#tarih

  • çorum valisine ve de iskilipli atıf adlı vatan haini teröristi sevenlere mavi ekran verdirecek gerçek...

    kurtuluş savaşımız aleyhinde faaliyetlerde bulunan, düşmanla işbirliği yapan ve halkı isyana teşvik ettiği için istiklal mahkemesi tarafından suçlu bulunarak idam edilen iskilipli atıf adlı vatan haini terörist, istiklal mahkemesinin aldığı idam kararı sonrası mustafa kemal paşa ve ismet paşa'ya ulaştırılması üzerine sözlü ifadede bulunmuş, bulunduğu ifadesinde de islediği suçları idrak ettiğini, pişman olduğunu, idam cezasının affedilmesini ve hapis cezasına çevrilmesini talep etmiş.

    vatan haini terörist iskilipli atıf'ın istiklal mahkemesi tutanaklarına geçen ve halihazırda tbmm arşivinde bulunan ifadesi şöyle;

    --- spoiler ---
    Atıf Hoca’nın kable’l-idam söylediği ifadatı:

    Mustafa Kemal Paşa ve ismet Paşa hazretlerinin merhametlerine dehalet ederim ve bizi aflarını rica ediyorum.
    Hiç olmazsa cezamızın yüz bir seneye iblağını rica ediyorum.
    Başka bir diyeceğim yoktur.
    Bendeniz Türk oğlu Türk’üm. Benim gibi bir şahsiyet yirmi otuz senede yetişebilir. imha bir fazilet değildir.
    Dağ başındaki şaki de yapabilir, şaki de imha olabilir.
    Demek ki bu fazilet değildir. Fazilet ihya ve ıslahtır. imha etmemeli, bizim bilmediğimiz kusurlarımız varsa o cihetten ıslaha sevk etmeli ve aklen söylenilen sözleri idrak [edecek] kabiliyetteyim.
    Bilhassa Gazi Paşa ve ismet Paşa hazretleri memlekette müdrik insanların çoğalmasını görüyorum ve kendilerinin o kabiliyette olduklarını müdrikim. Bu is’afımız sem’-i devletlerine vasıl olursa çırağen bizi imhadan vazgeçerek ıslah tarikini emredeceği ümidindeyim.
    Onun için kararımızın “101” seneye tahvilini emir buyursunlar.
    --- spoiler ---

    kaynak: tbmm arşivleri istiklal mahkemesi tutanakları.
    görsel;
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2131771/+

    kaynak link;
    https://www.aykiri.com.tr...-sucunu-kabul-ediyor/340/

    iskilipli atıf adlı vatan haini terörist ile ilgili mahkeme tutanakları ve mahkeme kararlarının hepsi tbmm arşivlerindedir.

    ve bu gerçeklerin hepsi, siyasal islamcıların talepleri üzerine ortaya çıkarılmıştır.

    güya iskilipli atıf haininin şapka takmadığı için idam edildiğini ortaya çıkarmak isteyen bugün kendini mesih olarak lanse eden hasan mezarcı 1992 yılında tbmm insan hakları komisyonuna başvurarak iskilipli atıf'ın mahkeme tutanaklarını istemiş, hasan mezarcı'ya verilen mahkeme tutanaklarında da iskilipli atıf'ın halkı isyana teşvik etmek suçundan idam edildiği anlaşılmıştır.

    ****************

    ekler:

    1-)iskilipli atıf kimdir ve niçin idam edilmiştir;
    (bkz: iskilipli atıf hainini bilale anlatır gibi anlatım/#38804095)

    2-)iskilipli atıf'ın mahkeme tutanakları ve resmi belgelerin tamamı;
    (bkz: iskilipli atıf ın mahkeme karar tutanağı/#42807630)

    3-)iskilipli atıf sadece cumhuriyete ve atatürk'e düşman değildi, kendisi abdülhamid'e de düşmandı, yeniliklere reforma karşı bir yobazdı.
    (bkz: abdülhamid in iskilipli atıf ı sürgün etmesi/#44423971)

    #tarih
    16 7 ...
  • istanbul edirnekapı şehitliğinde bir mezar var.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2129999/+

    çerkez hasan'ın mezarı...

    burası bizzat sultan 2. abdülhamid tarafından yaptırılmış ve sultan abdülhamid tarafından mezara şu kitabe konulmuş;
    "Ümerâ ve guzât-ı çerâkiseden ismâil Bey'in oğlu olup, genç yaşında velînîmeti uğrunda fedâ-yı cân eden Çerkes Hasan Bey'in kabridir..."

    çerkes hasan ilk olarak fetöcüler tarafından 2008-2009 yıllarında bir kahraman olarak piyasaya sürüldü.
    daha sonra kendisi "şehit" olarak anılmaya başlandı.

    mezarı bağında anma etkinlikleri düzenlendi.

    hatta ve hatta 2014 yılında trt'de yayınlanan filinta adlı dizide de çerkez hasan'ın konak baskını ve idamı işlendi...

    2003 yılından itibaren alternatif tarih yazanlar, alternatif tarihlerine olmayan hayali kahramanlar arıyorlardı, bunun için de bir terörist olan çerkez hasan'ı kahraman olarak vitrine çıkarmışlardı.

    ardından 15 temmuz darbe girişimi oldu.
    fetö ile yollar ayrılsa da, fetö'nün başlattığı alternatif tarih yazımı hızını kesmedi.

    öyle ki, bu alternatif tarih yazıcıları, çerkez hasan'ı, şehit ömer halisdemir ile özdeşleştirdiler utanmadan...
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2130000/+

    alternatif tarih yaratıcıları tarafından "ilk halisdemir" olarak haber yapılan, abdülhamid tarafından kabri yapılıp kitabe konulan bu çerkez hasan kimdir peki???

    başlıyorum...

    bugün çerkez hasan ile ilgili araştırma yaptığınızda alternatif tarih yazıcılarının yaptığı algılar neticesinde şu sonuca varırsınız;

    ►çerkez hasan abdülaziz'in intikamını almış.
    ►darbeci paşaların hepsini vurmuş (10 paşa).
    ►ben askere silah çekmem demiş.

    hepsi palavra...

    öncelikle çerkez hasan'ı tanıyalım ki neden mithat paşa'nın konağını bastığını idrak edelim...

    çerkez hasan denilen şahıs, padişah abdülaziz'in kayınçosu.
    bunu detaylı olarak anlatmama gerek yok sanırım.

    çerkez hasan'ın babası kimdir?

    çerkez ismail bey...(orijinal adı da ismail değildir ayrıca)

    bu ismail bey'in vazifesi, sarayın haremine cariye temin etmektir.
    bir önceki padişah olan abdülmecid'in 2 gözdesi de ismail bey tarafından saraya sokulmuştur. eh, ismail bey de bunun karşılığında saraydan çok güzel ve yüklü miktarda bahşişler almış, zenginleşmiştir.

    çerkez ismail kızını da abdülaziz'e vermek suretiyle saraya dünür olmuştur.

    çerkez ismail artık saray dünürüdür.
    sınıf atlamış, aristokrat olmuştur.
    "artık cariye temini ile uğraşmak ayıp olur" diyerek bol akçeli işlere el atmış, galatalı bankerlere ortak olmuştur.

    ismail bey'in 2 de yetişkin oğlu vardır.
    damadına ricacı olur, oğulları osman ve hasan harbiye'ye alınırlar...

    sınav yok, mülakat yok, liyakat yok.
    çerkez hasan ve abisi, enişteleri sayesinde harbiyeli olmuşlar...

    tabi eniştesi padişah olunca da harbiye'yi kolaylıkla bitirmişler ikisi de.
    lakin padişah kayınçosu olan hasan ve osman'ın gözü yükseklerdeydi.
    bir an önce paşa olmalıydılar.
    o yüzden de rütbe almaları gerekirdi.

    işte harbiyeyi bitirir bitirmez de fırsat ayaklarına gelmişti.

    bağdat'ta bulunan 6. ordu için gönüllü subay kayıtları yapılıyordu. 6. ordu için gönüllü kayıt yaptıran subaylara otomatikman terfi verilecekti.
    hasan hemen gidip kendini bağdat'taki 6. orduya kaydettirdi.
    ve hasan hiçbir kıta hizmetinde bulunmadan yüzbaşı oldu. (abisi osman ise denizci olmuştur)

    ama tabi ki hasan'ın istanbul'u bırakıp bağdat'a gitmeye niyeti yoktu.
    eniştesinden ricacı oldu, geçici görev ile askeri şura yaverliğine getirildi.

    böylece "bağdat'a gideceğim" deyip terfi alan ve yüzbaşı olan çerkez hasan bağdat'a gitmeyip yüzbaşı olarak istanbul'da kalmıştı.

    tabi bu durum orduda rahatsızlığa yol açtı.
    gelen tepkiler üzerine abdülaziz'in talimatıyla hasan, askeri şura yaverliğinden alındı ve saray yaverliğine geçirildi.

    körün istediği bir göz, padişah ihsan eyledi iki göz...

    bir sorun vardı.
    hasan'ın saray yaveri olması için rütbesi yetersizdi.
    şakkadanak bir kararname ile çerkez hasan'ın rütbesi yüzbaşılıktan solkolağalığına (yüzbaşı ve binbaşı arasında bir askeri rütbe) yükseltildi.

    o artık abdülaziz'in büyük oğlu şehzade yusuf izzettin efendi'nin yaveriydi...

    çerkez hasan'ın bu liyakatsiz yükselişine ordu komutanlarının ve serasker hüseyin avni paşa'nın (genelkurmay başkanı) oluru yoktu. lakin padişah kayınçosu olduğundan dolayı ses çıkaramamışlardı...

    neyse...
    derken abdülaziz devrildi.
    ülkenin yönetimi artık mithat paşa, hüseyin avni paşa, rüştü paşa, raşit paşa, ahmet cevdet paşa ve kayserili ahmet paşa'dan oluşan devlet şurasının elindeydi.

    bu sırada çerkez hasan'a vekaleten bulunduğu şehzade yaverliğinden azledildiği, asaleten bağlı olduğu bağdat'taki 6. ordudaki görevine ivedilikle iştirak etmesi gerektiğine dair emir tebliğ edildi.

    tebligatta bizzat serasker hüseyin avni paşa'nın imzası vardı.

    bir padişah kayınçosu olan, istanbul'da adeta bir prens hayatı yaşayan çerkez hasan, tabi ki buradaki hayatını terk edip bağdat'a gitmek istemiyordu.

    maruzatını dile getirmek için hüseyin avni paşa'dan randevu talep etti ve huzuruna çıktı.

    hüseyin avni paşa'nın cevabı ezici ve netti;
    "evladım, sen 6. orduya katılma şartı ile yüzbaşı oldun, bu yaptığın şey doğru mu? bu yaptığın silah arkadaşlarına ayıp değil mi?..."

    hüseyin avni paşa haklıydı.

    ama çerkez hasan da bağdat'a gitmeye niyetli değildi.

    hüseyin avni paşa ile birkaç kez daha görüştüler. netice alamadı.

    fakat aradan geçen süre zarfında çerkez hasan'ın bağdat'a gitmediğini gören hüseyin avni paşa, onu son kez yanına çağırtmış, askeri şura başkanı redif paşa ile oturdukları yere gelen çerkez hasan'ın " derhal bağdat'a gideceksin, artık dayanacak bir yerin kalmadı..." diye azarlamıştı.

    aradan iki gün daha geçmişti ki, çerkez hasan'ın bağdat'a gitmediği anlaşılınca yeniden seraskerliğe çağrıldı ve tutuklanarak hapsedildi.

    hapsedilen çerkez hasan artık durumun ciddi olduğunu anlamış, emre itaat etmediği takdirde askerlikten atılıp ceza alacağına kanı getirmişti.

    askeri şura başkanı redif paşa'ya bir dilekçe ile başvurdu ve şayet hapisten salınırsa derhal bağdat'a gideceğine dair şeref ve namus sözü verdi.

    çerkez hasan verdiği şeref ve namus sözü üzerine hapisten salındı, kendisine bağdat'a gitmek için yüklüce bir yolluk tahsis edildi.

    fakat görev yerine katılmak için hem şeref ve namus sözü veren, hem de yolluk alan çerkez hasan, görev yerine yine gitmedi, evine giderek yanına 4 tabanca 2 el bombası, 3 de kama alarak hüseyin avni paşa'nın konağına gitti.

    lakin hüseyin avni paşa konağında değildi, mithat paşa'nın konağındaki toplantıya gitmişti. çerkez hasan da bu konağa geldi.
    kapıdaki nöbetçilere hüseyin avni paşa'nın elini öpüp helallik isteyeceğini söyleyerek içeri girdi.

    toplantının yapıldığı salonun önüne geldi, lakin buradaki paşa yaverleri toplantıyı bölemeyeceklerini, ya gitmesini ya da sessizce toplantının bitmesini beklemesini söylediler.

    çerkez hasan bekleyeceğini söyleyerek aşağı inmek üzere hamle yaptı, lakin aşağı ineceğine, toplantının yapıldığı salonun olduğu bir üst kata çıktı.

    buraya geldiğinde de kapıdaki görevliye; "beni tayyar paşa gönderdi, serasker paşaya iletilmek üzere çok önemli bir bilgi getirdim" dedi.

    lakin orada da toplantıyı bölemeyeceklerini söylediler. bunun üzerine çerkez hasan "paşa'nın yaverini çağırın ona söyleyeyim o halde" dedi.

    kapıdaki görevlilerden biri paşa'nın yaverini çağırmak için aşağıya gitti, yukarıda kalan tek nöbetçinin başına silahının kabzası ile vuran hasan toplantının yapıldığı salona girdi.

    salona girer girmez hüseyin avni paşa'yı vurdu, hüseyin avni paşa silahına davranınca ikinci kurşunu da yiyerek orada öldü.

    bu sırada odada bulunan mithat paşa, rüştü paşa ve ahmet cevdet paşa yandaki odaya kaçtılar. hariciye nazırı raşit paşa ise baygınlık geçirdi.

    kaptanıderya kayserili ahmet paşa ise çerkez hasan'ın üzerine atlayarak onu yakaladı, lakin çerkez hasan kendisini yakalayan ahmet paşa'yı bıçakladı. ardından baygın bir şekilde yerde yatan raşit paşa'nın boğazını kesti.

    bu sırada sesleri duyup odaya giren mithat paşa'nın korumalarından ahmet ağa'yı da gözünden vurdu. çerkez hasan, ahmet paşa'nın yaverini ise baldırından vurmuştu ki askerler salona girdiler.

    çerkez hasan çaresiz bir şekilde teslim oldu ve çıkarıldığı mahkemede suçlarını itiraf ettiği belgeyi imzaladı, ardından da idam edildi.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2130001/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2129998/+

    şimdi, yukarıda yazdıklarım osmanlı arşivlerinde ve olayı anlatan kaynaklarda da geçer.

    •yani çerkez hasan'ın abdülaziz'i deviren 10 tane paşayı öldürdüğü bir yalandır.
    çerkez hasan hüseyin avni paşa ve baygın halde bulunan raşit paşa'yı öldürmüş, kayserili ahmet paşa'yı yaralamıştır.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2130002/+

    •çerkez hasan'ın "ben askere silah çekmem, ateş etmem" dediği yalandır. zira çerkez hasan 2 askeri şehit etmiş, bir askeri de yaralamıştır.

    •çerkez hasan'ın darbecilere hesap sormak amacıyla bu kabine toplantısını bastığı bir yalandır. zira çerkez hasan'ın darbeci denilen kişilerle bir sorunu yoktur, onun hüseyin avni paşa ile sorunu vardır ve onun asıl sorunu bağdat'a gitmek yerine istanbul'da kalmaktır.
    -------------------------------------

    5. murad'ın ardından tahta geçen 2. abdülhamid, tahta geçer geçmez çerkez hasan'a sahip çıkmış, onun idam edildiği dut ağacını kestirmiş ve çerkez hasan'ın kabrini yaptırıp buraya bir de kitabe koymuştur.

    şimdi bu durumda bu olaydan sadece 2 ay sonra tahta geçen 2. abdülhamid'in çerkez hasan'ın yapmış olduğu bu eylemde bir parmağı var mıdır? yok mudur sizce?

    liyakatsiz bir şekilde yüzbaşı olan, askerlik mesleğini yapmak yerine bir prens gibi istanbul'da dolaşan ve kendisine verilen görevi yerine getirmeyip kabine toplantısını basan bu çerkez hasan nasıl olur da şehit ömer halisdemir ile özdeşleştirilir???

    zavallısınız.
    alternatif tarih yazıp, sahte kahramanlar türetmeye çalışıyorsunuz. ama yalancısınız, bir o kadar da liyakatsiz ve de ahlaksız...

    #tarih
    14 8 ...
  • sfenks

    28.
  • sfenksler, kafa kısmı hayvan veya insan, gövdesi ise uzanan bir aslan şeklini alan heykellerdir.
    antik kültürlerde (hint, mısır, mezopotamya, anadolu, yunan) sfenks heykelleri çok yaygındır.

    en bilineni tabi ki gize'deki büyük sfenkstir.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2128013/+

    lakin antik mısır'da sfenks'e sfenks denmezdi.

    Sfenks’in yapıldığı dönemde "efsanevi yaratık" olarak adlandırdıkları varlık bilinmemektedir ve tarihin bir gizemidir. Eski Krallık'tan sfenksin ilk adını belirleyen bilinen hiçbir metin yoktur.

    sfenks, yeni krallık döneminde yapılan piramitlerden (3500 yıl önce) çok daha eskidir.

    yani antik mısırlılar, sfenkse antik bir eser olarak bakıyorlardı.

    yakın tarihlere kadar sfenksin 4. krallık döneminde (mö 2500'ler) yapıldığı tahmin ediliyordu, lakin yapılan araştırmalar bunun yanlış olduğunu ve gize sfenksinin 4. krallıktan önce, 3. krallık döneminde (eski krallık) hatta bundan daha eski tarih öncesi çağlarda yapıldığını ortaya çıkarmıştır.

    sfenksi kimin, ne zaman yaptığı hala meçhuldür.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2128015/+

    işte kimin yaptığı meçhul olan bu sfenkse antik Mısırlılar "ufuk horusu" anlamına gelen "Hor-em-akhet" demişlerdir.
    yeni krallıktan firavun 4. Tutmosis, sfenksin kolları arasında bulunan Dream Stele’i diktirdi. Daha sonra Hor-em-akhet'e özel bir atıfta bulundu ve yapı bu adla anılmaya başlandı.

    sfenks kelimesi ise kökeni yunanca olan bir kelimedir ve antik mısır panteonunda yer alan diğer tüm tanrı ve tanrıça isimleri de yunanca kökenlidir.

    yani, hint avrupa odaklı tarihçilik anlayışı, kendi tarihlerini baskın kılmak için antik mısır tarihini de kendilerine uyarlamışlardır. sfenks ismi de bu tarih soykırımının en güzel örneğidir.

    #tarih
    6 2 ...
  • kaynağı fethullahçı mustafa armağan olan safsata...
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2127641/+

    arkanıza yaslanın ve takip edin şimdi...

    fethullah'ın sözde tarihçisi (ki asıl mesleği tarihçilik değildir, tarih eğitimi ve diploması yoktur) mustafa armağan, "edirne'yi bile askersiz bırakma sözü vermişiz" diyor, iddiasını da lozan antlaşmasının 23. maddesine dayandırıyor.

    ulan mustafa...
    ülkeler arasındaki ilişkiler sözle olmaz, senetle, antlaşma ile olur.
    yani bir yanda lozan'ın 23. maddesi deyip, bir satır altında "söz vermişiz" demek nasıl bir tutarsızlıktır?

    ülkeler arasındaki antlaşmalar kağıt üzerinde olur, belgelidir, resmi evraktır. sözle olmaz kuşbeyinli...

    neyse...
    şimdi mustafa armağan'ın bahsettiği lozan'ın 23. maddesine bakalım.

    sevgili arkadaşlar; lozan antlaşması'nın tam metni şuradadır.
    http://sam.baskent.edu.tr/belge/Lozan_TR.pdf

    ve ilgili lozan antlaşmasının 23. maddesinin tam metni şöyledir;
    bağıtlı yüksek taraflar, boğazlar rejimine ilişkin bugün yapılmış sözleşmede açıklandığı üzere, çanakkale boğazında, marmara denizinde ve karadeniz boğazında denizden ve havadan, gerek barış, gerek savaş zamanlarında özgürce geçiş ve gidiş geliş ilkesini kabul ve açıklama konusunda anlaşmışlardır. bu sözleşme, buradaki yüksek bağıtlı taraflar için, işbu andlaşmada yazılmış olsa idi onun sahip olacağı güç ve değerin tıpkısına sahip olacaktır.

    şu da görseli;
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2127642/+

    şimdi siz bu ilgili maddede, edirne askersiz bırakılacak, yahut trakya'da türk askeri bulunmayacak diye bir ibare görüyor musunuz?

    ben göremedim.

    bakınız 1938 yılından önce edirne'de türk askeri yoktu diyenler için resmi bir belge sunuyorum.
    (bkz: trakya manevraları)

    nedir trakya manevraları?
    trakya manevraları türk silahlı kuvvetleri'nin 1937 senesinde yaptığı, dosta güven, düşmana korku veren tatbikatlardır.

    trakya manevralarına tam 200 bin askerimiz katılmış, bizzat mustafa kemal atatürk tarafından takip edilmiş, ve mareşal fevzi çakmak tarafından yönetilmiştir.

    kurtuluş savaşımızın muzaffer komutanlarının tamamı, 15 sene sonra yine tam kadro olarak sahadadır trakya manevralarında.
    şampiyonlar ligi gibi adeta...

    ve trakya manevraları sırasında edirne'de çekilmiş şu fotoğrafları sunuyorum sizlere;
    ağustos 1937-mareşal fevzi çakmak trakya manevralarına izleyici olarak davet edilen afganistan, yugoslavya, bulgaristan, ırak, iran, romanya ve yunanistan genelkurmay başkanlarıyla selimiye camii ziyaretinde;
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2127643/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2127644/+

    yani türk silahlı kuvvetleri, mareşal düzeyinde ve 200 bin kişilik bir kuvvetle edirne'de, üstelik gücümüzü dosta düşmana göstermek için en üst düzey konuklarımız da misafirimiz.

    peki başlıkta ne diyorlar?
    türk ordusu 1938'e kadar edirne'de yoktu diyorlar.

    adamı önce mareşal fevzi çakmak çarpar, atatürk' e gerek bile kalmaz...

    sonuç: edirne'de ve trakya'da türk askeri bulunamaz diye bir lozan maddesi yok. türk askeri 1938'den önce de edirne'de ve trakya'da vardı.

    başka bir çamur at izi kalsın başlığında görüşmek üzere, hoşçakalın.

    #tarih
    19 5 ...
  • --- spoiler ---
    türk-abd lozan antlaşması, türk-bağlaşık lozan barış antlaşması’ndan 13 gün sonra, 6
    ağustos 1923 tarihinde imzalanmıştır.
    --- spoiler ---

    lozan antlaşmasından 4 sene sonrasına gidelim o halde...

    tarih 1927...

    abd'li senatör upshow, senatoda yaptığı konuşmada lozan antlaşması ve atatürk'ü şöyle tanımlar;

    "bu antlaşma ve mustafa kemal'in yürüttüğü politika, timurlenk kadar hunhar, müthiş ivan kadar sefih ve kafatasları piramidi üzerinde oturan cengiz han kadar kepaze olan bir diktatörün zekice yürüttüğü politikasının bir toplamıdır...
    bu canavar (atatürk'e diyor!) savaştan bıkmış bir dünyaya, bütün uygar uluslara onursuzluk getiren bir diplomatik antlaşma (lozan) kabul ettirmiştir. buna her yerde bir türk zaferidir dediler..."

    abd kongresi böylesine öfke doluydu işte mustafa kemal paşa'ya.

    ve 1927 yılında abd senatosunda yapılan oylamayla lozan antlaşmasının kabulü reddedildi...

    peki bu öfke ve nefretin sebebi neydi?
    (bkz: chester imtiyazı)'ydı tabi.

    chester imtiyazı yahut chester projesi neydi peki?

    şimdi yeniden dönelim 1923 yılına...

    chester imtiyazı, osmanlı'nın son dönemlerinde abd'ye ve abd'nin asmanlı topraklarındaki temsilcisi osmanlı-amerikan şirketi'ne verilen rahatsız edici bir dizi imtiyazdır.

    bu imtiyazın gereğine göre,

    -abd osmanlı coğrafyasında demiryolları hatları döşeyecek,
    -abd osmanlı şirketi döşenen demiryollarının işletmecisi olacak,
    ve en önemlisi,

    -demiryolları hatları boyunca 20 km sağı, ve 20 km solu olmak üzre tüm madenler ve arkeolojik kalıntıların hakları osmanlı amerikan şirketine ait olacaktır.

    chester projesi haritası şöyle;
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2127638/+

    işte abd'nin lozan antlaşmasını kabul etmek için tbmm'den tek şartı osmanlı döneminde anlaştıkları bu chester projesini tbmm'nin onaylaması olmuştur.

    abd heyetleri ile görüşmeler sürerken, refet bey (bele) ile abd heyeti chester projesi üzerinde anlaşırlar ve anlaşma tbmm tarafından aceleyle onaylanır.
    bu aceleci onaylamanın sebebi olarak da abd'nin bunun karşılığında lozan'ı kabul edeceği söylenmiştir.

    işte başlığı açan şahsın bahsettiği türk-abd lozan antlaşması budur...

    ama...
    aması da var...

    abd ve türkiye arasında lozan imzalandı diyen arkadaş, bu ikili sözleşmenin tbmm tarafından iptal edildiğini yazmamış.

    bu ikili antlaşmanın iptali de şöyle olmuştur.

    mustafa kemal atatürk, tbmm'de olmadığı zamanlarda bile tbmm'de onaylanan her şeyi, hatta tbmm tutanaklarını dahi incelemektedir.
    abd ile yapılan protokolü ve tbmm'nin onayladığı antlaşmayı da inceler ve bunun türkiye'nin aleyhine olduğunu görür.
    anlaşmayı yırtıp çöpe atar ve tbmm'nin aldığı kararın iptal edilmesini sağlar.

    chester imtiyazının tbmm tarafından reddedilmesi abd'lileri çılgına döndürür ve 1927 yılında mustafa kemal atatürk'e bunları söyleyip (yazının başında refere ettiğim abd'li senatörün konuşması) abd senatosunda lozan antlaşmasını tanımama kararı alırlar.
    abd bugün bile hala lozan antlaşmasını tanımamaktadır.
    (bkz: abd nin lozan antlaşmasını tanımaması)

    yani sevgili arkadaşlar, başlık sahibinin iddia ettiği türkiye ve abd arasında imzalanmış bir lozan sözleşmesi/antlaşması yoktur.

    zaten olsaydı koştura koştura belgesini koyardı.

    bir sonraki çamur at izi kalsın başlığında görüşmek üzere hoşçakalın...

    #tarih
    11 1 ...
  • payitaht abdülhamid adlı dizide anlatılmadığı için cahil siyasal islamcıların bilmediği tarihi gerçek...

    evet, şapka takmadığı için değil, ingilizlerle işbirliği yapıp milli mücadele aleyhine bir vatan haini olduğu için idam edilen iskilipli atıf adlı hain 1905 yılında fatih camii'nde gerici yobaz söylemlerde bulunduğundan dolayı ve de abdülhamid'in reformist politikalarının aleyhine halkı kışkırtmasından ötürü, abdülhamid'in direktifi ve dönemin şeyhülislamının fetvasıyla sürgüne gönderilmiştir.

    sürgün yeri; bodrum'dur.

    lakin hain iskilipli atıf, burada da boş durmamış, burada da cemaatten para toplayıp dolandırmış, hakkında tutuklama kararı çıkınca da her siyasal islamcı ingiliz işbirlikçisinin yaptığı gibi yurtdışına kaçmıştır...

    bakın, bu gerici yobaz, her türlü özgürlük iklimine ve reformist harekete karşıdır.

    ister ki halk ortaçağ karanlığına gömülsün, özgür olmasın, sadece kendilerini dinlesin.

    işte bu yüzden bu hain 2. meşrutiyetin ilanından sonra ülkeye dönmüş, gerici yobaz 31 mart ayaklanmasının baş aktörlerinden biri olmuştur.

    yani iskilipli atıf haini, sadece atatürk'e ve cumhuriyet'e karşı değildi.

    o abdülhamid'in yaptığı reform hareketlerine, modernleşme çabalarına da karşıydı. özgürlüğe, 2. meşrutiyete karşıydı...

    #tarih
    7 2 ...
  • sabah sabah yine bazı cahiller türkler için "orta asya bozkırlarına dönün" falan gibi laflar etmişler.

    yeniden bir hatırlatmak istedim.

    anadolu'nun gerçek sahipleri kim, anadolu'ya sonradan gelip sahiplenenler kim...

    anadolu en az 4500 yıllık türk yurdudur.
    bunun en kesin ve net belgesine mö2500-2000 tarihli akad tabletlerinde rastlıyoruz.

    akad tabletlerinde anadolu'da varlığından bahsedilen bir krallık dikkat çeker.
    (bkz: türki krallığı) ve türki krallığı hükümdarı (bkz: ilşu nail)

    milattan önce 2500 bakın. ve türk ismi anadolu'da geçiyor...

    bunların dışında anadolu'da öntürk izlerini bulabileceğiniz daha pek çok sağlam kaynaklar var.

    bunlardan örnekler vermek gerekirse;

    •hakkari balbalları;
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2124623/+

    •erenköy yazıtı;
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2124624/+

    •urfa göbeklitepe'deki türk tamgaları;
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2124625/+

    •van tirşin yaylası çilgir köyü yazıtları;
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2124626/+

    •çanakkale-çan ilçesi altıkulaç lahitindeki mö 5. yy türk atlısı rölyefi;
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2124627/+

    •kağızman-geyiklitepe, mö 2000 kurt başlı tuğ taşıyan türk atlısı.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2124628/+

    •erzurum'un karayazı ilçesindeki salyamaç köyünde bulunan cunni mağarası'nda çekilmiş fotoğraflaradan oluşturulan kolajlama;
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2124629/+

    •ankara'nın güdül ilçesi, salihler köyündeki şu mağara resimleri içinde yer alan mö. 7. yy kayı tamgası;
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2124630/+



    ve daha bir çok iz...
    kimi bayburt'ta, kimi ergani'de, sivas'ta, side'de, çorum'da, polatlı yassıhöyük'te...

    hepsi de anadolu'nun kadim bir türk yurdu olduğuna dair bariz kanıtlar.
    ama anadolu'nun kadim halkları olduğunu iddia edenler, nedense varlıklarına dair böyle somut örnekler, kaynaklar gösteremiyor.

    o yüzden her kim ki "biz türkler orta asya'dan geldik, anadolu bizimdir" diyorsa yanılıyor.
    biz zaten buradaydık, sonradan gelmedik...

    anadolu'nun ilk halkları olan luviler de, hattiler de, kuzeyden gelen iskitler, sarmatlar, amazonlar da ve hatta uygarlığın başlangıcı kabul edilen sümerler de bizim ön akrabalarımızdır.

    ilgili başlık ve yazılar;
    (bkz: hakkari gevaruk yaylası/#13538061)
    (bkz: cunni magarasi/#31475398)
    (bkz: erenköy yazıtı/#17724355)
    (bkz: ankara güdül deki 2800 yıllık kayı tamgası/#36704040)
    (bkz: çanakkale de bulunan mö 5 yy türk rölyefi/#40376446)
    (bkz: kağızman geyiklitepe tunç çağına ait türk izleri/#42138297)
    (bkz: luviler/#40544817)
    (bkz: iskitler/#9929737)
    (bkz: amazonlar/#43238474)
    (bkz: sümerler/#13600162)
    (bkz: kenger/#21611815)
    (bkz: sümerlerin türk kökenli olması/#42066580)
    (bkz: hint avrupa odaklı tarihçilik/#14985704)
    (bkz: homeros bir tarih hırsızıdır/#15130396)
    (bkz: runik yazı/#13487101)
    (bkz: istanbul/#13488123)
    (bkz: ankara/#13476912)
    (bkz: ön türkler/#13477769)
    (bkz: ön türkler/#13486112)

    #tarih
    16 10 ...
  • ikinci dünya savaşının en çetin yılları...
    polonya nazi işgali altında. polonya başbakanı ülke hazinesi ve birkaç bakanı ile canını zor kurtarmış ve londra'ya sığınmış.
    müttefik devletler nazilerin bu ilerleyişini durdurma planları yapmakta ve polonya'nın savaş sonrasını konuşmakta.
    bu esnada mağlup polonya başbakanı söz alır.

    "efendiler benim ülkem polonya ne zaman huzura kavuşur bilirmisiniz? türk akıncılarının atları yeniden vistül'de su içtiklerinde..."

    vistül, polonya'ya hayat veren, ülkenin en uzun nehiridir.

    ülkenin en güney ucundan doğar, kuzeyde gdansk dolaylarından baltık denizine dökülür.

    işte 1. dünya savaşında galiçya cephesinde savaşan kahraman mehmetçiğimiz, galiçya cephesinde şehit olarak polonya'nın bağımsız bir ülke olmasını sağlamışlardır.

    bu tarihten 20 sene sonra ülkesi işgal edilen polonya başbakanı da aslında tarihi bir kehanet olan "türk atlarının vistül'de su içmesine" bu galiçya cephesinde gösterilen kahramanlıklardan dolayı atıfta bulunmuştur...

    ***********************

    tabi, galiçya cephesinde sadece kahramanlık hikayeleri yok.

    muzip bir de hikayemiz var.

    mülazım-ı evvel münir efendi'nin galiçya maceraları...

    bu münir efendi, doğu cephesinde görevli iken, tedavi için istanbul'a gelir, buradan da galiçya'ya tayin edilir. ama galiçya trenini yakalayamaz, o da denizyolu ile galiçya'ya gitmeye karar verir.

    bir ispanyol yük gemisine rastlar, galiçya'ya gideceğini söyler ve ispanyol gemisine biner.

    günler süren yolculuktan sonra da la coruna limanında gemiden iner...

    münir efendi galiçya'ya gelmiştir, lakin bağlı bulunduğu birlikten yaklaşık 3000 kilometre uzaklıktadır.

    zira münir efendi, doğu avrupa'daki galiçya'ya gitmek yerine, atlantik kıyısında, ispanya'ya ait galiçya'ya gelmiştir.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2124448/+

    münir efendi'nin galiçya serüveni tam 3 sene sürer.

    ama artık başka bir gün, başka bir entryde denk gelirse bahsederiz ondan da.

    #tarih
    5 0 ...
  • kaynağı fesli deligiller olan sözde katliam.

    üstelik fesli deli 454 kişinin kurşuna dizildiğini söylüyor.
    https://streamable.com/wqxs9c

    yani ortada tutarsız rakamlar var.

    önce bir karar verin, 145 mi, 146 mı, 154 mü, 170 mi, 195 mi, yoksa fesli delinin dediği gibi 454 kişi mi?

    üstelik ortada boraltan köprüsü diye bir köprü de yok.
    bölge halkı da böyle bir köprü olmadığını söylüyorlar.
    bakınız google maps'te arattığınızda boraltan köprüsü şurada çıkıyor.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2123268/+

    lakin burası boraltan köprüsü değil, sözde boraltan köprüsüdür.
    bu köprünün adı umut köprüsü ve de hasret köprüsü olarak bilinmekte.
    yapımına 1991 yılında başlanmış ve 1992 yılında açılmış.,
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2123269/+

    yani sözde boraltan katliamının yaşandığı iddia edilen yerde böyle bir köprü yokmuş...

    olmayan bir köprüde katledilen kişilerle ilgili verilen muallak sayılar...

    bakınız vikipedi bu olayla ilgili "öksüz maddedir, bu olayla ilgili bir bağlantı yoktur" diyor.
    yani kaynak götüm'ün kibarcasını yazmış vikipedi.

    bakınız türkiye ve rusya arasında yapılan bir mübadele var, ama türkiye elindeki sscb ordusundan kaçan şahısları, dilucu sınır kapısından değil, bugün gümrü'nün hemen karşısında olan akyaka sınır kapısından iade ediyor.

    aşağıdaki haritaya bakarsanız, sözde boraltan köprüsü ile akyaka sınır kapısının birbiri ile alakaları yok.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2123270/+

    akyaka sınır kapısı eski adı tiknis ya da tıhmıs olarak geçen sınır kapısıdır.

    sözde boraltan köprüsüne 10-15 kilometre mesafede borualan sınır kapısı adında bir başka sınır kapısı daha var, lakin burası iran'a açılan bir sınır kapısı ve şu an kapalı durumda.

    bakınız 1951 yılında tbmm tutanaklarında tekirdağ milletvekili şevket mocan'ın soru önergesi var.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2123271/+

    şevket mocan'ın soru önergesinin tam metnini şuradan okuyabilirsiniz;
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2123272/+

    şimdi, söz konusu soru önergesinde "boraltan köprüsü" diye bir ifade gördünüz mü?
    hayır.

    şimdi, dönemin adalet bakanı rükneddin nasuhioğlu'nun bu soru önergesine sözlü cavabına bir göz atalım;
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2123267/+

    şevket mocan'ın sorusu ve adalet bakanı'nın sözlü cevabı kaynak: tbmm tutanak dergisi, 101. birleşim. 1951 yılı, 203, 204, 205 ve 206. sayfalar.
    https://www.tbmm.gov.tr/t...d09/c009/tbmm09009101.pdf

    yukarıdaki tutanakları incelediğinizde, tekirdağ milletvekili şevket mocan'ın 1947 senesinde türkiye'ye iltica etmiş 156 mültecinin sovyetler birliğine teslim edilip edilmediğini sorduğunu, adalet bakanının da verdiği cevapta, 2. dünya savaşı sonunda türkiye'nin almanya ve japonya'ya harp ilan etmesi sonucu müttefik devletler içinde yer aldığını, yapılan antlaşmalar gereğince de 1945 yılında türkiye'ye sığınmış olan ve hala sovyet ordusuna kayıtlı olan 195 kişinin tıhmıs sınır kapısından (yukarıda da bahsettiğim akyaka sınır kapısı) sovyetler birliğine teslim edildiğini bildirmiş.

    antlaşma çerçevesinde türkiye'den sovyetler birliğine sığınan bir subay ve 2 er ise türkiye'ye teslim edilememiş olduğundan, türkiye'ye sığınmış sovyet uyruklu diğer askerler sovyetler birliğine teslim edilmemiş ve bunların tutulduğu yozgat kampı dağıtılarak arzu eden sovyet askerlerinin türkiye'de yaşamalarına müsade edildiği belirtilmiştir.

    yine şevket mocan'ın soru önergesinde, teslimatın yapıldığı sınır karakolunda görevli yedek subayın sinir krizi geçirip aklını yitirdiği sorulmuş, adalet bakanı bu soruya da "böyle bir bilginin mevcut olmadığı" yanıtını vermiştir.

    sonuç olarak;

    1) boraltan köprüsü diye bir köprü yoktur.

    2)olmayan bir köprünün diğer yakasında kurşuna dizilmiş 145, 146, 154, 170, 195, yahut da 454 kişi yoktur.

    3)bu katliama şahit olup üzüntüden intihar eden bir türk subayı yoktur.

    4)bu katliama şahit olup üzüntüden akli dengesini yitiren bir karakol komutanı yoktur.

    kaynaklar:
    https://www.tbmm.gov.tr/t...d09/c009/tbmm09009101.pdf
    http://www.ismetinonu.org...prusu-olayi-agustos-1945/

    #tarih
    8 3 ...
  • emir timur

    218.
  • tarihi kadir mısırpüskülü'nden öğrenmeye çalışan muaviyeci iblislerin sevmediği türk hakanı...

    bu muaviyeci pislikler emir timur'un sürekli müslüman ve türklerle savaştıklarını ve islam düşmanı olduğunu söylerler.

    timur'un yıldırım'a işkence ettiğini, o'nu kafeslerde dolaştırdığını söylerler.

    hepsi yalanlar ve palavralardan ibarettir.
    emir timur'a iftira atarak türk'ün özüne düşmanlığı körüklemek ana hedeftir.

    oysa ki emir timur da bir müslümandır.
    ve müslümanlığa en büyük kötülüğü yapan muaviye ve oğlu yezit'in mezarlarını yıktırmış, yezit'in kemiklerini çıkartarak türkmen atlarına çiğnetip kırdırmış ve akabinde yaktırmıştır.

    işte kadir mısırpüskülü fanı olan muaviye dini mensuplarının emir timur'a olan nefretinin sebebi budur.

    gelelim, yıldırım'ı kafesle dolaştırıp işkence ettiği yalanına...

    bu yalanın kaynağı, venedikli ressam andrea celesti'nin 1700 tarihli "tamerlan und bajazet" tablosudur.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2121901/+

    tabloda ankara savaşı sonrasında esir edilen yıldırım bayezid bir kafeste resmedilmiş.
    sultanın sırp kökenli eşi olivera despina, rivayete göre yarı çıplak halde timur'a servise, hizmet etmeye zorlanmıştır. bu tablo bu anı anlatmaktadır.

    işte "timur, yıldırım'ı kafesle dolaştırdı" hatta, "timur, yıldırım'ın eşine tecavüz etti" gibi çirkin iddiaların sebebi bu tablodur.

    söz konusu tabloyu yapan ressam, türk düşmanlığını adeta tuvale aktarmış, sanat vasıtasıyla yüzyıllar boyu sürecek nefret tohumlarının ekilmesine sebep olmuştur.

    oysa ki timur, yıldırım'a zulmetmemiş, ona kötü davranmamıştır.
    hatta timur'un yıldırım'ı yanına alma sebebi osmanlı hanedanını yok olomaktan kurtarmaktır.

    evet, timur osmanlı'yı yok olmaktan kurtarmıştır, zira ortada osmanlı'nın görmezden geldiği bir beka sorunu vardır.

    o beka sorunu da yıldırım'ın kayınbiraderi olan sırp despotu stefan lazarevic'tir.

    stefan lazarevic, bir sırp milli kahramanıdır.
    aynı zamanda da fatih sultan mehmet'in dedesinin babasıdır...

    evet, stefan lazarevic her ne kadar yıldırım beyazıt'ın kaynı ve müttefiki olsa da, emelleri farklıydı.
    yıldırım ile olan akrabalık bağına istinaden osmanlı tahtını ele geçirmek ve devleti yönetmek ana hedefiydi.

    işte anadolu'ya giren emir timur'a karşı da bu yüzden koştura koştura eniştesine yardıma gelmişti.

    dile kolay, stefan lazarevic ankara savaşına tam 20.000 kişilik bir sırp ordusu ile iştirak etmişti.

    her neyse.
    1402 yılında ankara savaşı başlar ve osmanlı ordusu emir timur karşısında kaçınılmaz bir bozguna uğrar.
    koskoca devlet-i ali osmaniye'nin ordusunda bozulmayan tek unsur işte bu stefan lazarevic'in komutasındaki sırp birlikleriydi.
    savaşın sonuna kadar da yıldırım'ın yanında kaldılar üstelik.

    fakat bu durum emir timur'un hoşuna gitmemişti.
    emir timur'un yanında bulunan bursa'da bulunmuş bir horasanlı eren'in sağladığı istihbarat gösteriyordu ki sırplar yıldırım'ı ele geçirip osmanlı hanedanına çökmek niyetindeydi.

    şüphesiz ki böyle bir son timur'un istemediği bir şeydi.
    zira onun niyeti osmanlı'yı yıkmak değil, osmanlı'nın bekasını sağlayıp batı sınırlarını güvence altına almak ve yeniden doğuya yönelmekti.

    işte bu yüzden yıldırım'ın ve şehzadelerin ele geçirilmesi osmanlı'nın devamı için zaruri hal almıştı.

    emir timur anadolu türklüğünün bekası için çok önemli olan bu vazifenin hal'ini derhal muzaffer komutanı issen buga'ya iletti ve issen buga osmanlı ordusunun merkezine saldırarak yıldırım'ın etrafındaki lazarevic kuvvetlerini dağıttı ve yıldırım beyazıt'ı sağ salim ele geçirdi.
    issen buga'nın darbesi ile dağılan sırp kuvvetleri ancak meriç nehri kenarında bir araya gelebildi ve sırbistan'a geri döndüler.

    işte timur'un yıldırım'ı ele geçirip yanına almasındaki gerçek sebep budur.
    timur osmanlının sırp kontrolüne geçmesini önlemiştir.

    ha bir de son olarak sürekli türklerle, müslümanlarla savaştı diyen sığırlara şunu sormak istiyorum; izmir'i kim fethetti?

    emir timur izmir'i kimlerden aldı? bir bakın bakalım tarihe...

    yahut, hindistan'da, çin'de, tibet'te kimlerle savaştı bu adam? müslümanlarla mı?
    hindistan'ı yüzlerce yıl hakimiyet altında tutan babürler timur'un soyundan değil miydi?

    #tarih
    9 0 ...
  • bugün vefatının 73. senesi olan kurtuluş savaşımızın değerli doğu cephesi komutanı, atatürk'ün silah arkadaşı, varlığımızı borçlu olduğumuz kıymetli insanlardan...

    1902 yılında harbiyeye girerek türk ordusuna katılmış ve vatanın ihtiyaç duyduğu her cephede vatan, millet, bayrak ve namus aşkına savaşmış bir komutan...

    ilk olarak hareket ordusu ile birlikte gerici yobaz 31 mart ayaklanmasının bastırılmasında rol almış, ardından balkan savaşlarında vatan müdafasında bulunmuş, ardından gelen birinci dünya savaşında çanakkale, suriye, iran, ırak(kutul amare), kafkasya ve doğu cephesinde görev yapmıştır.

    çanakkale savaşlarında gösterdiği kahramanlıklardan ötürü "alçıtepe kahramanı" olarak anılmıştır.

    kazım karabekir paşa, türk kurtuluş savaşının seyrini değiştiren komutandır.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2121811/+

    kendisi de tıpkı mustafa kemal gibi, müfettiş olarak görevlendirilmiş ve 19 nisan 1919'da trabzon'a çıkmış, ardından erzurum'a geçerek 15. kolordu komutanlığı görevine başlamıştır.

    erzurum'daki 15. kolordu, ordusu dağıtılmış olan osmanlı'nın elinde kalan yegane silahlı, harbe hazır donanımlı gruptur.

    ve kazım karabekir paşa, 19 mayıs 1919'da samsun'a çıkarak milli mücadeleyi başlatan mustafa kemal paşa'yı tutuklaması kendisine emredilmesine rağmen, "ben ve kolordum emrinizdeyim paşam" diyerek mustafa kemal paşa'nın emrine girmiş, erzurum kongresinin güven içinde toplanmasını sağlayarak kurtuluş savaşımızın kaderini belirlemiştir.

    tbmm orduları doğu cephesi komutanı olarak kaybedilen sarıkamış, kars, artvin ve batum'u tekrar geri alarak misak'ı milli sınırlarımızın doğu yönünü güven altına almış doğu sınırlarımızdaki ermeni tehdidini tarihe gömmüştür.

    ulu önder atatürk, nutuk'ta kazım karabekir'den şöyle bahseder;
    "kâzım karabekir paşa ve adamları kurtuluş savaşı'nda canları pahasına savaşarak galip geldiler. bu galibiyet sadece onların değil bütün türk milletinin galibiyetidir..."

    tabi kazım karabekir paşa'nın doğu cephesinde başka yaptıkları da vardır.
    zaten kazım paşa'yı da karabekir yapan bunlardır...

    gürbüz çocuklar ordusu...
    karabekir paşa, göreve başladığı 1919 yılından itibaren doğu anadolu'daki öksüz, yetim hemen hemen bütün çocukların bakım ve eğitimini üstlenerek adeta bir devrim yaptı.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2121812/+

    sadece erzurum vilayetinden tam 6000 çocuk kazım karabekir'in gürbüz çocuklar ordusuna dahil edildi.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2121813/+

    karabekir paşa'nın gürbüz çocukları doğu anadolu bölgesindeki ilk izci teşkilatıydı.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2121814/+

    çocuklar modern eğitim sistemi ile eğitiliyor yakında kurulacak genç cumhuriyetin subay, astsubay, öğretmen, akademisyen kadroları ilk eğitimlerini alıyordu.
    karabekir paşa'nın yetimleri arasında her milletten, her dinden çocuk vardı.
    türk, kürt, zaza, ermeni, yezidi pek çok çocuğa memleketin en zor zamanlarında sahip çıkılmıştı.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2121815/+

    devletin halkına sırtını çevirdiği, padişahın kendi bekası için tebasını işgalcilerin insafına terk ettiği o yıllarda yapılan bu organizasyonun büyüklüğüne bugün bile aklımız sırrımız yetmiyor.

    kazım karabekir'in o yıllarda hayata geçirdiği bu proje adeta "devlet baba" nın tarifiydi...

    yetimlerin babası kazım karabekir'in gürbüz çocuklar ordusu, cumhuriyetimizin kurulmasıyla birlikte gürbüz türk çocuğu projesine dönüştü.

    savaştan yeni çıkmış genç cumhuriyetimizin ilk yıllarında sağlıklı çocuklar, sağlıklı bir nesil, sağlıklı bir gelecek yetiştirmek için başlatılan, ulu önder atatürk'ün fevkalade önem verdiği bir projedir gürbüz türk çocuğu projesi.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2121816/+

    karabekir paşa, askerlik hayatı dışında, aydın, modern, cumhuriyetçi bir aile babasıydı.
    kendisi güzel keman çalar, eşi iclal hanım piyanosuyla ona eşlik eder, kızı timsal de anne ve babasını yalnız bırakmazdı.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2121817/+

    cumhuriyetimizi kuran, cumhuriyetimizi yükselten o altın neslin en önde gelen isimlerinden biriydi karabekir...

    ruhu şad, mekanı cennet olsun.

    son olarak zaferden sonra yapılan bir karabekir portresi;
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2121818/+

    posterin üzerinde; "ermenistan fatihi ve yetimler babası, muzaffer şark ordularımızın kumandanı kâzım karabekir paşa hazretleri" yazıyor...

    #tarih
    11 2 ...
  • bu hollandalı abinin adı Willem Janszoon'dur...
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2121306/+

    avustralya kıtasını keşfeden hollandalı kaşif.
    aynı zamanda da hollanda doğu hindistan şirketinin valisi.

    bu hollanda doğu hindistan şirketini evvelce yazmıştık. dünyanın gelmiş geçmiş en değerli şirketi, avrupa'nın bugünkü zenginliğinin temel kaynağı...
    (bkz: hollanda doğu hindistan şirketi/#43461629)

    willem janszoon'un keşfettiği avustralya kıtası o zamanlar yeni hollanda olarak anılıyordu.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2121307/+

    avustralya'yı keşfeden willem janszoon'un bir de kardeşi vardı.
    adı: jan janszoon van haarlem.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2121308/+

    lakin jan janszoon van haarlem, hollanda doğu hindistan şirketi ile anlaşamamış, ters düşmüştü.
    abisi hollanda doğu hindistan şirketinde hızla yükselirken, jan janszoon van haarlem şirket ile yollarını ayırmış, osmanlı'ya sığınmıştı.

    işte o jan janszoon van haarlem, osmanlı'ya sığındı, müslüman oldu ve küçük murat reis adını aldı.
    (bkz: küçük murat reis/#18691105)

    janszoon ailesinin bir oğlu pasifik'i yönetirken, diğer oğlu osmanlı adına atlantik'te seferler yapıyor, izlanda'ya kadar uzanıyordu.

    hollanda 17. ve 18. yüzyıllarda dünya denizciliğinin hakimiydi ve pek çok ünlü denizci ve kaşif yetiştirmiş, hollanda doğu hindistan şirketi vasıtasıyla önemli zenginlikler elde etmişti.

    küçük murat reis, yani jan janszoon van haarlem'in de asıl hedefi buydu.

    hollanda doğu hindistan şirketi benzeri bir yapıyı, osmanlı adına kurmak ve yönetmek istiyordu.

    kendisi bir öncüydü, ve ardından hollanda doğu hindistan şirketiyle anlaşamayan pek çok denizci de osmanlı'ya katılmışlardı.
    (bkz: osmanlı ya sığınan hollandalı korsanlar/#27135702)

    hollandalıların osmanlı'ya sığınması başka ülkelere, bu ülkelerde aradıkları fırsatları bulamayan korsanlara da örnek oluyordu.
    hollandalılardan sonra osmanlı hakimiyetine girip korsanlık faaliyetleri gösterenler arasında pek çok ingiliz de bulunuyordu.
    (bkz: osmanlı ya sığınan ingiliz korsanlar/#30966610)

    bunların içinde de en ünlüsü bugün kaptan jack sparrow olarak tanıdığımız yusuf reis, yahut orijinal ismi ile john ward'dı...
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2121309/+

    lakin bir şeyler ters gidiyor, osmanlı büyük denizlere açılma konusunda geri kalıyor, bir türlü hollanda'yı yakalayamıyordu.

    ve ne yazık ki biz o hollandalı denizcileri kaybettik.

    hatta küçük murat reis'in oğlu anthony janszen van salee ülkesine geri döndü.
    orada anthony the turk olarak anıldı.
    anthony, küçük murat reis'in sale'de kurduğu özerk devlette doğmuştu. annesi mağripli bir müslümandı...
    ve anthony the turk, bugünkü new york'u, new amsterdam adıyla kuran kişi oldu.

    sözün özü, hollanda, ingiltere büyük gemiler yapıp yeni ufuklara yelken açarken, eline çok değerli fırsatlar geçen osmanlı bu fırsatları değerlendiremedi, denizcilikten hep korktu, akdeniz dışına taşıyamadı bayrağını.

    öyle bir hale geldik ki sadece 6 gemiye sahip st stephanos şovalyeleri teke yarımadası kıyılarını yağmalar oldu. üstelik bu dönem akdeniz'in bir türk gölü olduğuyla övündüğümüz dönemdi...

    neyse uzatmayalım...

    avrupa'da bir laf vardır;
    "de ergste turk was nota bene een hollander..!"

    manası da şudur;
    "en zalim türk kesinlikle bir hollandalıydı..."

    geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer...

    #tarih
    6 1 ...
  • tarihi fesli deli, mustafa armağan, yavuz bahadıroğlu ve fatih tezcan gibi şarlatanlardan öğrenenlerin başvurduğu yalan.

    kaynak?
    kaynak maynak yok. kaynak götüm tabi ki.

    bir mektubu kaynak olarak sunarlar.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2121255/+

    yukarıdaki mektup, sivas kongresi zamanında yazılmıştır.

    sivas kongresinde pek çok kişi manda ve mandacılığı savunmuş, hatta amerikan mandası altında 15-20 sene kalınmasını teklif etmiştir.
    bu kişilerden bazıları; halide edip, refet bele, kara vasıf bey gibi isimlerdir.

    manda konusu sivas kongresinde çok tartışılmış gerçekten.
    lakin atatürk'ün mandayı kabul edelim, manda olabilir iması dahi olmamıştır.
    atatürk bu tartışmaları sükunetle dinlemiştir.

    ta ki bir tıbbiyeli kürsüye çıkıp tarihi konuşmasını yapıncaya kadar.
    kürsüye çıkan o genç tıbbiyeli hikmet'tir.
    tıbbiyeli hikmet, sivas kongresinde tıbbiyelilerin temsilcisi olarak tam bağımsızlık üzerine bir konuşma yapmış, manda ve himayenin kati suretle kabul edilemeyeceğini belirtmiş ve konuşmasının sonunda mustafa kemal tarafından alnından öpülmek suretiyle tebrik edilmiştir.
    (bkz: tıbbiyeli hikmet/#41455979)

    tıbbiyeli hikmet'in bu sözleri mustafa kemal'in sözleri ve fikirlerinin yansımasıdır.
    lakin mustafa kemal her fikre, her düşünceye açık olması gereken sivas kongresi'nin reisi ve hamisidir.
    manda ve himaye fikirleri mustafa kemal'i çok sinirlendirip kızdırsa da kongre boyunca buna tahammül etmiş, milli birlik ve beraberliğe halel getirmemek ve kimse üzerinde baskı kuruyor algısı yaratmamak adına da bu saçmalığa tahammül etmiştir.

    şimdi, 100 yıldan fazla süre geçmiş aradan.
    bu yalanı, bu iftirayı atanlar acaba sivas kongresi kararlarını hiç incelediler, okudular mı?

    "atatürk sivas kongresinde manda istedi" diyen mallara vereceğiniz cevap çok nettir arkadaşlar.
    sivas kongresi kararları...

    atatürk'e bu şekilde iftira atan gavur tohumlarına sivas kongresi kararlarını okuyunuz, gösteriniz.

    sivas kongresi kararları aşağıdaki gibidir;

    1. milli sınırları içinde vatan bir bütündür parçalanamaz.
    2. her türlü yabancı işgal ve müdahalesine karşı millet top yekün kendisini savunacak ve direnecektir.
    3. istanbul hükümeti, harici bir baskı karşısında memleketimizin herhangi bir parçasını terk mecburiyetinde kalırsa, vatanın bağımsızlığını ve bütünlüğünü temin edecek her türlü tedbir ve karar alınmıştır.
    4. kuvay-ı milliye'yi tek kuvvet tanımak ve milli iradeyi hakim kılmak temel esastır.
    5. manda ve himaye kabul olunamaz.

    üzerine basa basa ve oy birliği ile vatan bir bütündür parçalanamaz ve manda ve himaye kabul edilemez kararları alınan bir kongre için "amerikan mandası istiyordu" diye iftira atmak cehalettir, soysuzluktur, şerefsizliktir.

    atatürk gibi, bağımsızlığı bir karakter gibi üstünde taşımış bir insana böyle bir iftira atmak namussuzluktur.

    gelelim cumhuriyet dönemine...

    1927 yılında abd senatosu lozan antlaşmasını reddetmiştir.

    abd'li senatör upshow, lozan antlaşması ve atatürk'ü şöyle tanımlar;
    "bu antlaşma ve mustafa kemal'in yürüttüğü politika, Timurlenk kadar hunhar, Müthiş ivan kadar sefih ve kafatasları piramidi üzerinde oturan Cengiz Han kadar kepaze olan bir diktatörün zekice yürüttüğü politikasının bir toplamıdır...
    Bu canavar (Atatürk'e diyor!) savaştan bıkmış bir dünyaya, bütün uygar uluslara onursuzluk getiren bir diplomatik antlaşma (Lozan) kabul ettirmiştir. Buna her yerde bir Türk zaferidir dediler..."

    abd kongresi böylesine öfke doluydu işte mustafa kemal paşa'ya.

    peki bu öfke ve nefretin sebebi neydi?
    (bkz: chester imtiyazı)'ydı tabi.

    chester imtiyazı yahut chester projesi neydi peki?

    chester imtiyazı, osmanlı'nın son dönemlerinde abd'ye ve abd'nin asmanlı topraklarındaki temsilcisi osmanlı-amerikan şirketi'ne verilen rahatsız edici bir dizi imtiyazdır.

    bu imtiyazın gereğine göre,

    -abd osmanlı coğrafyasında demiryolları hatları döşeyecek,
    -abd osmanlı şirketi döşenen demiryollarının işletmecisi olacak,
    ve en önemlisi,

    -demiryolları hatları boyunca 20 km sağı, ve 20 km solu olmak üzre tüm madenler ve arkeolojik kalıntıların hakları osmanlı amerikan şirketine ait olacaktır.

    chester projesi haritası şöyle;
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2121256/+

    işte abd'nin lozan antlaşmasını kabul etmek için tbmm'den tek şartı osmanlı döneminde anlaştıkları bu chester projesini tbmm'nin onaylaması olmuştur.

    abd heyetleri ile görüşmeler sürerken, refet bey (bele) ile abd heyeti chester projesi üzerinde anlaşırlar ve anlaşma tbmm tarafından aceleyle onaylanır.
    bu aceleci onaylamanın sebebi olarak da abd'nin bunun karşılığında lozan'ı kabul edeceği söylenmiştir.

    lakin mustafa kemal atatürk, tbmm'de olmadığı zamanlarda bile tbmm'de onaylanan her şeyi, hatta tbmm tutanaklarını dahi incelemektedir. abd ile yapılan protokolü ve tbmm'nin onayladığı antlaşmayı da inceler ve bunun türkiye'nin aleyhine olduğunu görür.
    anlaşmayı yırtıp çöpe atar ve tbmm'nin aldığı kararın iptal edilmesini sağlar.

    chester imtiyazının tbmm tarafından reddedilmesi abd'lileri çılgına döndürür ve 1927 yılında mustafa kemal atatürk'e bunları söyleyip abd senatosunda lozan antlaşmasını tanımama kararı alırlar.
    abd bugün bile hala lozan antlaşmasını tanımamaktadır.
    (bkz: abd nin lozan antlaşmasını tanımaması)

    şimdi dünün fetö artıkları utanmadan diyorlar ki; "atatürk amerikan mandası istiyordu..."

    edep ya hu???

    son olarak atatürk'ün manda ve himaye fikrine karşı yaklaşımı ve sergilediği tutuma dair akademik bir araştırmayı kaynak olarak sunuyorum.
    http://dergiler.ankara.ed...dergiler/45/800/10216.pdf

    bakınız yukarıdaki link akademik bir çalışmadır. yani öyle fesli deli'nin, mustafa darmadağan'ın uydurduğu bir şey değil.

    #tarih
    10 3 ...
  • inebolu kayıkçılar loncası'nın 1924 yılında çektirdiği, istiklal madalyası hatırası fotoğrafı.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2121206/+

    kurtuluş savaşında gösterdikleri azim ve kahramanlıklardan ötürü, türkiye büyük millet meclisi tarafından 1924 yılında inebolu'ya istiklal madalyası verilmiştir.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2121207/+

    inebolu, istiklal madalyası sahibi tek ilçemizdir.

    #tarih
    4 0 ...
  • 20 ocak'ta ne olmuştu???

    malum kesimden asla duyamayacağınız bir sorudur bu...

    bugün qara yanvar...

    sovyet sosyalist soykırımlar birliği'nin yaptığı nice türk katliamlarından sadece biridir qara yanvar.

    biliyorsunuz can azerbaycan, sahip olduğu doğal zenginlikler ile sovyetler birliği ekonomisinin vazgeçilmeziydi.
    lakin sovyetleri besleyen azerbaycan halkı yıllar boyunca kendi doğal zenginliklerinden yeteri kadar faydalanamadı.
    adeta bir sömürge ülkesi gibi can azerbaycanımızı tahrip ve talan ettiler. yağmaladılar.

    can azerbaycan bu yolda ilk uyanışını 19 şubat 1988 halk mitingiyle gerçekleştirdi.
    bu mitingde azerbaycan milli hissiyatı ve uyanışı ile ilgili manifesto sunuldu.
    lakin sovyetlerin buna tepkisi çok sert oldu.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2120002/+

    bakü, nahcivan ve gence'de sokağa çıkma yasağı ve sıkıyönetim ilan edildi.

    sıkıyönetim ile birlikte can azerbaycanımızın milli güçleri rahmetli bozkurt ebulfeyz elçibey tarafından kurulan "azerbaycan halk cephesi" adı altında örgütlendi.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2120003/+

    bu sırada azerbaycan ssc sınırları içinde yaşayan ermeniler kendilerine daha fazla toprak talep ediyor, dağlık karabağ'ın özerk bir ermeni cumhuriyeti olmasını, hatta ermenistan'a bağlanmasını istiyorlar, bunun için de moskova'ya baskı yapıyorlardı.

    azerbaycan halk cephesi ermenilerin bu şımarıklığına cevap veriyor, ülke bir iç savaşa sahne oluyordu.

    nitekim sscb ordusu, bakü'de ermenilerin, azerbaycanlılar tarafından katledildiği bahanesiyle 19-20 ocak 1990 tarihlerinde bakü'ye girerek tarihe "kara ocak" (bkz: qara yanvar) olarak geçen katliamlara başladılar.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2120004/+

    qara yanvar katliamında sovyetler, azerbaycan'da 143 azerbaycanlıyı şehit etti.
    qara yanvar katliamında 143 şehit yanında 744 kişi yaralanmış, 1500'den fazla azerbaycan türkü ise tutuklanmıştı...
    can azerbaycan'ın başkenti bakü adeta kanla yıkanmıştı.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2120005/+

    bugün 20 şubat...
    qara yanvar...

    ve bazıları asla 20 ocak'ta ne olmuştu diye sormayacaklar...

    #tarih
    9 1 ...
  • şüphesiz ki saraylar ülkelerin sembolleridir.

    örneğin britanya imparatorluğu dediğimizde aklımıza Buckingham Sarayı gelir.
    fransa'da aklımıza ilk gelen yer ise Versailles Sarayı olur.
    bunların almanya'daki benzeri Charlottenburg'dur.
    avusturya'daki habsburg hanedanının mirası ise ünlü Schönbrunn Sarayı'dır.

    ispanya'da zarzuela, italya'da Quirinal Sarayı, venedik'te dükler sarayı, moskova'nın kremlin sarayı, petersburg'daki winter palace, amsterdam'daki Koninklijk sarayı, brüksel'in palais royal'ı ilk aklımıza gelenlerden...

    haliyle biz de büyük bir imparatorluğun mirasçıları olarak saraylara sahibiz.

    topkapı sarayımız var...osmanlı'nın ihtişamını, kudretini hissettirir ziyaretçilerine...

    fakat osmanlı'nın başka sarayları da var ki, bu yukarıdaki ülkelerden bizi farklı kılar.

    zira bu diğer saraylar osmanlı'nın gücünü, ihtişamını değil, acizliğini, batışını temsil eder...
    çünkü bu sarayların tamamı borç parayla, tefecilerden alınan yüksek faizli borçlarla yapılmıştır.

    işte borç içinde yüzen osmanlı'nın, tefecilerden(rothschild vb) borç alıp yaptırdığı saraylar;

    1-dolmabahçe sarayı:
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2119372/+

    dolmabahçe sarayı yapılırken hazine boşaldı, bunun üzerine kırım savaşı bahane gösterilerek bu savaştaki müttefiklerimiz olan fransa ve ingiltere'den borç aldık.
    bu aldığımız borç osmanlı tarihinde alınan ilk dış borçtu...

    devlet tabi ki borçlanabilirdi...

    ama devlet dış borç alıp saray yaptırıyorsa da yıkılmaya mahkumdu...

    işte osmanlı hanedanı da ingiltere ve fransa'dan daha doğrusu rothschild'lerden aldıkları bu borç ile bu dolmabahçe sarayını yaptırdılar.

    sonra...
    sonra kırım'daki şehitlerimizin aziz hatırasından dahi utanmadan bu saraya taşındılar.

    dolmabahçe'ye taşındılar taşınmasına ama, iş bitmedi.
    buraya taşınır taşınmaz eski çırağan sarayını yıktırıp yerine yeni çırağan sarayını yaptırmaya başladılar.

    2-çırağan sarayı:
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2119373/+

    bu görkemli saraya tam 2.5 milyon altın harcayarak bugünkü haline getirdiler.

    çırağan sarayı yapılırken padişah ve halife efendimiz hiç zorlanmadı.
    çünkü istedikleri her an dış borç alabiliyorlardı.

    kasada para hiç bitmiyordu!!!
    istedikleri anda çil çil altınlar geliyordu yurt dışından.
    tabi bu altınların gelmesinde rol oynayan elçileri komisyoncular falan alayı ihya oluyordu.

    "eee, inşaat demek istihdam demek yüzlerce işçi falan ekmek yiyordu bu inşaatlarda" diye düşünenler olacaktır.
    bu inşaatları ermeni balyan ailesi'nden mimarlar yaptı, çalışan işçilerin alayı da bunların tayfasındandı zaten, bizim gariban türkler ancak yarım kuruş amele yevmiyesine karın tokluğuna çalışıyorlardı sabahtan akşama kadar...

    lakin çırağan sarayı'nın inşaatına başlayan abdülmecid burayı bitiremedi. yerine gelen abdülaziz sarayı bitirdi ve buraya taşındı.

    her neyse...
    osmanlı'nın yaptırdığı bu saraylar öyle görkemli, öyle muhteşemdi ki, alman imparatoru çırağan sarayını gezerken işlemeli bir kapının önünde durmuş ve kapıya dakikalarca hayranlıkla bakmış, abdülhamid de kayzer'in bu imrenmesine dayanamamış, kapıyı söktürüp paketletmiş ve kayzer wilhelm'e hediye etmiş.
    hediye kapıyı alan kayzer wilhelm öyle bir sevinmiş, öyle bir sevinmiş ki bu sevinç enstantanesinden sayfalar dolusu tefrika çıkar...

    3-çifte saraylar:
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2119375/+

    dolmabahçe sarayını yaptıran abdülmecid oraya taşındı haliyle.
    lakin kızları münire sultan ve cemile sultan için de birer saray yaptırmak istedi. "battı balık yan gider" düşüncesiyle ve bir kanun hükmünde kararname çıkararak kızları için çifte sarayların inşaasına başlandı.

    yukarıda görselini paylaştığımız fındıklı'daki bu çifte sarayların mimarları kimdi dersiniz?
    tabi ki balyan ailesi...

    4-adile sultan sarayı:
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2119376/+

    şimdi halife-i ruyi zemin abdülmecid han hazretleri kendine dolmabahçe sarayını, kızlarına da çifte sarayları yaptırınca, kızkardeşi adile sultan kıskanıp üzülmesin diye ona da bir saray yaptırmış tabi.

    sarkis balyan'a derhal talimat vermiş ve kandilli'deki bu sarayı kızkardeşi için yaptırmış.

    ne kadar da ince ruhlu ve düşünceli bir abi...

    tabi bu sarayın da borç parayla yapıldığını yazmama gerek yok sanırım.

    5-beylerbeyi sarayı:
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2119377/+

    çırağan sarayını bitiren abdülaziz, buradan anadolu yakasına bakarken şok oldu...
    anadolu yakasında hiç padişahlık sarayı yoktu(!)...

    tek adam olmanın verdiği rahatlıkla derhal bir kararname çıkardı ve balyan ailesi'ne anadolu yakasındaki bu sarayı yaptırdı.

    neyle? tabi ki borç parayla...

    6-büyük mabeyn köşkü:
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2119378/+

    tabi hep boğaz kenarında saraylar falan yaptırmak sıkıcı olmuştu artık.
    biraz doğa ve yeşilin tadını çıkarmak da istiyordu halife-i ruyi zemin hazretlerimiz.

    işte bunun için birazcık daha borç para alındı ve abdülaziz döneminde yukarıdaki büyük mabeyn köşkü yapıldı.

    köşk ya, saray bile değil. ne nankör insanlarsınız.
    burayı yapan da balyan ailesiydi tabi...kolin limak cengiz makyol özaltın yoktu ama balyan ailesi de 5 kişiydi. ne tesadüf...

    7-yıldız sarayı:
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2119379/+

    neyse...abdülaziz gitmiş, yerine 5. murat gelmiş, o da gitmiş yerine abdülhamid gelmişti.
    lakin abdülhamid, ard arda 2 darbeye sahne olan dolmabahçe sarayına yerleşmekten çekinmiş yeni bir arayışa girmişti.
    işte bu yüzden eski bir saray olan ve bir üstteki büyük mabeyn köşkünü de içinde barındıran yıldız sarayını tamir ettirdi, yeni binalar inşa ettirerek burayı saray olarak kullanmaya başladı.

    tabi ki burayı yapan da balyan ailesiydi ve abdülhamid de bu işler için yine borç para kullanmıştı.
    ***************************

    osmanlı tabi ki de sadece saray yapımıyla kalmamıştı.
    alınan dış borçlarla köşkler, kasırlar da yapılmıştı yine bu dönemde.

    bunlardan bazıları;

    *maslak kasrı-2. mahmud döneminde başlanmış, abdülaziz döneminde ilaveler yapılmış.

    *ıhlamur kasrı-abdülmecid dönemi-balyan ailesi.

    *beykoz kasrı-abdülmecid dönemi. (bak bu borç parayla yapılmamış, kavalalılar tarafından hediye edilmiş. beleş yani)

    *üçüncü sadabad sarayı-abdülmecid dönemi-balyan ailesi.

    *küçüksu kasrı-abdülmecid dönemi-balyan ailesi.

    *çit kasrı-abdülaziz dönemi.

    *hatice sultan yalısı-2. abdülhamid dönemi.

    tabi bunların dışında başka köşkler de var.
    istanbul dışında yapılan av köşkleri falan...

    ne güzel dünya...
    kış için kışlık saraylar, yaz için yazlık saraylar.
    kızkardeşe, damatlara ayrı ayrı saraylar.
    ava gidilecek, pikniğe çıkılacak ayrı ayrı köşkler kasırlar...

    ama hepsi borç parayla.

    peki bu saraylar yapılırken ümmet ne yapıyordu?
    "halife efendimizin sarayı ne kadar muhteşem, bütün dünya bizi kıskanıyor" diyordu tabi ki...

    ve bakınız ne acıdır ki, osmanlı'nın iflasının açıklandığı muharrem kararnamesi de borç parayla yapılan saraylardan birinde(yıldız) açıklanmış nihayet...

    ve bugün...
    bugün ne yazık ki ülkemizi yönetenler osmanlı'nın yaptığı bu hataları görmezden gelip aynı hataları yapıyorlar.

    saray merakı yeniden hortladı.
    osmanlı'dan bize miras kalan pek çok saray varken, ankara'da cumhurbaşkanlığı köşkü varken, büyük bir saray yapıldı.
    yetmedi biri marmaris'te biri ahlat'ta olmak üzre iki saray daha yaptırıldı ve bu yeni yapılan 2 saray ile ve ankara'daki sarayın bakım onarım giderleri ile cumhurbaşkanlığına yeni araç alım ve kiralamaları için sadece bu sene zarfında toplam 448 milyon 600 bin lira harcanacak...
    (bkz: 2021 yılı cumhurbaşkanlığı yıllık programı)

    keşke tarihten ders çıkarmayı öğrenmiş olsaydı bizi yönetenler...

    #tarih
    21 7 ...
  • Bu vesile ile, bizlere karşı Hindistanlı müslümanlararı savaştırmaya zorlayan, savaşmayanları da şehid eden ingilizlerin de amk.

    #tarih.
    2 0 ...
  • ingilizlerin kulu kölesi olan siyasal islamcıların türk kurtuluş savaşına çamur atma çabalarının devamı...

    ingilizlerle savaşmadık...
    ingilizleri yenmedik...
    ingilizler istanbul'dan neden tek kurşun atmadan çekildiler...

    hepsinin tek tek cevabını verdik. vermeye devam edeceğiz, madem siz itlik yapmaktan bıkmıyorsunuz, biz de cevap vermekten bıkmayız...

    hazırsanız başlayalım...

    ***************************
    kurtuluş savaşında ingilizlerle gayet de savaştık...
    ve o ingilizleri bal gibi de yendik...

    bakınız aşağıdaki belge ingiliz belgelerinden. haziran 1920'de izmit ve çevresinde meydana gelen çatışmalar.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2113958/+

    izmit çatışmalarına dair bir başka ingiliz belgesi;
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2113959/+

    ingilizlerle olan diğer çatışmalar şöyledir;

    i)5 eylül 1919'da, birer ingiliz-fransız taburu dörtyol'un gürlevik mevkiinde, işgalcilere karşı çıkan kara hasan'ın kuvvetini kuşatır. çatışma sonunda, oldukça zayiat veren ingiliz ve fransızlar, dörtyol'a çekilirler.

    ii)27 eylül 1919'da, merzifon'daki ingiliz birliği samsun'a, kendisini izleyen bir kuva-yı milliye birliği ile çarpışa çarpışa çekilir.

    iii)21 haziran 1920'de, 150 kişilik bir türk birliği çamlıca'daki ingiliz mevkilerine saldırır, top ve makineli tüfek ateşiyle püskürtülür.

    iv)25 haziran 1920'de, yunan ilerlemesini kolaylaştırmak için mudanya'ya çıkan ingiliz kuvvetini, türk birliği ateşle karşılar, bazı kayıplar verdirir ve geri çekilir, akşam ingilizlerin çekilmesi üzerine mevzilerine geri döner.

    mudanya'da şehit olan şükrü çavuş ve arkadaşları adına dikilen anıt bugün mudanya'daki iskele meydanındadır.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2113960/+

    şu da şükrü çavuş'un ingilizlerle çatıştığına dair resmi belge;
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2113961/+

    v)ingilizlerle kurtuluş savaşı sırasında yaptığımız muharebelerden biri de güney cephesindeki revandiz harekatıdır.
    revandiz harekatı da kurtuluş savaşımızda nedense fazla bahsi geçmeyen muharebeler dizisidir ve ingilizlere karşı verilmiştir.
    (bkz: kurtuluş savaşının bilinmeyen cephesi revandiz/#42137933)

    yani ingilizlerle çarpışmış mıyız? evet. kurşun atmış mıyız? evet.

    ama ingilizleri asıl perişan ettiğimiz, hatta britanya imparatorluğu'nun dağılmasına sebep olduğumuz olay ise çanakkale krizi'dir.

    hani istanbul tek kurşun atılmadan nasıl alındı diye soruyorlar ya bunlar sürekli, işte o sorunun cevabı bu olaydır.

    istanbul'un işgali, bizim için 1. dünya savaşının resmen bitişi olan mondros mütarekesinin hemen ardından 13 kasım 1918'de başlamış, 16 mart 1920'de ise resmi bir işgale dönüşmüştür.

    takip eden aylarda ve senelerde şanlı türk kurtuluş savaşı sona ermiş, anadolu işgalden temizlenerek 9 eylül'de düşman izmir'den denize dökülmüştü.

    lakin bütün bu zaferlere rağmen işgal hala sona ermemişti.
    istanbul ve çanakkale işgal altındaydı.
    trakya işgal altındaydı.

    işte, izmir'in düşman işgalinden kurtuluşunun hemen ardından, başkomutan mustafa kemal, ordunun çanakkale üzerine yürümesini emreder.
    emir gayet açıktır, müttefik kuvvetlerin herhangi bir direnişi ile karşılaşılacak olunursa, türk yurdunun gerçek bir vatan olabilmesi için gerekirse yeniden savaş dahi göze alınacaktır.

    aynı emir, izmir limanında demirli olan ingiliz savaş gemileri için de verilmiş ve izmir körfezindeki düşman unsurları aldıkları ultimatom sonrası türk karasularını terketmek zorunda kalmışlardı.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2113963/+

    çanakkale boğazına yürüme emri alan türk ordusu 2 gün içinde çanakkale boğazına varmışlardı.
    ingiliz hükümeti işgal kuvvetleri komutanı general harrington'a, "türk ordusu'nun çanakkale'ye girmesi halinde karşı konulmasını ve bölgenin ne pahasına olursa olsun savunulması" talimatını göndermişti.

    fakat çanakkale'de bulunan fransız ve italyan işgal kuvvetleri türk süvarilerinin bölgeye ulaşması ile birlikte geri çekildiler.
    (fransızlar ile 1921'de yapılan ankara antlaşması bunun en önemli sebebidir)

    böylece general harrington türk ordusuna karşı yalnız kaldı ve çıkacak yeni bir savaşın sadece ingilizlerin inisiyatifinde çıktığı algısı yaratmamak için bu sorumluluğu üstlenmedi ve londra'dan gelen emre rağmen direniş göstermedi.

    böylece türk süvarileri çanakkale müstahkem mevki komutanlığı karargahına türk bayrağını çekmişlerdi.
    lakin çanakkale boğazı hala düşman zırhlılarının kontrolündeydi, bunun üzerine türkiye, ingilizlere bir nota ve ultimatom daha verdi.

    savaştan yeni çıkmış yorgun türkiye, yeni bir savaşa hazırlanıyordu.
    britanya imparatorluğu da keza türkiye'nin bu restini görmüş, savaş hazırlıklarına başlamıştı.
    lakin konunun parlamentoda görüşülmesi esnasında lloyd george hükümeti karşısında son derece sert ve kararlı, bir o kadar da savaştan bıkmış bir muhalefet buldu.

    muhaliflere en büyük desteği verenler ise kanada ve hindistan gibi büyük dominyonlardı.

    savaş kararı alabilmek için kanada ve hindistan'ın da oluru gerekliydi.
    söz isteyen kanada temsilcisi "konu hususunda kararın kanada parlamentosunda alınacağını belirterek, savaş kararı alınacaksa bu kanada'yı bağlamaz, kanada parlamentosu savaş kararını kendi alır, londra'da değil" diyerekten kanada'nın ingiltere'ye karşı ilk siyasi ayrılığını başlatmış oldu.

    kanada'nın gösterdiği bu tepkiye avustralya, yeni zelanda ve hindistan'da destek verince britanya parlamentosunda bir kriz başgösterdi.
    işte bu kriz sonrası ise lloyd george ve partisi liberal parti istifa etmek zorunda kaldı.

    işte dünya tarihinde "çanakkale krizi"(chanak affair) olarak bilinen bu kriz, ingiltere'de hükümeti devirmiş, lloyd george'un siyasi hayatını bitirmiştir.
    lloyd george'un yerine gelen geçici hükümet ise ankara'nın tüm isteklerini kabul etmek zorunda kalmış ve tek kurşun dahi atılmadan hem çanakkale, hem de istanbul geri alınmıştır.
    https://en.wikipedia.org/wiki/Chanak_Crisis
    https://www.tandfonline.c...51?journalCode=fdps20&;

    **************************

    sevgili arkadaşlar, bir tarihi olayı ele alıyorsanız bunu belgelere dayandırmalı, belgelerle konuşmalı yahut cevap vermelisiniz.

    işte kurtuluş savaşında ingilizlerle savaşmadık diyenlere belgeleri ile bu konuda açık kapı bırakmayacak şekilde cevaplarını verdik.

    bir sonraki siyasal islamcı iftirasını çürütmekte görüşmek üzere şimdilik hoşçakalın...

    #tarih
    5 1 ...
  • aydın'ın efeler ilçesine bağlı köy...

    yolunuz düşerse, aydın'dan izmir'e bir kez olsun ana yoldan değil de, aydın-tire arasındaki dağ yolundan gidin.
    burada aydın çıkışında bir köy tabelası gelecek karşınıza. gözpınar köyü...
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2112816/+

    gözpınar köyü, oluşturmaya çalıştığımız kuvayi milliye rotası'nın önemli duraklarından biri.

    köyün eski adı; araplı köyü.

    araplı köyü kurtuluş savaşımızın ilk zaferi olan malgaç baskını'ndan beri kuvayi milliye'yi, efelerimizi besleyen bir köydü.
    milli mücadele ateşinin coşkuyla yandığı, zafere olan inancın tam olduğu bir köy.

    işte yunanlar araplı köyü'nün bu yaptıklarını hiç unutmadılar.

    22 ağustos 1922 günü, bir yunan taburu araplı köyüne geldi.

    köyün eli silah tutan erkekleri büyük taarruzun son hazırlıkları için afyon'a gitmişlerdi. aydın dağları savunmasızdı.

    yunan taburu köye girer girmez 12 kişiyi şehit etti. 5 kişiyi ağaca asarak katlettiler.

    köyde geri kalan tamamı kadın, çocuk ve yaşlılardan oluşan 44 kişiyi de bağlayarak derviş yeri tepesine götürdüler ve burada mitralyözle kurşuna dizerek katlettiler.

    burada katledilen insanlarımızın cesetleri günlerce geride kaldı, ta ki 9 eylül 1922'de izmir'in kurtuluşunun ardından köye gelen efeler bu acı tabloya şahit oldular.

    şahit olunan mezalim karşısında ağlamaktan gözler kurumuş, yaş kalmamıştı.

    araplı köyünde yapılan bu katliam sonrası köyün adı değiştirilerek gözpınar-gözpınarı köyü yapıldı. katledilen şehitlerimizin aziz hatıralarını yaşatmak için de gözpınarı kuvayi milliye anıtı dikildi.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2112817/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2112818/+

    ruhları şad, mekanları cennet olsun.

    #kuvayimilliyerotasi
    #tarih
    7 1 ...
  • 1919 yılında değil, 30 temmuz 1922'de kurulmuş sözde devlettir.

    30 temmuz 1922-9 eylül 1922...

    ömrü sadece 41 gün sürmüştür...

    esasen tarihte kurulan bir iyonya cumhuriyeti daha vardır ve bu da bizzat osmanlı'nın önderliğinde kurulmuştur.
    napoleon'un yayılmacı politikası karşısında osmanlı ve rusya ittifak ederek, iyon denizinde(güney adriyatik) bulunan Korfu, Pakso, Ayamavra, Kefalonya, Zanta, ithaka ve Çuha adalarını kapsayan, osmanlı'ya bağlı bir devlet kuruldu. işte bu devlete iyonya cumhuriyeti adı verildi. bu adalar devletinin diğer adı da; yedi adalar cumhuriyeti'dir. (bkz: Septinsular Republic)

    ama bizim konumuz, ege bölgesinde kurulan sözde iyonya cumhuriyeti...

    nasıl ki adriyatik'te kurulan ilk iyonya cumhuriyeti osmanlı tarafından kurulduysa, ne yazık ki, ege bölgemizde kurulan bu ikinci iyonya cumhuriyeti'de osmanlı'nın girişimleriyle kurulmuştur...

    esasen ege bölgesinde bir iyonya devleti kurulması, yunanların çok daha önceki tarihlere dayanan bir çalışmasıydı.

    bakınız 1920 yılında izmir'de kurulan iyonya üniversitesi, bu bağımsız iyon devleti'nin bir ön çalışmasıydı.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2112787/+

    lakin eylül 1921'de sakarya zaferi sonrası anadolu'daki yunan ilerleyişinin durması ile birlikte yıllar öncesine dayanan bu iyonya devleti fikri yeniden canlanmış ve uygulamaya konulmuştur.

    iyonya devleti'nin kurulması, yunanların artık türkleri yenemeyeceklerini anlamaları ve batı anadolu'yu ellerinde tutabilmek için bir meşruiyet arayışlarıdır.

    anadolu'da kurulacak iyonya devleti için bizzat patrik meletios çalışmalar yapmış, bunun için londra'ya gidip lloyd george ile görüşmüş, paris'te konferanslar vermiştir.

    20 şubat 1922'de ise anadolu rumlarının bir kongre düzenledikler, bu kongreye izmir'li rumlar dışında, anadolu'nun çeşitli yerlerinden temsilciler katılmış ve iyonya cumhuriyetinin kuruluşuna dair ilk bildiri burada karara bağlanmış ve anadolu rumları; (bkz: helen anadolu savunma örgütü) adı altında birleşmişlerdir.

    helen anadolu savunma örgütü'nün kurulması, yunanistan'ın işgal altında tuttuğu anadolu'nun meseleleri ile pek ilgilenmemesinin bir sonucudur.
    yunan işgali sonrası beklediklerini bulamayan ve sakarya savaşı sonucu yunan ilerleyişinin durmasıyla ümitsizliğe kapılan rumlar, yunanistan'da kurulan gunaris hükümetinin anadolu'da işgale son verip geri çekileceklerini düşünerek, anadolu'da artık kendi göbeklerini kendileri kesmek ve yunanistan'dan bağımsız bir devlet haline gelmek ve anadolu'da büyük devletler tarafından tanınan meşru bir unsur olmak istiyorlardı.

    sakarya savaşı sırasında yunan orduları başkomutanı olan general papulas da anadolu rumlarının bu isteğini destekleyenler arasındaydı. papulas'ın başkomutanlıktan azlediliğ, yerine hacianestis'in getirilmesinin asıl sebebi de budur. zira papulas, sakarya avaşını kaybeder kaybetmez değil, savaşı kaybettikten aylar sonra (nisan 1922) görevinden alınmıştır.

    general papulas'ın düşüncesine göre, yunanistan'ın anadolu'daki işgali dünya nezdinde bir antipati toplamıştı, oysa ki anadolu'daki rumlardan oluşturulacak bir ordu ve bunların girişeceği bir mücadele dünya nezdinde daha haklı görülür, ayrıca amerika'daki avrupa'daki helen kökenlilerden daha çok bağış toplanabilirdi.
    istanbul'daki patrikhane de yunanistan'dan bağımsız bir anadolu rum devleti fikrini benimsiyor ve destekliyordu...

    yunanistan'ın anadolu rum hareketine bakışı anadolu rumlarını venizelos yanlısı gördükleri için olumsuzdu. lakin beri tarafta da türkler taarruz hazırlıkları yapmaktaydı.
    bundan dolayı gunaris hükümeti siyasi çekişmeleri bir kenara bırakmak ve anadolu'daki rumların tam desteğini sağlamak için temmuz 1922 başlarında anadolu'da otonom bir helen devleti kurulması için aristidis steryadis'e talimat vermiş ve 30 temmuz 1922'de başkenti izmir olan sözde iyonya cumhuriyeti kurulmuştur...
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2112786/+

    başkenti izmir olan iyonya cumhuriyeti şu şehirlerden oluşuyordu;
    -izmir,
    -manisa,
    -bergama,
    -ödemiş,
    -söke,
    -edremit...

    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2112788/+

    iyonya devleti'nin kurulmasına yukarıda yazdığımız sebeplerden ötürü ingilizler de destek vermişlerdir.
    yukarıda yazdığımız üzre, dünya nezdinde yunanistan işgalciydi ve anadolu'da yaptığı katliamlar tepki topluyordu.
    oysa ki binlerce yıldır bu topraklarda yaşayan anadolu rumları tarafından kurulacak bir devletin varlığı ingilizlerin elini güçlendirebilirdi.

    bu sebeple ingilizlerin girişimiyle istanbul'da anadolu cemiyeti adında bir dernek kurulmuş, kurulan bu dernek vahdettin'in de onayını alarak osmanlı'ya bağlı iyonya devletinin kurulması için faaliyetlerde bulunmuştu.

    osmanlı'ya bağlı özerk iyonya cumhuriyeti, yunan bir vali tarafından yönetilecek, yunan ordusu tarafından korunacaktı...
    (bkz: ingiliz ve yunan orduları halifenin ordusudur)

    iyonya devleti işgalcilerin anadolu'da kurmayı düşündükleri kukla cumhuriyetlerden sadece biriydi.

    yine aynı şekilde karadeniz'de bir pontus cumhuriyeti kurulacaktı.

    güneyde ise fransızlar "klikya ermeni cumhuriyeti" kurmayı düşünüyorlardı...

    ingilizlerin kurmayı düşündükleri bir başka devlet de kürt cumhuriyeti'ydi...

    hamiş: ege bölgesinde kurulan bu iyonya cumhuriyeti'nin sevk ve idari merkezi, izmir'deki aya fotini kilisesiydi.
    aya fotini kilisesi işgalin ilk günlerinden itibaren işgalcilerin işkence merkezi olarak hizmet vermişti.
    yakalanan kuvayi milliyecilerimiz işte bu aya fotini kilisesinin zindanlarında işkence görmüş ve katledilmişlerdi. izmir metropoliti hrisostomos adlı eşkıya başı tarafından yönetilen bu kilise, anadolu-helen savunma örgütünün de silah ve mühimmat deposuydu. anadolu'daki rum çetelerine gönderilen silahlar hep buradan sevk edilirdi.
    30 temmuz 1922'de kurulan iyon cumhuriyeti'nin sözde valisi, sultan vahdettin'e bağlılığını bildirdiği güven mektubunu izmir vali vekiline sunduktan sonra işte bu aya fotini kilisesinde hrisostomos tarafından kutsanmıştır...

    eee, her çıkışın bir de inişi var tabi.

    9 eylül 1922'de izmir'in kurtuluşu'nun ardından bu aya fotini kilisesi bizzat mustafa kemal atatürk'ün talimatıyla top ateşine tutulmuş ve yerlebir edilmiştir.

    mustafa kemal atatürk gibi medeni, hatta yunan bayrağını çiğnemeyi reddedecek kalitede bir insan bile bu kilise denilen şer yuvasına karşı böyle öfke doluysa varın siz düşünün burada neler olduğunu.

    işte aya fotini kilisesinin türk topçusu tafafından yıkılması da bu iyonya cumhuriyeti'nin resmen sonu olan olaydır.
    (bkz: aya fotini kilisesi/#43431092)

    #tarih
    7 1 ...