#tarih

  • bugün 194. yıldönümü olan ve yunanistan'da bir dizi etkinlikle kutlanan olay...

    biz bu olaya "navarin baskını" diyoruz.
    baskın...
    yani bu olayda müttefik donanma gelip baskın yapmış ve donanmamızı kaybetmişiz gibi.

    işte tarihe bakış açımız bu kadar sığ.

    adamlar binlerce kilometre uzaktan geliyor, donanmalarını birleştiriyor ve bize ait limanda donanmamızı yakıyor ve biz buna "baskın" diyoruz.

    yani suç bizde değil. "baskın işte ya ne olacak ki...!"
    mantık bu amına koyayım...

    navarin dediğimiz yer şurası;
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2193901/+

    haritada işaretledim, rus donanması baltık denizinden açılıyor, britanya sahillerinde ingiliz donanması onlara katılıyor, ardından akdeniz'e giriyorlar ve fransız donanması da onlara katılıyor ve toplam 22 zırhlı savaş gemisi ile navarin önlerine geliyorlar.

    binlerce deniz mili yol yapan bu donanmadan osmanlı'nın haberi yok...!

    bu esnada bu müttefik donanma neden navarin'e geliyor?

    çünkü bu sırada yunan isyanı var.
    1821'de patlayan yunan isyanı, ilk olarak tam burada, mora yarımadasının güneyinde patlıyor. tripoliçe katliamı ile doruk noktasına ulaşan yunan isyanına, osmanlı lütfedip müdahale ediyor, bu arada osmanlı yunan isyancılarla başedemeyince kavalalı mehmet ali paşa'dan yardım istiyor ve kavalalı mehmet ali paşa da oğlu ibrahim paşa kumandasındaki mısır donanmasını mora'ya gönderiyor.

    tabi mısır'ın osmanlı'ya yardıma gelmesi ve yunan isyanına müdahil olması ingiltere, rusya ve fransa'yı kızdırıyor ve osmanlı'ya ultimatom veriyorlar ve yunanistan'a bağımsızlık verilmesini istiyorlar...

    osmanlı haliyle bunu kabul etmiyor ve mısır'dan gelen yardımla birlikte yunan isyanını bastırmaya çalışıyorlar.

    ve işte 20 ekim 1827 tarihine kadar bunda başarılı da oluyorlar.
    yunan isyancılar iyice köşeye sıkışmışken, müttefik donanması navarin'e geliyor, sonrası ise malum...

    oysa ki navarin'den 57 sene önce ruslar yine ta baltık'tan kalkıp çeşme önlerine gelmişler ve çeşme'de osmanlı donanmasını yok etmişler.

    aradan 50 seneden fazla zaman geçmiş, osmanlı bu olaydan ders almamış, aynı şekilde 2. defa donanmasını navarin'de kaybetmiş.

    1770'teki çeşme deniz muharebesinde rus donanmasının sadece 12 savaş gemisi vardı, buna karşılık osmanlı donanması 33 savaş gemisine sahipti, lakin rusların sadece 12 savaş gemisi donanmamızı çeşme'de yok etti.

    hoş biz çeşme'de yaşanan şey için de "çeşme baskını" tabirini kullanıyoruz.

    yani bizde bir suç yok. baskın işte ne yapalım, takdiri ilahi...!

    neyse, çeşme faciasının ardından geçen 57 sene içinde denizcilikte bir arpa boyu yol katedemeyen osmanlı, 60'dan fazla gemisini işte bu sözde navarin baskınında kaybetmiştir.

    baskın değil, bağıra bağıra gelen facia.
    iş bilmeyen, yönetilemeyen, liyakatsizlerin makam mevki sahibi olduğu bir devlet ve sonuç 50 senede 2 defa koca donanmanın kaybedilmesi.

    yahu ta baltık denizinden gelen, manş denizini geçen, cebelitarık'ı geçip akdeniz'e giren düşman donanmasından haberdar olmamak ve bunu "baskın" diye nitelendirmek mazereti olmayan bir öküzlükten başka bir şey değildir.

    oysa ki bundan sadece 250 sene önce barbaros, düşmanı andrea doria'yı yatak odasına kadar takip ettirir, ne yer ne içer ondan bile haberdar olurdu.
    ama ondan sonra denizciliğimizin durumu malum işte...

    #tarih
    7 1 ...
  • türk tarihinde, denizcilik tarihimizde kazandığımız en önemli zafer...
    bugün preveze zaferi'nin 483. yıldönümüdür.

    preveze zaferini kazandığımız yer şurası;
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2188913/+

    yunanistan'ın batı kıyısındaki preveze şehri ve buradan içeriye doğru giren arta körfezi doğal bir limandır.
    arta körfezine girebilmeniz için bir tarafında preveze kalesi, diğer tarafında actium kalesi olan dar bir kıstaktan geçmeniz gerekir.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2188918/+

    barbaros ve andrea doria'dan yüzyıllarca önce burada bir büyük deniz savaşı daha olmuş, octavianus ve agrippa'nın komuta ettiği roma donanması, marcus antonyus ve kleopatra'nın donanmasını burada mağlup etmişti.
    (bkz: aktium savaşı)

    tarih tekerrür mü edecekti? batının donanması, doğu'ya karşı bir kez daha mı üstün gelecekti?
    27 eylül'ü, 28 eylül'e bağlayan gece yarısı hiç şüphesiz ki andrea doria için bunun cevabı evetti...
    bu yüzden gemilerini aynı 1500 sene önce agrippa'nın topladığı düzende toplamış, barbaros'un da marcus antonyus'un yaptığı hatayı yapmasını beklemekteydi.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2188917/+

    osmanlı donanması arta(narta) körfezindeydi, preveze ve aktium kalelerini geçip arta körfezine girmek haçlılar için intihar anlamına gelirdi, o gece, doria bu nedenle 30 mil güneye yelken açtı ve rüzgar dindiğinde, lefkada adası yakınlarındaki sessola'ya demir attı.
    gece boyunca, o ve komutanları, en iyi seçeneklerinin inebahtı'ya bir saldırı düzenleyip barbaros'u savaşa zorlamak olduğuna karar verdiler.

    doria, armadasına son derece güveniyordu.
    nasıl güvenmesin ki?
    andrea doria'nın emrinde 2500'den fazla topa sahip, 600'den fazla gemi vardı.
    osmanlı donanması ise sadece 122 kadırga ve kalyon ile 366 topa sahipti.

    o gece andrea doria ve kurmayları, savaşı kağıt üzerinde(!) kazanmışlardı...

    lakin doria yine de temkinli davranıp kıyıdan uzak duruyordu, öyle ya, ters bir rüzgar esse ve doria'nın gemileri kıyıya doğru sürüklenip preveze ve actium kalelerinin top menziline girerlerse bu bir felaket olurdu.

    haçlı donanmasının kıyıdan uzakta durması barbaros'a bir avantaj sağlıyordu ve barbaros, marcus antonyus gibi hata yapacak biri değildi, doğuştan denizciydi...

    nitekim 28 eylül şafak vaktinde barbaros bu avantajlı konumunu kullanıp donanmasını güneye yöneltmişti, doria'nın kuvvetlerinin sol yanından da turgut reis 6 gemisi ile birlikte hücuma kalkmıştı.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2188916/+

    andrea doria ve kurmayları bu ilk şoku atlatıp demir alma emri verene kadar aradan geçen 3 saatlik süre boyunca osmanlı donanması haçlılara bir hayli zarar vermişti, nihayet savaşa hazır hale gelen andrea doria için bir sorun daha ortaya çıkmıştı, yelkenleri şişirecek bir gram rüzgar yoktu.

    buna mukabil osmanlı kadırgaları kürekler sayesinde hızla hareket ediyor ve andrea doria'nın gemilerini tek tek savaş dışı bırakıyordu.

    bu sırada venedik amiral gemisi olan devasa boyutlardaki galeone di venezia osmanlı kadırgaları arasında kalmıştı.

    venedik amiral gemisinin kuşatıldığını gören diğer haçlı gemileri o yöne doğru yardıma gittiler, bu esnada rüzgar çıkmıştı, andrea doria rüzgarla yelkenleri şişen kalyonlarını hızla manevra yaptırarak avantajlı konuma geçmek istedi.

    haçlı filosunun sol kanadında sicilya valisi ferrante gonzaga, sağ kanadında malta şovalyelerinin gemileri vardı.
    merkezde ise andrea doria ve yeğeni giovanni doria bulunuyordu. merkezin hemen gerisinde ise grimani ve capello'nun papalık ve venedik kadırgaları, onların hemen arkasında alessandro condalmiero (bondumier) komutasındaki venedik kalyonları ve francesco doria komutasındaki ispanyol-portekiz-ceneviz kalyonları bulunmaktaydı.

    osmanlı donanması ise y şeklinde bir dizilişe sahipti.
    barbaros, oğlu hasan reis, sinan reis, cafer reis ve şaban reis ile birlikte merkezdeydi.
    seydi ali reis sol kanada, salih reis sağ kanada, murat reis, güzelce mehmet reis ve sadık reis ile turgut reis arka kanada komuta ediyordu.

    osmanlı donanması ilk olarak haçlı filosunun sağ ve sol kanatlarına saldırdı.
    işte bu anda andrea doria, osmanlı donanmasının merkezine hücum etmekte tereddüt etti, rüzgarın yeniden azalmasını fırsat bilen barbaros, haçlı donanmasının tam merkezine hücum ederek, adamlarını haçlı gemilerine çıkarmaya başladı. andrea doria ateş üstünlüğü avantajını kullanmak istese de bunda başarısız oldu.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2188915/+

    gün sonunda, türkler 128 gemiyi batırdı, yok etti veya ele geçirdi ve yaklaşık 3.000 esir aldı. buna karşılık türk donanması tek bir gemi dahi kaybetmemişti. lakin devasa venedik amiral gemisi galeone di venezia'yı kuşatan birkaç osmanlı gemisinde ciddi hasar vardı.

    ertesi gün, 29 eylül şafağında haçlı donanması komutanlarının savaşıp bir önceki günün intikamını alalım önerisini andrea doria reddetti ve osmanlı donanması ile yeniden savaşa tutuşmak yerine korfu adasına doğru yelken açtı.

    kimbilir belki de andrea doria 29 eylül günü savaşsaydı bir önceki günün hesabını görebilirdi, yahut da yine aynı şekilde hezimete uğrayıp donanmasının geri kalanını da kaybedebilirdi. doria risk almamayı seçti ve böylece barbaros'un zaferi kesinlik kazanmış oldu...

    preveze; denizcilik tarihimizin şüphesiz ki en büyük başarısıdır. zaten preveze'den sonra bir de cerbe'de deniz zaferi kazandık, ondan sonra da bir daha deniz zaferi kazanamadık avrupalılara karşı ve denizciliğimiz sürekli gerilemeye başladı ve nihayet abdülhamid döneminde donanma haliç'te çürümeye mahkum edildi...

    preveze zaferinin en önemli sonucu, zaferden iki sene sonra venedik ile imzalanan barış antlaşmasıdır.
    bu antlaşma ile osmanlı venedik'e ait olan dalmaçya ve mora kıyılarındaki adaları, ege ve tüm doğu adriyatik adalarının kontrolünü ele geçirmiş, ayrıca venedik'ten 300 bin duka altın savaş tazminatı almıştır.

    yukarıda da bahsettiğim gibi, preveze deniz muharebesi, doğu ile batı'nın aynı yerde 1500 yıl aradan sonra ikinci kez kapışmasıdır.
    aktium'da agrippa ve marcus antonyus'un filoları neredeyse birbirine denk kuvvetlerdi, preveze'de ise haçlı donanması osmanlı'nın neredeyse 3 katıydı.
    barbaros hiç şüphesiz ki marcus antonyus'un 1500 sene önce yaptığı hatadan bir ders çıkarmış, coğrafi konumunun avantajını en ince ayrıntısına kadar kullanmış ve bir zafer kazanmıştı.

    zaferden sonra barbaros acaba; "şimdi marcus antonyus'un öcünü aldık" demiş midir? bilmiyoruz...
    (bkz: hektor un öcünü aldık)

    preveze zaferimizin 483. yıldönümü kutlu olsun.
    enginleri mavi vatan yapan denizlerdeki efsane atalarımızın ruhları şad olsun...
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2188914/+

    #tarih
    11 0 ...
  • siz yunanistan'ın milli marşını biliyor musunuz?
    belki duymuşsunuzdur.
    ya sözleri?
    sözlerini biliyor musunuz?

    boğulsun her türk tohumu...
    allah diye bağıran köpekler...
    allah diye böğürerek ölen pislikler...
    pis kanları ovada akan türkler...
    sefil artıklar...

    bu mısralar yunanistan'ın ve kıbrıs rum kesiminin milli marşı olan ymnos eis tin eleftherian adlı marşta geçer.

    bu soysuzluk ve nefret dolu marşı incelemiş şunları yazmıştım lütfen okuyunuz;
    (bkz: yunan milli marşındaki nefret söylemi ifadeleri/#44600141)

    işte yunan milli marşının bu nefret söylemli mısralarının kökeni, 200 yıl önce yapılan tripoliçe katliamıdır...

    ben bir mübadil torunuyum ve mübadiller ile ilgili çok şeyler yazdım, çok araştırmalar yaptım şimdiye kadar.

    mübadil olarak gelen atalarımız arasında girit'ten, selanik'ten, yanya'dan, drama'dan, kavala'dan, midilli'den, serez'den ve sair yerlerden gelmişler.
    lakin yunanistan'ın neredeyse her yerinden türkiye'ye mübadil gelmiş, yalnız tek bir yerden hiç mübadil gelmemiş, mora'dan...

    evet, 1460'ta fethedilen ve tam 361 yıl osmanlı egemenliğinde kalan mora'da tek türk kalmamış mübadil olarak gelecek.

    oysa ki resmi kayıtlarda 1821 yılına gelindiğinde mora'da yaşayan 50 bin civarında türk-müslüman var, 1821'den sonra bu sayı sıfır...

    tripoliçe dediğimiz yer şurası;
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2188344/+

    mora yarımadasının tam orta noktasında.

    işte bu mora yarımadasının en güney noktası olan mani yarımadasında başlayan yunan isyanı, tam 6 ay sonra mora yarımadasındaki en büyük osmanlı garnizonuna sahip olan tripoliçe kentine ulaştı.
    isyancı yunanlar tripoliçe kentini kuşattılar.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2188346/+

    23 eylül 1821 günü yunan isyancılar tripoliçe kent merkezini ele geçirmeye başladılar, yunanlar kente girer girmez, filiki eterya milisleri tripoliçe'de katliama başladı.
    filiki eterya'nın yaptığını diğer yunan isyancılar izlediler ve tripoliçe'de onbinlerce türk ve yahudi vahşi bir şekilde katledildiler...
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2188348/+

    ingiliz tarihçi walter alison phillips, tripoliçe katliamını şöyle aktarmıştır;

    *üç gün boyunca kadınlar ve çocuklar, öldürülmeden önce işkencelere tabî tutuldu. katliam o kadar büyüktü ki, kolokotronis kapıdan hisara kadar atının ayaklarının yere hiç dokunmadığını söyledi.

    *şehirdeki yunan zaferinden sonra yol kenarları cesetler ile doldu. kadınların ve çocukların bulunduğu müslüman kitleleri, yakınlardaki dağlarda sığır gibi doğrandı.

    william st. clair ise yabancı subayların gördüklerini şöyle aktarmıştır;

    *10 bin üzerinde türk öldürüldü. paralarını sakladığı şüphe edilen tutsaklar işkence edildi. kolları ve bacakları kesildi ve ateşin üzerinde yavaş yavaş kızartıldılar.

    bazı yunan kaynakları da tripoliçe katliamından şöyle bahseder;

    *hamile olan kadınların karınları kesildi, kafaları kesildi ve köpek kafaları bacaklarının arasına sokuldu. cumadan pazara kadar hava çığlık sesleriyle doluydu.... bir yunan 90 kişiyi öldürdüm diye övünüyordu. yahudi topluluğu sistemli bir şekilde işkenceden geçirildi..

    *haftalarca aç bırakılan türk çocukları çaresiz yıkıntıların arasında koşarken yunanlar tarafından yere atıldılar sonra vuruldular.... su kuyuları cesetlerle dolduruldu..."

    *yunanistan'daki türkler arkalarında az iz bıraktılar. 1821 ilkbaharında dünyanın geri kalanı tarafından arkalarından gözyaşı dökülmeden ve fark edilmeden aniden yok oldular. bir zamanlar yunanistan'ın bütün ülkenin etrafına dağılmış büyük bir türk nüfusuna sahip olduğuna bile inanmak zordu. bu ailelerin arasında varlıklı çiftçiler, tüccarlar, memurlar yaşıyordu ve yüzlerce yıl boyunca burada yaşamış ve buraları kendi yurtları olarak kabul etmişlerdi...
    kasıtlı ve acımasızca öldürüldüler ve hiçbir zaman pişmanlık gösterilmedi.

    tripoliçe...
    mora'nın tam ortasında bir türk şehriydi ve bundan tam 200 sene önce, 23-26 eylül tarihleri arasında tam 3 gün boyunca bu şehirde büyük bir katliam, hatta soykırım yaşanmıştı.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2188352/+

    yunan isyancı komutan teodoros kolokotronis anılarında tripoliçe'de tam 32 bin kişinin katledildiğini yazmıştır.
    hatta aynı kişi tripoliçe'deki korkunç katliamı şöyle aktarmıştır;
    "kapıdan hisara kadar atımın ayakları hiç yere değmedi..."
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2188349/+

    tripoliçe'de yaşananlar 1821'de başlayan bir soykırımın sadece bir bölümüydü...
    esasen bu katliam göz göre göre gelmişti...

    tripoliçe ve mora'daki katliamların baş aktörü olan filiki eterya örgütü, yunanistan'dan çok uzakta, odessa'da 1814 yılında kurulmuştu.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2188353/+

    ve filiki eterya örgütü, yunan bağımsızlık savaşını, yunanistan'dan çok uzakta, eflak ve boğdan'da başlatmıştı.

    ilginçtir sevgili arkadaşlar, 18. yüzyılın başına kadar osmanlı, eflak ve boğdan voyvodalarını yerel rumen beylerinden atarlarken, birdenbire bu yönetim şekli değişmiş ve eflak ve boğdan voyvodaları bizzat merkezden ve istanbul'da yaşayan fenerli rum ailelerden atanmaya başlanmıştı...

    işte 1821'de eflak'ta ilk yunan isyanını başlatan kişi olan Aleksandr ipsilanti de köken olarak istanbullu bir rum olan eflak voyvodası Konstantin ipsilanti'nin oğluydu. Aleksandr ipsilanti aynı zamanda rus çarı'nın yaveri ve filiki eterya'nın da başkanıydı...

    düşünsenize, eflak'a bir voyvoda atıyorsunuz, bu voyvodanın oğlu baş düşmanınız olan rus çarı'nın yaveri ve de sizi bölme amaçlı kurulan bir derneğin/örgütün başkanı.
    osmanlı'nın acziyetine, işbilmezliğine bakar mısınız?
    esasen bu atamaların benzerlerini günümüzde de yaşıyoruz, bir düşünün nasıl türk düşmanları, devlet düşmanları, esasen abd vatandaşı olan kişiler nerelere atanıyor bugünlerde...
    neyse siyaset yapmayalım, ama siyasetsiz de olmuyor işte, dün yaşananlardan, yapılan hatalardan ders alınmamış aradan geçen 200 seneye rağmen...

    işte bu filiki eterya'nın başkanı olan Aleksandr ipsilanti, osmanlı topraklarındaki ilk yunan isyanını burada, eflak ve boğdan'da başlatmış, kısmen başarılı olsa da bu isyan osmanlı tarafından bastırılmıştır.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2188354/+

    lakin eflak ve boğdan'da ayaklanan yunan milisler, osmanlı'ya karşı nihayi sonucu elde edebilecekleri coğrafyaya, mora'ya kaçmayı başarmışlardı. (rus donanması sayesinde)

    eflak ve boğdan'da ilk isyanı gerçekleştiren yunanlar, 1821 yılı şubat ayında mora'nın en güney noktasındaki mani yarımadasında asıl isyanı başlatmışlar, kısa süre içerisinde Mezistre, Landor, Fenar, Badrine'deki müslüman türkleri yerlerinden etmişler, navarin'i kuşatıp burada tripoliçe'nin öncüsü olan navarin katliamını gerçekleştirmişler ve nihayet mora'daki tüm müslüman, türk ve yahudilerin sığındıkları tripoliçe'yi kuşatarak katliamın doruk noktasına çıkmışlardır.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2188355/+

    tripoliçe, yunan isyanı'nın kırılma noktasıdır.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2188351/+

    yunanlar, bir yıl sonra tıpkı mora'daki isyanın bir benzerini sakız adasında da gerçekleştirmiş, sisam adasından sakız'a gelen isyancılar burada şiddetli bir isyan çıkarmış, lakin osmanlı bu isyanı aynı şiddette bastırmıştır. (bkz: sakız katliamı)

    osmanlı, öyle bir acziyet içindeydi ki, mora'da yaşananlara bir türlü müdahale edemiyordu.
    zira yunanistan'ın kuzeyi, tepedelenli ali paşa tarafından kontrol ediliyordu, tepedelenli ali paşa burada kendisine özerk bir yönetim kurmuş, osmanlı ile savaş halindeydi. yani osmanlı, kendi atadığı bir valiyi geçip, isyanın çıktığı mora'ya ulaşamıyordu.

    *******************
    ara not: tepedelenli ali paşa, yunan isyanı'nın çıkmasının baş sebeplerinden biridir, epir ve teselya'da yaptığı katliamlar ile türkler ve yunanlar arasında kesin ve kalıcı ayrılığın ve düşmanlığın temelini bu adam atmıştır.
    (bkz: zalongo dansı/#43074564)
    ******************

    ayrıca osmanlı, mora'ya denizden de müdahale edemiyordu, zira çeşme baskını ile yok olan donanmasını daha yerine koyamamıştı.

    acziyet içindeki osmanlı isyanın bastırılması için ingiltere ve fransa'dan yardım istedi, ayrıca kavalalı mehmet ali paşa'dan mora'ya müdahil olmasını, isyanı bastırması halinde mora ve girit'i kavalalı'nın yönetimine bırakacağını belirtti.

    kavalalı mehmet ali paşa, oğlu ibrahim paşa (tosun paşa'nın abisi) komutasındaki bir donanmayı mora'ya gönderdi, lakin bu kez rusya, ingiltere ve fransa bu duruma itiraz ettiler, dolayısıyla kavalalı'nın müdahalesi de yeterli olmadı.

    tripoliçe katliamından 1 sene sonra osmanlı karadan dramalı mahmut paşa komutasında 40 bin kişilik bir ordu gönderebildi, lakin korint'e kadar gelen osmanlı ordusu, Teodoros Kolokotronis komutasındaki yunan isyancılar karşısında ağır bir yenilgi alarak geri çekilmek zorunda kaldı.

    böylece 1822 yılında mora tamamen elimizden çıkmış ve yunan isyancıların kontrolüne geçmiş oldu. nihayet 1827 yılında navarin'de osmanlı ve mısır donanmalarının ingiltere, fransa ve rusya tarafından yok edilmesi ile yunan bağımsızlık savaşı son bulmuş olacaktı...
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2188347/+

    bundan böyle ne tripoliçe'den, ne de mora'daki başka bir yerde yaşananlardan osmanlı'nın haberi dahi olmayacak, acziyet içindeki imparatorluk, 360 yıl hükmettiği toprakları onbinlerce vatandaşını kaybederek, kanlı bir şekilde terk edecekti...
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2188345/+

    dile kolay...
    tam 200 sene geçmiş aradan.
    kayıt tutmayan, vatandaşını önemsemeyen acziyet içindeki bir devlet, 200 sene önce yapılan soykırıma karşı kendini savunamamış, ardıllarına da bu soykırımı savunacak belgeler bırakamamış.

    200 sene önce mora'da ve tripoliçe'de yaşananları yabancı kaynaklardan öğreniyoruz, hatta ve hatta yunanların yaptığı belgesellerden anlıyoruz vahşetin boyutlarını...

    tripoliçe ve mora'da yaşananlara dair yunanların yaptıkları bir belgesel;
    https://www.youtube.com/watch?v=-X25WQ5KSMo

    #tarih

    ***************************
    yararlandığım bazı kaynaklar;
    https://belleten.gov.tr/tam-metin-pdf/2448/eng
    https://greekreporter.com...reek-war-of-independence/
    https://dergipark.org.tr/...nload/article-file/607092
    https://avim.org.tr/en/An...ASSACRE-BBC-AND-FAKE-NEWS
    https://bylge.com/p/yunan...-5ea8d6635ebbb40008db0958
    https://en.wikipedia.org/...Greek_War_of_Independence
    https://en.wikipedia.org/wiki/Siege_of_Tripolitsa
    15 1 ...
  • futbol şüphesiz ki kitleleri peşinden sürükleyen bir oyun...

    bu başlık altında futbol tarihine dair birkaç yazı daha paylaşmıştım.

    ama benim futbolun en sevdiğim yanı o ünlü söz.

    "futbol asla sadece futbol değildir..."

    işte ben, futbolun bu yanıyla daha çok ilgiliyim...
    ve araştırdıkça görüyorum ki, futbol gerçekten de asla sadece futbol değil...

    hüsnü savman adını duydunuz mu hiç?

    hüsnü savman, beşiktaş'ın unutulmaz sol beklerinden biri.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2186528/+

    beşiktaş camiasında "baba" denildiğinde akla baba hakkı gelir, lakin hüsnü savman, beşiktaş'ın "baba" lakaplı ilk futbolcusudur.

    yani beşiktaş'ın ilk "baba"sı baba hüsnü'dür.

    baba hüsnü, aynı zamanda beşiktaş'ın ilk milli futbolcusudur.

    baba hüsnü ile ilgili rutin bilgileri şurada bulabilirsiniz;
    https://tr.wikipedia.org/wiki/H%C3%BCsn%C3%BC_Savman

    bunlar herkesin bildiği, ulaşabildiği bilgiler.

    baba hüsnü'nün yaşamında bizi ilgilendiren hikaye ise bambaşka...

    baba hüsnü, aynı zamanda bir istihbaratçıdır...

    baba hüsnü, 1930'lu yıllarda istihbarat adına çalışıyor ve dinamo kiev'in ve sscb milli takımının ukrayna asıllı ünlü futbolcusu Konstantin Shchegotsky'i angaje ediyor ve türk istihbaratı için bu futbolcudan yıllar boyunca faydalanıyor.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2186527/+

    Konstantin Shchegotsky'nin türk istihbaratı tarafından angaje edildiği 1938 yılında ortaya çıkıyor, tutuklanıyor ve kgb tarafından yapılan sorgulamasında beşiktaşlı futbolcu hüsnü savman tarafından işe alındığını itiraf ediyor...

    ne muazzam bir hikaye değil mi?

    peki hüsnü savman, Shchegotsky'i nasıl angaje etmiş dersiniz?

    shcegotsky'e bir maç sonunda, istanbul'da bir genelevde Savman'ın organize ettiği bir kadın tuzağı kurulmuş, fotoğraflanmış ve şantaj ile angaje edilmiş.
    Angaje esnasında yüklü miktarda para da verilmiş ve bunun karşılığı eleman makbuzu imzalanırken de bu belgelenmiş ve Shchegotsky bu andan itibaren hüsnü savman'ın muhbiri olarak türk istihbaratı için çalışmaya başlamış...

    bizler beşiktaş camiasında hep süleyman seba'yı istihbaratçı olarak bilirdik. meğer rahmetli süleyman seba'dan başka bir de baba hüsnü varmış...bir baba hüsnü gelmiş geçmiş bu dünyadan...

    bir zamanlar bu ülkede işte böyle futbolcular yaşıyordu sevgili arkadaşlar.

    şimdi demirin tuncuna, futbolcunun piçine kaldık malesef...

    gördüğünüz gibi, futbol asla sadece futbol değildir...

    geçmiş zaman olur ki, hayali cihan değer...

    baba hüsnü'nün ruhu şad olsun...
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2186529/+

    #tarih
    6 0 ...
  • ilginç bir mitolojik gerçek...

    nasreddin hoca kimdir, yaşamış mıdır, yaşamamış mıdır???
    yıllar yılı bu soruları sorduk, ama hiç rahatsız olmadık, zira kendisi mitolojimizin özgün bir karakteri.
    bilgeliği, akıllılığı, mizahı ile içimizden çıkmış biri...
    kimileri onun ahi evran olduğunu söylerler. ben de bu görüşe katılanlardanım.
    ahi evran'ın karakteri, nasreddin hoca adı verilen mitolojik bir karakterle özdeşleştirilmiş olabilir.

    lakin nasreddin hoca'nın orijinal çıkış yeri çin'dir...

    tang hanedanı dönemi çin'inde ortaya çıkmıştır ilk nasreddin hoca. (618-907)

    şimdi sizleri bir abi ile tanıştıracağım.

    bu abimizin adı; zhang guo lao;
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2185860/+

    zhang guo lao adlı abimiz, taoculuk'ta geçen sekiz ölümsüz'den (ba xian) biri.

    taocu felsefede sekiz ölümsüzün her biri farklı bir şeyin sembolüdür. kimisi gençlik, kimisi yaşlılık, kimisi güç kuvvet, kimisi asalet...

    işte bu zhang guo lao abimiz de özgürlük ve seyahat(seyyahlık-gezginlik) sembolüdür taocuların sekiz ölümsüzü içinde...

    bol bol seyahat ettiği için başından pek çok macera geçmiş ve yaşadığı bu maceralar da halk edebiyatına konu olmuş, yüzyıllar içinde anlatılıp durmuş.

    zhang guo lao abimizin en bilinen özelliği kara bir eşeği olması (karakaçan) ve bu eşeğe ters binmesidir.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2185861/+

    yine zhang abimiz ile ilgili hikayelerin kimisi tang hanedanı döneminde anlatılır, kimisi de tang hanedanı sonrası dönemi kapsar.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2185862/+

    tıpkı kimin gibi?
    nasreddin hoca gibi.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2185863/+

    nasreddin hoca da biliyorsunuz ki selçuklu döneminde, hatta moğol işgal döneminde yaşadığı rivayet edilir. lakin kendisi hakkında anlatılan bazı hikayeler bu dönemden 200 yıl sonrasına aittir. (nasreddin hoca ve timur gibi...)

    işte orta asya'dan göç ederken, orada hikayeleri anlatılan taocu zhang abimiz, anadolu'ya geldiğinde nasreddin hoca oluvermiş bir şekilde.
    taocu bilgemiz, müslüman olmuş aynı zamanda ve türk kültüründeki yerini almış...

    zhang guo lao'ya tesadüfen rastladım, ilgimi çekti ve araştırdığımda nasreddin hoca ile olan fevkalade benzerliği dikkatimi çekti ve yazmak istedim...

    sonuç olarak yüzyıllardır nasreddin hoca olarak bildiğimiz itolojik karakter çin menşeili çıktı iyi mi???

    isterseniz kendisini daha detaylı olarak şuralardan araştırabilirsiniz.
    https://www.newworldencyc...a.org/entry/Zhang_Guo_Lao
    https://library.um.edu.mo/ebooks/b32375608.pdf

    not: ama bakın daha bitmedi, her şey yeni başlıyor. uzunca bir süredir mevlana'yı araştırıyorum, az kaldı, onu da yazıp sizlere bir şok daha yaşatacağım...

    #tarih
    #mitoloji
    #kültür
    13 0 ...
  • 23 ağustos 1921-13 eylül 1921...

    sayın bakalım...

    tam 22 gün...
    22 gün 22 gece...

    dile kolay...yarı aç, yarı susuz 22 gün 22 gece boyunca varını yoğunu ortaya koyuyorsun.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2184880/+

    ve kendinden hem sayı olarak, hem donanım olarak çok üstün, moralli ve taarruz eden düşmanı anadolu'nun bozkırında durduruyor ve kovalamaya başlıyorsun.

    düşman işgali, bu 22 gün 22 geceden sonra düşman savunmasına dönüşüyor.

    vatanını işgal eden düşmanı, polatlı'da kovalamaya başlıyorsun ve ancak 1 sene sonra izmir'den söküp atabiliyorsun...

    bu öyle böyle bir zafer değil.
    tam 224 sene süren bozgun ve geri çekilmenin son safhası artık.

    sakarya meydan muharebesinin detayları: (bkz: #45011873)

    bugün büyük ve kutlu bir zaferin 100. yıldönümü.

    ve malesef benim içim acıyor...

    türk milletinin makus talihinin değiştiği bu muhteşem zaferin 100. yıldönümünde ne gazetelerde, ne televizyonda, ne de sosyal medyada hiçbir şey yok...

    polatlı'da kıytırık bir tören gördüm sadece.

    sakarya zaferini gazi meclis kazandı.
    peki ya tbmm başkanı nerede?

    sakarya zaferini gazi başkomutan kazandı.
    peki ya son zamanlarda kendine "başkomutan" dedirten adam nerede?

    böyle zaferlere sahip milletler çok azdır tarihte.

    sakarya bizim stalingradımızdır.
    gidin bakın rusya stalingrad muharebelerini nasıl kutluyor görün.

    en üst düzeyde katılımla...

    peki ya biz?
    hele hele 100. yıldönümünü çok görkemli kutlamamız gereken bir zaferi hatırlamıyoruz bile...

    sakarya, büyük taarruz, dumlupınar, izmir'in kurtuluşu...

    sanki bunlar hiç yaşanmamış gibi...

    22 gün 22 gece düşmanla çarpışan dedelerimiz, kolu kopan, bacağı kopan, gözü kör olan gazilerimiz...bize 22 gün 22 gece mücadele ederek kutlu bir vatan verdiniz.

    ama biz bu vatanı hakedemedik...bizi asla affetmeyin...

    sakarya zaferimizin 100. yılı kutlu olsun...

    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2184881/+

    #tarih
    10 0 ...
  • 9 eylül 1922 günü, kahraman türk ordusunun izmir'e girişi ile birlikte yunanların nasıl denize döküldüğünü anlatarak, "keşke yunan galip gelseydi" diyen şerefsiz itlerin yüzüne tarihi gerçekleri bir tokat gibi vuran yunan'dır.

    evet, biliyorsunuz, "keşke yunan galip gelseydi" diyen şarlatanın izinden giden milyonlarca çomar var ülkemizde, bu cahil, bu hain çomarlar "yunan'ı denize dökme hikayesi abartıdır" hatta "yalandır" diye zırvalıyorlar.

    işte bu tartışmaya bir yunan nokta koymuş.

    izleyiniz bakınız yunan nasıl denize dökülmüş 9 eylül'de;
    https://youtu.be/9GUWtbNjDKI?t=620

    burada konuşan şahıs kanada'da yaşayan bir anadolu rumu.

    dedesi yunan ordusunda savaşmış ve canını zor kurtarmış. dedesinin kardeşi ise izmir'de milli kuvvetlerimiz tarafından cezalandırılmış.

    adam kurtuluş savaşı araştırmalarına yıllarını vermiş.

    bakınız yunanların denize döküldüğünü videoda gayet açık bir şekilde anlatıyor.
    "türk kuvvetlerinden kaçan yunanlar fransız gemilerine tırmanmaya çalıştılar ama fransızlar halatları kestiler" diyor...

    ingilizce bilmeyenler için alt yazı seçeneği de mevcut.

    milli mücadeleyi küçük gören, karalamaya çalışan namussuz şerefsizler...
    işte denize dökmedik dediğiniz yunanların itirafları...

    yunan izmir'de denize dökülmüş mü?
    dökülmüş.

    konu kilit...

    #tarih
    3 0 ...
  • Bundan 70 sene önce Abd'li diplomatların vayt hauz'da dillendirdiği ifade. Zeytinyağlı yiyemem aman türküsü de bunun için uydurulmuş hatta ve hatta 1987'de afyon'a gelip konser veren queen bu türküyü de seslendirmiştir.

    #tarih
    #hergünyeni1bilgi
    2 3 ...
  • selam gençler...

    şu adamı hiç gördünüz mü? tanıyor musunuz???
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2182104/+

    bu adamın adı, nikolaos trikupis...

    trikupis'i şu capslerden tanıyor olmalısınız;
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2182105/+

    ama yanlış bunlar, zira trikupis izmir'e varamamış dolayısıyla suya girme fırsatı bulamamıştır.
    zira kendisi bundan tam 99 sene önce bugün uşak'ta türk ordusuna teslim olmuş yunan orduları başkomutanıdır.
    (bkz: 2 eylül 1922 nikola trikupis in teslim olması/#42075524)

    neyse, konumuz trikupis'in teslim olması değil. daha eğlenceli bir konu...

    trikupis, 1918 yılında tümen komutanı olarak geldiği anadolu'da geleceği parlak, başarılı bir komutan olarak nam salmıştı.

    1921 yılına gelindiğinde trikupis yunan küçük asya ordusunun başkomutanı papulas'ın ardından işgalin 2. komutanı olmuş, yunan orduları kuzey grup komutanlığına getirilmişti.

    bu ünvan ile, kütahya-eskişehir muharebeleri neticesinde eskişehir'i ele geçirdi.

    eskişehir'i ele geçiren trikupis, burada bir basın toplantısı düzenleyip konuşma yaptı.

    konuşmasında "bizi artık kimse durduramaz, buradan kayseri'ye kadar gideriz, talas'ta kahvemizi içeriz" demişti.

    trikupis bu söylemi kullanmıştı, zira sakarya meydan muharebesi öncesi tbmm'nin ankara'dan kayseri'ye taşınması gündeme gelmişti.

    ******************************

    fakat hesaplar tutmadı.
    trikupis'in bu açıklamasından sadece 3 ay sonra yunan ordusu sakarya'da durduruldu, geri çekilmek zorunda kaldı.
    trikupis savunmaya geçmişti, artık yunan ordularının güney grup komutanıydı ve afyon'u savunmakla görevliydi.

    26 temmuz'da başlayan büyük taarruz yunanların küçük asya macerasının da sonu olmuştu.
    büyük taarruz neticesinde 2 eylül 1922'de trikupis esir alınmış, 3 eylül 1922'de de türk ordularının ebedi başkomutanı mustafa kemal paşa'nın huzuruna getirilmişti.

    mustafa kemal paşa burada kendisine "hoşgeldiniz" demiş ve; "generalim, tebrik ederim, yunan orduları başkomutanlığına atandınız, bunu bildirmek için dünden beri telsizle sizi arıyorlar..." diyerek trikupis ile inceden dalga geçmişti...

    fakat bu ayar yetmemiş olacak ki, mustafa kemal paşa, trikupis'e bir ayar daha vermeye hazırlanıyordu.

    trikupis esir olarak bir süre türkiye'de kalacaktı.
    esir komutanlar önce ankara'ya gönderildi, ardından mustafa kemal paşa'nın emri ile esaret sürelerini geçirmek üzere kayseri-talas'a gönderildiler.

    böylece sadece 1.5 sene önce kayseri'ye kadar gidip talas'ta kahve içme hayalleri kuran yunan orduları başkomutanı'nın hayali gerçekleşmiş(!) oldu.

    belge: general trikupis esaretini geçireceği talas yolunda.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2182106/+

    mustafa kemal'in verdiği ayarlar bile eşsiz gerçekten.
    sen onca savaş gör, milleti ayağa kaldır, günlerce yorgun uykusuz cephelerde kafa patlat, ama trikupis'i kendi hayali ile vur ve muazzam bir ayar ver...

    geçmiş zaman olur ki, hayali cihan değer...

    #tarih

    yaşa mustafa kemal paşa yaşa...
    6 0 ...
  • alternatifsiz değildik...

    öncelikle şunu çok iyi biliniz ki, biz sovyetlerden karşılıksız bir yardım, bir hibe almadık sevgili arkadaşlar.

    sovyetlerden aldığımız tüm yardımları kuruşu kuruşuna geri ödedik.
    (bkz: tütün fındık incirin sırtında yükselen cumhuriyet)

    evet, karşılığını tütün ile, fındık ile, narenciye ile ödedik sovyetlere.

    yine sovyetlere tütün, fındık, incir, narenciye verip sanayi tesisleri kurduk.

    yani şunu o kafanıza sokun, cumhuriyetimiz bir namus abidesidir ve kimseye minnet edilmeden, bağımlı, bağlantılı kalınmadan kurulmuş muazzam bir eserdir.

    bunu anlamanızı beklemiyorum, zira gerek kurtuluş savaşı hakkında, gerekse cumhuriyetin ilk yıllarında yapılanlarla ilgili bildikleriniz son derece kısıtlı şeyler ve hiçbiriniz de ayrıntılara dalıp incelemediniz...

    o halde yazının başına dönelim.

    sovyet yardımı olmasa ne olurdu?

    alternatifsiz değildik...

    basil zaharoff adını duydunuz mu hiç?

    basil zaharoff muğla doğumlu rum asıllı bir osmanlı vatandaşıdır, dünyaca ünlü silah tüccarı, savaş lordudur.
    ingilizlerin yunanistan'ı anadolu'ya işgale götürmesinin sebebi basil zaharoff'tur.
    zira basil zaharoff silah tüccarı olduğu gibi aynı zamanda uluslararası bir tefecidir ve yunan hükümetinin kendisine son derece yüksek meblağda borcu vardır.

    basil zaharoff yunanistan'ın anadolu'yu işgalini hem alacağını tahsil etmek, hem de yunanistan'a yeni silahlar satmak için desteklemiş ve bu işe ön ayak olmuştur.
    bu işgal için yunan hükümetine borç verip silah satarken aynı zamanda tam yarım milyar altın frank da bağışta bulunmuştur.

    tabi tüm bunların bir karşılığı vardı.

    yunan işgali başarılı olması halinde anadolu'daki tüm maden sahalarının ruhsatı basil zaharoff'a verilecekti.

    ama bir yere kadar.

    sakarya zaferinin ardından her şey tersine döndü.

    yunan ordusu afyon-kütahya hattında çakıldı.
    fransızlar ve italyanlar tbmm hükümeti ile anlaşma yoluna gittiler.

    ve her şey tersine dönerken, basil zaharoff da 180 derece döndü.

    istanbul'da bulunan şirket temsilcisine talimat vererek mim mim grubu ile temas kurmasını sağladı.

    dünyanın en büyük silah tüccarı, türk ordusuna istediği kadar top, silah, cephane vermeye hazırdı.
    istenilen her şeyi mersin limanında teslim edeceklerdi. karşılığında 5 kuruş para istemiyordu. "bedelinin savaştan sonra ödenmesine razıyız" diye teklif gönderdiler ankara'ya.

    tabi büyük taarruz'a hazırlanan ankara için bu teklif çok önemliydi.

    teklif mustafa kemal paşa'ya arz edildi.

    mustafa kemal paşa şu cevabı verdi;
    "böyle fırsatlardan yararlanarak savaşı daha önce bitirebiliriz, ama sonra bunu biza ağır ödetirler. biz türkler, dünyayı soymadığımız için yoksuluz. bu fırsattan yararlanarak bizi, geleceğimizi satmaya zorluyorlar. istanbul'a bildiriniz, teklifi reddetsinler ve teması kessinler..." (kaynak: nutuk)

    ve başkomutan şöyle devam etti;
    "bak çocuk...! minnet altında kalmamak için yarı aç olmamıza rağmen sovyetlere 600 ton tahıl gönderdik..." (kaynak: nutuk)

    yani sevgili gençler, mustafa kemal paşa'nın da dediği gibi, sovyetlere bir minnetimiz, bir göbek bağımız yoktur.
    sadece sovyetlere değil, hiç kimseye bir minnetimiz yoktur.
    verdiğimiz savaş, girdiğimiz mücadele dünya tarihinin gördüğü en şerefli, en namuslu mücadeleydi.

    savaşın en çetin yıllarında bile, sırf savaşı kazanmak uğruna mustafa kemal paşa kimseye taviz vermemişti.

    sadece basil zaharoff ve sovyetler değil, amerikalı, japon, ingiliz, fransız ve italyan silah tüccarlarından da benzer teklifleri aldık.
    bedelini ödemediğimiz tek bir silah almadık, bedelini ödemediğimiz tek bir mermiyi düşmana sıkmadık...

    işte mustafa kemal paşa ve arkadaşları 4 sene süren kurtuluş savaşımızda bu dik duruşu sergiledikleri için, savaş sonrası kurulan genç türkiye cumhuriyeti dünya tarihinde görülmemiş bir sanayi hamlesi gerçekleştirdi ve iktisadi başarı kazandı...

    o yüzden "sovyet yardımı olmasaydı ne yapardık" demek, sadece ve sadece bir cehalet örneğidir, mustafa kemal'i tanıyamamaktır.

    sovyet yardımı olmasaydı da biz kutsal mücadelemizi kazanırdık...

    #tarih
    8 0 ...
  • tarihimizin şan ve şeref dolu sayfaları arasında haklı yerini almış olan, başkomutan mustafa kemal paşa tarafından tüm birliklere tebliğ edilen cephe emridir.

    1 eylül 1922 tarihli cephe emri tam metni şöyledir;

    --- cephe emri ---

    türkiye büyük millet meclisi orduları!

    afyonkarahisar-dumlupınar büyük meydan muharebesi’nde zalim ve mağrur bir ordunun anâsır-ı asliyesini (asıl unsurlarını) inanılmayacak kadar az bir zamanda imha ettiniz.
    büyük ve necîb milletimizin fedakârlıklarına lâyık olduğunuzu ispat ediyorsunuz.
    sahibimiz olan büyük türk milleti istikbalinden emîn olmaya haklıdır.

    muharebe meydanlarındaki maharet ve fedakârlıklarınızı yakından müşahade ve takip ediyorum.
    milletimizin hakkınızdaki takdirlerine delâlet (kılavuzluk, aracılık) etme vazifemi mütevâliyen (ardarda) ve mütemadiyen (aralıksız şekilde) ifa edeceğim.

    başkomutanlığa teklifatta (tekliflerde) bulunulmasını cephe komutanlığı’na emrettim.

    bütün arkadaşlarımın anadolu’da daha başka meydan muharebeleri verileceğini nazar-ı dikkate alarak ilerlemesini ve herkesin kuvâ-yı akliyesini (aklının gücünü), yiğitliğini ve menâbî-i celâdet (kahramanlığının kaynaklarını) ve himmetini müsabaka ile ibzâle (yarışırcasına bol bol harcamaya) devam eylemesini talep ederim.

    ordular! ilk hedefiniz akdeniz’dir. ileri!

    türkiye büyük millet meclisi reisi
    başkumandan
    mustafa kemal.

    --- cephe emri ---

    *********************

    orijinal belge;
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2181755/+

    1 eylül 1922 tarihli cephe emrinin genelkurmay arşivindeki türkçe hali;
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2181756/+

    #tarih
    7 0 ...
  • merhaba arkadaşlar, kanalıma hoşgeldiniz...

    bugün 1 eylül 2021...
    1 eylül'ün tarihimizde özel bir yeri vardır. tarihte 1 eylül'de gerçekleşen olayları irdeleyip ahlaklı ve ahlaksız, şerefli ve şerefsiz, namuslu ve namussuz insanları şıp diye ayırt edebilirsiniz...

    dediğim gibi bugün özel bir gün.
    1 eylül 1921 son osmanlı padişahı vahdettin'in düğün günüdür...
    bugün bu muhteşem düğünün, bu izdivaçın 100. yılını idrak ediyoruz...

    evet, son padişah ve de islam halifesi mehmet vahdettin, 1 eylül 1921 tarihinde nimet nevzad hanımefendi ile evlenmiş, yıldız sarayında düğün yapmıştır.
    https://tr.wikipedia.org/...i/Nimet_Nevzad_Han%C4%B1m

    vahdettin, nimet hanım ile evlendiğinde tam 61 yaşındaydı.
    gelin hanım ise sadece 19 yaşındaydı.

    vahdettin kendisine 19'luk eş aldığı sırada biri 27, diğeri de 29 yaşlarında olmak üzre 2 kızı vardı.

    burada asıl daha önemli olan nokta şudur ki, vahdettin 19'luk gelinine düğün yaptığı gün, yunan ordusu sakarya'nın doğusuna geçmiş, ankara kapılarını zorlamaktaydı.

    başkomutan mustafa kemal paşa komutasındaki milli kuvvetlerimiz sakarya'da anadolu'nun her karış toprağını "hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır, o satıh da bütün vatandır" felsefesi ile savunuyordu.

    ordunun 3'te 1'i savaştan kaçmıştı o sırada yazık ki...

    kaçanlar belki de şunu düşünmüş olabilirlerdi; "biz burada kelle koltukta vatanı savunmaya çalışırken, padişah ve halife efendimiz çıtır bir gelin almış düğün yapıyor..."

    evet...
    bu topraklar her türlü hainliği gördü.
    düşman hançerini vatanın bağrına dayadığı sırada düğün dernek yapanları, torunu yaşındaki kızlarla evlenen halifeleri dahi gördü...

    vatanını birazcık dahi seven biri bu şartlar altında düğün yapar mı?

    hoş kendisi vatanı zerre umursamadığı gibi, ailesini de umursamayan biri.
    zira ülkeden ingiliz zırhlısı ile kaçarken, o gencecik karısı nimet nevzad hanımefendiyi geride bıraktı, ingilizlere emanet ederek topukladı bu kutsal vatandan.

    bir insan vatanını bırakıp düğün yapıyorsa, elbet o düğün yaptığı karısını da düşman askerine bırakabilir...

    bu vatan, bu cumhuriyet vahdettinlere rağmen kuruldu, vahdettinlere rağmen kazanıldı.

    günümüzde size birisi vahdettin'i övdüğü zaman, işte bu sakarya savaşı sırasında vahdettin'in düğün yaptığını o hain vahdettin'i övenin suratına suratına vurunuz...

    susacaktır, pusacaktır, konuşamayacak, cevap veremeyecektir...

    ey türk evladı...
    bugün 1 eylül...

    100 sene önce bugün hain vahdettin sakarya'da ölüm kalım mücadelesi verilirken düğün yapıyordu...
    bunu sakın unutma...

    o düğünden sadece 1 sene sonra ise mustafa kemal paşa yunan'ı bozguna uğratmış, 99 sene önce bugün türk ordusuna şu emri veriyordu;

    "ordular ilk hedefiniz akdenizdir ileri..."

    sevgili arkadaşlar üzülerek görüyorum ki, bu durumu, vatanımız yok olmanın eşiğindeyken, milletimiz işgalci düşmana karşı savaş verirken yapılan bu düğünü savunan, normal bulan ahlaksızlar var aramızda.
    tabi ahlak, vatan sevgisi, şeref, namus gibi kavramlar hep cibilliyet meselesi.
    tarih boyunca toplumumuzda hainler, cibilliyetsizler olmuştur, hala da varlar ne yazık ki.

    100 sene önce bugün vahdettin düğün yaparken, cephede savaşan subaylarımız, paşalarımız da isteseler istanbul'da gayet lüks hayat sürebilirlerdi. ama onlar namuslu, ahlaklı, şerefli insanlar olmayı tercih ettiler ve anadolu bozkırlarında şehit düştüler, gazi oldular.

    bakınız, vahdettin'in nasıl biri olduğunu anlamak için sizlere küçük bir örnek daha.
    kurtuluş savaşı sırasında düğün yapan vahdettin'in bir damadı vardı; ismail hakkı tevfik okday.

    damat ismail hakkı tüm bu ihanetin içerisinde milli mücadele için çalışıyor, karakol örgütü ile hareket ediyordu. ve nihayet sarayı terk ederek milli mücadeleye katıldı.
    (bkz: saraydan kaçıp milli mücadeleye katılan damat/#42140928)

    bir yanda vatanseverlik ahlakıyla sarayı terk edip cepheye giden damat, bir yanda vatan yanarken düğün yapan kayınpeder...

    hala bu vahdettin denilen haini savunacak mısınız???

    #tarih
    22 3 ...
  • hi. şüphesiz ki, vatanımızın kurtarıcısı, cumhuriyetimizin kurucusu ebedi başkomutanımız olan aynı zamanda (bkz: kurtuluş savaşında opera düşünen adam) olan mustafa kemal atatürk'tür.

    vatan işgal altında, sakarya meydan muharebesi kazanılmış, türk ordusu taarruz için son hazırlıklarını yapmakta.
    ulu önder atatürk ise 17 temmuz 1922'de ankara'dan trenle akşehir'deki cephe karargahına hareket eder. burada artık kurt kapanı planının son aşaması komutanlara anlatılarak 26 ağustos'ta taarruz'un başlayacağı birliklere bildirilecektir.

    ankara garı'nda atatürk'ü uğurlamaya gelenler arasında türk asar-ı atika müdürü halil ethem eldem de vardır.
    ulu önder kendisine başarılar dileyen halil ethem bey'in elini sıkar ve "ankara'ya bir müze açacağımız günü heyecanla bekliyorum halil bey" diyerek ona da allahaısmarladık der...

    düşünün, büyük taarruz için cepheye gidiyorsunuz, garda trene binerken diyorsunuz ki; ankara'ya müze açmayı heyecanla bekliyorum...

    bakınız burada önemli bir detay daha var.
    1922'de ankara'da türk asar-ı atika müdürlüğü gibi bir kurumun olması.

    türk asar-ı atika müdürlüğü, esasen osman hamdi bey tarafından kurulmuş ilk türk müzecilik kurumudur.
    23 nisan 1920'de ankara'da tbmm açıldığında 9 mayıs 1920'de göreve başlayan ilk tbmm hükümetinde milli eğitim bakanlığına bağlı olarak bir türk asar-ı atika müdürlüğü kurulmasını bizzat atatürk emretmiş ve bu müdürlük milli eğitim bakanlığı bünyesinde kurulmuştur.

    türk asar-ı atika müdürlüğü, kuruluşundan itibaren, anadolu'da bulunan tarihi eserlere sahip çıkmış, bu eserlerin düşman tarafından yağmalanmasını engellemek için varını yoğunu ortaya koymuştur.
    onların yaptığı da bir nev'i tarihi ve kültürel kurtuluş savaşıdır.
    atatürk'ün emriyle kurulmuş olan türk asar-ı atika müdürlüğü, verdiği mücadele ile pek çok tarihi eserimizin ve kültürel değerimizin yağmalanmasını engellemiştir.

    işte bunun adı atatürk vizyonu'dur.

    kurtuluş savaşı sırasında bile müze düşünen, arkeoloji düşünen, opera düşünen bir adamdır mustafa kemal atatürk.

    #tarih
    11 1 ...
  • türk kurtuluş savaşı'nın şeref madalyası olan ve bugün itibariyle 99. yıldönümünü kutladığımız ulusumuzun gururu olan bayramdır.

    büyük türk zaferi kutlu olsun.

    gurur duyun...!

    26 ağustos 1922'de başlayan büyük taarruz neticesinde başkomutan mustafa kemal paşa kumandasındaki kahraman ordumuz kısa bir süre zarfında hacianestis'in "aşılamaz" dediği tahkimatları sadece 6 saatte aşmış, ingilizlerin "yenilmez" olarak nitelediği yunan ordusunu 3 parçaya bölmüş ve yunan ordusundan geri kalanları dumlupınar'da sıkıştırmış, kurt kapanı planını tamamlamıştı...
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2181017/+

    30 ağustos sabahına gelindiğinde general frango komutasındaki yunan birlikleri dumlupınar'da vaziyet almıştı.
    general trikupis ve general digenis ise dumlupınar'a gelmek üzereydi.
    lakin general trikupis'in yolunu 23. tümen kesmişti.
    izzettin çalışlar komutasındaki 1. kolordumuz ise dumlupınar'da general frango kuvvetlerine karşı pozisyon almıştı.

    29 ağustos'u 30 ağustos'a bağlayan gece yarısı karargaha genel durum raporu gelmişti, bu durumda kurt kapanı'nın çemberi kapanmış olduğu görülmekteydi.

    mustafa kemal paşa, fevzi paşa'ya dönüp, "siz 2. ordu komutanlığı ve süvari kolordusu komutanlığına gidiniz, ben de 1. orduda bulunurum, ismet paşa ise karargahta kalıp genel durumu idare edecek..." diyerek nihayi emirlerini verdi ve hızla karargahtan ayrılarak 1. orduya doğru harekete geçti.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2181018/+

    fevzi paşa ilk olarak süvari kolordusu komutanı fahrettin altay paşa'nın yanına giderek düşmanın kaçış yolu olan kızıltaş vadisi'nde bir önlem alınıp alınmadığını teftiş etti. fahrettin paşa, kızıltaş vadisi yolunu çoktan kapatmış, önlemini almıştı.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2181019/+

    mustafa kemal paşa ise zafertepeçalköy'e gelerek önce kemalettin sami bey'in 4. kolordusuna son emirlerini bildirdi, ardından cephenin en ön safına hareket ederek, derviş bey kumandasındaki 11. tümen komuta merkezinde pozisyon aldı.

    11. tümen, ateş hattıydı, düşman ile en yakın temasta bulunan birliğimizdi ve türk ordularının başkomutanı mustafa kemal paşa bu meydan muharebesini ateş hattından yönetiyordu.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2181020/+

    aynı zamanda yunan orduları başkomutanı hacianestis ise izmir'deki karargahındaydı ve ne trikupis ile, ne digenis ile ne de frango ile irtibatı bulunmuyordu.

    işte türk ordusunun savaş kazanmasının en önemli faktörü burada ortaya çıkıyordu.

    türk ordularının başkomutanı cephenin en ön hattında, ateş hattındaydı.
    mareşal fevzi çakmak, cephenin tam ortasındaydı.
    batı cephesi komutanı ismet paşa, meydan muharebesinin genel yönetiminin yapıldığı karargahtaydı, savaş meydanındaydı.
    1. ordu komutanımız sakallı nurettin paşa, ordusunun başında hücum ediyordu, 2. ordu komutanımız yakup şevki paşa cephenin içindeydi.
    süvari kolordusu komutanımız fahrettin paşa sıtma olmasına rağmen atının sırtında, elinde kılıç ile süvarisinin başındaydı.

    ama yunan orduları başkomutanı hacianestis, izmir'deydi...cepheden tam 290 kilometre uzaklıkta...

    bakınız bu detayları vermek zorundayım, zira hepiniz bu detayları bilmek zorundasınız ki 30 ağustos'ta ne oldu, şartlar nasıldı, bu savaşı nasıl kazandık bunu iyice idrak edelim.

    dediğim gibi, mustafa kemal paşa tam olarak ateş hattındaydı ve 11. tümenin sevk ve idare merkezindeydi, tripot dürbünün ardında cepheyi en yakından izliyordu.
    bu esnada derviş bey'den son raporları aldı.
    düşman kuvvetleri zafertepe çevresinde toplanıp savunmaya geçmişti, düşman kuvvetlerinin yegane planı akşam saatlerine kadar savunma yapmak ve karanlık bastırınca kaçıp kurtulmaktı.

    mustafa kemal paşa buna müsade edemezdi.
    top bataryalarının mümkün olduğunca yakına gelmesi, hatta açığa çıkarak atış yapmaları emrini verdi.
    bu cephe emri de görülmemiş bir şeydi...
    zaten türk ordusu, sakarya savaşından beri hep askerlik tarihinde görülmemiş şeyleri uygulayarak zaferler kazanıyordu.
    topçumuz açığa çıkarak yunan mevzilerini dövmeye başladı.
    tıpkı 4 gün önce 26 ağustos'ta yaşattığı cehennemi yaşatıyordu yunan ordusuna.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2181021/+

    topçularımız dumlupınar'ı mahşer yerine çevirirken, piyadelerimiz süngü hücumuna kalktı. artık yunan ordusunun yapacağı hiçbir şey kalmamıştı.
    piyadelerimizin süngü hücumu general frango'nun kuvvetlerini dumlupınar'dan süpürmüştü.
    general trikupis'in kuvvetleri dağınık bir şekilde kızıltaş vadisine kaçıyordu.
    general digenis ise ortada yoktu...

    11. tümen harekat merkezinde genel durumu gözleyen mustafa kemal paşa, son derece keyifliydi, yunan mevzilerine son kez baktı, başını kaldırdı ve şunları söyledi;
    "hacianesti gel de ordularını kurtar..."

    video;
    https://streamable.com/2qgev

    akşam üzeri olduğunda son derece net ve kesin bir zafer kazanılmıştı. lakin mustafa kemal paşa'nın durmaya hiç niyeti yoktu.
    daha savaş meydanını gezerlerken ismet ve fevzi paşalarla ayak üstü bir toplantı yaptılar, ismet paşa genel durum itibariyle ordunun hiç durmaksızın izmir'e yürümesi fikrini öne sürdü, mustafa kemal paşa ve fevzi paşa da bu fikri destekleyerek hiç durulmadan izmir'e yürünmesi konusunda hemfikir oldular...

    30 ağustos kesin bir zaferdir.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2181022/+

    26 ağustos'ta başlayan büyük taarruz'un neticesidir. 26 ağustos'ta felç geçiren yunan ordusu, 30 ağustos'ta yok edilmiş, yunan ordusundan geriye, kaçan bir çapulcu sürüsü kalmış, bu kaçan çapulcu sürüsü de 9 eylül'de kutsal vatan toprağından tamamen süpürülmüştür...(malesef bir kısım kılıç artıkları hariç)

    ne mutlu bizlere, ne mutlu türküm diyene...!!!

    zafer bayramımız kutlu olsun...

    *****************
    not: yıldırımlar yaratan bir ırkın ahvadıyız...
    30 ağustos, türk ordusunun şeref madalyasıdır, lütfen marş eşliğinde okuyunuz;
    https://www.youtube.com/watch?v=Iu_FTRz-JQY

    #tarih
    22 5 ...
  • kurt kapanı harekat planının en müthiş ayrıntısı.

    taarruz öncesi kurt kapanı planının üst düzey komutanlara sunulduğu toplantıda, mareşal fevzi çakmak tarafından harekat planları ordu komutanlarına anlatılır, 2. ordu komutanı yakup şevki paşa plana muhalefet eder ve son olarak bu taarruz planına göre cepheye ikmal yapmanın imkansız olduğunu dile getirir.

    bunun üzerine başkomutan mustafa kemal paşa söz alır ve "o halde cephane ikmalini de düşmandan yaparız..." diyerek yakup şevki paşa'nın çekincelerine nokta koyar...

    işte büyük taarruz böyle çılgın bir plan, böyle çılgın bir taarruzdur.

    26 ağustos sabahı yunan mevzilerini 200'den fazla top dövmeye başlar, 27 ağustos'^ta yunanlar afyon'u boşaltır ve dumlupınar yönüne doğru çekilmeye başlar.

    yunan'ı kurt kapanına alan türk ordusu için ikmal problemi olmaz, mustafa kemal paşa'nın dediği olur ve ordumuz cephane ikmalini bizzat yunan ordusundan sağlar...

    ayrıntıları düşündükçe, büyük taarruz'un ve 30 ağustos zaferinin her bir anının dünya harp tarihine geçecek derecede müthiş bir olay olduğunu iliklerinize kadar hissediyorsunuz...

    #tarih
    8 3 ...
  • bir gün sonra, 26 ağustos sabahı, tüm dünyaya türklerin son cüret'ini gösterecek olan kahraman atalarımızın kutlu yürüyüşüdür...

    öncelikle herkes şunu çok iyi bilmeli ki, bugün bir vatanımız varsa, kendi vatanımızda al bayrağımızın gölgesinde yaşayabiliyorsak, bunu tam 4 gün süren 100 kilometrelik bir kutlu yürüyüşe borçluyuz...

    tam 4 senedir anadolu'yu işgal altında tutan düşman kuvvetleri bizden çok daha iyi şartlara ve donanıma sahiplerdi.
    düşmanı yok etmek, vatanımızdan çıkarabilmek için yapabileceğimiz tek bir hamlemiz vardi. işte elimizdekini, avucumuzdakini muharebe meydanına koyup "rest" çekeceğimiz bu son cüretimiz, "kurt kapanı" adı verilen dünya savaş tarihine geçecek olan plana bağlıydı.

    kurt kapanı planına göre, yunan müstahkem mevkilerine yapılacak ilk saldırı bir balyoz etkisi yaratmalıydı. o yüzden de afyon'a elimizdeki var gücümüzle saldırıp, yunan savunma hatlarını tek hamlede dağıtmak zorundaydık.
    lakin cephe genişti.
    cephenin daraltılması, afyon müstahkem mevkilerinin tek vuruşta yok edilip yunan ordusunun birbiri ile irtibatının kesilmesi gerekmekteydi. bu balyoz vuruşu tek hamlede ve şiddetli olacak, yunan topralanmaya fırsat bulamadan sincanlı ovasına inilecekti.

    işte bu saldırı şiddetini arttırmak için geniş bir alana yayılmış kuvvetlerimizin, silah ve mühimmatımızın siklet merkezinin kocatepe'de olması gerekmekteydi.

    mustafa kemal atatürk, fevzi çakmak ve ismet inönü kurt kapanı planında hemfikir oldular.
    şimdi yapılması gereken, yunan ve ingilizlerin öğrenemeyeceği bir şekilde cephenin her yanından binlerce askeri, topu, silah ve mühimmatı kocatepe'ye kaydırmaktı.

    kutlu yürüyüş 21 ağustos gecesi başlatıldı.
    tam 4 gün boyunca 100 bin asker, binlerce at, yüzden fazla top, yüzlerce kağnı arabası, gündüzleri saklanacak, gece yürüyüş yapacaktı.
    yapılacak bu yürüyüş 100 kilometreden fazlaydı.

    yürünecek bu yolun ismi bile belliydi; zafer yolu...
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2179672/+

    ve zafer yolunda sevkiyat başlamıştı.
    şuhut yönünden kocatepe'ye ve afyon'u çevreleyen tüm müstahkem mevkilere büyük bir sevkiyat yapılıyordu.

    sevkiyatı yapanlar kimlerdi?

    köylüler, halk, asker, subay herkes.
    hatta anadolu'nun türlü hayvanatı…öküzler, beygirler, katırlar, eşekler, köpekler bile bu kutlu zafere sebep olacak sevkiyatı birlikte yapıyorlardı.

    şuhut dağlarından afyon tepelerine.
    kiminin ayağı çıplak, kiminin kolu kırık.
    kimi ateşli, kimi gebe, kiminin kucağında çocuğu…
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2179673/+

    halk ve asker birlikte.
    bomba taşıyordu, mermi taşıyordu, top arabası itiyordu.

    hepsi de zafere imanlıydı.
    zaferin müjdesini günler öncesinden bir çift mavi gözde görmüşler, o'na inanmışlardı.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2179674/+

    birinin bile kazanılacak zaferden şüphesi yoktu.
    çünkü onların hepsi aynı amaç doğrultusunda ilerliyordu.
    kadını, erkeği, çocuğu, genci, yaşlısı…
    hep birlikte onlarca kilometre yol katetti.
    bir yudum suyunu, bir parça ekmeğini kahraman mehmetçik ile pay etti.

    kurtarılacak bir vatan vardı o dağların arkasında.

    ve binlerce asker, binlerce insan yürüdü durdu zafere, zafer yolu'ndan.
    afyon'a taarruz edecek bir ordu sevkedildi elbirliğiyle zafer yolu'ndan.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2179675/+

    ve son gece...
    25 ağustos 1922...

    atalarımızın kutlu yürüyüşünün son gecesi ikmal kusursuz sağlanmış kocatepe'de her kayanın arkası alev kusacak türk topları ile donatılmıştı.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2179671/+

    anlamamıştı düşman,
    bu asil sevkiyattan, zafer yolundan yapılan bu asil ve kutlu yürüyüşten haberdar olmamıştı.
    bırak yunan'ı, ingiliz'i de, fransız'ı da şaşkındı.

    haberleri olmamıştı.
    ta ki 26 ağustos sabahı türk topçusu en müstahkem mevzilerini dövene kadar.
    nereden gelmişti bunlar?
    kimlerdi?
    nasıl bir güç bir gecede onları tam da tepelerine bindirmişti…

    işte o zaferi birlikte yürüyen halk ve asker beraber kazandı 30 ağustos'ta.
    kocatepe'den dövülen her bir düşman mevzisinde halk ile askerin ortak çalışması, fedakarlıkları vardı.

    halk ve asker birlikte kazanmıştı zaferi…

    işte zafer kazandıran kutlu yürüyüşümüz kısaca böyle...

    ben her sene, her sene olmasa da 2 senede bir afyon'daki büyük taarruz mevzilerimizi, kocatepe'yi, dumlupınar'ı geziyorum.
    doyamıyorum...o anları hissediyor, yaşıyorum...
    o yüzden tavsiyemdir, her türk vatandaşı, hayatı boyunca en az bir defa büyük taarruz'un yaşandığı coğrafyayı gezmeli, bu 100 kilometrelik zafer yolunda kutlu yürüyüşün nasıl yapıldığını, bu vatanın nasıl kazanıldığını idrak etmelidir...
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2179676/+

    #tarih
    15 1 ...
  • türk tarihinin dönüm noktası olan varolma mücadelemizin 100. yıldönümü.
    kutlu olsun...

    bugün 23 ağustos...
    bugün günlerden sakarya...

    sakarya meydan muharebesi aslında 10 temmuz 1921'de başlayan yunan büyük taarruzunun son evresidir.

    10 temmuz'da başlayan yunan taarruzu neticesinde, büyük türk milleti sakarya nehri'nin doğusuna çekilmiş ve burada tutunmaya çalışmıştır.

    sakarya artık türk milleti'nin son direnç noktasıdır.

    sevgili gençler, 1697 yılında sırbistan'daki tisa nehri kenarında yaşadığımız zenta bozgunu ile başlayan geri çekilmişimiz, anadolu'nun ortasındaki sakarya nehri kenarına kadar sürmüştü.
    (bkz: zenta muharebesi/#43884796)

    bir millet, iki nehir ve aradan geçen 224 sene...
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2178916/+

    yukarıdaki haritaya bakıp bir süre düşünürseniz, 2 nehir arasında 224 sene süren yüzlerce kilometrelik geri çekilişte milyonlarca insanın yaşadığı acıları, çaresizlikleri, yoksulluğu ve geri kalmışlığı anlayabilir, sakarya zaferinin büyüklüğünü idrak edebilirsiniz...

    evet, sakarya bizim son direnç noktamızdı.
    birkaç gün önce yunan taarruzu neticesinde kütahya-eskişehir muharebeleri kaybedilmişti.
    yunan ordusunun mutlak hedefi ankara'ydı.
    yunan orduları başkomutanı general papulas'ın tek hayali "ankara fatihi" ünvanını almaktı.
    yunan ordusunun kolordularından birine de kral konstantin'in kardeşi prens andrea'ydı.
    prens andrea, britanya kraliçesi 2. elizabeth'in geçtiğimiz günlerde vefat eden eşi, edinburgh dükü philip'in babasıdır.
    (bkz: prens charles in dedesinin sakarya da savaşması)

    sakarya nehri son direnç noktamızdı, ve bu direnç noktalarımızın bazı siklet merkezleri vardı.
    kuzeyden güneye doğru; duatepe, kartaltepe, karadağ, yıldız tepe, çaldağ, türbe tepe ve mangal dağı...
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2178917/+

    kütahya-eskişehir muharebelerini kazanmış yunan ordusu, türk ordusundan hem sayıca, hem silah, araç, gereç ve mühimmat olarak üstün durumdaydı.
    yunan ordusu 23 ağustos sabahı, sakarya'nın doğusundaki bu direnç merkezlerine 2 koldan saldırmaya başladı.

    yunan ordusunun bir kısmı batı yönünden duatepe ve kartaltepe mevzilerimize, yani polatlı'ya saldırıyordu, ama asıl saldırı güneybatı yönünden çaldağı-türbetepe-mangal dağı mevzilerimize olacaktı.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2178915/+

    güneybatı yönünden yapılan şiddetli taarruz bir kuşatma taarruzuydu.
    buraya yapılan taarruzlar balyoz etkisindeydi.
    ordumuz birkaç gün dayandı, lakin çaldağı düştü.

    bu arada batı yönünden saldıran yunan kuvvetleri de duatepe, karadağ ve kartal tepe mevzilerini düşürmüşlerdi.

    türkler polatlı'yı terk ediyordu.

    yunan ordusu zafer kutluyordu.
    tarih 2 eylül 1921'di...

    türk savunmasını sadece 10 günde yarmışlardı, ankara yolu açılmış, mustafa kemal kaçmıştı. tabi bu yunanların düşüncesiydi.

    3 eylül 1921'de general papulas, ankara fatihi(!) ünvanını almaya çok yakın bir şekilde genel taarruz emrini verdi.
    lakin birkaç saat sonra gelen haberle çılgına dünmüştü.

    zira kaçtı zannettikleri mustafa kemal, dünya savaş tarihine geçecek şu cephe emrini vermişti;
    "hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. o satıh, bütün vatandır. vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça, terk olunamaz..."

    yunanların dağıldı zannettikleri türk ordusu, kaybettiği mevzilerin sadece 1-2 kilometre ötesinde yeniden mevzilenmiş, savunma pozisyonu almışlardı.

    papulas karargahını mangal dağı'na taşımış, muharebenin ne yönde seyredeceğini merak ediyordu.
    yunan kuvvetleri yeniden şiddetli taarruza geçtiler.
    türk ordusunun yeni savunma hatları da birer birer düşüyordu, gelen haberler papulas'ı son derece memnun etmişti, lakin papulas'ın bulunduğu mangal dağı eteklerinin hemen birkaç kilometre yanıbaşındaki türbe tepe yeniden türklerin eline geçmişti.
    mevzilerinden sökülen türkler birkaç kilometre daha çekilip yeniden savunma hattı oluşturmuşlardı. bir gün sonra türbe tepe yeniden yunanlara geçti.

    türbe tepe 22 gün süren bu muharebe sırasında tam 8 defa el değiştirecekti...

    türklerin bu şekilde geri çekilip yeni savunma hatları kurması, yunan ordusunun moralini iyice bozmuştu.

    yunan ordusu adım adım zafere yürüyordu, ama papulas bu durumdan hiç memnun değildi. ankara bir adım mesafedeydi ama netice gecikiyordu.
    ve papulas 9 eylül'de bir cephe emri vererek yunan kuvvetlerini bir merkezde toplayarak hücum etme kararı verdi.

    mustafa kemal paşa yunan ordusunun maksadını anlayarak 10 eylül'de karşı hamle yaptı.
    ortada toplanan yunan ordusun karşısına topladığı kuvvetlerle taarruz emrini verdi...
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2178918/+

    tam 224 yıl sonra, türk ordusu artık taarruz ediyordu...
    tisa nehrinde başlayan geri çekiliş, sakarya nehrinde sona ermişti.

    mevzilerinden günlerdir tek tek söküp attıkları türk askerlerinin kendilerine karşı taarruza geçtiğini görmek yunan ordusunun tüm moralini çökertmişti.
    morali çöken yunan ordusunun başkomutanı papulas ise çok şanslıydı.
    türk süvari komutanı fahrettin altay'ın elinden kılpayı kurtulmayı başarmış beylik köprü yönüne doğru kaçmaya başlamıştı.

    yunan ordusu için artık kaçma vaktiydi. küçük asya macerasının sonunun başlangıcı hasıl olmuştu.

    12 eylül 1921'de türk ordusu mangal dağı'nı da geri alarak savaşı fiilen bitirdi...
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2178919/+

    ertesi gün, 13 eylül'de ise sakarya nehrinin doğusunda tek bir yunan askeri kalmamış, savaş sona ermişti...

    *************************************

    Bugün itibariyle 100. yılını idrak ettiğimiz sakarya meydan muharebesini kısaca anlatmaya çalıştım.

    şimdi, 100. yılında olduğumuz ve tarihimiz açısından en önemli viraj olan bu muharebelerin geçtiği yerlerin durumundan bahsedelim biraz...

    ne yazık ki bizim son direnç merkezimiz olan sakarya meydan muharebesinin geçtiği alanlar, savunma mevzilerimiz, anıtlarımızın durumu iç acıtıcı boyutlarda.

    polatlı'da sakarya savaşı müzesi var. kent merkezinin yanıbaşında bir tepede.
    malesef son derece bakımsız durumda.
    yine zaferin kazanıldığı mangal dağı, çal dağı, türbe tepe aynı şekilde.
    siperlerimiz yok olmakla yüz yüze.
    buralarda pek çok şehit mezarı var. hepsi de bakımsız, kaybolmaya yüz tutmuş durumda.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2178921/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2178922/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2178923/+

    hatta ve hatta siperlerimizin hemen yanıbaşında faaliyet gösteren bir taş ocağı var;
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2178926/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2178925/+

    oysa ki burası da çanakkale gibi, dumlupınar gibi milli park yapılabilir ve küçük bir bütçe ile gelecek nesillere anlatılacak büyük destana ev sahipliği yapabilir.

    sevgili arkadaşlar. bugün sakarya muharebelerinin başlangıcının 100. yılındayız.
    ama devlet ne yazık ki bunu zerre önemsemiyor.

    bakınız devletin resmi haber ajansı, 26 ağustos için malazgirt'in yıldönümü kutlamaları hazırlıklarının haberini yapmış.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2178920/+

    ahlat ve malazgirt'te hazırlıklar tamammış, "ihtişamlı" bir şekilde kutlama yapılacakmış.

    peki ya polatlı'da, haymana'da ne yaptınız? tek bir çadır bile kurmadınız, kutlama da yapmadınız, anma da...
    aynı şekilde malazgirt ile aynı gün olan büyük taarruz ve dumlupınar zaferi için de bir hazırlık yok.

    gönül ister ki hem sakarya'yı, hem 30 ağustos'u, hem malazgirt'i 3'ünü birden ihtişamlı bir şekilde kutlayalım.
    ama parti-devlet şu an malazgirt'i sahiplenip, sakarya ve dumlupınar'ı kaderine terk etmeyi seçiyor. neden bu bilinçsizlik?
    neyin düşmanlığı bu?

    sakarya olmasaydı, dumlupınar olmasaydı bugün siz malazgirt zaferinin yıldönümünü ihtişamlı bir şekilde kutlayabilir miydiniz???

    kime düşmanlık ediyor, kimin tarihini yok sayıyorsunuz???

    #tarih
    16 1 ...
  • 47 yıl önce bugün...

    20 temmuz 1974'te başarı ile icra ettiğimiz kıbrıs barış harekatı, 24 temmuz'da sonlandırılmış, cenevre'de barış görüşmeleri başlamıştı.

    cenevre konferansı, 30 temmuz 1974'te imzalanan cenevre antlaşması ile sona ermiş, bu antlaşma ile 8 ağustos'ta 2. cenevre konferansı toplanması kararlaştırılmıştı.

    8 ağustos'ta toplanan 2. cenevre konferansı da 6 gün sürmüş, kıbrıs barış harekatı'nın galip tarafı olmamıza rağmen ve rum ve yunanlar mağlup olmalarına rağmen, türk tarafının federatif yapı önerisi reddedilmiştir.

    bunun üzerine 14 temmuz 1974 gecesi türk heyetini temsil eden dışişleri bakanımız turan güneş ankara'yı aramış, görüşmelerin uzayacağını bildirmiş ve görüşmeler uzayacak, ayşe beni beklemesin tatile çıksın diyerek kıbrıs barış harekatı'nın 2. aşamasının parolası olan meşhur "ayşe tatile çıksın" sözünü söylemiştir.

    turan güneş ve ankara arasında yapılan bu telefın görüşmesinin ardından mersin'deki harekat üssümüzde beklemekte olan türk silahlı kuvvetleri unsurları, 15 ağustos 1974 tarihinde kıbrıs barış harekatı'na kaldığı yerden devam etmiş, kod adı: atilla 74 olan kıbrıs barış harekatı ile kıbrıs türkleri bugünkü sınırlarına kavuşmuş, özgür ve bağımsız bir vatan sahibi olmuşlardır.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2176334/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2176336/+

    kıbrıs zaferimizin en çok bilinen bu harkulade öyküsünün gizli öznesi olan "ayşe" yani, ayşe güneş ayata hanımefendi, siyaset bilimi profesörü olup bugün odtü'de görev yapmaktadır.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2176335/+

    ne mutlu türküm diyene...!!!

    bonus: türk silahlı kuvvetleri "ayşe went on vacation" kol peçi.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2176338/+

    #tarih
    11 2 ...
  • denizaltı...
    eskiler ona taht el bahir derlermiş.

    dünyada hedefine su altından ilk torpido atan denizaltı osmanlı donanmasında hizmete girmiştir.
    nordenfelt sınıfı abdülhamid adlı denizaltı, ingiltere'de inşa edilmiş fakat nedense ingiliz donanması bu denizaltıyı satın almamış, onlar da denizaltıyı parçalar halinde istanbul'a getirmiş, taşkızak tersanesinde montajı yapılmış, suya indirilmiş ve 1888'de üsküdar önlerinde demirlenmiş bir hedefe su altından torpido atarak dünya tarihinin ilk muharip denizaltısı olarak tarihe geçmiştir.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2174252/+

    aslında insanoğlunun denizaltına ilgisi ta antik çağlarda başlamış, denizaltında gidebilen gemiler yapma fikri bu çağlarda ortaya çıkmıştır.

    aristo, büyük iskender'in tyre kuşatmasında denizaltında gidebilen aletler kullandığını yazmıştır.

    yine 15. yüzyılda leonardo da vinci'nin denizaltı konusunda çalışmaları mevcuttur, aynı yüzyılda almanya'da da denizaltında gidebilen küçük gemiler kullanılmış.
    yine 16. yüzyılda italya'daki nemi gölünde de lorano tarafından yapılan denizaltı 1 saat su altında kalmış.

    ama bunların dışında yine osmanlı ile alakalı bir denizaltı hikayemiz daha var.

    işte yerli ve milli ilk osmanlı denizaltısı;
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2174253/+

    3. ahmet dönemi, yani 18. yüzyıl başları.
    mimarbaşı ibrahim efendi tarafından yapılmış olan bu timsah, 3. ahmet'in oğullarının sünnet düğününde gösteri yapmış, su altından çıkan timsah ağzını açmış ve içinden dansözler çıkarak dans etmişler, bir süre bu gösteri devam etmiş, sonra timsah suya dalarak kaybolmuş, ardından 1 saat sonra yeniden su üzerine çıkmış...

    kaynak: seyyid vehbi-surname-i humayun...

    evet, gördüğünüz üzre timsah şeklinde bir denizaltı yapmışız, ama bu yaptığımız şeyi bilim, teknoloji ya da askeri amaçlar için değil, lüks, şatafat ve eğlence için kullanmışız.

    50 sene sonra da ruslar ta baltık denizinden gelmiş ve çeşme'de tüm donanmamızı yakmışlar.

    elbette ki eğlence de olacak, lüks de, şatafat da...
    ama bunlar genel ihtiyacın önüne geçerse işte sonumuz osmanlı gibi olur.

    geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer...

    #tarih
    2 2 ...
  • türk'ü türk'e düşman etmek için uydurulmuş müthiş başarılı olmuş bir tarihi yalan...

    bu yalanı, bu dezenformasyonu sosyal medyada denk geldiğim her benzer tartışmada çürütmeye çalışıyorum, zira bu konuda oldukça çok araştırmalar yaptım, şimdi bu vesileyle sizlerle de paylaşmak istiyorum.

    sevgili arkadaşlar, şu tabloya bakmanızı istiyorum;
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2173861/+

    bu tablo, andrea celesti'nin 1700 tarihli "tamerlan und bajazet" tablosudur.

    tabloda, ankara savaşı sonrasında esir edilen yıldırım bayezid bir kafeste resmedilmiş.
    sultanın sırp kökenli eşi olivera despina, rivayete göre yarı çıplak halde timur'a servise, hizmet etmeye zorlanmıştır. bu tablo bu anı anlatmaktadır.

    işte "timur, yıldırım'ı kafesle dolaştırdı" hatta, "timur, yıldırım'ın eşine tecavüz etti" gibi çirkin iddiaların sebebi bu tablodur.

    söz konusu tabloyu yapan ressam, türk düşmanlığını adeta tuvale aktarmış, sanat vasıtasıyla yüzyıllar boyu sürecek nefret tohumlarının ekilmesine sebep olmuştur.

    ve yukarıda aktardığım bu tablodan yaklaşık 150 sene sonra yapılan bir başka tablo;
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2173862/+

    bu tablo da pek çoğunuzun bir şekilde aşina olduğu leh(polonyalı) ressam stanislaw chlebowski'nin "sultan bayezid prisoned by timur" adlı tablosudur.

    stanislaw chlebowski bu tabloyu yaparken, yukarıda bahsettiğim andrea celesti'nin tablosundan esinlenmiştir.

    andrea celesti bir türk düşmanıdır, lakin stanislaw chlebowski bir saray ressamıdır. hatta osmanlı'nın ilk saray ressamıdır.

    bugün dolmabahçe sarayında pek çok tablosu bulunmaktadır.
    yukarıdaki tablo da ressamın eşsiz bir oryantalist çalışmasıdır.(bu arada tablonun orijinali ukrayna'daki lviv müzesindedir)

    ama chlebowski'nin yapmış olduğu bu tabloda betimlenen yıldırım'ın çaresizliği ve timur'un mağrurluğu bir uydurmadır.

    yukarıda da bahsettiğim üzre bu uydurma, bu yalan bir türk düşmanı tarafından kasıtlı olarak ortaya atılmış ve malesef aradan yüzlerce yıl geçmesine rağmen bu algı yıkılamamış, türk türke düşman edilmiştir.

    ve osmanlı'nın basiretsizliğine bakın ki, bu algıyı yaratanlardan birini saray ressamı olarak zengin etmiş, servet sahibi yapmıştır.

    gerçek olan şudur ki, emir timur, yıldırım beyazıt'a hiçbir şekilde bir esir muamelesi yapmamış, onun onurunu zedeleyici hiçbir davranışta bulunmamıştır.
    çünkü böyle bir davranış türk töresine terstir.

    #tarih
    10 4 ...