar, müttefik kuvvetler donanmasının komutası amiral sackville hamilton carden idi...
    görsel

    16 mart 1915 tarihinde, amiral carden'in sinirlerinin bozulduğu ve bu sağlık sorunu nedeniyle görevine devam edemeyeceği bahanesi ile amiral carden görevinden alındı ve yerine amiral John Michael de Robeck müttefik kuvvetler donanması komutanlığına atandı...
    görsel

    esasen müttefikler için 16 mart 1915'e kadar her şey mükemmel gidiyordu.
    hatta amiral carden, 18 mart tarihinde çanakkale boğazına yapılacak donanma taarruzunu en ince ayrıntısına kadar tamamlamış, taarruz tarihi olarak 18 mart'ı belirlemiş, 14 mart 1915 tarihinde bu taarruz raporunu amirallik üst komutanlığına sunmuş, üst komutanlık da 18 mart taarruz planlarını 15 mart tarihinde onaylamıştı...

    yani 16 mart 1915 tarihine gelindiğinde her şey 4 x 4'lüktü ve müttefiklerin planlarında bir aksama yoktu...

    bütün bu planlamaları yapan, taarruz planını hazırlayan amiral carden, başta da belirttiğim üzre çanakkale savaşlarının başlangıcından beri müttefik donanması komutanlığındaydı.
    müttefik donanması genel komutanlığına ocak 1915'te atanan amiral carden, aslında aylardan beri bu bölgede bulunuyordu.
    zira amiral carden, britanya donanması'nın kuzey ege abluka filosu komutanıydı ve bu filonun görevi, izmir'den dedeağaç'a kadar olan kuzey ege'yi, daha doğrusu boğazları abluka altında tutmaktı.

    esasen amiral carden, osmanlı devleti'nin 1. dünya savaşına girmesinin baş aktörüdür.

    zira, goben ve breslau adlı alman zırhlılarını kovalayıp, bunların çanakkale boğazına görmesine sebep olan filo, amiral carden'in komutasındaki kuzey ege abluka filosudur.

    yani goben ve breslau'yu kovalayıp osmanlı karasularına girmesini sağlayan, dolayısıyla da osmanlı'nın 1. dünya savaşına girmesine sebep olan kişi amiral carden'dir...

    goben ve breslau'nun 10 ağustos 1914'te osmanlı karasularına girmesi ve osmanlı bayrağını çekmeleri sonrası 29 ekim 1914'te odessa, sivastopol ve novorossisk limanlarını bombalamalarına kadar geçen zaman diliminde, yani goben ve breslau'nun daha doğrusu yavuz ve midilli'nin 26 ekim'de karadeniz'e açılmalarına kadar amiral carden yönetimindeki ingiliz abluka filosuna bağlı denizaltılar osmanlı karasularına girerek, hatta istanbul önlerine kadar gelerek defalarca raporlama yapmışlardı.

    yani amiral carden, osmanlı henüz resmi olarak 1. dünya savaşına girmemiş olmasına rağmen, türk karasularına taarruz etmiş, aylar sonra gerçekleşecek çanakkale saldırısının planlarını yapmaya başlamıştı.

    nitekim müttefik donanma komutanlığına atanmasının ardından da çanakkale boğazına taarruzlara başlamış, aylar önce yaptığı planı devreye sokmuştu.

    amiral carden, çanakkale boğazına ilk saldırısını müttefik donanması olarak değil de britanya donanması olarak 3 kasım 1914'te yapmıştır.

    daha sonra müttefik donanma kuvvetleri olarak ilk taarruz 19 şubat günü, anadolu'daki kumkale ve orhaniye tabyaları ile, rumeli'deki seddülbahir ve ertığrul tabyalarına yapmış, pek kayda değer bir başarı sağlayamamıştır.

    amiral carden bir diğer taarruzunu yine aynı tabyalara 25 şubat günü gerçekleştirdi. 19 şubat'tan daha şiddetli olan bu taarruz neticesinde çanakkale boğazının dış tahkimatları tamamen susturulmuş büyük bir başarı elde edilmiştir.

    amiral carden bu başarısının ardından ertesi gün 26 şubat'ta bir taarruz daha yapmış, bu kez hem kumkale'ye, hem seddülbahir'e asker çıkarmış, aynı zamanda mayın avlama gemileri ile boğaz girişini mayınlardan temizlemiştir.

    amiral carden'in elde ettiği bu başarılar sayesinde müttefik donanması her gün boğazdan biraz daha içeri giriyor, osmanlı tahkimatlarını bombalayıp geri dönüyordu.

    aynı taarruzları 28 şubat, 1 mart, 2 mart, 4 mart tarihlerinde de yapmışlar, dardanos önlerine kadar girebilmişlerdir.

    amiral carden son taarruzlarını 6 mart, 8 mart, 9 mart ve 13 mart'ta yapmıştı.

    tabi bütün bu taarruzlara osmanlı karşılık veriyordu.
    top bataryalarımız elinden geleni yapıyor, müttefik donanmasına hasar veriyordu.
    hatta 25 şubat taarruzunda ingiliz hms agamemnon zırhlısı ertuğrul tabyası tarafından vurulmuş, orta derecede hasar almış, hatta agamemnon'da bulunan 8 denizci ölmüştü.
    görsel

    işte 3 kasım 1914'ten, 13 mart 1915'e kadar yapılan bu taarruzlardan alınan neticelere bakacak olursak amiral carden aslında gayet başarılı işler yapmıştı ve bu taarruzları sayesinde de yapılacak büyük taarruzun ayrıntılı planını yapmış ve taarruz onayını da almıştı...

    peki ne oldu da bunca başarı sağlayan müttefik donanma komutanının aniden sinirleri bozuldu ve büyük taarruz'dan 2 gün evvel görevinden alınarak yerine daha tecrübesiz bir amiral olan John Michael de Robeck getirildi???
    (not: amiral carden koramiral iken, amiral robeck tuğamiral rütbesindeydi)

    bu konuda yaptığım araştırmalar neticesinde amiral carden'in bu görevden alınma meselesinin biraz siyasi bir yönü olduğu sonucuna vardım.
    ingilizler amiral carden'in emrine hem koca bir filo veriyorlar, hem de bir yandan onun bu filo komutanlığı için yeterli olmadığını düşünüyorlar.
    görsel

    tabi bu durum amiral carden üzerinde büyük bir psikolojik rahatsızlık yaratmış olabilir.
    yani britanya donanması büyük bir savaşa dahil olmuş, ama donanma komutanları sürekli birbirinin ayağını kaydırmaya uğraşıyor.

    aynı şeyler bizim ordumuzda da yaşanmış mıdır?
    tabi ki, ama bizde yaşananların ingilizlerinkinin yanında esamesi okunmaz.

    şu durumda, 16 mart 1915 tarihinde yapılan amiral carden-amiral robeck değişikliği 18 mart çanakkale savaşlarında önemli bir etki yaratmış mıdır?
    şüphesiz ki evet.

    bu 16 mart'ta yapılan görevden alma, amiral carden'in zaten bozuk olan sinirlerini daha da bozmuş, adamı resmen geri plana almışlar, o da bunu izzeti nefis meselesi yapmış ve dayanamayıp savaşın bitmesini dahi beklemeden 1917'de emekli olmuş...

    bu arada amiral carden'e haksızlık yaptıklarını düşünüp 1916'da ona şovalye nişanı vermişler, emekli olduktan sonra da "sir" ilan etmişler ama amiral carden'in bozulan sinirleri bir türlü düzelmemiş...

    sonuç olarak, belki müttefik donanmasına amiral carden komuta etseydi yine sonuç değişmeyecekti 18 mart günü, ama belki de carden başarılı olacaktı ve boğaz geçilecekti...bilemeyiz.

    #tarih
  • şikayet et
  • 45434000
  • ittihat ve terakki nin kurucusu tıbbiyeliler

    1.
  • bugün 14 mart tıp bayramı.

    başta tıbbiyeli hikmet olmak üzre kuvayi milliyeci doktorlarımızın aziz hatıralarına istinaden sadece türkiye'de kutlanan bayram.

    tıp bayramı'nın nasıl ortaya çıktığını kuvayi milliyeci vatansever tıbbiyelilerimizi daha önce yazmıştık;
    (bkz: 14 mart tıp bayramı/#42991279)

    şüphesiz ki kuvvacı, vatansever hekimlerimiz birden ortaya çıkmadılar.
    onlar vatanseverliklerini cepheden cepheye koşarak kanıtlamış kahramanlardı ve kökleri ittihat ve terakki cemiyetine dayanıyordu.

    ittihat ve terakki cemiyetinin kurucuları da tıbbiyelilerdi.

    evet, ittihat ve terakki cemiyetinin öncülü olan "ittihadi osmani cemiyeti" 21 mayıs 1889'da, abdülhamid'in baskıcı rejimine karşı, askeri tıbbiye mektebinde, ibrahim temo, ishak sükuti, abdullah cevdet ve mehmet reşid adlı 4 tıbbiye öğrencisi tarafından gizli bir örgüt olarak kurulmuş, daha sonra bu örgüte, selaniki nazım (doktor nazım), cevdet osman, hikmet emin, hüseyinzade ali, kerim sebati, mekkeli sabri, şerafettin magmumi gibi tıbbiyeliler katılmış ve tıbbiyeliler tarafından kurulan bu örgüt, ittihat ve terakki cemiyeti'nin temellerini oluşturmuştur...

    ittihat ve terakki'nin kurucusu olan tıbbiyeliler, bir süre gizli bir örgüt gibi, toplantılarını büyük bir gizlilikle yapmış, hatta hücre sistemi halinde yapılanmıştır.
    (bkz: inciraltı toplantısı)
    (bkz: onikiler toplantısı)

    işte tıbbiyelilerin siyasal islama, yobazlığa karşı dik duruşları, köklerinin ittihat ve terakki'ye, kuvayi milliye'ye dayanmasından gelir.

    dünden bugüne iktidarlar tıbbiyelileri hep bir tehdit olarak görmüşlerdir. (atatürk dönemi hariç)

    ama tıbbiye, 14 mart 1827'de kurulduğundan bugüne hep iktidara ters, yeniliğe, modernliğe açık bir kurum olmuş, gericiliğe-yobazlığa karşı hep mücadele vermiştir.

    işte günümüzde doktorlar ve siyasi iktidar çekişmesinin, daha doğrusu siyasi iktidarın, doktorlara karşı hakaretamiz söylemlerinin ve hatta işi doktorları ülkeden kovmaya kadar vardırmasının altında yatan asıl neden budur.

    bu vesile ile vatansever tıbbiyelilerimizin, doktorlarımızın ve sağlık çalışanlarımızın tıp bayramları kutlu olsun.

    dik durun, vazgeçmeyin.

    tıbbiyeli hikmet hiç vazgeçmedi...

    ek: milli mücadelemizin tıbbiyeli kahramanları.
    görsel

    #tarih
  • şikayet et
  • 45430895
  • ayçiçek yağı nın türk kültüründe yerinin olmaması

    1.
  • ekonomik krizde olmamızdan, dünyanın en büyük ayçiçek ve ayçiçek yapı ithalatçısı olmamızdan, rusya limanlarında 30 gemi ayçiçek yağımızın bağlı olmasından bağımsız olarak ele almak istediğim tarihi gerçek...

    evet, ayçiçeği ve ayçiçek yağı tarihsel süreçte türk kültüründe yeri olmayan nebati bir ürün...

    ayçiçeğinin anavatanı orta amerika'dır. (meksika).
    ve 15. yüzyılın sonlarında ayçiçek bitkisi avrupa'ya ispanyollar tarafından getirilmiş.
    18. yüzyıla kadar avrupa'da ayçiçeği bir süs bitkisi olarak kullanılmış.
    yani kimse ne çekirdeğini çitlemiş, ne de yağını çıkarmış.

    avrupa'da ayçiçeğinden ayçiçek yağı üretiminin ilk patentini 18. yüzyılda ingiliz bumyan adlı bir şirket almış, almış almasına ama bu işten pek para kazanamamış...

    neden sonra ingiliz bumyan şirketine ait ayçiçek yağı patenti, 20. yüzyılın başında rockefeller foundation'a geçmiş ve ayçiçek bitkisi geniş alanlara ekilmeye ve hem yem yapımında hem de yağ elde etmede kullanılmaya başlanmış...

    eski türkler daha ziyade hayvansal yağları kullanırdı. (tereyağ vb).

    batı ile ilişki kurdukça ve türkler ortadoğu ve anadolu'ya yerleştikten sonra zeytinyağı ile tanıştılar.

    ayçiçeği ile ilk tanışmamız çok ilginçtir.

    19. yüzyılda bir flemenk keferesi ayçiçeğini bir süs bitkisi olarak istanbul'a getirmiş, sarayın bahçesine dikmiştir, tabi bunun karşılığında da padişah ve halife efendimiz hazretlerinden o güne değin çok isteyip de avrupa'ya götüremedikleri bir cins lale soğanı tohumunu almıştır...

    neyse, 19. yüzyılda sarayın bahçesine dikilen ayçiçeği süs bitkisi kısa süre içinde soldu ve yok oldu tabi. bir daha bu nebatatın ismini dahi anan olmadı uzun yıllar boyunca.

    ta ki 1950'nin başına kadar...

    marshall planı doğrultusunda amerikalı müttefiklerimiz bir kez daha ayçiçeğini getirdiler ülkemize.

    ama bu kez bir gıda bitkisi olarak.

    50'li yıllarda gelen bulgaristan muhacirleri, bulgaristan'dan bildikleri bu bitkiyi trakya'da tarlalarda yetiştirmeye ve bundan yağ elde etmeye başladılar.

    böylece türkiye, ayçiçeği ve ayçiçek yağı ile tanışmış oldu.

    ve sadece 60-70 sene önce hiç bilmediğimiz, hiç ekmediğimiz, hiç yemediğimiz bir şeye bugün muhtaç olduk, hatta dünyanın en büyük ithalatçısı konumuna geldik.
    (bkz: türkiye dünyanın en büyük ayçiçek ithalatçısıdır)

    ne demiş akp'nin kurucusu olan amerikalı?
    "petrolü kontrol ederseniz ülkeleri, gıdayı kontrol ederseniz insanları yönetirsiniz..."(henry kissinger-abd eski dışişleri bakanı)

    hayat ne garip değil mi gençler?

    atalarımızın hiç bilmediği bir gıda maddesine bugün bizler muhtacız.
    işte gıdayı kontrol edenler, insanları da kontrol ediyorlar...

    reis putin ile görüşmüş, bizim 30 gemi yağ yola çıkmış...o halde oyum akepeye...

    #tarih
    #tarımvehayvancılık
  • şikayet et
  • 45419219
  • 7 8 mart 1915 nusrat karanlık liman operasyonu

    1.
  • 18 mart 1915 çanakkale deniz savaşlarının kaderine etki eden operasyondur...

    müttefik donanması tarafından çanakkale savaşlarının ilk saldırısı 19 şubat 1915'te olmuş, bu ilk taarruzda anadolu'daki kumkale, orhaniye tabyası ile rumeli'deki ertuğrul ve seddülbahir tabyaları vurulmuştu.

    ardından 25 şubat 1915 taarruzu, sonra 26 şubat taarruzu, 28 şubat taarruzu, 1 mart taarruzu, 2, 4, 5, 6 mart taarruzları gerçekleşmişti.

    müttefik kuvvetler bu taarruzlarda boğaza yanaşıyor, boğaz girişi tabyalarımızı hedef alıyor, karaya asker çıkarıyor, taarruz yapıyor, geri çekiliyordu...
    görsel

    bütün bu taarruzlar, yaklaşan büyük taarruzun ön hazırlıklarıydı.
    çanakkale müstahkem mevkii komutanlığı, müttefik donanmasının büyük bir taarruz ile tek seferde çanakkale boğazını geçmek için hamle yapacağından artık şüphe duymuyordu.
    karadaki bataryalarımız boğazı savunmak için hazırdı, ama müttefik donanması çok kuvvetliydi.

    öncü taarruzlarda da çanakkale boğazı müttefik taarruzuna karşı mayınlanmış, lakin müttefiklerin mayın avlama gemileri tarafından bu mayınlar sürekli temizlenmişti.

    büyük taarruz öncesi tüm yükü karadaki bataryalara bırakmak istemeyen müstahkem mevki komutanlığı, boğaza bir kez daha mayın döşeme kararı aldı.

    7 mart'ı 8 mart'a bağlayan gece, tam da şu saatlerde kaptan yüzbaşı tophaneli ismail hakkı bey komutasındaki nusrat mayın gemisi, çanakkale müstahkem mevkii mayın grup komutanı yüzbaşı hafız nazmi bey'in komuta ettiği operasyon ile, çanakkale boğazı, karanlık liman mevkiine 26 adet mayın dökmüş, burnunun dibine kadar girdiği müttefik donanmasının devriye gemilerine yakalanmadan ve hemen sancak tarafında binlerce yıldır yatan truva savaşlarının yunan savaşçısı ajax'ın mezarını selamlaya selamlaya görevini başarıyla tamamlamış ve çanakkale limanına geri dönmüştür.

    7 mart'ı 8 mart'a bağlayan gece nusrat mayın gemisinin mayın döktüğü saha ve 26 mayını şu şekildedir;
    görsel

    işte nusrat'ın karanlık liman boyunca döşediği bu mayınlar, 18 mart 1915'te ilk olarak fransız b filosundan bouvet'i boğazın sularına gömmüştü.

    bouvet'in ardından britanya b filosundan hms ırresistible ve hms ocean da nusrat'ın mayınları tarafından avlanmış, bertaraf edilmişti.

    işte küçücük bir gemi ve bir avuç kahraman sayesinde 107 sene önce tam da bu saatlerde yapılan bir operasyon, bir büyük harbin kaderini değiştirmişti...

    son olarak;
    "birinci dünya harbi'nde bu kadar insanın ölmesine, harbin ağır masraflara mal olmasına, denizlerde onca ticaret ve savaş gemisinin batmasına başlıca neden, türkler tarafından o gece atılan o incecik çelik halat ucunda sallanan yirmi altı demir kaptır..." (winston churchill-1930)

    #tarih
  • şikayet et
  • 45417270
  • Gündemdeki Haberler
    güncel Önemli Başlıklar