bugün
- karısını puanlayıp sosyal medyada paylaşan erkek6
- kendinle sevgili olur muydun sorunsalı15
- kilo verdiren gıda3
- izinli yazarın entry girebilmesi6
- org vs synthesizer4
- tripofobisi olanlar revani yemezler4
- asansörde kalmak2
- koyun yoğurdu3
- 18 haziran 2026 moskova drone saldırısı2
- sözluk kız ayarlama yeri değildir12
- azizlik neden ispanyollara mahsus5
- çiftehan2
- sokak röportajı veren sıradan vatandaş2
- hiçbir kızın senden hoşlanmaması8
- 2026 dünya kupası13
- ortalama bir insan olmak2
- vedat muriqi2
- fenerbahçede dördüncü ismail kartal dönemi10
- sistem patlamış4
- islam düşmanlarına epstein şoku12
- egay sucukcu7
- kaslı erkeklerin gizli ruh hastası olması4
- aydın da bir tonluk balyanın altında kalan adam2
- yaş ilerledikçe anlaşılan şeyler8
- hayatın en acı gerçeği2
- kemal derviş5
- çekya2
- 9000 iş günü prim ödemek2
- iş verenlerin aç gözlü olması11
- kademeli emeklilik sistemi2
- beşar esad vs kemal kılıçdaroğlu2
- en iyi yanık kremi5
- bugün ne yedin10
- ismail kartal9
- bir gün ölecek olmak6
- sokaktaki çocuk sesleri4
- bir daha doğmayacak olmak2
- şu anda ne yapıyorsun19
- en iyi terapi6
- yanlış mesleği seçtim denilen an5
- böceği öldürmek yerine dışarı atan insaflı kişi8
- linkedin2
- kapitalizmin gerekliliği3
- alternatif sözlük arayışı4
- içsel olarak hayvandan daha boş kimse2
- yanlışlıkla erkek sikmek8
- claude ai ile min 30klık işi 2kya yaptırmak2
- güne bir şarkı bırak14
- ben saraca kilo verdim sizce yakışıklı olmuşmuyum4
- müzik dinlemenin felsefesi5
darası alınmış söz.
duyguların bir düzen içerisinde sanatsal bir üslüpla dile getirilmesi.
niye hep kanar diye merak edilendir. çünkü şairler kalemleri kalplere batırırlarda ondan. hüzne durmaktır çünkü şiir.
"kirlidir şiir, ve söz, atılmazsa zehirdir'' demiş şair cemal süreyya bir de zaten hepimiz birer şiir değilmiyizdir?
"kirlidir şiir, ve söz, atılmazsa zehirdir'' demiş şair cemal süreyya bir de zaten hepimiz birer şiir değilmiyizdir?
Artık hayatlarımız düşlerinden sökülüp monte ediliyorlar. Üstümüzde ne
kuşlar ne dolunay... Böyle alkole batmış akşamlar, sersem sabahlar; gittikçe tuzak, sevdikçe ihanet, sevdikçe batak! Herkes kavramış da ötekini çaresiz- liğinden emeğinin tabutuna zar atıyorlar; sonra her gece alkolün esrik tadın- dan etin vahşi tadına sızıyorlar ve sokak çocukları her gece gökyüzüne eksik yatakların şarkısını söylüyorlar...
Kirvem, buradan görünmüyor uzun koyaklar;
yine o dağların ardı yâr,
ama vuslat bir uzak diyar.
Dağlar dağıldı, kentler yenildi diyorlar!
Böyle geçip giderken uzun zamanlar,
kimleri unuttuk kimler kalanlar?
Y.Odabaşı
kuşlar ne dolunay... Böyle alkole batmış akşamlar, sersem sabahlar; gittikçe tuzak, sevdikçe ihanet, sevdikçe batak! Herkes kavramış da ötekini çaresiz- liğinden emeğinin tabutuna zar atıyorlar; sonra her gece alkolün esrik tadın- dan etin vahşi tadına sızıyorlar ve sokak çocukları her gece gökyüzüne eksik yatakların şarkısını söylüyorlar...
Kirvem, buradan görünmüyor uzun koyaklar;
yine o dağların ardı yâr,
ama vuslat bir uzak diyar.
Dağlar dağıldı, kentler yenildi diyorlar!
Böyle geçip giderken uzun zamanlar,
kimleri unuttuk kimler kalanlar?
Y.Odabaşı
Alpha
Nehirlere karışan zehirli atıklar gibi
ağır ağır akarak kanıma karışmakta
yokluğun!
Hiç sormadım, neydi başka elbiseler içinde bulduğun
aynı askıyla dolaba kaldırılan iki güzel yelektik biz
güveye benzer bir şey oldu suskunluğun!.. anladım ki:
aşk naftalinlenmiyormuş meğer, eğer kanıtlanmıyorsa suçun!
Küçük iskender
Nehirlere karışan zehirli atıklar gibi
ağır ağır akarak kanıma karışmakta
yokluğun!
Hiç sormadım, neydi başka elbiseler içinde bulduğun
aynı askıyla dolaba kaldırılan iki güzel yelektik biz
güveye benzer bir şey oldu suskunluğun!.. anladım ki:
aşk naftalinlenmiyormuş meğer, eğer kanıtlanmıyorsa suçun!
Küçük iskender
içinde bulunmuş olduğum sanat.
Aydilge'nin fazlasıyla Cranberries'ten Dolores O'riordan'ı andıran yorumuyla söylediği güzel bir parçası.
(bkz: ozan deniz sarıtop) ozan deniz sarıtop şiiri.
şairin ruhununun aynasıdır.
herkes baktığında kendini görür.
herkes baktığında kendini görür.
''baretsiz girme'' diyordu ''aşk sahası''na, levhadaki adam
bu '' aşk sahası'' zaten
bizim için hep deplasman...
*
bu '' aşk sahası'' zaten
bizim için hep deplasman...
*
bir dilden başka bir dile çevirmenin, aynı duyguyu vermeyeceği için imkansız olduğu olay.
ama çok güzel şiir çevirileri vardır; lakin sadece çevirisini değil, şiirin aslını da okuyun. çevirenin bambaşka bir şiir yazdığını, o şiirin şairinin aslında çevirmen olduğunu görmek zor olmayacaktır.
(bkz: şiir çevirmenliği)
ama çok güzel şiir çevirileri vardır; lakin sadece çevirisini değil, şiirin aslını da okuyun. çevirenin bambaşka bir şiir yazdığını, o şiirin şairinin aslında çevirmen olduğunu görmek zor olmayacaktır.
(bkz: şiir çevirmenliği)
hayatı "şiir" gibi yaşamak gerek!
çok kişiye uzak bir kavram gibi gelse de, hayatın iç sesidir. aslında, hayatımın her döneminde, bir şekilde şiir olduğu için (tıpkı müzik gibi), onsuz nasıl yapılır bilmiyorum. ama zor olmalı. her derde devadır, kutsallığı farkedilmeyecek kadar şeffaftır.
hayatın satırlarda anlam bulması..
kafasına pembe bıranda sarmış
gerilmiş suratı pespeyade sararmış
"uh ah dev adam
on biri buçuk dev adam" şarkısında
virgülden sonraki beşmiş
ayakta resim çektirmezmiş
çitin üzerinde oturur
kısalığım bundandır dermiş
yorgun argın süzülürken
baygın baylar çöpteymiş
gözleri fırlamışken yerlerinden
parmak basıp patlatılasıymış
ya da
o bir parasit
sen bir bağırsak
gördüğüm en son tenya
karnındaki derin sancı
yeme dedim yedin çiğ çiğ* *
sen yedin ben de yedim
en sonunda sen zayıfladın
şimdi doktora git bağırsak
gibi birşeydir.
(bkz: yazacak birşey bulamadığı halde yazmak istemek)
gerilmiş suratı pespeyade sararmış
"uh ah dev adam
on biri buçuk dev adam" şarkısında
virgülden sonraki beşmiş
ayakta resim çektirmezmiş
çitin üzerinde oturur
kısalığım bundandır dermiş
yorgun argın süzülürken
baygın baylar çöpteymiş
gözleri fırlamışken yerlerinden
parmak basıp patlatılasıymış
ya da
o bir parasit
sen bir bağırsak
gördüğüm en son tenya
karnındaki derin sancı
yeme dedim yedin çiğ çiğ* *
sen yedin ben de yedim
en sonunda sen zayıfladın
şimdi doktora git bağırsak
gibi birşeydir.
(bkz: yazacak birşey bulamadığı halde yazmak istemek)
...
ben seni seviyordum sen bilmiyordun
sevinçlerim oluyordun arasıra sen hiç bilmiyordun
sonra herhangi biri oldun,bütün sevinçlerim bittikten sonra
yağmurlar yağdı serin haziran akşamlarına
bir gün herhangi biri olur inşallah...
ben seni seviyordum sen bilmiyordun
sevinçlerim oluyordun arasıra sen hiç bilmiyordun
sonra herhangi biri oldun,bütün sevinçlerim bittikten sonra
yağmurlar yağdı serin haziran akşamlarına
bir gün herhangi biri olur inşallah...
bir isim bulmaktı sevdamıza tek gayem
belki bir yol aramak çığırından çıkan topraklarda
bir nefes, bir heyecan ya da yaşanmamış bir roman
küçük bir çocuğun elinde can çekişen bir arı kuşu gibi
durduğu mahkumiyeti bozmaya yelteniyordu kalbim
ve sevda bir dağ gibiydi hınca hınç
yelkenlerini açmış bir gemi gibi süzülmek göklerde
ve uzatmaktı elimi sensizliğe doğru
''dur'' dedim kalbime ama duymazdı ki serzenişlerimi
belki isyanı banaydı onu hapsettiğim için
belki koşmak istiyordu senin kollarına
ve coşmaktı tek amacı
küçük çocuğun elindeki arı kuşu gibi
ağlamak..
ağlamak yetmiyordu ki beni sana getirmeye
çaresizliğimi, acizliğimi bile anlatamıyordum
ya da dinlemek istemiyordu kalbim kim bilir
koşuyordum umarsızca ve yalın ayak
ama sana yaklaşmak istediğim her adım
sanki beni daha uzak kılıyordu
ve daha imkansız oluyordun gecelerimde
şimdi ölüm vaktim gelmişti
mezarımdaki kelebekler gibi
ben de kanat çırpacaktım belli ki sana
ve kırık bir aynadan baktığım solgun yüzüm
biraz olsun şenlenmişti
sana koştuğum çorak topraklarda
ve ölmüştüm
çünkü ölmek büyütecekti bu körpe bedenimi
kalbimde kocaman bir kadın
ve ruhum çocuklar misali hür ve şen
ağlamak yoktu artık
''ağlamak çocuklara mahsus'' derdin ya her zaman
şimdi gülmek ve heyecan vardı senin kollarında
topraktın benim için
sımsıkı saracaktın bedenimi
ve ölmek
ve sana kavuşmak yeniden doğar gibi
ve...
ve yine coşmak, yine sevdalanmak......
belki bir yol aramak çığırından çıkan topraklarda
bir nefes, bir heyecan ya da yaşanmamış bir roman
küçük bir çocuğun elinde can çekişen bir arı kuşu gibi
durduğu mahkumiyeti bozmaya yelteniyordu kalbim
ve sevda bir dağ gibiydi hınca hınç
yelkenlerini açmış bir gemi gibi süzülmek göklerde
ve uzatmaktı elimi sensizliğe doğru
''dur'' dedim kalbime ama duymazdı ki serzenişlerimi
belki isyanı banaydı onu hapsettiğim için
belki koşmak istiyordu senin kollarına
ve coşmaktı tek amacı
küçük çocuğun elindeki arı kuşu gibi
ağlamak..
ağlamak yetmiyordu ki beni sana getirmeye
çaresizliğimi, acizliğimi bile anlatamıyordum
ya da dinlemek istemiyordu kalbim kim bilir
koşuyordum umarsızca ve yalın ayak
ama sana yaklaşmak istediğim her adım
sanki beni daha uzak kılıyordu
ve daha imkansız oluyordun gecelerimde
şimdi ölüm vaktim gelmişti
mezarımdaki kelebekler gibi
ben de kanat çırpacaktım belli ki sana
ve kırık bir aynadan baktığım solgun yüzüm
biraz olsun şenlenmişti
sana koştuğum çorak topraklarda
ve ölmüştüm
çünkü ölmek büyütecekti bu körpe bedenimi
kalbimde kocaman bir kadın
ve ruhum çocuklar misali hür ve şen
ağlamak yoktu artık
''ağlamak çocuklara mahsus'' derdin ya her zaman
şimdi gülmek ve heyecan vardı senin kollarında
topraktın benim için
sımsıkı saracaktın bedenimi
ve ölmek
ve sana kavuşmak yeniden doğar gibi
ve...
ve yine coşmak, yine sevdalanmak......
şekilden çok şekilci insanlar beni eden sinir
kafiye kaygısındakiler eden şiiri kötü
gören eden yok aslında önümüz açık
hep geri duvara yaslanmış unutamayan dünü
ağlamayanı yok insanlardan doğanı, kadar ölene
belki bu yüzden kıskanılır gülene, birinin ölümü
nasıldımcılardan çok neyimciler bizi eden sinir
hep geri duvara yaslanmış unutamayan dünü.
kafiye kaygısındakiler eden şiiri kötü
gören eden yok aslında önümüz açık
hep geri duvara yaslanmış unutamayan dünü
ağlamayanı yok insanlardan doğanı, kadar ölene
belki bu yüzden kıskanılır gülene, birinin ölümü
nasıldımcılardan çok neyimciler bizi eden sinir
hep geri duvara yaslanmış unutamayan dünü.
hermann hesse'e göre; şiir, dünyanın benliğe yansıması, benliğin dünyaya cevabıdır. tamamiyle bilinen bir yalnızlaşmanın, bilinci, şikayeti ve oyunudur.
her satırda ölümü öldürmektir..
Hislerin kelimelere döküldüğü,iç sesin konuşturulabildiği edebi eserlerdir.
kelimeler.. kelimeler.. kelimeler...
söylersen deli, yazarsan şair dedirten düşüncelerin vücut bulmuş hali.
batıda da, bizde de, şiiri denemeden, öteki türlerde doğrudan tanınmış yazarlar göstermek hiç de güç değildir. ama şiir, sözcük kuyumculuğu olduğuna göre, bu deneyimden romanda, öyküde, oyunda yararlanılabileceği söylenebilir; ancak bu, romanın, öykünün, oyunun şiirden çıktığı, çıkacağı anlamını taşımaz hiç de. tam tersine, bütün yazınsal türler, ancak kendilerine özgü temeller üzerine kurulabilir. t s eliot'un koşuk oyun denemesi, geleneği yaşatmak kaygısından kaynaklanıyordu ve düz söze güvensizliğini yansıtıyordu. oysa ahmet muhip dıranas, oyunlarında, kişilerini kendi şiiri gibi konuşturmak hevesinden kendini alamaz. necip fazıl kısakürek de bu eğilimi taşır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar