entry'ler (720)

eski sevgilinin saçmalıkları

bilgisayar karşısında güneş gözlüğüyle oturup, dışarı çıkarken de kapıyı kilitledikten sonra tam 3 kere kendine çekip kontrol etmesi. tam emekli amca kombinasyonu.

bir sözlük erkeğine yürüyüp karşılık bulamamak

kaç laptop parçaladım, tahmin bile edemezsiniz.

nick vermeden bir yazara seslen

duştan çıktın mı?

the end of oak street

anne hathaway umurumda değil ama ewan mcgregor'ın filmografisindeki büyük kara lekelerden biri olmuş, bravo. the end of oak street değil, the end of öööaağğk street dense yeridir.

allah mahlukatı mahluklarının gözleriyle görüyor

benim 3 kuruşluk bilgime göre allah, insanları ya da yarattığı bir şeyi görebilmek için herhangi bir mahluk uzvuna ihtiyaç duymaz. hatta hiçbir şeye muhtaç değildir. ''öyledir belki'' deyince de allah'n görmek için kendi yarattığı varlıkların gözlerine ihtiyaç duyduğu gibi bir anlam ortaya çıkmış oluyor. işte böyle ''acaba, acaba'' diye diye millet uçuşa geçiyor, sonra da camdan bakan adamlara aşkım aşkım diye çığırıyor.

run

bir aşk filminin üzerine at gitsin denilesi air şarkısı. spotify'da ilk 10'a bile girememiş. sexy boy'un nesini severler anlamam.

meksika açmazı macerası

gina ve mıknatıs'ın keyfi yerindeydi, eğlenceye o kadar kendilerini kaptırmışlardı ki her şeyi unutmuşlardı. yüksek sesli müzik eşliğinde yolda ilerlerken, mıknatıs bir anda müziği kapattı ve çok sert bir şekilde frene bastı. direksiyona doğru uzanıp, biz ne yapıyoruz şu an gina, arkadaşlarımız ortada yok farkında mısın çıkışını yaptı. gina, bir anda kendine gelmişti.

hemen telefonunu çıkardı ama durakladı. ben kimsenin telefonunu ezbere bilmiyorum ki, zaten hepsi kaçırıldı arasak neye yarar dedi. mıknatıs: ya kaçırılmadılarsa?

gina, biraz düşündükten sonra, sanırım bir tek usual'ın telefonu aklımda diyerek numarayı çevirdi. telefon çalıyor, usual açmıyordu. ısrarla aradı gina ve sonunda telefon açıldı. alo sesi geldi birden boğuk boğuk, arkada çok yüksek sesle smooth operator adlı şarkı çalıyordu.

usual'a, neredesin sen diye çıkıştı gina. usual, kahkaha atarak sus gina, sus lütfen karşılığını verdi. gina, hem iyi olduğuna sevinmiş hem de çok şaşırmıştı. sana anlatacaklarım var dedikten sonra usual, hah ha haa gina gina ginaaa, şu an hiçbir şey duymak istemiyorum diyerek telefonu suratına kapattı. gina, sinirden çok sert bir çığlık attı.

tekrar aradı, usual çalan telefona cevap vermiyordu. derken bir mesaj geldi; gina mesajı açtı ve sesli okumaya başladı: gina… şu an çıplak ayaklarını öpme, koklama ve oje sürme hayallerimi gerçekleştirdiğim bir hanımla beraberim, işim bitince haber veririm, swh… gina, küfürler eşliğinde tekrar aradı, bu sefer telefon tamamen kapalıydı. mıknatıs ile göz göze geldiler, koca bir sessizlik oldu...

zarfın karşılığında aldıkları şeylerden dolayı mutlulardı ama onlara silah ve para veren kartel üyelerinin asıl amacının bu ikiliyi yanlarına çekip, el turco çetesine çökmek olduğunu anlamamışlardı. kendilerine verilen telefonların, aslında kartel tarafından dinlendiğinden ve adım adım izlendiklerinden haberleri bile yoktu. büyük kaos henüz başlamamıştı…

açılı nude

fotoğrafı vesikalık dümdüzlüğünden kurtarmak uğruna her türlü akrobatik hareketin denendiği, şuh pozlu kadraj mühendisliği.

nick vermeden bir yazara seslen

uyudun mu?

the lodge

filmdeki çocuklara, kafalar çalışıyor ama rüzgar eken fırtına biçer demek istediğim, sadece finali güzel olan bir psikolojik gerilim filmi.

werwulf

vizyonu sebebiyle bana göre yaşayan en seksi yönetmen olan robert eggers'ın, asla kötü olmaz dediğim ve adından da anlaşılacağı gibi kurt adam mitolojisinin işleneceği gotik dönem gerilim-korku filmi. adamın zaten referansları yeterli. fragmandan belli yine aynı hava, düşük kontrast. umarım finali kimsenin laf edemeyeceği şekilde yapmıştır. şu ara gelecek korku-gerilim filmleri arasında, fragman izlenme oranı açısından other mommy'nin hemen arkasında.

ilgili bilgiler: https://tinyurl.com/3jwchvpe

pazar günü gezmesine takım elbise ile çıkmak

new york soho'sunda pek dert edilmeyen durum. adamlar şapka, spor çanta, aksesuar falan ekleyip jentilmen styla cirit atıyorlar.

bir şey söyle

does my existence offend you? hee?

nervio

ısparta'ya dönen nervio temsili: https://shorturl.at/tSi1z

ilk buluşmaya 100 tl ile gelen erkek

parayı uçak yapıp beraber havaya atabilirler, very romantic.

the orphanage

bir yuzır arkadaşımın önerisiyle izlediğim ve beğendiğim, ispanyol sinemasına ait 19 yıllık atmosferik korku, gerilim, dram ve dedektifçilik filmi. 1 saat 40 dakikalık filmde boşluk yok. ispanyolca olmasına rağmen altyazı ve görüntü takibi açısından zamanına göre güzel senkronize edilmiş. yukarıda bir arkadaş, en popüler 2 filme atıf yaparak izlemeyin demiş ama gayet izlenir. sinefil kızlara, ispanyol sinemasıyla aran nasıl diye sohbet açarsınız işte. deşersen hata bulursun ama gerek yok. sanki günümüz filmleri çok iyi de…

uludağ sözlük kostüm partisi

aynen şöyle icabet edeceğim partidir: https://ibb.co/b9d3N29

flörtü bir üst seviyeye taşıyan detaylar

''nude var mı, gelir mi boydan'' mesajıdır.

uzun süreli dostlukların sırrı

dostluk bir kez sağlamlaştıktan sonra, çok görüşmek tez ayrılık getirir mantığını hayata geçirmek. her gün iç içe olmak, o ömürlük bağı bir süre sonra yıpratıp eskitebiliyor sanki.

sözlüğün en güzel kadını

bol bol tatava yapılan bir başlık. önce şunlardan başlasak mı?

(bkz: sözlük erkeklerinin fotoğrafları)
(bkz: sözlük yakışıklılarının fotoğrafları)
© copyright 2005 - 2026