bugün
- ben tevratı da okudum incili de11
- cadılar bayramı kutlamayan geri zekalılar8
- çaykur'un türk çayı ibaresini kaldırması8
- kemal sunal'ın en kötü filmi8
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması13
- beşiktaşlı erkeklerin çok iyi sevişmesi4
- sözlük kürdü54
- ananı mı dinlersin karıyı mı7
- millette manyak para var13
- volkswagen passat7
- türkiyeli kahvesi6
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler31
- fon krizi kimin üstüne yıkılacak16
- traş olmaya üşenmek3
- kezoların boş lafları3
- adalet ve kalkınma partisi3
- esra'yı aç esra'yı8
- devlet bahçeli'nin il olmasını önerdiği 19 ilçe10
- türklerin abartılmış bir ırk olması4
- ilkokulda dayak yemiş efsanevi nesil10
- sözlük sosyal medya mı4
- köy göçüren mantarı3
- tuğla kitap okumak3
- mustafa sarıgül'ün berberle ilşkisi çıkması4
- karton toplayan cocuk 15 temmuzda ne yapıyordu10
- cam açık uyumak7
- baban ne iş yapıyordu2
- cadılar bayramı kutlayan kız9
- klozette borudan fare gelecek korkusu2
- tavuk olmasa bu kadar insan ne yiyecekti7
- yaşıyor musunuz uludağ sözlük2
- 30 liraya satılan tavuk döner9
- incil karakterlerinden hangisi size yakışır3
- terkedilen kiklop kezo2
- didem soydan8
- sözlükteki halloween kavgası5
- asgari ücret8
- kitap okuyamamak4
- dünya sefalet endeksi nde türkiye'nin yeri5
- osman pamukoğlu14
- istanbul14
- boş yolda kırmızı ışıkta beklemek11
- cansu taşkın2
- türklerin ırkçı olması8
- pipisiyle düşünenler buraya3
- ismail kartal25
- enses ilişkiyi savunan tc erkeği11
- sözlükteki kızların bilgisiz olması23
- yogartiksen4
- arkadaş edinme yolları5
çocukluğumuzda pinokyo ile eşleştirdiğimiz bir kavramdır. büyüdükçe işin boyutları büyür, ciddileşir. sevgiliniz pembe yalanlar başlığı altında yalanlar söyler ama siz hepsini bilirsiniz sadece yüzgöz olmamak için bildiğinizi demezsiniz.
3 e ayrılır...
aldatmak için,pembe yalan,ve kenan doğulu deyimi olan beyaz yalan...
aldatmak için,pembe yalan,ve kenan doğulu deyimi olan beyaz yalan...
"birilerinin gerçeklerle kirlettiği güzel hikayelerdir."
ne eksik, ne fazla.
ne eksik, ne fazla.
candan erçetin'den önce ibrahim tatlıses şarkısıdır.ne kadar ürün sahibini beğenmesek de bu şarkı her rakı masası playlistinde ilk 5 e girmesi zorunludur.
(bkz: çocuksu bir sevinç başlar içimde)
(bkz: çocuksu bir sevinç başlar içimde)
(bkz: silah kötüdür)
dünyada bir insana yapılabilecek en kötü şeyin öznesi. ama daha kötüsü ve en cezayı hak edeni, bu sebeple hayatı mahvolmuş bir insanın tüm uyarılarına rağmen gözünün içine baka baka hayati bir meselede yalan söylenmesi, hayatının mahvolmuş dönemlerine geri dönmesine, yeniden doktor kapılarına düşmesine sebep olmaktır. bunun bedelini kim hangi dünyada öder bilemiyorum. (biraz aklı biraz vicdanı, biraz insafı olan herkes için kim haksızlığa uğramış, kim nasıl uyuyor, kim kimi tanıdığına ve hayatına soktuğuna pişman, kim insanlıktan nasibini almamış, bu muhasebeyi yapmak artık daha kolay.)
Yalan zeka işidir, Dürüstlük ise cesaret. Eğer zekan yetmiyorsa yalan söylemeye, Cesaretini kullanıp dürüst olmayı dene.
Victor Hugo
Victor Hugo
eğer iki tarafta söylenilen yalandan zarar görmüyorsa o yalan yalan değildir.
"soranlara unuttum diyorum adı neydi hatırlamıyorum ben artık sevmiyorum" sözleriyle beni benden alan haluk levent şarkısı.
affedilemeyen hatalar listesine yukarılardan giriş yapan bir kavramdır.
büyürken insana o kadar çok yalan anlatılır ki. saysan sayılmaz. karanlıktan öcü geldiği, annesinin elini sokakta tutmayan çocukların cehennemde yanacağı, tabakta bırakılan lokmaların arkamızdan ağlayacağı falan filan.
annelerimiz bizi korumak amaçlı söylerdi bu yalanları. küçük çocuk tabi durdan anlamaz sustan anlamaz. anlayacağı tek şey cezadır. onlar da kendilerinin de çocuk olduğunu unutup bir yetişkinin görevini yerine getirir ve yalan-korku imparatorluğunda bizleri yetiştirdiler.
hayata, arkadaşlığa, doğruya, yanlışa, sekse, ilişkilere ve hatta dine dair o kadar yalan söylendi ki bu yalanlar olmadan yaşayamaz olduk. çünkü o yalanlarla öğrendik abc yi. hayatı öyle tanıdık. sevgili dostum avon barksdale'ın da dediği gibi "i am a gangster and i want my corners" biz sadece yalanlarımızla mutlu küçük çocuklardık. doğru olanla kirlensin istemedik yalan dünyamız. aslında istediğimiz kendi mutlu dünyamızın yıkılmamasıydı. ona o kadar bağlandık ki. dünyamız o ya dünyamız. atıyorum ilk aşkı keşfedeceğin 14 yaşına kadar olan dünyan.
sonra bir anda her şey yıkıldı. hayat, kendi doğrularını zorla vura vura kabul ettirdi. etmek zorunda kaldık. yetiştiğimiz ev gibi değildi dışarısı. ve şimdi düşünüyorum acaba annelerimiz bize o kadar yalanı bunu bildikleri halde mi söylediler. yani bir gün onlar da hayatın doğruyu yanlışı sike sike bize öğreteceğinin farkındaydılar da sadece küçük çocuklarını korumak için daha rahat etmemiz ve etmeleri için bu yalanları bilerek mi söylediler.
kendi basit hayatlarımıza çok mu anlam veriyoruz acaba. dünya için en ufak bir önemi olmayan küçücük beyinlerimiz ve egolarımız o kadar çok ele geçirmiş ki bizi. yaşamın şifresi bu belki de. o cansız kayalardan tek hücreliler bu gizli egoları sayesinde mi evrildi acaba. fakat şu kesin ki insanlık olarak kendimizi nereye koyduysak asıl en büyük yalan bu.
ve sözlük artık biliyorum ki hayatın doğrusu tek. zamanı geldiğinde o da senin dünyanı yıkarak kendi doğrusunu sana o kadar güzel anlatıyor ki. hayran kalıp zevk almaya bakmaktan başka elinden bir şey gelmiyor. bir şey tecrübe ediyorsun ve hayata dair bildiğin her şey yıkılıyor. ne muhteşem ve ne korkunç. yaşamak bu lan sözlük. her an yeni bir şeyler öğrenmek ve her kurduğun dünyanın aslında boktan birer pembe hayal olduğunu sanmak mı? sanırım öyle
ama sözlük ben kendi çocuğuma yalan söylemeyecek. hayatın onu benim beynime tecavüz ettiği gibi etmesine izin vermeyeceğim. ona her şeyi en ince detayına kadar doğrusu neyse anlatacağım. leylek nedir bilmeyecek. öcü nedir bilmeyecek. evet belki kafası gözü yarılacak bu yüzen çok yaramaz da bir çocuk olacak fakat sözlük inan ki bedenin yarası geçiyor. ruhtaki geçmiyor. üstündeki bu yenilmişlik hissini atmak o kadar zor ki. ben ona asla yalanları anlatmayacağım. evet hayat ona da dersler verecek ben bunun önüne geçemem ama o en azından belirli bir mesafeden başlayacak. babasının kaldığı yerden.
beyinlerimize o kadar yalan sokmuşlar ki yıkıp atmak o kadar zor ki. işte bu yüzden de güzel bir yandan. yenilenmek başka bir insana evrilmek. yalanlardan başka yalanlara akmak. hayatın göreceli doğruları arasında dolaşmak. yaşamak güzel lan sözlük. ama çoktan unuturdum ben seni ah bu şarkıların gözü kör olsun.
hayat gailesiymiş oymuş buymuş hepsi yalan.
bir nefestir alacağın
o da boştur boş.
annelerimiz bizi korumak amaçlı söylerdi bu yalanları. küçük çocuk tabi durdan anlamaz sustan anlamaz. anlayacağı tek şey cezadır. onlar da kendilerinin de çocuk olduğunu unutup bir yetişkinin görevini yerine getirir ve yalan-korku imparatorluğunda bizleri yetiştirdiler.
hayata, arkadaşlığa, doğruya, yanlışa, sekse, ilişkilere ve hatta dine dair o kadar yalan söylendi ki bu yalanlar olmadan yaşayamaz olduk. çünkü o yalanlarla öğrendik abc yi. hayatı öyle tanıdık. sevgili dostum avon barksdale'ın da dediği gibi "i am a gangster and i want my corners" biz sadece yalanlarımızla mutlu küçük çocuklardık. doğru olanla kirlensin istemedik yalan dünyamız. aslında istediğimiz kendi mutlu dünyamızın yıkılmamasıydı. ona o kadar bağlandık ki. dünyamız o ya dünyamız. atıyorum ilk aşkı keşfedeceğin 14 yaşına kadar olan dünyan.
sonra bir anda her şey yıkıldı. hayat, kendi doğrularını zorla vura vura kabul ettirdi. etmek zorunda kaldık. yetiştiğimiz ev gibi değildi dışarısı. ve şimdi düşünüyorum acaba annelerimiz bize o kadar yalanı bunu bildikleri halde mi söylediler. yani bir gün onlar da hayatın doğruyu yanlışı sike sike bize öğreteceğinin farkındaydılar da sadece küçük çocuklarını korumak için daha rahat etmemiz ve etmeleri için bu yalanları bilerek mi söylediler.
kendi basit hayatlarımıza çok mu anlam veriyoruz acaba. dünya için en ufak bir önemi olmayan küçücük beyinlerimiz ve egolarımız o kadar çok ele geçirmiş ki bizi. yaşamın şifresi bu belki de. o cansız kayalardan tek hücreliler bu gizli egoları sayesinde mi evrildi acaba. fakat şu kesin ki insanlık olarak kendimizi nereye koyduysak asıl en büyük yalan bu.
ve sözlük artık biliyorum ki hayatın doğrusu tek. zamanı geldiğinde o da senin dünyanı yıkarak kendi doğrusunu sana o kadar güzel anlatıyor ki. hayran kalıp zevk almaya bakmaktan başka elinden bir şey gelmiyor. bir şey tecrübe ediyorsun ve hayata dair bildiğin her şey yıkılıyor. ne muhteşem ve ne korkunç. yaşamak bu lan sözlük. her an yeni bir şeyler öğrenmek ve her kurduğun dünyanın aslında boktan birer pembe hayal olduğunu sanmak mı? sanırım öyle
ama sözlük ben kendi çocuğuma yalan söylemeyecek. hayatın onu benim beynime tecavüz ettiği gibi etmesine izin vermeyeceğim. ona her şeyi en ince detayına kadar doğrusu neyse anlatacağım. leylek nedir bilmeyecek. öcü nedir bilmeyecek. evet belki kafası gözü yarılacak bu yüzen çok yaramaz da bir çocuk olacak fakat sözlük inan ki bedenin yarası geçiyor. ruhtaki geçmiyor. üstündeki bu yenilmişlik hissini atmak o kadar zor ki. ben ona asla yalanları anlatmayacağım. evet hayat ona da dersler verecek ben bunun önüne geçemem ama o en azından belirli bir mesafeden başlayacak. babasının kaldığı yerden.
beyinlerimize o kadar yalan sokmuşlar ki yıkıp atmak o kadar zor ki. işte bu yüzden de güzel bir yandan. yenilenmek başka bir insana evrilmek. yalanlardan başka yalanlara akmak. hayatın göreceli doğruları arasında dolaşmak. yaşamak güzel lan sözlük. ama çoktan unuturdum ben seni ah bu şarkıların gözü kör olsun.
hayat gailesiymiş oymuş buymuş hepsi yalan.
bir nefestir alacağın
o da boştur boş.
dolan ve yılan ile kafiyeli kelime.*
koşulsuz itaat bekleyen toplumun bireyde yarattığı etkilerden biridir yalan.
mevlana, tebriz sokaklarında üstadı şems'i ararken berduşun teki adresini vermiş. mevlana bunun üzerine göz kamaştıran cüppesini çıkartıp berduşun sırtına koymuş.
aman, demişler, ne yapıyorsunuz, yalan söylediği her halinden belli; öyle bir mahalle, öyle bir sokak yok tebriz'de! gülmüş mevlana:
"ben cüppemi onun yalanıyla bana kurdurttuğu hayale verdim, gerçekten şems'in yerini söyleseydi canımı verirdim!"
aman, demişler, ne yapıyorsunuz, yalan söylediği her halinden belli; öyle bir mahalle, öyle bir sokak yok tebriz'de! gülmüş mevlana:
"ben cüppemi onun yalanıyla bana kurdurttuğu hayale verdim, gerçekten şems'in yerini söyleseydi canımı verirdim!"
duman'ın bir başka şaheseri.
herkesin enaz bir kez kullandığı, söylendiği andan itibaren tedirgin eden şeydir. * ortaya çıktığında başka bir yalanla kapatılmaya çalışılan zincirlemedir. gerek yoktur!
birazdan bilgisayarı kapıyorum demektir.
fark edildiği an olay mahallinden sessizce ayrılmalı insan ve karşılaşmamalı bir daha o şahsiyetle.
yalanın azı çoğu, küçüğü büyüğü olmaz.
yalancılara boyun eğmeyin derim a dostlar.
yalanın azı çoğu, küçüğü büyüğü olmaz.
yalancılara boyun eğmeyin derim a dostlar.
hayatımızın her alanında bulanan, olmazsa olmaz bir kavramdır. yalanın en güzel yanı, onu güzel ve iyi bir biçimde kullanabilmektir. yalan olmazsa hayatta olmaz. ayrıca yalan söylemeyi beceremeyen insanlar her zaman hayatta çok zor durumların içerisinde kendilerini bulurlar.
herkesin soyadıdır bu. benim ön adım; pembe kuyruklu. sizin ön adlarınız ne peki?
yalan söylemem diyen yalancıdır aslında.
yalan sakıncalı değildir eğer başkasının hayatını etkileyecek kadar büyük değilse.
yalan sakıncalı değildir eğer başkasının hayatını etkileyecek kadar büyük değilse.
eşanlamlısı uydurmacadır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar