bugün
- nickten isim tahmini yapmak72
- bir hevesle alınıp kullanılmayan şeyler16
- hikayeyi devam ettir30
- kalabalıklar içinde yalnız olmak10
- arkadaşlar bir bakar mısınız9
- yazarlara göre olması gereken insan ömrü süresi8
- hayattan zevk alamamak15
- erkeklerin obur olduğu algısı18
- gocunun nerede olması12
- kurbağa öpüp prens beklemek14
- rüyamda kadın olmuştum6
- uyumayın konuşalım5
- pizzada ince hamur tercih eden erkek12
- insanlar nasıl arkadaş ediniyor6
- pizzanın ortasındaki yuvarlak plastik şey12
- uysaljakoben16
- ayınan mıyorum ayınan mıyorum17
- temiz nevresimler içinde uyumak4
- 32 yaş evlenmek için çok mu erken8
- yazarların öldükten sonraki planları4
- yeşilçam filmi izlemek6
- habire12 adamdır37
- biber dolması olsa da yesek5
- türk kızlarına bir öğüt bırak4
- yazarların sözlükte bulunma amaçları4
- insana kendini güvende hissettiren şeyler4
- yazın dışarı çıkmanın zorluğu4
- sözlüğün en yakışıklı yazarı olmak3
- yeni parti50
- fakesi çaylak yiyen yazarın dramı4
- makine mühendisliği3
- mesajlara geç cevap veren insanlar3
- spora yeni başlayacaklara tavsiyeler3
- ailevi değerlere dil uzatan insanımsılar5
- sokakta kavga teknikleri3
- sözlüğe yön veren kutup yıldızı yazarlar4
- gecenin bu saatinde acıkmak3
- habire1259
- true'nin kadın yazarlara bakıp 31 çekmesi6
- bütün güzel kızların kapılmış olması5
- gün boyu sözlükte birbirini yalayan tipler7
- yazarların zeka seviyeleri7
- başlık altında laf sokmaya çalışan tipler3
- sözlük profiline fotoğraf koyan yazarın asıl amacı7
- mesajlaşılan kızın silik yemesi3
- cem küçük5
- erector eski nesil hesapları nereden buluyor6
- arkadaşlar şeftali yer miyiz8
- nick vermeden bir yazara seslen16
- cioran neden intihar etmedi3
Gelgit gibidir bir erkeğin ilişkileri... selde sürüklenir, kaderine doğru...
ihmal edilmiştir hayatlarının seferi, mahkumdur karaya oturmaya, sefalete.
Öylesine büyük bir okyanusta yüzüyoruz işte...
Ve arkamıza almalıyız akıntıyı, hâlâ bizden yanayken...
Yoksa kaybederiz şansımızı, her şeyden önemlisi.
ihmal edilmiştir hayatlarının seferi, mahkumdur karaya oturmaya, sefalete.
Öylesine büyük bir okyanusta yüzüyoruz işte...
Ve arkamıza almalıyız akıntıyı, hâlâ bizden yanayken...
Yoksa kaybederiz şansımızı, her şeyden önemlisi.
soyadını bir türlü yazamadığım ve her defasında bunu mu demek istediniz yazısıyla karşılaştığım büyük insan.
yıldızların bile kaybolduğu
karanlık bir sonbahar gecesindeyim
hafif yağan bir yağmur var
gökyüzündeki aşk melekleri ağlıyor sanki
öylesine huzur veren bir yağmur
bütün dertlerimi alsın diye
sırılsıklam olana kadar dolaşıyorum
başıboş bir halde bir iki avareyle
gözlerimde çaktığını zannettiğim şimşekler
aslında gökyüzündeki uyanışa bir işaret
"hey insan gülümse, yakaladım seni,
ömrünün bir fotoğrafını çektim" der gibi
bir o buluttan bir bu buluta çakan şimşekle
aydınlanıp duruyor gökyüzü
sank, sıra sende dercesine üzerime geliyorlar
bütün sessizliği "ben sizden değilim gelmeyin üzerime" diyerek ben bozuyorum
aslına bakarsan bende onlardanım
onların su damlaları benim gözyaşlarım
onların şimşekleri benim feryatlarım
onların gökyüzü, benim için ise sen vardın
gökyüzünü kaybetmiş bir bulut
çaresizce ne yapardı bilmem ama
ben hala seni arıyorum kar kraliçem...
karanlık bir sonbahar gecesindeyim
hafif yağan bir yağmur var
gökyüzündeki aşk melekleri ağlıyor sanki
öylesine huzur veren bir yağmur
bütün dertlerimi alsın diye
sırılsıklam olana kadar dolaşıyorum
başıboş bir halde bir iki avareyle
gözlerimde çaktığını zannettiğim şimşekler
aslında gökyüzündeki uyanışa bir işaret
"hey insan gülümse, yakaladım seni,
ömrünün bir fotoğrafını çektim" der gibi
bir o buluttan bir bu buluta çakan şimşekle
aydınlanıp duruyor gökyüzü
sank, sıra sende dercesine üzerime geliyorlar
bütün sessizliği "ben sizden değilim gelmeyin üzerime" diyerek ben bozuyorum
aslına bakarsan bende onlardanım
onların su damlaları benim gözyaşlarım
onların şimşekleri benim feryatlarım
onların gökyüzü, benim için ise sen vardın
gökyüzünü kaybetmiş bir bulut
çaresizce ne yapardı bilmem ama
ben hala seni arıyorum kar kraliçem...
Aslında hiçbirşey iyi veya kötü değildir. Herşey bizim onlar hakkında ne düşündüğümüze bağlıdır diyen kişidir.
kölen olmuşum senin, elden başka ne gelir
gece gündüz el pençe divanım buyruğuna
geçirdiğim saatler baştan başa bir hiçtir
sen buyurmuş değilsen çabalarım boşuna
senin için, sultanım, saatleri gözlerken
ben kimim ki küseyim sonu gelmez günlere
kara kara düşünmem, acı çekmem özlerken
uğurlar olsun dersen kölene sen bir kere
ben kimim ki kıskanıp kuşkulanıp sorayım
kimle içli dışlısın, nedir yaptığın işler
derdim günüm put gibi düşünmeden durayım
mutlu kıldıklarını bilmek içime işler
öyle körkütük sadık bir köledir ki sevda
seni kötü göremez bin kötülük yapsan da
gece gündüz el pençe divanım buyruğuna
geçirdiğim saatler baştan başa bir hiçtir
sen buyurmuş değilsen çabalarım boşuna
senin için, sultanım, saatleri gözlerken
ben kimim ki küseyim sonu gelmez günlere
kara kara düşünmem, acı çekmem özlerken
uğurlar olsun dersen kölene sen bir kere
ben kimim ki kıskanıp kuşkulanıp sorayım
kimle içli dışlısın, nedir yaptığın işler
derdim günüm put gibi düşünmeden durayım
mutlu kıldıklarını bilmek içime işler
öyle körkütük sadık bir köledir ki sevda
seni kötü göremez bin kötülük yapsan da
Dünyaya bir daha hiçbir zaman onun gibisi gelmicek olan ingiliz şair ve tiyatro oyun yazarıdır. En bilinen oyunu romeo ve juliettir.
Hayalinle açık kalsın ağırlaşan göz kapaklarım,
Baksın dursun mu istiyorsun...ağırlaşan geceye ?
Durmadan bölünsün mü yani sence uykularım,
Sana benzer gölgeler oynaşırken...
Gözlerimin önünde?
Yoksa yanıma kendi yerine
Ruhunu mu gönderiyorsun,
Yuvasından böyle uzakta ne yaptığımı gözlesin de,
Ayıplarımı yakalasın,
Nasıl aylaklık ettiğimi görsün,
Kıskançlığına yön versin, hedef göstersin diye.
Yok yok aşkın büyükse de o kadar da değil şu an
Gözlerimi hep açık tutan, benim aşkım aslında
Benim şaşmaz aşkım yine, diriliğimi bozan,
Durup dinlenmeden bekçilik ettiren senin uğruna,
Senin nöbetindeyim ben,
Başka yerde sen uyanıkken
Benden çok uzaklarda...
Başkalarına yakınken... *
(bkz: 61 Sone)
Hayalinle açık kalsın ağırlaşan göz kapaklarım,
Baksın dursun mu istiyorsun...ağırlaşan geceye ?
Durmadan bölünsün mü yani sence uykularım,
Sana benzer gölgeler oynaşırken...
Gözlerimin önünde?
Yoksa yanıma kendi yerine
Ruhunu mu gönderiyorsun,
Yuvasından böyle uzakta ne yaptığımı gözlesin de,
Ayıplarımı yakalasın,
Nasıl aylaklık ettiğimi görsün,
Kıskançlığına yön versin, hedef göstersin diye.
Yok yok aşkın büyükse de o kadar da değil şu an
Gözlerimi hep açık tutan, benim aşkım aslında
Benim şaşmaz aşkım yine, diriliğimi bozan,
Durup dinlenmeden bekçilik ettiren senin uğruna,
Senin nöbetindeyim ben,
Başka yerde sen uyanıkken
Benden çok uzaklarda...
Başkalarına yakınken... *
(bkz: 61 Sone)
bünyesi şiirle uyuşmayan bana, şiiri sevdirmiş ulu insan.
a tree grows in broklyn romanında, kızımız francie, doğum yapacak olan annesine ne istediğini sorar. w.shakespeare'den bir sayfa der annesi. ve o satırlarda hayatımın en güzel şiirini okuyan ben, bu adamın hastası olurum.
"ay parlıyor işte böyle bir gece
tatlı rüzgar hafifçe öperken ağaçları
sessiz sessiz
işte böyle bir geceydi
sanırım
trolius tırmanmış truva surlarını
cressidanın yattığı yunan çadırlarına
doğru derin bir ah çekmişti"
bunu okuduktan sonra rüzgarı hissetmeyen olabilir mi? ne zaman okumasam o geceyi canlandırabiliyorum.
a tree grows in broklyn romanında, kızımız francie, doğum yapacak olan annesine ne istediğini sorar. w.shakespeare'den bir sayfa der annesi. ve o satırlarda hayatımın en güzel şiirini okuyan ben, bu adamın hastası olurum.
"ay parlıyor işte böyle bir gece
tatlı rüzgar hafifçe öperken ağaçları
sessiz sessiz
işte böyle bir geceydi
sanırım
trolius tırmanmış truva surlarını
cressidanın yattığı yunan çadırlarına
doğru derin bir ah çekmişti"
bunu okuduktan sonra rüzgarı hissetmeyen olabilir mi? ne zaman okumasam o geceyi canlandırabiliyorum.
bünyesi şiirle uyuşmayan bana, şiiri sevdirmiş ulu insan.
a tree grows in brooklyn romanında, kızımız francie, doğum yapacak olan annesine ne istediğini sorar. w.shakespeare'den bir sayfa der annesi. ve o satırlarda hayatımın en güzel şiirini okuyan ben, bu adamın hastası olurum.
"ay parlıyor işte böyle bir gece
tatlı rüzgar hafifçe öperken ağaçları
sessiz sessiz
işte böyle bir geceydi
sanırım
trolius tırmanmış truva surlarını
cressidanın yattığı yunan çadırlarına
doğru derin bir ah çekmişti"
bunu okuduktan sonra rüzgarı hissetmeyen olabilir mi? ne zaman okusam o geceyi canlandırabiliyorum.
a tree grows in brooklyn romanında, kızımız francie, doğum yapacak olan annesine ne istediğini sorar. w.shakespeare'den bir sayfa der annesi. ve o satırlarda hayatımın en güzel şiirini okuyan ben, bu adamın hastası olurum.
"ay parlıyor işte böyle bir gece
tatlı rüzgar hafifçe öperken ağaçları
sessiz sessiz
işte böyle bir geceydi
sanırım
trolius tırmanmış truva surlarını
cressidanın yattığı yunan çadırlarına
doğru derin bir ah çekmişti"
bunu okuduktan sonra rüzgarı hissetmeyen olabilir mi? ne zaman okusam o geceyi canlandırabiliyorum.
"yiğitlik intikam almak değil , tahammül etmektir..."
william shakespeare
william shakespeare
eserlerinin francis bacon a ait olduğu iddia edilen şair-yazar.
"kuş tüyü bir yatağın keskinliğinde hayatım tehlikede" diyor.
üstün açık kalmıştır ciğerparem.
üstün açık kalmıştır ciğerparem.
'' Korkudan sahnede eli ayağına dolaşıp,
Rolünü şaşıran kötü bir oyuncu misali;
Ya da azdıkça içine sığmayan öfkesi taşıp
Kendi yüreğini zayıf düşüren çılgın biri gibi,
Unutuyorum, kendime güvenim olmadığından mutlaka,
Tam olarak söylemeyi aşk oyununun sözlerini;
Ve aşkımın yükü öylesine ağır geliyor ki bana,
Kendi aşkımın gücü karşısında eziliyorum sanki.
O halde, nedemek istediğimi bakışlarım anlatsın,
Konuşan gönlümün sessiz sözcüsü olsun onlar;
Aşkımı onlar açığa vursun, derdime çare arasın;
Öyle ki, hiç kalsın yanında, durmadan konuşanlar.
Ah, sessiz aşk neler yazmış, öğren artık okumayı,
Aşkın sırrına ermişler bilir gözleriyle duymayı... ''
(bkz: William Shakespeare)
Rolünü şaşıran kötü bir oyuncu misali;
Ya da azdıkça içine sığmayan öfkesi taşıp
Kendi yüreğini zayıf düşüren çılgın biri gibi,
Unutuyorum, kendime güvenim olmadığından mutlaka,
Tam olarak söylemeyi aşk oyununun sözlerini;
Ve aşkımın yükü öylesine ağır geliyor ki bana,
Kendi aşkımın gücü karşısında eziliyorum sanki.
O halde, nedemek istediğimi bakışlarım anlatsın,
Konuşan gönlümün sessiz sözcüsü olsun onlar;
Aşkımı onlar açığa vursun, derdime çare arasın;
Öyle ki, hiç kalsın yanında, durmadan konuşanlar.
Ah, sessiz aşk neler yazmış, öğren artık okumayı,
Aşkın sırrına ermişler bilir gözleriyle duymayı... ''
(bkz: William Shakespeare)
neoklasik tiyatro ile sınırlanmayacak nitelikte çağların ötesine seslenebilen oyun yazarıdır. bu nedenle Fransa'da uzun süre sansürata uğramıştır.
(bkz: La rouge at la noir)
(bkz: La rouge at la noir)
ingilizceye 70 küsür kelime katmıştır ve bunlar zaman içerisinde kullanılırlık görmüştür. büyük yazardır efendim.
bir savaş öncesi en gaza getirici konuşmayı yazmış oyun yazarıdır.
henry v'de, agincourt savaşı öncesi kralın yaptığı aziz crispin günü konuşması tekrar tekrar dinlenesidir.
kenneth branagh'nın 1989 yapımı henry v'in sinema uyarlamasındaki performansı: https://www.youtube.com/watch?v=OAvmLDkAgAM
WESTMORELAND: O that we now had here
But one ten thousand of those men in England
That do no work to-day!
KING: What's he that wishes so?
My cousin Westmoreland? No, my fair cousin;
If we are mark'd to die, we are enow
To do our country loss; and if to live,
The fewer men, the greater share of honour.
God's will! I pray thee, wish not one man more.
By Jove, I am not covetous for gold,
Nor care I who doth feed upon my cost;
It yearns me not if men my garments wear;
Such outward things dwell not in my desires.
But if it be a sin to covet honour,
I am the most offending soul alive.
No, faith, my coz, wish not a man from England.
God's peace! I would not lose so great an honour
As one man more methinks would share from me
For the best hope I have. O, do not wish one more!
Rather proclaim it, Westmoreland, through my host,
That he which hath no stomach to this fight,
Let him depart; his passport shall be made,
And crowns for convoy put into his purse;
We would not die in that man's company
That fears his fellowship to die with us.
This day is call'd the feast of Crispian.
He that outlives this day, and comes safe home,
Will stand a tip-toe when this day is nam'd,
And rouse him at the name of Crispian.
He that shall live this day, and see old age,
Will yearly on the vigil feast his neighbours,
And say 'To-morrow is Saint Crispian.'
Then will he strip his sleeve and show his scars,
And say 'These wounds I had on Crispian's day.'
Old men forget; yet all shall be forgot,
But he'll remember, with advantages,
What feats he did that day. Then shall our names,
Familiar in his mouth as household words-
Harry the King, Bedford and Exeter,
Warwick and Talbot, Salisbury and Gloucester-
Be in their flowing cups freshly rememb'red.
This story shall the good man teach his son;
And Crispin Crispian shall ne'er go by,
From this day to the ending of the world,
But we in it shall be remembered-
We few, we happy few, we band of brothers;
For he to-day that sheds his blood with me
Shall be my brother; be he ne'er so vile,
This day shall gentle his condition;
And gentlemen in England now-a-bed
Shall think themselves accurs'd they were not here,
And hold their manhoods cheap whiles any speaks
That fought with us upon Saint Crispin's day.
henry v'de, agincourt savaşı öncesi kralın yaptığı aziz crispin günü konuşması tekrar tekrar dinlenesidir.
kenneth branagh'nın 1989 yapımı henry v'in sinema uyarlamasındaki performansı: https://www.youtube.com/watch?v=OAvmLDkAgAM
WESTMORELAND: O that we now had here
But one ten thousand of those men in England
That do no work to-day!
KING: What's he that wishes so?
My cousin Westmoreland? No, my fair cousin;
If we are mark'd to die, we are enow
To do our country loss; and if to live,
The fewer men, the greater share of honour.
God's will! I pray thee, wish not one man more.
By Jove, I am not covetous for gold,
Nor care I who doth feed upon my cost;
It yearns me not if men my garments wear;
Such outward things dwell not in my desires.
But if it be a sin to covet honour,
I am the most offending soul alive.
No, faith, my coz, wish not a man from England.
God's peace! I would not lose so great an honour
As one man more methinks would share from me
For the best hope I have. O, do not wish one more!
Rather proclaim it, Westmoreland, through my host,
That he which hath no stomach to this fight,
Let him depart; his passport shall be made,
And crowns for convoy put into his purse;
We would not die in that man's company
That fears his fellowship to die with us.
This day is call'd the feast of Crispian.
He that outlives this day, and comes safe home,
Will stand a tip-toe when this day is nam'd,
And rouse him at the name of Crispian.
He that shall live this day, and see old age,
Will yearly on the vigil feast his neighbours,
And say 'To-morrow is Saint Crispian.'
Then will he strip his sleeve and show his scars,
And say 'These wounds I had on Crispian's day.'
Old men forget; yet all shall be forgot,
But he'll remember, with advantages,
What feats he did that day. Then shall our names,
Familiar in his mouth as household words-
Harry the King, Bedford and Exeter,
Warwick and Talbot, Salisbury and Gloucester-
Be in their flowing cups freshly rememb'red.
This story shall the good man teach his son;
And Crispin Crispian shall ne'er go by,
From this day to the ending of the world,
But we in it shall be remembered-
We few, we happy few, we band of brothers;
For he to-day that sheds his blood with me
Shall be my brother; be he ne'er so vile,
This day shall gentle his condition;
And gentlemen in England now-a-bed
Shall think themselves accurs'd they were not here,
And hold their manhoods cheap whiles any speaks
That fought with us upon Saint Crispin's day.
shakespeare'in küçük nedenlerden büyük olaylar çıkarması, trajik nedenin dışardan verildiğine inandığını gösterir. romantik sanatın bu ilk ve en büyük öncüsü, eski yunan tragedyalarının yapısına inandığı için böyle yapıyor, ama nedenleri görülür görülmez duruma getiriyordu. eski tragedyaya inandığı için mi? hayır. shakespeare vıdıvıdıcı idi, önemsiz sayılabilecek bir sözden, bir faldan bir görüntünün sözünden yola çıkarak tragedyalarını ortaya koyuyordu.
yazmış olduğu sonelerden hareketle shakespeare'in homoseksüel olduğu iddiaları vardır. ancak; kesin olarak kanıtlanmış bir durum değildir.
özellikle soneler kitabında sone 1 - sone 126 kısmı genç bir erkeğe yazılmıştır fakat bazı uzmanlar o tarihlerde şairlerin erkeklere şiirler yazıldığını ve bugünkü homoseksüellik anlayışı ile karşılaştırılmaması gerekir düşüncesindedirler.
gelgelelim; bazı sonelerdeki açık ifadeler homoseksüel olabileceği ihtimalini de kuvvetlendirmektedir. inceleyelim:
sone 20
yaradan kadın yüzü çizmiş sana eliyle
erkeklerin en hoşu, en hoş şeyler onundur
erkekleri büyüler, kadınları çıldırtır.
seni yaratmış olsa kadın olarak önce
yaradan bile çılgın bir sevgi duyacaktı
ama bir hiç uğruna fazlalık verince
varlığına doymaktan beni yoksun bıraktı.
burda göründüğü gibi, shakespeare bir erkeğe aşırı derecede methiyeler düzmüştür. fazlalık kelimesi burda penis anlamında doğal olarak ve bu durumun kendisini tam anlamda hayran olduğu o erkekle ilişkini engelliyor.
bunun gibi birçok örneğe rastlanabiliyor ilk 126 sonede. homoseksüellik iddiaları işte bu sebepten ister istemez ortaya çıkıyor tabi.
özellikle soneler kitabında sone 1 - sone 126 kısmı genç bir erkeğe yazılmıştır fakat bazı uzmanlar o tarihlerde şairlerin erkeklere şiirler yazıldığını ve bugünkü homoseksüellik anlayışı ile karşılaştırılmaması gerekir düşüncesindedirler.
gelgelelim; bazı sonelerdeki açık ifadeler homoseksüel olabileceği ihtimalini de kuvvetlendirmektedir. inceleyelim:
sone 20
yaradan kadın yüzü çizmiş sana eliyle
erkeklerin en hoşu, en hoş şeyler onundur
erkekleri büyüler, kadınları çıldırtır.
seni yaratmış olsa kadın olarak önce
yaradan bile çılgın bir sevgi duyacaktı
ama bir hiç uğruna fazlalık verince
varlığına doymaktan beni yoksun bıraktı.
burda göründüğü gibi, shakespeare bir erkeğe aşırı derecede methiyeler düzmüştür. fazlalık kelimesi burda penis anlamında doğal olarak ve bu durumun kendisini tam anlamda hayran olduğu o erkekle ilişkini engelliyor.
bunun gibi birçok örneğe rastlanabiliyor ilk 126 sonede. homoseksüellik iddiaları işte bu sebepten ister istemez ortaya çıkıyor tabi.
keskin şiirlerin adamı.
inandıramaz Aynam Yaşlandığıma Beni
inandıramaz aynam yaşlandığıma beni.
Değil mi ki doğduğunuz aynı gün gençlikle sen;
Ama örtünce vaktin kırışıkları seni
Medet umarım ömrüm bitsin diye ecelden.
Varlığına o eşsiz güzelliği giysen de
Gönlümün urbasından başka şey giyemezsin.
Yüreğim sende çarpar, yüreğin çarpar bende:
Demek ki bana göre yaşlısın diyemezsin.
Onun için, sevgilim, kendine bakman gerek,
Nasıl ki ben bir hiçim bakmak dururken sana,
Yüreğin bende diye üstüne titreyerek
Olmuşum yavrusunu esirgeyen bir ana.
Gönlüne bel bağlama gönlümü yok edersen,
Geri almak yok diye onu verdin bana sen.
1564
William Shakespeare
inandıramaz Aynam Yaşlandığıma Beni
inandıramaz aynam yaşlandığıma beni.
Değil mi ki doğduğunuz aynı gün gençlikle sen;
Ama örtünce vaktin kırışıkları seni
Medet umarım ömrüm bitsin diye ecelden.
Varlığına o eşsiz güzelliği giysen de
Gönlümün urbasından başka şey giyemezsin.
Yüreğim sende çarpar, yüreğin çarpar bende:
Demek ki bana göre yaşlısın diyemezsin.
Onun için, sevgilim, kendine bakman gerek,
Nasıl ki ben bir hiçim bakmak dururken sana,
Yüreğin bende diye üstüne titreyerek
Olmuşum yavrusunu esirgeyen bir ana.
Gönlüne bel bağlama gönlümü yok edersen,
Geri almak yok diye onu verdin bana sen.
1564
William Shakespeare
isminin anlamı şudur:
william: arzulu, istekli miğferli.
shakespeare: mızrakçı.
toplamı ise şudur: acaip arzulu fena istekli, miğfer giymiş, mızrak da yapan kişi demektir efennim !
william: arzulu, istekli miğferli.
shakespeare: mızrakçı.
toplamı ise şudur: acaip arzulu fena istekli, miğfer giymiş, mızrak da yapan kişi demektir efennim !
Bu denli ünlü ve unutulmaz olmasına karşılık hayatına dair neredeyse hiç bir bilgi elde edilemeyen dahi şairdir.Aynı zamanda Shakespeare ingilizcesi denen harika (!) kullanımı üniversite öğrencilerimizin önüne sunan okunası şairdir.
Aşkın en gerçek tarifini "troilos ve kressida"dan dillendirir:
"aşkın korkunçluğu madam; istemin sonsuz, edimin sınırlı olmasındadır. aşkta arzu sonsuzdur, eylem ise sınırlı mı sınırlıdır."
"aşkın korkunçluğu madam; istemin sonsuz, edimin sınırlı olmasındadır. aşkta arzu sonsuzdur, eylem ise sınırlı mı sınırlıdır."
Sevgilim doğruyu söylediğine yemin ederse, ona inanırım. Yalan söylediğini bildiğim halde.
Shakespeare'e ait bir sözdür. daha ne söylenebilirki bu sözün üstüne.
Shakespeare'e ait bir sözdür. daha ne söylenebilirki bu sözün üstüne.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar