bugün
- mamut avlayıp ev geçindiren efsanevi nesil9
- kaç ayda bir banyo oluyorsunuz17
- mekke anlaşması14
- bana gel film izleriz diyen erkek16
- iyi parti'nin çerçeve yasaya muhalefet şerhi3
- merfulu4
- pkklıların salıverilmesine uludağ sözlüğün tepkisi19
- bakan göktaş'tan şehit ailelerine müjde3
- kavalali mehmet ali pasa4
- arkadaşlar nasılsınız11
- sigaranın yanına çay kahve dışında alternatifler7
- yakışıklı erkeklerin sürekli çaylak olması13
- sözlük yazarlarına bir şey söyle8
- halk başkanlık sistemini istiyor2
- cansever18
- simko317
- türkiye'ye en uygun yönetim şekli islami komünizm3
- gece yolda yürürken çöpten fırlayan adam5
- şort giyen genç kıza saldıran yaşlı kadın31
- gratisin içini merak etmek5
- futbol24
- açlık krizi nasıl bastırılır8
- sözlük yazarlarının 1999 yılından beklentileri5
- kendine bir soru sor5
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları15
- insan sevmemek6
- bir erkeğe en çok yakışan şey4
- arkadaşlar önce soğan mı kavrulur yoksa biber mi4
- hewal ebo9
- sözlüğün kırbacı5
- kendini atatürk ten akıllı sanan ergen türkçü7
- anın görüntüsü10
- sarapci koala7
- günlük tutan erkek13
- victor osimhen9
- tavuk pilav4
- ümit özdağ6
- kafamın içindeki sesler4
- kürtler 13 000 yıldır anadoluda yaşıyor4
- yeni parti pkk için imza atarsa nah oy alır3
- tai lung16
- pazar günü evde oturan insan4
- 07 08 2026 mekke ortak savunma anlaşması16
- komik biri olmak2
- pkklı anaları3
- galatasaray neden transfer yapamıyor16
- seküler milliyetçliğin en büyük tehlike olması5
- kadınlar denizi3
- kadınlar neden kötü araba kullanır sorunsalı14
- ders çalışmanın bazen iyi hissettirmesi2
zamanla eşdeğer bir kavramdır.
Bir sorun teşkil etmez, hatta rahatlatır bazen.
Unutamamaktır asıl koyan. Daha da kötüsü hatırlamaktır her an.
işin aslı cesaret gerektirir biraz, çünkü unutulmadığını anladığın zaman, hazmetmek zorundasın iz bırakanların asla unutulmayacağını. Yokluğunu kabullenmektir olması gereken biraz lluvia'nın dediği gibi. çünkü mevzu unutmak oldu mu iki durum vardır sadece; ya alışır ve yaşamaya devam edersin, ya da alışamaz ve edemezsin. Ne kadar zaman alırsa alışmak, acısı da o kadar iz bırakır elbet. Sabreder alışırsın, ya da sabretmez alışırsın. Ancak tatlıdır artık sonunda sana kalan bu acı. Unutulmayacağını anlamış, hazmetmiş ve alışmış olursun sonunda. Unutmak için çıktığın yolda buraya varırsın. Galiba geldiğin yerin adı mazi, elinde kalanın adı hatıra, baktığın yerin adı umut' tur artık.
Bunların toplamına da hayat diyor çoğu mantık.
Unutamamaktır asıl koyan. Daha da kötüsü hatırlamaktır her an.
işin aslı cesaret gerektirir biraz, çünkü unutulmadığını anladığın zaman, hazmetmek zorundasın iz bırakanların asla unutulmayacağını. Yokluğunu kabullenmektir olması gereken biraz lluvia'nın dediği gibi. çünkü mevzu unutmak oldu mu iki durum vardır sadece; ya alışır ve yaşamaya devam edersin, ya da alışamaz ve edemezsin. Ne kadar zaman alırsa alışmak, acısı da o kadar iz bırakır elbet. Sabreder alışırsın, ya da sabretmez alışırsın. Ancak tatlıdır artık sonunda sana kalan bu acı. Unutulmayacağını anlamış, hazmetmiş ve alışmış olursun sonunda. Unutmak için çıktığın yolda buraya varırsın. Galiba geldiğin yerin adı mazi, elinde kalanın adı hatıra, baktığın yerin adı umut' tur artık.
Bunların toplamına da hayat diyor çoğu mantık.
aslında hiç unutmamaktır...
unutma eylemi kafaya bir darbe alınmadıkça mümkün değildir.
ikinci anlamıyla unutmak, hissizleşmektir.
ikinci anlamıyla unutmak, hissizleşmektir.
Sensizdim... Diyemedim....
Gidişinin üzerinden kaç mevsim geçti, inan hatırlamıyorum. Kendimi yokluğunda kaybedeli bir ömür olmuş gibi oysa. Ne baharın kokusu, ne yazın güneşi ne de kışın ayazı anlam bulamamış yokluğunda. Sen yokken yüreğim hep ekvator iklimlerindeymiş. Ne kuzey, ne güney... Tüm dünyanın ortasında koskacaman bir yoklukmuşum.
Sensizken hiçliğimi unutabilmek için kaç iklime vurdum kendimi bir bilsen. Nasılda yaktı tenimi bilmediğim yerler, tanımadığım insanlar. Hiçliğimi unutabilmek için, hiç acımadan kendime, kurtlar sofrasının ortasına öylece bırakıverdim kendimi. Alkol kokusuna ve yalanlara bulanmış gecelerde sırf seni unutabilmek için kendimi oradan oraya vurdum. içtikçe kayboldum... Yokluğunu silmeye çalıştıkça hayattan daha çok silindim. Sen gittikten sonra hayatın kara deliklerinde kayboldum. Kendimi mahvettim... Ama seni unutamadım...
Şimdi o beni yok eden sahte hayatlardan da çektim elimi ayağımı. Sen giderken, kalbimi kaybetmiştim; o gecelere de, ruhumu, onurumu, gururumu ben kurban ettim. Şimdi varlığım koskocaman bir hiçlik. Hayatın karşısında o kadar çaresiz ve yüzsüzüm ki; yaşama sarılamayacak kadar utanıyorum artık.
içtiğim her kadehte beni bu acımasız hayatın ortasında yapayalnız bıraktığın için sana lanet edesim geliyor. Ama kıyamıyorum... Senin tüm acımasızlığına, tüm vurdumduymazlığına karşın ben hala sana kıyamıyorum. Sonra sarhoşluğu kendime zırh edinip o gözüyaşlı telefonları ediyorum sana. Sana yalan söylüyorum her bir harfimde... “Bitti” derken “ne olur beni bırakma” diye çılgınca bağırıyor içimdeki sessiz çığlıklarım. Sen duymuyorsun. Sen gelmiyorsun. Sen artık beni sevmiyorsun. Ağlıyorum...
Gidişinin üzerinden kaç mevsim geçti, inan hatırlamıyorum. Kendimi yokluğunda kaybedeli bir ömür olmuş gibi oysa. Ne baharın kokusu, ne yazın güneşi ne de kışın ayazı anlam bulamamış yokluğunda. Sen yokken yüreğim hep ekvator iklimlerindeymiş. Ne kuzey, ne güney... Tüm dünyanın ortasında koskacaman bir yoklukmuşum.
Sensizken hiçliğimi unutabilmek için kaç iklime vurdum kendimi bir bilsen. Nasılda yaktı tenimi bilmediğim yerler, tanımadığım insanlar. Hiçliğimi unutabilmek için, hiç acımadan kendime, kurtlar sofrasının ortasına öylece bırakıverdim kendimi. Alkol kokusuna ve yalanlara bulanmış gecelerde sırf seni unutabilmek için kendimi oradan oraya vurdum. içtikçe kayboldum... Yokluğunu silmeye çalıştıkça hayattan daha çok silindim. Sen gittikten sonra hayatın kara deliklerinde kayboldum. Kendimi mahvettim... Ama seni unutamadım...
Şimdi o beni yok eden sahte hayatlardan da çektim elimi ayağımı. Sen giderken, kalbimi kaybetmiştim; o gecelere de, ruhumu, onurumu, gururumu ben kurban ettim. Şimdi varlığım koskocaman bir hiçlik. Hayatın karşısında o kadar çaresiz ve yüzsüzüm ki; yaşama sarılamayacak kadar utanıyorum artık.
içtiğim her kadehte beni bu acımasız hayatın ortasında yapayalnız bıraktığın için sana lanet edesim geliyor. Ama kıyamıyorum... Senin tüm acımasızlığına, tüm vurdumduymazlığına karşın ben hala sana kıyamıyorum. Sonra sarhoşluğu kendime zırh edinip o gözüyaşlı telefonları ediyorum sana. Sana yalan söylüyorum her bir harfimde... “Bitti” derken “ne olur beni bırakma” diye çılgınca bağırıyor içimdeki sessiz çığlıklarım. Sen duymuyorsun. Sen gelmiyorsun. Sen artık beni sevmiyorsun. Ağlıyorum...
unutmak her nekadar zor olsada, gerektiginde unutabilmek lazim hemde hiç birsey hatirlamamakcasina unutmak..
bazı anlarda bilinçli olarak gerçekleştirdiğimiz eylem.
mutlu olmanın tek yolu
"mutluluk kötü bir hafıza iyi bir sağlıktan başka bir şey değildir"
"mutluluk kötü bir hafıza iyi bir sağlıktan başka bir şey değildir"
yazacağımıda unuttum arkadaş. Harbi unuttum.
yeni bir şeylerin başlamısı için gerekli olan hadise. birinden nefret ediyorsan o kişiyi hala unutamamışın demektir. ne zamanki malum şahıs hakkında tepki vermez herhangi bir his yaşamazsan o zaman unutmuşsun demektir.
- unuttun mu beni birolcan
+ adını hatırlayabilsem unutacam*
- unuttun mu beni birolcan
+ adını hatırlayabilsem unutacam*
Birini unutmak bir paradokstur. Çünkü onu unuttum demek için bile önce onu yeniden hatırlaman gerekir. gerçekten aklına ve hislerine gelmiyorsa unutmuş oluyorsun.
çok zor bir eylemdir.
ne güzel şeydir o öyle. Yaratan'ın kullarına vermiş olduğu bir güzellik olarak görülmelidir.*
hayattaki en rahatlatıcı eylemdir.*vites~~
rahatım rahatsın rahat.
rahatım rahatsın rahat.
unutmak? kimi? *
unutmak mı ? Neyi unutacaktık ki ?
Zaman lazım sadece, unutacaksın!
Nasıl unuttuysan çocukluğunu, kırılan oyuncaklarını.
Kırılan kalbini de öyle unutacaksın. Cemal Süreya
Nasıl unuttuysan çocukluğunu, kırılan oyuncaklarını.
Kırılan kalbini de öyle unutacaksın. Cemal Süreya
ne kadar da kırılmış ve ne kadar hüzünlü bir kelimeydi yokluğun. tarifini beceremediğim renkler gibi. içimi kıpır kıpır eden, biraz garibime giden, bolca sevdiğim o cümlelerin gibi.
senin ünlemelerin, benim sigaram.
ne olurdu bir yudum daha alsaydım gözlerinin ferinden? kaçıp gittiğin o şiirden, hiç mi gelmez şimdi seslerim dudaklarına? hiç mi üşümez ellerin? hiç mi gülmez yüzün artık?
tırnaklarını yiyen bir çocuğun umursamazlığı gibi, ben de bıraktım gitti hayatı, önümde uzanıp akan bir nehir gibi. gelişine yaşamak bu olsa gerek. tadı kekremsi. oysa ne çok severdim karmaşıklığını, karışıklığını. sürekli dağınık, olabildiğince göz kamaştırıcı.
saplantılı bir hal aldıktan sonra sevgi denilen şey, bırakıp gitmek en doğru olanıydı.
hayır, en kolay olanıydı.
hangimizin cesareti vardı ki geride durup gözlerimizden çıkan şimşeklere tahammül etmeye? daha kaç tel saçımız beyazlayacaktı bir tek gülümseme ve mutlu an için? ikimizin seçimleri de aynıydı. ne bir eksik ne bir fazla. uğruna savaştığımız şeyin sonundaki halimizi gördükten sonra, ki bu en acı verici kısmıydı.
bırakıp gitmekti en doğru olanı.
kaçmaktı. savaşmamak, bol bol ağlamak ve bol bol boşluğa bakmaktı. artık düşünemeyen, tek derdi incitmek olan insanlardık. gözlerin/mdeki gülümseme tad vermiyordu.
aynı şarkıya saplanmak gibiydi seni sevmek. başka bir şey dinlemeye çalışmak, ama becerememek, mahkum olmak, bundan da zevk almak gibi. evin önüne 2-3 metre karın olması gibi. can sıkıcı, ama bir o kadar da güzel!
gittin. olanca acımasızlığınla.
insan bazen söylemek istediklerini söyleyemiyor. söylemek istemiyor ya da. bu da öyle bir şeydi. gitme diyemedim. belki senin gitmeni istedim. belki de hep söylediğim gibi damarlarımdaki bir zehirdin, arınamadığım kendi başıma. gittin ve ben tek başıma kaldım.ama kalan kişi yaşayanlar ülkesindedir. kalan kişi yaşayacaktır. kalan kişi unutarak yaşayacaktır.
özlemek kutsal ise unutmak da kutsaldır.
senin ünlemelerin, benim sigaram.
ne olurdu bir yudum daha alsaydım gözlerinin ferinden? kaçıp gittiğin o şiirden, hiç mi gelmez şimdi seslerim dudaklarına? hiç mi üşümez ellerin? hiç mi gülmez yüzün artık?
tırnaklarını yiyen bir çocuğun umursamazlığı gibi, ben de bıraktım gitti hayatı, önümde uzanıp akan bir nehir gibi. gelişine yaşamak bu olsa gerek. tadı kekremsi. oysa ne çok severdim karmaşıklığını, karışıklığını. sürekli dağınık, olabildiğince göz kamaştırıcı.
saplantılı bir hal aldıktan sonra sevgi denilen şey, bırakıp gitmek en doğru olanıydı.
hayır, en kolay olanıydı.
hangimizin cesareti vardı ki geride durup gözlerimizden çıkan şimşeklere tahammül etmeye? daha kaç tel saçımız beyazlayacaktı bir tek gülümseme ve mutlu an için? ikimizin seçimleri de aynıydı. ne bir eksik ne bir fazla. uğruna savaştığımız şeyin sonundaki halimizi gördükten sonra, ki bu en acı verici kısmıydı.
bırakıp gitmekti en doğru olanı.
kaçmaktı. savaşmamak, bol bol ağlamak ve bol bol boşluğa bakmaktı. artık düşünemeyen, tek derdi incitmek olan insanlardık. gözlerin/mdeki gülümseme tad vermiyordu.
aynı şarkıya saplanmak gibiydi seni sevmek. başka bir şey dinlemeye çalışmak, ama becerememek, mahkum olmak, bundan da zevk almak gibi. evin önüne 2-3 metre karın olması gibi. can sıkıcı, ama bir o kadar da güzel!
gittin. olanca acımasızlığınla.
insan bazen söylemek istediklerini söyleyemiyor. söylemek istemiyor ya da. bu da öyle bir şeydi. gitme diyemedim. belki senin gitmeni istedim. belki de hep söylediğim gibi damarlarımdaki bir zehirdin, arınamadığım kendi başıma. gittin ve ben tek başıma kaldım.ama kalan kişi yaşayanlar ülkesindedir. kalan kişi yaşayacaktır. kalan kişi unutarak yaşayacaktır.
özlemek kutsal ise unutmak da kutsaldır.
"seni ne kadar çok unutmak istersem o kadar sonsuz geliyorsun." *
en son ki aşkım, içimdeki boşluğum.
"anımsadıklarımla iglili sözlerim
meme emen bir çocuğun sözlerinden bile
yetersiz kalacak bundan böyle."
"anımsadıklarımla iglili sözlerim
meme emen bir çocuğun sözlerinden bile
yetersiz kalacak bundan böyle."
unutmak: göz temizliği...
unutmak dediğinin nesi zor ki; asıl unutmak zorunda olmak koyar adama
unutmak kolay mı deme
unutursun mihribanım
oğlun kızın olsun hele
unutursun mihribanım
zaman erir kelep kelep
meyve dalında durmaz hep
unutturur birçok sebep
unutursun mihribanım
süt emerdin gündüz gece
unuttun ya büyüyünce
ha işte tıpkı öylece
unutursun mihribanım
gün geçer azalır sevgi
değişir herşeyin rengi
bugün değil yarın belki
unutursun mihribanım
düzen böyle bu gemide
eskiler yiter yenide
beni değil sen seni de
unutursun mihribanım
şarkısını aklıma getiren kelimedir unutmak.
acı ama gerçeğin adıdır unutmak.''beni değil sen seni de unutursun mihribanım'' ne kadar anlamlı ve ne kadar elemli değil mi?
unutursun mihribanım
oğlun kızın olsun hele
unutursun mihribanım
zaman erir kelep kelep
meyve dalında durmaz hep
unutturur birçok sebep
unutursun mihribanım
süt emerdin gündüz gece
unuttun ya büyüyünce
ha işte tıpkı öylece
unutursun mihribanım
gün geçer azalır sevgi
değişir herşeyin rengi
bugün değil yarın belki
unutursun mihribanım
düzen böyle bu gemide
eskiler yiter yenide
beni değil sen seni de
unutursun mihribanım
şarkısını aklıma getiren kelimedir unutmak.
acı ama gerçeğin adıdır unutmak.''beni değil sen seni de unutursun mihribanım'' ne kadar anlamlı ve ne kadar elemli değil mi?
Hayali kurulan ama asla başarılamayan büyük bir yanılsamadır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar